Mahkeme salonunda birbirine sarılan eşler; boşanma davasında affetme ve barışmayı temsil eden görsel

Boşanma Davasında Af Nedir? Affetmek Dava Hakkını ve Kusuru Nasıl Etkiler?

Boşanma davasında af, eşlerden birinin diğer eşin kusurlu bir davranışını öğrendikten sonra bağışlaması ve evliliği bu olaya rağmen sürdürmek istediğini göstermesidir. Kusur, evlilikten doğan sadakat, saygı ve yardım gibi yükümlülüklere aykırı davranıştır. Affedilen olay kural olarak sonradan boşanma sebebi yapılamaz ve diğer eşe kusur olarak yüklenemez. Aynı evde kalmaya devam etmek, ortak çocuğun ihtiyaçları için görüşmek veya ceza şikâyetinden vazgeçmek ise tek başına af sayılmaz; mahkeme bu davranışların hangi amaçla yapıldığına ve ortak hayatın gerçekten yeniden kurulup kurulmadığına bakar.

Affın sonucu, davanın hangi boşanma sebebine dayandığına göre de değişir. Kanun, zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerinde affeden eşin dava açamayacağını açıkça yazar. Diğer davalarda aynı sonuç Yargıtay uygulamasından doğar.

Boşanma davasında af ne demektir?

Af, günlük dildeki kırgınlığın geçmesinden daha dar bir kavramdır. Hukuken af sayılan durum, kusurlu davranışı öğrenen eşin o olayı geride bıraktığını ve evliliği bu olaya rağmen devam ettirmek istediğini söz veya davranışla göstermesidir. Kırgınlığın sürmesi, olayın arada bir hatırlatılması veya güvenin tam olarak yerine gelmemesi affı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mahkeme, eşin o olayı artık evliliği bitirme sebebi olarak görüp görmediğine bakar.

Af belirli bir olaya bağlanır. Eş, öğrendiği bir hakareti affetmişse daha sonra yalnız o hakarete dayanarak boşanma isteyemez; affedildikten sonra yaşanan yeni davranışlar ise affın dışında kalır.

Kanun af için noter belgesi, imzalı yazı veya başka bir şekil şartı aramaz. Af iddiası bu yüzden çoğu dosyada mesajlar, tanık anlatımları ve tarafların olaydan sonraki yaşamı üzerinden tartışılır.

Affın geçerli olması için eşin olayı bilmesi gerekir mi?

Evet. Bir eş ancak bildiği olayı affedebilir. Kendisinden gizlenen ya da gerçeğinden çok farklı anlatılan bir davranışı bağışladığı kolayca kabul edilmez. “Bir hata yaptım, beni affet” şeklindeki belirsiz bir özrün kabul edilmesi, sonradan ortaya çıkan ve çok daha ağır olan davranışların da affedildiği anlamına gelmeyebilir.

Örneğin eş, birkaç mesajlaşmadan ibaret olduğu söylenen bir ilişkiyi affetmiş, ilişkinin aylarca sürdüğünü ve hâlâ devam ettiğini daha sonra öğrenmiş olabilir. Bu durumda mahkeme affın, eşin o tarihte bildiği olayla sınırlı kalıp kalmadığını inceler. Sonradan öğrenilen esaslı ayrıntılar ve affedildikten sonra da süren ilişki, affın kapsamı dışında kalabilir.

Af açıkça söylenmeden davranışlarla da gerçekleşir mi?

Evet, af açık veya örtülü olabilir. Açık af, eşin “bu olayı biliyorum ve seni affediyorum” gibi bir sözü sözlü ya da yazılı olarak söylemesidir. Böyle bir mesaj güçlü bir delildir. Yine de mesajın hangi olay üzerine yazıldığı, baskı altında gönderilip gönderilmediği ve “bir daha olursa giderim” gibi bir şarta bağlanıp bağlanmadığı ayrıca incelenir.

Örtülü af ise doğrudan bir bağışlama cümlesi olmadan, eşin davranışlarından af iradesinin tereddüde yer bırakmayacak biçimde anlaşılmasıdır. Olayı öğrendikten sonra ortak hayatı uzun süre olağan biçimde sürdürmek, olayı hiç gündeme getirmeden birlikte yaşamak veya ayrılan eşi ortak hayata dönmesi için gerçekten eve çağırmak örtülü af tartışmasına yol açabilir. Davranışın ekonomik zorunluluk, korku, çocukların düzenini koruma veya kısa bir deneme gibi başka makul bir açıklaması varsa af sonucuna varılmaz.

Zina veya şiddet gibi özel sebeplerde affeden eş dava açabilir mi?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun zinayı düzenleyen 161. maddesi ile hayata kast (eşin diğer eşi öldürmeye yönelik davranışı), pek kötü davranış (ağır şiddet veya eziyet) ya da onur kırıcı davranışı (eşi ağır biçimde aşağılamayı) düzenleyen 162. maddesi “affeden tarafın dava hakkı yoktur” hükmünü içerir. Affeden eş aynı fiile dayanarak bu özel sebeplerle boşanma davası açamaz. Bu iki maddede ayrıca dava açma hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde olayın üzerinden beş yıl geçince düşer. Bu süreler hak düşürücü süredir; yani süre dolunca o sebebe dayanan dava hakkı tamamen ortadan kalkar.

Zinada affın hangi davranışlardan anlaşıldığı ve sürelerin nasıl hesaplandığı aldatma sebebiyle boşanma davası yazısında, şiddet ve ağır aşağılama içeren davranışlardaki af ise pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma ve hayata kast sebebiyle boşanma yazılarında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasında affedilen olaylara dayanılabilir mi?

Kural olarak dayanılamaz. TMK m.166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri dava açabilir. Bu maddede af hakkında ayrı bir cümle yoktur. Ancak Yargıtay, affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan olayların bu davada da boşanma sebebi ve kusur olarak dikkate alınamayacağını kabul eder. Hoşgörüyle karşılamak, eşin olayı açıkça bağışlamasa da onu evliliği bitirecek bir sebep olarak görmediğini davranışlarıyla göstermesidir.

Bir olaya rağmen evliliği sürdüren eşin, yıllar sonra yalnız aynı olayı göstererek ortak hayatın çekilmez hâle geldiğini ileri sürmesi kendi davranışıyla çelişir. Zina olayını affeden eş de aynı olayı yalnızca hukuki adını değiştirerek evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasına da taşıyamaz.

Hangi davranışlar tek başına af sayılmaz?

Mahkeme tek bir belirtiye bakarak af sonucuna varmaz. Aşağıdaki davranışlar af iddiasını destekleyebilir; fakat amaçları ve sonrasında yaşananlar incelenmeden tek başına af kabul edilmez.

Aynı evde yaşamaya devam etmek

Eşler boşanmaya karar verdikten sonra da ekonomik sebeplerle, çocukların düzeni bozulmasın diye veya gidecek yerleri olmadığı için bir süre aynı konutta kalabilir. Yargıtay, 04.11.2024 tarihli, E. 2024/8789, K. 2024/8256 sayılı kararında tarafların fiilen aynı adreste yaşamasının, birbirlerinin kusurlarını affettiklerini kabul etmek için yeterli olmadığını belirtmiştir. Karara göre af, tereddüde yer bırakmayacak biçimde ispatlanmalıdır. Davayı yalnız bu gerekçeyle reddeden ilk derece mahkemesinin, yani davaya ilk bakan aile mahkemesinin kararı bozulmuş ve dosya bütün deliller değerlendirilmek üzere geri gönderilmiştir. Kararın ayrıntıları aynı evde yaşamanın af sayılmaması incelemesinde anlatılmıştır.

Ceza şikâyetinden vazgeçmek

Şiddet veya hakaret nedeniyle yapılan şikâyetten vazgeçmek, ceza soruşturmasına ilişkin bir işlemdir. Eş bunu aile baskısı, ekonomik kaygı veya diğer eşin ceza almasını istememesi gibi sebeplerle yapabilir. Şikâyetten vazgeçme boşanma davasında af iradesini tek başına göstermez. Vazgeçmeden sonra eşlerin ortak hayatı yeniden kurduğu başka delillerle de anlaşılıyorsa af tartışması güçlenir.

Özür kabul etmek, barışma görüşmesi yapmak veya terapiye gitmek

Özrü dinlemek ya da “bir daha olmasın” demek her zaman kesin bir bağışlama değildir. Aile büyükleriyle yapılan barışma görüşmesi veya birlikte gidilen evlilik terapisi de evliliğin kurtarılıp kurtarılamayacağını anlamaya yönelik bir denemedir. Görüşmeler sonuçsuz kalmış ve eşler ayrı yaşamayı sürdürmüşse geçmiş olayların affedildiği söylenemez. Görüşmenin ardından eşler açıkça barışmış ve ortak hayatı uzun süre olağan biçimde sürdürmüşse sonuç değişebilir.

Çocuk için bir araya gelmek veya birlikte fotoğraf paylaşmak

Çocuğun doğum gününe birlikte katılmak, okul toplantısına beraber gitmek veya aynı karede fotoğraf vermek ebeveynlik görevinin bir parçasıdır. Bunlar eşlerin evlilik ilişkisini yeniden kurduğunu göstermez. Baş başa yapılan uzun bir tatil veya “her şey geride kaldı” notuyla paylaşılan bir fotoğraf ise af iddiasında daha güçlü bir delil olabilir. Fotoğrafın tarihi ve eşlerin o dönemde ayrı yaşayıp yaşamadığı birlikte değerlendirilir.

Olaydan sonra cinsel birliktelik devam ederse olay affedilmiş sayılır mı?

Rızaya dayalı cinsel birlikteliğin olaydan sonra da sürmesi af iddiasını güçlendiren bir olgudur, ancak tek başına kesin sonuç doğurmaz. Birlikteliğin bir kerelik olup olmadığı, barışma denemesinin parçası sayılıp sayılmayacağı ve eşlerin sonraki yaşamı birlikte incelenir. Baskı, şiddet veya korku iddiası bulunan dosyalarda cinsel birliktelikten serbest bir af iradesi çıkarılamaz.

Eve dönme çağrısı geçmiş olayları affetmek anlamına gelir mi?

Ayrı yaşayan eşi ortak hayata dönmeye gerçekten çağırmak, çağrıyı yapan eşin önceki olayları affettiği veya en azından hoşgörüyle karşıladığı sonucunu doğurabilir. Bu sonuç en sık ihtarda tartışılır. İhtar, ortak konuttan ayrılan eşe hâkim veya noter aracılığıyla yapılan resmî eve dönme çağrısıdır. İhtarın geçmiş olaylara ve kusura etkisi terk sebebiyle boşanma davası yazısında ayrıca açıklanmıştır.

Her “eve gel” mesajı bu sonucu doğurmaz. Eşyaların teslimi, çocukla görüşme veya ayrılığın nasıl yürüyeceğini konuşmak için yapılan davet, ortak hayatı yeniden kurma isteği taşımayabilir. Mesajın tamamına, gönderildiği döneme ve sonrasında yaşananlara bakılır.

Bir olayı affetmek bütün kusurları affetmek anlamına gelir mi?

Hayır. Af, kapsamı belirli bir olay veya olay grubu için sonuç doğurur. Bir hakaretin affedilmesi, eşten gizlenen borçları, başka bir şiddet olayını ya da daha sonra ortaya çıkan sadakatsizliği kendiliğinden kapsamaz. Dava dilekçesinde birden fazla olay anlatılmışsa mahkeme hangilerinin affedildiğini, hangilerinin affın dışında kaldığını ayrı ayrı belirler.

Davada yalnız affedilmiş olaylara dayanılmışsa ve başka ispatlanmış olay yoksa boşanma talebi reddedilebilir. Olayların bir kısmı affedilmiş, diğerleri ispatlanmışsa mahkeme kalan olayların evliliği temelinden sarsıp sarsmadığına göre karar verir. Affedilen olaydan, yeni olayların hangi ortamda yaşandığını anlatmak için söz edilebilir; fakat o olay kusur hesabına yeniden katılmaz.

Affedildikten sonra aynı davranış tekrarlanırsa ne olur?

Af, gelecekteki davranışlar için verilmiş bir izin değildir. Affedilen eşin aynı davranışı tekrarlaması yeni bir olaydır ve yeni dava hakkı doğurur. TMK m.161 (zina) ve m.162 kapsamındaki davranışlarda altı aylık ve beş yıllık süreler yeni fiilin öğrenildiği tarihe göre ayrıca hesaplanır.

Tekrarlanan olay bazen eski ilişkinin aslında hiç bitmediğini de gösterir. Böyle bir durumda dilekçede eski olayın tarihi, affın tarihi ve affedildikten sonra yaşanan yeni olay ayrı ayrı yazılmalıdır. Bu ayrım yapılmazsa mahkeme yeni olayı da affedilmiş eski olayın devamı gibi değerlendirebilir.

Af iddiasını kim ispatlamalıdır?

Affın varlığından yararlanmak isteyen taraf affı ispatlamalıdır. Bu kural Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesindeki ispat yükü düzenlemesinden ve TMK m.6’dan gelir. İspat yükü, bir olgu kanıtlanamazsa davayı hangi tarafın kaybedeceğini belirler. Boşanma davasında af çoğunlukla davalının, yani davanın açıldığı eşin savunmasıdır. Davalı, davacının (davayı açan eşin) dayandığı olayları affettiğini ileri sürüyorsa bunu somut delillerle göstermelidir.

Af iddiasında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Affetme veya barışma sözünü içeren mesajlar ve e-postalar,
  • Af sözünü bizzat duyan ya da ortak hayatın yeniden kurulduğunu gören tanıklar,
  • Olaydan sonra birlikte yapılan seyahat, taşınma veya ortak harcamalara ilişkin kayıtlar,
  • Tarafların duruşma tutanağına geçen beyanları,
  • Ortak konuta dönme çağrısı içeren ihtar veya yazışmalar.

Tanığın “barıştılar” demesi yeterli görülmez. Tanık, hangi tarihte ne söylendiğini veya eşlerin nasıl birlikte yaşadığını kendi gördüğü ve duyduğu olaylarla anlatmalıdır. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi de gerekir; eşin telefonuna izinsiz girilerek alınan mesajlar af iddiasında da kullanılamaz. Mesajların delil değerine ilişkin ayrıntılar boşanma davasında WhatsApp mesajları yazısında anlatılmıştır.

Af savunması davanın hangi aşamasında ve nasıl ileri sürülmelidir?

Af savunması en geç dilekçeler aşamasında, mümkünse davalının ilk savunma dilekçesi olan cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. HMK m.141’e göre taraflar savunmalarını dilekçeler aşamasında serbestçe genişletebilir. Dilekçelerden sonraki ön inceleme duruşmasında, yani hâkimin tarafların anlaşamadığı konuları belirlediği ilk duruşmada, bu ancak karşı tarafın açık rızasıyla mümkündür. Ön inceleme tamamlandıktan sonra savunma ıslah gibi kanundaki istisnalar dışında genişletilemez; ıslah, tarafın yaptığı bir usul işlemini dava içinde bir kez düzeltebilmesidir. Geç ileri sürülen af savunması bu yüzden incelenmeyebilir.

“Davacı beni affetti” demek yeterli değildir. Dilekçede hangi olayın affedildiği, davacının bu olayı ne zaman öğrendiği, affın hangi söz veya davranışla gösterildiği, ortak hayatın ne zaman ve nasıl yeniden kurulduğu ve bunun hangi delillerle ispatlanacağı açıkça yazılmalıdır. Af iddiasına karşı çıkan davacı da aynı evde kalmanın zorunlu nedenini, barışma teklifini kabul etmediğini veya sonradan yeni olaylar yaşandığını somut olarak anlatmalıdır.

Af tazminat, nafaka ve velayeti nasıl etkiler?

Af; maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasını kusur dengesi üzerinden dolaylı olarak etkiler, tedbir nafakasını ve velayeti ise etkilemez. Affedilen olay kusur hesabından çıktığı için daha önce ağır kusurlu görünen eş, kalan olaylara göre eşit veya daha az kusurlu sayılabilir. Her talebin kendi şartı vardır.

  • Maddi tazminatı TMK m.174/1 düzenler. Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaati zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten maddi tazminat isteyebilir.
  • Manevi tazminatı TMK m.174/2 düzenler. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu eşten manevi tazminat isteyebilir. Affedilen olay bu saldırının dayanağı yapılamaz.
  • Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşe bağlanan yoksulluk nafakasını TMK m.175 düzenler. Nafaka isteyen eşin kusurunun daha ağır olmaması yeterlidir; nafaka ödeyecek eşin kusuru aranmaz. Af bu karşılaştırmayı değiştirebilir, fakat nafakayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
  • Dava sürerken eşin ve çocukların geçimi için bağlanan tedbir nafakası kusura bağlı değildir. Eşlerden birinin bir olayı affetmiş olması tedbir nafakasını etkilemez.

Tazminat şartları boşanmada maddi ve manevi tazminat yazısında ayrıca anlatılmıştır. Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi ve onu ilgilendiren kararlar üzerindeki yetkidir; bu kararda ölçüt eşlerin birbirine karşı kusuru değil, çocuğun üstün yararıdır. Eşler arasındaki af velayeti belirlemez. Çocuğa yönelen şiddet veya ihmal eşler arasında affedilmiş olsa bile mahkeme bu riski çocuğun güvenliği açısından ayrıca inceler. Velayet ölçütleri boşanmada çocuğun velayeti yazısında anlatılmıştır.

Dava sürerken barışmak davayı kendiliğinden bitirir mi?

Hayır. Eşlerin barışması veya aynı eve dönmesi mahkemedeki dosyayı kendiliğinden kapatmaz. Davayı sona erdirmek isteyen davacı, davayı geri alabilir veya davadan feragat edebilir. Davanın geri alınması davalının açık rızasına bağlıdır ve dava hiç açılmamış sayılır. Feragat ise davacının talebinden tamamen vazgeçmesidir; karşı tarafın rızası gerekmez ve verilen karar kesin hüküm gibi sonuç doğurur, yani aynı talep aynı olaylarla yeniden ileri sürülemez. Bu iki yolun farkı boşanma davasından vazgeçme ve feragat etme yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Dosya devam ederken eşler gerçekten barışmış ve ortak hayatı yeniden kurmuşsa davalı bunu af savunması olarak ileri sürebilir. Barışmadan sonra yaşanan yeni olaylar ise yeni bir davanın konusu olabilir. Önceki davanın yeni davaya etkisi ikinci boşanma davası yazısında açıklanmıştır.

Affedilen şiddet sonradan koruma kararı istemeye engel olur mu?

Hayır. Geçmişteki bir olayın affedilmiş olması, yeni bir şiddet veya şiddet tehlikesi karşısında koruma istemeye engel değildir. 6284 sayılı Kanun’daki tedbirler, örneğin şiddet uygulayan kişinin evden ve korunan kişiden uzaklaştırılması, boşanmadaki kusuru belirlemek için değil, kişiyi güncel riske karşı korumak için verilir. Şikâyetten vazgeçmiş, eve dönmüş veya barışmayı denemiş olmak da bu hakkı ortadan kaldırmaz. Tedbir şartları 6284 sayılı Kanun’un uygulama alanı yazısında anlatılmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Af bir kez gerçekleşmişse mesajın silinmesi onu geri almaz. Silinen mesaj karşı tarafın telefonunda duruyorsa o taraf mesajı delil olarak sunabilir.

Hayır. “Affın tespiti” adıyla ayrıca açılması gereken bir dava yoktur ve af için ayrı harç ödenmez. Af iddiası görülmekte olan boşanma dosyasında incelenir.

Dayanamaz. Karşı dava, davalı eşin aynı dosyada kendisinin de boşanma istemesidir ve af kuralı karşı dava açan eş için de aynı biçimde işler. Her eşin hangi olayı bildiği ve bağışladığı ayrı ayrı incelenir; bir eşin affetmiş olması, diğer eşin dayandığı olayları da affettiği anlamına gelmez.

Avukat Görüşü

Af tartışması çoğu dosyada tek bir cümleden değil, olaydan sonraki aylarda yaşanan küçük görünen davranışlardan doğar. Aynı konutta kalmak, mesajlaşmak, bir aile davetine birlikte gitmek veya evliliğe bir şans daha vermek, mahkemede karşı tarafça af olarak sunulabilir. Affetmeye karar vermediği hâlde zorunluluk nedeniyle aynı evde kalan eşin, bu zorunluluğu gösteren yazışma, kira veya gelir belgesi gibi kayıtları saklaması yararlı olur.

Dava hazırlanırken olayların tarih sırasına göre bir listesi çıkarılmalı ve her olayın yanına ne zaman öğrenildiği ile o tarihten sonra eşlerin nasıl yaşadığı yazılmalıdır. Bu liste, hangi olayın affedilmiş sayılabileceğini ve hangisinin affın dışında kaldığını gösterir. Zina veya ağır şiddet gibi özel sebeplerde altı aylık süre işlemeye devam ettiğinden bu değerlendirme gecikmeden yapılmalıdır.

Dava sürerken barışan eşler, davayı sona erdirme işlemini aceleyle yapmamalıdır. Feragatin karşı dava, nafaka ve tazminat talepleri üzerindeki etkisi işlem yapılmadan önce hesaplanmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Bir olayın affedilmiş sayılıp sayılmayacağı, olayın ne zaman öğrenildiğine, eşlerin sonraki davranışlarına ve dosyadaki delillere göre her davada ayrıca değerlendirilir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 09.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık