Çocuk teslimine muhalefet suçu, velayet veya çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda verilen mahkeme kararlarının uygulanmasının engellenmesi hâlinde gündeme gelen hukuki yaptırımı ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Uygulamada çocuk teslimine muhalefet suçu; “çocuğu göstermeme”, “çocuğu teslim etmeme”, “kişisel ilişki kararına uymama” veya “çocuk teslim emrine aykırılık” şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Boşanma davası devam ederken veya boşanma kararından sonra velayeti kendisine bırakılan anne ya da baba, çocuğun diğer ebeveynle görüşmesini keyfî biçimde engelleyemez. Aynı şekilde kişisel ilişki kurmak üzere çocuğu teslim alan ebeveyn de mahkeme kararında belirtilen sürenin sonunda çocuğu geri getirmekle yükümlüdür.
Bununla birlikte güncel mevzuat bakımından “çocuk teslimine muhalefet suçu” ifadesi teknik olarak tam anlamıyla bir ceza hukuku suçunu karşılamamaktadır. 7343 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerden sonra çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanması icra müdürlüklerinden alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine bırakılmıştır. Karara veya teslim emrine aykırı davranılması hâlinde uygulanacak yaptırım ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesinde disiplin hapsi olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle halk arasında ve internet aramalarında “çocuk teslimine muhalefet suçu” ifadesi kullanılmaya devam edilse de güncel hukuki düzenlemenin esasını, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet oluşturmaktadır.
Yazının Özeti
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Nedir?
Çocuk teslimine muhalefet suçu olarak bilinen fiil; çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin bir mahkeme kararının uygulanması amacıyla düzenlenen teslim emrine aykırı hareket edilmesi ya da emrin yerine getirilmesinin engellenmesidir.
Bu yaptırımın gündeme gelebilmesi için öncelikle çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması hakkında verilmiş bir mahkeme kararı bulunmalıdır. Yalnızca anne veya babanın çocuğu görmek istemesi, diğer tarafın ise buna izin vermemesi tek başına Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesinde düzenlenen disiplin hapsinin uygulanması için yeterli değildir.
Mahkeme kararının uygulanması amacıyla yetkili müdürlüğe başvurulması ve yükümlü tarafa usulüne uygun bir teslim emri gönderilmesi gerekir. Teslim emrinin gereğinin yerine getirilmemesi veya uygulanmasının engellenmesi hâlinde hak sahibi, kanunda belirtilen süre içerisinde aile mahkemesine şikâyette bulunabilir.
Çocuk teslimine muhalefet kapsamında üç temel durumla karşılaşılmaktadır:
- Çocuğun velayet hakkı sahibine teslim edilmemesi,
- Çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişki kurmasının engellenmesi,
- Kişisel ilişki amacıyla teslim alınan çocuğun kararda belirtilen sürenin sonunda geri getirilmemesi.
Bu durumlar birbirine benzese de uygulanacak disiplin hapsinin süresi ve hukuki şartları bakımından farklı hükümlere tabidir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Kapsamında Çocuğu Göstermemek Suç mudur?
Çocuğu göstermeme davranışının yaptırıma bağlanabilmesi için kişisel ilişki kurulmasına ilişkin uygulanabilir bir mahkeme kararının bulunması gerekir. Anne veya baba arasında yalnızca sözlü olarak kararlaştırılan görüşme düzenine uyulmaması, doğrudan çocuk teslimine muhalefet nedeniyle disiplin hapsi uygulanmasını sağlamaz.
Örneğin boşanmış eşler kendi aralarında çocuğun her cumartesi günü babayla görüşeceğini kararlaştırmış ancak mahkeme kararında böyle bir kişisel ilişki düzenine yer verilmemişse, yalnızca sözlü anlaşmaya aykırılık nedeniyle Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesi uygulanamaz.
Buna karşılık aile mahkemesi tarafından çocuğun belirli gün ve saatlerde velayeti kendisine verilmeyen ebeveynle görüşmesine karar verilmişse, velayet sahibi taraf bu görüşmenin gerçekleşmesini sağlamakla yükümlüdür. Çocuğun teslim edilmemesi, belirtilen teslim mekânına getirilmemesi veya görüşmenin başka yollarla engellenmesi hâlinde kişisel ilişki kararına muhalefet gündeme gelebilir.
Her çocuk göstermeme iddiası otomatik olarak yaptırım uygulanmasını gerektirmez. Teslim emrinin usulüne uygun biçimde düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olması, görüşme tarihinin mahkeme kararına uygun bulunması ve yükümlünün emre aykırı davranmış olması gerekir.
Ayrıca somut olayda çocuğun hastalığı, güvenliği, mücbir sebep niteliğindeki olaylar veya kararın uygulanmasını fiilen imkânsız hâle getiren başka koşullar bulunabilir. Bu tür durumlar aile mahkemesi tarafından olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Çocuk Teslimi ile Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Arasındaki Fark
Çocuk teslimi ile çocukla kişisel ilişki kurulması aynı hukuki işlem değildir.
Çocuk teslimi, çocuğun velayet veya geçici velayet hakkı kendisine verilen kişiye sürekli şekilde teslim edilmesini ifade eder. Örneğin boşanma davası sırasında çocuğun geçici velayetinin anneye verilmesine rağmen çocuğun baba tarafından anneye teslim edilmemesi çocuk teslimine ilişkin kararın uygulanması kapsamında değerlendirilir.
Çocukla kişisel ilişki kurulması ise velayet hakkı kendisine verilmeyen anne veya babanın, mahkemece belirlenen gün ve saatlerde çocukla görüşmesini ifade eder. Burada velayet değişmemekte ve çocuk sürekli olarak diğer ebeveyne teslim edilmemektedir. Çocuk yalnızca kişisel ilişki süresince hak sahibi ebeveynle vakit geçirmekte, sürenin sonunda yeniden velayet sahibine teslim edilmektedir.
Bu ayrım uygulanacak yaptırım bakımından önemlidir. Çocuk teslimine ilişkin teslim emrine aykırılık hâlinde üç aya kadar disiplin hapsi uygulanabilir. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emrine aykırılık hâlinde ise üç günden on güne kadar disiplin hapsi öngörülmüştür.
Kişisel ilişki kurulması için kendisine teslim edilen çocuğu mahkeme kararında belirtilen sürenin sonunda belirlenen yere geri getirmeyen hak sahibi hakkında da üç aya kadar disiplin hapsine karar verilebilir.
Dolayısıyla yalnızca velayet sahibi anne veya babanın çocuğu göstermemesi değil, çocuğu görüşme amacıyla teslim alan tarafın süresi içinde geri getirmemesi de yaptırım gerektirebilir.
Çocuk Teslimi Artık İcra Dairesi Aracılığıyla mı Yapılır?
7343 sayılı Kanun’dan önce çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararları icra müdürlükleri aracılığıyla uygulanmaktaydı. Bu sistemde çocuk teslimi işlemleri icra dosyası üzerinden gerçekleştirilmekte ve işlemler sırasında çeşitli harç ve masraflar ortaya çıkmaktaydı.
Yeni düzenlemeyle birlikte çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredilmiştir. Bu müdürlüklerin bulunmadığı yerlerde işlemler Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.
İşlemlerin icra daireleri yerine uzmanların görev aldığı müdürlükler tarafından yerine getirilmesinin temel amacı, çocuğun bir icra işleminin konusu hâline gelmesini önlemek ve teslim sürecinde ikincil örselenme riskini azaltmaktır. Teslim işlemleri, çocuğun üstün yararı gözetilerek belirlenen çocuk görüşme merkezlerinde veya uygun teslim mekânlarında gerçekleştirilmektedir.
Yeni sistem kapsamında başvurular harçtan istisnadır. Avukatlık ücreti dışında işlemlerin yürütülmesi için gereken masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır. Böylece çocuğuyla kişisel ilişki kurmak isteyen hak sahibinin her görüşme için icra masrafı ödemesi uygulamasına son verilmiştir.
Ancak işlemlerin icra dairesinden alınmış olması, mahkeme kararına uymamanın yaptırımsız kaldığı anlamına gelmez. Teslim emrine aykırı hareket edilmesi veya emrin uygulanmasının engellenmesi hâlinde Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesi uyarınca aile mahkemesine şikâyette bulunulabilir.
Çocuk Teslimi veya Çocukla Kişisel İlişki İçin Nereye Başvurulur?
Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararının taraflardan biri tarafından kendiliğinden yerine getirilmemesi hâlinde, hak sahibi doğrudan icra müdürlüğüne değil, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurmalıdır. Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün bulunmadığı yerlerde başvuru, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğüne yapılır.
Görevli müdürlük kural olarak çocuğun yerleşim yerindeki müdürlüktür. Bununla birlikte çocuğun fiilen başka bir yerde bulunduğu veya teslim işleminin başka bir yerde gerçekleştirilmesinin gerektiği durumlarda müdürlükler arasında gerekli koordinasyon sağlanabilir.
Başvuru yapılabilmesi için çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda aile mahkemesi tarafından verilmiş bir ilam ya da tedbir kararı bulunmalıdır. Kesinleşmiş boşanma kararı yanında, boşanma davası devam ederken verilen geçici velayet ve kişisel ilişki tedbirleri de bu yolla uygulanabilir.
Dolayısıyla çocuğun gösterilmemesi nedeniyle başvuruda bulunabilmek için boşanma davasının sonuçlanmasını beklemek zorunlu değildir. Devam eden boşanma davasında kişisel ilişki kurulmasına yönelik ara karar verilmişse bu karar da uygulanabilir niteliktedir.
Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen yeni sistemde çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin aile mahkemesi kararları, çocuk görüşme merkezlerinde ve uzmanların katılımıyla yerine getirilmektedir.
Çocuk Teslimi Başvurusu İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?
Başvuruda bulunan kişinin öncelikle çocuk teslimine veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararını ibraz etmesi gerekir. Başvurunun niteliğine göre aşağıdaki bilgi ve belgeler talep edilebilir:
- Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararı,
- Kararın uygulanabilir olduğunu gösteren gerekli bilgiler,
- Başvurucunun kimlik bilgileri,
- Çocuğun kimlik ve adres bilgileri,
- Çocuğu teslim etmekle yükümlü kişinin bilinen adresi ve iletişim bilgileri,
- Başvurucunun telefon numarası ve diğer iletişim bilgileri,
- Başvuru avukat aracılığıyla yapılıyorsa vekâletname,
- Somut olayın gerektirdiği diğer bilgi ve belgeler.
Başvuru sırasında hak sahibiyle hangi iletişim vasıtası üzerinden irtibat kurulacağı da belirlenir. Müdürlük, görüşme veya teslim tarihleri hakkında başvurucuyu bildirilen iletişim bilgileri üzerinden haberdar eder.
Mahkeme kararının UYAP sistemi üzerinden görülmesi mümkün olsa bile başvurucunun kararın bir örneğini yanında bulundurması işlemlerin daha hızlı yürütülmesini sağlayabilir. Özellikle kararın başka bir mahkemeden verilmiş olması, karar içeriğinde sonradan değişiklik yapılması veya kişisel ilişki takviminin birden fazla kararla düzenlenmesi hâlinde güncel kararların eksiksiz sunulması önemlidir.
Çocuk Teslimi Başvurusu Nasıl Yapılır?
Çocuğun rıza ile teslim edilmemesi veya kişisel ilişki kararının uygulanmaması üzerine hak sahibi, görevli müdürlüğe başvurur. Müdürlük öncelikle yükümlü kişiyle telefon, mesaj veya uygun başka bir iletişim aracıyla irtibat kurmaya çalışır.
Yükümlü kişiye mahkeme kararının içeriği, çocuğun teslim edilmesi gereken tarih ve saat ile belirlenen teslim mekânı bildirilir. Çocuğun teslim mekânına getirilmesi ve mahkeme kararına uygun davranılması istenir.
Bu ilk aşamada amaç, doğrudan yaptırım uygulamak değil, mahkeme kararının tarafların rızasıyla ve çocuğu örselemeden yerine getirilmesini sağlamaktır. Taraflara yaşanan uyuşmazlığın çocuk üzerindeki olumsuz etkileri açıklanabilir ve teslim sürecinin nasıl yürütüleceği konusunda rehberlik yapılabilir.
Yükümlü kişi yapılan bildirim üzerine çocuğu belirtilen yer ve zamanda getirirse teslim işlemi uzman veya görevlendirilen öğretmen eşliğinde gerçekleştirilir. Böylece ayrıca teslim emri tebliğine veya disiplin hapsi şikâyetine ihtiyaç kalmadan mahkeme kararı uygulanmış olur.
Yükümlüye ulaşılamaması veya yapılan bildirime rağmen çocuğun teslim edilmemesi hâlinde ise kanunda düzenlenen teslim emri hazırlanarak yükümlüye tebliğ edilir.
Teslim Emri Nedir?
Teslim emri, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararının yerine getirilmesi amacıyla müdürlük tarafından düzenlenen resmî bildirimdir.
Teslim emrinde genel olarak şu hususlara yer verilir:
- Çocuğun hangi gün ve saatte teslim mekânına getirilmesi gerektiği,
- Çocuğun teslim edilmesine engel oluşturabilecek haklı bir mazeretin bulunması hâlinde bunun derhâl müdürlüğe bildirilmesi gerektiği,
- Kişisel ilişki kurulması yönündeki kararların sonraki görüşme tarihlerinde de yerine getirilmesi gerektiği,
- Yerleşim yeri veya iletişim bilgilerindeki değişikliklerin müdürlüğe bildirilmesi gerektiği,
- Emrin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde disiplin hapsi uygulanabileceği,
- Müdürlük işlemlerine karşı aile mahkemesine şikâyette bulunulabileceği.
Teslim emrinin usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi, çocuk teslimine muhalefet suçu nedeniyle disiplin hapsi uygulanmasının temel şartlarından biridir. Yükümlünün mahkeme kararından haberdar olması tek başına yeterli kabul edilmez. Disiplin hapsine karar verilebilmesi için kanunda öngörülen müdürlük sürecinin işletilmesi ve teslim emrinin hukuken geçerli biçimde tebliğ edilmiş olması gerekir.
Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emri yalnızca ilk görüşme tarihi bakımından sonuç doğurmaz. Teslim emrinin tebliğinden sonra yükümlü, mahkeme kararında belirtilen sonraki görüşme tarihlerinde de çocuğu teslim mekânına getirmekle yükümlüdür. Her kişisel ilişki tarihi için yeniden teslim emri çıkarılması gerekmez.
Bu nedenle velayet sahibi anne veya babanın, ilk teslim işleminden sonra müdürlüğün takibinin sona erdiğini düşünerek sonraki görüşmeleri engellemesi hukuken doğru değildir. Karar ve teslim emri geçerliliğini koruduğu sürece kişisel ilişki takvimine uygun davranılmalıdır.
Çocuk Nerede Teslim Edilir?
Teslim işlemleri kural olarak müdürlük tarafından belirlenen çocuk teslim mekânlarında gerçekleştirilir. Bu yerler uygulamada çocuk görüşme merkezi olarak adlandırılmaktadır.
Çocuk görüşme merkezlerinin amacı, çocuğun adliye koridorunda, icra dairesinde, polis merkezinde veya tarafların çatışma yaşayabileceği bir ortamda teslim edilmesini önlemektir. Teslim mekânlarının çocukların yaş ve gelişim düzeylerine uygun, güvenli ve mümkün olduğunca rahat bir ortam sağlayacak şekilde düzenlenmesi öngörülmüştür.
Teslim işlemleri psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci veya görevlendirilen öğretmen gibi uzmanların katılımıyla yerine getirilebilir. Süreçte çocuğun üstün yararı, güvenliği, eğitim düzeni ve psikolojik durumu dikkate alınır.
Taraflar istemedikçe ve çocuğun üstün yararı gerektirmedikçe anne ve baba yüz yüze getirilmemeye çalışılır. Böylece çocuğun teslim sırasında tartışmaya, hakarete, tehdide veya ebeveynler arasındaki başka bir çatışmaya tanık olması önlenir. Adalet Bakanlığının açıkladığı uygulama esaslarında da işlemlerin çocuk dostu mekânlarda, uzman desteğiyle ve mümkün olduğunca rızaya dayalı şekilde yürütülmesi benimsenmiştir.
Çocuk Tesliminde Polis veya Jandarma Görev Alabilir mi?
Çocuk teslimi işlemlerinin esas sorumluluğu adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne aittir. Ancak teslim işleminin güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesi için gerekli görülmesi hâlinde kolluk desteği istenebilir.
Yükümlünün çocuğu teslim etmeyeceğini açıkça belirtmesi, teslim sırasında şiddet veya tehdit ihtimalinin bulunması, taraflar arasında daha önce ciddi olaylar yaşanmış olması ya da çocuğun güvenliğinin risk altında bulunması hâlinde polis veya jandarma görevlendirilebilir.
Kolluk görevlilerinin sürece katılması, çocuğun zor kullanılarak bir eşya gibi teslim edileceği anlamına gelmez. Yeni sistemin temel amacı, icra hukukundaki zorlayıcı teslim görüntüsünden uzaklaşmak ve işlemi çocuğun psikolojik bütünlüğünü koruyacak biçimde gerçekleştirmektir.
Bununla birlikte yükümlünün kapıyı açmaması, çocuğu saklaması, teslim mekânına getirmemesi veya uzmanların işlemi gerçekleştirmesini engellemesi hâlinde bu davranışlar tutanak altına alınabilir. Düzenlenen tutanaklar daha sonra yapılacak disiplin hapsi şikâyetinde delil olarak değerlendirilebilir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Kararına İtiraz Edilebilir mi?
Çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emrine muhalefet nedeniyle aile mahkemesi tarafından verilen disiplin hapsi kararına karşı itiraz edilebilir.
İtiraz süresi, kararın ilgili kişiye tebliğinden itibaren iki haftadır. İtiraz, disiplin hapsi kararını veren aile mahkemesine sunulacak bir dilekçeyle yapılır. Kararı veren mahkeme, dosyayı itirazı incelemeye yetkili mahkemeye gönderir.
İtirazı inceleyecek mahkeme şu şekilde belirlenir:
- Aynı yerde birden fazla aile mahkemesi bulunuyorsa numara olarak kararı veren mahkemeyi izleyen aile mahkemesi,
- Kararı son numaralı aile mahkemesi vermişse birinci aile mahkemesi,
- Aynı yerde yalnızca bir aile mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesi,
- Aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkimi aynı kişiyse en yakın yerdeki aile mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesi itirazı inceler.
İtiraz mercii, incelemesini bir hafta içinde tamamlayarak karar verir. İtirazın yerinde görülmesi hâlinde yalnızca disiplin hapsi kararı kaldırılmaz; itiraz mercii işin esası hakkında da karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesi uyarınca verilen disiplin hapsi kararları bakımından da aynı itiraz usulü uygulanır.
İtiraz dilekçesinde yalnızca kararın ağır olduğu ileri sürülmemeli; teslim emrinin usulsüz tebliğ edilmesi, şikâyetin süresinde yapılmaması, olay tarihinde haklı mazeret bulunması, teslimin fiilen gerçekleştirilmesi, müdürlük tutanağının gerçeği yansıtmaması veya aykırılığın iradi olmaması gibi somut hukuki nedenler açıklanmalıdır.
Müdürlük İşlemine Şikâyet ile Disiplin Hapsi Şikâyeti Aynı mıdır?
Çocuk teslimi sürecinde iki farklı şikâyet yolu bulunmaktadır. Bu yolların süreleri ve konuları birbirinden farklıdır.
Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün yaptığı bir işleme veya verdiği karara karşı şikâyet süresi, işlemin öğrenildiği veya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir haftadır. Örneğin teslim emrinin haksız düzenlendiği, teslim tarihinin mahkeme kararına aykırı belirlendiği veya müdürlüğün görev alanını aşan bir işlem yaptığı düşünülüyorsa bu şikâyet yolu kullanılabilir.
Buna karşılık teslim emrine aykırı davranan kişi hakkında disiplin hapsi uygulanması için yapılacak şikâyetin süresi bir aydır.
Bu nedenle bir haftalık şikâyet süresi ile bir aylık disiplin hapsi şikâyet süresi karıştırılmamalıdır:
- Müdürlük işlemi veya kararına karşı şikâyet: Öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta,
- Teslim emrine muhalefet nedeniyle disiplin hapsi şikâyeti: İhlalin gerçekleşmesinden itibaren bir ay,
- Aile mahkemesinin şikâyet üzerine verdiği karara itiraz: Kararın tebliğinden itibaren iki hafta.
Müdürlük işlemlerine karşı yapılan şikâyet, işlemi kendiliğinden durdurmaz. Ancak aile mahkemesi gerekli görürse şikâyet konusu işlemin yerine getirilmesini durdurabilir.
Şikâyetten Vazgeçilirse Disiplin Hapsi Kalkar mı?
Çocuk teslimine muhalefet suçu nedeniyle yapılan şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde dava ve disiplin hapsi bütün sonuçlarıyla birlikte düşer. Şikâyetten vazgeçme, karar kesinleşmeden önce gerçekleşebileceği gibi disiplin hapsi kararının kesinleşmesinden sonra da sonuç doğurabilir.
Kanun ayrıca çocuk teslimine ilişkin teslim emrine aykırılık ile kişisel ilişki sonunda çocuğun geri getirilmemesi bakımından özel bir düzenleme içermektedir. Bu durumlarda çocuğun velayet hakkı sahibine teslim edilmesi hâlinde, şikâyetten vazgeçilmese bile dava ve disiplin hapsi bütün sonuçlarıyla birlikte düşer.
Ancak çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi nedeniyle verilen üç günden on güne kadar disiplin hapsi bakımından, çocuğun sonraki bir tarihte gösterilmesi tek başına cezanın düşmesini sağlamaz. Bu ihtimalde cezanın düşmesi için şikâyetçinin şikâyetinden vazgeçmesi gerekir.
Dolayısıyla sonraki tarihte mahkeme kararına uyulması, her çocuk teslimine muhalefet türünde aynı hukuki sonucu meydana getirmez. Hangi fıkra kapsamında şikâyette bulunulduğunun ve disiplin hapsinin hangi fiil nedeniyle verildiğinin belirlenmesi gerekir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçunda Disiplin Hapsi Ne Zaman İnfaz Edilir?
Aile mahkemesinin verdiği disiplin hapsi kararı kesinleşmeden infaz edilemez. Kararın ilgili kişiye tebliğ edilmesi ve itiraz süresinin kullanılmadan geçirilmesi ya da yapılan itirazın kesin olarak reddedilmesi gerekir.
Karar kesinleştikten sonra Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilir. Disiplin hapsi kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmesi hâlinde karar artık yerine getirilemez.
Bu iki yıllık süre, şikâyetin veya ihlalin gerçekleştiği tarihten değil, disiplin hapsi kararının kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanır. Şikâyetten vazgeçilmesi veya kanunda belirtilen hâllerde çocuğun velayet sahibine teslim edilmesi ise kesinleşmiş disiplin hapsinin de düşmesine neden olabilir.
Çocuğun Teslim Edilmemesinde Haklı Mazeret Nedir?
Çocuğu teslim etmekle yükümlü kişinin mahkeme kararına uymasını gerçekten engelleyen ve kendi iradesi dışında gelişen durumlar haklı mazeret olarak değerlendirilebilir. Ancak her mazeret beyanı, teslim yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Çocuğun ciddi biçimde hastalanması, hastanede tedavi görmesi, kaza, doğal afet, ulaşımı fiilen imkânsızlaştıran olağanüstü durumlar veya benzeri nedenler somut olayın şartlarına göre haklı mazeret oluşturabilir.
Buna karşılık aşağıdaki gerekçeler kural olarak tek başına haklı mazeret sayılmaz:
- Çocuğun başka bir programının bulunduğunun ileri sürülmesi,
- Taraflar arasında kişisel bir anlaşmazlık yaşanması,
- Nafaka borcunun ödenmemesi,
- Diğer ebeveynin yaşam tarzının beğenilmemesi,
- Mahkeme kararının doğru bulunmaması,
- Görüşme gününün yükümlü ebeveyn bakımından uygun olmadığının son anda bildirilmesi,
- Çocuğun teslim saatinde hazır edilmemesi,
- Hak sahibi ebeveynle iletişim kurulmak istenmemesi.
Yükümlü, haklı bir mazereti bulunması hâlinde teslim gününü beklemeden müdürlüğe bildirimde bulunmalı ve varsa hastane kaydı, sağlık raporu, ulaşım iptali veya mazereti gösteren diğer belgeleri sunmalıdır.
Haklı mazeretin kabul edilmesi, kişisel ilişki kararının tamamen uygulanmaması anlamına gelmez. Müdürlük, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğu bulunduğu yerden alıp hak sahibine teslim edebilir. Bu nedenle yükümlünün yalnızca teslim mekânına gelememesi, çocuğun hak sahibiyle görüşmesini engelleme hakkı vermez.
Nafaka Ödenmemesi Nedeniyle Çocuk Gösterilmeyebilir mi?
Nafaka yükümlülüğü ile çocukla kişisel ilişki kurulması birbirinden bağımsız hukuki konulardır. Nafakanın ödenmemesi, velayet sahibi anne veya babaya çocuğu göstermeme hakkı vermez.
Nafaka ödenmiyorsa alacaklı taraf icra takibi başlatabilir, şartları oluşmuşsa nafaka yükümlülüğünün ihlali nedeniyle şikâyette bulunabilir veya birikmiş nafaka alacağının tahsili için diğer hukuki yollara başvurabilir. Ancak nafaka borcunun çocuğun diğer ebeveynle görüşmesini engellemek için kullanılması çocuğun üstün yararıyla bağdaşmaz.
Aynı şekilde kişisel ilişki kararının uygulanmaması da nafaka borçlusuna nafaka ödememe hakkı vermez. Her iki yükümlülüğün ihlali kendi hukuki sonuçlarına tabidir.
Çocuk Diğer Ebeveynle Görüşmek İstemezse Ne Olur?
Çocuğun diğer ebeveynle görüşmek istemediğini söylemesi, mahkeme kararının velayet sahibi tarafından tek taraflı olarak uygulanmaması için otomatik bir gerekçe oluşturmaz. Ancak çocuğun görüşü de tamamen göz ardı edilemez.
Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, görüşünü serbestçe oluşturup oluşturamadığı, görüşmeyi neden reddettiği ve ebeveynlerden biri tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir.
Çocuk görüşmeyi reddederse uzman veya öğretmen öncelikle çocukla, hak sahibiyle ve yükümlüyle ayrı ayrı görüşmeler yapar. Bu görüşmelere rağmen çocuk kişisel ilişkiyi kabul etmezse durum ve gerekçeleri ayrıntılı şekilde tutanağa bağlanır.
Daha sonra çocuğun görüşmeyi reddetmesine yol açan sorunların belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla bir plan hazırlanır. En geç bir sonraki kişisel ilişki tarihine kadar ve on beş günü aşmamak üzere çocuk ve taraflarla görüşmeler gerçekleştirilir. Uzman tarafından gerekli mesleki müdahaleler yapılır ve ihtiyaç hâlinde değerlendirme raporu hazırlanır.
Bu düzenleme nedeniyle velayet sahibi ebeveynin yalnızca “çocuk gitmek istemiyor” şeklindeki beyanı yeterli değildir. Velayet sahibi, çocuğu görüşmeye hazırlamak, teslim mekânına getirmek ve uzmanlarla iş birliği yapmakla yükümlüdür.
Bununla birlikte çocuğun görüşmeyi reddetmesinin ciddi ve haklı sebeplere dayandığı, kişisel ilişkinin çocuğun fiziksel veya psikolojik güvenliğini tehlikeye soktuğu düşünülüyorsa mevcut kararın fiilen yok sayılması yerine aile mahkemesinden kişisel ilişkinin değiştirilmesi, sınırlandırılması, uzman refakatinde gerçekleştirilmesi veya kaldırılması talep edilmelidir.
Danışmanlık Tedbiri Uygulanabilir mi?
Çocukla kişisel ilişki kurulması sürecinde çocuk, hak sahibi veya yükümlünün danışmanlık hizmetine ihtiyaç duyduğu tespit edilirse aile mahkemesi tarafından danışmanlık tedbirine karar verilebilir.
Özellikle ebeveynler arasındaki yoğun çatışmanın çocuğa yansıtılması, çocuğun diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi, teslim süreçlerinin sürekli tartışmaya dönüşmesi veya çocuğun görüşmeyi sürekli reddetmesi hâlinde uzman çalışması gerekli görülebilir.
Yönetmeliğe göre yükümlünün teslim emrine ilk kez aykırı hareket etmesi hâlinde müdürlük, aile mahkemesinden yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını talep eder. Danışmanlık tedbiri disiplin hapsinden farklıdır. Bu tedbirin amacı cezalandırmak değil, ebeveynlerin sorumluluklarını anlamalarını ve kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun biçimde yürütülmesini sağlamaktır.
6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Tedbir Kararı Çocuk Teslimini Engeller mi?
Taraflardan biri hakkında 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, yaklaşmama veya gizlilik kararı bulunması, çocukla kişisel ilişki kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemleri, yürürlükteki tedbir kararları dikkate alınarak gerçekleştirilir. Tarafların yüz yüze gelmemesi sağlanabilir, farklı giriş ve çıkış saatleri belirlenebilir, teslim uzman aracılığıyla yapılabilir ve gizli tutulmasına karar verilen adres veya iletişim bilgileri korunabilir.
Ancak tedbir kararında çocukla kişisel ilişkiyi doğrudan sınırlayan veya engelleyen özel bir hüküm bulunuyorsa bu hükme uyulmalıdır. Şiddet riski nedeniyle kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararına aykırı hâle geldiği düşünülüyorsa ilgili aile mahkemesinden kişisel ilişki kararının yeniden düzenlenmesi talep edilmelidir.
Kişisel İlişki Günleri Taraflardan Biri Tarafından Değiştirilebilir mi?
Mahkeme kararında belirlenen kişisel ilişki gün ve saatleri taraflardan biri tarafından tek taraflı olarak değiştirilemez. Taraflar karşılıklı anlaşarak somut bir görüşme tarihini farklı şekilde uygulayabilir. Ancak bu anlaşma mümkün olduğunca yazılı biçimde kayıt altına alınmalıdır.
Tarafların sürekli olarak farklı bir görüşme takvimi uygulamak istemesi hâlinde aile mahkemesinden kişisel ilişki kararının değiştirilmesi talep edilmesi daha güvenli olacaktır.
Velayet sahibi taraf, çocuğun okul programı veya kendi çalışma düzeni nedeniyle mahkeme kararındaki günleri sürekli değiştiremez. Hak sahibi taraf da mahkeme kararında bulunmayan günlerde çocuğun teslim edilmesini zorunlu tutamaz.
Kişisel ilişki kararının güncel koşullara uygun olmadığı düşünülüyorsa çözüm, karara uymamak değil, aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini istemektir.
Çocuğu Göstermemek Velayetin Değiştirilmesine Neden Olur mu?
Velayet sahibi anne veya babanın çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararını sürekli ve haklı bir neden olmaksızın yerine getirmemesi, yalnızca disiplin hapsi yaptırımına yol açabilecek bir davranış değildir. Bu durum aynı zamanda velayet görevinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesine ve koşulları oluştuğunda velayetin değiştirilmesine neden olabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesine göre velayet kendisine bırakılan anne veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Mahkeme tarafından kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar verilirken bu ihtarın taraflara bildirilmesi gerekir.
Bununla birlikte çocuğun bir veya birkaç kez teslim edilmemesi, velayetin kendiliğinden diğer ebeveyne geçmesi anlamına gelmez. Velayetin değiştirilmesine karar verilebilmesi için mevcut velayet düzeninin çocuğun üstün yararına aykırı hâle geldiğinin somut olayın koşulları içerisinde belirlenmesi gerekir.
Mahkeme bu değerlendirmeyi yaparken kişisel ilişkinin kaç kez engellendiğini, engellemenin süreklilik taşıyıp taşımadığını, velayet sahibinin çocuğu diğer ebeveyne karşı yönlendirip yönlendirmediğini, müdürlük tutanaklarını, uzman raporlarını, disiplin hapsi kararlarını ve çocuğun diğer ebeveynle ilişkisinin zarar görüp görmediğini inceler.
Yargıtay uygulamasında da velayet düzenlemelerinde belirleyici ölçüt anne ve babanın kişisel talepleri değil, çocuğun üstün yararıdır. Diğer ebeveynle ilişkinin sistematik biçimde engellenmesi velayet değerlendirmesinde önem taşısa da her olay, çocuğun yaşı, yerleşik düzeni, eğitim hayatı, ebeveynlerle ilişkisi ve uzman görüşleriyle birlikte ele alınmalıdır.
Tekrarlanan Çocuk Göstermeme Olaylarında Her Defasında Şikâyet Edilebilir mi?
Kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emrinin tebliğ edilmesinden sonra mahkeme kararında yer alan her görüşme tarihine uyulması gerekir. Yükümlünün farklı tarihlerde çocuğu teslim etmemesi hâlinde her teslim etmeme olayı ayrı bir ihlal oluşturabilir.
Bu nedenle bir ay içerisinde birden fazla kişisel ilişki tarihinin engellenmesi hâlinde, olayların tamamı tarihleri ve müdürlük tutanakları belirtilerek aynı şikâyet dilekçesine konu edilebilir. Daha sonraki tarihlerde yeni ihlaller gerçekleşirse bu fiiller bakımından ayrıca şikâyette bulunulması mümkündür.
Her ihlal bakımından bir aylık şikâyet süresi ayrı ayrı dikkate alınmalıdır. Önceki bir ihlale ilişkin şikâyet süresinin geçmiş olması, daha sonraki teslim etmeme olaylarına karşı başvuruda bulunulmasına engel olmaz.
Tekrarlanan aykırılıklar yalnızca verilecek disiplin hapsinin değerlendirilmesinde değil, danışmanlık tedbiri uygulanmasında, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesinde ve velayetin değiştirilmesi davasında da önem taşıyabilir. Bu nedenle her olayın resmî şekilde tutanağa bağlanması ve tarih sırasına göre saklanması gerekir.
Çocuğu Görme Hakkı Bulunan Ebeveyn Teslim Almaya Gelmezse Ne Olur?
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin karar, yalnızca velayet sahibi tarafa yükümlülük getirmez. Çocukla görüşme hakkı bulunan tarafın da müdürlükle iletişim kurması ve çocuğu belirlenen zamanda teslim alması gerekir.
Teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde hak sahibi, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe bildirmelidir. Hak sahibinin bildirimde bulunmasına rağmen haklı bir mazereti olmaksızın art arda iki kez veya bir yıl içinde üç kez çocuğu teslim almaya gelmemesi hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verilebilir.
Bu düzenleme, kişisel ilişki hakkının velayet sahibi üzerinde baskı kurmak veya teslim sürecini gereksiz yere işletmek amacıyla kullanılmasını önlemektedir. Velayet sahibi ebeveyn çocuğu görüşmeye hazırlayıp teslim mekânına getirdiği hâlde hak sahibinin sürekli olarak gelmemesi, çocuk üzerinde hayal kırıklığına ve psikolojik zarara neden olabilir.
Dosyanın işlemden kaldırılması, mahkemenin kişisel ilişki kararını ortadan kaldırmaz. Ancak müdürlük tarafından düzenlenen teslim emri hükümsüz hâle gelir. Mahkeme kararının yeniden müdürlük aracılığıyla uygulanması isteniyorsa yeniden başvuru yapılması ve gerekli işlemlerin başlatılması gerekir.
Çocuğun veya Tarafların Adresi Değişirse Ne Yapılmalıdır?
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kurulması süreci devam ederken çocuğun, yükümlünün veya hak sahibinin adres ve iletişim bilgilerinde değişiklik olması hâlinde bu değişiklik müdürlüğe bildirilmelidir.
Velayet sahibi tarafın çocuğun adresini diğer ebeveynden gizlemek, teslim işlemini zorlaştırmak veya kişisel ilişki kararını etkisiz hâle getirmek amacıyla sürekli adres değiştirmesi hukuken korunmaz. Adres değişikliği çocuğun eğitim, sağlık veya aile düzeni gibi haklı nedenlere dayanabilir; ancak kişisel ilişki kararının gereğinin yerine getirilmesi yine sağlanmalıdır.
Yeni adres nedeniyle mahkeme kararında belirlenen kişisel ilişki düzeninin uygulanması çocuğun üstün yararına aykırı veya aşırı derecede güç hâle gelmişse, taraflardan biri aile mahkemesine başvurarak kişisel ilişki günlerinin, saatlerinin, teslim yerinin veya ulaşım sorumluluğunun yeniden düzenlenmesini talep edebilir.
Tarafların veya çocuğun farklı bir şehre taşınması, mevcut mahkeme kararını kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Karar değiştirilinceye kadar yürürlükteki kişisel ilişki düzenine uyulması gerekir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Nasıl İspatlanır?
Çocuk teslimine muhalefet iddiasında en önemli deliller, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü tarafından düzenlenen resmî belgeler ve tutanaklardır.
Çocuğun belirtilen gün ve saatte teslim mekânına getirilmemesi, yükümlüye ulaşılamaması, teslimin açıkça reddedilmesi, çocuğun başka bir yere götürülmesi veya işlemin engellenmesi hâlinde görevli uzman ya da öğretmen tarafından tutanak düzenlenebilir.
Şikâyet kapsamında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
- Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararı,
- Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü başvuru evrakı,
- Teslim emri ve tebliğ belgesi,
- Teslimin gerçekleşmediğini gösteren müdürlük tutanakları,
- Uzman veya öğretmen tarafından hazırlanan değerlendirmeler,
- Taraflar arasındaki mesajlar ve yazışmalar,
- Telefon arama kayıtları,
- Hukuka uygun biçimde elde edilen görüntü veya kamera kayıtları,
- Hastane ve sağlık kayıtları,
- Ulaşım belgeleri,
- Tanık anlatımları,
- Daha önce verilen disiplin hapsi veya danışmanlık tedbiri kararları.
Mesaj kayıtları tek başına her zaman teslim emrine muhalefeti ispatlamaya yeterli olmayabilir. Örneğin karşı tarafın mesajla çocuğu getirmeyeceğini söylemesi önemli bir delil olsa da hak sahibinin müdürlüğe gerekli bildirimi yapması, belirlenen teslim yerine gitmesi ve teslimin gerçekleşmediğini resmî tutanakla belgelemesi daha güçlü bir ispat sağlar.
Bu nedenle çocuk gösterilmediğinde yalnızca taraflar arasında mesajlaşmakla yetinilmemeli, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğündeki resmî süreç takip edilmelidir.
Çocuk Teslimi Sırasında Ses veya Görüntü Kaydı Alınabilir mi?
Çocuk teslimi sırasında yaşanan uyuşmazlığın belgelenmesi amacıyla yapılan kayıtların hukuka uygunluğu, kaydın alınma biçimine ve kullanım amacına göre değerlendirilir. Taraflardan birinin teslim sürecini gizlice kaydetmesi, kaydı sosyal medya hesaplarında yayımlaması veya çocuğun görüntülerini kamuya açık hâle getirmesi kişilik hakları ile özel hayatın gizliliğini ihlal edebilir.
Çocuğun teslim sırasında ağladığını, diğer ebeveyni reddettiğini veya taraflar arasında tartışma yaşandığını gösteren görüntülerin sosyal medyada paylaşılması çocuğun üstün yararına aykırıdır. Çocuk, anne ve baba arasındaki uyuşmazlığın kamuya açık bir parçası hâline getirilmemelidir.
Teslim mekânlarında güvenliğin sağlanması ve olayların gerektiğinde tespit edilebilmesi amacıyla kurum tarafından kamera sistemi kullanılabilir. Bir uyuşmazlık yaşanmışsa kişisel kayıt almak yerine müdürlükten tutanak düzenlenmesi, varsa kurum kayıtlarının mahkeme tarafından getirtilmesinin talep edilmesi daha güvenli bir yöntemdir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu ile Çocuğun Kaçırılması Aynı Şey midir?
Çocuk teslimine muhalefet ile Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu aynı hukuki kurum değildir.
Çocuk teslimine muhalefet suçu, mahkeme kararının uygulanması amacıyla düzenlenen teslim emrine aykırılık nedeniyle Çocuk Koruma Kanunu kapsamında disiplin hapsi uygulanmasını gerektirebilir.
Çocuğun kaçırılması veya alıkonulması ise somut olayın özelliklerine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca ceza soruşturmasına konu olabilir. Her çocuk göstermeme veya geç teslim etme olayı kendiliğinden çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu oluşturmaz. Ceza sorumluluğu için ilgili suçun kanuni unsurlarının ayrı olarak gerçekleşmesi gerekir.
Örneğin kişisel ilişki süresi sonunda çocuğun teslim edilmemesi öncelikle Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesi kapsamında üç aya kadar disiplin hapsini gündeme getirir. Ancak çocuğun uzun süre saklanması, başka bir yere götürülmesi veya kanuni temsilciden kaçırılarak alıkonulması hâlinde olayın Türk Ceza Kanunu bakımından da ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçunun Mevzuat Dayanağı
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin güncel sistemin temel dayanağı 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/A ile 41/İ arasındaki maddeleridir.
Bu düzenlemeler kapsamında:
- 41/A maddesinde görevli birimler ve temel ilkeler,
- 41/B maddesinde çocuk teslimine ilişkin kararların yerine getirilmesi,
- 41/C maddesinde çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanması,
- 41/D maddesinde teslim mekânlarının belirlenmesi,
- 41/E maddesinde müdürlük işlemlerine karşı şikâyet ve itiraz,
- 41/F maddesinde teslim emrine muhalefet ve disiplin hapsi,
- 41/G maddesinde diğer hükümler,
- 41/H maddesinde harç ve masraflardan muafiyet,
- 41/İ maddesinde yönetmelik düzenlenmiştir.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ayrıntılı uygulama esasları, 4 Ağustos 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik’te yer almaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 182, 323, 324 ve 325. maddeleri ise çocukla kişisel ilişkinin kurulması, sınırları, tarafların yükümlülükleri ve gerektiğinde velayetin değiştirilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Eski sistemde çocuk teslimine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 25, 25/a, 25/b ve 341. maddeleri uygulanmaktaydı. 7343 sayılı Kanun ile bu hükümler yürürlükten kaldırılmış ve çocuk teslimi işlemleri icra müdürlüklerinden alınarak çocuk odaklı yeni sisteme geçirilmiştir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Hakkında Yargıtay Görüşü
Çocuk teslimine muhalefet suçu hakkındaki güncel Yargıtay kararlarında, 30 Kasım 2021 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı Kanun öncesindeki sistem ile yeni sistem arasındaki ayrım üzerinde durulmaktadır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.09.2023 tarihli, 2023/5924 E. ve 2023/5102 K. sayılı kararında, eski İcra ve İflas Kanunu döneminde işlenen çocuk teslimine muhalefet fiili incelenmiştir. Daire, 7343 sayılı Kanun ile eski tazyik hapsi düzenlemesinin kaldırıldığını ve Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesinde üç aya kadar disiplin hapsi öngörüldüğünü belirterek eski ve yeni hükümlerin karşılaştırılması suretiyle lehe kanunun belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 31.10.2023 tarihli, 2023/7744 E. ve 2023/6861 K. sayılı kararında ise 7343 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonraki döneme ilişkin çocukla kişisel ilişki kurulmasına muhalefet iddiasında yeni görev düzeni değerlendirilmiştir. Yeni dönemde şikâyeti inceleme görevi icra ceza mahkemesine değil, Çocuk Koruma Kanunu uyarınca aile mahkemesine aittir.
Velayetin değiştirilmesine ilişkin Yargıtay uygulamasında da kişisel ilişkiyi engelleyen davranışların çocuğun üstün yararına etkisi araştırılmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2023 tarihli, 2023/5018 E. ve 2023/3592 K. sayılı kararında tarafların kişisel ilişki sürecindeki davranışları, çocuğun teslimi konusunda gösterilen çaba ve ebeveynlerin engelleyici tutumları birlikte değerlendirilmiştir.
Yargıtay kararlarından çıkan temel yaklaşım; kişisel ilişki ve çocuk teslimi konularında şekli bir değerlendirmeyle yetinilmemesi, çocuğun üstün yararının esas alınması, engelleyici davranışların somut delillerle belirlenmesi ve olay tarihindeki mevzuatın doğru uygulanması gerektiğidir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçunda İzlenebilecek Hukuki Yol
Çocuğun teslim edilmemesi veya kişisel ilişkinin engellenmesi hâlinde hak sahibi öncelikle mahkeme kararının içeriğini kontrol etmelidir. Kararda görüşme günlerinin, saatlerinin ve teslim şeklinin açık biçimde belirlenmiş olması gerekir.
Daha sonra çocuğun yerleşim yerindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurularak dosya açılması ve mahkeme kararının uygulanması talep edilmelidir. Müdürlük tarafından gönderilen teslim emrinin tebliğ edilmesinden sonra hak sahibi, görüşmeye geleceğini süresi içinde bildirmeli ve belirlenen teslim mekânında hazır bulunmalıdır.
Çocuğun teslim edilmemesi hâlinde olayın müdürlük görevlileri tarafından tutanağa bağlanması sağlanmalı; ihlal tarihinden itibaren bir aylık süre geçirilmeden görevli aile mahkemesine disiplin hapsi şikâyeti yapılmalıdır.
İhlaller süreklilik taşıyorsa somut olayın koşullarına göre danışmanlık tedbiri, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi veya velayetin değiştirilmesi talepleri de değerlendirilebilir.
Çocuk teslimine muhalefet suçu kapsamında başvuru yapılacak merciin, şikâyet süresinin, teslim emrinin tebliğinin ve ihlal tarihinin doğru belirlenmesi önemlidir. Usule ilişkin bu şartlardan birinin bulunmaması, çocuğun fiilen gösterilmediği durumlarda dahi disiplin hapsi talebinin reddedilmesine neden olabilir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Suçunun Şartları Nelerdir?
Çocuk teslimine muhalefet suçu nedeniyle disiplin hapsine karar verilebilmesi için yalnızca anne veya babanın çocuğu teslim etmediğinin ileri sürülmesi yeterli değildir. Kanunda öngörülen usulün işletilmiş ve yaptırımın şartlarının somut olayda birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.
Öncelikle çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması hakkında aile mahkemesi tarafından verilmiş, uygulanabilir bir ilam ya da tedbir kararı bulunmalıdır. Taraflar arasındaki sözlü anlaşmalar, mesajlaşmalar veya fiilen uygulanan görüşme düzeni, mahkeme kararı bulunmadıkça Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesi kapsamında disiplin hapsi uygulanması için tek başına yeterli değildir.
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararının rıza ile yerine getirilmemesi üzerine hak sahibinin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurması gerekir. Müdürlük öncelikle yükümlüyle iletişim kurarak kararın rıza ile uygulanmasını sağlamaya çalışır. Yükümlüye ulaşılamaması, çocuğun getirilmeyeceğinin bildirilmesi veya çocuğun belirlenen yere getirilmemesi hâlinde teslim emri düzenlenerek yükümlüye tebliğ edilir.
Çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emrine muhalefet bakımından, teslim emrinin usulüne uygun biçimde tebliğ edilmiş olması temel şartlardan biridir. Yükümlünün yalnızca mahkeme kararından haberdar olması, teslim emrine dayalı disiplin hapsi uygulanması bakımından her durumda yeterli değildir.
Teslim emrinin tebliğinden sonra yükümlünün emre aykırı hareket etmesi veya emrin uygulanmasını engellemesi gerekir. Çocuğun teslim mekânına getirilmemesi, başka bir yere götürülmesi, saklanması ya da teslim işleminin fiilen engellenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Bununla birlikte olayın kişiden kaynaklanmayan bir nedenle gerçekleşmesi veya haklı bir mazeretin bulunması hâlinde disiplin hapsi şartları oluşmayabilir.
Kişisel ilişki kurulması amacıyla çocuğu teslim alan hak sahibinin çocuğu sürenin sonunda geri getirmemesi bakımından ise farklı bir durum söz konusudur. Burada yükümlüye gönderilen teslim emrine aykırılıktan değil, çocuğu kişisel ilişki için teslim alan hak sahibinin mahkeme kararında belirtilen sürenin sonunda çocuğu belirlenen yere getirmemesinden söz edilir.
Son olarak, ihlalin gerçekleşmesinden itibaren bir ay içinde işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulmalıdır. Mahkeme; mahkeme kararını, teslim emrini, tebligatı, müdürlük tutanaklarını, ileri sürülen mazereti ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek disiplin hapsi şartlarının oluşup oluşmadığına karar verir.
Boşanma Davası Devam Ederken Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Şikâyeti Yapılabilir mi?
Çocuk teslimine muhalefet nedeniyle başvuruda bulunabilmek için boşanma davasının sonuçlanması veya boşanma kararının kesinleşmesi her durumda gerekli değildir. Boşanma davası devam ederken aile mahkemesi tarafından geçici velayet veya çocukla kişisel ilişki kurulması hakkında bir tedbir kararı verilmişse bu karar da adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü aracılığıyla uygulanabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince çocukların bakımına ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re’sen alır. Bu kapsamda çocuğun geçici velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı ve diğer ebeveynle hangi gün ve saatlerde kişisel ilişki kurulacağı belirlenebilir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda yalnızca kesinleşmiş ilamların değil, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin tedbir kararlarının da müdürlük tarafından yerine getirileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle boşanma davasında verilen geçici kişisel ilişki veya geçici velayet kararına uyulmaması hâlinde, boşanma davasının sonuçlanması beklenmeden müdürlüğe başvurulabilir.
Ancak boşanma davasının yalnızca açılmış olması, ebeveynlerden birine belirli günlerde çocuğu görme veya teslim alma hakkı vermez. Mahkeme tarafından geçici velayet ve kişisel ilişki hakkında uygulanabilir bir tedbir kararı verilmemişse, öncelikle boşanma davasına bakan aile mahkemesinden bu konuda ara karar verilmesi talep edilmelidir.
Tedbir kararında görüşme günleri, saatleri veya teslim şekli belirsiz bırakılmışsa kararın fiilen uygulanmasında sorun yaşanabilir. Böyle bir durumda tarafların kendi yorumlarına göre hareket etmesi yerine, boşanma davasına bakan mahkemeden tedbir kararının açıklığa kavuşturulması veya yeniden düzenlenmesi istenmelidir.
Dolayısıyla çocuk teslimine muhalefet suçu nedeniyle boşanma davası devam ederken yaptırım uygulanabilmesi için boşanmanın kesinleşmesi değil; çocuk teslimi ya da kişisel ilişki konusunda açık ve uygulanabilir bir tedbir kararının bulunması, müdürlük sürecinin işletilmesi ve teslim emrine aykırılığın gerçekleşmesi önemlidir.
Çocuk Teslimine Muhalefet Nedeniyle Verilen Disiplin Hapsi Ertelenebilir mi ve Adli Sicile İşler mi?
Çocuk teslimine muhalefet nedeniyle verilen disiplin hapsi, Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suçtan dolayı hükmedilen klasik hapis cezasından farklıdır. Bu nedenle disiplin hapsi hakkında ceza mahkûmiyetlerine uygulanan bazı kurumlar uygulanmaz.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesindeki tanıma göre disiplin hapsi:
- Adli para cezası veya başka bir seçenek yaptırıma çevrilemez,
- Ertelenemez,
- Önödeme hükümlerine tabi değildir,
- Tekerrüre esas alınmaz,
- Koşullu salıverme hükümlerinden yararlanmaz,
- Adli sicil kaydına geçirilmez.
Bu nedenle çocuk teslimine muhalefet nedeniyle verilen disiplin hapsi, kişinin sabıka kaydında ceza mahkûmiyeti olarak görünmez. Ayrıca daha sonra işlenen bir suç bakımından tekerrüre esas alınamaz.
Bununla birlikte disiplin hapsinin adli sicile kaydedilmemesi, kararın yalnızca uyarı niteliğinde olduğu veya uygulanmayacağı anlamına gelmez. Aile mahkemesinin verdiği disiplin hapsi kararı kesinleştikten sonra Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilir. Disiplin ve tazyik hapsi kararları bakımından ceza infaz kurumlarında ayrıca kayıt tutulabilir.
Disiplin hapsi adli para cezasına çevrilemeyeceği ve ertelenemeyeceği için karar kesinleştiğinde kural olarak doğrudan infaz edilir. Ancak şikâyetten vazgeçilmesi veya Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesinde belirtilen hâllerde çocuğun velayet hakkı sahibine teslim edilmesi, dava ile disiplin hapsinin bütün sonuçlarıyla birlikte düşmesini sağlayabilir.
Çocuk Teslimi Başvurusu Ücretli midir ve Avukat Zorunlu mudur?
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü aracılığıyla yerine getirilmesi için başvurucudan harç veya icra masrafı alınmaz.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/H maddesine göre çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler tüm harçlardan istisnadır. İşlemlerin yürütülmesi için gereken masraflar, avukatlık ücreti hariç olmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Bu nedenle başvurucudan uzman ücreti, öğretmen ücreti, kolluk gideri, teslim mekânı gideri veya eski sistemde olduğu gibi her görüşme için ayrı bir icra masrafı talep edilmez. Ancak başvurucu kendisini bir avukatla temsil ettirmek isterse avukatlık ücreti taraf ile avukat arasındaki ilişkiye tabidir ve Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmaz.
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararının uygulanması için avukatla temsil zorunlu değildir. Hak sahibi, mahkeme kararıyla birlikte görevli müdürlüğe bizzat başvurabilir. Başvurunun hazırlanması, sürecin takibi veya disiplin hapsi şikâyetinin yapılması için avukattan hukuki yardım alınması mümkündür.
Hak sahibi yerine avukat da müdürlüğe başvurabilir. Bu başvuru için vekâletnamede çocuk teslimine veya kişisel ilişki kararının uygulanmasına yönelik özel bir yetki bulunması zorunlu değildir. Ancak avukat, yalnızca vekil sıfatıyla başvuru işlemlerini takip edebilir; hak sahibi bulunmaksızın kişisel ilişki amacıyla çocuğu teslim alamaz ve kişisel ilişki sonunda çocuğu teslim mekânına iade edemez. Çocuğun teslim alınması ve geri getirilmesi kural olarak kişisel ilişki hakkı sahibinin bizzat yerine getirmesi gereken işlemlerdir.
Çocuk Teslimi veya Kişisel İlişki Kararının Kesinleşmesi Gerekir mi?
Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararın uygulanabilmesi için kesinleşme şartı, kararın nihai hüküm mü yoksa dava devam ederken verilen bir tedbir kararı mı olduğuna göre değişmektedir.
Aile mahkemesinin boşanma, velayet veya kişisel ilişki davasının sonunda verdiği gerekçeli kararda yer alan çocuk teslimi ve kişisel ilişki hükümleri, aile hukukuna ilişkin nihai karar niteliğindedir. Bu kararların adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü tarafından uygulanabilmesi için kural olarak kesinleşmiş olması gerekir. Bu nedenle nihai karar üzerinden başvuru yapılırken kararın kesinleşme şerhini taşıyıp taşımadığı kontrol edilir. Kesinleşmemiş gerekçeli karar doğrudan çocuk teslimi veya kişisel ilişki işlemlerine esas alınamaz.
Buna karşılık boşanma veya velayet davası devam ederken verilen geçici velayet, çocuk teslimi ve kişisel ilişki tedbirleri bakımından kesinleşme aranmaz. Ara kararlar kesin hüküm niteliğinde olmadığından bu kararlar için kesinleşme şerhi düzenlenmesi söz konusu değildir. Mahkemenin verdiği açık ve uygulanabilir tedbir kararı, dava devam ederken adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü aracılığıyla yerine getirilebilir.
Mahkeme davanın sonunda gerekçeli kararını vermiş ancak bu karar henüz kesinleşmemişse, dava sırasında çocuk teslimi veya kişisel ilişki konusunda verilmiş olan güncel tedbir kararı geçerliliğini korur. Nihai karar kesinleşinceye kadar işlemler tedbir kararındaki düzenlemeye göre yürütülür. Gerekçeli karar kesinleştikten sonra ise çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemlerinde nihai kararda belirlenen düzen esas alınır.
Bu ayrım çocuk teslimine muhalefet nedeniyle yapılacak şikâyet bakımından da önemlidir. İhlalin gerçekleştiği tarihte hangi kararın yürürlükte ve uygulanabilir olduğu belirlenmeli; teslim emri de bu karara uygun şekilde düzenlenmiş olmalıdır. Kesinleşmemiş bir nihai karar ile geçerliliğini koruyan tedbir kararının birbirine karıştırılması, teslim işleminin ve buna bağlı disiplin hapsi talebinin hukuki değerlendirmesini doğrudan etkileyebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuk teslimine muhalefet suçu olarak bilinen durum; çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararının uygulanması amacıyla düzenlenen teslim emrine aykırı davranılması ya da emrin uygulanmasının engellenmesidir. Teknik olarak Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bağımsız bir suç değil, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında disiplin hapsi uygulanabilen bir fiildir.
Çocuğu göstermemek, her durumda kendiliğinden suç oluşturmaz. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin uygulanabilir bir mahkeme kararı bulunmalı, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulmalı, teslim emri usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeli ve bu emre aykırı davranılmalıdır.
Çocuk teslimine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler veya emrin uygulanmasını engelleyenler hakkında üç aya kadar disiplin hapsine karar verilebilir. Çocukla kişisel ilişki kurulmasını engelleyenler hakkında ise üç günden on güne kadar disiplin hapsi uygulanabilir.
Kişisel ilişki kurmak amacıyla çocuğu teslim alan hak sahibi, mahkeme kararında belirtilen sürenin sonunda çocuğu belirlenen yere geri getirmezse üç aya kadar disiplin hapsiyle karşılaşabilir. Fiil ayrıca suç oluşturuyorsa Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ayrı soruşturma da yürütülebilir.
Şikâyet süresi, teslim emrine aykırılığın veya çocuğun geri getirilmemesi fiilinin gerçekleştiği tarihten itibaren bir aydır. Bir aylık süre geçirildiğinde ilgili ihlal bakımından disiplin hapsi talebi reddedilebilir.
Şikâyet, teslim işlemini yürüten adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünün bulunduğu yer aile mahkemesine yapılır. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde başvuru, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesince incelenir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/F maddesi kapsamındaki disiplin hapsi için aile mahkemesine başvurulmalıdır. Doğrudan savcılığa yapılan başvuru bu özel şikâyet yolunun yerine geçmez. Ancak olay sırasında tehdit, hakaret, yaralama veya çocuğun kaçırılması gibi ayrıca suç oluşturan bir fiil gerçekleşmişse savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.
Hayır. Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulması hakkında aile mahkemesi tarafından verilmiş bir ilam ya da tedbir kararı bulunmalıdır. Anne ve babanın kendi aralarında yaptığı sözlü anlaşma veya mesajlaşma, disiplin hapsi uygulanması için tek başına yeterli değildir.
Boşanma davası devam ederken aile mahkemesi tarafından geçici velayet veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin tedbir kararı verilmişse bu kararın uygulanması istenebilir. Boşanma davasının sonuçlanması veya kesinleşmesi beklenmez. Ancak mahkeme henüz kişisel ilişki hakkında bir karar vermemişse öncelikle davaya bakan mahkemeden tedbir kararı talep edilmelidir.
Dava sonunda verilen nihai çocuk teslimi veya kişisel ilişki hükmünün uygulanabilmesi için kural olarak kesinleşmesi gerekir. Buna karşılık dava devam ederken verilen geçici velayet ve kişisel ilişki tedbirleri kesinleşmeden uygulanabilir.
Hayır. Güncel sistemde çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararlar icra müdürlükleri tarafından uygulanmamaktadır. Başvurular adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine, bu müdürlüklerin bulunmadığı yerlerde ise Adalet Bakanlığınca belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüklerine yapılır.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler harçtan istisnadır. İşlemlerin yürütülmesi için gerekli masraflar, avukatlık ücreti dışında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Avukatla temsil zorunlu değildir. Hak sahibi, mahkeme kararıyla birlikte müdürlüğe bizzat başvurabilir. Ancak teslim emrinin incelenmesi, sürelerin takibi, delillerin sunulması ve aile mahkemesine şikâyet dilekçesi hazırlanması için avukattan hukuki yardım alınabilir.
Teslim emrine muhalefet nedeniyle disiplin hapsi uygulanabilmesi için kural olarak teslim emrinin usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi gerekir. Kişinin yalnızca mahkeme kararından haberdar olması, teslim emrine dayalı yaptırım uygulanması bakımından her durumda yeterli değildir.
Hayır. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin teslim emri tebliğ edildikten sonra yükümlülük mahkeme kararında belirtilen sonraki görüşme tarihleri bakımından da devam eder. Her görüşme günü için yeniden teslim emri düzenlenmesi gerekmez.
Mesajlar ve yazışmalar delil olarak sunulabilir; ancak yalnızca mesaj kayıtlarıyla yetinilmesi risklidir. Hak sahibinin müdürlüğe gerekli bildirimi yapması, teslim mekânında hazır bulunması ve çocuğun teslim edilmediğini müdürlük tutanağıyla belgelemesi daha güçlü bir ispat sağlar.
Mahkeme kararı, teslim emri, tebligat belgesi, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü tutanakları, uzman kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar, sağlık belgeleri ve hukuka uygun diğer deliller kullanılabilir. En önemli delil, teslim işleminin gerçekleşmediğini gösteren resmî müdürlük tutanağıdır.
Çocuğun görüşmek istemediğini söylemesi, velayet sahibi ebeveynin mahkeme kararını tek taraflı olarak uygulamamasına otomatik olarak hak vermez. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, görüşmeyi reddetme nedeni ve yönlendirilip yönlendirilmediği uzmanlar tarafından değerlendirilmelidir. Yeni sistemde çocukların görüş ve düşüncelerinin gelişim düzeylerine uygun biçimde dikkate alınması esastır.
Çocuğun ciddi bir hastalığının bulunması somut olayın özelliklerine göre haklı mazeret oluşturabilir. Ancak hastalığın teslim gününden önce müdürlüğe bildirilmesi ve sağlık raporu veya hastane kaydıyla belgelenmesi gerekir. Haklı mazeret, çocuğun diğer ebeveynle görüşmesinin süresiz olarak engellenmesi sonucunu doğurmaz.
Hayır. Nafaka yükümlülüğü ile çocukla kişisel ilişki kurulması birbirinden bağımsızdır. Nafakanın ödenmemesi, velayet sahibi tarafa çocuğu göstermeme hakkı vermez. Ödenmeyen nafaka için icra takibi ve şartları oluştuğunda nafaka yükümlülüğünün ihlali şikâyeti gibi ayrı hukuki yollar kullanılmalıdır.
Kişisel ilişki kararının sürekli ve haklı bir neden olmaksızın engellenmesi, velayetin değiştirilmesi davasında dikkate alınabilir. Ancak birkaç teslim ihlali velayeti kendiliğinden değiştirmez. Mahkeme, tüm koşulları ve özellikle çocuğun üstün yararını değerlendirir.
Kural olarak tek bir ihlal velayetin değiştirilmesi için yeterli kabul edilmez. Engellemenin sistematik hâle gelmesi, çocuğun diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi ve kişisel ilişkinin sürekli biçimde bozulması velayet değerlendirmesinde daha belirleyicidir.
Farklı görüşme tarihlerinde gerçekleşen engellemeler ayrı ihlal oluşturabilir. Her ihlal için bir aylık şikâyet süresi kendi tarihinden itibaren hesaplanır. Aynı ay içerisinde gerçekleşen birden fazla ihlal, tarihleri açıkça belirtilerek tek dilekçede de ileri sürülebilir.
Evet. Önceki bir teslim etmeme olayına ilişkin bir aylık sürenin geçirilmesi, daha sonraki tarihte gerçekleşen yeni bir ihlal için şikâyette bulunulmasını engellemez.
Disiplin hapsi, Türk Ceza Kanunu kapsamında verilen klasik bir hapis cezası değildir ve ceza mahkûmiyeti olarak adli sicile kaydedilmez. Ancak karar kesinleştiğinde Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilir.
Disiplin hapsi adli para cezasına veya başka bir seçenek yaptırıma çevrilemez. Ertelenmesi ve koşullu salıverme hükümlerinin uygulanması da mümkün değildir.
Hayır. Disiplin hapsi kararı kesinleşmeden infaz edilemez. Kararın tebliğ edilmesi, itiraz süresinin geçmesi veya yapılan itirazın kesin olarak reddedilmesi gerekir. Kesinleşen karar Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilir.
Aile mahkemesinin disiplin hapsi veya şikâyetin reddi hakkında verdiği karara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Disiplin hapsi kararı, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez. Bu süre ihlal tarihinden değil, kararın kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanır.
Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde dava ve disiplin hapsi bütün sonuçlarıyla birlikte düşer. Çocuk teslimi emrine aykırılık ve kişisel ilişki sonunda çocuğun geri getirilmemesi hâllerinde, çocuk velayet hakkı sahibine teslim edilirse şikâyetten vazgeçilmese bile dava ve disiplin hapsi düşebilir.
Kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi nedeniyle verilen üç günden on güne kadar disiplin hapsi bakımından, çocuğun sonraki bir tarihte gösterilmesi cezayı kendiliğinden kaldırmaz. Bu durumda cezanın düşmesi için şikâyetten vazgeçilmesi gerekebilir.
Hak sahibi, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe bildirmelidir. Bildirimde bulunduğu hâlde haklı mazereti olmaksızın art arda iki kez veya bir yıl içinde üç kez gelmezse dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verilebilir.
Hak sahibi süresinde bildirim yapmazsa yükümlüye çocuğu teslim mekânına getirme zorunluluğunun bulunmadığı bildirilir. Bu nedenle kişisel ilişki hakkı bulunan tarafın müdürlük tarafından belirlenen iletişim kanalını düzenli olarak kullanması gerekir.
Çocuğun yerleşim yeri değiştiğinde dosya kendiliğinden yeni yer müdürlüğüne gönderilir ve işlemlere kaldığı yerden devam edilir. Yeni müdürlük, teslimin gerçekleştirileceği yeni yeri yükümlüye tebliğ eder.
Hak sahibinin teslim almaya sürekli gelmemesi hâlinde dosya işlemden kaldırılabilir. Ayrıca yükümlü en az bir yıl boyunca teslim emrine uygun davranır ve gelecekte de karara uyacağını taahhüt ederse, uzmanın görüşü alınarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve emrin hükümsüz hâle gelmesine karar verilebilir.
Yükümlü, gelecekte mahkeme kararına uyacağına ilişkin taahhüdünü ihlal ederse hak sahibinin talebi üzerine yeniden başlangıç işlemleri yapılmaksızın doğrudan teslim emri tebliğ edilebilir.
Teslim emrine uyulmaması ve çocuğun alınmasının gerekli olması hâlinde müdürlük kolluktan yardım isteyebilir. Kolluk görevlileri işlemin güvenli biçimde gerçekleştirilmesine destek olur. Sürecin temel amacı çocuğun örselenmesini önlemek ve teslimi çocuk dostu usullerle gerçekleştirmektir.
İşlemler kural olarak müdürlük tarafından belirlenen çocuk teslim mekânlarında gerçekleştirilir. Çocuk görüşme merkezleri, tarafların çatışmasını azaltmak ve çocuğun güvenli bir ortamda teslim edilmesini sağlamak amacıyla düzenlenmektedir.
Hayır. Taraflar istemedikçe ve çocuğun üstün yararı gerektirmedikçe anne ile babanın yüz yüze getirilmemesi esastır. Teslim saatleri ve bekleme alanları tarafların karşılaşmasını önleyecek şekilde düzenlenebilir.
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma veya yaklaşmama kararı, çocukla kişisel ilişki kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Teslim işlemleri mevcut tedbir kararları dikkate alınarak, taraflar karşılaştırılmadan ve gerekli güvenlik önlemleri alınarak gerçekleştirilebilir. Kişisel ilişkiyi doğrudan sınırlayan özel bir mahkeme kararı varsa bu karara uyulur.
Hayır. Mahkeme kararında belirlenen görüşme günleri ve saatleri taraflardan biri tarafından tek taraflı olarak değiştirilemez. Taraflar somut bir görüşme bakımından anlaşabilir; ancak sürekli farklı bir düzen uygulanacaksa aile mahkemesinden kişisel ilişki kararının değiştirilmesi talep edilmelidir.
Çocuğun okul, kurs, sınav veya sosyal etkinliğinin bulunması her durumda haklı mazeret oluşturmaz. Velayet sahibi, çocuğun programını mümkün olduğunca mahkeme kararındaki kişisel ilişki düzenine uygun biçimde planlamalıdır. Mevcut düzen çocuğun eğitim hayatına uygun değilse mahkemeden değişiklik istenmelidir.
Bu durum mahkeme kararının içeriğine göre değerlendirilir. Kararda çocuğun şehir dışına çıkarılmasını engelleyen bir hüküm yoksa kişisel ilişki süresi içinde makul bir seyahat mümkün olabilir. Ancak çocuğun zamanında geri getirilmesi, güvenliğinin sağlanması ve varsa karar sınırlamalarına uyulması zor olabilir. Ancak çocuğun zamanında geri getirilmesiunludur.
Çocuğun yurt dışına çıkarılması; velayet durumu, mahkeme kararındaki sınırlamalar, pasaport işlemleri ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Kişisel ilişki hakkı tek başına her durumda çocuğu yurt dışına çıkarma yetkisi vermez. Uyuşmazlık ihtimali bulunuyorsa aile mahkemesinden açık düzenleme talep edilmelidir.
Avukat müdürlüğe başvurabilir ve hukuki işlemleri takip edebilir. Ancak çocukla kişisel ilişki kurma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğundan, avukat hak sahibi yerine çocukla kişisel ilişki kuramaz. Çocuğun kural olarak hak sahibi ebeveyn tarafından teslim alınması gerekir.
Tarafların kişisel kayıt alma veya tartışmayı büyütme yerine müdürlük görevlilerinden ayrıntılı tutanak düzenlenmesini istemesi daha uygundur. Tehdit veya şiddet varsa kolluğa haber verilmeli ve ayrıca savcılığa başvuru değerlendirilmelidir.
Avukat Görüşü
Çocuk teslimine muhalefet uyuşmazlıklarında en sık yapılan hata, yalnızca karşı tarafla yapılan mesajlaşmaların yeterli görülmesi ve resmî başvuru sürecinin işletilmemesidir. Oysa disiplin hapsi kararı verilebilmesi bakımından uygulanabilir bir mahkeme kararının bulunması, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurulması, teslim emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve aykırılığın mümkün olduğunca resmî tutanakla belgelenmesi önem taşımaktadır.
Çocuğun teslim edilmemesi veya kişisel ilişkinin engellenmesi hâlinde hak sahibi ebeveynin tartışmaya girmesi, çocuğu zorla almaya çalışması ya da yalnızca karşı tarafa mesaj göndermekle yetinmesi doğru bir yöntem değildir. Mahkeme kararında belirtilen görüşme gününden önce müdürlüğe gerekli bildirim yapılmalı, belirlenen teslim yerinde zamanında hazır bulunulmalı ve teslim gerçekleşmezse olayın müdürlük görevlilerince tutanağa bağlanması sağlanmalıdır.
Özellikle bir aylık şikâyet süresinin her ihlal tarihi bakımından ayrı ayrı hesaplanması gerekir. Hangi görüşme gününün engellendiği, teslim emrinin ne zaman tebliğ edildiği ve olay günü nasıl bir tutanak düzenlendiği açıkça belirlenmeden hazırlanan şikâyetlerin usulden veya ispat yetersizliğinden reddedilme riski bulunmaktadır.
Velayet sahibi ebeveyn bakımından da “çocuk gitmek istemiyor”, “nafaka ödenmedi” veya “diğer ebeveynle anlaşamıyoruz” şeklindeki gerekçeler mahkeme kararını tek taraflı olarak uygulamama hakkı vermez. Çocuğun görüşmeyi reddetmesinin ciddi nedenlere dayandığı veya kişisel ilişkinin çocuğun güvenliğini tehlikeye düşürdüğü düşünülüyorsa yapılması gereken, yürürlükteki kararı fiilen yok saymak değil; aile mahkemesinden kişisel ilişkinin değiştirilmesini, sınırlandırılmasını, uzman refakatinde gerçekleştirilmesini veya kaldırılmasını talep etmektir.
Çocuk teslimine muhalefet uyuşmazlıklarında amaç yalnızca karşı tarafın disiplin hapsiyle cezalandırılması olmamalıdır. Sürekli tekrar eden engellemeler çocuğun diğer ebeveyniyle olan bağını zedeleyebilir, çocuk üzerinde sadakat çatışması yaratabilir ve koşulları oluştuğunda velayetin değiştirilmesi talebine dayanak oluşturabilir. Bu nedenle sürecin merkezinde anne ve babanın kişisel anlaşmazlıkları değil, çocuğun üstün yararı bulunmalıdır. Güncel uygulamada da teslim işlemlerinin uzmanlar aracılığıyla ve çocuk dostu ortamlarda yürütülmesi esas alınmaktadır.
Her olayın mahkeme kararı, teslim emri, tebligat durumu, müdürlük tutanakları ve ileri sürülen mazeretler bakımından ayrı değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle şikâyette bulunmadan veya şikâyete karşı savunma hazırlamadan önce somut dosya üzerinden hukuki değerlendirme yapılması hak kaybı yaşanmaması bakımından önemlidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının uygulanması ile teslim emrine muhalefetin hukuki sonuçları hakkında genel bilgi vermek amacıyla Bursa Maya Hukuk tarafından hazırlanmıştır.
Yazıda yer alan açıklamalar hukuki danışmanlık, avukatlık hizmeti veya somut bir uyuşmazlık hakkında kesin hukuki görüş niteliğinde değildir. Çocuk teslimine muhalefet başvurularında görevli merci, şikâyet süresi, uygulanabilir mahkeme kararı, teslim emrinin tebliği ve olay günü düzenlenen tutanaklar somut dosyaya göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunduğundan, benzer görünen olaylarda farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkabilir. Yazının yayımlanmasından sonra mevzuatta veya yargı uygulamasında değişiklik yapılması da mümkündür. Güncel sistemde çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların uygulanması adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından, çocuğun üstün yararı gözetilerek yürütülmektedir.
Hak kaybı yaşanmaması için işlem yapılmadan önce güncel mevzuatın, ilgili mahkeme kararının ve somut olayın bir aile hukuku avukatı tarafından değerlendirilmesi önerilir. Bu internet sitesindeki içeriklerin okunması, tek başına avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve herhangi bir davanın veya başvurunun sonucu hakkında garanti oluşturmaz.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.