Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davası

Evlilik birliği, eşlerin birbirlerine karşı sevgi, saygı, sadakat ve birlikte yaşama yükümlülüklerini yerine getirmesi üzerine kuruludur. Ancak bazı davranışlar, evlilik birliğinin sürdürülmesini beklenemeyecek derecede ağır sonuçlar doğurabilir. Türk Medeni Kanunu, bu tür ağır ihlaller için genel boşanma sebebinden ayrı olarak özel boşanma sebepleri düzenlemiştir. Bunlardan biri de pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasıdır.

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Eşlerden birinin diğer eşe karşı fiziksel veya psikolojik bütünlüğünü ağır şekilde ihlal eden ya da kişilik haklarına ciddi saldırı oluşturan davranışlarda bulunması hâlinde, mağdur eş bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir.

Bu boşanma sebebi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan boşanma davalarından farklıdır. Çünkü burada kanun koyucu belirli ve ağır nitelikteki davranışları ayrıca düzenlemiş, bu davranışların varlığı hâlinde mağdur eşe özel dava hakkı tanımıştır. Ancak bu dava hakkının kullanılabilmesi için kanunda öngörülen hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması, affetme durumunun bulunmaması ve iddiaların hukuken geçerli delillerle ispat edilmesi gerekir.

Bu yazıda pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasının şartlarını, hangi davranışların bu kapsamda değerlendirildiğini, ispat yükünü, dava açma süresini, Yargıtay uygulamalarını ve uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıkları ayrıntılı şekilde inceleyeceğiz.

Yazının Özeti

1/3

Özel Boşanma Sebebinin Kapsamı

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerindendir. Bu dava, eşlerden birinin diğer eşin beden veya ruh bütünlüğünü ağır şekilde ihlal etmesi ya da kişilik haklarına ciddi saldırı oluşturan davranışlarda bulunması hâlinde gündeme gelir.

  • Pek kötü davranış fiziksel veya psikolojik ağır saldırıları kapsar.
  • Onur kırıcı davranış kişinin şeref ve saygınlığını hedef alır.
  • Her tartışma veya hakaret bu kapsamda değerlendirilmez.
2/3

Süre, Affetme ve İspat

Bu davada en önemli konular hak düşürücü süreler, affetme ve ispat yüküdür. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Affeden eş, aynı olaya dayanarak TMK 162 kapsamında dava açamaz.

  • Altı aylık ve beş yıllık süreler hak düşürücü süredir.
  • İddiaları ispat yükü davacı eşe aittir.
  • Tanık, darp raporu, mesaj, ceza dosyası ve resmî kayıtlar delil olabilir.
3/3

Mahkeme Değerlendirmesi ve Talepler

Mahkeme, davranışın ağırlığını, kast unsurunu, tarafların olaydan sonraki tutumunu ve delillerin güvenilirliğini birlikte değerlendirir. Şartları oluşmuşsa boşanmanın yanında maddi ve manevi tazminat, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve velayete ilişkin talepler de ileri sürülebilir.

  • Tek bir ağır olay dahi boşanma sebebi olabilir.
  • Velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
  • TMK 162 yanında gerekirse TMK 166’ya da dayanılabilir.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası, eşlerden birinin diğer eşe karşı gerçekleştirdiği ağır nitelikteki saldırılar nedeniyle açılan özel boşanma davasıdır.

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi iki ayrı davranış grubunu birlikte düzenlemiştir:

  • Pek kötü davranış,
  • Ağır derecede onur kırıcı davranış.

Kanun bu iki kavramı aynı maddede düzenlemekle birlikte hukuki nitelikleri tamamen aynı değildir. Bazı davranışlar doğrudan kişinin beden bütünlüğüne yönelirken, bazı davranışlar ise kişinin şerefini, haysiyetini ve toplum içindeki saygınlığını hedef almaktadır.

Her iki durumda da ortak amaç, evlilik birliğinin devamının mağdur eş bakımından artık beklenemeyecek hâle gelmesidir.

Bu dava sebebi, kusur esasına dayanır. Davalı eşin gerçekleştirdiği davranışın bilerek ve isteyerek yapılmış olması gerekir. Kusurun bulunmadığı, irade dışı gerçekleşen veya kast unsuru taşımayan olaylar TMK 162 kapsamında değerlendirilmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 162. Maddesi Ne Düzenlemektedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi şu hükmü içermektedir:

“Eşlerden her biri, diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.”

Madde incelendiğinde üç ayrı özel boşanma sebebi düzenlenmiştir:

  • Hayata kast,
  • Pek kötü davranış,
  • Ağır derecede onur kırıcı davranış.

Hayata kast ayrı bir değerlendirme konusu olmakla birlikte, pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış çoğu zaman aynı olay içerisinde birlikte gerçekleşebilmektedir.

Örneğin eşin diğer eşi sistematik biçimde dövmesi yalnızca fiziksel şiddet oluşturmaz. Aynı zamanda kişilik haklarına ağır saldırı niteliğinde de olabilir.

Mahkeme olayın bütününü değerlendirerek hangi hukuki sebebin oluştuğunu belirler.

Pek Kötü Davranış Ne Demektir?

Pek kötü davranış, eşlerden birinin diğer eşin beden veya ruh bütünlüğüne ağır şekilde zarar veren davranışlarda bulunmasını ifade eder.

Bu davranışların ortak özelliği, sıradan aile içi tartışmaların çok ötesinde olmalarıdır.

Basit geçimsizlikler, ses yükseltmeler veya günlük tartışmalar tek başına pek kötü davranış sayılmaz.

Buna karşılık;

  • Fiziksel şiddet,
  • Ağır darp,
  • Aç bırakma,
  • Eve kapatma,
  • Evden zorla kovma,
  • Sürekli işkence niteliğindeki davranışlar,
  • Psikolojik bütünlüğü ağır biçimde sarsan sistematik uygulamalar

pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilir.

Davranışın mutlaka sürekli olması gerekmez.

Bazı durumlarda tek bir olay bile TMK 162’nin uygulanması için yeterlidir.

Onur Kırıcı Davranış Ne Demektir?

Onur kırıcı davranış ise kişinin şerefine, saygınlığına, kişilik değerlerine ve toplum içindeki itibarına ağır saldırı oluşturan davranışları ifade eder.

Burada korunan hukuki değer fiziksel bütünlük değil, kişinin manevi varlığıdır.

Davranışın gerçekten ağır nitelikte olması gerekir.

Basit hakaretler veya günlük tartışmalarda kullanılan kırıcı sözler her zaman TMK 162 kapsamında değerlendirilmez.

Ancak aşağıdaki davranışlar ağır onur kırıcı davranış oluşturabilir:

  • Toplum içinde aşağılamak,
  • Eşe ahlaksızlık isnat etmek,
  • Bekâreti hakkında küçük düşürücü ithamlarda bulunmak,
  • Namusuna yönelik ağır ithamlarda bulunmak,
  • Karakterine yönelik asılsız suçlamalar yapmak,
  • Eşi toplum önünde küçük düşürmek,
  • Kişilik haklarını ağır şekilde zedeleyen söz ve davranışlarda bulunmak.

Mahkeme değerlendirme yaparken yalnızca söylenen sözlere değil, olayın gerçekleştiği ortamı, tarafların sosyal durumlarını ve sözlerin mağdur üzerindeki etkisini de dikkate alır.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine dayanılarak boşanma kararı verilebilmesi için yalnızca eşlerden birinin kırıcı davranışta bulunmuş olması yeterli değildir. Kanunda ve Yargıtay uygulamalarında kabul edilen bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Mahkeme, her somut olayda aşağıdaki unsurların varlığını ayrı ayrı değerlendirir.

Davranışın Ağır Nitelikte Olması Gerekir

TMK 162 kapsamında değerlendirilecek davranışın sıradan aile içi tartışmaların çok ötesinde olması gerekir.

Evliliklerde zaman zaman yaşanan fikir ayrılıkları, yüksek sesle tartışmalar veya tek başına kaba davranışlar bu madde kapsamında değerlendirilmez.

Davranış;

  • evlilik birliğini çekilmez hâle getirecek ağırlıkta olmalı,
  • mağdur eşin kişilik haklarına ciddi saldırı oluşturmalı,
  • objektif olarak ağır kabul edilebilecek nitelik taşımalıdır.

Bu nedenle her hakaret, her tartışma veya her kırıcı söz TMK 162 kapsamında boşanma sebebi oluşturmaz.

Davranış Bilerek ve İsteyerek Yapılmış Olmalıdır

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasında kast unsuru önem taşır.

Davranışı gerçekleştiren eş;

  • hareketinin sonuçlarını bilebilecek durumda olmalı,
  • davranışı kendi iradesiyle gerçekleştirmeli,
  • mağdur eşe yöneltmiş olduğu davranışı bilinçli şekilde yapmalıdır.

Yanlış anlaşılma, dikkatsizlik veya irade dışı gerçekleşen olaylar kural olarak bu kapsamda değerlendirilmez.

Örneğin;

eşin yanlışlıkla diğer eşi ev dışında bırakması, istemeden küçük düşürücü bir ifade kullanması veya olayın tamamen dikkatsizlik sonucu meydana gelmesi TMK 162 kapsamında değerlendirilmeyebilir.

Davranışın Diğer Eşe Yönelik Olması Gerekir

Kanunda düzenlenen davranışların doğrudan eşe karşı gerçekleştirilmiş olması gerekir.

Başka kişilere yöneltilen davranışlar kural olarak bu madde kapsamında değerlendirilmez.

Ancak bazı durumlarda üçüncü kişiler üzerinden gerçekleştirilen davranışlar da dolaylı olarak eşin kişilik haklarını ağır şekilde zedeliyorsa mahkeme olayın tüm özelliklerini dikkate alarak değerlendirme yapabilir.

Affetme Bulunmamalıdır

Kanun açık şekilde affeden eşin dava hakkının bulunmadığını düzenlemiştir.

Affetme;

  • açık sözlü beyanlarla,
  • yazılı açıklamalarla,
  • davranışlarla,
  • ortak hayatın bilinçli şekilde devam ettirilmesiyle

ortaya çıkabilir.

Ancak her birlikte yaşamaya devam edilmesi affetme anlamına gelmez.

Örneğin ekonomik zorunluluklar nedeniyle aynı evde yaşamaya devam edilmesi veya çocukların zarar görmemesi amacıyla geçici olarak evlilik birliğinin sürdürülmesi tek başına affetme olarak kabul edilmez.

Mahkeme burada mağdur eşin gerçek iradesini araştırır.

Hangi Davranışlar Pek Kötü Davranış Sayılabilir?

Kanunda örnekleme yapılmamıştır.

Bu nedenle hangi davranışların TMK 162 kapsamında değerlendirileceği büyük ölçüde Yargıtay kararlarıyla şekillenmektedir.

Uygulamada aşağıdaki davranışlar pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Fiziksel Şiddet

En sık karşılaşılan örnek fiziksel şiddettir.

Buna;

  • tokat atılması,
  • yumruk atılması,
  • tekme atılması,
  • boğaz sıkılması,
  • darp edilmesi,
  • yaralanmaya neden olunması,
  • vücutta iz bırakacak şekilde saldırılması

gibi davranışlar örnek gösterilebilir.

Fiziksel şiddetin tek sefer gerçekleşmiş olması her zaman davanın reddi sonucunu doğurmaz.

Bazı olaylarda tek bir ağır saldırı bile boşanma sebebi oluşturabilir.

Eve Kapatma

Eşin;

  • evden çıkmasının engellenmesi,
  • kapının üzerine kilit vurulması,
  • iletişim kurmasının engellenmesi,
  • özgürlüğünün ciddi şekilde sınırlandırılması

pek kötü davranış olarak değerlendirilebilir.

Evden Zorla Kovma

Eşin;

  • gece vakti evden çıkarılması,
  • eve alınmaması,
  • anahtarının elinden alınması,
  • ortak konutu kullanmasının engellenmesi

de uygulamada sık görülen örnekler arasındadır.

Özellikle mağdur eşin barınacak yeri bulunmadığı hâlde evden uzaklaştırılması olayın ağırlığını artırmaktadır.

Aç Bırakma veya Temel İhtiyaçları Karşılamama

Eşin cezalandırma amacıyla;

  • yemek vermemesi,
  • ilaçlarını almasına engel olması,
  • temel ihtiyaçlarını bilinçli şekilde karşılamaması

da olayın özelliklerine göre pek kötü davranış olarak değerlendirilebilir.

Sürekli Psikolojik Baskı

Her psikolojik baskı TMK 162 kapsamında değildir.

Ancak;

  • sistematik yıldırma,
  • korkutma,
  • tehdit,
  • sürekli aşağılayıcı davranışlar,
  • insan onurunu ortadan kaldıracak yoğun psikolojik baskılar

pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilir.

Hangi Davranışlar Onur Kırıcı Davranış Sayılabilir?

Onur kırıcı davranışta temel ölçüt, mağdur eşin şeref ve saygınlığına ağır saldırıda bulunulmasıdır.

Bu saldırının mutlaka kalabalık ortamda yapılması gerekmez.

İki kişi arasında gerçekleşen ağır aşağılamalar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler şunlardır.

Toplum İçinde Küçük Düşürmek

Kalabalık ortamda;

  • hakaret etmek,
  • aşağılamak,
  • alay etmek,
  • küçümsemek

kişilik haklarına ağır saldırı oluşturabilir.

Namus ve Sadakat Hakkında Asılsız İthamlar

Hiçbir dayanak bulunmaksızın eşe;

  • sadakatsizlik isnat edilmesi,
  • ahlaksızlıkla suçlanması,
  • toplum içinde iffetine yönelik ithamlarda bulunulması

onur kırıcı davranış sayılabilir.

Bekâret Hakkında Küçük Düşürücü Beyanlar

Yargıtay uygulamasında eşin bekâreti hakkında toplum içinde küçük düşürücü açıklamalar yapılması ağır derecede onur kırıcı davranış olarak değerlendirilebilmektedir.

Sürekli Hakaret

Her hakaret TMK 162 kapsamında değildir.

Ancak;

  • sistematik şekilde devam eden,
  • kişilik haklarını ağır biçimde zedeleyen,
  • insan onurunu hedef alan,
  • sıradan tartışmanın ötesine geçen

hakaretler bu kapsamda değerlendirilebilir.

Karakter Suçlamaları

Eşe;

  • hırsız,
  • dolandırıcı,
  • ahlaksız,
  • namussuz

gibi ağır isnatlarda bulunulması da somut olayın özelliklerine göre TMK 162 kapsamında değerlendirilebilir.

Her Hakaret Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sayılır mı?

Hayır.

Uygulamada en fazla karıştırılan konulardan biri budur.

Her hakaret doğrudan TMK 162 kapsamında değerlendirilmez.

Basit hakaretler çoğu zaman evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında kusur olarak değerlendirilmektedir.

TMK 162’nin uygulanabilmesi için hakaretin;

  • ağır nitelikte olması,
  • kişilik haklarına ciddi saldırı oluşturması,
  • sıradan aile içi tartışmanın çok ötesine geçmesi,
  • olayın özellikleri itibarıyla evlilik birliğini çekilmez hâle getirmesi

gerekmektedir.

Bu nedenle mahkeme yalnızca kullanılan kelimelere değil, olayın meydana geliş şekline, tarafların sosyal durumuna, davranışın tekrar edip etmediğine ve mağdur eş üzerindeki etkisine birlikte bakmaktadır.

Tek Bir Olay Bu Davanın Açılması İçin Yeterli midir?

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasında davranışın mutlaka sürekli olması gerekmez.

Bazı ağır olaylar tek başına TMK 162 kapsamında boşanma sebebi oluşturabilir.

Örneğin eşin ağır şekilde darp edilmesi, boğazının sıkılması, toplum içinde namusuna yönelik ağır ithamlarda bulunulması veya evden zorla kovulması tek olay olsa bile mahkeme tarafından yeterli görülebilir.

Buna karşılık daha hafif nitelikteki bazı davranışların bu kapsamda değerlendirilebilmesi için süreklilik, yoğunluk ve sistematiklik aranabilir.

Bu nedenle değerlendirme her dosyada somut olaya göre yapılır.

Mahkeme şu kriterleri dikkate alır:

  • davranışın ağırlığı,
  • olayın gerçekleşme şekli,
  • mağdur eş üzerindeki etkisi,
  • tarafların evlilik süreci,
  • davranışın tekrarlanıp tekrarlanmadığı,
  • olaydan sonra tarafların tutumu,
  • affetme sayılabilecek davranışların bulunup bulunmadığı.

Pek Kötü Davranış ile Hayata Kast Arasındaki Fark

Türk Medeni Kanunu‘nun 162. maddesi hayata kast, pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranışı aynı maddede düzenlemiştir. Ancak bu kavramlar aynı anlama gelmez.

Hayata kast, eşlerden birinin diğer eşin yaşamına son vermeye yönelik bilerek ve isteyerek hareket etmesidir.

Örneğin;

  • öldürmeye teşebbüs,
  • silahla ateş etme,
  • bıçaklama,
  • zehirleme girişimi,
  • ölüm sonucunu doğurabilecek ağır saldırılar

hayata kast kapsamında değerlendirilebilir.

Pek kötü davranışta ise amaç her zaman öldürmek değildir. Ancak davranış, mağdur eşin beden veya ruh bütünlüğünü ağır biçimde ihlal eder.

Örneğin;

  • dövme,
  • aç bırakma,
  • eve kapatma,
  • ağır psikolojik baskı,
  • sürekli eziyet etme

pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü dava dilekçesinde hukuki sebebin doğru kurulması, olayların doğru sınıflandırılması ve delillerin buna göre sunulması gerekir.

Pek Kötü Davranış ile Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Arasındaki Fark

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen genel boşanma sebebidir.

TMK 166 kapsamında evlilik birliğinin taraflardan ortak hayatı sürdürmeleri beklenemeyecek derecede sarsılması gerekir.

Bu sebep daha geniştir.

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma ise özel boşanma sebebidir.

Bu nedenle daha dar ve belirli şartlara bağlıdır.

Örneğin;

  • eşlerin sürekli tartışması,
  • ilgisizlik,
  • sevgisizlik,
  • ekonomik anlaşmazlık,
  • ailelerin evliliğe müdahalesi,
  • iletişim kopukluğu

çoğu zaman TMK 166 kapsamında değerlendirilir.

Buna karşılık;

  • ağır fiziksel şiddet,
  • insan onurunu hedef alan ağır aşağılamalar,
  • eşin toplum içinde küçük düşürülmesi,
  • özgürlüğünün kısıtlanması,
  • ağır nitelikteki manevi saldırılar

TMK 162 kapsamında ileri sürülebilir.

Uygulamada davacı taraf, aynı olaylara dayanarak hem özel boşanma sebebini hem de terditli olarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini ileri sürebilir.

Bu yöntem, davanın usul ve esas bakımından daha sağlıklı kurulmasını sağlar.

Davada Hukuki Sebep Nasıl Kurulmalıdır?

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle açılacak boşanma davasında hukuki sebep dikkatli belirlenmelidir.

Dava yalnızca TMK 162’ye dayanılarak açılabilir. Ancak somut olayın TMK 162 ağırlığında görülmemesi ihtimaline karşı TMK 166’ya da dayanılması çoğu dosyada daha güvenli bir yöntemdir.

Bu durumda dava dilekçesinde;

öncelikle pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmaya karar verilmesi,

mahkeme aksi kanaatte olursa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmaya karar verilmesi

talep edilebilir.

Böylece mahkeme, olayları hem özel boşanma sebebi hem de genel boşanma sebebi yönünden değerlendirebilir.

Dava Açma Süresi Nedir?

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası süreye tabidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine göre dava hakkı olan eş, boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren altı ay içinde dava açmalıdır.

Ayrıca her hâlde olayın gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Bu süreler hak düşürücü süredir.

Bu nedenle mahkeme bu süreleri kendiliğinden dikkate alır.

Dava açma süresi bakımından iki ayrı sınır vardır:

  • Öğrenmeden itibaren 6 ay,
  • Olaydan itibaren 5 yıl.

Örneğin eş, ağır onur kırıcı davranışı 1 Ocak tarihinde öğrenmişse kural olarak 6 ay içinde dava açmalıdır.

Ancak olayın üzerinden 5 yıl geçmişse artık bu özel sebebe dayanılarak dava açılamaz.

Altı Aylık Süre Ne Zaman Başlar?

Altı aylık süre, mağdur eşin boşanma sebebini öğrenmesiyle başlar.

Olayın öğrenilmesi ile olayın gerçekleşmesi her zaman aynı tarih olmayabilir.

Örneğin eş hakkında toplum içinde yapılan ağır bir isnat, mağdur eş tarafından sonradan öğrenilmiş olabilir. Bu durumda altı aylık süre öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Ancak öğrenme tarihinin ispatı önemlidir.

Davalı taraf, dava hakkının süresinde kullanılmadığını ileri sürebilir.

Bu durumda mahkeme olayın ne zaman öğrenildiğini, tarafların beyanlarını ve dosyadaki delilleri birlikte değerlendirir.

Beş Yıllık Süre Ne Anlama Gelir?

Kanun, her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkının düşeceğini düzenlemiştir.

Bu süre, öğrenme tarihinden bağımsızdır.

Yani mağdur eş olayı daha sonra öğrenmiş olsa bile, olay tarihinden itibaren beş yıl geçmişse TMK 162’ye dayalı özel dava hakkı kural olarak kullanılamaz.

Ancak bu durum, aynı olayın hiçbir şekilde boşanma davasında değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.

Olayın özelliklerine göre bu davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında kusur değerlendirmesine konu edilebilir.

Affetme Dava Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Evet.

Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesi açıkça affeden tarafın dava hakkının olmadığını düzenlemiştir.

Affetme, dava hakkını sona erdirir.

Ancak affetme kolay kabul edilen bir olgu değildir.

Mahkeme affetmenin gerçek ve serbest iradeyle gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırır.

Affetme açık şekilde yapılabileceği gibi davranışlarla da ortaya çıkabilir.

Örneğin;

  • olaydan sonra evlilik birliğinin isteyerek sürdürülmesi,
  • olayın sorun edilmediğinin açıkça belirtilmesi,
  • tarafların bilinçli şekilde barışması,
  • mağdur eşin olayı affettiğini ifade etmesi

affetme kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık;

  • ekonomik zorunlulukla aynı evde kalmak,
  • çocuklar nedeniyle geçici olarak ortak hayatı sürdürmek,
  • korku veya baskı altında ilişkiyi devam ettirmek,
  • dava açmadan önce delil toplamaya çalışmak

tek başına affetme anlamına gelmez.

Affetme Nasıl İspatlanır?

Affetme iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını ispatlamalıdır.

Davalı eş, mağdur eşin kendisini affettiğini savunuyorsa bunu somut delillerle ortaya koymalıdır.

Affetmeye ilişkin deliller şunlar olabilir:

  • mesaj kayıtları,
  • tarafların birlikte yaşamaya devam ettiğini gösteren deliller,
  • tanık beyanları,
  • barışma içerikli yazışmalar,
  • sosyal medya paylaşımları,
  • tarafların olaydan sonra evlilik birliğini bilinçli şekilde sürdürdüğünü gösteren olgular.

Ancak bu deliller tek başına değil, olayın bütünlüğü içinde değerlendirilir.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında İspat Yükü Kime Aittir?

Türk hukukunda genel kural gereği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Bu nedenle pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasında davacı eş, TMK 162 kapsamında ileri sürdüğü olayları hukuka uygun delillerle ispat etmelidir.

Mahkeme yalnızca iddialara dayanarak boşanma kararı vermez.

İddiaların;

  • gerçekleştiğinin,
  • davalı eş tarafından yapıldığının,
  • ağır nitelik taşıdığının,
  • boşanma sebebi oluşturduğunun

somut delillerle ortaya konulması gerekir.

İspat yükü yalnızca davanın açılması bakımından değil, maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri açısından da önem taşımaktadır.

Bu Davada Hangi Deliller Kullanılabilir?

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davalarında her türlü hukuka uygun delilden yararlanılabilir.

En sık kullanılan deliller şunlardır.

Tanık Beyanları

Boşanma davalarında en önemli delillerden biri tanık anlatımlarıdır.

Tanıklar;

  • şiddet olaylarını,
  • hakaretleri,
  • evden kovulma olayını,
  • toplum içinde yaşanan aşağılamaları,
  • tarafların davranışlarını

mahkemeye aktarabilir.

Tanığın olayı birebir görmesi her zaman zorunlu değildir.

Olayın hemen sonrasındaki durumu gözlemlemiş olması da bazı durumlarda delil niteliği taşıyabilir.

Ancak yalnızca duyuma dayalı anlatımların ispat gücü daha düşüktür.

Hastane Kayıtları

Fiziksel şiddet iddialarında;

  • darp raporları,
  • acil servis kayıtları,
  • adli muayene raporları,
  • tedavi belgeleri

önemli delillerdendir.

Bu belgeler tek başına davayı kazanmayı sağlamaz.

Ancak diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde güçlü ispat oluşturabilir.

Fotoğraf ve Video Kayıtları

Hukuka uygun şekilde elde edilmiş;

  • fotoğraflar,
  • video kayıtları,
  • güvenlik kamerası görüntüleri

mahkeme tarafından delil olarak değerlendirilebilir.

Ancak özel hayatın gizliliğini ihlal edecek şekilde elde edilen kayıtlar hukuki sorun doğurabileceğinden delillerin elde ediliş şekli de önemlidir.

Mesajlaşmalar

WhatsApp,

SMS,

e-posta,

sosyal medya mesajları,

uygulama yazışmaları

olayın ispatında önemli rol oynayabilir.

Özellikle;

  • tehdit içerikleri,
  • hakaretler,
  • aşağılayıcı ifadeler,
  • özür mesajları,
  • olayın kabul edildiğini gösteren yazışmalar

uygulamada sıkça kullanılmaktadır.

Ses Kayıtları

Ses kayıtlarının delil niteliği her dosyada ayrı değerlendirilmektedir.

Kural olarak kişilerin rızası olmadan yapılan kayıtlar hukuka aykırılık tartışmalarına neden olabilir.

Ancak Yargıtay uygulamasında, başka türlü ispat imkânı bulunmayan ve kişinin kendisini koruma amacıyla aldığı bazı kayıtların belirli şartlarda delil olarak değerlendirildiği kararlar da bulunmaktadır.

Bu nedenle ses kaydı kullanılmadan önce somut olayın özellikleri mutlaka değerlendirilmelidir.

Ceza Dosyaları

Fiziksel şiddet veya hakaret nedeniyle açılmış;

  • ceza soruşturmaları,
  • ceza davaları,
  • uzaklaştırma kararları,
  • koruma tedbirleri

boşanma davasında önemli deliller arasında yer alabilir.

Ancak ceza mahkemesindeki beraat kararı tek başına boşanma davasının reddedileceği anlamına gelmez.

Çünkü ceza yargılaması ile hukuk yargılamasının ispat ölçütleri birbirinden farklıdır.

Deliller Hukuka Uygun Şekilde Elde Edilmek Zorunda mıdır?

Evet.

Boşanma davalarında da hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller kural olarak mahkeme tarafından dikkate alınmaz.

Örneğin;

  • eşin telefonuna gizlice casus program yüklenmesi,
  • şifre kırılarak mesajların ele geçirilmesi,
  • gizlice hesaplara girilmesi,
  • özel yazışmaların hukuka aykırı şekilde alınması

hukuki sorunlara yol açabilir.

Bu nedenle delil toplanırken hukuka uygun hareket edilmesi büyük önem taşır.

Yanlış yöntemlerle elde edilen deliller, davaya katkı sağlamadığı gibi ceza sorumluluğuna da neden olabilir.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Açılan Davada Tazminat İstenebilir mi?

Evet.

Boşanmaya neden olan olaylarda davalı eş ağır kusurlu ise mağdur eş maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

Özellikle;

  • fiziksel şiddet,
  • ağır hakaret,
  • kişilik haklarına saldırı,
  • sistematik aşağılamalar

manevi tazminat bakımından önem taşımaktadır.

Mahkeme;

  • kusur oranını,
  • olayın ağırlığını,
  • tarafların ekonomik durumunu,
  • saldırının mağdur üzerindeki etkisini

birlikte değerlendirerek uygun miktarda tazminata hükmedebilir.

Her olay otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz.

Somut olayın özellikleri ve kusur durumu ayrıca incelenir.

Nafaka Talep Edilebilir mi?

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası açılması nafaka talebine engel değildir.

Şartları oluşmuşsa;

  • tedbir nafakası,
  • yoksulluk nafakası,
  • iştirak nafakası

talep edilebilir.

Mahkeme nafaka konusunda;

  • tarafların gelir durumunu,
  • ekonomik güçlerini,
  • çocukların ihtiyaçlarını,
  • kusur durumunu gerektirdiği ölçüde

değerlendirerek karar verir.

Nafaka talepleri TMK 162’ye dayanılan davalarda da genel boşanma davalarındaki esaslara göre incelenmektedir.

Velayet Konusunda Mahkeme Nasıl Karar Verir?

Pek kötü veya onur kırıcı davranışın bulunması tek başına velayetin belirli bir eşe verilmesini zorunlu kılmaz.

Velayet konusunda temel ölçüt her zaman çocuğun üstün yararıdır.

Ancak eşlerden birinin;

  • sürekli şiddet uygulaması,
  • saldırgan davranışlar sergilemesi,
  • çocuk yanında ağır şiddet göstermesi,
  • çocuğun psikolojik gelişimini olumsuz etkilemesi

velayet değerlendirmesinde önemli rol oynayabilir.

Mahkeme gerektiğinde sosyal inceleme raporu, pedagog görüşü ve uzman değerlendirmelerinden de yararlanarak karar verir.

Dava Açılmadan Önce Avukata Başvurmak Neden Önemlidir?

TMK 162’ye dayalı boşanma davaları, ispat yükü ve hak düşürücü süreler nedeniyle uygulamada en dikkatli hazırlanması gereken boşanma davaları arasında yer almaktadır.

Özellikle;

  • dava sebebinin doğru belirlenmesi,
  • altı aylık hak düşürücü sürenin kaçırılmaması,
  • affetme iddialarının değerlendirilmesi,
  • delillerin hukuka uygun şekilde toplanması,
  • olayların doğru hukuki sebebe bağlanması,
  • tazminat ve nafaka taleplerinin eksiksiz hazırlanması

davayı doğrudan etkileyebilmektedir.

Bu nedenle dava açılmadan önce aile hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki destek alınması, hak kaybı yaşanmasının önüne geçilmesi açısından önem taşımaktadır.

Mevzuat Dayanağı

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davasının hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesidir.

Madde hükmü şöyledir:

“Eşlerden her biri, diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

Madde birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki temel ilkeler ortaya çıkmaktadır:

  • Pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranış özel boşanma sebebidir.
  • Dava açabilmek için davranışın kanunda aranan ağırlığa ulaşması gerekir.
  • Davanın öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde açılması zorunludur.
  • Hak düşürücü süreler mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır.
  • Affeden eş aynı olaya dayanarak bu madde kapsamında boşanma davası açamaz.
  • Davacı, iddialarını hukuka uygun delillerle ispat etmekle yükümlüdür.

TMK 162 dışında somut olayın özelliğine göre aşağıdaki hükümler de uygulama alanı bulabilir:

  • TMK m. 166 (Evlilik birliğinin temelinden sarsılması)
  • TMK m. 174 (Maddi ve manevi tazminat)
  • TMK m. 175 (Yoksulluk nafakası)
  • TMK m. 182 (Velayet ve iştirak nafakası)
  • TMK m. 169 (Dava süresince alınacak geçici önlemler)

Uygulamada birçok davada davacı taraf, öncelikle TMK 162’ye dayanmakta; mahkemenin bu şartların oluşmadığı kanaatine varması ihtimaline karşı terditli olarak TMK 166 kapsamında da boşanma talebinde bulunmaktadır.

Yargıtay Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Konusunda Nasıl Değerlendirme Yapmaktadır?

Yargıtay kararları incelendiğinde TMK 162’nin oldukça dar yorumlandığı görülmektedir.

Her kırıcı davranış veya her hakaret bu madde kapsamında kabul edilmemektedir.

Yargıtay öncelikle davranışın gerçekten ağır nitelikte olup olmadığını incelemektedir.

Kararlarda özellikle şu ölçütler dikkate alınmaktadır:

  • Davranışın ağırlığı,
  • Davranışın kasıtlı şekilde gerçekleştirilmesi,
  • Kişilik haklarına yönelik saldırının derecesi,
  • Olayın tek başına evlilik birliğini çekilmez hâle getirip getirmediği,
  • Affetme olgusunun bulunup bulunmadığı,
  • Hak düşürücü sürelere uyulup uyulmadığı,
  • Delillerin yeterliliği.

Yargıtay uygulamasında ağır fiziksel şiddet, sistematik eziyet, evden zorla kovma, eşin toplum içinde ağır şekilde aşağılanması, namus ve şerefine yönelik ağır isnatlar ile kişilik haklarını ciddi biçimde zedeleyen davranışlar TMK 162 kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Buna karşılık günlük tartışmalar, anlık öfke ile söylenen bazı sözler, hafif nitelikteki hakaretler veya evlilik içerisindeki olağan geçimsizlikler çoğunlukla TMK 166 kapsamında değerlendirilmektedir.

Yargıtay ayrıca affetme konusunda da oldukça dikkatli hareket etmektedir. Tarafların olaydan sonra birlikte yaşamaya devam etmiş olması tek başına affetme olarak kabul edilmemektedir. Mahkemelerin, mağdur eşin gerçekten özgür iradesiyle affedip affetmediğini araştırması gerektiği vurgulanmaktadır.

Hak düşürücü süreler bakımından da Yargıtay istikrarlı şekilde altı aylık ve beş yıllık sürelerin kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkeme tarafından resen gözetilmesi gerektiğini kabul etmektedir.

İspat bakımından ise Yargıtay, boşanma davalarında kesin delil sistemi bulunmadığını, tanık beyanları başta olmak üzere hukuka uygun her türlü delilin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Mahkeme yalnızca tek bir delile değil, dosyanın tamamına bakarak kanaat oluşturmalıdır.

Sonuç olarak Yargıtay uygulaması, TMK 162’nin ancak gerçekten ağır nitelikteki saldırılar bakımından uygulanması gerektiğini; daha hafif kusurlu davranışların ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kapsamında değerlendirilmesinin daha isabetli olacağını kabul etmektedir. Böylece hem özel boşanma sebeplerinin istisnai niteliği korunmakta hem de kanunun amacı doğrultusunda somut olayın özelliklerine uygun karar verilmesi sağlanmaktadır.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Mahkeme Neleri Değerlendirir?

Mahkeme, TMK’nın 162. maddesine dayalı olarak açılan davalarda yalnızca tarafların iddialarıyla yetinmez. Dosyadaki tüm delilleri birlikte değerlendirerek gerçekten kanunda aranan ağırlıkta bir davranışın bulunup bulunmadığını araştırır.

Bu kapsamda özellikle;

  • Davranışın niteliği,
  • Davranışın hangi şartlarda gerçekleştiği,
  • Tarafların evlilik süresi,
  • Davranışın tek sefer mi yoksa sürekli mi olduğu,
  • Mağdur eş üzerindeki etkileri,
  • Davranışın kasıtlı olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği,
  • Tarafların olaydan sonraki tutumları,
  • Affetme iradesinin bulunup bulunmadığı,
  • Sunulan delillerin güvenilirliği

ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

Mahkeme, olayları tek tek değerlendirmek yerine evlilik birliğinin bütününü dikkate alarak karar vermektedir. Bu nedenle tek başına bir delil veya tek bir tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez. Dosyada bulunan tüm deliller birlikte değerlendirilerek vicdani kanaat oluşturulur.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir?

Her ne kadar TMK 162 özel boşanma sebebi olsa da kusur incelemesi tamamen ortadan kalkmamaktadır.

Mahkeme öncelikle davalı eşin gerçekten kanunda düzenlenen ağır davranışları gerçekleştirip gerçekleştirmediğini değerlendirir.

Ancak bunun yanında davacı eşin davranışları da dosya kapsamında incelenmektedir.

Örneğin;

  • karşılıklı fiziksel şiddet,
  • karşılıklı hakaret,
  • tarafların birbirlerine yönelik ağır kusurlu davranışları

bulunuyorsa mahkeme olayın bütününü değerlendirmektedir.

Bununla birlikte TMK 162 kapsamında davaya konu edilen ağır davranışın varlığı hâlinde davalı eş çoğu zaman ağır kusurlu kabul edilmektedir.

Kusur değerlendirmesi yalnızca boşanma kararı açısından değil; maddi tazminat, manevi tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından da önem taşımaktadır.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?

Türk hukukunda boşanma davalarında avukatla temsil zorunlu değildir.

Taraflar davalarını bizzat açabilir ve takip edebilirler.

Ancak TMK 162’ye dayalı davalar, uygulamadaki en teknik boşanma davalarından biridir.

Özellikle;

  • hak düşürücü sürelerin hesaplanması,
  • hukuki sebebin doğru belirlenmesi,
  • delillerin usulüne uygun sunulması,
  • affetme iddialarının değerlendirilmesi,
  • tanıkların doğru seçilmesi,
  • tazminat ve nafaka taleplerinin eksiksiz hazırlanması

davanın sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir.

Bu nedenle uygulamada hak kaybı yaşanmaması için dava açılmadan önce aile hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki destek alınması faydalı olacaktır.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise davaya Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakmaktadır.

Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre;

  • Davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi,
  • Davacı eşin yerleşim yeri mahkemesi,
  • Eşlerin davadan önce son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Davacı, bu yetki kuralları kapsamında davasını açabilir.

Hak Düşürücü Süre ile Zamanaşımı Aynı Şey midir?

Hayır. Hak düşürücü süre ile zamanaşımı birbirinden farklı hukuki kurumlardır.

TMK’nın 162. maddesinde düzenlenen altı aylık ve beş yıllık süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme, taraflar ileri sürmese bile bu süreleri kendiliğinden dikkate alır.

Hak düşürücü sürenin geçirilmesi hâlinde artık TMK’nın 162. maddesine dayanılarak dava açılamaz. Buna karşılık zamanaşımı süreleri kural olarak taraflarca ileri sürülmediği sürece mahkeme tarafından resen dikkate alınmaz.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında Mahkeme Neleri Değerlendirir?

Mahkeme karar verirken yalnızca olayın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmaz. Bunun yanında;

  • davranışın ağırlığını,
  • kast unsurunun bulunup bulunmadığını,
  • olayın evlilik üzerindeki etkisini,
  • tarafların kusur durumunu,
  • delillerin güvenilirliğini,
  • affetme iradesinin bulunup bulunmadığını,
  • hak düşürücü sürelerin geçirilip geçirilmediğini

birlikte değerlendirerek karar verir.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Altı aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra dava açılması,
  • Yeterli delil toplanmadan dava açılması,
  • Olaydan sonra affetme olarak değerlendirilebilecek davranışlarda bulunulması,
  • Hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmesi,
  • Basit hakaretlerin TMK’nın 162. maddesi kapsamında değerlendirilmesi,
  • Somut olayın özelliklerine göre TMK’nın 166. maddesine de dayanılması gerekirken yalnızca TMK’nın 162. maddesine dayanılması.

Bu hatalar davanın reddine veya ispat güçlüğü yaşanmasına neden olabilmektedir.

Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Altı aylık hak düşürücü süre geçirildikten sonra dava açılması,
  • Yeterli delil toplanmadan dava açılması,
  • Olaydan sonra affetme olarak değerlendirilebilecek davranışlarda bulunulması,
  • Hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmesi,
  • Basit hakaretlerin TMK’nın 162. maddesi kapsamında değerlendirilmesi,
  • Somut olayın özelliklerine göre TMK’nın 166. maddesine de dayanılması gerekirken yalnızca TMK’nın 162. maddesine dayanılması.

Bu hatalar davanın reddine veya ispat güçlüğü yaşanmasına neden olabilmektedir.

Tablo

KonuAçıklama
Hukuki DayanakTMK m. 162
Dava TürüÖzel boşanma sebebi
Dava Açma SüresiÖğrenmeden itibaren 6 ay
Azami SüreOlay tarihinden itibaren 5 yıl
AffetmeDava hakkını ortadan kaldırır
İspat YüküDavacı eşe aittir
Görevli MahkemeAile Mahkemesi
Yetkili MahkemeTMK m. 168 kapsamında belirlenir

Sıkça Sorulan Sorular

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Eşlerden birinin diğer eşe ağır fiziksel veya psikolojik zarar vermesi ya da kişilik haklarına ciddi şekilde saldırıda bulunması hâlinde açılabilen bir boşanma davasıdır.

Hayır. Her hakaret TMK’nın 162. maddesi kapsamında değerlendirilmez. Davranışın ağır nitelikte olması, kişinin şeref ve saygınlığını ciddi şekilde zedelemesi ve sıradan aile içi tartışmaların ötesine geçmesi gerekir.

Evet. Olayın ağırlığına göre tek bir fiziksel şiddet olayı bile pek kötü davranış sebebiyle boşanma davası açılması için yeterli olabilir. Mahkeme somut olayın özelliklerini ve delilleri birlikte değerlendirir.

Evet. Sürekli aşağılanma, tehdit, korkutma, sistematik baskı veya kişilik haklarını ağır şekilde zedeleyen psikolojik davranışlar somut olayın özelliklerine göre TMK’nın 162. maddesi kapsamında değerlendirilebilir.

Eşin ortak konuttan zorla çıkarılması, eve alınmaması veya ortak konutu kullanmasının engellenmesi olayın özelliklerine göre pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilir.

Altı aylık hak düşürücü süre, boşanma sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ayrıca olay tarihinden itibaren beş yıl geçmesi hâlinde bu özel boşanma sebebine dayanılarak dava açılamaz.

Hak düşürücü süre geçirilmişse TMK’nın 162. maddesine dayanılarak boşanma davası açılamaz. Ancak olayın niteliğine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açılması mümkün olabilir.

Evet. Kanuna göre affeden taraf aynı olaya dayanarak TMK’nın 162. maddesi kapsamında boşanma davası açamaz. Ancak affetmenin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği mahkeme tarafından somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Hayır. Ekonomik zorunluluk, çocukların durumu veya başka sebeplerle aynı evde yaşamaya devam edilmesi tek başına affetme olarak kabul edilmez. Mahkeme tarafların gerçek iradesini araştırır.

Tanık beyanları, hastane kayıtları, darp raporları, mesajlaşmalar, fotoğraf ve video kayıtları, resmî kurum kayıtları, ceza soruşturması veya ceza davası dosyaları ile diğer hukuka uygun deliller mahkemeye sunulabilir.

Ses kayıtlarının delil niteliği her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmektedir. Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi büyük önem taşır. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen kayıtlar bazı durumlarda delil olarak kabul edilmeyebilir.

Hayır. Ceza mahkemesinin beraat kararı tek başına boşanma davasının reddedileceği anlamına gelmez. Hukuk mahkemesi dosyadaki tüm delilleri kendi değerlendirmesine göre inceler.

Evet. Şartları oluştuğu takdirde kusurlu eşten maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Mahkeme kusur durumu ile olayın ağırlığını birlikte değerlendirerek karar verir.

Evet. Şartları oluşması hâlinde tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası talep edilebilir.

Hayır. Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Ancak şiddet veya ağır kusurlu davranışlar velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilecek önemli unsurlar arasında yer alır.

Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakmaktadır.

Dava, davalı eşin yerleşim yeri mahkemesinde, davacı eşin yerleşim yeri mahkemesinde veya eşlerin son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.

Yargılama süresi dosyanın kapsamına, delillerin toplanmasına, tanık sayısına ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişmektedir. İlk derece yargılamasından sonra istinaf ve temyiz süreçleri de söz konusu olabilir.

Evet. Tarafların boşanmanın tüm sonuçları üzerinde anlaşmaları ve kanundaki şartların oluşması hâlinde çekişmeli olarak başlayan dava daha sonra anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir.

Kanunen avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak hak düşürücü sürelerin hesaplanması, delillerin doğru şekilde sunulması ve hukuki taleplerin eksiksiz hazırlanması açısından aile hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmasını önleyebilir.

Avukat Görüşü

Pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası, uygulamada dikkatli hazırlanması gereken özel boşanma sebeplerinden biridir. Bu tür davalarda yalnızca yaşanan olayın anlatılması yeterli değildir. Olayın TMK’nın 162. maddesinde aranan ağırlığa ulaştığı, süresinde dava açıldığı, affetme iradesinin bulunmadığı ve iddiaların hukuka uygun delillerle desteklendiği açık şekilde ortaya konulmalıdır.

Uygulamada en sık yapılan hata, her hakaretin veya her aile içi tartışmanın doğrudan pek kötü veya onur kırıcı davranış olarak değerlendirilmesidir. Oysa mahkemeler bu maddeyi daha dar yorumlamakta; davranışın kişilik haklarına ağır saldırı oluşturup oluşturmadığını somut olayın özelliklerine göre incelemektedir. Bu nedenle dava dilekçesinde olayların doğru hukuki sebebe bağlanması ve gerekirse evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine de dayanılması önemlidir.

Bu tür dosyalarda hak düşürücü süreler özellikle önem taşır. Boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde dava açılmaması veya olaydan sonra affetme olarak yorumlanabilecek davranışlarda bulunulması, dava hakkını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle dava açmadan önce delillerin, sürelerin ve tarafların olay sonrası tutumlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma davası hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar, her somut olay için doğrudan hukuki görüş veya dava stratejisi niteliği taşımaz.

Boşanma davalarında sonuç; tarafların kusur durumu, deliller, hak düşürücü süreler, tanık beyanları, ekonomik koşullar, çocukların durumu ve mahkemenin somut olay değerlendirmesine göre değişebilir. Bu nedenle benzer olaylarda dahi farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir.

Pek kötü veya onur kırıcı davranış iddiasına dayalı boşanma davası açmadan önce, olayın TMK 162 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, delillerin hukuka uygun olup olmadığı ve dava açma süresinin geçip geçmediği ayrıca incelenmelidir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için somut olay özelinde hukuki destek alınması önerilir.

Son Güncelleme 19.07.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top