Velayet uyuşmazlıklarında çocuğun hâlihazırda hangi ebeveynin yanında yaşadığı önemli olsa da tek başına yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2 Şubat 2026 tarihli kararında, idrak çağındaki ortak çocuğun görüşü alınmadan ve sosyal inceleme raporu düzenlenmeden verilen velayet kararını eksik incelemeye dayalı bulmuştur.
İçindekiler
Kararın ikinci önemli yönü iştirak nafakasına ilişkindir. Daire, çocuk lehine iştirak nafakası talebinin yargılama sırasında artırılmasının iddianın genişletilmesi sayılmayacağını ve bunun için ıslah gerekmediğini belirtmiştir. Ancak karar ne velayetin kesin olarak babaya verilmesi gerektiğini ne de belirli bir nafaka miktarını kabul etmektedir.
Yazının Özeti
Çocuğun Görüşü Alınmalı
İdrak çağındaki çocuk, velayet değerlendirmesinde sürecin dışında bırakılamaz.
- Çocuğa görüşünü açıklama olanağı tanınmalıdır.
- Muhtemel sonuçlar yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde anlatılmalıdır.
- Çocuğun görüşü diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Eksik Araştırma Bozma Sebebi
Çocuğun mevcut yaşam düzeni tek başına yeterli bir velayet gerekçesi değildir.
- Velayete esas sosyal inceleme raporu alınmalıdır.
- Anne ve babanın koşulları karşılaştırılmalıdır.
- Haklı sebep bulunmadıkça kardeşlerin ayrılmaması ilkesi değerlendirilmelidir.
İştirak Nafakasında Islah Gerekmez
Çocuk lehine iştirak nafakası yargılama sırasında istenebilir veya artırılabilir.
- Talep artışı iddianın genişletilmesi sayılmaz.
- Artırım için ıslah yapılması gerekmez.
- Miktar güncel ihtiyaçlar, ekonomik koşullar ve hakkaniyete göre belirlenir.
Bu Karardan Çıkarılacak Temel Sonuç
İdrak çağındaki çocuğun velayeti düzenlenirken çocuğa görüşünü açıklama olanağı tanınmalı, tercihin muhtemel sonuçları yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde anlatılmalı ve gerekli uzman incelemesi yapılmalıdır. Çocuğun görüşü tek başına bağlayıcı değildir; sosyal inceleme raporu ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Çocuk lehine iştirak nafakası ise yargılama sırasında istenebilir veya miktarı artırılabilir. Yargıtay bu işlemin iddianın genişletilmesi niteliğinde olmadığını ve ıslah yapılmasını gerektirmediğini kabul etmiştir.
Bu inceleme, ilgili Yargıtay kararının tam metni esas alınarak hazırlanmıştır. Kararın tamamını ve hüküm fıkrasını incelemek isteyen okuyucular yukarıdaki PDF dosyasına erişebilir.
Karar Analizi
Yargıtay önündeki uyuşmazlık hangi konulara ilişkindir?
Temyiz incelemesine konu boşanma davasında tarafların kusuru, boşanma kararı, tazminat, velayet ve nafaka gibi birden fazla başlık değerlendirilmiştir. Bununla birlikte Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yalnızca iki konuda bozma kararı vermiştir:
- İdrak çağındaki ortak çocuk hakkındaki velayet düzenlemesi,
- Ortak çocuklardan biri lehine hükmedilen iştirak nafakasının miktarı.
Tarafların bunların dışında kalan temyiz itirazları reddedilmiş ve bölge adliye mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan bölümleri onanmıştır. Bu nedenle karar, boşanma dosyasındaki bütün uyuşmazlıkların hatalı bulunduğu şeklinde yorumlanamaz.
Karar metninde çocukların isimleri anonimleştirildiği için velayet bozmasına konu çocuk ile iştirak nafakası bozmasına konu çocuğun aynı kişi olduğu varsayılmamalıdır. Yargıtay da hüküm fıkrasında velayet ve nafaka bozmasını ayrı çocuklar yönünden ifade etmiştir.
Velayet yönünden hangi inceleme eksik bırakılmıştır?
İlk derece mahkemesi, çocukların annelerinin yanında yaşadıklarını, yaşları nedeniyle anne bakım ve şefkatine ihtiyaç duyduklarını ve mevcut düzenlerinin bozulmaması gerektiğini belirterek velayeti anneye bırakmıştır. Baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmuştur.
Yargıtay, bu gerekçeyi 2008 doğumlu ve idrak çağında olduğu belirtilen ortak çocuk yönünden yeterli bulmamıştır. Çünkü:
- Çocuğa velayet hakkındaki görüşünü açıklama olanağı tanınmamıştır.
- Çocuk, tercihinin muhtemel sonuçları hakkında bilgilendirilmemiştir.
- Velayet değerlendirmesine esas olacak bir sosyal inceleme raporu alınmamıştır.
- Babanın bu çocuk yönünden velayet talebi bulunmasına rağmen anne ve babanın koşulları uzman incelemesiyle karşılaştırılmamıştır.
- Birden fazla ortak çocuk bulunduğu için kardeşlerin haklı sebep olmadıkça ayrılmaması ilkesi değerlendirilmemiştir.
Bu eksiklikler nedeniyle Yargıtay, velayetin babaya verilmesine karar vermemiştir. Verilen karar, eksik araştırmanın tamamlanması ve ardından çocuğun üstün yararına göre yeniden hüküm kurulması gerektiğine ilişkin bir bozma kararıdır.
Boşanmada velayet değerlendirmesinde dikkate alınan diğer ölçütler, boşanmada çocuğun velayetinin kime verileceğine ilişkin kapsamlı rehberde ayrıca açıklanmaktadır.
İştirak nafakası yönünden neden bozma kararı verilmiştir?
Davacı kadın, ilk derece yargılamasının 24 Ağustos 2023 tarihli son celsesinde çocuklar için istediği iştirak nafakası miktarını artırmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi şu ayrımı yapmıştır:
- Çocuk için iştirak nafakasına mahkemece kendiliğinden hükmedilebilir.
- İştirak nafakası yargılama devam ederken de istenebilir.
- Önceden istenen miktar yargılama sırasında artırılabilir.
- Sonradan talepte bulunulması veya miktarın artırılması iddianın genişletilmesi sayılmaz.
- Talep artışı için ıslah yapılması gerekmez.
Daire, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarını, nafakanın niteliğini ve günün ekonomik koşullarını dikkate alarak ortak çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasını az bulmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Kararda “uygun” nafakanın kaç lira olması gerektiği açıklanmamıştır. Bu nedenle karar, benzer dosyalarda uygulanabilecek sabit bir nafaka tarifesi ortaya koymamaktadır. İştirak nafakasının genel belirlenme ölçütleri için nafakanın neye göre belirlendiğine ilişkin yazı incelenebilir.
Bozma kararı hangi sonuçları doğurmuştur?
Yargıtay;
- İdrak çağındaki ortak çocuğun velayeti yönünden,
- Başka bir ortak çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası yönünden
kararı bozmuştur.
Velayet bozması nedeniyle, velayeti bozulan çocuğa ilişkin iştirak nafakası hakkındaki temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. Çünkü velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı, o çocuk için nafaka yükümlüsünün ve nafaka alacaklısı sıfatıyla hareket edecek ebeveynin belirlenmesini de etkileyebilir.
Diğer temyiz itirazları reddedilerek kararın bozma dışında kalan bölümleri onanmıştır. Dolayısıyla bozmanın kapsamı, kararın tamamına değil hüküm fıkrasında açıkça gösterilen velayet ve iştirak nafakası bölümlerine yöneliktir.
Yargıtay Neden Bu Sonuca Vardı?
Çocuğun üstün yararı soyut bir gerekçeyle belirlenemez
Velayet düzenlemesinde temel ölçüt anne veya babanın kişisel menfaati değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu değerlendirmede çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin hangi düzen içinde daha sağlıklı korunacağı araştırılır.
Çocuğun bir süredir anne yanında yaşaması ve mevcut düzenin korunması önemli olgulardır. Ancak Yargıtay, somut kararda bunların idrak çağındaki çocuğun görüşünü ve uzman incelemesini gereksiz hâle getirmediğini kabul etmiştir.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme, yalnızca tarafların sunduğu açıklamalarla yetinemez. Kararın verilebilmesi için gerekli olan araştırmayı kendiliğinden yapması gerekir. Velayet davasında sosyal inceleme raporu ve deliller hakkındaki genel açıklamalar bu araştırmanın kapsamını daha ayrıntılı göstermektedir.
Çocuğa yalnızca tercihinin sorulması yeterli değildir
Kararda çocuğa velayetle ilgili tercihinin sorulmasının yanında, muhtemel sonuçlar hakkında bilgilendirilmesi de aranmıştır. Bu yaklaşım, çocuğun bir ebeveyn seçmeye zorlanması anlamına gelmez.
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. maddesi, yeterli idrake sahip çocuğun ilgili bilgileri almasını, kendisine danışılmasını, görüşünü açıklamasını ve görüşünün uygulanmasının muhtemel sonuçları hakkında bilgilendirilmesini öngörür. Aynı Sözleşme’nin 6. maddesi de karar verecek makamın çocuğun görüşüne gereken önemi vermesini ister.
Çocuğun beyanı yaşına, olgunluğuna ve serbest iradesine göre değerlendirilmelidir. Baskı, yönlendirme veya ebeveyn çatışmasının etkisi bulunup bulunmadığı da araştırılabilir.
Karar metnindeki BM Sözleşmesi atfı nasıl okunmalıdır?
Karar metninde, çocukların görüşlerinin alınması konusunda Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesine atıf yapılmıştır. Bununla birlikte çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü serbestçe ifade etmesi ve adli süreçte dinlenilme fırsatı bulması, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesinde düzenlenmektedir.
Sözleşme’nin 3. maddesi ise çocukları ilgilendiren faaliyetlerde çocuğun üstün yararının temel düşünce olmasını öngörür. Dolayısıyla kararın benimsediği hukuki ilke geçerli olmakla birlikte, çocuk görüşüne ilişkin normatif dayanak Sözleşme’nin 12. maddesi olarak okunmalıdır.
Sosyal inceleme raporu neden gerekli görülmüştür?
Sosyal inceleme raporu, çocuğun görüşünü tekrarlayan bir tutanak değildir. Uzman incelemesi kapsamında çocuğun ve ebeveynlerin yaşam koşulları, çocukla ilişkileri, bakım düzeni, gelişimsel ihtiyaçlar ve beyanların serbest iradeye dayanıp dayanmadığı değerlendirilebilir.
Adalet Bakanlığının Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri açıklamasında, boşanma ve velayet davalarında taraflarla ve çocuklarla görüşülebildiği, gerektiğinde ev incelemesi yapıldığı ve uzman kanaatini içeren sosyal inceleme raporlarının mahkemeye sunulduğu belirtilmektedir.
Sosyal inceleme raporu hâkimi tek başına bağlamaz. Mahkeme raporu, çocuğun beyanını ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirmek zorundadır. Rapordan ayrılması hâlinde de kararın çocuğun üstün yararıyla bağlantılı, somut ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanması gerekir.
Kardeşlerin birlikte kalması neden ayrıca değerlendirilmelidir?
Kararda, haklı bir neden bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gerektiği belirtilmiştir. Kardeşlik bağı çocuğun duygusal güvenliği ve aile ilişkilerinin devamı bakımından önemlidir.
Bununla birlikte bu ilke mutlak değildir. Her çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ebeveynlerle ilişkisi ve güvenliği ayrı değerlendirilir. Somut bir haklı neden varsa kardeşlerin farklı ebeveynlerin yanında kalmasına karar verilebilir. Yargıtay’ın istediği, kardeşlerin birlikte veya ayrı kalmasının çocukların üstün yararı üzerindeki etkisinin araştırılmadan geçilmemesidir.
İştirak nafakasında hakkaniyet nasıl uygulanmalıdır?
Karar metni açıkça Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine dayanmıştır. İştirak nafakasının daha geniş kanuni çerçevesini ise Türk Medeni Kanunu’nun 182, 327 ve 330. maddeleri oluşturur.
Nafaka miktarı değerlendirilirken özellikle:
- Çocuğun yaşı ve güncel ihtiyaçları,
- Eğitim, sağlık, barınma, beslenme ve gelişim giderleri,
- Anne ve babanın hayat koşulları,
- Tarafların ödeme güçleri,
- Çocuğun varsa kendi gelirleri,
- Hüküm tarihindeki ekonomik koşullar
birlikte dikkate alınır.
Karardaki “az nafaka” değerlendirmesi, yalnızca talep edilen rakamın artırılmış olmasına değil, dosyada gerçekleşen sosyal ve ekonomik koşullar ile hakkaniyete dayanmaktadır. İştirak nafakasının diğer nafaka türlerinden farkı nafaka türleri hakkındaki rehberde ayrıca incelenmiştir.
Kararın Uygulamadaki Önemi
Karar, velayet dosyasında yalnızca nihai sonucun değil, o sonuca ulaşmak için izlenen araştırma yönteminin de önemli olduğunu göstermektedir.
İdrak çağındaki bir çocuk hakkında velayet talebi bulunan dosyada şu hususlar açıkça takip edilmelidir:
- Çocuğun görüşünün uygun yöntemle alınıp alınmadığı,
- Çocuğun gerekli bilgiler ve muhtemel sonuçlar konusunda bilgilendirilip bilgilendirilmediği,
- Sosyal inceleme raporunun güncel ve yeterli olup olmadığı,
- Raporda çocuk ve her iki ebeveynle görüşülüp görüşülmediği,
- Çocuğun beyanının serbest iradeye dayanıp dayanmadığının değerlendirildiği,
- Kardeşlerin birlikte kalmasının veya ayrılmasının etkisinin incelendiği,
- Mahkemenin bütün delilleri birlikte değerlendirdiği.
Kararın nafaka yönü ise boşanma yargılamasında çocuk lehine talebin eksik veya düşük miktarda ileri sürülmüş olması hâlinde önem taşır. Yargıtay’ın yaklaşımına göre iştirak nafakası yargılama sırasında artırılabilir ve bunun için ıslah aranmaz. Bununla birlikte talebin açık biçimde tutanağa geçirilmesi, çocuğun güncel giderlerinin belgelenmesi ve tarafların ekonomik koşullarına ilişkin kayıtların dosyaya kazandırılması uygulamada yine önemini korur.
Kararın Yanlış Anlaşılmaması Gereken Yönü
Bu karardan aşağıdaki sonuçlar çıkarılamaz:
- “Çocuk kimi isterse velayet mutlaka ona verilir.” Çocuğun görüşü önemlidir fakat bağlayıcı değildir.
- “Sosyal inceleme raporu hangi tarafı önerirse hâkim o tarafa velayet vermek zorundadır.” Rapor diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
- “Yargıtay velayetin babaya verilmesine karar vermiştir.” Karar eksik inceleme nedeniyle bozmadır; nihai velayet sonucu belirlenmemiştir.
- “Anne bakım ve şefkati artık dikkate alınmaz.” Çocuğun yaşı ve bakım ihtiyacı değerlendirilebilir; ancak bunlar otomatik ve tek başına yeterli ölçüt değildir.
- “Kardeşler hiçbir koşulda ayrılamaz.” Haklı sebep varsa ve çocukların üstün yararı gerektiriyorsa farklı düzenleme yapılabilir.
- “Her nafaka ve tazminat talebi ıslahsız artırılabilir.” Kararın kabulü çocuk lehine iştirak nafakasına özgüdür. Yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerine otomatik olarak uygulanamaz.
- “Karar tedbir nafakasının artırılması konusunda da aynı sonucu kesin biçimde kurmuştur.” Temyiz başvurusunda tedbir nafakası anılmış olsa da bozma gerekçesi ve hüküm fıkrası açıkça iştirak nafakasına ilişkindir.
Bu Karar Hangi Durumlarda Emsal Olabilir?
Karar özellikle şu nitelikteki uyuşmazlıklarda dikkate alınabilir:
- İdrak çağındaki çocuk dinlenmeden velayet kararı verilmişse,
- Çocuğun görüşü alınmış görünmesine rağmen muhtemel sonuçlar hakkında bilgilendirme yapılmamışsa,
- Uyuşmazlıklı velayet talebine rağmen herhangi bir sosyal inceleme raporu alınmamışsa,
- Anne veya babanın velayet talebi yeterince araştırılmadan mevcut fiilî durum esas alınmışsa,
- Birden fazla çocuk bulunduğu hâlde kardeşlerin ayrılmasının etkisi değerlendirilmemişse,
- İştirak nafakası yargılama sırasında artırılmış ve bu talep yalnızca ıslah yapılmadığı gerekçesiyle dikkate alınmamışsa,
- Çocuğun ihtiyaçları ile güncel ekonomik koşullara göre açıkça yetersiz iştirak nafakasına hükmedilmişse.
Bu benzerlikler kararın her dosyada aynı sonucu doğuracağı anlamına gelmez. Kararın kullanılabilmesi için somut dosyanın usul aşaması, çocukların yaşı, deliller ve talepler karşılaştırılmalıdır.
Karar Günümüzde Hâlâ Geçerli mi?
27 Ağustos 2026 tarihinde yapılan kontrolde, kararın temel aldığı Türk Medeni Kanunu hükümlerinde ve ilgili uluslararası sözleşme hükümlerinde kararın temel yaklaşımını değiştiren bir düzenlemeye rastlanmamıştır.
Karardan sonra verilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16 Nisan 2026 tarihli, 2026/1871 E. ve 2026/4287 K. sayılı daha yeni kararında da idrak çağındaki çocuğun görüşü ile sosyal inceleme raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Daire, çocuğun görüşünün net biçimde alınmasını, çocuğun bilgilendirilmesini ve yeniden uzman raporu düzenlenmesini istemiştir. Çocuğun görüşünün aksine karar verilecekse bunun gerekçesinin uzmanlarca somutlaştırılması gerektiğini belirtmiştir.
Ayrıca 5 Mayıs 2026 ve 3 Haziran 2026 tarihli daha yeni 2. Hukuk Dairesi kararları aynı sözleşme hükümleri ve eksik velayet incelemesi başlıkları altında karar veri tabanlarında yer almaktadır. İştirak nafakası ve hakkaniyet konusunda da 1 Haziran 2026 tarihli daha yeni bir 2. Hukuk Dairesi kararı tespit edilmiştir. Bu kararların tamamı, somut bir dilekçede kullanılmadan önce resmî Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden tam metinleriyle kontrol edilmelidir.
Araştırmada incelenen kararın temel yaklaşımını açıkça tersine çeviren daha yeni ve doğrulanabilir bir karar tespit edilmemiştir. Bununla birlikte bu durum, tek kararın bütün dosyalar için değişmez ve kesin bir emsal olduğu anlamına gelmez.
Kararın Sınırları
Bu kararın emsal değeri değerlendirilirken bazı sınırlar korunmalıdır.
Öncelikle karar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin somut bir boşanma dosyasında verdiği oy birliğiyle bir karardır. Hukuk Genel Kurulu kararı değildir.
İkinci olarak velayet yönünden bozma, uyuşmazlığın esasını kesin olarak çözen bir karar değildir. Yargıtay, velayetin anneye veya babaya verilmesi gerektiğini belirlemek yerine eksik araştırmanın tamamlanmasını istemiştir.
Üçüncü olarak çocukların isimleri, bazı bilgiler ve alt derece mahkemesinin adı anonimleştirilmiştir. Bu nedenle kararda açıklanmayan aile ilişkileri, çocukların özel ihtiyaçları veya deliller hakkında varsayım yapılamaz.
Dördüncü olarak iştirak nafakasının hangi miktara yükseltilmesi gerektiği gösterilmemiştir. Karar yalnızca hükmedilen miktarın somut ekonomik koşullara göre az kaldığını belirtmiştir.
Son olarak karar, iştirak nafakasına özgü usul kabulünün eş için talep edilen yoksulluk nafakasına veya maddi ve manevi tazminata uygulanabileceğini söylememektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Evet, somut karara göre idrak çağındaki çocuğa görüşünü açıklama olanağı tanınmalıdır. Çocuk ayrıca tercihinin muhtemel sonuçları hakkında yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde bilgilendirilmelidir.
Hayır. Çocuğun görüşü önemli bir değerlendirme unsurudur fakat tek başına bağlayıcı değildir. Çocuğun üstün yararı farklı bir düzenlemeyi gerektiriyorsa gerekçesi açıklanarak görüşünün aksine karar verilebilir.
Hayır. Her çocuk için geçerli kesin bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Çocuğun yaşı yanında gelişim düzeyi, olgunluğu ve kendisini ilgilendiren meseleyi anlayıp görüş oluşturabilme yeteneği değerlendirilir.
Her velayet dosyası için değişmez bir zorunluluk bulunduğu söylenemez. Ancak incelenen kararda idrak çağındaki çocuğun görüşü alınmadığı ve tarafların velayet talepleri çekişmeli olduğu için sosyal inceleme raporu alınmadan karar verilmesi eksik inceleme sayılmıştır.
Hayır. Rapor önemli bir uzman değerlendirmesidir ancak hâkim tarafından çocuğun beyanı ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Mahkeme rapordan ayrılırsa bunun somut ve yeterli gerekçesini göstermelidir.
Evet. Rapor güncel değilse, taraflardan biriyle veya çocukla görüşülmemişse, maddi hata içeriyorsa ya da kendi içinde çelişkiliyse gerekçeli itiraz sunulabilir. Somut duruma göre ek veya yeni rapor istenebilir.
Evet, ancak haklı bir sebebin ve çocukların üstün yararını gösteren somut koşulların bulunması gerekir. Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması önemli bir ilkedir fakat mutlak değildir.
Hayır. Çocuğun dinlenmemesi eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi olabilir. Bozma sonrasında araştırma tamamlanır ve velayet bütün delillere göre yeniden değerlendirilir.
Evet. İncelenen karara göre iştirak nafakası yargılama devam ederken istenebilir. Çocuk lehine olması nedeniyle mahkeme bu konuda kendiliğinden de değerlendirme yapabilir.
Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, iştirak nafakası isteğinin yargılama sırasında artırılmasının iddianın genişletilmesi sayılmadığını ve ıslah gerektirmediğini kabul etmiştir.
Bu karardan böyle genel bir sonuç çıkarılamaz. Kararın gerekçesi çocuk lehine iştirak nafakasına özgüdür. Eş lehine yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri farklı usul kurallarına tabi olabilir.
Hayır. Yargıtay hükmedilen miktarı az bulmuş ancak belirli bir rakam göstermemiştir. Alt mahkemenin tarafların ekonomik durumu, çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyete göre daha uygun bir miktar belirlemesi istenmiştir.
Avukat Görüşü
Kararın en önemli yönü “velayetin kime verileceği” sorusundan önce “velayet kararının hangi araştırmalar tamamlandıktan sonra verilebileceğini” göstermesidir. İdrak çağındaki çocuğun bulunduğu bir dosyada yalnızca fiilî yaşam düzenine, anne veya babanın genel beyanlarına ya da tek cümlelik çocuk tercihine dayanılması yeterli olmayabilir.
Dosya stratejisinde çocuğun dava taraflarının çatışmasına çekilmemesi gerekir. Amaç çocuğa ebeveyn seçtirmek değil; onun görüşünü güvenli ve yönlendirmeden uzak bir ortamda öğrenmek, görüşün arkasındaki ihtiyaçları anlamak ve bütün delilleri üstün yarar ölçütüyle değerlendirmektir.
İştirak nafakası yönünden ise talebin yargılama sırasındaki güncel ihtiyaçlara göre yeniden belirlenebilmesi önemlidir. Buna rağmen yalnızca “ıslah gerekmez” kabulüne dayanmak yerine çocuğun giderleri, tarafların güncel gelirleri ve ekonomik değişim dosyada somutlaştırılmalıdır.
Her velayet ve iştirak nafakası dosyası; çocuğun yaşı, olgunluğu, bakım geçmişi, kardeş ilişkileri, ebeveynlerin koşulları ve mevcut deliller üzerinden ayrı değerlendirilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay kararının hukuki değerlendirilmesi ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, yargısal uygulama ve somut olayın delilleri hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
