Boşanma sürecinde psikolojik destek almak, kişinin ayrılığın oluşturduğu duygusal yükü yönetmesine, hukuki süreçte daha sağlıklı kararlar vermesine ve varsa çocukların ihtiyaçlarını daha doğru değerlendirmesine yardımcı olabilir. Psikolojik destek almak boşanmanın şartı değildir; ancak yoğun kaygı, öfke, belirsizlik, uyku sorunları, karar vermede güçlük veya ebeveynlik çatışması yaşayan kişiler bakımından önemli bir destek mekanizmasıdır.
İçindekiler
Boşanma yalnızca evlilik birliğini sona erdiren hukuki bir işlem değildir. Aynı zamanda yaşam düzeninin, ekonomik koşulların, sosyal çevrenin ve ebeveynlik ilişkisinin yeniden kurulmasını gerektiren bir geçiş dönemidir. Bu nedenle hukuki destek ile psikolojik desteğin işlevleri birbirinden ayrılmalıdır. Avukat; dava, delil, süre, velayet, nafaka ve malvarlığı taleplerini yönetirken psikolog, psikolojik danışman veya psikiyatrist kişinin ruhsal ihtiyaçlarına kendi mesleki sınırları içinde yaklaşır.
Psikolojik destek alınması tek başına kişinin kusurlu, ruhsal açıdan yetersiz veya çocuğun bakımını üstlenemeyecek durumda olduğunu göstermez. Destek kayıtlarının boşanma davasında nasıl değerlendirileceği; kaydın içeriğine, elde edilme biçimine, hangi iddiayla bağlantılı olduğuna ve somut olayın diğer delillerine bağlıdır.
Yazının Özeti
Boşanma Sürecinde Psikolojik Destek Neden Önemlidir?
Boşanma sürecinde psikolojik destek, kişinin duygularını bastırmasını değil; yaşadığı değişimi anlamlandırmasını ve hayatını daha işlevsel biçimde sürdürebilmesini amaçlar. Ayrılık kararı kesinleşmeden önce başlayan belirsizlik, dava sürecindeki suçlamalar ve boşanma sonrasındaki yeni yaşam düzeni farklı psikolojik ihtiyaçlar doğurabilir.
Özellikle çekişmeli boşanma davası sırasında tarafların öfke, hayal kırıklığı veya savunma duygusuyla hareket etmesi mümkündür. Bu duygular kontrol edilemediğinde karşı tarafa art arda mesaj gönderme, sosyal medyada özel hayatı açıklama, çocuk üzerinden iletişim kurma veya hukuki sonuçları düşünmeden beyanda bulunma gibi davranışlar ortaya çıkabilir. Psikolojik destek, kişinin dava stratejisini belirlemez; ancak dürtüsel tepkileri fark etmesine ve günlük işlevselliğini korumasına katkı sağlayabilir.
Boşanma sürecinde destek alınmasının yarar sağlayabileceği alanlar şunlardır:
- Kaygı, öfke, üzüntü ve belirsizlikle başa çıkılması
- Uyku, dikkat, iştah ve günlük yaşam düzenindeki değişimlerin değerlendirilmesi
- Boşanma kararının duygusal baskı altında verilmesinin önlenmesi
- Çocuklarla yaşlarına uygun iletişim kurulması
- Ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğa yansıtılmaması
- Yeni ekonomik ve sosyal düzene uyum sağlanması
- Şiddet veya travmatik yaşantıların etkilerinin ele alınması
- Boşanma sonrasında yalnızlık ve sosyal çevre kaybıyla baş edilmesi
Her kişi boşanmayı aynı biçimde yaşamaz. Kimi kişiler kısa süreli destekten yararlanırken kimi kişiler daha uzun süreli psikoterapiye veya psikiyatrik değerlendirmeye ihtiyaç duyabilir. Desteğin türü, süresi ve yöntemi kişinin ihtiyacına göre yetkin sağlık veya ruh sağlığı meslek mensuplarınca belirlenmelidir.
Psikolojik Destek Hangi Durumlarda Düşünülmelidir?
Boşanma sırasında üzüntü, öfke veya gelecek kaygısı yaşanması tek başına ruhsal hastalık anlamına gelmez. Ancak bu duygular günlük hayatı belirgin biçimde etkiliyor, uzun süre devam ediyor veya kişinin kendisine ya da çevresine zarar verme riski doğuruyorsa profesyonel değerlendirme geciktirilmemelidir.
Şu durumlarda destek ihtiyacı daha belirgin hâle gelebilir:
- Günlük sorumlulukların yerine getirilememesi
- Sürekli uykusuzluk veya aşırı uyuma
- Yoğun panik, korku ya da kontrol edilemeyen öfke
- İş veya okul yaşamında ciddi performans kaybı
- Çocuğun yanında sık sık tartışma yaşanması
- Çocuğun taraf tutmaya zorlanması
- Alkol, ilaç veya başka maddelere yönelme
- Sürekli takip, tehdit veya şiddet yaşantıları
- Sosyal çevreden tamamen uzaklaşma
- Kendine zarar verme düşüncelerinin ortaya çıkması
Kişinin kendisine veya başka birine zarar verme tehlikesi bulunuyorsa psikolojik destek randevusunu beklemek yerine en yakın sağlık kuruluşuna veya yetkili acil müdahale birimlerine başvurulmalıdır. Şiddet riski bulunan olaylarda ise güvenliğin sağlanması, koruyucu tedbirlerin değerlendirilmesi ve hukuki başvuruların geciktirilmemesi gerekir.
Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlıklı Hayat Merkezlerinde bireysel psikososyal danışmanlık ve aile danışmanlığı hizmetleri sunulabilmektedir. Güncel hizmet kapsamı ve başvuru imkânları Sağlıklı Hayat Merkezleri ruh sağlığı danışmanlığı sayfasından incelenebilir.
Psikolog, Psikiyatrist ve Avukatın Görevleri Nasıl Ayrılır?
Psikolojik destek ile hukuki danışmanlık birbirinin yerine geçmez. Boşanma sürecinde aynı olay farklı meslekler tarafından farklı amaçlarla ele alınabilir.
| Destek türü | Temel işlevi | Yapamayacağı işlem |
|---|---|---|
| Psikolog veya psikolojik danışman | Duygusal süreçleri, davranışları, ilişkileri ve baş etme yöntemlerini mesleki yetkinliği kapsamında değerlendirir | Hukuki haklar, dava stratejisi veya davanın kazanılacağı hakkında karar veremez |
| Psikiyatrist | Ruhsal belirtileri tıbbi açıdan değerlendirir; gerekli görürse tanı ve ilaç tedavisi planlayabilir | Boşanma davasında hangi hukuki talebin ileri sürüleceğini belirlemez |
| Avukat | Dava, delil, süre, velayet, nafaka, tazminat ve malvarlığı taleplerini hukuken değerlendirir | Tanı koyamaz veya psikoterapi uygulayamaz |
| Mahkemece görevlendirilen uzman | Mahkemenin istediği konuda sosyal inceleme veya uzman değerlendirmesi yapar | Tarafın kişisel terapisti gibi sürekli tedavi ilişkisi kurmaz |
Bir psikoloğun taraflardan birine destek vermesi, onun aynı zamanda boşanma davasının hukuki danışmanı veya tarafsız adli uzmanı olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde avukat görüşmeleri psikoterapi yerine geçmez. Kişinin yaşadığı olayları avukatına açıkça anlatması önemlidir; ancak yoğun duygusal yükün işlenmesi ruh sağlığı uzmanının alanındadır.
Uzman seçerken eğitim, diploma, çalışma alanı, mesleki yetkinlik, hizmet verilen kurumun hukuki statüsü, gizlilik uygulaması ve kayıt politikası araştırılmalıdır. “Davayı kazandıracak rapor”, “velayeti kesin aldıracak değerlendirme” veya “karşı tarafı hasta gösterecek belge” vaat eden yaklaşımlardan kaçınılmalıdır.
Psikolojik Destek Almak Boşanma Davasını Olumsuz Etkiler mi?
Hayır. Psikolojik destek almak tek başına boşanma davasında olumsuz bir olgu değildir. Kişinin psikoloğa veya psikiyatriste başvurması; kusurlu olduğunu, ayırt etme gücünü kaybettiğini ya da ebeveynlik görevlerini yerine getiremeyeceğini kendiliğinden göstermez.
Mahkeme, terapiye gidilip gidilmediğinden çok, iddia edilen durumun evlilik birliğine ve dava konusu haklara somut etkisini değerlendirir. Örneğin bir eşin kaygı nedeniyle destek alması ile kontrol altına alınmayan ve çocuğun güvenliğini ciddi biçimde etkileyen bir sağlık sorunu aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaz.
Bir sağlık sorununun boşanma davasında önem taşıyabilmesi için genellikle şu bağlantıların somut biçimde ortaya konulması gerekir:
- Sorunun eşler arasındaki ilişkiye nasıl yansıdığı
- Tedavi sürecine yaklaşımın evlilik yükümlülüklerini etkileyip etkilemediği
- Çocuğun bakımı veya güvenliği bakımından bir risk doğup doğmadığı
- İddianın hukuka uygun delillerle desteklenip desteklenmediği
- Davranışın boşanmaya neden olan olaylarla doğrudan bağlantısının bulunup bulunmadığı
Psikolojik destek almak ile hukuki ehliyetsizlik de birbirinden farklıdır. Bir kişinin terapi görmesi, depresyon veya kaygı nedeniyle tedavi alması tek başına dava açma, avukat tayin etme ya da hukuki işlem yapma ehliyetini ortadan kaldırmaz. Ehliyet konusunda farklı bir değerlendirme yapılabilmesi için somut durumun ve kanuni şartların ayrıca incelenmesi gerekir.
Psikolojik Destek Almak Velayeti Etkiler mi?
Psikolojik destek almak tek başına velayetin anneye veya babaya verilmesine engel değildir. Velayet bakımından temel ölçüt, ebeveynin tanısı veya destek alması değil, çocuğun üstün yararıdır.
Mahkeme velayet davasında çocuğun yaşı, gelişimi, sağlık ve eğitim ihtiyaçları, mevcut yaşam düzeni, anne ve babayla ilişkisi, ebeveynlerin bakım kapasitesi, güvenlik koşulları ve çocuğun görüşü gibi birçok unsuru birlikte değerlendirir. Gerektiğinde sosyal inceleme raporu alınabilir.
Bir ebeveynin yaşadığı ruhsal güçlüğü fark ederek uzman desteğine başvurması, tedavisini sürdürmesi ve çocuğun ihtiyaçlarını aksatmaması tek başına aleyhe yorumlanmamalıdır. Buna karşılık tedaviden kaçınma, şiddet davranışları, ağır ihmal, çocuğun güvenliğinin tehlikeye düşmesi veya günlük bakımın sürekli aksaması somut delillerle ortaya konulursa farklı bir değerlendirme yapılabilir.
Sağlık kaydı velayet kaybı için yeterli midir?
Hayır. Tanı, reçete veya psikolojik destek kaydı tek başına velayet kaybı sebebi değildir. Mahkeme, sağlık durumunun çocuğun bakımına fiilen nasıl yansıdığını araştırır. Tanının adı kadar hastalığın seyri, tedaviye uyum, günlük işlevsellik, destek sistemi ve çocuğun güvenliği önem taşır.
Velayet kararı verildikten sonra koşulların esaslı biçimde değişmesi ve çocuğun yararının yeni bir düzenleme gerektirmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi davası gündeme gelebilir. Ancak yalnızca ebeveynin psikolojik destek almaya başlaması, kendiliğinden velayet değişikliği nedeni oluşturmaz.
Mahkeme uzmanı ile özel terapist aynı kişi midir?
Kural olarak işlevleri farklıdır. Özel terapist, danışanın iyilik hâli ve tedavi ihtiyacı için çalışır. Mahkeme uzmanı ise mahkemenin belirlediği sorular kapsamında tarafsız bir adli değerlendirme yapar.
Aile mahkemelerinin uzmanlardan yararlanmasına ilişkin çerçeve 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’da düzenlenmiştir. Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri de aile ve çocuk mahkemeleri dâhil olmak üzere adli süreçlerde psikososyal destek ve uzmanlık hizmetleri sunmaktadır. Bu yapı hakkında Adalet Bakanlığının açıklamasına ulaşılabilir.
Mahkeme sosyal inceleme raporuyla mutlak biçimde bağlı değildir. Rapor; taraf beyanları, tanık anlatımları, okul ve sağlık kayıtları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Çocuklar Boşanma Sürecinden Nasıl Korunabilir?
Çocukların boşanma sürecinden hiç etkilenmemesi her zaman mümkün değildir. Amaç, çocuğun yetişkinler arasındaki uyuşmazlığın tarafı hâline getirilmesini önlemek ve değişen yaşam düzenine güvenli biçimde uyum sağlamasını desteklemektir.
Çocukla yapılacak açıklama yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmalıdır. Çocuğa ayrılığın onun davranışlarından kaynaklanmadığı, anne ve babasının ebeveynlik sorumluluklarının devam ettiği ve günlük hayatında hangi değişikliklerin olacağı açık biçimde anlatılmalıdır.
Şu davranışlardan kaçınılması gerekir:
- Çocuğu diğer ebeveyn hakkında bilgi toplamaya yönlendirmek
- Dava dilekçelerini veya ağır suçlamaları çocuğa anlatmak
- Çocuğu anne ya da baba arasında seçim yapmaya zorlamak
- Diğer ebeveynle görüşmenin karşılığında ödül veya ceza uygulamak
- Çocuğa söylemesi gereken cümleleri ezberletmek
- Çocuğun uzman görüşmesini dava delili üretme aracına dönüştürmek
- Mahkeme, avukat veya uzman görüşmelerini çocuğun yanında tartışmak
- Çocuğu nafaka, para veya malvarlığı uyuşmazlıklarının taşıyıcısı yapmak
Çocukta uzun süren uyku sorunları, okul başarısında belirgin düşüş, yoğun korku, içe kapanma, saldırganlık, alt ıslatma, ayrılık kaygısı veya ebeveynlerden birine karşı ani ve açıklanamayan tutum değişiklikleri görülürse uzman değerlendirmesi düşünülebilir. Bu belirtiler tek bir nedene bağlanmamalı; çocuğun yaşı, okul ortamı, aile içi ilişkileri ve diğer yaşam olayları birlikte değerlendirilmelidir.
Boşanmada çocuğun velayetinin kime verileceği belirlenirken çocuğun psikolojik durumu önemli olabilir. Bununla birlikte çocuğun bir uzmana gitmiş olması, hangi ebeveyn yanında kalması gerektiğini tek başına göstermez.
Çocuğun Psikolojik Destek Giderleri Nasıl Karşılanır?
Çocuğun psikolojik destek giderlerinin hangi ebeveyn tarafından karşılanacağı; mevcut nafaka kararına, boşanma protokolüne, velayet düzenine, giderin niteliğine ve tarafların ekonomik durumuna göre değişebilir.
Anlaşmalı boşanmada psikolojik destek giderlerinin açıkça düzenlenmesi ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkları azaltabilir. Yalnızca “sağlık giderleri paylaşılacaktır” denilmesi her zaman yeterli açıklığı sağlamaz. Protokolde gerektiğinde şu konular gösterilebilir:
- Olağan ve olağanüstü sağlık giderlerinin kapsamı
- Psikolog, psikiyatrist ve terapi ücretlerinin nafakaya dâhil olup olmadığı
- Giderin hangi oranlarda karşılanacağı
- Ödeme belgesinin diğer ebeveyne nasıl iletileceği
- Uzman seçiminde izlenecek yöntem
- Acil veya zorunlu müdahalelerde önceden onay aranıp aranmayacağı
- Tedavinin devamı için gerekli ulaşım ve ilaç giderleri
Bu hususlar hakkında anlaşmalı boşanmada çocuğun giderleri başlıklı yazı ayrıca incelenebilir. Çocuğun üstün yararına açıkça aykırı bir protokol düzenlemesi hâkimi bağlamaz.
Çekişmeli uyuşmazlıklarda ise psikolojik destek giderinin gerekli olup olmadığı, kim tarafından karşılanacağı ve nafaka dışında talep edilip edilemeyeceği somut olayın belgelerine göre değerlendirilir. Fatura, ödeme belgesi, uzman yönlendirmesi ve tedavinin gerekliliğini gösteren kayıtların usulüne uygun biçimde saklanması önemlidir. Her psikolojik destek giderinin kendiliğinden yarı yarıya paylaşılacağı yönünde genel bir kural bulunmamaktadır.
Terapi ve Psikolojik Destek Kayıtları Gizli midir?
Psikolojik destek sırasında elde edilen kimlik, görüşme, değerlendirme, tanı, reçete ve tedavi bilgileri kişisel veri niteliğindedir. Sağlığa ilişkin bilgiler ise özel nitelikli kişisel veriler arasında yer alır. Bu veriler, sıradan iletişim bilgilerinden daha sıkı korumaya tabidir.
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun özel nitelikli kişisel veriler hakkındaki açıklamasında, bu verilerin kişilerin mağduriyetine veya ayrımcılığa uğramasına yol açabilecek nitelikte olduğu ve yalnızca kanunda belirtilen sınırlı hâllerde işlenebileceği açıklanmaktadır.
Sağlık hizmeti sunumu kapsamında mahremiyetin korunması da esastır. Hasta Hakları Yönetmeliği’nin mahremiyete ilişkin düzenlemeleri, sağlık durumuna ilişkin değerlendirmelerin gizlilik içinde yürütülmesini ve tıbbi işlemlerde mahremiyete saygı gösterilmesini öngörmektedir.
Gizlilik önemli olmakla birlikte mutlak ve istisnasız değildir. Kanuni bildirim yükümlülükleri, ciddi ve yakın güvenlik riskleri, usulüne uygun yargısal talepler veya ilgili mevzuatta öngörülen diğer durumlar gizliliğin kapsamını etkileyebilir. Bu nedenle destek alınan uzmana ilk görüşmede şu soruların yöneltilmesi yararlıdır:
- Hangi kişisel veriler kaydediliyor?
- Kayıtlar ne kadar süre saklanıyor?
- Kayıtlara kimler erişebiliyor?
- Hangi hâllerde üçüncü kişilere bilgi verilebilir?
- Çevrim içi görüşmeler hangi sistem üzerinden yapılıyor?
- Mahkeme veya resmî kurum bilgi isterse nasıl hareket ediliyor?
- Çocuk görüşmelerinde ebeveynlere hangi kapsamda bilgi aktarılıyor?
Diğer eş terapi kayıtlarına erişebilir mi?
Diğer eş, evlilik ilişkisine dayanarak terapi kayıtlarına doğrudan erişme hakkına sahip değildir. Eşin telefonuna, e-Nabız hesabına, e-posta adresine veya sağlık kuruluşu hesabına izinsiz girilmesi hukuki ve cezai sorunlara neden olabilir.
Mahkeme, uyuşmazlığın çözümü için gerçekten gerekli gördüğü kayıtları ilgili kurumdan isteyebilir. Ancak talebin kapsamı, verinin davayla ilgisi, özel hayatın korunması ve ölçülülük ilkesi birlikte değerlendirilmelidir. Bir tarafın bütün terapi geçmişinin hiçbir sınırlama olmadan dosyaya getirileceği şeklinde genel bir kabul yoktur.
Terapist mahkemede tanık olabilir mi?
Bir terapistin mahkemede dinlenip dinlenemeyeceği; mesleki sır, tanıklıktan çekinme hükümleri, kişinin rızası, mahkemenin talebi ve somut uyuşmazlığın niteliğine göre değerlendirilir. Terapistten tarafın bütün özel anlatımlarını açıklamasını istemek ile belirli bir olgu hakkında usulüne uygun bilgi talep etmek aynı değildir.
Tedavi amacıyla kurulan güven ilişkisinin yargılama için delil üretme aracına dönüştürülmesi hem terapötik sürece hem de kişisel veri güvenliğine zarar verebilir. Bu nedenle terapistin doğrudan tanık gösterilmesi veya kayıtlarının sunulması düşünülüyorsa hukuki gereklilik önceden değerlendirilmelidir.
Psikolojik Destek Kayıtları Boşanma Davasında Delil Olabilir mi?
Psikolojik destek kayıtları bazı uyuşmazlıklarda delil olarak ileri sürülebilir; ancak bu kayıtların her biri aynı ispat gücüne sahip değildir. Mahkeme belgenin kim tarafından düzenlendiğini, hangi amaçla hazırlandığını, olayla zaman bağlantısını, içeriğin taraf anlatımına mı yoksa uzman gözlemine mi dayandığını ve diğer delillerle uyumunu inceler.
Örneğin kişinin görüşmede “eşim bana hakaret etti” demiş olması, bu iddianın terapist tarafından doğrudan gözlemlendiğini göstermez. Kayıt, kişinin olaydan sonra destek aldığını ve belirli şikâyetleri aktardığını gösterebilir; fakat hakaretin kim tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğini tek başına kesin olarak ispatlamayabilir.
Benzer şekilde bir raporda kaygı, depresyon veya travma belirtilerinden söz edilmesi, bu belirtilerin tek nedeninin diğer eşin davranışları olduğunu kendiliğinden göstermez. Nedensellik konusunda tıbbi ve hukuki değerlendirme birbirinden ayrılmalıdır.
Hukuka aykırı elde edilen kayıt kullanılabilir mi?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesi, hukuka aykırı elde edilmiş delillerin mahkemece bir vakıanın ispatında dikkate alınamayacağını düzenlemektedir. Kanunun resmî metnine Adalet Bakanlığı kaynağından ulaşılabilir.
Bu nedenle diğer eşin hesabına izinsiz girmek, gizli sağlık belgesini ele geçirmek, terapi görüşmesini hukuka aykırı biçimde kaydetmek veya üçüncü kişilerden yetkisiz şekilde sağlık verisi temin etmek ciddi risk taşır. “Boşanma davasında kullanacağım” düşüncesi, verinin elde edilme yöntemini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Bir kayıt delil olarak kullanılmadan önce şu sorular değerlendirilmelidir:
- Kayıt hukuka uygun biçimde mi elde edildi?
- Dava konusu olayla doğrudan bağlantılı mı?
- Belgenin tamamının sunulması gerçekten gerekli mi?
- Daha sınırlı bir belgeyle aynı husus ispatlanabilir mi?
- Kayıt başka kişilerin veya çocuğun özel bilgilerini içeriyor mu?
- Belgenin doğruluğu ve kaynağı doğrulanabilir mi?
- Delil, usulüne uygun süre içinde bildirildi mi?
Delil sunma amacıyla gereksiz sağlık verilerinin dosyaya eklenmesi, kişinin mahremiyetini uzun vadeli biçimde etkileyebilir. Bu nedenle belgenin tamamı yerine davayla ilgili bölümünün sunulup sunulamayacağı ve mahkemeden belirli kayıtların resen getirtilmesinin daha uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Psikolojik Şiddet İddiasında Destek Kayıtları Nasıl Değerlendirilir?
Sürekli aşağılama, hakaret, tehdit, sosyal çevreden uzaklaştırma, ekonomik baskı, kontrol, korkutma ve küçük düşürme gibi davranışlar somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet oluşturabilir. Bu davranışlar aynı zamanda evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.
Psikolojik şiddet iddiası çoğu zaman tek bir belgeyle ispatlanamaz. Şu deliller birlikte önem taşıyabilir:
- Mesajlar ve elektronik yazışmalar
- Tanık anlatımları
- Kolluk veya savcılık başvuruları
- Sağlık kuruluşu kayıtları
- Psikolojik destek belgeleri
- 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararları
- İş yeri veya okul kayıtları
- Hukuka uygun fotoğraf, görüntü ve ses kayıtları
- Sosyal medya paylaşımları
- Olayların zaman sırasını gösteren diğer belgeler
Psikolojik destek kaydı, kişinin yaşadığı belirtilerin zamanını ve destek ihtiyacını göstermesi bakımından yararlı olabilir. Ancak yalnızca destek alınmış olmasından hareketle karşı tarafın kusurlu olduğu kesin biçimde kabul edilemez. Mahkeme bütün delilleri birlikte değerlendirir.
Fiziksel şiddet de bulunuyorsa olaydan sonra sağlık kuruluşuna başvurulması ve yaralanmaların kayıt altına alınması önemlidir. Bu konuda hangi hâllerde darp raporu alınması gerektiği ayrıca incelenebilir.
Şiddet Bulunan İlişkilerde Çift Terapisi Uygun mudur?
Şiddet, tehdit, ağır kontrol, takip veya korku bulunan ilişkilerde öncelik ortak iletişimi geliştirmek değil, güvenliği sağlamaktır. Çift terapisi her olayda uygun bir yöntem değildir. Taraflardan biri diğerinden korkuyor veya görüşmede söyledikleri nedeniyle sonradan cezalandırılma riski taşıyorsa ortak görüşme güvenli olmayabilir.
Psikolojik destek, şiddete karşı hukuki koruma tedbirlerinin yerine geçmez. Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler, olayın özelliklerine göre kolluk birimlerine, Cumhuriyet başsavcılığına, aile mahkemesine, mülki amirliğe veya Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine başvurabilir.
6284 sayılı Kanun kapsamında barınma, geçici koruma, adres bilgilerinin gizlenmesi, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme ve müşterek konuttan uzaklaştırma gibi koruyucu veya önleyici tedbirler somut olaya göre gündeme gelebilir. Güncel ŞÖNİM iletişim bilgileri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ŞÖNİM sayfasında yer almaktadır.
Tedbir kararı alınması, boşanma davasındaki kusurun veya ceza sorumluluğunun kesinleştiği anlamına gelmez. Koruma tedbirleri, boşanma davası ve ceza soruşturması farklı amaçlara ve ispat ölçülerine sahip süreçlerdir. Bu ayrım, “kadının beyanı esastır mı?” tartışması bakımından da önemlidir.
Psikolojik Destek Anlaşmalı Boşanma Sürecine Nasıl Katkı Sağlayabilir?
Psikolojik destek, tarafları boşanmaya veya evliliği sürdürmeye yönlendirmek için kullanılmamalıdır. İşlevi, kişinin kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını daha sağlıklı değerlendirmesine yardımcı olmaktır.
Anlaşmalı boşanma davasında tarafların velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve diğer hukuki sonuçlar üzerinde serbest ve bilinçli iradeyle anlaşmaları gerekir. Yoğun baskı, korku veya duygusal bağımlılık altında verilen onaylar ileride ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir.
Psikolojik destek şu konularda dolaylı yarar sağlayabilir:
- Kişinin gerçek ihtiyaçları ile anlık öfkesini ayırması
- Çocukla ilgili kararların eşler arasındaki hesaplaşmadan ayrılması
- Gerçekçi ve uygulanabilir bir ebeveynlik planı kurulması
- Tarafların iletişim sınırlarını belirlemesi
- Boşanma sonrasındaki yaşam düzenine hazırlanılması
- Protokolde kabul edilen yükümlülüklerin duygusal etkisinin anlaşılması
Terapist protokol hazırlamaz ve hukuki hükümlerin yeterliliğine karar vermez. Protokolün hukuki geçerliliği ve uygulanabilirliği avukat tarafından değerlendirilmelidir. Psikolojik açıdan uzlaşmaya hazır olmak ile hukuki haklardan vazgeçmenin sonuçlarını bilmek farklı konulardır.
Boşanma Sürecinde Yapılan Hangi Hatalar Psikolojik ve Hukuki Riski Artırır?
Boşanmanın yarattığı yoğun duygular, sonradan telafisi güç davranışlara yol açabilir. Özellikle dijital ortamda yapılan paylaşımlar uzun süre saklanabilir ve dava dosyasına yansıyabilir.
Sık karşılaşılan hatalar şunlardır:
- Öfkeyle tehdit veya hakaret içeren mesajlar göndermek
- Sosyal medyada eşin sağlık bilgilerini açıklamak
- Terapi belgelerini aile veya arkadaş gruplarında paylaşmak
- Çocuğun görüşmesini gizlice kaydetmek
- Çocuğu uzman görüşmesine belirli ifadeleri söylemesi için hazırlamak
- Terapistten karşı taraf hakkında tanı koymasını istemek
- Kendi uzmanını mahkemenin tarafsız bilirkişisi gibi göstermek
- Hukuki süreleri psikolojik olarak hazır olunmadığı gerekçesiyle kaçırmak
- Dava dilekçesindeki her iddiayı çevreyle paylaşmak
- Psikolojik desteği karşı tarafı baskı altına alma aracı olarak kullanmak
- Şiddet bulunan olaylarda yalnızca çift terapisiyle çözüm aramak
- İlaç veya tedaviyi uzman görüşü olmadan bırakmak
Boşanma sonrasında bazı kişiler yalnızlık, sosyal çevre kaybı veya çocuklarla ilişkinin değişmesi nedeniyle destek istemekte zorlanabilir. Bu konuda boşanma sonrası erkeklerin yaşadığı değişimler de toplumsal beklentilerin yardım arama davranışını etkileyebildiğini göstermektedir.
Psikolojik Destek Alırken Belgeler Nasıl Yönetilmelidir?
Her görüşmenin dava için raporlaştırılması gerekli değildir. Tedavi veya danışmanlık kaydı ile mahkemeye sunulmak üzere hazırlanan uzman görüşü farklı amaçlara sahiptir.
Kişinin destek aldığı uzmandan belge istemeden önce belgenin hangi hukuki iddiayla bağlantılı olduğu belirlenmelidir. Yalnızca “ileride lazım olabilir” düşüncesiyle ayrıntılı terapi notlarının alınması veya dava dosyasına sunulması gereksiz mahremiyet kaybına yol açabilir.
Belgelerin yönetiminde şu noktalara dikkat edilmelidir:
- Fatura, ödeme belgesi ve randevu kayıtları düzenli saklanmalıdır.
- Raporun amacı ve kime sunulacağı uzmana açıkça belirtilmelidir.
- Belge üzerinde tarih, düzenleyen kişi ve kurum bilgileri bulunmalıdır.
- Taraf anlatımı ile uzman gözlemi birbirinden ayrılmalıdır.
- Başka aile bireylerinin gereksiz özel bilgileri rapora eklenmemelidir.
- Çocuğa ait kayıtlar yetişkinler arasındaki kusur tartışması için kullanılmamalıdır.
- Belgeler sosyal medya veya mesaj gruplarında paylaşılmamalıdır.
- Dava dosyasına yalnızca hukuken gerekli ve ilgili belgeler sunulmalıdır.
Özel uzman görüşü, mahkemece alınan bilirkişi veya sosyal inceleme raporuyla aynı değildir. Mahkeme özel raporu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; gerektiğinde kendi uzmanından inceleme isteyebilir.
Psikolojik Destek Hukuki Süreleri Durdurur mu?
Hayır. Psikolojik destek alınması; dava açma, cevap verme, delil bildirme, istinaf veya diğer kanuni süreleri kendiliğinden durdurmaz. Kişinin yoğun stres yaşaması da her durumda kaçırılan sürenin yeniden başlamasını sağlamaz.
Bu nedenle hukuki süreç ile psikolojik destek eş zamanlı yürütülmelidir. Kişi görüşme ve duruşma tarihlerini ayrı bir takvimde tutmalı, kendisine tebliğ edilen belgeleri gecikmeden avukatına iletmeli ve sağlık durumu hukuki işlemleri gerçekten engelliyorsa bunu belgelemelidir.
Boşanma davası açılmadan önce genel süreç, görevli mahkeme ve gerekli belgeler hakkında bilgi edinmek için boşanma davasının nasıl açıldığına ilişkin açıklamalar incelenebilir. Psikolojik olarak zorlanmak, hukuki işlemleri plansız yürütmeyi zorunlu kılmaz; tam tersine destek mekanizmalarının erken kurulması hak kaybı riskini azaltabilir.
Psikolojik Destek Maddi ve Manevi Tazminatı Etkiler mi?
Psikolojik destek veya tedavi giderleri, olayın özelliklerine göre tazminat değerlendirmesinde gündeme gelebilir. Ancak terapiye gidilmiş olması tek başına tazminat hakkı doğurmaz.
Boşanma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istenebilmesi için Türk Medeni Kanunu’ndaki özel şartların oluşması gerekir. Özellikle kusur durumu, kişilik hakkına saldırı, zarar ile davranış arasındaki bağlantı ve usulüne uygun talep önem taşır. Konuya ilişkin temel şartlar boşanmada maddi ve manevi tazminat başlıklı yazıda açıklanmaktadır.
Psikolojik destek kayıtları kişinin yaşadığı duygusal etkileri gösterebilir. Buna rağmen rapordaki belirtilerin hangi olaydan kaynaklandığı ayrıca değerlendirilir. Evlilik öncesinden gelen sağlık sorunları, başka travmatik olaylar, iş veya aile kaynaklı stres ve boşanma sürecindeki gelişmeler birbirinden ayrılmalıdır.
Tedavi faturaları da her durumda diğer eşten tahsil edilecek zarar kalemi sayılmaz. Masrafın gerekliliği, olayla bağlantısı, tazminat talebinin hukuki dayanağı ve dosyadaki diğer belgeler birlikte incelenir.
Mevzuat Dayanağı Nedir?
Boşanma sürecinde psikolojik desteğin hukuki etkisini tek bir kanun düzenlememektedir. Konu; aile hukuku, usul hukuku, kişisel verilerin korunması, hasta hakları ve şiddetten korunma mevzuatının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu; boşanma sebeplerini, boşanmanın sonuçlarını, velayeti, kişisel ilişkiyi ve çocuğun korunmasını düzenler. Velayet ve kişisel ilişki kararlarında çocuğun üstün yararı temel ölçüttür.
4787 sayılı Kanun, aile mahkemelerinin kuruluşunu ve uzmanlardan yararlanılmasına ilişkin çerçeveyi belirler. Mahkeme, gerekli gördüğünde psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacıların uzmanlığından yararlanabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; ispat yükü, delillerin sunulması, hukuka aykırı delil yasağı, bilirkişi incelemesi ve uzman görüşü gibi usul konularını düzenler.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bakımından psikolojik ve psikiyatrik sağlık bilgileri özel nitelikli kişisel veridir. Bu bilgilerin elde edilmesi, saklanması, paylaşılması ve dava dosyasına sunulması kanuni veri işleme şartlarına uygun olmalıdır.
6284 sayılı Kanun ise aile içi şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler için koruyucu ve önleyici tedbirler öngörür. Psikolojik destek bu koruma sisteminin bir parçası olabilir; ancak güvenliğin sağlanmasına yönelik hukuki tedbirlerin alternatifi değildir.
Yargıtay’ın Konuya Yaklaşımı Nasıldır?
Yargıtay kararlarında psikolojik destek alınması, tek başına ve bütün dosyalardan bağımsız bir kusur veya velayet engeli olarak değerlendirilmez. Boşanma davalarında eşlerin somut davranışları, olayların evlilik birliğine etkisi, kusur bağlantısı ve delillerin bütünü önem taşır.
Velayet uyuşmazlıklarında ise ebeveynin yalnızca sağlık tanısına bakılması yeterli değildir. Sağlık durumunun çocuğun bakımı, güvenliği, eğitimi ve duygusal gelişimine nasıl yansıdığı araştırılmalıdır. Sosyal inceleme raporları, sağlık kayıtları, öğretmen anlatımları, tanık beyanları ve çocuğun görüşü somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilebilir.
Özel bir psikolog raporu mahkemeyi bağlayan kesin delil değildir. Aynı şekilde tedavi belgesinde yer alan taraf anlatımı, anlatılan olayın gerçekleştiğini tek başına ispatlamaz. Belgenin düzenlenme amacı, içeriği, zamanı ve diğer delillerle uyumu incelenir.
Yargıtay kararlarından hareketle her olay için geçerli otomatik bir kural oluşturulamaz. Aynı tanı veya benzer bir destek kaydı; ebeveynin işlevselliği, tedaviye uyumu, çocuğun durumu ve diğer delillere göre farklı hukuki değerlendirmelere yol açabilir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Boşanma sürecinde psikolojik destek alınırken tedavi ihtiyacı ile dava için delil ihtiyacının birbirine karıştırılmaması gerekir. Terapinin temel amacı kişinin iyilik hâlidir. Her görüşmenin tutanağa dönüştürülmesi veya terapistin sürekli dava stratejisinin içine çekilmesi, destek ilişkisinin niteliğini bozabilir.
Kişinin avukatı ile ruh sağlığı uzmanının ancak gerekli olduğu ölçüde ve kişinin bilgisi dâhilinde iletişim kurması düşünülebilir. Paylaşılacak bilginin kapsamı önceden belirlenmeli; bütün terapi notlarının aktarılması yerine hukuki sorunla bağlantılı ve ölçülü bilgi paylaşımı tercih edilmelidir.
Çocukla ilgili görüşmelerde çocuğun mahremiyeti ayrıca korunmalıdır. Çocuğun uzmana anlattığı her ayrıntının ebeveynlere aktarılacağı varsayılmamalıdır. Bilgilendirmenin kapsamı; çocuğun yaşı, gelişimi, güvenliği, velayet durumu ve hizmetin niteliğine göre uzman tarafından belirlenir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da boşanma gibi kriz dönemlerinin öncesinde ve sonrasında danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin önemine işaret etmektedir. Kamu tarafından sunulan hizmetlere ilişkin genel bilgiler Aile Danışmanlığı Hizmeti sayfasından incelenebilir.
Boşanma Sürecinde Psikolojik Destek Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Psikoloğa veya psikiyatriste başvurmak tek başına boşanmada kusur değildir. Kusur değerlendirmesi, eşlerin evlilik birliği içindeki somut davranışlarına ve bu davranışların ispatlanmasına göre yapılır. Destek alınması ancak sağlık durumunun evlilik yükümlülüklerine nasıl yansıdığına ilişkin başka bir uyuşmazlık varsa dosyayla bağlantılı hâle gelebilir.
Tek başına psikolojik destek almak velayetin kaybedilmesine neden olmaz. Mahkeme ebeveynin tanısından çok çocuğun bakımını güvenli ve düzenli biçimde sürdürüp sürdüremediğini inceler. Tedaviye uyum, günlük işlevsellik, çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması ve somut riskler birlikte değerlendirilir.
Hayır. Psikiyatri ilacı kullanılması otomatik bir velayet engeli değildir. İlacın hangi nedenle kullanıldığı, tedavinin düzenli takip edilip edilmediği ve sağlık durumunun çocuğun bakımına fiilen etkisi önemlidir. Yalnızca reçete veya ilaç kaydı üzerinden ebeveynlik yeterliliği hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.
Eş olmak, diğer eşin psikolojik destek kayıtlarına doğrudan erişme hakkı vermez. Görüşme ve sağlık kayıtları kişisel veri, çoğu durumda özel nitelikli kişisel veri kapsamındadır. Mahkemenin somut uyuşmazlıkla ilgili ve usulüne uygun bir talebi bulunmadıkça kişinin hesaplarına, telefonuna veya sağlık kayıtlarına izinsiz erişilmesi hukuka aykırı olabilir.
Mahkeme uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü belirli kayıtları ilgili kurumdan isteyebilir. Ancak kişinin bütün terapi geçmişinin hiçbir sınırlama olmadan getirileceği yönünde genel bir kural bulunmamaktadır. Talebin davayla ilgisi, gerekliliği, ölçülülüğü ve özel hayat üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Hayır. Psikolog raporu kişinin belirli şikâyetlerle başvurduğunu ve uzman tarafından gözlenen belirtileri gösterebilir. Ancak rapor yalnızca danışanın anlatımına dayanıyorsa anlatılan bütün olayların gerçekleştiğini tek başına kesinleştirmez. Mesajlar, tanıklar, resmî başvurular ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bu durum kaydın içeriğine, nasıl elde edildiğine ve dava konusuyla bağlantısına göre değişir. Terapide anlatılan bir olayın kayda geçirilmesi, olayın terapist tarafından görüldüğü anlamına gelmez. Kayıt sunulmadan önce mahremiyet, hukuka uygunluk, ispat değeri ve yalnızca ilgili kısmın kullanılıp kullanılamayacağı değerlendirilmelidir.
Terapistin tanık olarak dinlenmesi mesleki sır, tanıklıktan çekinme hükümleri, kişinin rızası ve mahkemenin değerlendirmesiyle bağlantılıdır. Terapistin destek ilişkisi sırasında öğrendiği bütün bilgileri açıklamak zorunda olduğu varsayılamaz. Böyle bir talebin terapi ilişkisine ve kişisel verilerin korunmasına etkisi de dikkate alınmalıdır.
Hayır. Özel psikolog danışanın destek veya değerlendirme ihtiyacı kapsamında çalışır. Mahkeme uzmanı ise mahkemenin belirlediği sorulara tarafsız adli değerlendirme sunar. Özel rapor dosyaya sunulabilse bile mahkemeyi bağlamaz; diğer delillerle birlikte değerlendirilir ve mahkeme ayrıca sosyal inceleme yaptırabilir.
Bir uzman, görmediği ve değerlendirmediği kişi hakkında yalnızca danışanın anlatımlarından hareketle kesin tanı koymamalıdır. Raporda danışanın beyanları ile uzmanın doğrudan gözlemleri ayrılmalıdır. Karşı eş hakkında uzaktan yapılan kesin teşhisler hem bilimsel güvenilirlik hem de hukuki ispat değeri bakımından sorun yaratabilir.
Evet. Türk hukukunda boşanma davası açmadan önce çift terapisine veya aile danışmanlığına katılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Taraflar isterlerse destek alabilir; ancak bu hizmet dava şartı değildir. Şiddet veya korku bulunan ilişkilerde ortak görüşmenin güvenli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Hayır. Terapiye veya psikiyatrik tedaviye başlanması dava ve kanuni süreleri kendiliğinden durdurmaz. Tebligat, cevap, delil ve kanun yolu süreleri takip edilmelidir. Sağlık durumu hukuki işlemleri gerçekten engelliyorsa bunun somut belgeler ve ilgili usul hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Cevap velayetin kimde olduğuna, mevcut mahkeme kararına, desteğin niteliğine ve çocuğun acil ihtiyacına göre değişebilir. Ortak karar alınmasının mümkün olduğu hâllerde ebeveynlerin iş birliği yapması çocuğun yararınadır. Uyuşmazlık hâlinde çocuğun tedavisini geciktirecek veya hukuki riske yol açacak tek taraflı adımlar yerine somut velayet kararının incelenmesi gerekir.
Çocuğun reddinin nedeni araştırılmalıdır. Korku, yanlış bilgilendirme, ebeveyn baskısı, önceki olumsuz deneyim veya gelişimsel özellikler farklı yaklaşımlar gerektirebilir. Çocuk zorla konuşturulmamalı veya dava için belirli açıklamalar yapmaya yönlendirilmemelidir. Yaşına uygun bilgilendirme ve uzman yönlendirmesi tercih edilmelidir.
Her görüşme ayrıntısının ebeveynlere aktarılacağı varsayılamaz. Çocuğun mahremiyeti, yaşı, gelişimi ve güvenliği dikkate alınır. Uzman çoğu zaman ebeveynlere gerekli genel bilgileri ve önerileri iletir; ancak çocuğun güven ilişkisini zedeleyecek gereksiz ayrıntıları paylaşmayabilir. Ciddi güvenlik riski bulunması hâlinde farklı yükümlülükler doğabilir.
Bu konu nafaka kararına, boşanma protokolüne, giderin gerekliliğine ve ebeveynlerin ekonomik durumuna göre değişir. Her giderin otomatik olarak yarı yarıya paylaşılacağı söylenemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde psikolog, psikiyatrist, ilaç ve olağanüstü sağlık giderlerinin nasıl karşılanacağı açıkça düzenlenebilir.
Destek kayıtları çocuğun sağlık ve gelişim durumunun değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Ancak çocuğun terapiye gitmesi tek başına anne veya babadan birinin kusurlu olduğunu göstermez. Mahkeme kayıtların içeriğini, çocuğun yaşadığı olayları, ebeveynlerin tutumlarını ve diğer delilleri birlikte değerlendirir.
Uzman, çocuğun görüşme sırasındaki tutumunu ve açıklamalarını değerlendirebilir; ancak çocuğun reddinin nedeni ayrıca araştırılmalıdır. Ret, korku veya olumsuz yaşantıdan kaynaklanabileceği gibi ebeveynler arasındaki çatışmadan da etkilenebilir. Tek bir özel rapor, kişisel ilişkinin kaldırılması veya değiştirilmesi için her zaman yeterli olmaz.
Faturalar kişinin destek aldığını ve belirli masraflar yaptığını gösterebilir; ancak manevi tazminat miktarını otomatik olarak artırmaz. Boşanmaya neden olan davranış, kişilik hakkına saldırı, kusur, yaşanan etki ve tarafların koşulları birlikte değerlendirilir. Masraf ile karşı tarafın davranışı arasındaki bağlantının da ortaya konulması gerekir.
Gizli kayıtların hukuka uygunluğu her olayın koşullarına göre değerlendirilir ve ciddi hukuki risk taşır. Kişinin terapi görüşmesini veya başka kişilerin özel konuşmalarını yalnızca dava için kaydetmesi kendiliğinden hukuka uygun değildir. Kayıt yapılmadan ya da dosyaya sunulmadan önce özel hayat, kişisel veri ve hukuka aykırı delil kuralları değerlendirilmelidir.
Çevrim içi görüşmelerde de mahremiyet ve kişisel veri güvenliği önemlidir. Kullanılan platformun güvenliği, görüşmenin kaydedilip kaydedilmediği, verilerin nerede saklandığı ve üçüncü kişilerin görüşmeyi duyma ihtimali araştırılmalıdır. Ortak kullanılan cihazlarda oturumların kapatılması ve belgelerin korumasız bırakılmaması gerekir.
Evet. Rapor kişinin yanı sıra çocuk, eş veya başka aile bireyleri hakkında özel bilgiler içerebilir. Sosyal medyada paylaşım mahremiyet ihlaline, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılmasına ve boşanma davasında yeni uyuşmazlıklara neden olabilir. Belge yalnızca gerekli kişilerle ve amacıyla sınırlı biçimde paylaşılmalıdır.
Hayır. Destek alınması anlaşmalı boşanmaya engel değildir. Önemli olan tarafların boşanma ve hukuki sonuçları hakkında serbest ve bilinçli iradeye sahip olmalarıdır. Kişi yoğun baskı veya korku altında protokol imzalıyorsa bunun psikolojik ve hukuki etkileri ayrıca değerlendirilmelidir.
Psikolog, ebeveyn iletişimi veya çocuğun ihtiyaçları hakkında mesleki öneriler sunabilir; ancak boşanma protokolünün hukuki hükümlerini hazırlamak ve geçerliliğini değerlendirmek hukuki danışmanlık alanındadır. Nafaka, velayet, tazminat, malvarlığı ve icra edilebilirlik konuları avukat tarafından incelenmelidir.
Danışanın açık bilgisi ve uygun hukuki dayanak bulunması hâlinde, ihtiyaçla sınırlı bir iletişim kurulması düşünülebilir. Bununla birlikte bütün terapi notlarının avukata aktarılması her zaman gerekli değildir. Hangi bilginin paylaşılacağı, paylaşımın amacı ve gizlilik sınırları önceden belirlenmelidir.
Bu karar kişinin ihtiyacına göre uzmanla birlikte verilmelidir. Davanın bitmesi, ayrılığın duygusal ve sosyal etkilerinin tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Yeni yaşam düzeni, ebeveynlik ilişkisi, yalnızlık, ekonomik değişim veya güven kaybı nedeniyle desteğin bir süre daha devam etmesi yararlı olabilir.
Hayır. Psikolojik destek şiddetin etkileriyle baş etmeye yardımcı olabilir; ancak güvenliği sağlayan hukuki ve fiilî tedbirlerin yerine geçmez. Şiddet veya yakın tehlike varsa güvenli bir yere geçilmesi, sağlık ihtiyacının karşılanması ve yetkili kurumlara başvurulması önceliklidir. Ortak terapi her şiddet olayında güvenli olmayabilir.
Avukat Görüşü
Boşanma sürecinde psikolojik destek almak çoğu zaman kişinin zayıflığını değil, yaşadığı güçlüğü fark ederek yardım aradığını gösterir. Buna karşılık psikolojik desteğin dava kazanma aracı, karşı tarafı teşhis ettirme yöntemi veya velayet için rapor üretme süreci gibi görülmesi önemli hatalara yol açabilir.
Uygulamada en çok dikkat edilmesi gereken konular; çocukların çatışmadan korunması, sağlık verilerinin gereksiz yere paylaşılmaması, delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesi ve dava sürelerinin takip edilmesidir. Psikolojik destek kaydı sunulacaksa belgenin hangi vakıayı ispatlayacağı, ne kadarının gerçekten gerekli olduğu ve kişisel veriler üzerindeki etkisi önceden değerlendirilmelidir.
Şiddet, velayet, sağlık verisi veya tazminat uyuşmazlığı bulunan dosyalarda tek bir rapora ya da tanıya dayanılarak kesin değerlendirme yapılamaz. Her dosya, tarafların davranışları, çocuğun ihtiyaçları, sağlık durumunun günlük yaşama etkisi, belgelerin içeriği ve diğer deliller kapsamında ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık veya ruh sağlığı hizmeti yerine geçmez. Mevzuat, yargı uygulaması ve kamu hizmetlerinin kapsamı zaman içinde değişebilir. Somut olayın hukuki ve psikolojik özellikleri ilgili meslek uzmanlarınca ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
