Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası

Aldatma sebebiyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik devam ederken sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek zina yapması hâlinde açılan özel boşanma davasıdır. Evlilik, eşlerin birbirlerine sadakat, güven ve birlikte yaşam yükümlülüğü üstlendikleri hukuki bir birlikteliktir. Bu yükümlülüklerden en önemlilerinden biri sadakat borcudur. Eşlerden birinin evlilik devam ederken başka bir kişiyle cinsel ilişki yaşaması, Türk Medeni Kanunu bakımından zina (aldatma) olarak değerlendirilir ve özel boşanma sebeplerinden biri kabul edilir.

Aldatma sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenmiş olup diğer boşanma sebeplerinden farklı özellikler taşır. Bu davalarda mahkeme yalnızca evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığını değil, öncelikle zina iddiasının ispat edilip edilmediğini değerlendirir. Zina ispatlandığında kusur değerlendirmesi büyük ölçüde değişir ve aldatan eş açısından önemli hukuki sonuçlar doğabilir.

Ancak uygulamada “aldatma” kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Her sadakatsiz davranış hukuken zina sayılmaz. Aynı şekilde eşin başka biriyle mesajlaşması, sosyal medya üzerinden görüşmesi veya duygusal ilişki yaşaması da her durumda TMK m.161 kapsamında zina olarak kabul edilmez. Bu nedenle aldatma nedeniyle boşanma davası açmayı düşünen kişilerin hangi davranışların hukuken zina oluşturduğunu ve hangi delillerin mahkeme tarafından kabul edildiğini bilmeleri büyük önem taşır.

Bu rehberde aldatma sebebiyle boşanma davasının şartları, dava açma süresi, ispat kuralları, kullanılabilecek deliller, tazminat ve nafaka hakları, velayet üzerindeki etkileri ile Yargıtay uygulaması ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Aldatma sebebiyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik devam ederken başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi nedeniyle açılan özel boşanma davasıdır.

Türk Medeni Kanunu bu durumu “zina” olarak adlandırmaktadır. Zina, kanunda açıkça düzenlenen mutlak boşanma sebeplerinden biridir. Bunun anlamı, mahkeme zina olayının gerçekleştiğine kanaat getirirse ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırmaz. Çünkü kanun koyucu zina fiilinin tek başına evlilik birliğini ağır şekilde zedelediğini kabul etmektedir.

Bu nedenle zina nedeniyle açılan davalar ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davaları arasında önemli farklar bulunmaktadır.

En önemli farklardan biri dava açma süresidir. Zina nedeniyle boşanma davası belirli hak düşürücü süreler içerisinde açılmalıdır. Bu süre geçirildiğinde artık TMK m.161’e dayanılarak dava açılamaz. Ancak şartları varsa genel boşanma sebebine dayanılarak boşanma talep edilmesi mümkün olabilir.

Aldatma ile Zina Aynı Şey Midir?

Günlük hayatta “aldatma” kavramı oldukça geniş kullanılmaktadır. Hukuki anlamda ise her aldatma davranışı zina olarak değerlendirilmez.

Türk Medeni Kanunu açısından zina sayılabilmesi için eşin karşı cinsten veya aynı cinsten bir kişiyle cinsel ilişki yaşamış olması gerekir. Cinsel ilişkinin gerçekleşmediği durumlarda sadakat yükümlülüğünün ihlali söz konusu olabilir ancak TMK m.161 kapsamında zina oluşmayabilir.

Örneğin;

  • Başka biriyle romantik mesajlaşmak,
  • Sosyal medya üzerinden flört etmek,
  • Sürekli gizli görüşmeler yapmak,
  • Duygusal ilişki yaşamak,
  • Başka biriyle aynı evde bulunmak,
  • Öpüşmek veya sarılmak,

her somut olayın özelliklerine göre sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilebilir. Ancak bunlar tek başına zina olarak kabul edilmeyebilir.

Buna karşılık cinsel ilişkinin gerçekleştiği ispatlanabiliyorsa hukuken zina meydana gelir ve özel boşanma sebebine dayanılabilir.

Bu ayrım dava stratejisini doğrudan etkilediği için son derece önemlidir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Mahkemenin zina nedeniyle boşanmaya karar verebilmesi için bazı hukuki şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Birinci şart, taraflar arasında geçerli bir evliliğin bulunmasıdır. Boşanma davası açıldıktan sonra gerçekleşen ilişkiler TMK m.161 kapsamında değerlendirilmez. Çünkü zina fiili evlilik devam ederken gerçekleşmelidir.

İkinci şart, eşlerden birinin başka biriyle cinsel ilişkiye girmiş olmasıdır.

Üçüncü şart ise bu durumun mahkemede hukuka uygun delillerle ispat edilmesidir.

Son olarak dava, kanunda öngörülen hak düşürücü süreler içerisinde açılmalıdır.

Bu şartlardan herhangi biri eksik olduğunda zina nedeniyle boşanma kararı verilmesi mümkün olmayabilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında İspat Neden Bu Kadar Önemlidir?

Boşanma davalarında iddia edilen olayların ispat edilmesi genel bir kuraldır. Ancak zina davalarında ispat yükü çok daha kritik hale gelir.

Çünkü mahkeme yalnızca şüpheye dayanarak zina kararı vermez.

Davacı eş, zina olayını güçlü delillerle ortaya koymalıdır. Bununla birlikte uygulamada doğrudan cinsel ilişkiyi gösteren delil bulunması çoğu zaman mümkün değildir.

Bu nedenle mahkemeler, hayatın olağan akışına uygun kuvvetli karineleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmaktadır.

Örneğin;

  • Aynı otelde birlikte kalınması,
  • Geceyi aynı evde geçirme,
  • Sürekli birlikte seyahat edilmesi,
  • Ortak tatil kayıtları,
  • Güçlü mesaj içerikleri,
  • Fotoğraf ve video kayıtları,
  • Tanık anlatımları,

tek başına değil birlikte değerlendirildiğinde zina ispatı açısından önem taşıyabilir.

Yargıtay kararlarında da doğrudan cinsel ilişkiyi gösteren görüntü bulunmasının zorunlu olmadığı, güçlü ve birbirini destekleyen delillerin yeterli olabileceği kabul edilmektedir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Her delil mahkeme tarafından aynı ağırlıkta değerlendirilmez. Ayrıca hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller çoğu durumda dikkate alınmaz.

Uygulamada en sık kullanılan deliller şunlardır:

  • Otel kayıtları
  • Uçak ve seyahat kayıtları
  • Fotoğraflar
  • Video kayıtları
  • Güvenlik kamerası görüntüleri
  • Tanık beyanları
  • Yazışmalar
  • Elektronik posta içerikleri
  • Sosyal medya paylaşımları
  • Konum kayıtları
  • Resmî kurum kayıtları
  • Bilirkişi incelemeleri
  • Telefon görüşme içerikleri hukuka uygun şekilde elde edilmişse ilgili kayıtlar

Her olayda hangi delilin kullanılabileceği farklılık gösterir. Bu nedenle deliller dava açılmadan önce hukuka uygun şekilde değerlendirilmelidir.

Hukuka Aykırı Deliller Mahkemede Kullanılabilir mi?

Bu konu uygulamada en fazla hata yapılan alanlardan biridir.

Eşin telefonunu gizlice kırarak elde edilen yazışmalar, sosyal medya hesabına şifreyi ele geçirerek girilmesi, gizli ses kayıtları veya hukuka aykırı yöntemlerle ulaşılan özel veriler her durumda delil olarak kabul edilmez.

Hatta bazı durumlarda bu yöntemleri kullanan kişi hakkında ceza soruşturması açılması da mümkündür.

Bu nedenle delil toplama sürecinde hukuki sınırların dışına çıkılmaması büyük önem taşır.

Mahkeme, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delilleri esas alır ve kararını bu deliller üzerinden verir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında WhatsApp Yazışmaları Delil Olabilir mi?

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte boşanma davalarında dijital deliller büyük önem kazanmıştır. Özellikle WhatsApp yazışmaları, SMS kayıtları, sosyal medya mesajları ve elektronik postalar aldatma iddiasının ispatında sıkça gündeme gelmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasıdır.

Eşlerden biri ortak kullanılan bilgisayarda açık bırakılmış bir yazışmayı görmüş olabilir. Bazı durumlarda mesaj içerikleri karşı taraf tarafından gönüllü olarak paylaşılmış olabilir. Bu tür olaylarda mahkeme somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapmaktadır.

Buna karşılık;

  • Şifre kırılarak hesaba girilmesi,
  • Telefonun gizlice ele geçirilmesi,
  • Casus program yüklenmesi,
  • Sosyal medya hesabının izinsiz ele geçirilmesi,
  • Özel yazışmaların hukuka aykırı yollarla elde edilmesi,

gibi yöntemlerle elde edilen deliller çoğu durumda hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Bu nedenle yalnızca aldatmayı ispatlamaya odaklanmak yerine delilin elde edilme yönteminin de hukuka uygun olması gerekir.

Otel Kayıtları Aldatmayı İspatlar mı?

Otel kayıtları uygulamada en sık kullanılan delillerden biridir.

Ancak tek başına aynı otelde kayıt bulunması her zaman zina ispatı anlamına gelmez.

Mahkeme;

  • Aynı odada kalınıp kalınmadığını,
  • Giriş ve çıkış saatlerini,
  • Diğer delilleri,
  • Tanık anlatımlarını,
  • Fotoğraf ve görüntüleri,
  • Tarafların açıklamalarını,

birlikte değerlendirir.

Örneğin aynı tarihte farklı şehirde birlikte otele giriş yapan ve aynı odada konakladığı anlaşılan kişilere ilişkin kayıtlar, başka delillerle destekleniyorsa zina ispatı bakımından güçlü bir karine oluşturabilir.

Fotoğraf ve Video Kayıtları Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Fotoğraf ve video kayıtları da aldatma nedeniyle boşanma davalarında önemli deliller arasında yer almaktadır.

Ancak burada da kayıtların hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir.

Örneğin herkesin görebileceği sosyal medya paylaşımları çoğu zaman delil olarak kullanılabilir.

Buna karşılık kişinin özel hayatını ihlal edecek şekilde gizlice çekilen görüntüler her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmektedir.

Mahkeme yalnızca görüntünün varlığına değil;

  • nerede çekildiğine,
  • nasıl elde edildiğine,
  • görüntünün doğruluğuna,
  • olayla bağlantısına

da dikkat eder.

Tanık Beyanları Aldatmayı İspatlamaya Yeterli midir?

Tanık anlatımları boşanma davalarının en önemli delillerinden biridir.

Ancak zina gibi ağır bir iddianın yalnızca duyuma dayalı tanık beyanlarıyla ispat edilmesi her zaman mümkün olmayabilir.

Tanığın;

  • olayı bizzat görmesi,
  • gözleme dayalı anlatım yapması,
  • çelişkisiz ifade vermesi,
  • diğer delillerle uyumlu beyanda bulunması,

mahkemenin değerlendirmesinde önemli rol oynar.

“Başkalarından duydum.” veya “Bana böyle söylediler.” şeklindeki ifadeler tek başına yeterli kabul edilmeyebilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Telefon Kayıtları Kullanılabilir mi?

Sık sorulan konulardan biri de telefon kayıtlarıdır.

Telefon görüşmelerinin içerikleri ile baz istasyonu kayıtları her zaman kolaylıkla temin edilemez.

Ancak hukuka uygun şekilde dosyaya sunulan;

  • arama kayıtları,
  • mesaj içerikleri,
  • ortak kullanılan cihazlarda bulunan bilgiler,
  • tarafların kendi iradeleriyle sundukları kayıtlar,

diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Tek başına uzun telefon görüşmeleri yapılmış olması zina anlamına gelmez. Mahkeme bu kayıtları diğer tüm delillerle birlikte incelemektedir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Özel Dedektif Raporu Geçerli midir?

Son yıllarda bazı kişiler özel dedektiflerden hizmet almaktadır.

Türk hukukunda özel dedektiflik mesleği özel olarak düzenlenmiş değildir.

Bu nedenle hazırlanan raporlar tek başına kesin delil niteliğinde kabul edilmez.

Ancak dedektif tarafından elde edilen;

  • fotoğraflar,
  • video kayıtları,
  • gözlem tutanakları,

hukuka uygun şekilde elde edilmişse mahkeme tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Mahkeme kararını yalnızca dedektif raporuna dayandırmaz.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürede Açılmalıdır?

Zina nedeniyle boşanma davasının en önemli özelliklerinden biri hak düşürücü sürelere tabi olmasıdır.

Türk Medeni Kanunu’na göre;

Aldatmayı öğrenen eş, öğrenme tarihinden itibaren 6 ay içerisinde dava açmalıdır.

Her hâlükârda zina fiilinin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra artık bu sebebe dayanılarak dava açılamaz.

Bu süreler hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan mahkeme tarafından resen dikkate alınır.

Sürenin geçirilmesi halinde zina hukuken gerçekleşmiş olsa bile TMK m.161’e dayanılarak boşanma talep edilemez.

Bununla birlikte olayın özelliklerine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılarak boşanma davası açılması mümkün olabilir.

Affeden Eş Daha Sonra Zina Nedeniyle Boşanma Davası Açabilir mi?

Kanun koyucu bu konuda da açık bir düzenleme yapmıştır.

Zina fiilini açık veya örtülü şekilde affeden eş, aynı olaya dayanarak daha sonra zina nedeniyle boşanma davası açamaz.

Affetme;

  • açık şekilde sözlü veya yazılı olabilir,
  • davranışlarla ortaya çıkabilir,
  • ortak hayata uzun süre devam edilmesiyle anlaşılabilir.

Her olay kendi özelliklerine göre değerlendirilmektedir.

Örneğin aldatmayı öğrendikten sonra yıllarca birlikte yaşamaya devam edilmesi bazı durumlarda affetme olarak yorumlanabilir.

Ancak kısa süre birlikte yaşanmış olması her zaman affetme anlamına gelmez.

Mahkeme olayın tüm koşullarını birlikte değerlendirir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Taraflar Birlikte Yaşamaya Devam Ederse Ne Olur?

Davanın açılmasından sonra tarafların yeniden bir araya gelmesi her zaman davanın reddedileceği anlamına gelmez.

Mahkeme;

  • birlikte yaşamanın süresini,
  • tarafların iradesini,
  • gerçekten evliliği sürdürme amacı bulunup bulunmadığını,
  • önceki olayların affedilip affedilmediğini,

somut olay çerçevesinde değerlendirir.

Bazı durumlarda kısa süreli barışma girişimleri davanın devamına engel oluşturmazken, bazı olaylarda açık şekilde affetme iradesi bulunduğu kabul edilebilir.

Bu nedenle dava sürecinde atılacak adımlar hukuki sonuç doğurabileceğinden profesyonel değerlendirme yapılması önem taşır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Dava Hangi Mahkemede Açılır?

Aldatma sebebiyle boşanma davası aile mahkemesinde açılır.

Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme bakımından Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dikkate alınır. Boşanma davası;

  • eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde,
  • davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer mahkemesinde

açılabilir.

Bu nedenle Bursa’da yaşayan veya son ortak yaşamı Bursa’da bulunan eşler bakımından aldatma sebebiyle boşanma davası Bursa aile mahkemelerinde gündeme gelebilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Aldatma sebebiyle boşanma davası, yetkili ve görevli aile mahkemesine sunulacak dava dilekçesiyle açılır.

Dava dilekçesinde;

  • tarafların kimlik ve adres bilgileri,
  • evlilik tarihi,
  • varsa müşterek çocuklara ilişkin bilgiler,
  • aldatma olayının ne zaman öğrenildiği,
  • zina iddiasına dayanak olaylar,
  • deliller,
  • hukuki sebepler,
  • boşanma talebi,
  • velayet, nafaka ve tazminat talepleri

açık şekilde belirtilmelidir.

Bu tür davalarda en önemli noktalardan biri, olayların kronolojik ve ispatlanabilir şekilde anlatılmasıdır.

Genel, soyut ve delilsiz iddialar davayı zayıflatabilir. Bu nedenle dilekçede yalnızca “eşim beni aldattı” denilmesi yeterli değildir. Aldatma iddiasının hangi olaylara, hangi tarihlere ve hangi delillere dayandığı açıklanmalıdır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Hem Zina Hem Şiddetli Geçimsizlik İleri Sürülebilir mi?

Uygulamada en sağlıklı yöntemlerden biri, somut olayın şartlarına göre zina sebebinin yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine de dayanılmasıdır.

Çünkü mahkeme zina iddiasını ispatlanmış kabul etmese bile, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışların evlilik birliğini temelinden sarstığı kanaatine varabilir.

Örneğin eşin başka biriyle duygusal ilişki yaşaması, gizli mesajlaşması, sosyal çevresinde eşi küçük düşürecek davranışlarda bulunması veya güven ilişkisini ortadan kaldırması zina olarak kabul edilmese bile genel boşanma sebebi bakımından kusurlu davranış sayılabilir.

Bu nedenle dava stratejisi yalnızca tek ihtimale göre kurulmayabilir. Zina iddiasının yanında TMK m.166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı da ileri sürülebilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Kusur Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

Boşanma davalarında kusur değerlendirmesi; tazminat, nafaka ve bazı durumlarda velayet yönünden önem taşır.

Zina, ağır kusur oluşturan bir davranıştır.

Aldatan eş, çoğu durumda boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu kabul edilir.

Ancak mahkeme yalnızca aldatma olayına değil, evlilik sürecindeki diğer davranışlara da bakar.

Örneğin diğer eşin de ağır kusurlu davranışları varsa mahkeme tarafların kusur durumunu birlikte değerlendirir.

Buna rağmen zina, evlilik birliğine yönelen en ağır sadakat ihlallerinden biri olduğundan kusur değerlendirmesinde belirleyici nitelik taşıyabilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Aldatma nedeniyle boşanma davasında maddi tazminat talep edilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi tazminat isteyebilir.

Aldatılan eş, zina nedeniyle evlilik birliğinin sona erdiğini ve bu nedenle mevcut veya beklenen menfaatlerinin zarar gördüğünü ileri sürebilir.

Mahkeme maddi tazminat miktarını belirlerken;

  • tarafların ekonomik durumunu,
  • evlilik süresini,
  • kusurun ağırlığını,
  • tarafların sosyal durumunu,
  • boşanmanın doğurduğu ekonomik sonuçları

birlikte değerlendirir.

Maddi tazminat otomatik olarak verilmez. Talep edilmesi ve şartlarının oluşması gerekir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Aldatma nedeniyle boşanma davalarında manevi tazminat talebi sıkça gündeme gelir.

Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesine göre boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu eşten manevi tazminat isteyebilir.

Zina, aldatılan eşin kişilik haklarını ağır şekilde zedeleyebilir.

Özellikle aldatmanın çevreye yansıması, eşin küçük düşürülmesi, sadakat yükümlülüğünün açık şekilde ihlal edilmesi ve güven ilişkisinin yok edilmesi manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşır.

Mahkeme manevi tazminat miktarını belirlerken olayın ağırlığını, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, kusurun derecesini ve hakkaniyet ilkelerini dikkate alır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Nafaka Talep Edilebilir mi?

Aldatma nedeniyle boşanma davasında nafaka talep edilmesi mümkündür.

Boşanma davası devam ederken tedbir nafakası, boşanma kararıyla birlikte yoksulluk nafakası ve müşterek çocuk varsa iştirak nafakası gündeme gelebilir.

Tedbir nafakasında tarafların kusur durumu her zaman belirleyici değildir. Dava süresince ekonomik olarak korunması gereken eş veya çocuk lehine tedbir nafakası verilebilir.

Yoksulluk nafakası bakımından ise kusur durumu önemlidir.

Ağır kusurlu eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi mümkün olmayabilir.

Aldatan eşin ağır kusurlu kabul edilmesi halinde, lehine yoksulluk nafakası verilmesi çoğu durumda hukuken tartışmalı hale gelir.

Buna karşılık müşterek çocuk için iştirak nafakası, anne veya babanın kusurundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararı kapsamında değerlendirilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Velayet Nasıl Belirlenir?

Aldatma, velayet konusunda tek başına belirleyici değildir.

Mahkeme velayet konusunda öncelikle çocuğun üstün yararını dikkate alır.

Eşlerden birinin aldatmış olması, otomatik olarak velayetin diğer eşe verileceği anlamına gelmez.

Ancak aldatma olayının çocuğun psikolojisini, güvenliğini, bakım düzenini veya aile içindeki yaşam koşullarını olumsuz etkilediği ispatlanırsa velayet değerlendirmesinde önem kazanabilir.

Mahkeme velayet konusunda;

  • çocuğun yaşı,
  • bakım düzeni,
  • eğitim durumu,
  • tarafların yaşam koşulları,
  • çocuğun ebeveynlerle ilişkisi,
  • sosyal inceleme raporu,
  • pedagog veya uzman değerlendirmesi,
  • çocuğun üstün yararı

gibi ölçütleri dikkate alır.

Bu nedenle aldatma sebebiyle boşanma davasında velayet talebi kurulurken yalnızca kusur değil, çocuğun somut yararı açıklanmalıdır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Mal Paylaşımı Etkilenir mi?

Aldatma nedeniyle boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.

Boşanma davasında kusur değerlendirmesi yapılırken, mal rejimi tasfiyesinde kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uygulanır.

Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 236/2. maddesi, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hâkime artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltma veya kaldırma yetkisi vermektedir.

Bu nedenle zina nedeniyle boşanma kararı, mal rejimi davasında da önemli sonuçlar doğurabilir.

Fakat bu durum her dosyada otomatik uygulanmaz. Mahkeme somut olayın özelliklerini, tarafların ekonomik katkılarını, hakkaniyet ölçütlerini ve boşanma kararının dayanağını birlikte değerlendirir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Aldatan Eş Nafaka Alabilir mi?

Bu konu uygulamada en çok merak edilen hususlardan biridir.

Her aldatan eşin nafaka alamayacağı yönünde kesin bir kural bulunmamaktadır. Ancak yoksulluk nafakası bakımından kusur değerlendirmesi önem taşır.

Türk Medeni Kanunu’na göre yoksulluk nafakası talep eden eş, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamalıdır.

Bu nedenle zina nedeniyle ağır kusurlu kabul edilen eşin yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesi mümkündür.

Bununla birlikte tedbir nafakası ve iştirak nafakası farklı hukuki niteliktedir. Özellikle müşterek çocuk için hükmedilen iştirak nafakası, ebeveynlerin kusurundan bağımsız olarak çocuğun ihtiyaçları esas alınarak belirlenir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Çocukların Görüş Hakkı Etkilenir mi?

Aldatma olayı tek başına kişisel ilişki kurulmasını engellemez.

Mahkeme çocuk ile anne veya baba arasındaki ilişkinin devam etmesini esas alır.

Ancak aldatma olayının;

  • çocuğun psikolojik gelişimini olumsuz etkilemesi,
  • çocuğun güvenliğini tehlikeye düşürmesi,
  • uygunsuz yaşam koşulları oluşturması,
  • çocuğun üstün yararına aykırı sonuçlar doğurması

gibi durumlar söz konusuysa kişisel ilişki düzenlemesi buna göre yapılabilir.

Temel ölçüt her zaman çocuğun üstün yararıdır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Dava Ne Kadar Sürer?

Boşanma davalarının kesin bir süresi yoktur.

Davanın süresi;

  • mahkemenin iş yoğunluğuna,
  • tarafların delillerine,
  • tanık sayısına,
  • bilirkişi incelemesi yapılıp yapılmayacağına,
  • sosyal inceleme raporu gerekip gerekmediğine,
  • istinaf ve temyiz süreçlerine

göre değişebilir.

Delillerin eksiksiz sunulduğu ve uyuşmazlığın sınırlı olduğu dosyalar daha kısa sürede sonuçlanabilir.

Buna karşılık çok sayıda tanığın dinlendiği, elektronik delillerin incelendiği veya tarafların çok sayıda talepte bulunduğu dosyalarda yargılama daha uzun sürebilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Hayır.

Boşanma davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.

Taraflar isterlerse kendi iradeleriyle anlaşmaya çalışabilir veya aile danışmanlığı gibi alternatif yöntemlerden yararlanabilirler.

Ancak aldatma sebebiyle boşanma davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmemektedir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?

Birçok kişi aldatmayı öğrendiği anda dava açmayı düşünmektedir. Ancak aceleyle hareket edilmesi bazı hak kayıplarına neden olabilir.

Özellikle şu hususlar dikkatle değerlendirilmelidir:

  • Hak düşürücü sürelerin geçirilmemesi,
  • Delillerin hukuka uygun şekilde korunması,
  • Delil oluşturmak amacıyla hukuka aykırı yöntemlere başvurulmaması,
  • Dava dilekçesinin doğru hukuki sebebe dayanması,
  • Tazminat ve nafaka taleplerinin eksiksiz belirlenmesi,
  • Çocuk varsa velayet ve kişisel ilişki taleplerinin planlanması,
  • Mal rejiminden kaynaklanan hakların ayrıca değerlendirilmesi.

Dava açılmadan önce yapılacak doğru hukuki planlama, yargılama sürecini doğrudan etkileyebilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada birçok dava, hukuki sebeplerden değil usule ilişkin hatalardan olumsuz etkilenmektedir.

En sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Altı aylık hak düşürücü sürenin geçirilmesi,
  • Delillerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi,
  • Zina ile sadakat yükümlülüğünün ihlalinin karıştırılması,
  • Yeterli delil bulunmadan dava açılması,
  • Tazminat taleplerinin unutulması,
  • Mal paylaşımı haklarının değerlendirilmemesi,
  • Dava dilekçesinde olayların kronolojik anlatılmaması,
  • Tanıkların olaya ilişkin doğrudan bilgi sahibi olmaması,
  • Affetme niteliği taşıyabilecek davranışların göz ardı edilmesi.

Bu hatalar yalnızca zina iddiasının reddedilmesine değil, tazminat ve nafaka gibi diğer taleplerin de olumsuz etkilenmesine yol açabilir.

Mevzuat Dayanağı

Aldatma sebebiyle boşanma davasının temel hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu oluşturmaktadır.

Özellikle aşağıdaki hükümler uygulamada önem taşımaktadır:

  • Türk Medeni Kanunu m.161: Zina nedeniyle boşanma, hak düşürücü süreler ve affetmenin sonuçları düzenlenmiştir.
  • Türk Medeni Kanunu m.166: Zina ispatlanamasa dahi şartları oluştuğunda evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılarak boşanma talep edilmesine imkân tanımaktadır.
  • Türk Medeni Kanunu m.169: Boşanma davası devam ederken alınabilecek geçici önlemleri düzenlemektedir.
  • Türk Medeni Kanunu m.174: Maddi ve manevi tazminat taleplerinin hukuki dayanağını oluşturmaktadır.
  • Türk Medeni Kanunu m.175: Yoksulluk nafakasına ilişkin şartları düzenlemektedir.
  • Türk Medeni Kanunu m.182: Velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin esasları belirlemektedir.
  • Türk Medeni Kanunu m.185: Eşlerin birbirlerine sadakat yükümlülüğünü düzenlemektedir.
  • Türk Medeni Kanunu m.236/2: Zina nedeniyle boşanma halinde edinilmiş mallara katılma alacağı bakımından hâkime hakkaniyete uygun değerlendirme yapma yetkisi vermektedir.

Mahkeme, yalnızca tek bir maddeye değil somut olayın özelliklerine göre bu hükümlerin tamamını birlikte değerlendirebilir.

Yargıtay Uygulaması ve Güncel Yaklaşım

Yargıtay kararlarında zina, evlilik birliğini en ağır şekilde zedeleyen sadakat yükümlülüğü ihlallerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Ancak Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre boşanma kararı verilebilmesi için yalnızca şüphe yeterli değildir. Mahkeme, sunulan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda zina olgusunun güçlü şekilde ortaya konulmasını aramaktadır.

Yargıtay ayrıca doğrudan cinsel ilişkiyi gösteren kesin delil bulunmasının her zaman mümkün olmadığını kabul etmektedir. Aynı otelde birlikte konaklama, birlikte seyahat etme, birbirini destekleyen tanık anlatımları, yazışmalar, fotoğraflar ve diğer kuvvetli karineler birlikte değerlendirildiğinde zina ispat edilmiş sayılabilir.

Diğer taraftan Yargıtay, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller konusunda da hassas bir yaklaşım benimsemektedir. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden veya kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi sonucunda elde edilen deliller her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte ve birçok durumda hükme esas alınmamaktadır.

Hak düşürücü süreler bakımından da Yargıtay uygulaması istikrarlıdır. Aldatmayı öğrenen eşin altı ay içerisinde dava açmaması veya zina fiilini açık ya da örtülü şekilde affetmesi halinde, aynı olaya dayanarak TMK m.161 kapsamında boşanma talep edilmesi mümkün görülmemektedir.

Son olarak Yargıtay, zina nedeniyle boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat taleplerini değerlendirirken tarafların kusur durumunu, olayın ağırlığını, kişilik haklarına yapılan saldırının boyutunu ve hakkaniyet ilkelerini birlikte dikkate almaktadır. Bu nedenle her dava, kendi delilleri ve kendi olay örgüsü çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Hak Kaybı Yaşamamak İçin Neler Yapılmalıdır?

Aldatma nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nda özel olarak düzenlenen ve belirli hak düşürücü sürelere tabi olan davalardan biridir. Bu nedenle yalnızca aldatma olayının yaşanmış olması yeterli değildir. Dava açılmadan önce hukuki sürecin doğru planlanması büyük önem taşır.

Hak kaybı yaşanmaması için özellikle şu hususlara dikkat edilmelidir:

  • Aldatma öğrenildikten sonra hak düşürücü süre geçirilmemelidir.
  • Deliller hukuka uygun yöntemlerle muhafaza edilmelidir.
  • Hukuka aykırı delil elde etmeye çalışılmamalıdır.
  • Olayların tarih sıralaması doğru şekilde belirlenmelidir.
  • Tanıkların gerçekten olaya ilişkin bilgi sahibi kişiler olmasına dikkat edilmelidir.
  • Maddi ve manevi tazminat talepleri unutulmamalıdır.
  • Nafaka ve velayet talepleri somut gerekçelerle desteklenmelidir.
  • Mal rejiminden doğabilecek haklar ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Dava açılmadan önce affetme niteliğinde değerlendirilebilecek davranışlardan kaçınılmalıdır.

Özellikle dava stratejisinin ilk aşamada doğru kurulması, yargılama sürecinin daha sağlıklı ilerlemesini sağlayabilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?

Türk hukukunda boşanma davalarında avukatla temsil zorunlu değildir.

Kişiler davalarını kendileri de açabilir ve takip edebilirler.

Bununla birlikte aldatma sebebiyle boşanma davaları;

  • hak düşürücü süreler,
  • delillerin değerlendirilmesi,
  • hukuka uygun delil kullanımı,
  • kusur tespiti,
  • maddi ve manevi tazminat,
  • nafaka,
  • velayet,
  • mal rejiminin tasfiyesi

gibi birçok farklı hukuki konuyu aynı anda içermektedir.

Bu nedenle dava dilekçesinin hazırlanmasından delillerin sunulmasına kadar tüm sürecin dikkatli şekilde yürütülmesi önem taşımaktadır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Hakkında Kısa Değerlendirme

Aldatma, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir ve sadakat yükümlülüğünün en ağır ihlallerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Ancak uygulamada her sadakatsiz davranış hukuken zina anlamına gelmez. Aynı şekilde her şüphe de boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.

Mahkeme, her dosyada;

  • olayların gerçekleşme biçimini,
  • sunulan delilleri,
  • delillerin hukuka uygunluğunu,
  • tarafların kusur durumunu,
  • çocukların üstün yararını,
  • tazminat ve nafaka şartlarını

ayrı ayrı değerlendirerek karar vermektedir.

Bu nedenle aldatma sebebiyle boşanma davalarında doğru hukuki sebebin belirlenmesi, delillerin zamanında sunulması ve dava sürecinin usule uygun şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Hak düşürücü sürelerin bulunması ve hukuka aykırı delillerin çoğu durumda dikkate alınmaması nedeniyle, dava açılmadan önce sürecin dikkatle değerlendirilmesi ileride ortaya çıkabilecek hak kayıplarının önlenmesine yardımcı olacaktır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca iddiasını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. Bu nedenle aldatma sebebiyle boşanma davasında zina iddiasında bulunan eş, iddiasını hukuka uygun delillerle ispat etmelidir.

Karşı tarafın aldatmadığını ispat etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Mahkeme, davacı tarafından sunulan delilleri değerlendirerek zina olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir.

Bu nedenle dava açılmadan önce delillerin eksiksiz şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Hangi Haklar Talep Edilebilir?

Aldatma sebebiyle açılan boşanma davasında yalnızca boşanma kararı talep edilmez. Somut olayın özelliklerine göre boşanmaya bağlı diğer haklar da aynı dava içerisinde ileri sürülebilir.

Bunlar arasında;

  • Boşanma kararı,
  • Maddi tazminat,
  • Manevi tazminat,
  • Tedbir nafakası,
  • Yoksulluk nafakası,
  • İştirak nafakası,
  • Müşterek çocukların velayeti,
  • Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenleme,
  • Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti,
  • Şartları varsa mal rejiminden kaynaklanan haklar

yer almaktadır.

Hangi taleplerin ileri sürülebileceği her dosyanın özelliklerine göre değişebileceğinden, dava açılmadan önce hukuki durumun birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Mesajlaşmak Aldatma Sayılır mı?

Uygulamada en sık sorulan sorulardan biri de eşin başka biriyle mesajlaşmasının aldatma sayılıp sayılmayacağıdır.

Tek başına mesajlaşma, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen zina kapsamında değerlendirilmez. Çünkü zina için cinsel ilişkinin gerçekleşmiş olması gerekir.

Bununla birlikte içerikleri, sürekliliği ve niteliği dikkate alındığında mesajlaşmalar sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilebilir. Özellikle romantik veya cinsel içerikli yazışmalar, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasında önemli bir delil niteliği taşıyabilir.

Bu nedenle her mesajlaşma zina oluşturmasa da boşanma davasında hukuki önem taşıyabilir.

Fiziksel İlişki Olmadan Aldatma Sebebiyle Boşanma Davası Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu bakımından zina, eşlerden birinin evlilik devam ederken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesidir.

Bu nedenle fiziksel ilişkinin bulunmadığı durumlarda TMK m.161 kapsamında zina nedeniyle boşanma kararı verilmesi her zaman mümkün olmayabilir.

Ancak fiziksel ilişki bulunmasa bile başka biriyle duygusal ilişki yaşanması, romantik mesajlaşmalar, sürekli gizli görüşmeler veya sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal eden davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davasına dayanak oluşturabilir.

Mahkeme her olayı kendi şartları içerisinde değerlendirerek karar vermektedir.

Boşanma Davası Devam Ederken Yeni Bir Aldatma Yaşanırsa Ne Olur?

Boşanma davası açılmış olması, tarafların evlilik birliğini hukuken sona erdirmez.

Boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin sadakat yükümlülüğü devam eder.

Bu nedenle dava devam ederken gerçekleşen yeni bir aldatma olayı da mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Yeni olay, dosyaya ek delil olarak sunulabilir ve kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ayrıca şartları oluştuğunda maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından da önem taşıyabilir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Karşı Dava Açılabilir mi?

Evet.

Boşanma davası açılan eş de süresi içerisinde karşı dava açabilir.

Karşı dava ile;

  • kendisi de boşanma talebinde bulunabilir,
  • farklı boşanma sebeplerine dayanabilir,
  • tazminat talep edebilir,
  • nafaka isteyebilir,
  • velayet talebinde bulunabilir.

Mahkeme, asıl dava ile karşı davayı birlikte inceleyerek tarafların iddia ve savunmalarını birlikte değerlendirir.

Aldatma Sebebiyle Boşanma Davasında Aldatma Girişimi Yeterli midir?

Her aldatma şüphesi veya aldatma girişimi hukuken zina olarak değerlendirilmez.

Başka biriyle tanışmaya çalışmak, flört etmek, buluşma planı yapmak veya sosyal medya üzerinden ilişki kurmaya çalışmak tek başına TMK m.161 kapsamında zina sayılmaz.

Bununla birlikte bu davranışlar sadakat yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olabilir. Olayın özelliklerine göre mahkeme, bu davranışları evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirerek boşanmaya karar verebilir.

Bu nedenle aldatma girişimi ile hukuki anlamda zina kavramının birbirinden farklı olduğu unutulmamalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Aldatma sebebiyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken zina yapması nedeniyle Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesine dayanılarak açılan özel boşanma davasıdır. Zina, kanunda özel boşanma sebepleri arasında düzenlenmiştir.

Günlük hayatta bu kavramlar aynı anlamda kullanılsa da hukuken aynı değildir. Hukuki anlamda zina, eşin evlilik devam ederken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesidir. Duygusal ilişki veya mesajlaşma her zaman zina sayılmaz.

Evlilik devam ederken eşinin zina yaptığını öğrenen eş, kanunda belirtilen hak düşürücü süreler içerisinde aldatma sebebiyle boşanma davası açabilir.

Evet. Aldatmayı öğrenen eş, öğrenme tarihinden itibaren altı ay içinde dava açmalıdır. Her hâlükârda zina fiilinin üzerinden beş yıl geçtikten sonra aynı olaya dayanılarak dava açılamaz.

Zina iddiasında bulunan eş, bu iddiasını hukuka uygun delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Mahkeme, sunulan delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.

Somut olaya göre otel kayıtları, fotoğraflar, video kayıtları, tanık beyanları, sosyal medya paylaşımları, yazışmalar ve diğer hukuka uygun deliller kullanılabilir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller ise her durumda mahkeme tarafından kabul edilmeyebilir.

Tek başına WhatsApp yazışmaları zina ispatı için her zaman yeterli olmayabilir. Ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmaları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmeleri hâlinde davada önemli bir delil niteliği taşıyabilir.

Tek başına mesajlaşma hukuken zina olarak kabul edilmez. Ancak mesajların içeriği ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde sadakat yükümlülüğünün ihlali kapsamında boşanma sebebi oluşturabilir.

Türk Medeni Kanunu bakımından zina için cinsel ilişkinin gerçekleşmiş olması gerekir. Fiziksel ilişki bulunmayan durumlar ise olayın özelliklerine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilebilir.

Aldatma girişimi tek başına zina sayılmaz. Ancak sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal eden davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma sebebi oluşturabilir.

Tanık beyanları önemli deliller arasındadır. Ancak yalnızca duyuma dayalı ifadeler yeterli görülmeyebilir. Tanık anlatımlarının diğer delillerle desteklenmesi davanın ispatı açısından önem taşır.

Özel dedektif raporları tek başına kesin delil niteliğinde değildir. Ancak hukuka uygun şekilde elde edilen fotoğraf, video veya diğer belgeler mahkeme tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Hayır. Zina fiilini açık veya örtülü şekilde affeden eş, aynı olaya dayanarak daha sonra Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesine göre boşanma davası açamaz.

Şartların oluşması hâlinde kusursuz veya daha az kusurlu eş, maddi tazminat talep edebilir. Mahkeme, tarafların kusur durumunu ve boşanmanın ekonomik sonuçlarını birlikte değerlendirir.

Evet. Aldatma nedeniyle kişilik hakları zedelenen eş, kusurlu taraftan manevi tazminat talep edebilir. Tazminat miktarı somut olayın özelliklerine göre belirlenir.

Yoksulluk nafakası bakımından ağır kusurlu eş lehine nafakaya hükmedilmesi mümkün olmayabilir. Ancak her dosyada tarafların kusur durumu ve diğer şartlar ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Velayet konusunda temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Aldatma tek başına velayetin belirlenmesinde kesin bir ölçüt değildir. Mahkeme çocuğun menfaatini esas alarak karar verir.

Zina nedeniyle verilen boşanma kararı bazı durumlarda mal rejiminin tasfiyesi bakımından da sonuç doğurabilir. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde somut olayı değerlendirerek karar verir.

Davanın süresi mahkemenin iş yoğunluğuna, delillerin kapsamına, tanık sayısına ve yargılama sürecine göre değişmektedir. Bu nedenle kesin bir süre vermek mümkün değildir.

Çekişmeli boşanma davalarının tek celsede sonuçlanması uygulamada oldukça istisnai bir durumdur. Delillerin toplanması ve tarafların dinlenmesi gerektiğinden dava çoğu zaman birden fazla duruşmada tamamlanmaktadır.

Boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin sadakat yükümlülüğü devam eder. Bu nedenle dava sırasında gerçekleşen yeni bir aldatma olayı da mahkeme tarafından kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Hayır. Boşanma davalarında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak hak düşürücü süreler, deliller ve tazminat talepleri gibi birçok hukuki konu bulunduğundan sürecin dikkatli yürütülmesi önem taşımaktadır.

Hayır. Boşanma davalarında dava şartı arabuluculuk uygulanmamaktadır. Taraflar doğrudan aile mahkemesinde dava açabilirler.

Avukat Görüşü

Aldatma sebebiyle boşanma davalarında en sık karşılaşılan hata, yalnızca şüpheye dayanılarak dava açılması veya delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmeye çalışılmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen zina sebebiyle boşanma davası, hak düşürücü sürelere tabi özel bir dava türüdür. Bu nedenle dava açılmadan önce olayın hukuki olarak zina kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, delillerin yeterliliği ve hukuka uygunluğu dikkatle incelenmelidir. Ayrıca maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet ve mal rejimi gibi boşanmaya bağlı hakların da birlikte değerlendirilmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşımaktadır.

Bilgilendirme Notu

Bu sayfada yer alan bilgiler, aldatma sebebiyle boşanma davaları hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her boşanma davasının kendine özgü olayları, delilleri ve hukuki özellikleri bulunduğundan, burada yer alan açıklamalar somut olay bakımından kesin hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Dava açılmadan önce mevcut delillerin ve hukuki durumun uzman bir hukukçu tarafından değerlendirilmesi, hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.

Son Güncelleme 09.07.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top