Nafakanın kaldırılması davası, daha önce mahkeme kararıyla veya hâkim tarafından onaylanan bir anlaşmayla belirlenmiş nafakanın, sonradan ortaya çıkan hukuki ve ekonomik koşullar nedeniyle sona erdirilmesi için açılan davadır. Ancak her gelir değişikliği nafakanın tamamen kaldırılmasını sağlamaz. Nafakanın türü, önceki kararın içeriği, tarafların güncel mali durumu, çocuğun ihtiyaçları ve ileri sürülen kaldırma nedeninin ispatı birlikte değerlendirilir.
İçindekiler
Kanun, kendiliğinden sona erme ve mahkeme kararıyla kaldırma hâllerini en ayrıntılı biçimde yoksulluk nafakası için düzenler. Yoksulluk nafakası bakımından yeniden evlenme ve taraflardan birinin ölümü kendiliğinden sona erme nedenidir. Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi ise mahkeme kararıyla kaldırma nedeni olabilir. Nafaka borçlusunun gelirinin azalması kanunda kaldırma sebebi olarak sayılmaz; bu değişiklik nafakanın azaltılması talebine dayanak olabilir.
İştirak nafakası, tedbir nafakası ve yardım nafakası aynı kurallara tabi değildir. Bu nedenle dava açmadan önce nafakanın hangi hukuki sebebe dayandığı ve önceki hükmün tam olarak ne söylediği belirlenmelidir. Nafaka türleri arasındaki farkın doğru kurulması, yanlış talep nedeniyle zaman ve hak kaybı yaşanmasını önler.
Nafakanın kaldırılması davası nedir?
Nafakanın kaldırılması davası, mevcut nafaka hükmünün devam şartlarının ortadan kalktığı iddiasıyla aile mahkemesinden yeni bir karar istenmesidir. Davacı, yalnızca nafaka ödemek istemediğini değil; önceki hükümden sonra meydana gelen, sürekli veya önemli nitelikteki değişikliği somutlaştırmalıdır.
Bu dava önceki boşanma kararına karşı yeniden inceleme yolu değildir. Boşanmadaki kusur belirlemesi, kesinleşmiş nafaka hükmünün dayandığı vakıalar, yani olaylar ve önceki yargılamada tartışılan koşullar kural olarak yeniden ele alınmaz. İncelemenin merkezi, nafaka kararından sonra oluşan yeni durumdur. Örneğin nafaka alacaklısının düzenli ve yeterli gelir elde etmeye başlaması, başka biriyle evlilik benzeri sürekli bir hayat kurması veya nafaka yükümlüsünün ödeme gücünde ağır ve kalıcı bir azalma meydana gelmesi yeni olgu niteliği taşıyabilir.
Mahkeme talep sonucuyla bağlıdır. Bu nedenle davacı, öncelikle nafakanın kaldırılmasını, bu talep esastan reddedilirse nafakanın uygun miktara indirilmesini aynı dilekçede isteyebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 111. maddesi bu kademeli talep biçimini terditli dava olarak düzenler ve mahkeme asıl talebi esastan reddetmedikçe yedek talebi inceleyemez. Hukuki sebebi belirtmeyen ve yalnız genel ekonomik güçlük anlatan bir dilekçe, mahkemenin hangi değişikliği inceleyeceğini göstermez.
Hangi nafaka türü kaldırılmak isteniyor?
Kaldırma koşulları nafakanın türüne göre değişir. Bir eş için ödenen yoksulluk nafakası ile çocuk için ödenen iştirak nafakasını aynı gerekçeyle sona erdirmek mümkün değildir. Nafaka verilemeyecek hâller hakkındaki açıklamalar da özellikle yoksulluk nafakasının kuruluş ve devam koşullarıyla birlikte okunmalıdır.
Yoksulluk nafakası nasıl sona erer?
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşen ve boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmayan eş lehine hükmedilebilir. Eşit kusur, diğer koşullar varsa nafakaya engel değildir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise şart değildir.
İrat, yani dönemsel ödeme biçimindeki yoksulluk nafakası; alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda ise mahkeme kararı gerekir. Tarafların mali durumundaki değişiklik veya hakkaniyet, nafakanın artırılması ya da azaltılması talebine dayanak olabilir.
İştirak nafakası nasıl kaldırılır?
İştirak nafakası eş için değil, çocuk için ödenir. Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır. Bu nedenle eski eşin işe başlaması, yeniden evlenmesi veya gelirinin artması iştirak nafakasını tek başına ortadan kaldırmaz. Esas ölçüt çocuğun üstün yararı, ihtiyaçları ve anne ile babanın güncel ödeme gücüdür.
Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesine göre durum değiştiğinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Çocuğun fiilen diğer ebeveynin yanında yaşamaya başlaması, velayetin değiştirilmesi, çocuğun kendi gelirinin ihtiyaçlarını karşılayacak seviyeye ulaşması veya ödeme koşullarında esaslı değişiklik bulunması değerlendirmeye alınabilir. Bununla birlikte fiilî bakım düzeni değişmiş olsa bile mevcut ilam, yani nafakaya hükmeden mahkeme kararı kendiliğinden yok sayılmamalıdır. Gerekirse velayet davası ve nafaka talebi birlikte, çocuğun güncel yaşam düzenine göre ele alınmalıdır.
Tedbir nafakası için ayrı kaldırma davası gerekir mi?
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık yargılaması sürerken eşin ve çocuğun korunması amacıyla verilen geçici nitelikte bir önlemdir. Yargılama devam ederken koşullar değişirse tedbir nafakasının azaltılması veya kaldırılması aynı dosyada istenebilir. Bu nedenle tedbir nafakası için her zaman ayrı bir kaldırma davası açılması gerekmez.
Boşanma hükmünün kesinleşmesi, tedbir nafakasının hangi tarihte sona ereceği ve yerine yoksulluk ya da iştirak nafakasının geçip geçmeyeceği önceki kararın hüküm fıkrasına göre incelenmelidir. Çekişmeli boşanma davası içinde verilen geçici nafaka kararıyla boşanma sonrasına ilişkin nafaka hükmünün birbirine karıştırılması, icra hesabında önemli hatalara yol açabilir.
Yardım nafakası hangi koşullarda kaldırılabilir?
Yardım nafakası, yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler arasında Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve devamı maddelerine göre gündeme gelir. Yardım nafakası alan kişinin ihtiyacının sona ermesi, kendi geçimini sağlayacak düzenli gelire kavuşması veya yükümlünün ödeme gücünün önemli ölçüde değişmesi kaldırma ya da indirim talebine konu olabilir.
Ergin çocuğun eğitimi sürüyorsa iştirak nafakasının otomatik devam ettiğini varsaymak doğru değildir. İştirak nafakası kural olarak erginlikle sona erer. Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesine göre çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür; bu nafakayı ergin çocuk kendi adına ister. Bu durumda dava ebeveyn tarafından değil, ergin çocuğun kendisi tarafından açılır.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde kendiliğinden sona erer?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, irat biçiminde ödenen nafakanın alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkacağını düzenler. “Kendiliğinden sona erme”, yeni bir mahkeme kararının kurucu şart olmadığı anlamına gelir. Buna rağmen nüfus kaydı, ölüm tarihi, icra dosyasındaki hesap ve önceden doğmuş alacaklar konusunda uyuşmazlık çıkarsa tespit veya icra hukuku yolları gerekebilir.
Yeniden evlenme nafakayı hangi tarihte bitirir?
Nafaka alacaklısının resmî olarak yeniden evlenmesi, yoksulluk nafakasını evlenme tarihi itibarıyla sona erdirir. Düğün yapılması, nişanlanma, dinî tören veya duygusal ilişki tek başına “yeniden evlenme” değildir. Resmî evlilik nüfus kayıtlarıyla ispatlanabilir.
Ödeme otomatik banka talimatıyla yapılıyorsa evlilik tarihinden sonraki ödemeler ve icra dosyası ayrıca kontrol edilmelidir. Yeniden evlenme öncesinde doğmuş ve ödenmemiş nafaka taksitleri ise sona erme olgusundan ayrı değerlendirilir. Sona erme, geçmişte usulüne uygun biçimde doğmuş alacakları kural olarak geriye dönük yok etmez.
Taraflardan birinin ölümü nafaka borcunu nasıl etkiler?
Yoksulluk nafakası kişiye sıkı biçimde bağlı, dönemsel bir bakım alacağıdır. Nafaka alacaklısının veya yükümlüsünün ölümüyle gelecek dönemlere ilişkin irat sona erer. Ancak ölümden önce muaccel olmuş, yani ödeme günü gelmiş ve ödenmemiş taksitler bu sona ermeden etkilenmez. “Ölümle her türlü geçmiş borç silinir” şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Kanundaki kendiliğinden sona erme kuralı, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka ve maddi tazminat için öngörülmüştür; toptan ödenmesine karar verilen tutar bu hükmün kapsamında değildir. Toptan ödeme borcunun doğumu ve terekeye, yani ölen kişinin malvarlığına etkisi, kararın içeriğine ve ödemenin muacceliyetine göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnızca karar başlığından hareket edilmemeli, hüküm fıkrası okunmalıdır.
Yoksulluk nafakası hangi hâllerde mahkeme kararıyla kaldırılır?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre yoksulluk nafakası üç hâlde mahkeme kararıyla kaldırılır. Bunlar nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürmesidir. Bu hâllerin ispatında kişilerin özel hayatına ölçüsüz müdahale edilmemeli; iddia somut, hukuka uygun ve güvenilir delillerle ortaya konulmalıdır.
Fiilen evliymiş gibi yaşama nasıl belirlenir?
Fiilen evliymiş gibi yaşama, yalnızca bir kişiyle görüşmek veya zaman zaman aynı yerde bulunmak değildir. Mahkeme ilişkinin sürekliliğine, ortak konut ve ortak yaşam düzenine, giderlerin paylaşılmasına, çevreye eş gibi yansıtılan beraberliğe ve ekonomik dayanışmaya birlikte bakar. Tek bir fotoğraf, kısa süreli ziyaret veya soyut tanık anlatımı çoğu olayda yeterli olmayabilir.
Bu iddianın ispatında nüfus ve adres kayıtları, hukuka uygun sosyal medya paylaşımları, ortak kira veya abonelik ilişkisi, düzenli para transferleri ve yaşam düzenini doğrudan bilen tanıklar değerlendirilebilir. Fakat gizli izleme, hesap şifresi kırma, hukuka aykırı ses kaydı alma ya da özel yazışmaları izinsiz ele geçirme, delilin reddedilmesine ve ayrıca hukuki veya cezai sorumluluğa yol açabilir. Amaç, özel hayatı araştırmak değil; kanunda belirtilen sürekli evlilik benzeri birlikteliğin varlığını hukuka uygun şekilde gösterebilmektir.
Nafaka alacaklısının işe girmesi nafakayı kaldırır mı?
Hayır. İşe başlamak tek başına otomatik kaldırma nedeni değildir. Gelirin düzenli ve sürdürülebilir olup olmadığı, miktarı, kişinin zorunlu giderleri, sağlık durumu, malvarlığı, barınma koşulları ve nafakanın amacı birlikte incelenir. Düşük veya kesintili gelir, yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmayabilir; buna karşılık yüksek ve istikrarlı gelir kaldırmayı haklı gösterebilir.
Mahkeme yalnızca maaş bordrosuna bakmamalıdır. Prim, ikramiye, kira geliri, şirket ortaklığı, kayıt dışı olduğu ileri sürülen ticari faaliyet, emekli aylığı ve düzenli üçüncü kişi desteği gibi olgular da somut delille ortaya konulabilir. Bunun karşısında borçlar, kira, sağlık harcamaları ve bakmakla yükümlü olunan kişiler de değerlendirmeye dâhildir. Tarafların verilerini kullanarak hazırlanan bir nafaka hesaplama aracı ancak ön fikir verebilir; mahkemenin somut delillere dayalı takdirinin yerini tutmaz.
Miras kalması veya mal edinilmesi nafakayı sona erdirir mi?
Miras kalması, taşınmaz edinilmesi veya toplu para alınması da kendiliğinden sona erme nedeni değildir. Edinilen malın değeri, gelir getirip getirmediği, paylı olup olmadığı, borçla yüklü bulunup bulunmadığı ve kişinin geçimini gerçekten sağlayıp sağlamadığı araştırılır. Düşük değerli veya kullanılamayan bir miras payı ile düzenli kira getiren önemli bir taşınmaz aynı sonucu doğurmaz.
Esas soru, yeni malvarlığının nafaka alacaklısının yoksulluğunu ortadan kaldırıp kaldırmadığıdır. Bu sebeple tapu kaydı tek başına değil; değer, kullanım biçimi, kira sözleşmeleri, banka hareketleri ve diğer gelirlerle birlikte sunulmalıdır.
Emekli aylığı bağlanması nafakayı kaldırır mı?
Emekli aylığı düzenli bir gelir olduğu için önemlidir; fakat miktarı yaşam giderlerini karşılamıyorsa nafakanın tamamen kaldırılması yerine azaltılması veya aynı şekilde devamı gündeme gelebilir. Emekli aylığının yanı sıra kira, sağlık, bakım ve barınma giderleri ile tarafların gelir dengesi incelenmelidir.
Mahkeme gelirin yalnız varlığına değil, yoksulluğu ortadan kaldıracak yeterlilikte ve devamlı olup olmadığına bakar. Bu değerlendirme yapılmadan “maaş alan nafaka alamaz” şeklinde bir sonuca varılamaz.
Haysiyetsiz hayat sürme ne anlama gelir?
Türk Medeni Kanunu “haysiyetsiz hayat sürme” kavramını tanımlamaz. Tek bir hoş karşılanmayan davranış veya kişisel yaşam tercihi bu kavramı karşılamaz. Önyargı, söylenti veya ahlaki etiketleme delil yerine geçmez; iddia somut ve hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.
Bir suç isnadı varsa kesinleşmiş mahkûmiyetin bulunup bulunmadığı, davranışın sürekliliği ve nafaka ilişkisinin sürdürülmesini hakkaniyete aykırı hâle getirip getirmediği araştırılır. Kişinin özel hayatına ilişkin ayrımcı değerlendirmeler yapılamaz.
Nafaka borçlusunun gelirinin düşmesi kaldırma nedeni midir?
Yoksulluk nafakasında hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi nafaka yükümlüsünün gelirindeki düşüşü kaldırma sebebi olarak saymaz; tarafların mali durumundaki değişiklik veya hakkaniyet, iradın artırılmasına ya da azaltılmasına dayanak olur. Bu nedenle işten çıkarılma, çalışma gücü kaybı, ciddi hastalık, emeklilik veya zorunlu giderlerde kalıcı artış, yoksulluk nafakasının azaltılması talebine dayanak olabilir.
Mahkeme değişikliğin gerçek, önemli ve kalıcı olup olmadığını inceler. Kişinin kendi tercihiyle gelirini azaltması, malvarlığını yakınlarına devretmesi, kayıt dışı çalışması veya ödeme gücünü düşük göstermesi korunmaz. İşsiz kalınmışsa iş arama süreci, mesleki yeterlilik, kıdem ve ihbar tazminatı, işsizlik ödeneği, banka hareketleri ve mevcut malvarlığı birlikte ele alınabilir.
İştirak nafakasında ise Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi, durumun değişmesi hâlinde nafakanın yeniden belirlenmesine veya kaldırılmasına imkân verir; ebeveynin ödeme gücündeki değişiklik çocuğun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilir. Nafaka artırım davası nasıl değişen koşullara dayanıyorsa indirim ve kaldırma talepleri de önceki karardan sonraki esaslı değişikliğe dayanır.
Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi nafakayı kaldırır mı?
Hayır. Nafaka borçlusunun yeniden evlenmesi, eski eş lehine yoksulluk nafakasını veya çocuk lehine iştirak nafakasını kendiliğinden sona erdirmez. Yeni evlilikten doğan makul yükümlülükler, yeni çocuk, gelir ve gider dengesi mahkemece dikkate alınabilir; fakat yeni aile kurulması mevcut borcun otomatik silinmesi anlamına gelmez.
Mahkeme bütün yükümlülükleri ve tarafların yaşam koşullarını karşılaştırır. Yeni evliliğe dayanarak gelir saklama veya önceki sorumluluğu tümüyle dışlama yaklaşımı kabul edilmez. Özellikle iştirak nafakasında çocuğun üstün yararı değerlendirmedeki ağırlığını korur.
Anlaşmalı boşanmada kararlaştırılan nafaka kaldırılabilir mi?
Evet. Ancak mahkeme, anlaşmalı boşanma protokolünün içeriğini ve tarafların iradesini değerlendirmeye alır. Hâkim tarafından uygun bulunarak hükme alınan protokol, sıradan bir özel sözleşme gibi göz ardı edilemez. Buna karşılık yoksulluk nafakasının devamını düzenleyen emredici ve uyarlamaya açık hükümler de tamamen etkisiz hâle gelmez.
Taraflar belirli süreli nafaka, artış yöntemi, sona erme şartı veya toplu ödeme kararlaştırmış olabilir. Anlaşmalı boşanma protokolü incelenmeden yalnızca aylık ödeme tutarına bakmak eksik kalır. Protokolde nafakanın hangi amaçla ve hangi karşılıklı tavizler çerçevesinde kabul edildiği, mal paylaşımı ve tazminat gibi diğer mali hükümlerle nasıl bağlantılı olduğu araştırılabilir.
Koşullarda protokol tarihinden sonra olağanüstü veya esaslı bir değişiklik meydana gelmişse uyarlama, indirim veya kaldırma talebi değerlendirilebilir. Ancak tarafın protokolü imzalarken bildiği ekonomik durumu kısa süre sonra gerekçe göstermesi dürüstlük kuralı bakımından sorun yaratabilir. Ayrıca çocuk için kararlaştırılan iştirak nafakasında ebeveynlerin anlaşması tek başına belirleyici değildir; hâkim çocuğun üstün yararını gözetir. Anlaşmalı boşanmada çocuğun giderleri ayrıca değerlendirilmelidir.
İştirak nafakasında velayet değişikliği ne sonuç doğurur?
Çocuğun velayetinin nafaka ödeyen ebeveyne verilmesi, iştirak nafakasının devamını doğrudan etkiler. Ancak yalnızca çocuğun bir süre diğer ebeveynin yanında kalması veya tarafların sözlü anlaşması, mahkeme kararını kendiliğinden değiştirmez. Fiilî durumun kalıcılaşması hâlinde velayet ve nafaka hükümlerinin güncellenmesi gerekir.
Velayetin değiştirilmesi davası sırasında çocuğun bakımını fiilen üstlenen ebeveyn, iştirak nafakasının kaldırılmasını ve gerekiyorsa diğer ebeveynin uygun katkıda bulunmasını talep edebilir. Mahkeme çocuğun okul, sağlık, barınma ve gelişim ihtiyaçları ile ebeveynlerin mali gücünü birlikte değerlendirir.
Velayet değişikliği kararı çıkmadan ödemeyi tek taraflı kesmek risklidir. Mevcut ilam üzerinden icra takibi devam edebilir ve geçmiş dönem borçları oluşabilir.
Nafakanın kaldırılması davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Nafakanın kaldırılması, azaltılması veya yeniden belirlenmesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara kanunda öngörülen usulle belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar. Görevin dayanağı, Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından doğan aile hukuku dava ve işlerini aile mahkemelerine bırakan 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 177. maddesine göre boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Kaldırma davasında nafaka alacaklısı davalı olduğundan bu yer, aynı zamanda davalının yerleşim yeridir.
Nafakanın kaldırılması davası açmak için süre var mıdır?
Kanunda nafakanın kaldırılması davası için “karardan itibaren bir yıl” veya benzeri genel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Kaldırma koşulu mevcut olduğu sürece dava açılabilir. Bununla birlikte gecikme, dava tarihinden önce ödenen tutarlar ve biriken icra borcu bakımından önemli sonuç doğurabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarına ilişkindir ve boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işler. Bu hüküm, daha önce bağlanmış nafakanın sonradan değişen şartlar nedeniyle kaldırılması davasına bir yıllık açma süresi getirmez.
Yeniden evlenme gibi kendiliğinden sona erme hâllerinde dahi icra dosyasındaki işlemler bekletilmemelidir. Fiilen evliymiş gibi yaşama veya yoksulluğun ortadan kalkması gibi mahkeme kararı gerektiren hâllerde ise dava açılmadan ödeme kesilmesi, takip ve yaptırım riski doğurabilir.
Dava dilekçesinde hangi hususlar bulunmalıdır?
Dilekçe, “ekonomik durumum kötüleşti” veya “eski eşim çalışıyor” gibi soyut cümlelerle sınırlı kalmamalıdır. Önceki nafaka kararının mahkemesi, esas ve karar numarası, kesinleşme durumu, nafakanın türü, miktarı ve artış düzeni açıkça belirtilmelidir. Ardından önceki karardan sonra gerçekleşen değişiklik tarih sırasıyla anlatılmalıdır.
Dilekçede özellikle şu unsurlar yer almalıdır:
- Taraf ve varsa çocuk bilgileri,
- Önceki karar veya onaylı protokolün tanımı,
- Nafakanın türü ve güncel aylık tutarı,
- Kaldırma ya da indirim sebebinin ne zaman doğduğu,
- Önceki koşullarla güncel koşulların karşılaştırması,
- Her vakıanın hangi delille ispatlanacağı,
- Kaldırmanın veya indirimin hangi tarihten itibaren istendiği,
- Öncelikli ve kademeli talepler,
- Yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin istem.
Talep sonucu açık olmalıdır. Yoksulluk nafakasının tamamının kaldırılması, uygun bir tutara indirilmesi, iştirak nafakasının velayet değişikliği nedeniyle sona erdirilmesi veya tedbir nafakasının aynı dosyada yeniden değerlendirilmesi birbirinden farklı taleplerdir.
İspat yükü kimdedir?
Kural olarak nafakanın kaldırılmasını isteyen davacı, dayandığı yeni vakıaları ispatlamalıdır. Davalı ise nafaka ihtiyacının sürdüğünü, iddia edilen gelirin gerçeği yansıtmadığını veya ilişkinin evlilik benzeri nitelik taşımadığını karşı delillerle açıklayabilir. Mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumunu resmî kurumlar üzerinden araştırsa da bu durum davacının vakıa ve delil gösterme yükünü ortadan kaldırmaz.
İspatın konusu yalnızca “bir gelir var mı?” sorusu değildir. Gelirin miktarı, sürekliliği, gerçek harcanabilir karşılığı ve zorunlu giderlere oranı belirlenmelidir. Fiilî birliktelikte ise ilişkinin sürekliliği ve ortak yaşam düzeni ortaya konulmalıdır. Mahkeme, tek bir veri yerine delillerin birbirini doğrulayıp doğrulamadığına bakar.
Hangi deliller kullanılabilir?
Somut olaya göre şu deliller kullanılabilir:
- SGK hizmet ve prime esas kazanç kayıtları,
- Maaş bordroları, emekli aylığı ve işsizlik ödeneği bilgileri,
- Vergi dairesi ve ticaret sicili kayıtları,
- Tapu, araç ve şirket ortaklığı kayıtları,
- Banka hareketleri ve düzenli para transferleri,
- Kira sözleşmeleri ile kira gelirini gösteren belgeler,
- Sağlık kurulu raporları ve sürekli tedavi giderleri,
- Nüfus ve adres kayıtları,
- Çocuğun okul, servis, sağlık ve bakım giderleri,
- Hukuka uygun sosyal medya içerikleri,
- Ortak yaşamı veya ekonomik durumu doğrudan bilen tanıklar,
- Önceki dava dosyası ve anlaşmalı boşanma protokolü.
Mahkeme gerekli gördüğünde kurumlardan kayıt isteyebilir. Ancak istenen kayıtların hangi vakıayı ispatlayacağı açıklanmalıdır. Belirsiz ve sınırsız banka araştırması veya özel hayata ölçüsüz müdahale niteliğindeki talepler kabul edilmeyebilir.
Hukuka aykırı delil kullanılabilir mi?
Hayır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller mahkemece dikkate alınamaz. Özellikle nafaka alacaklısının fiilen evliymiş gibi yaşadığı ileri sürüldüğünde, karşı tarafın telefonuna izinsiz erişmek, konuta gizli cihaz yerleştirmek, özel hesaba şifre kırarak girmek veya sistematik gizli kayıt yapmak ciddi risk taşır.
Herkese açık bir paylaşım delil olarak sunulabilirken özel hesaptan hukuka aykırı yöntemle alınan içerik dikkate alınmaz. Noter tespiti, resmî kayıt talebi, hukuka uygun tanık anlatımı ve mahkeme aracılığıyla bilgi istenmesi çoğu durumda daha güvenli yöntemlerdir.
Yargılama süreci nasıl ilerler?
Dava dilekçesinin sunulmasından sonra dilekçeler teatisi, yani tarafların cevap ve diğer dilekçelerini karşılıklı sunması tamamlanır, ön inceleme yapılır ve uyuşmazlık konuları belirlenir. Mahkeme önceki boşanma veya nafaka dosyasını getirterek eski ekonomik koşulları inceler. SGK, tapu, trafik, vergi, banka ve ticaret sicili kayıtları istenebilir; sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırılabilir.
Deliller toplandıktan sonra tanıklar dinlenebilir. Gelir ve malvarlığı hesabı karmaşıksa bilirkişi incelemesi yapılması mümkündür; ancak her nafaka dosyasında bilirkişi zorunlu değildir. Mahkeme, önceki karar tarihi ile dava tarihindeki koşulları karşılaştırarak kaldırma, indirim, mevcut tutarın devamı veya davanın reddi yönünde karar verir.
Davanın ne kadar süreceği için sabit bir süre verilemez. Tebligat, kurum cevapları, banka kayıtları, tanık sayısı, bilirkişi incelemesi ve mahkemenin iş yükü süreyi etkiler. Tarafların delilleri zamanında ve somut biçimde sunması sürecin gereksiz uzamasını azaltır.
Arabuluculuk zorunlu mudur?
Ekim 2026 itibarıyla nafakanın kaldırılması davası için dava şartı arabuluculuk, yani dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Aile hukukundan doğan bu talep doğrudan görevli mahkemede açılabilir. Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği mali konularda uzlaşma ihtimali bulunmakla birlikte, çocuk nafakası bakımından hâkim çocuğun üstün yararını gözetir.
Tarafların kendi aralarında “artık nafaka ödenmeyecek” şeklinde yazılı veya sözlü anlaşması, mevcut mahkeme ilamının icra kabiliyetini her durumda kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle iştirak nafakasında yalnızca ebeveyn iradesiyle çocuğun hakkından vazgeçildiği kabul edilemez. Anlaşmanın mahkemeye sunulması ve yeni hukuki duruma uygun hüküm kurulması gerekebilir.
Harç ve yargılama giderleri nasıl belirlenir?
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açılırken mahkeme veznesine harç ve gider avansı yatırılır. Tebligat, tanık, kurum yazışması ve varsa bilirkişi giderleri ayrıca doğabilir.
Harç ve gider tutarları her yıl değişebildiğinden sabit rakam vermek doğru olmaz. Dava açılacağı tarihte UYAP hesabı ve güncel harç tarifesi kontrol edilmelidir. Ödeme gücü bulunmayan taraf, koşulları varsa adli yardım isteyebilir. Davanın kabul veya ret oranı, yargılama gideri ve karşı vekâlet ücretinin paylaştırılmasını etkileyebilir.
Dava açılınca mevcut nafaka ödemesi durur mu?
Hayır. Nafakanın kaldırılması davasının açılması, yürürlükteki nafaka kararını kendiliğinden durdurmaz. Mahkeme yeni bir karar verinceye ve kararın hukuki etkisi somut dosyada usulüne uygun biçimde uygulanıncaya kadar mevcut ilamı tek taraflı olarak yok saymak risklidir.
Ödemelerin kesilmesi hâlinde nafaka alacaklısı icra takibine devam edebilir. Koşulları oluşursa nafaka hükmüne uymama nedeniyle İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesindeki tazyik hapsi süreci de gündeme gelebilir. Bu nedenle “dava açtım, artık ödeme yapmam” yaklaşımı doğru değildir.
Karar hangi tarihten itibaren etkili olur?
Yeniden evlenme ve ölüm gibi kendiliğinden sona erme nedenleri, kanunda belirtilen olayın gerçekleştiği tarihe bağlanır. Mahkeme kararı gerektiren fiilî evlilik, yoksulluğun sona ermesi veya uyarlama nedenlerinde ise kaldırmanın veya indirimin hangi tarihten itibaren hüküm doğuracağı hüküm fıkrasında belirlenir. Bu nedenle dava dilekçesinde istenen başlangıç tarihi açıkça yazılmalı, icra hesabında da hüküm fıkrası esas alınmalıdır.
Bu tarih, ödenmiş nafakaların iadesini ve birikmiş borcun hesabını doğrudan etkiler. Kaldırma kararı geçmişte yapılmış her ödemeyi otomatik olarak sebepsiz hâle getirmez. Kesinleşmiş ve tüketilmiş dönemler, dava tarihi, kendiliğinden sona erme olayı ve icra dosyasındaki tahsilatlar ayrı ayrı incelenmelidir.
Nafakanın kaldırılması kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?
İlk derece mahkemesinin, yani davaya bakan aile mahkemesinin kararına karşı, kararın verildiği tarihteki parasal kesinlik sınırı ve genel usul kuralları çerçevesinde istinaf yolu değerlendirilebilir. Parasal sınırlar her yıl değiştiği için eski rakamlarla hareket edilmemelidir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz imkânı da uyuşmazlığın değeri ve kanundaki sınırlamalara bağlıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 345. maddesine göre istinaf süresi iki haftadır ve kararın taraflardan her birine usulen tebliğiyle işlemeye başlar. Başvuru dilekçesinde yalnızca kararın haksız olduğu söylenmemeli; eksik gelir araştırması, delilin değerlendirilmemesi, yanlış nafaka türüne göre hüküm kurulması veya başlangıç tarihindeki hata gibi somut istinaf nedenleri gösterilmelidir.
Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli “süresiz nafaka” kararı neyi değiştirdi?
Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine 4 Haziran 2026 tarihinde verdiği E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesine karar verildi.
Bu karar, yoksulluk nafakası kurumunu kaldırmadı. Anayasa’nın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümez; bu nedenle mevcut nafaka kararları ne kararın açıklandığı gün ne de Resmî Gazete’de yayımlandığı gün kendiliğinden sona erdi. İptal hükmü yürürlüğe girinceye kadar Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi bugünkü hâliyle uygulanır.
Ekim 2026 itibarıyla nafaka ödeyen kişinin sırf iptal kararına dayanarak ödemeyi kesmesi hukuken güvenli değildir. Mevcut nafakanın kaldırılması bugün de Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesindeki sebeplerden birinin mahkemede ispatına bağlıdır. Basına yansıyan bilgilere göre yoksulluk nafakasına süre sınırı getirecek bir kanun düzenlemesi hazırlanmaktadır; bu düzenleme henüz kanunlaşmamıştır.
Mevzuat dayanağı nedir?
Nafakanın kaldırılması davalarının temel dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175, 176 ve 177. maddeleridir. Yoksulluk nafakasının kuruluş şartı 175. maddede; ödeme biçimi, kendiliğinden sona erme, mahkeme kararıyla kaldırma ve uyarlama 176. maddede; özel yetki kuralı ise 177. maddede düzenlenir.
İştirak nafakası bakımından 182 ve 328-331. maddeler, yardım nafakası bakımından 364 ve devamı maddeler uygulanır. Tedbir nafakası ise evlilik birliğinin korunmasına ve boşanma yargılamasındaki geçici önlemlere ilişkin hükümler kapsamında ele alınır.
Usul bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 4787 sayılı Kanun; icra ve nafaka hükmüne uymamanın sonuçları bakımından İcra ve İflas Kanunu uygulanır. Somut olayda hangi maddeye dayanılacağı, nafakanın adı kadar önceki kararın hüküm fıkrasına ve ödeme amacına bağlıdır.
Nafakanın kaldırılmasına ilişkin Yargıtay kararları
“…Nafaka alacaklısının, evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebidir (TMK m.176/2). Bu düzenlemeye göre, yoksulluk nafakasının kaldırılması için, aynen evlilik gibi ortak bir hayat kurularak, fiilen birlikte yaşamak gerektiği açıkça belirtilmiştir.…”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1980, K. 2020/3397, T. 29.06.2020
“…Ortada yoksulluk nafakasının kaldırılması koşulları varken yoksulluk nafakasına hükmetmek yasanın amacına uygun değildir. Yine aynı şekilde başka bir erkekle birlikte yaşayan kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilemez.…”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6499, K. 2019/10715, T. 24.10.2019
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Mahkeme kararıyla bağlanan nafakanın kaldırılması aile mahkemesinden istenir ve icra dairesi mevcut ilamın içeriğini değiştiremez. Yeniden evlenme gibi kendiliğinden sona erme hâllerinde icra dosyasına belge sunulması gerekebilir; uyuşmazlık çıkarsa uygun dava veya şikâyet yolu kullanılır.
Asgari ücret düzeyinde gelir elde etmek tek başına kesin kaldırma nedeni değildir. Mahkeme somut ekonomik koşulları, kira ve sağlık giderlerini, tarafların gelir dengesini ve nafakanın alacaklıyı yoksulluktan çıkarıp çıkarmadığını birlikte inceler. Dosyaya göre nafaka kaldırılabilir, azaltılabilir veya aynı şekilde devam edebilir.
Aynı adres önemli bir delildir fakat tek başına her zaman kesin sonuç doğurmaz. Adres kaydının gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığı, ortak yaşamın süresi ve ekonomik birliktelik diğer delillerle karşılaştırılır. Mahkeme delilleri bir bütün olarak değerlendirir.
Davanın açılması haczi kendiliğinden kaldırmaz. Mevcut takip ve mahkeme dosyası ayrı usullere tabidir. Kaldırma kararı verildiğinde kararın başlangıç tarihi ve kesinleşme durumu incelenerek icra dosyasında gerekli talepte bulunulur.
Hayır. Yeniden evlenme, yoksulluk nafakasını evlenme tarihinde kendiliğinden sona erdirir. Sonraki evliliğin bitmesi, önceki eşe karşı sona ermiş nafakayı yeniden canlandırmaz.
Hayır. Yurt dışına taşınmak kanundaki sona erme sebeplerinden değildir. Yeni ülkedeki gelir, yaşam giderleri ve çalışma durumu ise yoksulluğun devam edip etmediği bakımından mahkemece incelenebilir.
Hayır, tanık zorunlu delil değildir. Gelir ve malvarlığı resmî kayıtlarla ispatlanabilir; fiilî ortak yaşam gibi olgularda ise doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımı yararlı olabilir. Söylenti niteliğindeki beyan tek başına yeterli olmayabilir.
Önceki davada incelenen aynı vakıalara dayanarak yeniden dava açılması, kesin hüküm yani aynı uyuşmazlık hakkında kesinleşmiş karar bulunması sorununa yol açabilir. Ancak ret kararından sonra yeni ve esaslı bir değişiklik meydana gelirse bu yeni olguya dayanılarak tekrar dava açılabilir. Yeni davanın önceki dosyadan farkı açıkça gösterilmelidir.
Avukat Görüşü
Nafakanın kaldırılmasını isteyen kişi dosyayı hazırlarken önce önceki nafaka hükmünün onaylı örneğini almalı; nafakanın türünü, başlangıç tarihini, artış düzenini ve varsa sona erme şartını hüküm fıkrasından belirlemelidir. Hüküm bir anlaşmalı boşanma davası sonunda kurulmuşsa protokol ile gerekçeli karar birlikte okunmalıdır.
Ardından önceki karar ile yeni olay arasındaki zaman çizelgesi çıkarılmalıdır. İşe giriş, gelir artışı, resmî evlilik, adres değişikliği veya çocuğun fiilî bakım düzenindeki değişikliğin tarihi belgeyle gösterilirse dava tarihinden önceki ve sonraki dönemler ayrılabilir. Her iddia onu ispatlayacak hukuka uygun delille eşleştirilmeli, kaldırma koşulları zayıfsa indirim talebi kademeli olarak eklenmelidir.
Dava sürerken mevcut ilam işlemeye devam ettiği için ödemeler belgeli yapılmalıdır. Hangi aya ilişkin olduğu belirtilmeyen transfer, elden ödeme ve düzensiz mahsup iddiaları icra dosyasında yeni uyuşmazlık doğurabilir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 19.10.2026 tarihli hâliyle anlatılmıştır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.