Avukatla nafaka miktarı ve çocuk giderlerini değerlendiren anne

Nafaka Ne Kadar? Nafaka Neye Göre Belirlenir?

Nafaka ne kadar? Türk hukukunda bu soruya herkes için geçerli tek bir rakamla veya maaşın belirli bir yüzdesiyle cevap vermek mümkün değildir. Kanunda asgari, azami ya da “ortalama” nafaka tarifesi bulunmaz. Nafaka miktarı; istenen nafakanın türüne, tarafların gerçek ekonomik gücüne, zorunlu giderlerine, çocuğun ihtiyaçlarına, mevcut yaşam koşullarına ve dosyaya sunulan delillere göre hâkim tarafından belirlenir.

İçindekiler

Bu nedenle “maaşın dörtte biri nafaka olur”, “asgari ücretlinin nafaka ödemesi gerekmez” veya “bir çocuk için her mahkeme aynı tutarı verir” şeklindeki genellemeler hukuken doğru değildir. Aynı aylık gelire sahip iki kişi hakkında dahi kira gideri, malvarlığı, başka çocuklar, sağlık harcamaları, kayıt dışı kazanç, çocuğun eğitim düzeni ve tarafların fiilî yaşam standardı nedeniyle farklı nafaka miktarlarına hükmedilebilir.

Bursa Maya Hukuk sitesindeki nafaka türleri rehberi nafaka çeşitlerini ve temel koşullarını açıklamaktadır. Bu yazının özgün odağı ise nafaka miktarının hangi ölçütlerle belirlendiği, gelirin ve giderlerin nasıl ispatlanabileceği, çocuk giderlerinin nasıl somutlaştırılması gerektiği ve mahkemenin miktar takdirinde hangi dengeyi kurduğudur.

Nafaka miktarı için kanunda sabit bir tarife var mı?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nda “bir çocuk için şu kadar”, “eşin maaşının yüzde yirmisi” veya “asgari ücretin belirli oranı” şeklinde bir nafaka cetveli bulunmamaktadır. Hâkim, her dosyanın kendine özgü ekonomik ve sosyal koşullarını değerlendirerek hakkaniyete uygun bir miktar belirler.

Nafakanın türüne göre temel ölçütler de değişir:

Nafaka türüKimin için belirlenir?Miktarda temel ölçüt
Tedbir nafakasıDava süresince eş ve çocukGüncel ihtiyaçlar, tarafların ekonomik gücü ve geçici korunma gereği
Yoksulluk nafakasıBoşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşTalep edenin geçim ihtiyacı, diğer eşin ödeme gücü ve yoksulluk koşulları
İştirak nafakasıErgin olmayan çocukÇocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri
Yardım nafakasıKanunda sayılan yardıma muhtaç aile bireyiNafaka verilmezse yoksulluğa düşme durumu ve yükümlünün mali gücü

Mahkemeye bildirilen talep miktarı da kendiliğinden hükmedilecek tutar değildir. Talep eden taraf, istediği miktarın hangi giderlere dayandığını ve karşı tarafın bunu ödeme gücünü açıklamalıdır. Nafaka yükümlüsü ise talebin gerçekçi olmadığını düşünüyorsa yalnızca “fazla istendiğini” söylemek yerine gelirini, zorunlu giderlerini ve bakım yükümlülüklerini belgelemelidir.

Nafaka maaşın yüzde kaçı olarak hesaplanır?

Nafaka, maaşın önceden belirlenmiş bir yüzdesi üzerinden hesaplanmaz. Uygulamada dosyanın özelliklerine göre nafaka ile gelir arasında bir oran ortaya çıkabilir; ancak bu oran kanuni bir formül değildir ve başka dosyalara doğrudan uygulanamaz.

Örneğin yalnız yaşayan, kira ödemeyen ve ek kira geliri bulunan bir kişinin bordrodaki maaşı ile yüksek kira ödeyen, sağlık gideri bulunan ve başka çocukların bakımına da katılan kişinin aynı maaşı farklı ekonomik güç gösterebilir. Aynı şekilde bordrosu düşük görünen fakat şirketi, taşınmazları, araçları ve yüksek harcama düzeyi bulunan bir kişinin ödeme gücü yalnızca bordro üzerinden değerlendirilemez.

Mahkemenin amacı, nafaka alacaklısının bütün harcamalarını karşı tarafa yüklemek veya borçlunun gelirini eşitlemek değildir. Amaç; nafakanın hukuki niteliğine göre korunması gereken ihtiyacı, nafaka yükümlüsünün gerçek ödeme gücüyle dengeli biçimde karşılamaktır. Bu değerlendirmede Anayasa Mahkemesinin İbrahim Acar kararında vurgulandığı üzere, tarafların gelir durumunun yeterince araştırılması ve kişiye aşırı, olağan dışı bir külfet yüklenip yüklenmediğinin ortaya konulması önem taşır.

İnternet üzerindeki nafaka hesaplama araçları ancak yaklaşık bir değerlendirme sağlayabilir. Bu araçların mahkeme kararı yerine geçmediği ve girilmeyen malvarlığı, kayıt dışı kazanç, özel sağlık ihtiyacı ya da başka bakım yükümlülüklerini bilemeyeceği unutulmamalıdır.

Hâkim nafaka miktarını neye göre belirler?

Hâkim, nafaka miktarını belirlerken tek bir veriye değil, birbiriyle bağlantılı çok sayıda ölçüte bakar. En önemli değerlendirme alanları tarafların gelirleri, malvarlıkları, zorunlu giderleri, yaşam standartları, çocuğun ihtiyaçları ve nafakanın amacıdır.

Tarafların gerçek gelirleri nasıl değerlendirilir?

Öncelikle tarafların düzenli ve düzensiz bütün gelirleri araştırılır. Maaş, emekli aylığı, serbest meslek kazancı, ticari gelir, kira geliri, prim, ikramiye, fazla mesai, kâr payı, tarımsal kazanç ve düzenli aile desteği değerlendirmeye girebilir.

Yalnızca net maaşa bakılması her dosyada yeterli değildir. Özellikle şirket ortağı, tacir, esnaf veya serbest meslek sahibi kişilerde resmî kazanç beyanı ile fiilî yaşam standardı arasında farklılık bulunabilir. Mahkeme böyle bir iddia karşısında vergi kayıtlarını, şirket ortaklıklarını, banka hareketlerini, taşınmazları, araçları ve ticari faaliyetleri inceleyebilir.

Düzensiz prim veya ikramiyeler sürekli maaş gibi kabul edilmeyebilir. Buna karşılık belirli dönemlerde düzenli olarak alınan yüksek primlerin tamamen göz ardı edilmesi de doğru olmayabilir. Gelirin sürekliliği, ortalaması ve ileride devam etme ihtimali birlikte değerlendirilir.

Malvarlığı ve yaşam standardı neden önemlidir?

Gelir araştırması yalnızca aylık ücretle sınırlı değildir. Tarafların ev, arsa, araç, şirket payı, yatırım hesabı, kira getirisi ve diğer ekonomik kaynakları ödeme gücü hakkında bilgi verebilir.

Bir kişinin resmî maaşının düşük olması, her zaman düşük ekonomik güce sahip olduğu anlamına gelmez. Yüksek değerli taşınmazlar, birden fazla araç, düzenli seyahatler, pahalı harcamalar veya ticari faaliyetler varsa mahkeme bunları değerlendirebilir. Bununla birlikte tek bir sosyal medya fotoğrafı ya da geçmişte yapılmış istisnai bir harcama, tek başına sürekli yüksek gelir bulunduğunu kanıtlamaz.

Yaşam standardı delilleri, resmî kayıtlarla ve süreklilik gösteren ekonomik verilerle desteklendiğinde daha anlamlı hâle gelir. Amaç kişiyi yaşam tercihlerinden dolayı cezalandırmak değil, beyan edilen gelir ile fiilî ekonomik görünüm arasındaki olası çelişkiyi açıklığa kavuşturmaktır.

Zorunlu giderler ve borçlar dikkate alınır mı?

Evet. Kira, konut giderleri, sağlık harcamaları, zorunlu ulaşım, bakım giderleri ve kişinin kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilere ilişkin makul giderler nafaka miktarını etkileyebilir.

Buna karşılık her kredi veya kişisel borç, nafaka yükümlülüğünden önce gelen zorunlu gider sayılmaz. Nafaka davası öncesinde isteğe bağlı şekilde alınmış yüksek tutarlı tüketici kredileri, lüks harcamalar veya ödeme gücünü görünüşte azaltan işlemler ayrıca değerlendirilir. Özellikle çocukların bakım yükümlülüğü, kişinin sonradan üstlendiği isteğe bağlı harcamalar karşısında bütünüyle etkisiz bırakılamaz.

Borç iddiasının kredi sözleşmesi, ödeme planı ve banka hareketleriyle ispatlanması gerekir. Borcun neden doğduğu, ne zaman üstlenildiği, gerçek olup olmadığı ve düzenli ödenip ödenmediği önemlidir.

Nafaka isteyen kişinin kendi geliri dikkate alınır mı?

Evet. Özellikle yoksulluk nafakasında talepte bulunan eşin maaşı, emekli geliri, kira getirisi, malvarlığı, çalışma kapasitesi ve zorunlu giderleri değerlendirilir. Fakat bir işte çalışmak tek başına yoksulluk nafakasına kesin engel değildir.

Elde edilen gelirin kişinin temel ve makul geçimini sağlayıp sağlamadığı incelenir. Düşük veya düzensiz bir gelire sahip olmak, yoksulluğun ortadan kalktığını her olayda göstermeyebilir. Buna karşılık yeterli ve sürekli gelir, önemli malvarlığı veya ekonomik bağımsızlık yoksulluk nafakasının reddedilmesine, azaltılmasına ya da kaldırılmasına neden olabilir.

İştirak nafakasında ise velayeti kullanan ebeveynin gelir sahibi olması, diğer ebeveynin çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Her iki ebeveyn çocuğun ihtiyaçlarına güçleri oranında katılır.

Güncel ekonomik koşullar nasıl hesaba katılır?

Enflasyon, kira seviyeleri, eğitim ve sağlık maliyetleri nafakanın gerçek satın alma gücünü etkiler. Ancak genel ekonomik göstergeler, somut dosyadaki gelir ve ihtiyaç incelemesinin yerine geçmez.

Mahkemeler günün ekonomik koşullarını değerlendirirken resmî verilerden yararlanabilir. Örneğin TÜİK tarafından yayımlanan tüketici fiyat endeksi verileri, daha önce belirlenen bir nafakanın satın alma gücündeki değişimin gösterilmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte “enflasyon şu kadar arttı, nafaka da mutlaka aynı oranda artmalıdır” şeklinde otomatik bir kural yoktur.

Tedbir nafakası ne kadar olur?

Tedbir nafakasında sabit bir miktar bulunmaz. Hâkim, boşanma veya ayrılık davası sürerken eşlerin barınma ve geçim ihtiyacını, çocukların bakım giderlerini ve tarafların ödeme güçlerini dikkate alır.

Tedbir nafakasının amacı, dava devam ederken ekonomik bakımdan zayıf durumda kalan eşin veya çocukların korunmasıdır. Bu nedenle tedbir nafakası bakımından boşanmaya sebep olan olaylardaki kusurun kesin biçimde belirlenmesi beklenmez. Kusur tartışması, yoksulluk nafakasının koşulları açısından farklı bir öneme sahiptir.

Mahkeme eş ve çocuk için ayrı tutarlar belirleyebilir. Çocuk için verilen tedbir nafakası; beslenme, giyim, eğitim, sağlık, ulaşım ve barınma giderlerindeki payı içerir. Eş yönünden ise kişinin kendi geliri, ortak konuttan ayrılma nedeniyle doğan kira ihtiyacı, sağlık durumu ve diğer eşin mali gücü değerlendirilir.

Tedbir nafakası hakkında ara karar verildikten sonra yargılama uzar, ekonomik koşullar ciddi biçimde değişir veya çocuğun yeni bir ihtiyacı ortaya çıkarsa miktarın yeniden değerlendirilmesi istenebilir. Boşanma davasının genel işleyişi hakkında çekişmeli boşanma davası rehberinde daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Yoksulluk nafakası ne kadar olur?

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin geçimine katkı sağlayacak ve diğer eşin mali gücüyle orantılı olacak şekilde belirlenir. Yoksulluk nafakasının amacı, tarafların gelirlerini tamamen eşitlemek veya evlilikteki bütün yaşam düzeyini süresiz olarak garanti etmek değildir.

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğer eşten daha ağır bulunmaması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması ise şart değildir. Bu sebeple kusur değerlendirmesi miktardan önce nafaka hakkının doğup doğmadığını etkileyebilir.

Talep eden kişinin barınma, beslenme, sağlık, ulaşım ve diğer zorunlu giderleri somutlaştırılmalıdır. Diğer eşin de kendi geçimini sürdürebilecek ekonomik alanının korunması gerekir. Ödeme gücünü aşan veya belgelenen ihtiyaçla bağlantısı kurulamayan bir tutarın yalnızca talep edilmiş olması kabul edileceği anlamına gelmez.

Çalışan eşin yoksulluk nafakası alıp alamayacağı, çalışmanın niteliğine ve gelirin yeterliliğine bağlıdır. Düzensiz, düşük veya geçici gelir her zaman yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Buna karşılık düzenli ve yeterli gelir ile önemli malvarlığı talebi etkileyebilir. Yoksulluk nafakasının hiç verilemeyeceği durumlar nafaka verilemeyecek hâller başlıklı içerikte ayrıca incelenmektedir.

İştirak nafakası ne kadar olur?

İştirak nafakası, çocuğun makul ve güncel ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Çocuk adına tek bir standart rakam bulunmamaktadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 330. maddesi, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirleneceğini düzenler. Çocuğun varsa kendi gelirleri de hesaba katılır. Yargıtay karar arama sisteminde yayımlanan uygulama da bu ölçütlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Çocuğun aylık ihtiyaçları nasıl belirlenir?

Çocuğun aylık giderleri mümkün olduğunca gerçekçi bir bütçe hâlinde hazırlanmalıdır. Bu bütçede şu kalemler bulunabilir:

  • Beslenme ve barınma payı
  • Giyim ve kişisel bakım
  • Okul, servis ve kırtasiye giderleri
  • Kurs, etüt ve sınav hazırlık giderleri
  • Sağlık, ilaç ve tedavi giderleri
  • Ulaşım ve iletişim
  • Yaşına uygun sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler
  • Bakıcı veya kreş gideri
  • Özel gereksinimlerden doğan düzenli harcamalar

Her giderin aylık gerçekleşmesi şart değildir. Yıllık okul ücreti, dönemlik servis bedeli veya belirli aralıklarla yapılan giyim harcaması aylık ortalamaya dönüştürülerek açıklanabilir. Aynı giderin iki kez hesaba katılmamasına dikkat edilmelidir.

Çocuğun bütün giderini nafaka borçlusu mu karşılar?

Hayır. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve baba güçleri oranında birlikte katılır. Çocuğun yanında yaşayan ebeveynin barınma sağlaması, günlük bakım vermesi, okul ve sağlık süreçlerini yürütmesi de ayni ve kişisel katkı niteliğindedir.

Bu nedenle giderlerin mutlaka ikiye bölünmesi veya yalnızca gelir oranı üzerinden matematiksel paylaşım yapılması zorunlu değildir. Hâkim, ebeveynlerin gelirlerini, malvarlıklarını, fiilî bakım katkılarını ve çocuğun kimle yaşadığını birlikte değerlendirir.

Örneğin çocuğun makul aylık giderinin 24.000 TL olduğu, ebeveynlerden birinin 80.000 TL, diğerinin 35.000 TL gelir elde ettiği varsayılsa bile iştirak nafakası yalnızca gelir oranı uygulanarak hesaplanmaz. Çocuğun yanında yaşayan ebeveynin ayni bakım katkısı, kira gideri, tarafların başka çocukları, çocuğun kendi geliri ve kazançların sürekliliği de değerlendirmeye girer. Bu örnek bir hesaplama formülü veya belirli bir nafaka önerisi değildir.

Özel okul ve kurs giderleri nafakaya eklenir mi?

Çocuğun eğitim düzeni, tarafların ekonomik gücü ve daha önceki aile yaşamı önemlidir. Çocuk evlilik devam ederken özel okulda okuyorsa ve ebeveynlerin ekonomik gücü bunu sürdürmeye elverişliyse eğitim gideri iştirak nafakası değerlendirmesinde etkili olabilir.

Buna karşılık ebeveynlerden birinin diğerine danışmadan ekonomik gücü aşan bir okul veya kurs seçmesi, bütün giderin otomatik olarak karşı tarafa yüklenmesini sağlamaz. Eğitim tercihi, çocuğun üstün yararı ve tarafların ödeme kapasitesi birlikte değerlendirilmelidir. Anlaşmalı boşanmalarda eğitim ve olağanüstü giderlerin düzenlenmesi hakkında çocuğun giderlerine ilişkin rehber incelenebilir.

Birden fazla çocuk varsa nafaka nasıl hesaplanır?

Her çocuk için yaş, sağlık, eğitim ve bakım ihtiyacı ayrı değerlendirilir. İki çocuk bulunması, tek çocuk için belirlenen tutarın otomatik olarak ikiyle çarpılacağı veya toplam tutarın eşit bölüneceği anlamına gelmez.

Örneğin okul öncesi dönemdeki bir çocuğun kreş ve bakıcı giderleri yüksekken lise çağındaki çocuğun kurs, ulaşım ve eğitim materyali giderleri öne çıkabilir. Hükümde mümkünse her çocuk için belirlenen nafaka ayrı ve açık gösterilmelidir. Bu açıklık, ileride çocuklardan birinin ergin olması veya ihtiyaçların farklılaşması durumunda uyuşmazlığı azaltır.

Yardım nafakası ne kadar olur?

Yardım nafakası, nafaka verilmediği takdirde yoksulluğa düşecek kanunda sayılan aile bireyinin zorunlu geçim ihtiyacı ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücü dikkate alınarak belirlenir.

Yardım nafakası boşanmanın sonucu değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve devamı maddelerinde üstsoy, altsoy ve belirli koşullarda kardeşler arasındaki yardım yükümlülüğü düzenlenmiştir. Yardım isteyen kişinin gerçek ihtiyaç içinde bulunması, kendi imkânlarıyla geçimini sağlayamaması ve talebin aile düzeni içindeki kanuni sıraya uygun yöneltilmesi gerekir.

Ergin çocuğun eğitimi devam ediyorsa iştirak nafakası yerine yardım nafakası gündeme gelebilir. Ergin çocuk bu talebi kural olarak kendi adına ileri sürer. Üniversiteye kayıtlı olmak tek başına sınırsız nafaka hakkı sağlamaz; eğitimin makul biçimde sürdürülmesi, çocuğun geliri ve anne-babanın ödeme gücü birlikte değerlendirilir.

Nafaka hesabı yapılırken hangi belgeler kullanılabilir?

Nafaka miktarına ilişkin iddiaların mümkün olduğunca belgeyle desteklenmesi gerekir. Mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını resen araştırabilse de tarafların kendi iddialarını somutlaştırma ve delillerini zamanında bildirme yükümlülüğü devam eder.

Gelir ve malvarlığı bakımından kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Maaş bordrosu ve ücret hesap pusulası
  • SGK hizmet ve işyeri kayıtları
  • Vergi beyannameleri ve vergi levhası
  • Ticaret sicili ve şirket ortaklık kayıtları
  • Tapu ve araç kayıtları
  • Kira sözleşmeleri ve kira ödeme belgeleri
  • Banka hesap hareketleri
  • Emekli aylığı ve sosyal yardım kayıtları
  • Prim, ikramiye ve fazla mesai belgeleri
  • Serbest meslek veya ticari faaliyet kayıtları

Giderler bakımından ise kira dekontları, faturalar, okul ve servis sözleşmeleri, kurs ücretleri, sağlık raporları, reçeteler, ilaç giderleri, bakım masrafları ve ulaşım belgeleri sunulabilir.

Bir belgeyi dosyaya eklemek yeterli olmayabilir. Belgenin hangi iddiayı ispatladığı dilekçede açıklanmalıdır. Örneğin yalnızca çok sayıda banka dekontu sunmak yerine, hangi ödemenin kira, okul veya sağlık gideri olduğu gösterilmelidir.

Gelir gizleniyorsa nafaka miktarı nasıl belirlenebilir?

Gelirin gizlendiği iddiası somut emarelerle desteklenmelidir. Mahkeme resmî gelir kaydıyla yetinmek zorunda değildir; kişinin ticari faaliyeti, şirket bağlantıları, malvarlığı, hesap hareketleri ve süreklilik gösteren yaşam standardı araştırılabilir.

Kayıt dışı gelir iddiasında şu deliller önem kazanabilir:

  • Şirket ve ticaret sicili bağlantıları
  • İşyerine ve faaliyete ilişkin resmî kayıtlar
  • Düzenli yüksek tutarlı banka girişleri
  • Kira geliri doğurabilecek taşınmazlar
  • Birden fazla araç veya yüksek değerli malvarlığı
  • İnternet satışları ve ticari ilanlar
  • Süreklilik gösteren harcama ve seyahat düzeni
  • Hukuka uygun biçimde elde edilen yazışmalar
  • Tanık anlatımları

Sosyal medya paylaşımları yardımcı emare olabilir; fakat tek başına kesin gelir belgesi sayılmaz. Paylaşımın tarihi, gerçekliği, kime ait olduğu ve istisnai bir olayı mı yoksa devamlı yaşam standardını mı gösterdiği incelenmelidir.

Özel hayatın gizliliğini veya haberleşme özgürlüğünü ihlal ederek delil elde edilmemelidir. Hukuka aykırı erişim, hesap ele geçirme, gizli yazılım kullanma veya üçüncü kişilere ait verileri izinsiz alma ayrıca hukuki ve cezai sorun doğurabilir.

Nafaka dilekçesinde miktar nasıl gerekçelendirilmelidir?

Dilekçede yalnızca “yüksek miktarda nafakaya karar verilmesi” istenmemeli; talep edilen tutarın dayanağı açıkça anlatılmalıdır. Nafaka türü, kimin için istendiği, başlangıç tarihi ve aylık miktar birbirinden ayrılmalıdır.

İyi yapılandırılmış bir nafaka talebinde şu hususlar bulunmalıdır:

  • Talep edilen nafaka türü
  • Eş ve her çocuk için ayrı miktar
  • Talebin hangi tarihten itibaren istendiği
  • Tarafların bilinen gelirleri ve malvarlıkları
  • Nafaka isteyenin zorunlu giderleri
  • Her çocuğun yaşı, eğitimi, sağlığı ve giderleri
  • Karşı tarafın ödeme gücünü gösteren vakıalar
  • Kurumlardan getirtilmesi istenen kayıtlar
  • Sunulan belgelerin hangi hususu ispatladığı
  • Gelecek yıllar için artış oranı talebi

Gider tablosu gerçekçi olmalıdır. Belgelenemeyen veya olağan yaşamla bağlantısı kurulamayan yüksek tutarlar talebin inandırıcılığını zedeleyebilir. Buna karşılık zorunlu giderlerin eksik gösterilmesi de ihtiyacın mahkemece tam anlaşılmasını engelleyebilir.

Nafaka davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Nafaka uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Göreve ilişkin temel düzenlemeler 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’da yer alır.

Boşanma davası içindeki tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası talepleri boşanma dosyasında değerlendirilir. Boşanma davasında yetki, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesine göre belirlenebilir.

Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında Türk Medeni Kanunu’nun 177. maddesindeki özel yetki kuralı dikkate alınır. Artırım, azaltma, kaldırma veya bağımsız nafaka davasında davanın niteliği ile tarafların yerleşim yerleri birlikte incelenmelidir.

Nafaka davası açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurma şartı bulunmamaktadır. Taraflar kendi aralarında anlaşabilir; ancak çocuk nafakasına ilişkin düzenlemeler çocuğun üstün yararı bakımından mahkemenin denetimine tabidir.

Nafaka davasında süreç nasıl ilerler?

Süreç, nafakanın boşanma davası içinde mi yoksa bağımsız bir dava olarak mı istendiğine göre değişir. Genel olarak dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılır, kurum kayıtları getirtilir ve deliller değerlendirilir.

Mahkeme şu kurum veya kuruluşlardan bilgi isteyebilir:

  • Sosyal Güvenlik Kurumu
  • Vergi dairesi
  • Tapu müdürlükleri
  • Trafik tescil birimleri
  • Bankalar
  • Ticaret sicili müdürlükleri
  • Çalışılan işyeri veya kamu kurumu
  • İŞKUR ve ilgili meslek kuruluşları

Her dosyada bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu değildir. Karmaşık şirket hesapları, ticari kazanç veya kapsamlı mali kayıtlar söz konusuysa bilirkişi raporu alınabilir. Çocuğun ihtiyaçları konusunda okul, hastane veya sosyal inceleme kayıtlarından yararlanılması da mümkündür.

Mahkeme kararına karşı kanun yolu süresi, hükmün usulüne uygun tebliğiyle başlar. Hukuk yargılamasında istinaf süresi kural olarak iki haftadır. Bununla birlikte kararın kesin olup olmadığı, nafaka miktarı ve ilgili yıl için geçerli parasal kesinlik sınırına göre ayrıca kontrol edilmelidir.

Nafaka istemek için süre var mı?

Süre, nafaka türüne ve talebin ne zaman ileri sürüldüğüne göre değişir. Boşanma davası sürerken tedbir nafakası istenebilir ve koşulların değişmesi hâlinde miktarın yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir.

Yoksulluk nafakası boşanma davasında talep edilmemişse, boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi önem taşır. Süre, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle başlar. Yargıtay karar arama sisteminde yayımlanan bir kararda da sonradan ileri sürülen yoksulluk nafakası talebi bakımından bu süre uygulanmıştır.

Nafaka artırımı veya azaltılması için kanunda “en az iki yıl beklenir” şeklinde sabit bir süre yoktur. Ancak önceki karardan hemen sonra dava açılıyorsa, koşulların hangi önemli nedenle değiştiği açıklanmalıdır.

İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Eğitim devam ediyorsa ergin çocuk, koşulları varsa yardım nafakası isteyebilir. Bu yeni talebin tarafı ve hukuki dayanağı iştirak nafakasından farklıdır.

Nafaka sonradan artırılabilir veya azaltılabilir mi?

Evet. Tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafaka artırılabilir, azaltılabilir ya da koşulları varsa kaldırılabilir.

Artırım talebine şu değişiklikler dayanak olabilir:

  • Çocuğun büyümesi ve eğitim giderlerinin artması
  • Yeni veya sürekli sağlık gideri doğması
  • Kira ve temel yaşam maliyetlerinin yükselmesi
  • Nafaka borçlusunun gelirinde önemli artış
  • Nafaka alacaklısının zorunlu giderlerinin çoğalması
  • Mevcut nafakanın satın alma gücünün ciddi biçimde düşmesi

Azaltma talebinde ise gerçek ve sürekli gelir kaybı, çalışma gücünün azalması, ağır sağlık sorunu veya bakım yükümlülüklerindeki önemli değişiklikler ileri sürülebilir. Kişinin kendi isteğiyle işten ayrılması, malvarlığını görünüşte azaltması veya gelirini gizlemesi otomatik azaltma sebebi değildir.

Mevcut nafakanın güncellenmesine ilişkin ayrıntılar nafaka artırım davası içeriğinde; sona erme nedenleri ise nafakanın kaldırılması davası rehberinde ele alınmaktadır.

Nafaka her yıl kendiliğinden artar mı?

Hayır. Mahkeme kararında veya geçerli protokolde bir artış ölçütü yoksa nafaka yalnızca yeni yıl geldiği için kendiliğinden artmaz. Artış için ayrıca dava açılması gerekebilir.

Türk Medeni Kanunu, talep hâlinde gelecek yıllarda ödenecek nafakanın hangi miktarda veya hangi ölçüte göre artırılacağının kararda gösterilmesine imkân tanır. Uygulamada TÜİK tarafından açıklanan belirli bir endeks, sabit oran veya tarafların üzerinde anlaştığı başka bir objektif ölçüt kullanılabilir.

Artış maddesi açık olmalıdır. Hangi endeksin kullanılacağı, artışın hangi ayda uygulanacağı, ilk artış tarihi ve hesaplamada hangi dönemin esas alınacağı belirtilmelidir. Sadece “enflasyon oranında artırılır” denilmesi, hangi enflasyon verisinin kastedildiği konusunda uyuşmazlık çıkarabilir.

Anlaşmalı boşanmada nafaka miktarını taraflar belirleyebilir mi?

Evet. Taraflar yoksulluk ve iştirak nafakası miktarı, ödeme günü, ödeme yöntemi ve artış oranı konusunda anlaşabilir. Ancak hâkim, özellikle çocukla ilgili düzenlemeleri çocuğun üstün yararı bakımından denetler.

Yoksulluk nafakası eşler arasındaki mali sonuçlardan biridir. Tarafların açık, özgür ve tereddütsüz iradeleri önemlidir. İştirak nafakası ise çocuğa ait bakım hakkıyla bağlantılı olduğundan velayeti alan ebeveynin çocuğun gelecekteki ihtiyaçlarını tamamen ve değişmez biçimde ortadan kaldıran beyanı aynı şekilde değerlendirilmez.

Protokolde eş için ödenecek yoksulluk nafakası ile çocuk için ödenecek iştirak nafakası tek bir toplam rakam altında birleştirilmemelidir. Her nafaka ayrı gösterilmelidir. Ayrıca olağanüstü sağlık gideri, özel okul ücreti veya yüksek eğitim harcamalarının aylık nafakaya dâhil olup olmadığı açıklanmalıdır. Protokol düzenine ilişkin diğer hususlar anlaşmalı boşanma davası sayfasında incelenebilir.

Nafakadan feragat edilmesi veya sulh olunması mümkün müdür?

Yoksulluk nafakası bakımından açık feragat veya protokolde talepte bulunulmayacağının kabul edilmesi önemli sonuç doğurabilir. Boşanma kesinleştikten ve kanuni süre geçtikten sonra bu iradenin kolayca geri alınabileceği düşünülmemelidir.

Çocuk nafakasında ise çocuğun üstün yararı ve bakım hakkı ön plandadır. Ebeveynlerin kendi aralarındaki anlaşması, çocuğun sonradan doğan zorunlu ihtiyaçlarını her durumda ortadan kaldırmaz. Şartlar değiştiğinde çocuğun yararına yeni değerlendirme yapılması mümkün olabilir.

Devam eden davada feragat, kabul veya sulh beyanı verilmeden önce beyanın hangi nafaka türünü, hangi dönemi ve hangi talepleri kapsadığı açıkça belirlenmelidir. Eş nafakası ile çocuk nafakasının hukuki niteliği birbirinden farklı olduğu için tek cümlelik genel ifadeler ileride yorum uyuşmazlığı yaratabilir.

Nafaka ödenmezse ne yapılabilir?

Mahkeme kararına veya icra edilebilir belgeye dayanan nafaka alacağı için icra takibi başlatılabilir. Birikmiş nafaka taksitleri, devam eden aylık ödemeler, faiz ve takip giderleri somut hüküm içeriğine göre talep edilebilir.

Nafakanın banka üzerinden, açıklama kısmında ilgili ay ve nafaka türü belirtilerek ödenmesi ispat kolaylığı sağlar. Elden yapılan ödemelerde yazılı belge alınmaması, ödemenin hangi aya veya hangi borca ait olduğu konusunda uyuşmazlık doğurabilir. Çocuğa alınan hediyeler veya düzensiz harcamalar, mahkemece belirlenmiş aylık nafakanın yerine kendiliğinden geçmez.

Nafaka yükümlülüğünün ihlali, kanuni koşullar oluştuğunda İcra ve İflas Kanunu kapsamında şikâyet ve tazyik hapsi gündeme getirebilir. Ancak bunun için usulüne uygun takip, ödeme emri, muaccel borç ve şikâyet süresi gibi koşullar ayrı ayrı incelenmelidir.

Tedbir nafakası, boşanma hükmüne bağlı yoksulluk veya iştirak nafakası ve bağımsız artırım kararı bakımından başlangıç ve icra koşulları aynı değildir. Bu nedenle “nafaka kararları kesinleşmeden hiçbir şekilde icra edilemez” veya “her nafaka kararı anında aynı yöntemle uygulanır” biçimindeki genellemelerden kaçınılmalıdır.

2026 yılında ortalama nafaka ne kadar?

Resmî bir “2026 ortalama nafaka tutarı” bulunmamaktadır. Adalet Bakanlığı veya başka bir kamu kurumu tarafından kişilere doğrudan uygulanabilecek asgari ya da ortalama nafaka tarifesi yayımlanmamıştır.

Asgari ücret, memur maaşı veya TÜFE verisi ekonomik değerlendirmeye yardımcı olabilir; ancak tek başına nafaka tutarını belirlemez. Nafakanın amacı, her dosyadaki gerçek ihtiyaç ve ödeme gücünü dengelemektir.

Bu nedenle internette görülen “maaşı şu kadar olana şu kadar nafaka çıkar” tabloları güvenilir bir hukuki sonuç vermez. Böyle bir tablo;

  • Kişinin kira ödeyip ödemediğini,
  • Malvarlığını,
  • Başka gelirlerini,
  • Çocuğun özel sağlık ihtiyacını,
  • Diğer bakım yükümlülüklerini,
  • Velayeti kullanan ebeveynin ayni katkısını,
  • Yoksulluk nafakasının kusur koşulunu

tam olarak hesaba katamaz.

Süresiz yoksulluk nafakası hakkında 2026’daki gelişme miktarı etkiledi mi?

18 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla kamuoyuna yansıyan bilgiye göre Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 4 Haziran 2026 tarihinde Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararı vermiş ve iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelemiştir. Kararın gerekçesi ve esas-karar numarası bu çalışmanın kontrol tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmış görünmemektedir. Gelişmeye ilişkin ilk açıklama Anadolu Ajansı tarafından duyurulmuştur.

Bu gelişme, nafakanın tamamen kaldırıldığı veya mevcut nafakaların kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Gerekçeli kararın Resmî Gazete’de yayımlanması, yürürlük tarihi ve yapılabilecek yeni kanuni düzenleme ayrıca izlenmelidir. Konunun mevcut nafakalara olası etkisi süresiz nafaka kararı hakkındaki güncel değerlendirmede ele alınmaktadır.

İptal tartışması yoksulluk nafakasının süresine ilişkindir. İştirak nafakasının miktarının çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin ödeme güçlerine göre belirlenmesine ilişkin temel ölçütleri doğrudan değiştirmemektedir. Mevcut aşamada mahkemeler yürürlükteki kanun metnini ve yayımlanmış bağlayıcı düzenlemeleri esas alır.

Yargıtay uygulamasında nafaka miktarı nasıl değerlendiriliyor?

Yargıtay uygulamasında tek bir rakam veya oran benimsenmemektedir. Kararlarda tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, çocuğun ihtiyaçları ve Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilmektedir.

Bu yaklaşım hem çok düşük hem de ödeme gücüyle orantısız yüksek nafaka kararlarının denetlenebilmesini sağlar. Ancak bir Yargıtay kararında belirlenen tutarın başka dosyaya aynen uygulanması doğru değildir. Kararın verildiği yıl, tarafların gelirleri, çocuk sayısı, gider yapısı ve yerel ekonomik koşullar değişebilir.

Yargıtay incelemesinde sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yüzeysel kalması, önemli gelir iddialarının araştırılmaması veya çocuğun belgelenmiş giderlerinin gerekçesiz biçimde göz ardı edilmesi bozma nedeni olabilir. Buna karşılık her gelir iddiasının sınırsız araştırılması gerekmez; tarafların iddialarını somutlaştırması ve ilgili delilleri göstermesi beklenir.

Uygulamada hangi hatalar nafaka miktarını olumsuz etkiler?

En sık yapılan hata, nafaka tutarını yalnızca karşı tarafın maaşına bağlamaktır. Nafaka alacaklısının ihtiyaçları, çocuğun giderleri ve tarafların bütün ekonomik durumu açıklanmadığında talep eksik kalır.

Diğer yaygın hatalar şunlardır:

  • Eş ve çocuk nafakasını tek tutar hâlinde istemek
  • Aylık giderleri belgesiz ve gerçek dışı biçimde yükseltmek
  • Yıllık giderleri aylık gider gibi göstermek
  • Aynı gideri farklı başlıklar altında tekrar yazmak
  • Karşı tarafın gelir gizlediğini somut emare olmadan ileri sürmek
  • Sosyal medya paylaşımını tek başına kesin gelir belgesi saymak
  • Kredi ve borçları belgesiz bildirmek
  • Artış oranının hangi tarihten uygulanacağını açıklamamak
  • Çocuk ergin olduğunda iştirak nafakasının aynı şekilde süreceğini düşünmek
  • Yoksulluk nafakasındaki bir yıllık süreyi gözden kaçırmak
  • Protokolde yoksulluk ve iştirak nafakasını ayırmamak
  • Nafaka ödemelerini açıklamasız veya belgesiz yapmak

Nafaka miktarı konusunda gerçekçi bir dosya, hem ihtiyaçları hem ödeme gücünü birlikte gösterir. Sadece karşı tarafın ekonomik durumuna veya sadece talep edenin giderlerine odaklanmak eksik değerlendirmeye neden olabilir.

Nafakanın temel mevzuat dayanakları nelerdir?

Nafaka miktarının belirlenmesinde başlıca hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer almaktadır:

  • Madde 4, hâkimin hakkaniyete göre karar vereceği alanlardaki temel takdir ölçüsünü düzenler.
  • Madde 169, boşanma veya ayrılık davası sürerken eşlerin ve çocukların korunması için geçici önlemlere imkân verir.
  • Madde 175, yoksulluk nafakasının koşullarını ve mali güç ölçütünü düzenler.
  • Madde 176, irat biçimindeki nafakanın değiştirilmesi, kaldırılması ve gelecek yıllardaki artışının belirlenmesine ilişkin hükümler içerir.
  • Madde 177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarındaki özel yetki kuralını düzenler.
  • Madde 182, velayeti kullanmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasını öngörür.
  • Madde 327-331, çocuğun bakım giderlerini, nafakanın süresini, miktarını ve koşullar değiştiğinde yeniden belirlenmesini düzenler.
  • Madde 364-366, yardım nafakasının koşullarını, sırasını ve yetkili mahkemeyi belirler.

Bu hükümler birlikte okunduğunda nafakanın cezalandırma veya tarafların gelirini eşitleme aracı olmadığı görülür. Nafaka; korunması gereken ihtiyacın, yükümlünün mali gücü ve aile hukukundan doğan sorumluluklarla dengelenmesini amaçlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Kanunda maaşın belirli bir yüzdesinin nafaka olarak ödeneceğine dair sabit bir kural yoktur. Mahkeme; nafakanın türünü, tarafların net ve ek gelirlerini, zorunlu giderlerini, malvarlıklarını ve çocukların ihtiyaçlarını birlikte değerlendirir.
Bu nedenle aynı maaşı alan kişiler hakkında farklı nafaka miktarları belirlenebilir. İnternette belirtilen yüzde oranları kanuni tarife değil, bazı dosyalardan çıkarılmış genellemelerdir.
2026 yılı için resmî bir ortalama veya asgari çocuk nafakası tutarı bulunmamaktadır. Çocuğun yaşı, okul düzeni, sağlık durumu, barınma gideri ve ebeveynlerin ödeme gücü her dosyada farklıdır.
Bu nedenle başka bir mahkeme kararındaki rakam yalnızca karşılaştırma amacıyla dahi dikkatli kullanılmalıdır. Kararın verildiği tarih ve tarafların ekonomik durumu bilinmeden tutar yanıltıcı olabilir.
Asgari ücretle çalışmak nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve baba ekonomik güçleri oranında katılmak zorundadır.
Bununla birlikte mahkeme, asgari ücretle çalışan kişinin kira, sağlık ve zorunlu geçim giderlerini de değerlendirir. Ödeme gücünü aşan bir tutara hükmedilmemesi için gerçek gelir ve giderlerin belgelenmesi önemlidir.
İşsizlik her durumda nafaka verilmesini engellemez. Mahkeme işsizliğin geçici mi sürekli mi olduğunu, kişinin yaşını, sağlığını, mesleğini, çalışma gücünü, malvarlığını ve gelir elde etme imkânını inceler.
Çalışabilecek durumda olduğu hâlde gelirini isteyerek azaltan kişi ile ağır hastalığı nedeniyle çalışma gücünü kaybeden kişi aynı şekilde değerlendirilmez. Mevcut nafaka iş kaybıyla kendiliğinden azalmaz; gerekli koşullar varsa azaltma davası açılmalıdır.
Evet. Düzenli kira geliri ödeme gücünün belirlenmesinde dikkate alınabilir. Tapu kayıtları, kira sözleşmesi, vergi kayıtları ve banka hareketleri bu gelirin ispatında kullanılabilir.
Taşınmazın boş olması, başkasına tahsis edilmesi veya üzerinde ciddi gider bulunması hâlinde fiilî gelir durumu ayrıca incelenir. Sadece taşınmaz sahibi olmak ile düzenli kira geliri elde etmek aynı şey değildir.
Düzenli ve süreklilik gösteren prim, ikramiye veya fazla mesai ödemeleri ekonomik güç değerlendirmesine dâhil edilebilir. Tek seferlik veya istisnai ödemeler ise sürekli aylık gelir gibi kabul edilmeyebilir.
En sağlıklı değerlendirme, belirli bir döneme ait bordrolar ve banka ödemeleri üzerinden ortalama gelir yapısının ortaya konulmasıdır.
Kredi borçları değerlendirilebilir; ancak her kredi nafakadan önce gelen zorunlu gider sayılmaz. Kredinin konut, sağlık veya temel ihtiyaç için mi yoksa isteğe bağlı tüketim için mi kullanıldığı önemlidir.
Nafaka davasından hemen önce alınan, gerçek amacı açıklanmayan veya ödeme gücünü görünüşte azaltan krediler mahkemece ayrıca incelenebilir. Kredi sözleşmesi ve düzenli ödeme belgeleri sunulmalıdır.
Yeni evlilik veya yeni çocuk, mevcut nafakayı kendiliğinden azaltmaz. Ancak nafaka borçlusunun bakım yükümlülüklerinde meydana gelen gerçek değişiklik mahkeme tarafından dikkate alınabilir.
Özellikle mevcut çocuğun hakkı ile yeni aile düzenindeki bakım yükümlülükleri arasında denge kurulmalıdır. Azaltma için önemli ve sürekli değişiklik bulunması ve mahkemeden yeni karar alınması gerekir.
Hayır. Velayeti kullanan ebeveynin çalışması, diğer ebeveynin çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Anne ve baba çocuklarının bakım ve eğitim giderlerinden güçleri oranında sorumludur.
Velayeti kullanan ebeveynin geliri, nafaka miktarında dikkate alınır. Ayrıca bu ebeveynin günlük bakım, barınma ve zaman katkısı da değerlendirilir.
Olabilir. Ortak velayet, iştirak nafakasını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Çocuğun hangi ebeveyn yanında ne kadar kaldığı, günlük giderleri kimin karşıladığı ve ebeveynlerin gelirleri incelenir.
Gelir veya bakım süresi arasında belirgin fark varsa ebeveynlerden birinin diğerine çocuk için katkı ödemesine karar verilebilir. Eşit süre paylaşımı da her zaman eşit ekonomik katkı anlamına gelmez.
Özel okul gideri nafaka miktarını artırabilir; fakat otomatik bir sonuç doğurmaz. Çocuğun daha önceki eğitim düzeni, tarafların bu tercihteki ortak iradesi, okulun gerekliliği ve ebeveynlerin ekonomik güçleri birlikte değerlendirilir.
Ekonomik kapasiteyi aşan ve diğer ebeveyne danışılmadan yapılan bir okul tercihinin bütün bedeli her durumda karşı tarafa yüklenmeyebilir.
Bu giderler çocuğun yaşına, eğitim durumuna ve ihtiyaçlarına göre iştirak nafakası hesabında dikkate alınabilir. Fatura, sözleşme veya ödeme dekontuyla belgelenmeleri talebin değerlendirilmesini kolaylaştırır.
Protokolde veya mahkeme kararında bu giderlerin aylık nafakaya dâhil olup olmadığı açıkça belirtilmişse uyuşmazlık azalır. Olağanüstü giderlerin ayrıca paylaşılacağı da kararlaştırılabilir.
Sağlık giderinin niteliğine ve mevcut kararın kapsamına göre ayrıca katkı talebi gündeme gelebilir. Düzenli ilaç ve rutin sağlık harcamaları aylık iştirak nafakası içinde değerlendirilebilirken beklenmeyen ameliyat veya uzun süreli tedavi farklı ele alınabilir.
Taraflar protokolde olağanüstü sağlık giderlerinin nasıl paylaşılacağını açıkça düzenleyebilir. Uyuşmazlık hâlinde çocuğun üstün yararı ve ebeveynlerin ödeme güçleri değerlendirilir.
Hükümde her çocuk için ayrı tutar gösterilmesi daha sağlıklıdır. Çocukların yaşları, eğitimleri, sağlıkları ve ihtiyaçları aynı olmayabilir.
Ayrı tutar belirlenmesi, çocuklardan birinin ergin olması veya ihtiyaçlarında değişiklik meydana gelmesi hâlinde hangi ödemenin devam ettiğinin anlaşılmasını kolaylaştırır.
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Ancak çocuk eğitime devam ediyor ve kendi geçimini sağlayamıyorsa yardım nafakası talep edebilir.
Erginlikten sonraki yardım nafakası, iştirak nafakasının otomatik uzaması değildir. Ergin çocuk kural olarak kendi adına talepte bulunur ve ihtiyaç ile anne-babanın ödeme gücü yeniden değerlendirilir.
Sabit bir tutar yoktur. Eğitim ücreti, barınma, ulaşım, beslenme, burslar, çocuğun kendi geliri ve anne-babanın mali gücü birlikte incelenir.
Çocuğun eğitimini makul ve ciddi biçimde sürdürmesi de önemlidir. Yardım nafakası, ebeveynlerden birini kendi geçimini tehlikeye düşürecek ölçüde yükümlü kılmamalıdır.
Alabilir; ancak çalışmanın sağladığı gelirin yeterli olup olmadığı araştırılır. Düşük, düzensiz veya geçici gelir her zaman yoksulluğu ortadan kaldırmaz.
Düzenli ve yeterli gelir, önemli malvarlığı veya ekonomik bağımsızlık ise yoksulluk nafakası talebinin reddine ya da mevcut nafakanın azaltılması veya kaldırılmasına neden olabilir.
Evet. Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakası bakımından kadın ve erkek ayrımı yapmaz. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan erkek eş de nafaka isteyebilir.
Miktar belirlenirken aynı gelir, ihtiyaç ve ödeme gücü ölçütleri uygulanır. Cinsiyet tek başına nafaka hakkı veya miktarı bakımından belirleyici değildir.
Diğer eşten daha ağır kusurlu bulunan taraf yoksulluk nafakası alamaz. Eşit kusur ise diğer şartlar oluşmuşsa tek başına engel değildir.
Bu kusur şartı tedbir nafakası ve çocuk için iştirak nafakasıyla karıştırılmamalıdır. Çocuğun bakım hakkı, ebeveynler arasındaki boşanma kusuruna bağlı değildir.
Ticaret sicili, vergi, banka, tapu ve araç kayıtları; şirket bağlantıları; düzenli yüksek tutarlı hesap hareketleri ve hukuka uygun şekilde elde edilen yaşam standardı delilleri kullanılabilir.
Tek bir sosyal medya fotoğrafı genellikle yeterli değildir. İddia, süreklilik gösteren ve resmî kayıtlarla desteklenebilen somut emarelere dayanmalıdır.
Paylaşımlar kişinin yaşam standardı veya ticari faaliyeti hakkında yardımcı delil olabilir. Ancak fotoğrafın tarihi, gerçekliği ve harcamanın kime ait olduğu açıklanmalıdır.
Bir arkadaşın aracında çekilen fotoğraf veya tek seferlik tatil, sürekli yüksek gelir bulunduğunu kesin olarak kanıtlamaz. Sosyal medya verileri diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Mahkeme gerekli görür ve talep somutlaştırılırsa ilgili banka kayıtlarının getirtilmesine karar verebilir. Bütün hesapların sınırsız şekilde araştırılması her dosyada otomatik değildir.
Hangi banka, hesap veya işlem döneminin neden önemli olduğu mümkün olduğunca açıklanmalıdır. Özel hayat ve kişisel veri bakımından ölçülülük gözetilir.
Talebin türüne göre değişir. Tedbir nafakasının dava tarihinden itibaren belirlenmesi mümkün olabilir. Artırım kararlarının hangi tarihten sonuç doğuracağı ise davanın niteliği ve hüküm içeriğine göre incelenir.
Dava açılmadan çok önceki dönemler için kendiliğinden yeni nafaka oluşturulmaz. Birikmiş ve ödenmemiş mevcut nafaka taksitleri ise ayrı olarak icra takibine konu edilebilir.
Kanunda iki veya üç yıl bekleme zorunluluğu yoktur. Önemli olan önceki karardan sonra gelirlerde, ihtiyaçlarda veya ekonomik koşullarda dikkate değer değişiklik meydana gelmesidir.
Çok kısa süre içinde açılan davada yeni ve önemli bir değişiklik gösterilemezse talep reddedilebilir. Buna karşılık acil sağlık ihtiyacı veya ciddi gelir değişikliği kısa sürede de dava açılmasını haklı kılabilir.
Kararda veya onaylanan protokolde açık artış hükmü bulunuyorsa belirtilen ölçüt uygulanabilir. Böyle bir hüküm yoksa nafaka yalnızca yıl değiştiği için kendiliğinden artmaz.
Artış maddesinde kullanılacak endeks, ilk artış tarihi ve hesap dönemi açıkça yazılmalıdır. Belirsiz “enflasyon oranı” ifadesi ileride farklı yorumlara yol açabilir.
Yoksulluk nafakasının toptan veya irat biçiminde ödenmesi, kanuni koşullar ve tarafların anlaşması çerçevesinde gündeme gelebilir. Toplu ödemenin hangi hakları sona erdirdiği açıkça yazılmalıdır.
Çocuk nafakası bakımından ise gelecekteki ihtiyaçların değişebilmesi ve çocuğun üstün yararı nedeniyle toplu ödeme düzenlemesi daha dikkatli değerlendirilir.
Mahkeme kararı veya tarafların açık anlaşması bu yöndeyse ödeme belirtilen hesaba yapılabilir. Küçük çocuk adına verilen iştirak nafakası çoğunlukla velayeti kullanan ebeveyne ödenir.
Borçlu, tek taraflı olarak ödeme şeklini değiştirip bunun nafaka borcunu sona erdirdiğini varsaymamalıdır. Ödeme, hükümde gösterilen yöntemle ve açıklamalı şekilde yapılmalıdır.
Kural olarak mahkemece belirlenen aylık nafaka yerine tek taraflı alınan hediyeler veya düzensiz harcamalar geçirilemez. Nafakanın amacı çocuğun sürekli giderlerine düzenli katkı sağlamaktır.
Taraflar belirli bir giderin nafakadan mahsup edileceği konusunda açıkça anlaşmışsa durum farklı değerlendirilebilir. İspat için yazılı kayıt tutulması gerekir.
Hayır. Borçlunun yeniden evlenmesi, eski eşe ödediği yoksulluk nafakasını kendiliğinden sona erdirmez. Yeni evliliğin mali etkileri, koşulları varsa azaltma talebinde değerlendirmeye alınabilir.
Nafaka alan eski eşin yeniden evlenmesi ise dönemsel yoksulluk nafakasının kendiliğinden sona ermesine yol açar.
Nafaka alacaklısının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, Türk Medeni Kanunu uyarınca yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılmasına neden olabilir.
Bunun için birlikte yaşamın niteliği ve sürekliliği ispatlanmalıdır. Aynı evi geçici paylaşmak veya sıradan arkadaşlık, tek başına fiilî evlilik yaşamını kanıtlamaz.
Usulüne uygun icra takibine rağmen nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, koşulları varsa İcra ve İflas Kanunu kapsamında tazyik hapsine yol açabilir.
Bu yaptırım otomatik değildir. Muaccel borç, takip işlemleri ve şikâyet süreleri incelenir. Tazyik hapsi nafaka borcunu ortadan kaldırmaz.
Nafakanın vergi bakımından nasıl değerlendirileceği, ödemenin niteliğine ve güncel vergi mevzuatına bağlıdır. Her nafaka ödemesinin ücretlinin gelir vergisi matrahından otomatik olarak indirileceği varsayılmamalıdır.
Vergisel sonuçlar için ödeme türü, mahkeme kararı ve gelir yapısı üzerinden ayrıca mali değerlendirme yapılmalıdır.
Yoksulluk nafakası tarafın talebine bağlıdır ve hâkim kural olarak talep sınırını aşamaz. Bu nedenle istenen miktarın açık ve gerekçeli biçimde belirtilmesi önemlidir.
Çocukla ilgili tedbirler ve iştirak nafakası ise çocuğun üstün yararı ve kamu düzeniyle bağlantılı özel değerlendirmeler içerir. Talep sonucu ve mahkemenin resen koruma yetkisi nafaka türüne göre ayrılmalıdır.

Avukat Görüşü

Nafaka dosyalarında miktarı belirleyen en önemli unsur, gelir ve gider iddialarının karşılaştırılabilir ve denetlenebilir biçimde sunulmasıdır. Sadece yüksek bir tutar istemek veya karşı tarafın gelirinin düşük olduğunu söylemek yeterli değildir. Hangi giderin neden zorunlu olduğu, çocuğun ihtiyaçlarının nasıl değiştiği ve tarafların gerçek ekonomik gücünün hangi belgelerle anlaşılabileceği gösterilmelidir.

Uygulamada bordroda görünen gelir ile fiilî yaşam standardı arasındaki fark, çocuk giderlerinin aylıklaştırılmaması, eş ve çocuk nafakasının birbirine karıştırılması ve artış maddesinin belirsiz yazılması sık uyuşmazlık yaratmaktadır. Yoksulluk nafakası bakımından kusur ve süre; iştirak nafakasında ise çocuğun üstün yararı ile her iki ebeveynin katkısı ayrı değerlendirilmelidir.

Her nafaka dosyası kendi olayları, tarafların güncel ekonomik durumu, çocukların ihtiyaçları ve mevcut belgeler üzerinden incelenmelidir. Başka bir dosyada hükmedilen rakam, tek başına somut dosyada ne kadar nafaka verileceğini göstermez.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut olay hakkında hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, parasal kanun yolu sınırları ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Nafaka talebi veya savunması, dosyanın güncel belgeleri ve tarafların gerçek ekonomik koşulları incelenerek değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 21.08.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top