Velayet Davası

Velayet Davası ve Çocuğun Üstün Yararı

Velayet davası, çocuğun bakım, eğitim, sağlık, korunma, temsil ve yaşam düzenine ilişkin sorumluluğun hangi ebeveyn tarafından yürütüleceğini belirleyen aile hukuku davasıdır. Boşanma veya ayrılık kararı veren mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 182 ve 336. maddeleri uyarınca çocuğun velayetini de düzenler; boşanmadan sonra değişen koşullar veya evlilik dışında doğan çocuk için ise aile mahkemesinde ayrıca velayet davası açılabilir. Her iki durumda da velayet konusunda karar verilirken mahkemenin ölçütü anne ya da babanın isteği değil, çocuğun üstün yararıdır.

Velayet, anne veya babaya tanınan sınırsız bir hak değildir; çocuğun güvenliğini, gelişimini ve geleceğini korumaya yönelik bir yükümlülüktür. Bu nedenle velayet davası yalnızca “çocuk annede mi kalmalı, babada mı kalmalı?” sorusundan ibaret değildir. Mahkeme bu değerlendirmede çocuğun yaşını, mevcut yaşam düzenini, kardeşleriyle ilişkisini, uzman raporunu ve dosyadaki diğer delilleri birlikte inceler.

Velayet hangi konuları kapsar?

Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımını, korunmasını, eğitimini, temsilini ve kişisel gelişimini ilgilendiren kararları kapsayan hukuki statüdür. Türk Medeni Kanunu’na göre ergin olmayan çocuk, kural olarak anne ve babasının velayeti altındadır; yasal sebep olmadıkça velayet anne ve babadan alınamaz.

Velayet hakkı kapsamında ebeveyn çocuğun nerede yaşayacağı, hangi okulda okuyacağı, sağlık süreçlerinin nasıl yürütüleceği, sosyal gelişiminin nasıl destekleneceği ve hukuki işlemlerde nasıl temsil edileceği gibi konularda sorumluluk taşır.

Ancak velayet hakkı çocuğun menfaatine aykırı şekilde kullanılamaz. Ebeveyn çocuğu ihmal ederse, diğer ebeveynle görüşmesini haksız şekilde engellerse, çocuğun eğitim veya sağlık düzenini aksatırsa ya da çocuğun psikolojik gelişimini zedeleyen davranışlarda bulunursa velayetin değiştirilmesi gündeme gelebilir.

Mahkeme velayeti hangi ölçüte göre belirler?

Mahkeme velayeti çocuğun üstün yararına göre belirler. Yargıtay kararlarında tekrarlanan ölçüye göre velayet düzenlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması gözetilir. Yargıtay’a göre velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkindir ve re’sen araştırma ilkesi geçerlidir; tarafların davayı kabul etmesi de tek başına sonuç doğurmaz. Bu nedenle mahkeme gerekli araştırmayı kendiliğinden yapar ve yargılama sırasında ortaya çıkan gelişmeleri de değerlendirir.

Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve bakım ihtiyacı dikkate alınır. Olayları anlayıp değerlendirebilecek yaşa gelen çocuğun kendi görüşü de bu değerlendirmeye girer.

Çocuğun mevcut yaşam düzeni, günlük bakımını kimin üstlendiği ve ebeveynleriyle kurduğu bağ incelenir. Bu inceleme için uzman raporu alınır; kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi de gözetilir.

Boşanmada kusurlu olan ebeveyne velayet verilmez mi?

Verilebilir. Boşanmadaki kusur, velayetin diğer ebeveyne bırakılmasını tek başına gerektirmez. Velayet, boşanma davasında kusursuz olan eşe verilen bir ödül veya kusurlu olan eşten alınan bir ceza değildir. Yargıtay kararlarına göre anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları ancak çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur; bu durumlar çocuğun yararının önüne geçemez.

Örneğin eşine karşı ilgisiz davranan veya sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket eden bir ebeveyn, boşanma davasında kusurlu kabul edilebilir. Ancak bu davranışlar çocuğun bakımını, güvenliğini, psikolojik durumunu veya ebeveynlik becerisini etkilemiyorsa velayet sonucunu belirlemez.

Buna karşılık çocuğu ihmal eden, okula göndermeyen, sağlık kontrollerini aksatan, çocuğu diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde yönlendiren, kişisel ilişki kararlarını engelleyen veya çocuğu fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz bırakan ebeveyn yönünden velayet ciddi şekilde tartışmalı hâle gelir.

Velayetin düzenlenmesi ile değiştirilmesi nasıl ayrılır?

Velayetin düzenlenmesi, boşanma veya ayrılık kararı verilirken çocuğun velayetinin kime bırakılacağının belirlenmesidir. TMK 182’ye göre mahkeme bu kararla birlikte anne ve babanın çocukla ilgili haklarını ve diğer ebeveynle kişisel ilişki düzenini de belirler. İlk düzenlemede mahkeme tarafların o günkü koşullarını baştan değerlendirir.

Velayetin değiştirilmesi ise daha önce verilmiş bir velayet kararından sonra ortaya çıkan yeni koşullar nedeniyle mevcut düzenin değiştirilmesidir. TMK 183’e göre ebeveynin başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olgular bunu zorunlu kılıyorsa hâkim, kendiliğinden veya anne ya da babanın istemi üzerine gerekli önlemleri alır. TMK 183’te bu talep için bir süre öngörülmemiştir. Bu davada mahkeme, önceki karardan sonra meydana gelen değişikliklerin çocuğu nasıl etkilediğine bakar.

Velayetin değiştirilmesi talebinin şartları, hangi olayların yeterli sayıldığı ve yargılamanın nasıl ilerlediği velayetin değiştirilmesi davası sayfasında ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Velayetin anne ve babadan alınarak çocuğa vasi atanmasına kadar varabilen daha ağır müdahale ise velayetin kaldırılması kapsamında değerlendirilir.

Anne velayette her zaman avantajlı mıdır?

Hayır. Yargıtay kararlarına göre velayette temel ilke çocuğun üstün yararıdır ve anne ya da babanın yararı bu ölçütün önüne geçemez. Mahkeme ebeveynin cinsiyetine göre değil, çocuğun üstün yararına göre karar verir. Küçük yaştaki çocuğun bakım ihtiyacı değerlendirmenin bir parçasıdır; ancak bu ihtiyacı fiilen hangi ebeveynin karşıladığı dosyadaki delillerle belirlenir.

Anne çocuğun bakımını ihmal ediyorsa, çocuğu güvensiz bir ortamda bulunduruyorsa, okul veya sağlık süreçlerini takip etmiyorsa veya çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen davranışlarda bulunuyorsa velayet babaya verilebilir.

Baba velayeti alabilir mi?

Evet. Mahkeme, çocuğun üstün yararının baba yanında daha iyi korunacağı sonucuna varırsa velayeti babaya verir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.03.2024 tarihli, E. 2023/4109, K. 2024/1805 sayılı kararında, doğumundan hemen sonra babasına bırakılan ve annesini hiç görmeyen çocuğun velayetini yaşı ve anne şefkatine ihtiyacı gerekçesiyle anneye veren bölge adliye mahkemesinin, yani istinaf incelemesini yapan mahkemenin kararını bozmuş, başka bir deyişle ortadan kaldırmıştır. Daire, uzman raporuna göre baba ve babaanneyle güvenli bağ kuran çocuğun velayetinin babaya verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Çocuğun görüşü velayet kararını belirler mi?

İdrak çağındaki, yani olayları anlayıp değerlendirebilecek yaştaki çocuğun görüşü velayet kararında dikkate alınır. Yargıtay, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’ne dayanarak bu yaştaki çocuğun görüşünün alınmasını ve görüşüne gereken önemin verilmesini arar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 02.02.2026 tarihli, E. 2025/6482, K. 2026/860 sayılı kararında, idrak çağındaki çocuğa görüşünü açıklama imkânı tanınmadan ve uzman incelemesi yaptırılmadan kurulan velayet hükmünü, gerekli araştırma yapılmadığı için eksik inceleme sayarak bozmuştur.

Yargıtay kararlarında çocuğun görüşü, uzman raporu ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Çocuğun “annemle kalmak istiyorum” veya “babamla kalmak istiyorum” demesi kararı kendiliğinden belirlemez. Yargıtay’a göre çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa görüşünün aksine de karar verilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.06.2026 tarihli, E. 2025/9730, K. 2026/5995 sayılı kararında, çocukların anneleriyle kalmak istemedikleri yönündeki beyanlarına dayanılarak velayetin babaya verilmesini, çocukların birlikte yaşayacağı dedenin çocuklardan birini istismar ettiği ileri sürülmüşken bu iddia araştırılmadığı için eksik inceleme sayarak bozmuştur. Kararda çocukların görüşünün uzman aracılığıyla yeniden alınması da istenmiştir.

Velayet davasında sosyal inceleme raporu ne işe yarar?

Sosyal inceleme raporu, velayet davalarında mahkemenin karar vermesine yardımcı olan uzman değerlendirmesidir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’a göre her aile mahkemesine birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır; bu uzmanlar mahkemenin istediği konularda araştırma ve inceleme yapıp sonucunu bildirir.

Raporda çocuğun ebeveynlerle ilişkisi, yaşam koşulları, ev ortamı, bakım düzeni, çocuğun duygusal durumu ve ebeveynlerin tutumları incelenir.

Sosyal inceleme raporu tek başına bağlayıcı değildir. Hâkim, raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Rapor eksik hazırlanmışsa, yalnızca bir tarafla görüşülmüşse, çocuğun bulunduğu ortam yeterince incelenmemişse, rapor kendi içinde çelişkiliyse veya somut olaylarla uyumlu değilse rapora itiraz edilebilir. Gerekirse ek rapor ya da yeni sosyal inceleme raporu talep edilebilir.

Velayet davasında hangi deliller kullanılabilir?

Velayet davasında deliller, çocuğun üstün yararıyla doğrudan bağlantılı olmalıdır. Tarafların birbirine yönelik her suçlaması velayet bakımından anlam taşımaz; delilin çocuğun bakımına, güvenliğine veya gelişimine nasıl etki ettiğini göstermesi gerekir.

Delil elde edilirken hukuka aykırı yöntemlerden kaçınılmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesine göre hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkemece dikkate alınmaz. Bu nedenle delil toplanmadan önce nasıl elde edildiği de değerlendirilmelidir.

Delil türüNe için kullanılır?
Okul kayıtlarıDevamsızlık, başarı durumu, rehberlik süreci ve eğitim takibini göstermek için
Sağlık kayıtlarıTedavi, kontrol, ihmal veya düzenli sağlık takibini göstermek için
Tanık anlatımlarıÇocuğun günlük bakımını kimin üstlendiğini ve ebeveyn davranışlarını göstermek için
MesajlaşmalarKişisel ilişkinin engellenmesi, tehdit, yönlendirme veya iletişim sorunlarını göstermek için
Sosyal inceleme raporuÇocuğun yaşam koşulları, ebeveynlerle ilişkisi ve uzman değerlendirmesini ortaya koymak için
Resmî tutanaklarTeslim süreci, kolluk başvuruları veya kurum kayıtları gibi somut olayları belgelemek için

Yurt dışına taşınma velayet açısından nasıl değerlendirilir?

Ebeveynin başka bir yere gitmesi, TMK 183’te hâkimin gerekli önlemleri almasını gerektirebilecek yeni olgular arasında sayılır. Velayeti kullanan ebeveynin çocukla birlikte yurt dışına taşınması da çocuğun eğitim hayatını, dil ve kültür çevresini ve diğer ebeveynle görüşme imkânını doğrudan etkileyebilir.

Mahkeme, taşınmanın çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını inceler.

Evlilik dışı doğan çocuklarda velayet kime aittir?

TMK 337’ye göre anne ve baba evli değilse velayet anneye aittir. Anne küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velayet kendisinden alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre çocuğa vasi atar veya velayeti babaya verir.

Velayetin anneden alınması TMK 348’deki şartlara bağlıdır. Bu madde, anne ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması gibi hâllerde, diğer koruma önlemleri sonuçsuz kalmış veya baştan yetersiz görülmüşse velayetin kaldırılmasını öngörür. Velayet anneden kaldırılırsa hâkim, TMK 337 uyarınca velayeti babaya verebilir veya çocuğa vasi atayabilir. Bu kararda da temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Ortak velayet mümkün müdür?

TMK 336’ya göre evlilik devam ederken anne ve baba velayeti birlikte kullanır; boşanmada ise velayet çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir. Kanunda boşanmadan sonra velayetin iki ebeveyn tarafından birlikte kullanılmasını, yani ortak velayet düzenini açıkça öngören bir hüküm yoktur.

Anayasa Mahkemesi, Hilal Erdaş başvurusuna ilişkin 06.10.2021 tarihli ve 2018/27658 başvuru numaralı kararında, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek 7 No.lu Protokol’ün 5. maddesi ve Yargıtay içtihadı karşısında boşanan anne ve babanın velayeti birlikte kullanabileceğini kabul etmiştir. Aynı kararda ortak velayetin çocuğun üstün yararına aykırı olmaması gerektiği belirtilmiş; ebeveynler arasındaki çatışma, tarafların bu düzene rızası ve çocuğun yaşam düzeni araştırılmadan verilen ortak velayet kararı aile hayatına saygı hakkının ihlali sayılmıştır.

Velayet davasında görevli mahkeme hangisidir?

Velayet davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Kanun’a göre aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu davalara Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar.

Velayet davası nasıl açılır?

Boşanma davasında velayet için ayrıca dava açılmaz; velayet talebi boşanma davasının dilekçelerinde ileri sürülür ve mahkeme velayeti boşanma kararıyla birlikte düzenler. Boşanmadan sonra velayetin değiştirilmesi veya evlilik dışında doğan çocuğun velayeti için ise aile mahkemesine dava dilekçesi verilir. Dilekçede taraf bilgileri, varsa önceki mahkeme kararı, çocuğa ilişkin mevcut düzen, talebi gerekli kılan olaylar, deliller ve talepler açık şekilde yazılmalıdır. Ayrı velayet davasına hazırlık şu sırayla yapılır:

  • Önce çocuğun mevcut yaşam düzeni ve velayet değişikliğini gerektiren olaylar belirlenir.
  • Ardından okul kayıtları, sağlık belgeleri, mesajlaşmalar, tanık anlatımları, teslim sürecine ilişkin belgeler ve diğer deliller hazırlanır.
  • Dilekçe aile mahkemesine sunulur; velayet talebiyle birlikte gerekiyorsa kişisel ilişki düzeni ve çocuk için ödenecek nafaka da istenir.

Dava dilekçesi yalnızca hukuki kavramlardan oluşmamalıdır. Çocuğun günlük hayatı somut şekilde anlatılmalıdır. Çocuk kimin yanında kalıyor, okula kim götürüyor, sağlık kontrollerini kim takip ediyor, kişisel ilişki nasıl uygulanıyor, çocuğun psikolojik durumu nasıl etkileniyor gibi sorulara cevap verilmelidir.

Velayet davasında çocuğu korumak için hangi önlemler istenebilir?

Boşanma veya ayrılık davası sürerken çocuk için geçici önlem alınabilir. Dava açılınca hâkim, TMK 169 uyarınca dava süresince çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Ayrı açılan velayetin değiştirilmesi davasında ise velayet talebi kabul edilmezse çocuğun korunması için TMK 346 uyarınca önlem alınması da istenebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28.11.2016 tarihli, E. 2016/15031, K. 2016/15283 sayılı kararında, böyle bir talep hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemesini bozma sebebi saymıştır.

Boşanma davası sürerken mahkeme, dava sonuçlanana kadar çocuğun hangi ebeveyn yanında kalacağına, diğer ebeveynle nasıl görüşeceğine ve çocuk için ödenecek tedbir nafakasına ilişkin düzenleme yapabilir. Boşanma kararından sonra ise velayet kendisine verilmeyen ebeveyn TMK 182 uyarınca çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır; bu katkı iştirak nafakası olarak adlandırılır.

Velayet davasında temsil kayyımı atanır mı?

Velayet davalarında çocuk ile anne veya baba arasında menfaat çatışması bulunabilir. Böyle bir durumda çocuğun menfaatinin bağımsız şekilde korunması için temsil kayyımı atanması, yani çocuğu bu davada temsil edecek bir kişinin görevlendirilmesi gündeme gelebilir.

Ancak temsil kayyımı her velayet dosyasında otomatik olarak atanır demek doğru değildir. Mahkeme, somut olayda çocuğun menfaatinin mevcut taraflarca yeterince korunup korunmadığını ve gerçek bir menfaat çatışması bulunup bulunmadığını değerlendirir.

Velayet davasında sık yapılan hatalar

Velayet davasında yapılan hatalardan biri, davayı anne ve baba arasındaki kişisel hesaplaşmaya dönüştürmektir. Mahkeme için önemli olan tarafların birbirine duyduğu öfke değil, çocuğun hangi ortamda daha güvenli ve sağlıklı gelişeceğidir.

Bir diğer hata, delilsiz ve genel ifadeler kullanmaktır. “Çocuğa bakmıyor”, “kötü anne”, “kötü baba”, “çocuk mutsuz” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Bu iddiaların hangi olaylara dayandığı ve çocuğu nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Çocuğu taraflar arasındaki çekişmenin içine çekmek de bir hatadır. Çocuğa baskı yapmak, onu diğer ebeveyn hakkında konuşturmak, çocuğu taraf seçmeye zorlamak veya çocuğun duygusal dünyasını dava stratejisine dönüştürmek çocuğun üstün yararına aykırıdır.

Kişisel ilişki kararlarına uymamak, çocuğu diğer ebeveynden uzaklaştırmak veya teslim süreçlerini keyfi şekilde engellemek de velayet değerlendirmesinde aleyhe sonuç doğurabilir. TMK 182’ye 2021’de eklenen hükme göre mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini kararında ihtar eder.

Velayet kararı nasıl uygulanır?

Velayet veya kişisel ilişki kararına gönüllü uyulmazsa çocuğun teslimi icra dairesi aracılığıyla yapılmaz. 7343 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra bu kararlar 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ndaki usule göre Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlükleri, bu müdürlüğün bulunmadığı yerlerde Adalet Bakanlığınca belirlenen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlükleri aracılığıyla yerine getirilir. Teslim sırasında uzman desteği sağlanabilir.

Velayet davalarına ilişkin Yargıtay kararları

“…Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10882, K. 2026/6772, T. 17.06.2026

“…Velayet kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında hakim tarafından ortaya çıkan koşulların değerlendirilmesi ve res’en dikkate alınması gerekir. Çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebilecektir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10348, K. 2026/6615, T. 15.06.2026

“…Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 2 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilmesi mümkündür.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9995, K. 2026/5470, T. 12.05.2026

Sıkça Sorulan Sorular

Kural olarak kardeşler birbirinden ayrılmamalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli kararında, velayet düzenlenirken haklı sebep bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesinin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Hayır. Türk Medeni Kanunu’na göre velayet ergin olmayan çocuk üzerindedir ve erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar; evlenme de kişiyi ergin kılar. Çocuk ergin olduğunda velayet sona erer.

İsteyebilirsiniz, ancak ortak hayatın fiilen sona ermiş olması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesine göre evlilik devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanır; ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Bu talep boşanma davası açılmadan aile mahkemesine sunulabilir ve mahkeme yine çocuğun üstün yararına göre karar verir.

Velayetin kime bırakıldığını boşanma kararının hüküm fıkrası gösterir; Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesine göre boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir. Sonradan velayetin değiştirilmesine karar verilmişse esas alınacak olan bu yeni karardır.

Avukat Görüşü

Velayet dosyasında yararlı bir hazırlık, çocuğun son dönemdeki yaşamını tarihleriyle gösteren bir kronolojidir. Çocuğun kimin yanında yaşadığı, okula kimin götürdüğü, doktor randevularını kimin aldığı ve kişisel ilişki günlerinde neler yaşandığı bu kronolojide belgelerle eşleştirilir. Okul devamsızlık çizelgesi, sağlık kayıtları ve teslimlere ilişkin tutanaklar, tanık anlatımından önce toplanırsa uzman incelemesinde ve duruşmada aynı olaylar tutarlı biçimde anlatılabilir.

Velayetin değiştirilmesi istenecekse dilekçede önceki karardan sonra ortaya çıkan olgular ayrı ayrı yazılmalı ve her birinin çocuğa etkisi gösterilmelidir. Önceki yargılamada ileri sürülmüş olaylar yeni olgu gibi sunulursa talebin dayanağı zayıflar. Sosyal inceleme görüşmesinden önce çocuğa ne söyleyeceğini öğretmek, çocuğun beyanının serbest iradeye dayanıp dayanmadığı sorusunu doğurur. Dava sürerken de mevcut kişisel ilişki kararına uyulmalıdır; karara uyulmaması karşı tarafça velayet değerlendirmesinde ileri sürülebilir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 18.10.2026 tarihli hâliyle anlatılmıştır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 21.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık