Tehdit suçu, bir kişinin kendisine veya yakınına gelecekte zarar verileceği bildirilerek korkutulması ve özgür iradesinin baskı altına alınmasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen suç, yüz yüze söylenen sözlerle, telefon görüşmesiyle, WhatsApp mesajıyla, sosyal medya paylaşımıyla, silah gösterilerek veya davranışlarla işlenebilir. Tehdit edilen zararın gerçekten gerçekleştirilmesi ya da mağdurun fiilen korktuğunu kanıtlaması şart değildir. Ancak söz veya davranışın, olayın koşulları içinde ciddi ve objektif olarak korkutucu nitelik taşıması gerekir.
İçindekiler
Tehdit suçunun cezası fiilin içeriğine ve işlenme biçimine göre değişir. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik temel tehdit için altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı bakımından büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidinde ise mağdurun şikâyeti üzerine iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası uygulanabilir. Silahla, birden fazla kişiyle birlikte veya kanunda sayılan diğer nitelikli biçimlerde işlenen tehdit suçunun cezası 4 Haziran 2025’ten itibaren iki yıldan yedi yıla kadar hapistir.
Tehdit Suçu Nedir?
Tehdit suçuyla korunan değer yalnızca mağdurun fiziksel güvenliği değildir. Kanun, kişinin huzur içinde yaşama, kararlarını baskı altında kalmadan verme ve hareketlerini serbestçe belirleme özgürlüğünü de korur. Bu nedenle tehdit, Türk Ceza Kanunu’nda hürriyete karşı suçlar arasında yer alır.
Tehdit edilen zarar doğrudan mağdura yönelebileceği gibi mağdurun yakınına da yöneltilebilir. “Sana zarar vereceğim” biçimindeki bir açıklamanın yanında “Çocuğuna zarar veririm” veya “Aileni yaşatmam” şeklindeki ifadeler de olayın şartlarına göre tehdit suçu oluşturabilir. Buradaki “yakın” kavramı yalnızca resmî akrabalıkla sınırlı değildir. Mağdurla arasındaki duygusal bağ nedeniyle ona yönelen tehdidin mağdur üzerinde ciddi endişe yaratmaya elverişli olduğu kişiler de değerlendirmeye alınabilir.
Tehdidin mutlaka belirli kalıp sözlerle açıklanması gerekmez. Failin davranışları, el hareketleri, gönderdiği görsel, bıraktığı işaret veya olayın tamamı gelecekte saldırı gerçekleştirileceği mesajını açıkça ortaya koyuyorsa suç gündeme gelebilir.
Tehdit Suçunun Oluşması İçin Hangi Şartlar Aranır?
Mahkeme tehdit suçunun oluşup oluşmadığını değerlendirirken şu unsurların birlikte bulunup bulunmadığına bakar:
- Mağdura gelecekte gerçekleşecek bir zarar veya kötülük bildirilmiş olmalıdır.
- Tehdit mağdura ya da mağdurun yakınına yönelmelidir.
- Söz veya davranış, olayın koşulları içinde objektif olarak korkutucu olmaya elverişli olmalıdır.
- Muhatap belirli veya belirlenebilir olmalıdır.
- Fail kasten hareket etmelidir.
- Tehdit mağdurun bilgisine ulaşmalıdır.
Her Korkutucu veya Sert Söz Tehdit Suçu Oluşturur mu?
Hayır. Her kaba, öfkeli, rahatsız edici veya belirsiz söz tehdit suçu oluşturmaz. Mahkeme sözü yalnızca sözlük anlamıyla değerlendirmez; konuşmanın tamamına, tarafların ilişkisine, önceki olaylara, söyleniş biçimine ve eşlik eden davranışlara bakar.
“Sen görürsün”, “Bu iş burada bitmedi” veya “Seninle sonra görüşeceğiz” gibi ifadeler tek başına her olayda tehdit sayılmaz. Ancak failin daha önce şiddet uygulamış olması, söz sırasında silah veya bıçak göstermesi, mağduru takip etmesi ya da açıkça saldırıya hazırlanması bu ifadelerin hukuki anlamını değiştirebilir.
Buna karşılık ağır görünen bir ifade mizah, ironi veya açıkça ciddi olmayan bir bağlam içinde kullanılmışsa tehdit suçunun objektif unsurları oluşmayabilir. “Şaka yaptım” savunması ise tek başına sorumluluğu kaldırmaz; mahkeme tarafların sonradan yaptığı nitelendirmeye değil, olayın gerçekleştiği andaki koşullara bakar.
Tehdidin Gerçekleştirilebilir Olması Gerekir mi?
Failin tehdidi gerçekleştirmeye kesin olarak karar vermiş olması aranmaz. Tehdit suçunda cezalandırılan husus, mağdura gelecekte ağır bir saldırının gerçekleştirileceği mesajının verilmesidir.
Bununla birlikte açıkça imkânsız, hiçbir ciddiyet taşımayan veya failin etki alanıyla bağlantısı bulunmayan açıklamalar suç oluşturmayabilir. Mahkeme failin fiziksel imkânlarına tek başına bakmaz; sözün içeriğini, taraflar arasındaki geçmişi, failin davranışlarını, kullanılan aracı ve tehdidin mağdura ulaştırılma biçimini birlikte değerlendirir.
Fail saldırıyı bizzat gerçekleştireceğini söyleyebileceği gibi üçüncü kişileri kullanacağını da bildirebilir. “Adamlarıma söylerim” veya “Birilerine yaptırırım” şeklindeki ifadeler, diğer unsurların da bulunması hâlinde tehdit niteliği taşıyabilir.
Mağdurun Gerçekten Korkması Şart mıdır?
Hayır. Mağdurun korktuğunu ayrıca kanıtlaması, evini değiştirmesi, işe gitmemesi veya psikolojik tedavi görmesi suçun zorunlu unsuru değildir. Tehdidin objektif olarak ciddi ve korku yaratmaya elverişli olması yeterlidir.
Ancak mağdurun olaydan sonraki davranışları da dosyada dikkate alınır. Mağdurun derhâl yakınlarını araması, 112’ye başvurması, işyerinden güvenlik talep etmesi, güzergâhını değiştirmesi veya koruma kararı istemesi, tehdidin ciddiyetini gösteren destekleyici delil olabilir.
Aynı şekilde mağdurun faille daha sonra görüşmüş olması da otomatik olarak tehdidin yaşanmadığını göstermez. Aile, iş, ekonomik bağımlılık veya ortak çocuk gibi nedenlerle tarafların iletişim kurmaya devam etmesi mümkündür.
Tehdit Hangi Yollarla İşlenebilir?
Tehdit suçu serbest hareketli bir suçtur; kanun, suçun yalnızca yüz yüze söylenen sözlerle işlenmesini aramaz. Tehdit şu yollarla gerçekleştirilebilir:
- Yüz yüze sözlü açıklama
- Telefon görüşmesi
- SMS veya WhatsApp mesajı
- Instagram, X, Facebook, TikTok veya başka bir sosyal medya platformu
- E-posta
- Sesli mesaj
- Fotoğraf ya da video gönderme
- Silah, bıçak veya saldırı aracı gösterme
- Mağdurun kapısına tehdit anlamı taşıyan nesne veya işaret bırakma
- Üçüncü kişi aracılığıyla söz iletme
- Israrlı takip sırasında sergilenen davranışlar
Dolaylı Tehdit Suç Sayılır mı?
Evet. Tehdit mesajının mağdura üçüncü bir kişi aracılığıyla ulaştırılması mümkündür. Fail, sözünün mağdura iletilmesini istemiş veya bunun iletileceğini öngörerek hareket etmişse ve mesaj mağdura ulaşmışsa dolaylı tehdit gündeme gelebilir.
Buna karşılık failin özel bir konuşmada söylediği söz, iradesi dışında başkası tarafından mağdura aktarılmışsa kast ve iletişim amacı ayrıca araştırılmalıdır. Her üçüncü kişi anlatımı doğrudan failin mağduru tehdit ettiği anlamına gelmez.
Bu tür dosyalarda mahkeme sözü ilk duyan kişinin tanıklığına, mesajın neden ve nasıl iletildiğine, failin mağdura ulaşma amacına ve taraflar arasındaki önceki iletişime bakar.
Şartlı veya Koşullu Sözler Tehdit Sayılır mı?
Bir ifadenin koşula bağlanması, tehdit niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. “Şikâyetini geri çekmezsen seni öldürürüm”, “Buradan ayrılmazsan ailene zarar veririm” veya “Benimle görüşmezsen fotoğraflarını yayarım” gibi açıklamalar koşullu olmasına rağmen suç oluşturabilir.
Bununla birlikte “Borcunu ödemezsen icra takibi başlatacağım” ya da “Bu davranışı sürdürürsen savcılığa başvuracağım” gibi hukuki hakkın kullanılacağını bildiren açıklamalar kural olarak TCK 106 anlamında tehdit değildir. Ancak hukuki hakkın bildirilmesi, kişiyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir davranışa zorlamak amacıyla kullanılıyorsa şantaj dâhil başka suçlar gündeme gelebilir.
Koşullu ifadelerde bu yüzden yalnızca cümleye bakılmaz; mağdurdan istenen davranışın hukuka uygun olup olmadığı ve açıklamanın hangi amaçla yapıldığı da incelenir.
Tehdit Suçu ile Hakaret Arasındaki Fark Nedir?
Tehdit, gelecekte zarar verileceği bildirilerek mağdurun huzur ve karar özgürlüğünün bozulmasıdır. Hakaret ise kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldıran söz veya isnatları konu alır.
“Seni öldüreceğim” sözü tehdit; aşağılayıcı bir küfür ise hakaret niteliği taşıyabilir. Aynı konuşmada hem tehdit hem hakaret bulunması mümkündür. Ancak her sert veya kırıcı söz iki suçu birlikte oluşturmaz. Kullanılan ifadenin geleceğe yönelik saldırı bildirip bildirmediği ve kişilik değerlerini hedef alıp almadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Hakaret suçunun unsurları ve eleştiri ile hakaret arasındaki sınır ayrı bir yazıda açıklanmıştır.
Tehdit ile Şantaj Arasındaki Fark Nedir?
Şantajda fail, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağını ya da yapmayacağını söyleyerek mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir davranışa zorlar. Kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususları açıklayacağını söyleyen kişi de TCK 107/2 uyarınca şantajdan sorumlu tutulabilir.
Tehdit suçunda ise TCK 106’da belirtilen hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı yahut malvarlığına büyük zarar veya başka bir kötülük bildirilir.
Örneğin özel görüntüleri yayımlama tehdidiyle para istenmesi basit tehdit olarak değerlendirilmez; şantaj ve olayın özelliklerine göre başka suçlar gündeme gelebilir. Suç vasfını kullanılan tek cümle değil, failin amacı ve mağdurdan ne istediği belirler.
Tehdit ile Yağma veya Cebir Arasındaki Fark Nedir?
Tehdit, bazı suçların bağımsız unsuru olabileceği gibi başka bir suçun işlenme aracı da olabilir. Fail, mağduru tehdit ederek malını teslim etmeye veya para vermeye zorluyorsa yağma suçu gündeme gelebilir. Kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması ise görevi yaptırmamak için direnme suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Bu durumlarda failin ayrıca tehdit suçundan cezalandırılıp cezalandırılmayacağı, tehdidin diğer suçun unsurunu oluşturup oluşturmadığına ve olayda bağımsız bir tehdit fiili bulunup bulunmadığına göre belirlenir. Aynı davranışın adı değiştirilerek birden fazla kez cezalandırılması mümkün değildir; ancak birbirinden bağımsız fiiller ayrı sorumluluk doğurabilir.
Tehdit Suçunun Güncel Cezası Nedir?
TCK 106’nın güncel metnine göre ceza ve takip şekli, tehdidin yöneldiği değere ve işlenme biçimine göre aşağıdaki gibidir.
| Tehdit biçimi | Kanuni ceza | Takip şekli |
|---|---|---|
| Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit | 6 ay–2 yıl hapis | Resen soruşturulur |
| Aynı tehdidin kadına karşı işlenmesi | 9 ay–2 yıl hapis | Resen soruşturulur |
| Malvarlığı itibarıyla büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidi | 2 ay–6 ay hapis veya adli para cezası | Şikâyete bağlıdır |
| Silahla veya TCK 106/2’deki diğer nitelikli biçimlerde tehdit | 2 yıl–7 yıl hapis | Resen soruşturulur |
| Tehdit amacıyla kasten öldürme, yaralama veya mala zarar verme | Tehdit cezasına ek olarak işlenen suçun cezası | İşlenen suçun takip şekline göre |
Tablodaki rakamlar kanuni alt ve üst sınırlardır. Mahkemenin vereceği ceza; temel cezanın belirlenmesine, teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, takdiri indirim ve yaş küçüklüğü gibi hükümlere göre değişir.
Tehdit Suçunun Cezası 2025 Yılında Nasıl Değişti?
4 Haziran 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 11. maddesi, tehdit suçunun iki ceza sınırını değiştirdi. Malvarlığına büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidinde daha önce özel bir alt sınır yokken iki aylık alt sınır getirildi. Nitelikli tehdidin üst sınırı ise beş yıldan yedi yıla çıkarıldı.
Suç 4 Haziran 2025’ten önce işlenmişse artırılan ceza geçmişe uygulanmaz. Lehe kanun ilkesi gereğince suç tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerle sonradan yürürlüğe giren hükümler bütün sonuçlarıyla karşılaştırılır ve sanık lehine olan düzenleme uygulanır. Eski tarihli bir dosyada bu yüzden yalnızca bugünkü ceza tablosuna bakılmamalıdır.
Kadına Karşı Tehdit Suçunun Cezası Farklı mıdır?
Evet. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik temel tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi hâlinde verilecek hapis cezasının alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Dokuz aylık alt sınır yalnızca hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit için geçerlidir. Malvarlığına büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidi kadına karşı işlense de cezası iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır.
Kadına karşı tehdit aynı zamanda aile içi veya kadına yönelik şiddet niteliği taşıyorsa ceza soruşturmasından ayrı olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler de istenebilir. Tedbir için ceza dosyasının sonucu beklenmez.
“Kadının beyanı esastır” ifadesinin ceza yargılamasında ve 6284 sayılı Kanun kapsamında ne anlama geldiği kadının beyanının esas alınıp alınmadığı konusundaki yazıda açıklanmıştır.
Silahla Tehdit Suçu Nedir?
Failin tehdidi silahla gerçekleştirmesi, suçun nitelikli hâlidir ve iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası gerektirir. Silahın tehdidin korkutucu etkisini artıracak biçimde kullanılması veya gösterilmesi gerekir.
TCK 6’daki silah tanımı ateşli silahlarla sınırlı değildir; bıçaklar ve saldırı ya da savunma amacıyla yapılmamış olsa bile fiilen bu amaçla kullanılmaya elverişli araçlar da bu tanıma girebilir. Ancak herhangi bir eşyanın olay yerinde bulunması silahla tehdit için yeterli değildir. Mahkeme eşyanın niteliğini, nasıl kullanıldığını, mağdurun onu algılayıp algılamadığını ve tehditle bağlantısını araştırır.
Silahın ruhsatsız olması veya 6136 sayılı Kanun’a aykırı biçimde taşınması hâlinde ayrıca silah mevzuatından doğan sorumluluk gündeme gelebilir.
Nitelikli Tehdit Hangi Durumlarda Oluşur?
TCK 106/2’ye göre tehdidin şu biçimlerde işlenmesi nitelikli hâl oluşturur:
- Silahla
- Kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle
- İmzasız mektupla
- Özel işaretlerle
- Birden fazla kişi tarafından birlikte
- Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak
Nitelikli hâlin uygulanması için kanundaki unsurun somut olayda gerçekten gerçekleştiği ispatlanmalıdır. Örneğin iki kişinin olay yerinde bulunması her zaman “birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit” anlamına gelmez; faillerin tehdit fiiline birlikte katılması ve ortak hareket etmesi gerekir. Failin yüzünü kapatması da ancak kimliğini gizleyerek tehdidin korkutucu etkisini artırmaya yönelikse “kendini tanınmayacak hâle koyma” hâlini oluşturabilir.
Tehdit Edilen Saldırı Gerçekleştirilirse Ne Olur?
Fail tehdidini yerine getirerek mağduru yaralar, öldürür veya malına zarar verirse yalnızca tehdit suçundan değerlendirme yapılmaz. TCK 106/3, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya mala zarar verme suçunun işlenmesi hâlinde bu suçlardan ayrıca ceza verilmesini öngörür.
Saldırı tehdidin hemen devamı niteliğinde olabilir veya daha sonra gerçekleştirilebilir. Mahkeme tehdit ile saldırının bağımsız fiiller olup olmadığını; fiillerin zamanına, failin kastına ve aralarındaki bağlantıya bakarak belirler.
Yaralanma meydana gelmişse adli raporun içeriği yaralama suçunun hangi türünün oluştuğunu belirleyebilir. Raporun ne zaman ve nasıl alınacağı darp raporu rehberinde ayrıca açıklanmıştır.
Tehdit Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?
Tehdit suçunun bütün biçimleri şikâyete bağlı değildir. Mağdurun veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik tehdit ile TCK 106/2’deki nitelikli tehdit resen soruşturulur.
Malvarlığı bakımından büyük zarara uğratma veya başka bir kötülük yapma tehdidi ise mağdurun şikâyetine bağlıdır. Takip şeklini kullanılan sözün tam içeriği belirler; “Aracını yakarım” ile “Seni öldürürüm” aynı takip şartına tabi değildir.
Şikâyet ile delil yetersizliği birbirinden ayrılmalıdır. Suç resen soruşturulsa bile mağdurun olayı ayrıntılı anlatmaması veya mevcut delilleri sunmaması ispat değerlendirmesini etkileyebilir.
Tehdit Suçunda Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Şikâyete bağlı malvarlığı veya sair kötülük tehdidinde süre, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Altı aylık süre geçirilirse şikâyet hakkı kullanılamaz.
Failin kimliği bilinmiyorsa yalnızca mesajın görüldüğü tarihte süre başlamış sayılmayabilir; mağdurun failin kim olduğunu ne zaman öğrendiği ayrıca değerlendirilir. Bununla birlikte dava zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ile nitelikli tehdit resen takip edildiğinden bunlar için altı aylık şikâyet süresi soruşturma şartı değildir. Ancak delillerin kaybolmaması için başvurunun geciktirilmemesi gerekir.
Tehdit Suçunda Şikâyetten Vazgeçmenin Sonucu Nedir?
Şikâyetten vazgeçmenin sonucu suçun şikâyete bağlı olup olmadığına göre değişir.
Malvarlığına büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidinde şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürür; ancak sanık vazgeçmeyi kabul etmezse bu sonuç doğmaz (TCK 73/4). Suça iştirak eden kişilerden biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar (TCK 73/5).
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit ile nitelikli tehdit resen takip edildiğinden bu suçlarda “şikâyetçi değilim” beyanı soruşturmayı veya kamu davasını sona erdirmez. Mağdurun beyan değişikliği delillerin değerlendirilmesini etkileyebilir; ancak savcılık ve mahkeme dosyadaki bütün delillere göre karar verir.
Ceza yargılamasında hukuk davalarındaki gibi davadan feragat veya davayı kabul yoktur; kamu davası mağdurun özel davası değildir. Mağdurun iradesiyle tehdit dosyasını sona erdirebilecek yollar, şikâyete bağlı türde şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırma kapsamındaki türlerde uzlaşmadır.
Tehdit Suçunda Uzlaştırma Uygulanır mı?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi, TCK 106’nın birinci fıkrasını uzlaştırmaya tabi suçlar arasında sayar. Buna hem hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik temel tehdit hem de malvarlığına büyük zarar veya başka bir kötülük tehdidi dâhildir.
Nitelikli tehdit suçunu düzenleyen TCK 106/2 ise uzlaştırma kapsamında değildir. Silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte veya diğer nitelikli biçimlerle işlenen tehdit dosyası bu nedenle uzlaştırmaya gönderilmez.
Aynı mağdura karşı uzlaştırma kapsamındaki tehditle birlikte uzlaştırma kapsamı dışındaki başka bir suçun işlenmesi kural olarak uzlaştırmayı engeller. 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun bu kurala bir istisna getirdi: Diğer suç önödeme kapsamındaysa uzlaştırma kapsamındaki tehdit yönünden uzlaşma hükümleri uygulanır.
Sağlık çalışanlarına yönelik olaylarda suç türüne göre değişen uygulama Beyaz Kod sonrasında uzlaştırma yazısında ayrıca açıklanmıştır.
Uzlaştırma Süreci Nasıl İşler?
Savcılık önce kamu davası açmaya yeterli şüphe bulunup bulunmadığını değerlendirir. Yeterli şüphe varsa ve suç uzlaştırma kapsamındaysa, iddianame düzenlenmeden önce dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir.
Görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ve mağdura uzlaşma teklif eder. Güncel CMK 253’e göre teklif yapılan kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Teklifi kabul etmek, uzlaşma anlaşmasının imzalandığı anlamına gelmez; yalnızca müzakereye katılmayı kabul etmektir.
Uzlaştırma müzakereleri gizlidir. Görüşme sırasında yapılan açıklamalar başka bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz. Taraflar yüz yüze görüşmek zorunda değildir ve süreç güvenli iletişim yöntemleriyle yürütülebilir.
Edim bir defada yerine getirilirse soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir. Edim ileri tarihe bırakılır, takside bağlanır veya süreklilik gösterirse kamu davasının açılmasının ertelenmesi gündeme gelir. Kovuşturma aşamasında uzlaşma sağlanırsa edimin niteliğine göre düşme veya durma kararı verilebilir.
Uzlaşma Tazminat Hakkını Etkiler mi?
Evet. CMK 253’e göre uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında belirlenemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar dışında, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz.
Mağdur bu yüzden uzlaşma raporunu imzalamadan önce edimin kapsamını, ödeme tarihini, masrafları, mevcut zararları ve gelecekte ortaya çıkabilecek zararları gözden geçirmelidir. Uzlaşma teklifini kabul etmek ile içeriği belirlenmiş uzlaşma raporunu imzalamak aynı aşama değildir.
Uzlaşma gerçekleşmezse taraflar sırf görüşmeye katıldıkları için hak kaybına uğramaz.
Tehdit Suçu Nereye Şikâyet Edilir?
Tehdit suçu Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk birimlerine bildirilebilir. Polis merkezi ya da jandarma karakoluna yapılan başvuru ilgili savcılığa iletilir. CMK 158 uyarınca valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan ihbar ve şikâyet de ilgili başsavcılığa gönderilir.
Acil ve devam eden bir tehlike varsa öncelik 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istemek ve güvenli alana geçmektir. Kadına yönelik şiddet olaylarında KADES, ŞÖNİM ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvuru yolları da kullanılabilir.
Şikâyet başvurusunda suçun hukuki adını doğru yazmak zorunlu değildir. Mağdurun asıl görevi olayı, kullanılan sözleri, zamanı, yeri, faili ve delilleri açık biçimde anlatmaktır. Hukuki nitelendirme savcılık ve mahkeme tarafından yapılır.
Tehdit Şikâyet Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?
Tehdit şikâyetinde yalnızca “Beni tehdit etti” denilmemeli, olay somut olarak anlatılmalıdır. Dilekçede mümkün olduğunca şu bilgiler bulunmalıdır:
- Şikâyetçinin kimlik ve iletişim bilgileri
- Şüphelinin bilinen kimlik ve adres bilgileri
- Olayın tarihi, saati ve yeri
- Kullanılan tehdit sözlerinin mümkün olduğunca aynen açıklanması
- Tehdidin hangi davranışlarla desteklendiği
- Taraflar arasındaki önceki olayların tehdidin anlamına etkisi
- Tehdidi gören veya duyan tanıklar
- Telefon numarası, kullanıcı adı, profil bağlantısı ve mesaj bilgileri
- Kamera kayıtlarının bulunduğu yer
- Varsa silah, takip, yaralama veya mala zarar verme eylemleri
- Koruma tedbiri ihtiyacı
- Toplanması istenen deliller
Dilekçeye ekran görüntüsü eklenmesi yararlı olabilir; ancak yalnızca seçilmiş tek görüntü yerine konuşmanın öncesi ve sonrası da korunmalıdır. Kamera görüntüleri kısa sürede silinebileceğinden ilgili işletme veya kuruma müzekkere yazılması talebi gecikmeden belirtilmelidir.
Tehdit Suçunda Soruşturma Süreci Nasıl İlerler?
Savcılık, ihbar veya şikâyet üzerine olayın suç oluşturup oluşturmadığını ve kamu davası açmaya yeterli şüphe bulunup bulunmadığını araştırır. Mağdurun beyanı alınabilir, şüpheli ifade için çağrılabilir, tanıklar dinlenebilir ve dijital deliller incelenebilir.
Savcı yalnızca şüphelinin aleyhindeki değil, lehindeki delilleri de toplamakla yükümlüdür. Bu nedenle konuşmanın tamamı, tarafların önceki yazışmaları, mesajın gönderildiği hesap ve cihazın kime ait olduğu araştırılabilir.
Soruşturma sonunda yeterli şüphe bulunursa iddianame düzenlenir. Yeterli delil yoksa veya fiil suç oluşturmuyorsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığı kararına tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir (CMK 173). Soruşturma ve kovuşturma aşamalarının genel işleyişi ceza davaları rehberinde ayrıca anlatılmıştır.
Tehdit Suçunda Hangi Deliller Kullanılabilir?
Tehdit çoğu zaman tanık bulunmayan ortamlarda veya dijital iletişim araçları üzerinden işlendiğinden deliller erken korunmalıdır. Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
- WhatsApp, SMS ve diğer mesajlaşma kayıtları
- Sesli mesajlar
- Sosyal medya paylaşımları ve özel mesajlar
- E-posta kayıtları
- Telefon görüşmesine ilişkin hukuka uygun kayıtlar
- Güvenlik kamerası ve araç kamerası görüntüleri
- 112 çağrı kayıtları
- Kolluk tutanakları
- Tanık anlatımları
- Fotoğraf ve videolar
- Adli muayene veya darp raporları
- Failin silah taşıdığına ilişkin hukuka uygun deliller
- Site, işyeri veya hastane olay tutanakları
- Konum ve giriş-çıkış kayıtları
- Bilirkişi incelemesi ve cihaz tespitleri
Deliller tek tek değil, birbirleriyle uyumları içinde değerlendirilir. Tek başına ekran görüntüsünün bulunması her durumda mahkûmiyet getirmediği gibi tanık bulunmaması da suçun hiçbir şekilde ispatlanamayacağı anlamına gelmez.
WhatsApp Mesajları Tehdit Suçunda Delil Olur mu?
Evet. WhatsApp mesajları, hukuka uygun biçimde elde edilmiş ve güvenilirliği doğrulanabilmişse tehdit dosyasında delil olarak kullanılabilir.
Ekran görüntüsünde gönderen numara veya hesap, tarih, saat ve konuşmanın devamı görünmelidir. Yalnızca tehdit içerdiği ileri sürülen cümlenin kesilerek sunulması bağlamın anlaşılmasını zorlaştırabilir. Mesajların silinme ihtimaline karşı ekran görüntüsünün yanında sohbet dışa aktarma kaydı, orijinal cihaz ve varsa sesli mesaj dosyaları korunmalıdır.
Karşı taraf mesajın kendisine ait olmadığını veya görüntünün değiştirildiğini ileri sürerse cihaz, hat bilgisi, hesap erişimi ve dijital materyal üzerinde bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ekran görüntüsü önemli bir başlangıç delilidir; fakat kimlik ve içerik itirazlarına karşı başka verilerle desteklenmesi dosyayı güçlendirir.
Sosyal Medyada Tehdit Nasıl İspatlanır?
Sosyal medya tehdidinde paylaşımın yalnızca metni değil, hesabın kimliği ve içeriğin yayımlandığı zaman da korunmalıdır. Kullanıcı adı sonradan değiştirilebilir, hesap kapatılabilir veya paylaşım silinebilir.
Bu nedenle şu bilgiler birlikte saklanmalıdır:
- Profil bağlantısı
- Kullanıcı adı ve görünen ad
- Paylaşımın tam bağlantısı
- Tarih ve saat
- Hesap profilinin ekran görüntüsü
- Mesajın veya paylaşımın tamamı
- Varsa yorumlar ve önceki konuşmalar
- İçeriği gören kişilerin bilgileri
Sahte veya anonim hesaplarda hesabın gerçek kullanıcısının belirlenmesi gerekir. IP ve platform kayıtlarının elde edilip edilemeyeceği; hizmet sağlayıcının bulunduğu ülkeye, kayıt saklama politikasına, olay tarihine ve soruşturmada yapılan işlemlere bağlıdır. Mağdur bu yüzden “Savcılık hesabı nasılsa bulur” düşüncesiyle delil korumayı ertelememelidir.
Ses Kaydı Tehdit Suçunda Delil Olur mu?
Ses kaydının delil değeri, nasıl elde edildiğine göre değişir. Kişinin tarafı olduğu görüşmeyi kaydetmesi bile her koşulda otomatik olarak hukuka uygun kabul edilmez. Haberleşmenin gizliliği, özel hayat ve kişisel verilerle ilgili ceza hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
Yargı uygulaması, ani gelişen bir tehdit karşısında başka türlü delil elde etme imkânı bulunmayan kişinin yaptığı kaydı istisnai olarak hukuka uygun kabul edebilmektedir. Ancak bu yaklaşım sınırsız bir kayıt yetkisi vermez. Önceden planlanarak yapılan kayıtlar, başkasının hesabına veya cihazına izinsiz girilerek elde edilen içerikler ya da üçüncü kişilerin özel konuşmasını kaydeden materyaller hukuka aykırı delil sayılabilir ve ayrıca suç iddiası doğurabilir.
Ses kaydı bulunan dosyada kayıt yönteminin, konuşmanın bütünlüğünün, kesinti bulunup bulunmadığının ve konuşanların kimliğinin teknik incelemeye elverişli biçimde korunması gerekir.
Tanık Beyanı Tek Başına Yeterli Olabilir mi?
Tanık beyanının yeterliliği dosyanın tamamına göre değerlendirilir. Tehdidi doğrudan duyan veya davranışı gören tanığın anlatımı önemli delildir. Olayı yalnızca sonradan mağdurdan dinleyen kişinin anlatımı ise doğrudan görgüye dayalı tanıklıkla aynı ağırlıkta değildir.
Mahkeme tanığın taraflarla ilişkisini, olay yerinde bulunma imkânını, anlatımın kendi içindeki tutarlılığını ve diğer delillerle uyumunu inceler. Tanığın mağdurun yakını olması, beyanını kendiliğinden geçersiz kılmaz; ancak yakınlık değerlendirmede dikkate alınabilir.
Benzer biçimde mağdurun beyanı da sırf taraf beyanı olduğu için göz ardı edilmez. Beyanın ayrıntısı, sürekliliği, olayın olağan akışıyla uyumu ve yan delillerle desteklenip desteklenmediği birlikte değerlendirilir.
Tehdit Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Tehdit suçunun temel ve nitelikli hâllerinde görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Nitelikli tehdidin üst sınırının yedi yıla çıkarılmış olması, suçu tek başına ağır ceza mahkemesinin görevine sokmaz.
Suça sürüklenen çocuğun fail olduğu dosyalarda çocuk mahkemelerinin görev kuralları uygulanır. Görev değerlendirmesi failin yaşı ve isnat edilen diğer suçlara göre değişebilir.
Yer bakımından yetki kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Mesaj veya telefonla işlenen tehditte mesajın gönderildiği yer ile mağdura ulaştığı yer farklı olabileceğinden yetkili yer bu bağlantılara göre belirlenir. Başvuru yetkisiz bir savcılığa veya kolluk birimine yapılsa bile dosya yetkili yere gönderilir.
Tehdit Şikâyeti İçin Harç Ödenir mi?
Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa suç duyurusunda bulunmak için dava harcı ödenmez. Mağdurun ceza davasına katılma talebinde bulunması da hukuk davalarındaki gibi nispi veya maktu dava harcına tabi değildir.
Bununla birlikte avukatlık hizmeti, noter tespiti, teknik uzman görüşü veya özel olarak temin edilen bazı belgeler nedeniyle gider doğabilir. Mahkûmiyet hâlinde yargılama giderleri ve katılan vekili lehine vekâlet ücreti kanuni şartlarına göre sanığa yükletilebilir.
Maddi veya manevi tazminat için ayrıca hukuk davası açılırsa o süreçte hukuk yargılamasına ilişkin harç ve gider kuralları uygulanır.
Tehdit Suçunda Tutuklama Olur mu?
Tutuklama her tehdit dosyasında uygulanabilecek otomatik bir sonuç değildir. CMK 100/4’e göre yalnızca adli para cezası gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezası gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Tehdit hürriyete karşı bir suç olduğundan bu istisnaya girmez; üst sınırı iki yıl olan TCK 106/1 kapsamındaki tehditte bu nedenle kural olarak tutuklama kararı verilemez.
Nitelikli tehdit suçunda üst sınır yedi yıl olduğundan bu mutlak yasak uygulanmaz. Ancak tehdit suçu CMK 100/3’teki katalog suçlar arasında sayılmamıştır. Nitelikli tehdit nedeniyle tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, kaçma veya delillere müdahale gibi tutuklama nedeni ve tedbirin ölçülü olması gerekir. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da somut olarak gösterilmelidir.
Gözaltı, tutuklama ve mahkûmiyet birbirinden farklı kavramlardır. Bir kişinin ifade işlemi için kolluğa götürülmesi veya hakkında koruma tedbiri uygulanması, mahkûm olduğu anlamına gelmez.
Tehdit Mağduru İçin Uzaklaştırma Kararı Alınabilir mi?
Tehdit aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet veya tek taraflı ısrarlı takip kapsamındaysa 6284 sayılı Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbirler istenebilir. Tedbirler arasında şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi ve silahını kolluğa teslim etmesi bulunabilir. Başvurunun nasıl yapılacağı uzaklaştırma kararı yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Başvuru aile mahkemesine, Cumhuriyet başsavcılığına, kolluğa, mülki amire veya kanunda belirtilen diğer mercilere yapılabilir. 6284 sayılı Kanun’un güncel metni, şiddete uğrayan veya şiddet tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korumayı amaçlar.
İlk aşamadaki koruma değerlendirmesi ile ceza yargılamasındaki ispat standardı aynı değildir. Tedbir kararı tehlikenin önlenmesine yönelik geçici bir korumadır ve failin suçlu olduğu anlamına gelmez; ceza mahkûmiyeti ise suçun her türlü makul şüpheden uzak şekilde ispatlanmasını gerektirir.
Sağlık Çalışanına Tehditte Beyaz Kod Verilebilir mi?
Evet. Sağlık çalışanına görevi sırasında veya görevi nedeniyle tehdit yöneltilmesi hâlinde Beyaz Kod süreci işletilebilir. Beyaz Kod yalnızca fiziksel yaralama olayları için kullanılan bir sistem değildir.
Bu olaylarda olay tutanağı hazırlanmalı, güvenlik kamerası kayıtları korunmalı, tanık bilgileri alınmalı ve kolluğa bildirim yapılmalıdır. Tehdidin TCK 106/1 veya 106/2 kapsamında kalması, uzlaştırma ve ceza sınırı bakımından farklı sonuç doğurur. Sağlık personeline görevi sebebiyle işlenen tehditte 3359 sayılı Kanun’un ek 12. maddesi uyarınca ceza yarı oranında artırılır ve verilen hapis cezası ertelenemez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise bu artırımın malvarlığına veya başka bir kötülüğe yönelik tehdidi resen takip edilen bir suça dönüştürmediğini kabul etmiştir; vazgeçmenin sonuçları Beyaz Kodda şikâyetten vazgeçme yazısında açıklanmıştır.
Beyaz Kodun kurumsal ve adli aşamaları sağlık çalışanları için Beyaz Kod rehberinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Tehdit Boşanma Davasını Etkiler mi?
Eşler arasındaki tehdit, ceza soruşturmasından bağımsız olarak boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir. Tehdidin ağırlığı, sürekliliği, fiziksel şiddetle bağlantısı ve evlilik birliğine etkisi incelenir.
Ceza mahkemesinde mahkûmiyet bulunması boşanma dosyasında önemli olabilir; ancak boşanma hâkimi aile hukuku bakımından kendi değerlendirmesini yapar. Ceza dosyasının henüz sonuçlanmamış olması da tehdidin boşanma davasında hiçbir şekilde ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez.
Tehdit, olayın ağırlığına göre genel boşanma sebebinin yanında hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış tartışmasını da doğurabilir. Bu özel boşanma sebeplerinin şartları ve dava açma süreleri ayrıdır; ayrım hayata kast sebebiyle boşanma ve çekişmeli boşanma davası yazılarında açıklanmıştır.
Tehdit Nedeniyle Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Tehdit kişilik haklarını hukuka aykırı biçimde ihlal etmişse Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca manevi tazminat talebi gündeme gelebilir. Tedavi gideri, iş kaybı veya eşya zararı gibi somut maddi zararlar varsa bunlar da şartlarına göre talep edilebilir.
Ceza davasında mahkûmiyet kararı verilmesi tazminat miktarını otomatik olarak belirlemez. Hukuk mahkemesi hukuka aykırılığı, zararı, uygun illiyet bağını ve tazminatın koşullarını ayrıca değerlendirir. Ceza mahkemesinin beraat kararı da her durumda tazminat davasının reddedileceği anlamına gelmez; sonuç beraatin gerekçesine bağlıdır.
Haksız fiilden doğan tazminat talebi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa bu uzun süre uygulanır (TBK 72).
Eşler arasındaki tehditte boşanmaya bağlı tazminatın aile hukukuna özgü şartları boşanmada maddi ve manevi tazminat yazısında ayrıca açıklanmıştır.
Tehdit Suçunda Dava Zamanaşımı Ne Kadardır?
Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik temel tehdit ile malvarlığı veya sair kötülük tehdidinde olağan dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır. Nitelikli tehdidin üst sınırı 4 Haziran 2025’ten itibaren yedi yıl olduğu için olağan dava zamanaşımı kural olarak on beş yıldır.
4 Haziran 2025’ten önce işlenen nitelikli tehditte üst sınır beş yıl olduğundan olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; lehe kanun ilkesi bu sonucu korur. Zamanaşımını kesen işlemler süreyi yeniden başlatır, ancak kesilme hâlinde süre kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzar (TCK 67/4).
Altı aylık şikâyet süresi ile dava zamanaşımı aynı değildir. Şikâyete bağlı malvarlığı veya sair kötülük tehdidinde sekiz yıllık dava zamanaşımı dolmamış olsa bile altı aylık şikâyet süresi kaçırılmışsa soruşturma şartı gerçekleşmez.
Birden Fazla Tehdit Mesajı Ayrı Suç mudur?
Her mesajın otomatik olarak ayrı tehdit suçu sayılması gerekmez. Aynı suç işleme kararı kapsamında, aynı mağdura farklı zamanlarda yöneltilen tehditlerde zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Tek bir olayın kesintisiz devamı içindeki çok sayıda söz ise bir bütün olarak değerlendirilebilir.
Farklı mağdurlara yönelen tehditler, tek mesaj içinde yer alsa dahi mağdur sayısı ve fiilin özelliklerine göre ayrı veya zincirleme suç değerlendirmesi doğurabilir. Tehdit edilen kişilerin sayısı ile mesaj sayısı aynı şey değildir.
Bu nedenle “Üç mesaj varsa üç ayrı ceza verilir” veya “Aynı konuşmadaki bütün sözler tek suçtur” şeklinde kesin bir genelleme yapılamaz. Mesajların tarihleri, aralarındaki zaman, suç işleme kararı ve mağdur sayısı birlikte incelenir.
Tehdit Suçunda Basit Yargılama Usulü Uygulanabilir mi?
TCK 106/1 kapsamındaki temel tehdit suçunun üst sınırı iki yıl olduğundan, dosya mahkemeye ulaştığında CMK 251’deki şartlar varsa basit yargılama usulü uygulanabilir. Bu usulün uygulanması mahkemenin takdirindedir ve kanundaki istisnalar saklıdır.
Basit yargılamada taraflara iddianame tebliğ edilerek yazılı beyan ve savunmalarını sunmaları için süre verilir ve mahkeme duruşma açmadan karar verebilir.
Nitelikli tehdit suçunun üst sınırı yedi yıl olduğundan TCK 106/2 bakımından basit yargılama usulü uygulanamaz. Ayrıca uzlaştırmaya tabi TCK 106/1 dosyasında önce uzlaştırma hükümlerinin gereği yerine getirilmelidir.
Tehdit Suçunda HAGB, Erteleme veya Para Cezası Mümkün müdür?
Bu kurumların uygulanması suçun adından değil, sonuç ceza ve sanığın kişisel koşullarından hareketle değerlendirilir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için sonuç cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması ve CMK 231’deki diğer şartların gerçekleşmesi gerekir. Hapis cezasının ertelenmesi de iki yıl veya daha az süreli cezalar için ve TCK 51’deki kişisel koşullarla mümkündür. Bir yıl veya daha kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi ise TCK 50 kapsamında mahkemenin değerlendirmesine tabidir.
Malvarlığı veya sair kötülük tehdidinde kanun doğrudan hapis ya da adli para cezası seçeneği tanımıştır. Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik temel tehditte kanuni ceza hapis olmakla birlikte, sonuçta belirlenen kısa süreli hapis cezasının çevrilme koşulları ayrıca değerlendirilebilir.
Nitelikli tehditte alt sınır iki yıl olduğundan bu kurumlar ancak indirimlerle sonuç ceza iki yılın altına indiğinde gündeme gelir. Mahkeme sanığın adli sicil kaydını, kasıtlı suç geçmişini, zararın giderilip giderilmediğini ve yargılama sürecindeki davranışlarını birlikte değerlendirir; hiçbir kurum yalnızca ilk kez suç işlendiği gerekçesiyle otomatik uygulanmaz.
Tehdit Suçunda İstinaf Süresi Ne Kadardır?
Asliye ceza mahkemesinin tehdit suçuna ilişkin hükmüne karşı, kanundaki kesinlik sınırları saklı olmak üzere istinaf yoluna başvurulabilir. Güncel CMK 273’e göre istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye yapılır.
Bu kural 2024 yılında 7499 sayılı Kanun’la getirildi; önceki yedi günlük süre artık uygulanmadığından eski bilgilerle hareket edilmemelidir.
Bölge adliye mahkemesi kararının temyize açık olup olmadığı ise verilen cezanın miktarı ve BAM kararının türüne göre değişir. Her tehdit dosyası Yargıtay incelemesine açık değildir. Kararın kanun yolu bildirimi, suç tarihi ve hüküm sonucu birlikte kontrol edilmelidir.
Tehdit Suçuyla Suçlanan Kişi Savunmada Nelere Dikkat Etmelidir?
Savunma yalnızca “tehdit etmedim” şeklinde genel bir inkârla sınırlı bırakılmamalıdır. Dosyanın özelliğine göre şu konular incelenebilir:
- Mesaj veya hesabın sanığa ait olup olmadığı
- Ekran görüntüsünün eksik bırakılmış ya da değiştirilmiş olup olmadığı
- Konuşmanın öncesi ve sonrası
- Kullanılan sözün geleceğe yönelik saldırı bildirip bildirmediği
- Sözün objektif olarak ciddi olup olmadığı
- Üçüncü kişi tarafından iletilen sözde aktarım amacı
- Silah veya başka nitelikli hâl unsurunun ispatlanıp ispatlanmadığı
- Şikâyet ve zamanaşımı şartları
- Uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı
- Hukuka aykırı elde edilen deliller
- Aynı fiilin başka bir suçun unsuru olup olmadığı
- Suç tarihinde yürürlükte olan lehe kanun
Şüpheli veya sanık, kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz ve müdafi yardımından yararlanabilir. Ancak delilleri silmek, mağdura baskı kuracak biçimde iletişime geçmek veya tanıkları yönlendirmeye çalışmak yeni bir suç isnadına ve tutuklama değerlendirmesine yol açabilir.
Tehdit Mağduru Uygulamada Nelere Dikkat Etmelidir?
Devam eden tehlikede ilk amaç delil toplamak değil, güvenliği sağlamaktır; mağdur güvenli bir yere geçmeli ve gerektiğinde 112’den yardım istemelidir. Olaydan sonra ise şu adımlar atılmalıdır:
- Mesajları ve sesli iletileri silmemek
- Konuşmanın tamamını korumak
- Kullanıcı adı ve profil bağlantısını kaydetmek
- Kamera kayıtlarının silinmeden istenmesini sağlamak
- Tanıkların isim ve iletişim bilgilerini not etmek
- Yaralanma varsa sağlık kuruluşuna başvurmak
- Önceki tehdit ve şiddet olaylarını tarih sırasıyla açıklamak
- Koruma tedbiri ihtiyacını ayrıca bildirmek
- Şikâyete bağlı fiillerde altı aylık süreyi kaçırmamak
- Uzlaşma teklifinin tazminat hakkına etkisini değerlendirmek
Tehdit eden kişiye tehdit veya hakaret içeren mesajla karşılık vermek, mağdurun da şikâyet edilmesine yol açabilir. İletişimi kesmek, kişiyi engellemek ve resmî mercilere başvurmak daha güvenli bir yoldur.
Yargıtay Tehdit Suçunu Nasıl Değerlendirir?
Yargıtay uygulamasında yalnızca belirli bir kelimenin kullanılıp kullanılmadığına bakılmaz. Sözlerin olayın bütünü içinde mağdurun huzurunu bozmaya ve geleceğe yönelik ciddi bir saldırı endişesi yaratmaya objektif olarak elverişli olup olmadığı incelenir.
Kararlarda öne çıkan ölçütler genel olarak şunlardır:
- Sözün söylendiği ortam ve zaman
- Taraflar arasındaki önceki olaylar
- Söze eşlik eden hareketler
- Kullanılan araç veya silah
- Failin sözü mağdura ulaştırma iradesi
- Mağdurun ya da yakınının hedef alınıp alınmadığı
- İfadenin kızgınlık sözü mü yoksa ciddi saldırı bildirimi mi olduğu
- Nitelikli hâlin tehdit fiiliyle bağlantısı
- Aynı olayda başka suçların bulunması
Bir kararda tehdit kabul edilen söz, başka bir olayda aynı sonucu doğurmayabilir. Emsal karar kullanılırken bu yüzden yalnızca sözün kendisi değil, olay örgüsü ve kabul edilen deliller de karşılaştırılmalıdır.
Mevzuat Dayanağı Nedir?
Tehdit suçunun temel dayanağı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesidir. Suçun basit ve nitelikli hâlleri, cezaları ve tehdit edilen saldırının gerçekleştirilmesi hâlinde ayrıca ceza verilmesi bu maddede düzenlenir.
Şikâyet süresi ve vazgeçme bakımından TCK 73; dava zamanaşımı bakımından TCK 66 ve devamı; zincirleme suç bakımından TCK 43; kısa süreli hapis, erteleme ve cezanın belirlenmesi bakımından TCK’nin genel hükümleri uygulanır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesi ihbar ve şikâyet yollarını, 100. maddesi tutuklama koşullarını, 173. maddesi kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazı, 231. maddesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını, 251. maddesi basit yargılamayı, 253 ve 254. maddeleri uzlaştırmayı, 272 ve devamı maddeleri ise istinaf ve temyiz yollarını düzenler.
Aile içi, kadına yönelik şiddet veya tek taraflı ısrarlı takip niteliğindeki olaylarda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıca gündeme gelir. Maddi ve manevi zararların giderilmesi bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil ve kişilik hakkı hükümleri değerlendirilir.
Tehdit Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tehdit suçu ağır ceza mahkemesinin görevine girmediğinden tutukluluk süresi CMK 102 uyarınca en çok bir yıldır. Bu süre zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
Hayır. Bu tehdit türünün üst sınırı altı ay olsa da TCK 75 uzlaştırma kapsamındaki suçları önödemenin dışında tutar. TCK 106/1 uzlaştırmaya tabi olduğundan önödeme yerine uzlaştırma yolu işletilir.
Tehdit, karşı tarafın haksız bir fiilinin yol açtığı hiddet veya şiddetli elem altında işlenmişse TCK 29 uyarınca cezada indirim yapılabilir. Karşılıklı tehditte her iki tarafın fiili ve hangisinin önce haksız davrandığı ayrı ayrı incelenir.
Evet. CMK 109/2 uyarınca tutuklama yasağı bulunan hâllerde de adli kontrol kararı verilebilir. Yurt dışına çıkış yasağı, silahın teslimi veya belirli yerlere gitmeme gibi tedbirler bu kapsamdadır; bu nedenle temel tehditte de şüpheli tamamen serbest kalmayabilir.
Hayır. Tehdit suçu kişinin huzurunu ve karar özgürlüğünü koruduğu için mağdur ancak gerçek kişi olabilir. Şirkete yöneltilen tehdit, onu öğrenen yönetici veya çalışan bakımından suç oluşturabilir.
Kural olarak hayır. TCK 106 bildirilen kötülüğün mağdura veya yakınına yönelmesini arar. Failin kendi hayatına ilişkin sözleri ise olayın koşullarına göre 6284 sayılı Kanun kapsamında psikolojik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Avukat Görüşü
Tehdit dosyalarında sonucu çoğu zaman tek bir cümle değil, o cümlenin hangi koşullarda söylendiği belirler. Taraflar arasında daha önce şiddet, takip veya silah gösterme olayı yaşanmışsa belirsiz görünen bir söz ciddi tehdit sayılabilir. Buna karşılık karşılıklı tartışma içinde söylenen her kızgınlık sözü otomatik olarak TCK 106 kapsamında kabul edilmemelidir.
Mağdur delilleri gecikmeden ve hukuka uygun yollarla korumalıdır; kamera kayıtları, sosyal medya içerikleri ve silinebilen mesajlarda kaybedilen zaman sonradan telafi edilemeyebilir. Şüpheli veya sanık yönünden ise konuşmanın tamamı, hesap aidiyeti, nitelikli hâl unsurları, şikâyet şartı, uzlaştırma imkânı ve suç tarihindeki lehe kanun ayrı ayrı incelenmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik tehdit suçu hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık ya da somut dosya incelemesi yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebileceğinden güncel hükümler olayın kendi koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.