Evet. TÜİK verileri boşanma sayılarında artış olduğunu gösteriyor; boşanan çiftlerin sayısı 2024’te 188.963 iken 2025’te 193.793’e çıktı. Boşanmış kişilerin kendi gösterdiği nedenlere bakan Türkiye Aile Yapısı Araştırması’nda ise en sık neden eşin sorumsuz ve ilgisiz davranmasıdır; onu aldatma, evin geçiminin sağlanamaması ve dayak veya kötü muamele izler.
Bu yazıda neler var?
Bu nedenler boşanmış kişilerin ankette verdiği cevaplardır. Çekişmeli bir boşanma davasında mahkeme ise bir nedenin ankette ne kadar sık geçtiğine değil, kanunda sayılan boşanma sebeplerinden birinin somut olaylarla ispatlanıp ispatlanmadığına bakar.
Türkiye’de her yıl kaç çift boşanıyor?
TÜİK’in 24 Şubat 2026’da açıkladığı 2025 yılı evlenme ve boşanma istatistiklerine göre 2025’te 193.793 çift boşandı. Bu sayı 2024’te 188.963’tü; boşanan çift sayısı bir yılda 4.830 arttı. Kaba boşanma hızı da 2025’te binde 2,26 oldu, yani her bin kişiye yaklaşık 2,26 boşanma düştü.
Türkiye’de boşanma oranları evliliğin süresine göre de değişiyor. 2025’teki boşanmaların %34,0’ı evliliğin ilk beş yılında, %20,3’ü ise 6 ile 10. yıllar arasında gerçekleşti.
Boşanmış kişiler en çok hangi nedenleri gösteriyor?
Boşanmış kişilerin kendi gösterdiği nedenler TÜİK’in Türkiye Aile Yapısı Araştırması’nda soruluyor. Araştırmanın 2021 sonuçlarına göre en az bir kez boşanmış kişilerin en sık gösterdiği neden %32,2 ile eşin sorumsuz ve ilgisiz davranmasıdır. Bunu %14,1 ile aldatma, %9,8 ile evin ekonomik olarak geçiminin sağlanamaması ve %8,1 ile dayak veya kötü muamele izler.
Bu oranlar 2021 araştırmasına aittir; 2025’te boşanan çiftlerin hangi nedenle ayrıldığını göstermez. Ankette söylenen neden ile mahkemenin boşanma kararına dayanak yaptığı hukuki sebep de her zaman örtüşmez. Örneğin ilgisizlik, kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmaz.
Bu nedenler boşanma davasında hangi hukuki sebebe dayanır?
Türk Medeni Kanunu’ndaki (TMK) boşanma sebepleri iki gruptur. Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel sebeplerdir (TMK 161-165). Bunların yanında TMK 166 evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini düzenler; maddenin ilk fıkrasına göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Sorumsuz ve ilgisiz davranma hangi sebebe girer?
Kanun sevgisizlik ve ilgisizlik için özel bir boşanma sebebi öngörmez; bu davranışlar TMK 166’ya dayanan davada ileri sürülebilir. TMK 185’e göre eşler birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025 tarihli bir kararında, eşlerin bu hak ve yükümlülükleri değerlendirilirken “içten bağlılık” ilkesinin gözetilmesi gerektiğini ve eşine içten bağlı kişinin yapmayacağı davranışların yükümlülük ihlali sayılacağını belirtmiştir.
Aldatma hangi sebebe girer?
Aldatma sebebiyle boşanma, eşin zina etmesi hâlinde TMK 161’deki özel sebebe dayanır ve bu dava sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay, her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl içinde açılmalıdır. Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar TMK 166’ya dayanan davada da ileri sürülebilir; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu maddeye dayanan bir davada eşlerin sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davranışlarını kusur olarak değerlendirmiştir.
Evin geçiminin sağlanamaması hangi sebebe girer?
Evin geçiminin sağlanamaması kanunda özel bir boşanma sebebi değildir. TMK 186’ya göre eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır. Kanun katılımı eşlerin gücüne bağladığı için, kanaatimizce gelirin düşük olması tek başına bu yükümlülüğün ihlali sayılmaz.
Dayak ve kötü muamele hangi sebebe girer?
TMK 162’ye göre eşlerden her biri, diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir; bu dava da sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay, her hâlde sebebin doğumunun üzerinden beş yıl içinde açılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, TMK 166’ya dayanan bir davada eşine hakaret eden, fiziksel şiddet uygulayan ve birlik görevlerini yerine getirmeyen eşi ağır kusurlu bulmuştur.
Mahkeme boşanma sebebinin gerçekleştiğine nasıl karar verir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ifadesiyle “evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir”. Kurul’a göre davacı, ortak hayatın sürdürülmesinin artık beklenemeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını ve bu sarsılmanın diğer eşin kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır. Kurul, bu sebeple boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurlu olması gerektiğini de belirtir.
Bu ispat her boşanmada aranmaz. TMK 166’nın üçüncü fıkrasına göre evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için “hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır”. Dördüncü fıkraya göre ise herhangi bir boşanma sebebiyle açılan dava reddedilmiş ve ret kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Çekişmeli davada mahkeme önce eşlerin ispatlanan kusurlu davranışlarını belirtir. Aynı Kurul’a göre ardından eşlerin kusur durumu “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmelidir.
Boşanma sebeplerine ilişkin Yargıtay kararları
“…Bu birliktelik; duygusal, ekonomik, sosyal, fiziksel ve görsel tüm birliktelikleri kapsar. Belirtilen hususlar, yasal düzenleme bulunmasa dahi evliliğin doğasından kaynaklanan en tabii sonuçlardandır. Belirtilen madde kapsamında eşlerin karşılıklı hak ve yükümlülükleri değerlendirilirken “içten bağlılık” ilkesi gözetilmelidir. Bu ilkeye göre “eşine içten bağlı kişinin yapmayacağı davranışlar” evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin ihlâli olarak kabul edilir.…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/130, K. 2025/556, T. 24.09.2025
“…Somut olayda olduğu gibi süregelen şekilde fiziksel şiddete rağmen evlilik birliğinin devam etmesi ve son iki yıldır dövme olayının gerçekleşmemiş olduğunun belirtilmiş olması nedeniyle fiziksel şiddetin affedildiği veya hoşgörü ile karşılandığına ilişkin direnme gerekçesine katılmak mümkün değildir.…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/947, K. 2025/378, T. 18.06.2025
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Kanaatimizce Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin ilk fıkrasına dayanan çekişmeli davada bir etiket tek başına yeterli olmaz; mahkeme evlilik birliğini temelinden sarsan olaylara ve diğer eşin kusurlu davranışlarına bakar. Bu nedenle hangi olayın ne zaman yaşandığı ve hangi delille ispatlanacağı dilekçede gösterilmelidir.
Kanaatimizce evet; Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine dayanan davada birden çok olay birlikte ileri sürülebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025 tarihli bir kararında şiddet, hakaret ve sadakatsizlik gibi farklı davranışları dosya kapsamını bir bütün olarak değerlendirip eşlerin kusurunu karşılaştırmıştır.
Anlatabilirsiniz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine dayanan bir davada uzun süre devam eden fiziksel şiddete rağmen evliliğin sürmesini, şiddetin affedildiği sonucuna varmak için yeterli görmemiştir. Pek kötü davranışa dayanan özel sebeple dava açılacaksa 162. maddedeki altı aylık ve beş yıllık süreler hesaplanmalıdır ve aynı maddeye göre bu özel sebepte “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
Türk Medeni Kanunu’nun 186. maddesine göre eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025 tarihli bir kararında birlik görevlerini yerine getirmemeyi eşe yüklenen kusurlu davranışlar arasında saymıştır. Kanaatimizce gücü olduğu hâlde giderlere katılmayan eşin tutumu, 166. maddeye dayanan davada kusur olarak ileri sürülebilir.
Avukat Görüşü
Ankette geçen sorumsuz ve ilgisiz davranma veya evin geçiminin sağlanamaması gibi ifadeler dava dilekçesinde tek başına bir olay anlatmaz. Dilekçede her iddia, yaşandığı tarih ve yer, olayı gören kişiler ve dayanılacak mesaj, belge veya tanıkla birlikte yazılmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddialar dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra kural olarak genişletilemediği için, dayanılacak bütün olaylar en geç tarafların ikinci dilekçeleri olan cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde bildirilmelidir. Zina veya pek kötü davranış gibi özel bir sebebe dayanılacaksa olayın öğrenildiği tarih dosyada ayrıca gösterilmelidir; altı aylık süre bu tarihten başlar.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri 25.10.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; istatistikler TÜİK verilerini aktaran yayınlardan alınmıştır. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
