Çocukla Kişisel İlişki Kurma Davası (Görüşme Hakkı)

Çocukla kişisel ilişki kurma davası, velayeti kendisine bırakılmayan anne veya babanın çocukla hangi günlerde, ne kadar süreyle ve hangi koşullarda görüşeceğinin mahkemece belirlenmesini sağlar. Günlük dilde “çocuğu görme hakkı” denilse de bu kurum yalnız ebeveynin talebinden ibaret değildir. Asıl amaç, çocuğun güvenliğini ve gelişimini koruyarak anne ve babasıyla düzenli bağ kurabilmesini sağlamaktır. Bu nedenle mahkeme, tarafların istediği takvimi otomatik olarak kabul etmez; çocuğun üstün yararına uygun, açık ve uygulanabilir bir düzen kurar.

Kişisel ilişki, devam eden bir çekişmeli boşanma davası içinde tedbiren ve nihai hükümle düzenlenebilir. Boşanma kararı verilmiş fakat kişisel ilişki hiç kurulmamışsa, mevcut takvim çocuğun ihtiyaçlarına artık uymuyorsa veya görüşmelerin sınırlandırılması ya da kaldırılması gerekiyorsa ayrı dava da açılabilir. Mahkeme kararı bulunmasına rağmen çocuk görüştürülmüyorsa yeni bir dava açmak her zaman ilk adım değildir; kararın yerine getirilmesi için güncel sistemde Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulması gerekir.

Çocukla kişisel ilişki kurma hakkı ne anlama gelir?

Çocukla kişisel ilişki, çocuk ile kendisinden ayrı yaşayan anne, baba veya kanundaki şartlar oluştuğunda üçüncü kişi arasında düzenli ve anlamlı temas kurulmasıdır. Bu temas yüz yüze görüşmeyi, belirli süre birlikte kalmayı, telefon veya görüntülü görüşmeyi ve çocuğun yaşamından uygun ölçüde haberdar olmayı kapsayabilir. Kişisel ilişki kararı velayet hakkını devretmez. Çocuğun okulu, tedavisi veya yerleşim yeri gibi velayete giren temel kararları alma yetkisi, sırf görüşme düzeni kurulduğu için diğer ebeveyne geçmez.

Anayasa’nın 41. maddesi, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça her çocuğun anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkını güvence altına alır. Türk Medeni Kanunu’nun 323 ila 326. maddeleri ise kişisel ilişkiyi isteme hakkını, tarafların yükümlülüklerini, hakkın sınırlarını, üçüncü kişilerin durumunu ve yetki kurallarını düzenler. Böylece mesele yalnız “anne ya da baba çocuğu kaç gün görür?” sorusuna indirgenmez; çocuğun korunması, aile bağlarının sürdürülmesi ve kararın uygulanabilirliği birlikte değerlendirilir.

Görüşme hakkı yalnız anne veya babaya ait bir hak mıdır?

Hayır. Kişisel ilişki hem çocuk hem de ayrı yaşayan ebeveyn bakımından önem taşıyan, aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı bir kurumdur. Anne veya baba açısından çocukla bağın korunmasını; çocuk açısından ise güvenli olduğu sürece her iki ebeveynin sevgisi, ilgisi ve desteğiyle temasın devamını amaçlar.

Bu hakkın bulunması, talep edilen her görüşme biçiminin kabul edileceği anlamına gelmez. Ebeveyn haftanın tamamını, uzun yaz dönemini veya sınırsız görüntülü görüşmeyi istese bile mahkeme çocuğun yaşına, okuluna, sağlık durumuna ve günlük düzenine uymayan bir talebi daraltabilir. Buna karşılık yalnız ebeveynler arasındaki anlaşmazlık veya boşanmadaki kusur, çocuk bakımından somut risk oluşturmuyorsa kişisel ilişkiyi tümüyle ortadan kaldırmak için tek başına yeterli görülmez.

Kimler çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir?

Velayeti altında bulunmayan veya çocuk kendisine bırakılmayan anne ve baba, TMK m.323 uyarınca uygun kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir. Boşanmış ebeveynler bunun en yaygın örneğidir. Bunun yanında anne ve baba evli değilse, çocukla hukuki soybağı kurulmuş fakat velayet kendisinde olmayan baba da kişisel ilişki talep edebilir. Babalık hukuken kurulmamışsa önce tanıma veya babalık davası gibi soybağına ilişkin yolun değerlendirilmesi gerekir.

Velayetin kaldırılmış olması da her olayda kişisel ilişkiyi kendiliğinden sona erdirmez. Velayet ile kişisel ilişki farklı kurumlardır. Ancak velayetin kaldırılmasına yol açan olaylar çocuğun güvenliği açısından risk oluşturuyorsa görüşmenin refakatli yapılması, sınırlandırılması veya hiç kurulmaması gündeme gelebilir.

Büyükanne, büyükbaba ve diğer yakınlar görüşme talep edebilir mi?

Evet, fakat bu kişiler anne ve baba ile aynı konumda değildir. TMK m.325’e göre olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde diğer kişilere, özellikle hısımlara kişisel ilişki isteme hakkı tanınabilir. Büyükanne, büyükbaba, kardeş veya çocukla güçlü aile bağı bulunan başka bir kişi bakımından yalnız akrabalık yeterli değildir. Mevcut bağın niteliği, ilişkinin kesilmesinin çocuk üzerindeki etkisi, talebin ebeveyn çatışmasını artırıp artırmayacağı ve çocuğun isteği birlikte incelenir.

Örneğin vefat eden ebeveynin ailesiyle uzun süredir yakın bağ kurmuş bir çocuğun bu ilişkiden tamamen kopması, somut koşullara göre olağanüstü hâl sayılabilir. Buna karşılık çocukla daha önce anlamlı temas kurmamış bir akrabanın yalnız hısımlığına dayanması yeterli olmayabilir. Üçüncü kişiler yönünden de anne ve baba için öngörülen sınırlamalar kıyas yoluyla uygulanır.

Kişisel ilişki hangi durumlarda mahkemeden istenir?

Kişisel ilişki talebi yalnız boşanmadan sonra açılan bağımsız davaya özgü değildir. Çocuğun fiilen anne veya babadan biriyle yaşadığı ve diğer ebeveynle temasın düzenlenmesi gereken farklı aile hukuku süreçlerinde gündeme gelebilir.

Başlıca durumlar şunlardır:

  • Boşanma davası sürerken geçici velayetle birlikte tedbir niteliğinde kişisel ilişki kurulması,
  • Boşanma hükmünde velayet bir ebeveyne bırakılırken diğer ebeveyn için nihai takvim belirlenmesi,
  • Boşanma kararında hiç düzenleme yapılmaması veya hükmün uygulanamayacak kadar belirsiz olması,
  • Anne ve baba evli olmadığı hâlde çocuğun velayet sahibi olmayan ebeveynle görüştürülmemesi,
  • Eşler evlilik devam ederken ayrı yaşıyor ve çocuklardan biri yanında bulunuyorsa gerekli önlemlerin alınması,
  • Önceki görüşme takviminin çocuğun yaşı, okulu, sağlığı ya da tarafların yerleşim yeri değiştiği için yeniden düzenlenmesi,
  • Şiddet, ihmal, bağımlılık veya başka önemli sebepler nedeniyle görüşmenin sınırlandırılması, refakatli kurulması, durdurulması ya da kaldırılması,
  • Olağanüstü hâllerde çocukla bağı bulunan üçüncü kişinin görüşme istemesi.

Devam eden boşanma davasında velayet ve kişisel ilişki birlikte ele alınır. Böyle bir dosya varken aynı konuda ayrı dava açmanın hukuki yararı ve derdestlik sonuçları dikkatle değerlendirilmelidir. İhtiyaç, mevcut dosyada açık bir tedbir talebi sunularak daha hızlı karşılanabilecekse müstakil dava gereksiz olabilir.

Mahkeme kişisel ilişkiyi belirlerken hangi ölçütlere bakar?

Mahkemenin temel ölçütü çocuğun üstün yararıdır. Üstün yarar, soyut ve her çocuk için aynı sonuç veren bir slogan değildir. Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki, eğitsel ve sosyal gelişiminin somut olayda nasıl korunacağı araştırılır. Ebeveynin isteği, çalışma şartları ve ulaşım imkânları önemlidir; fakat çocuğun güvenliği ve istikrarlı yaşamı bunlardan önce gelir.

Değerlendirmede özellikle şu hususlar etkili olur:

  • Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve bakım ihtiyacı,
  • Çocuğun okul saatleri, kursları, sınavları ve dinlenme düzeni,
  • Sağlık durumu, tedavileri ve özel ihtiyaçları,
  • Çocuk ile talepte bulunan kişi arasındaki mevcut bağın niteliği,
  • Daha önceki görüşmelerin düzeni ve çocuk üzerindeki etkisi,
  • Anne ve babanın yerleşim yerleri arasındaki mesafe ve ulaşım koşulları,
  • Ebeveynlerin çalışma saatleri, izin günleri ve çocuğa ayırabilecekleri gerçek zaman,
  • Kardeşlerin birbirinden kopmaması ve birlikte vakit geçirme imkânı,
  • Şiddet, ihmal, istismar, bağımlılık, kaçırma veya alıkoyma yönünden somut riskler,
  • Çocuğun serbestçe oluşmuş görüşü,
  • Sosyal inceleme raporu ve diğer uzman değerlendirmeleri,
  • Mevcut 6284 tedbirleri, ceza soruşturmaları ve koruyucu tedbirlerin kapsamı.

Mahkeme yalnız “her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu” gibi yerleşik kalıplarla yetinmemelidir. Aynı takvim okul öncesi bir çocuk, ergenlik dönemindeki bir çocuk ve farklı şehirlerde yaşayan bir aile için aynı sonucu doğurmaz. Kararın hem duygusal bağın sürmesine yetecek kapsamda hem de çocuğun eğitimini ve dinlenmesini bozmayacak ölçüde olması gerekir.

Çocuğun görüşü mahkemede dikkate alınır mı?

Evet. Görüşünü oluşturma ve ifade etme olgunluğuna ulaşmış çocuğun kendisini ilgilendiren kişisel ilişki düzeni hakkında görüşü alınmalı ve yaşına, olgunluğuna uygun ağırlıkta değerlendirilmelidir. Bunun için kanunda bütün çocuklar bakımından geçerli tek bir yaş sınırı yoktur. “Çocuk on yaşındaysa mutlaka kendi seçer” veya “on iki yaşından küçükse görüşü önemsizdir” şeklindeki kesin ifadeler doğru değildir.

Çocuğun beyanı kararın tek ölçütü de değildir. Mahkeme, çocuğun diğer ebeveyn tarafından yönlendirilip yönlendirilmediğini, korkusunun gerçek bir olaya dayanıp dayanmadığını, görüşünün sürekliliğini ve önerilen düzenin uzun vadeli etkisini araştırır. Çocuğun istemediği bir görüşmenin mekanik biçimde zorlanması sakıncalı olabileceği gibi, yönlendirme sonucu oluşmuş geçici bir reddin hiçbir inceleme yapılmadan kişisel ilişkiyi bitirmesi de çocuğun yararına olmayabilir.

Çocuğun duruşma salonunda ebeveynlerin karşısında taraf seçmeye zorlanmaması gerekir. Görüşün uzman aracılığıyla, çocuğa uygun ortamda alınması; kullanılan yöntemin ve değerlendirme nedenlerinin dosyada anlaşılabilir olması önemlidir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da çocukları etkileyen yargısal süreçlerin süratle yürütülmesi, güncel ve yeterli inceleme yapılması ile çocuğun üstün yararının gerekçede somutlaştırılması vurgulanmaktadır.

Görüşme takvimi nasıl kurulmalıdır?

İyi bir kişisel ilişki kararı açık, dengeli ve uygulanabilir olmalıdır. “Tarafların uygun gördüğü zamanlarda” ya da “baba istediğinde” gibi ifadeler, taraflar anlaşamadığında hangi gün ve saatin geçerli olduğunu göstermediği için yeni uyuşmazlık doğurur. Bu nedenle başlangıç ve bitiş saatleri, teslim yeri, yatılı kalma durumu, tatiller ve gerektiğinde uzaktan iletişim ayrı ayrı düzenlenmelidir.

Düzenleme alanıKararda açıklığa kavuşturulabilecek hususlar
Hafta sonuHangi haftalar, başlangıç ve iade günü ile saati, yatılı olup olmayacağı
Ara ve yarıyıl tatiliTatilin hangi bölümü, teslim ve dönüş zamanı
Yaz tatiliKesintisiz veya bölünmüş süre, seyahat ve iletişim düzeni
Bayram ve özel günlerYıllara göre dönüşüm, çocuğun doğum günü ve ebeveynler günü gibi tarihler
Uzaktan iletişimTelefon veya görüntülü görüşmenin günü, saati ve makul süresi
TeslimTeslim yeri, çocuğu kimin getirip alacağı ve güvenlik tedbirleri
RefakatGerekliyse refakat edecek kişi veya uzman gözetiminin kapsamı

Tarafların kendi aralarında daha esnek davranması mümkündür; ancak anlaşmazlık çıkarsa uygulanacak asgari çerçeve mahkeme kararındaki takvimdir. Anlaşmalı boşanma protokolünde de kişisel ilişki maddesinin belirsiz bırakılmaması gerekir. Hâkim, tarafların anlaşmasını çocuğun yararına aykırı görürse gerekli değişikliği önerebilir ve uygun bulmadığı düzenlemeyi sırf taraflar kabul etti diye onaylamak zorunda değildir.

Yatılı görüşme her dosyada verilir mi?

Hayır. Yatılı görüşmenin uygunluğu çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveynle bağı, daha önce ayrı kalıp kalmadığı, sağlık durumu ve konaklama koşullarıyla birlikte değerlendirilir. Çok küçük çocuklarda kademeli ve kısa temaslarla başlamak gerekebilir. Buna karşılık yalnız velayet sahibi ebeveynin istememesi, başka bir olgu yoksa yatılı görüşmeyi otomatik olarak engellemez.

Çocuk ile ebeveyn uzun süre hiç görüşmemişse önce kısa ve düzenli temas, sonra daha uzun veya yatılı görüşme öngören kademeli bir model yararlı olabilir. Ancak bunun aşamaları ve hangi tarihte değişeceği belirsiz bırakılmamalıdır. Her kademenin çocuğun tepkisi ve uzman değerlendirmesiyle bağlantısı kurulmalıdır.

Farklı şehirlerde veya yurt dışında yaşayan ebeveynle görüşme nasıl düzenlenir?

Mesafe, görüşme hakkını ortadan kaldırmaz; takvimin yapısını değiştirir. Sık fakat çok kısa hafta sonu görüşmeleri uzun yolculuk nedeniyle çocuğu yoruyorsa daha seyrek ve uzun tatil dönemleri tercih edilebilir. Uçak veya kara yolu ulaşımı, okul takvimi, pasaport ve seyahat belgeleri, masraflar, teslim noktası ve görüntülü görüşmeler birlikte planlanmalıdır.

Yurt dışı bağlantılı dosyalarda çocuğun geri getirilmeme riski, gidilecek ülke, seyahat geçmişi ve tarafların hukuki durumu somut delillerle değerlendirilir. Soyut “çocuğu kaçırabilir” iddiası tek başına yeterli olmayabilir; gerçek risk varsa güvence, ülke dışına çıkışla ilgili tedbir veya daha sınırlı ilişki seçenekleri tartışılabilir. Haksız götürme ya da alıkoyma gerçekleşmişse kişisel ilişki davasından farklı olarak uluslararası çocuk kaçırma sözleşmeleri ve iade süreçleri gündeme gelebilir.

Kişisel ilişki hangi durumlarda sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir?

Kişisel ilişki mutlak değildir. TMK m.324 uyarınca kişisel ilişki nedeniyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, anne veya baba yükümlülüklerine aykırı davranırsa, çocukla ciddi biçimde ilgilenmezse ya da başka önemli sebepler bulunursa hak reddedilebilir veya kaldırılabilir. Aynı hüküm, anne ve babanın birbirinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun yetişmesini engellemekten kaçınmasını da emreder.

Sınırlama bakımından ölçülülük önemlidir. Risk daha hafif bir önlemle yönetilebiliyorsa kişisel ilişkiyi tamamen kaldırmak yerine gündüzlü görüşme, daha kısa süre, belirli yerde görüşme, üçüncü kişi refakati, uzman gözetimi veya kademeli temas düşünülebilir. Tam kaldırma, çocuğu korumak için daha hafif tedbirlerin yetersiz kaldığı ciddi durumlarda gündeme gelmelidir.

Şu olgular somut delillerle ortaya konulduğunda sınırlama veya kaldırma bakımından önem taşıyabilir:

  • Çocuğa yönelik fiziksel, cinsel veya ağır psikolojik şiddet,
  • Görüşmeler sırasında ciddi ihmal veya çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması,
  • Alkol ya da madde bağımlılığının çocuğun güvenliğini fiilen tehlikeye sokması,
  • Çocuğu kaçırma, saklama veya süresi sonunda geri vermeme yönünde gerçek risk,
  • Çocuğun diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde kışkırtılması,
  • Görüşme hakkının diğer ebeveyni takip, tehdit veya taciz aracı olarak kullanılması,
  • Çocuğun ruh sağlığında görüşmelerle bağlantılı ciddi ve doğrulanabilir bozulma,
  • Uzun süre ilgisizlikten sonra çocuğa zarar verecek biçimde ani ve yoğun temas talep edilmesi.

Ceza soruşturmasının bulunması tek başına her dosyada kişisel ilişkiyi kaldırmaz; isnadın niteliği, deliller, mağdurun kim olduğu ve çocuğa yönelik risk incelenir. Aynı şekilde beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı da aile mahkemesinin çocuğun korunmasına ilişkin risk değerlendirmesini her durumda gereksiz kılmaz. Ceza yargılamasının ispat standardı ile aile mahkemesinin koruyucu değerlendirmesi aynı değildir.

Refakatli veya uzman gözetiminde kişisel ilişki ne zaman kurulur?

Refakatli görüşme, çocuğun ebeveynle bağını tamamen kesmeden belirli riskleri yönetmek için kullanılabilir. Çocuğun ebeveyni uzun süredir görmemesi, güven ilişkisinin yeniden kurulmasının gerekmesi, şiddet veya bağımlılık iddiasının kontrollü temasla yönetilebilmesi ya da çocuğun yoğun kaygı yaşaması bu yöntemi gündeme getirebilir.

Refakat kararı soyut bırakılmamalıdır. Refakat edecek kişinin kim olduğu, görüşmenin nerede yapılacağı, süresi, denetimin amacı ve ne zaman yeniden değerlendirileceği mümkün olduğunca belirlenmelidir. Aileden bir kişinin refakati ile uzman gözetimi aynı şey değildir. Tarafsızlık sorunu yaratabilecek bir yakının seçilmesi, yeni çatışmalara yol açabilir. Risk geçici ise refakatli görüşmenin süresiz bir düzene dönüşmemesi; güncel raporla yeniden ele alınması gerekir.

Uzaklaştırma kararı kişisel ilişkiyi kendiliğinden durdurur mu?

Her zaman değil. 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbirin tam metni belirleyicidir. Tedbir kararı çocukları da kapsıyor ve hak sahibinin çocuğa yaklaşmasını yasaklıyorsa tedbir süresince kişisel ilişki uygulanamaz. Karar yalnız ebeveynler arasındaki yaklaşmama veya iletişim yasağına ilişkinse, çocuğa yönelik ayrıca yasak bulunmadığı ölçüde teslimin tarafları yüz yüze getirmeden, zaman aralığı bırakılarak ve güvenlik önlemleriyle yürütülmesi mümkün olabilir.

Mevcut görüşme kararı sonradan verilen uzaklaştırma tedbiriyle fiilen uyumsuz hâle gelmişse aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeni duruma göre güncellenmesi istenmelidir. 6284 sayılı Kanun uygulamasında koruma amacı ile çocuğun aile bağları arasında otomatik değil, somut risk odaklı bir denge kurulması gerekir.

Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Çocukla kişisel ilişki kurulması, değiştirilmesi, sınırlandırılması veya kaldırılması taleplerinde görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmamış yerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Devam eden boşanma veya ayrılık davası varsa kişisel ilişki talebi aynı mahkemeye sunulur.

Yetki bakımından TMK m.326 özel önem taşır. Kişisel ilişkiyle ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Kanundaki “de” ifadesi nedeniyle bu düzenleme, çocuğun oturduğu yeri her durumda tek ve kesin yetkili mahkeme yapmaz; genel yetki kuralları ile boşanma ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin özel hükümler de dikkate alınır. Yanlış mahkemede dava açılması süre ve masraf kaybına yol açabileceğinden tarafların yerleşim yeri, çocuğun fiilî oturma yeri ve mevcut dava dosyası birlikte incelenmelidir.

Dava açmadan önce ihtar veya arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır. Çocukla kişisel ilişki kurulması için noter ihtarı göndermek veya zorunlu arabuluculuğa başvurmak dava şartı değildir. Kişisel ilişki, tarafların serbestçe tasarruf edebileceği sıradan bir alacak uyuşmazlığı olmadığından zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirilmez. Tarafların doğrudan iletişimle takvim üzerinde anlaşması mümkün olsa da çocuğun yararı kamu düzeniyle bağlantılıdır ve hâkim taraf anlaşmasıyla bağlı değildir.

İhtar dava şartı olmamakla birlikte, çocuğu çatışmanın içine çekmeden yapılan açık ve makul yazılı görüşme önerileri uyuşmazlığın tarihini ve tarafların tutumunu gösterebilir. Ancak art arda tehditkâr mesajlar göndermek, çocuğun okuluna habersiz gitmek veya mahkeme düzeni kurulmadan velayet sahibinin rızası dışında çocuğu almaya çalışmak doğru değildir. TMK m.326 gereğince bir düzenleme yapılıncaya kadar velayet hakkı sahibinin veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.

Dava dilekçesinde hangi hususlar bulunmalıdır?

Dilekçe, yalnız “çocuğumu görmek istiyorum” cümlesinden oluşmamalıdır. Talep edilen takvimin neden çocuğun yararına olduğu somut yaşam düzeni üzerinden açıklanmalıdır. Davanın tarafları, mevcut velayet veya tedbir kararı, çocuğun kimle yaşadığı ve şimdiye kadarki görüşme geçmişi doğru biçimde gösterilmelidir.

Dilekçede özellikle şu başlıkların bulunması yararlıdır:

  • Tarafların ve çocuğun kimlik bilgileri ile hukuki soybağı,
  • Velayetin veya fiilî bakımın kimde bulunduğu,
  • Varsa boşanma, velayet, 6284 veya ceza dosyalarının mahkeme ve dosya bilgileri,
  • Çocukla son görüşme tarihi ve görüşmelerin neden kesildiği,
  • Çocuğun yaşı, okulu, sağlık durumu ve günlük programı,
  • Tarafların şehirleri, ulaşım imkânları ve çalışma düzenleri,
  • Talep edilen hafta sonu, tatil, bayram, yaz dönemi ve uzaktan iletişim takvimi,
  • Yatılı, kademeli veya refakatli görüşme isteniyorsa bunun somut gerekçesi,
  • Geçici tedbir talebi ve gecikmenin çocuk üzerindeki olası etkisi,
  • Dayanılan her vakıayla bağlantılı deliller,
  • Teslim yeri ve güvenlik konusunda özel ihtiyaçlar,
  • Açık, tereddütsüz ve uygulanabilir istem sonucu.

Birbirini tutmayan taleplerden kaçınılmalıdır. Örneğin bir yandan diğer ebeveynin çocuk için ağır ve güncel tehlike oluşturduğu ileri sürülürken, diğer yandan hiçbir güvenlik önlemi olmadan uzun yatılı görüşme teklif etmek iddianın inandırıcılığını zayıflatabilir. Talebin ana odağı ebeveynler arasındaki geçmiş tartışma değil, bu olayların çocuk üzerindeki somut etkisi olmalıdır.

Hangi deliller kullanılabilir?

Kişisel ilişki davalarında tek bir zorunlu delil yoktur. Delil seçimi, ilk kez ilişki kurulması mı istendiğine, mevcut düzenin genişletilmesine mi yoksa sınırlandırılmasına mı çalışıldığına göre değişir. Mahkeme çocuğun üstün yararı nedeniyle geniş inceleme yapabilse de tarafların iddialarını somutlaştırması ve ulaşılabilir delilleri zamanında bildirmesi gerekir.

Kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Kesinleşmiş boşanma veya velayet kararı ile tedbir ara kararları,
  • Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü dosyası, teslim emirleri ve tutanaklar,
  • Okul devam kayıtları, ders ve kurs programları, rehberlik servisi kayıtları,
  • Sağlık kayıtları, tedavi planları ve uzman hekim değerlendirmeleri,
  • Sosyal inceleme raporları ve gerektiğinde psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı incelemeleri,
  • Görüşme talebi, engelleme veya teslim sorunlarını gösteren mesajlar ve e-postalar,
  • Tarafların çocukla ilişkisini doğrudan gözlemlemiş tanıkların anlatımları,
  • 6284 tedbir kararları, kolluk veya savcılık kayıtları ve ceza dosyaları,
  • Ulaşım, konaklama ve çalışma düzenini gösteren belgeler,
  • Çocuğun yaşam koşullarına ilişkin hukuka uygun fotoğraf ve kayıtlar.

Tanıkların ebeveynler arasındaki her tartışmayı anlatması yerine çocukla temas, bakım, teslim ve gözlemlenen davranışlar hakkında somut bilgi vermesi daha değerlidir. “İyi babadır” veya “kötü annedir” biçimindeki genel kanaatler, olay ve tarih içeren anlatımlara göre daha zayıf kalır.

Mesajlar, ekran görüntüleri ve ses kayıtları delil olur mu?

Hukuka uygun elde edilmiş mesajlar kişisel ilişkinin talep edildiğini, karşı tarafın cevabını, teslim saatlerinin değiştirilmesini veya görüşmenin sistematik biçimde engellendiğini gösterebilir. Ekran görüntülerinde tarih, taraf ve konuşma bütünlüğünün görünmesi önemlidir. Seçilmiş birkaç cümle yerine gerektiği ölçüde konuşma bağlamının korunması, özgün verinin saklanması ve karşı tarafın inkârı hâlinde teknik incelemeye elverişli sunum yapılması gerekir.

Başkasının hesabına izinsiz girmek, gizli takip yazılımı kullanmak veya hukuka aykırı ses kaydı almak özel hayatın ve kişisel verilerin ihlaliyle birlikte ceza hukuku riski doğurabilir. Her kayıt sırf gerçeği gösterdiği düşüncesiyle hukuka uygun hâle gelmez. Dijital delilin elde edilme yöntemi, bütünlüğü ve çocuk mahremiyetine etkisi dava açılmadan önce değerlendirilmelidir. Çocuğa tekrar tekrar video çektirmek veya onu diğer ebeveyn hakkında konuşturmak ise hem çocuğa zarar verebilir hem delilin güvenilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.

İspat yükü ve mahkemenin araştırma görevi nasıl işler?

Taraflar dayandıkları vakıaları ispatlamakla yükümlüdür. İlk kez kişisel ilişki isteyen ebeveyn hukuki soybağını, çocuğun ayrı yaşadığını ve önerdiği düzenin uygulanabilirliğini ortaya koymalıdır. Görüşmenin kaldırılmasını veya ağır biçimde sınırlandırılmasını isteyen taraf ise çocuğun huzurunu ya da güvenliğini tehlikeye sokan olayları mümkün olduğunca somut delillerle açıklamalıdır.

Bununla birlikte kişisel ilişki, çocuğun üstün yararı ve kamu düzeniyle yakından bağlantılıdır. Hâkim yalnız tarafların kullandığı sıfatlarla veya önerdiği saatlerle bağlı bir arabulucu gibi davranmaz. Gerekli gördüğünde okul ve sağlık kayıtlarını isteyebilir, sosyal inceleme yaptırabilir, uzman görüşü alabilir ve çocuğun dinlenmesini sağlayabilir. Tarafların anlaşması veya bir iddianın cevapsız bırakılması, çocuğun yararına aykırı bir düzeni kendiliğinden haklı hâle getirmez.

Sosyal inceleme raporu neden önemlidir ve rapora itiraz edilebilir mi?

Sosyal inceleme raporu, çocuğun yaşam koşullarını, ebeveynlerle ilişkisini ve önerilen görüşme düzeninin muhtemel etkisini değerlendirmede önemli bir araçtır. Uzman ev ortamını, tarafların tutumunu, çocuğun gelişim özelliklerini ve riskleri inceleyebilir. Ancak rapor hâkimi bağlayan kesin delil değildir; dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Rapor güncel değilse, taraflardan biriyle veya çocukla hiç görüşülmeden hazırlanmışsa, maddi hata içeriyorsa ya da önerilen takvimin gerekçesi açıklanmamışsa somut itiraz sunulabilir. Sadece “raporu kabul etmiyoruz” demek yerine eksik görüşme, yanlış tarih, incelenmeyen sağlık kaydı veya çelişkili tespit ayrı ayrı gösterilmelidir. Gerekirse ek rapor, yeni uzman heyeti veya belirli konuda tamamlayıcı inceleme istenebilir.

Dava süreci nasıl ilerler?

Bağımsız kişisel ilişki davası, görevli ve yetkili aile mahkemesine dilekçe verilmesiyle başlar. Bu talep HMK’daki çekişmesiz yargı işleri arasında açıkça sayılmadığından, somut uyuşmazlığın niteliğine göre karşı tarafın dinlendiği çekişmeli bir yargılama yürütülür. Davanın boşanma, velayet veya evlilik birliğinin korunması dosyası içinde ileri sürülmesi hâlinde ise ana dosyanın usulü ve talebin tedbir niteliği ayrıca dikkate alınır.

Genel olarak süreç şu aşamalardan oluşur:

  1. Dava dilekçesi, belgeler ve delil talepleri mahkemeye sunulur.
  2. Dilekçe karşı tarafa tebliğ edilir; cevap ve diğer dilekçeler alınır.
  3. Mahkeme usule ilişkin itirazları ve uyuşmazlık konularını belirler.
  4. Gecikmenin çocuğa zarar verme ihtimali varsa geçici kişisel ilişki talebi değerlendirilir.
  5. Taraflar dinlenir; okul, sağlık, kolluk, savcılık ve ADM kayıtları getirtilir.
  6. Gerektiğinde sosyal inceleme yapılır ve çocuk uygun yöntemle dinlenir.
  7. Tanıklar ve diğer deliller değerlendirildikten sonra açık bir kişisel ilişki takvimi kurulur veya talep gerekçesiyle reddedilir.
  8. Kanun yolu ve kesinleşme aşamasından sonra nihai karar ilgili müdürlükte uygulanabilir hâle gelir.

Davanın ne kadar süreceği için sabit bir takvim verilemez. Tebligat, sosyal inceleme, kurum yazıları, çocuğun dinlenmesi, başka şehirde talimat işlemleri ve mahkemenin iş yoğunluğu süreyi etkiler. Çocuk ile ebeveyn arasındaki bağ zaman geçtikçe zayıflayabileceğinden, acil ihtiyacın gerekçeli tedbir talebiyle başlangıçta açıklanması önemlidir.

Dava sürerken geçici görüşme kararı verilebilir mi?

Evet. Boşanma veya bağımsız kişisel ilişki yargılaması devam ederken beklemek çocukla ebeveyn arasındaki bağı ciddi biçimde zedeleyebilecekse geçici düzenleme istenebilir. Mahkeme, dava sonuna kadar belirli günlerde gündüzlü, yatılı, kademeli veya refakatli ilişki kurulmasına karar verebilir. Risk iddiası varsa tedbir kurulmadan önce hızlı bir uzman incelemesi veya mevcut resmî kayıtların değerlendirilmesi gerekebilir.

Tedbir talebi, nihai hükümle aynı kapsamda kabul edilmek zorunda değildir. Mahkeme ilk aşamada daha temkinli bir takvim belirleyip deliller toplandıkça düzenlemeyi değiştirebilir. Ara veya tedbir kararları kesinleşme beklenmeden uygulanır; buna karşılık hükümle birlikte verilen nihai velayet ve kişisel ilişki kararlarının ADM tarafından uygulanmasında kesinleşme aranır. Bu ayrım, Adalet Bakanlığının uygulama rehberinde açıkça belirtilmektedir.

Dava masrafları ve kişisel ilişkiyi uygulama giderleri aynı mıdır?

Hayır. Aile mahkemesinde dava açılırken başvurma harcı, peşin harç, gider avansı, tebligat ve gerektiğinde bilirkişi ya da uzman incelemesi gibi yargılama giderleri gündeme gelebilir. Tutarlar her yıl değişen tarifelere, yapılacak işlemlere ve adli yardım durumuna göre farklılaşır. Yargılama sonunda giderlerin hangi tarafa yükletileceğine mahkeme karar verir.

Mahkeme kararının ADM aracılığıyla yerine getirilmesi ise ayrı bir aşamadır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/H uyarınca bu işlemler harçtan istisnadır ve avukatlık ücreti dışındaki masraflar Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Dolayısıyla eski sistemdeki gibi her görüşme için icra dosyası masrafı yatırılması söz konusu değildir. Dava gideri ile kararın çocuk görüşme merkezi aracılığıyla uygulanma gideri birbirine karıştırılmamalıdır.

Mahkeme kararı nasıl uygulanır?

Tarafların karara gönüllü uyması esastır. Karar uygulanmıyorsa çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki işlemleri artık icra dairelerince değil, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüklerince yürütülür. Bu müdürlüğün bulunmadığı yerde Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü görev yapar. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/A ve devamındaki hükümler yeni sistemin temelini oluşturur.

Hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesini çocuğun yerleşim yerindeki müdürlükten ister. Başvuruda karar örneği, kimlik ve iletişim bilgileri ile sürecin yürütülmesi için gerekli bilgiler sunulur. Müdürlük önce yükümlüyle iletişim kurarak kararın rıza ile uygulanmasını sağlamaya çalışır. Rıza ile yerine getirilmezse teslim emri ve kanundaki diğer işlemler gündeme gelir. Çocuk, belirlenen teslim mekânında uzman veya görevliler aracılığıyla hak sahibine teslim edilir ve süre sonunda geri alınır.

Adalet Bakanlığına göre yeni uygulama 8 Mayıs 2023 itibarıyla ülke genelinde yürütülmektedir. Çocuk görüşme merkezleri, tarafların doğrudan çatışmasını azaltacak ve çocuğun örselenmesini önleyecek biçimde planlanmıştır. Müdürlük mahkemenin açıkça belirlediği görüşme gün ve saatini kendi takdiriyle kalıcı olarak değiştiremez; karar yeni yaşam koşullarına uymuyorsa aile mahkemesinden değişiklik istenmelidir.

Çocuk gösterilmezse ne yapılabilir?

Geçerli bir ilam veya tedbir kararı olmasına rağmen çocuk görüştürülmüyorsa hak sahibi önce ADM sürecini işletmelidir. Teslim emrine aykırılık veya emrin yerine getirilmesinin engellenmesi hâlinde, 5395 sayılı Kanun’daki şartlarla bir ay içinde şikâyet üzerine disiplin hapsi gündeme gelebilir. Kişisel ilişkiye ilişkin teslim emrine aykırılık bakımından öngörülen yaptırım üç günden on güne kadar disiplin hapsidir. Bu yaptırım teknik olarak her olayda “çocuk göstermeme suçu” şeklinde nitelendirilmemelidir; kanundaki özel şikâyet ve disiplin hapsi düzenidir.

Şikâyet mercii, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir. Süre, hangi emre ne zaman aykırı davranıldığı ve işlemin tutanağa bağlanıp bağlanmadığı önemlidir. Konunun yaptırım boyutu çocuk teslimine muhalefet hakkındaki ayrı yazıda daha ayrıntılı ele alınmıştır.

Çocuğun diğer ebeveynle bağını sürekli ve haksız biçimde engellemek, yalnız yaptırım konusu olmakla kalmayıp velayet görevinin kullanımı bakımından da değerlendirilebilir. Ancak tek bir aksama otomatik olarak velayetin değişmesine yol açmaz. Engellemenin sürekliliği, gerekçesi, çocuğa etkisi ve diğer ebeveynin davranışları birlikte incelenir. Velayet davasında kişisel ilişkiyi destekleme yükümlülüğü, çocuğun üstün yararıyla bağlantılı önemli olgulardan biridir.

Hak sahibi çocuğu süresinde geri getirmezse ne olur?

Kişisel ilişki hakkı, çocuğu karar süresi dışında yanında tutma yetkisi vermez. Hak sahibinin çocuğu belirlenen sürenin sonunda teslim yerine getirmemesi, 5395 sayılı Kanun kapsamında bir ay içinde şikâyet üzerine üç aya kadar disiplin hapsine yol açabilir. Fiilin özelliklerine göre ayrıca ceza soruşturması gündeme gelebilir. Çocuğun süresinde iade edilmemesi sonraki kişisel ilişki ve velayet değerlendirmesinde de güven sorunu oluşturabilir.

Gecikme sağlık sorunu, ulaşımın durması veya başka ciddi mazeretten kaynaklanıyorsa müdürlüğe ve diğer ebeveyne gecikmeksizin bilgi verilmesi, durumun belgeyle açıklanması gerekir. Haklı mazeret her olayın şartlarına göre değerlendirilir; kararı tek taraflı olarak sürekli değiştirme yetkisi vermez.

Müdürlük işlemlerine karşı şikâyet mümkün müdür?

Evet. Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararının yerine getirilmesi sırasında müdürlüğün yaptığı işlem veya verdiği karara karşı, öğrenme ya da tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde hak sahibi veya yükümlü tarafından işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyet edilebilir. Şikâyet üzerine verilen karara karşı tebliğden itibaren bir hafta içinde itiraz mümkündür; itiraz üzerine verilen karar kesindir.

Bu yol, mahkemenin kişisel ilişki takvimini değiştirmek için kullanılamaz. Sorun kararın içeriğindeyse kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talep edilmelidir; sorun müdürlüğün kararı uygulama biçimindeyse şikâyet yolu gündeme gelir. Yanlış hukuki yolun seçilmesi özellikle kısa süreler nedeniyle hak kaybı doğurabilir.

Kişisel ilişki kararı sonradan değiştirilebilir mi?

Evet. Kişisel ilişki kararları verildikleri tarihteki koşullara dayanır. Çocuğun yaşı, okulu, sağlık durumu, tarafların yerleşim yeri, çalışma saatleri veya güvenlik koşulları önemli biçimde değişmişse mevcut düzen yeniden ele alınabilir. Yeni düzenleme için önceki kararın hatalı olduğunu ispatlamak şart değildir; sonradan ortaya çıkan ve çocuğun yararını etkileyen değişiklikler yeterli olabilir.

Değişiklik sebeplerine şu örnekler verilebilir:

  • Okul öncesi çocuğun okula başlaması ve eski hafta içi düzeninin uygulanamaması,
  • Ebeveynlerden birinin başka şehre veya ülkeye taşınması,
  • Çocukla ilişkinin güçlenmesi sonucu kademeli düzenin genişletilebilecek hâle gelmesi,
  • Sağlık veya özel eğitim ihtiyacının ortaya çıkması,
  • Görüşmeler sırasında yeni ve ciddi güvenlik sorunu yaşanması,
  • Çocuğun olgunlaşması ve serbestçe oluşmuş görüşünün değişmesi,
  • Refakatli ilişkinin amacına ulaşması veya yetersiz kalması,
  • Kardeşlerin yaşam düzeninde değişiklik olması.

Kişisel ilişkinin değiştirilmesi için kanunda özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir. Bununla birlikte gecikme, çocukla bağın zayıflamasına veya riskin sürmesine neden olabilir. Bu yüzden ihtiyaç ortaya çıktığında deliller kaybolmadan başvuru yapılması önemlidir.

Feragat, kabul, sulh ve davanın geri alınması nasıl değerlendirilir?

Tarafların usul işlemleri aile hukukunda da sonuç doğurabilir; ancak kişisel ilişki doğrudan çocuğun yararını ilgilendirdiği için hâkim sıradan bir malvarlığı uyuşmazlığındaki kadar geniş biçimde taraf iradesiyle bağlı değildir. Velayet sahibi ebeveynin talebi kabul etmesi, istenen her takvimin aynen kurulmasını zorunlu kılmaz. Tarafların sulh niteliğindeki anlaşması da çocuğun güvenliği, okulu ve gelişimi yönünden denetlenir.

Davacı mevcut talebinden vazgeçebilir veya davasını usulüne uygun biçimde geri alabilir; fakat bu, değişen koşullarda çocuğun yararına uygun yeni bir düzenleme isteme imkânını sonsuza kadar ortadan kaldırmaz. Çocuğun üstün yararına ilişkin değerlendirme dinamiktir. Özellikle devam eden boşanma davasında hâkim velayet ve kişisel ilişki hakkında gerekli düzenlemeyi tarafların eksik veya çelişkili beyanlarına rağmen yapmak zorunda kalabilir.

Karara karşı hangi kanun yollarına başvurulabilir?

Aile mahkemesinin nihai kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz imkânı ise kararın niteliği, talebin ana davadan bağımsız olup olmadığı ve HMK’daki kesinlik hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Geçici hukuki koruma kararları ile ADM işlemlerine ilişkin şikâyet kararlarının kanun yolları, nihai hükümden farklı kurallara tabidir.

Kanun yolu başvurusu hazırlanırken yalnız “karar hakkaniyete aykırıdır” demek yerine çocuğun yaşı, uzman raporundaki eksik, dinlenmeyen delil, uygulanamayacak saatler veya gerekçedeki çelişki somutlaştırılmalıdır. Nihai kişisel ilişki kararının müdürlükçe uygulanması için kesinleşme aranırken ara ve tedbir kararlarında kesinleşme aranmadığından, kanun yolu sürecindeki geçici düzenin ayrıca takip edilmesi gerekir.

Farklı hukuk süreçleri kişisel ilişki davasını nasıl etkiler?

Boşanma, velayet, nafaka, 6284 tedbirleri ve ceza soruşturmaları aynı aile içinde eş zamanlı ilerleyebilir. Bu dosyaların amaçları farklıdır; birindeki karar diğerinde her zaman otomatik sonuç doğurmaz. Yine de dosyalardaki maddi olgular ve resmî kayıtlar kişisel ilişki değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Velayet değişirse kişisel ilişki ve iştirak nafakası yeni bakım düzenine göre yeniden ele alınmalıdır. Soybağı ortadan kalkarsa ebeveyn sıfatına dayalı talebin hukuki temeli etkilenir. 6284 tedbiri teslim güvenliğini değiştirebilir. Ceza dosyasındaki çocuk beyanı veya adli rapor risk değerlendirmesinde kullanılabilir; fakat çocuk aynı olay hakkında gereksiz yere tekrar tekrar dinlenmemelidir. Mahkemeler arasında çelişkili uygulamayı önlemek için mevcut bütün kararların güncel ve eksiksiz örnekleri dosyaya sunulmalıdır.

Mevzuat dayanağı nedir?

Kişisel ilişkinin anayasal temeli, çocuğun yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkını düzenleyen Anayasa m.41’dir. TMK m.182, boşanma veya ayrılık kararı verilirken velayet kendisine bırakılmayan taraf ile çocuğun kişisel ilişkisinin düzenlenmesini öngörür. TMK m.197, birlikte yaşamaya ara verilmesi hâlinde çocuklara ilişkin önlemlere imkân tanır.

TMK m.323 anne ve babanın uygun kişisel ilişki isteme hakkını; m.324 karşılıklı yükümlülükleri ve sınırlama sebeplerini; m.325 olağanüstü hâllerde üçüncü kişilerin talebini; m.326 ise yetkiyi ve karar kuruluncaya kadar rıza dışı kişisel ilişki yasağını düzenler. Bu maddeler birlikte okunduğunda hakkın ne ebeveynin sınırsız tasarrufuna ne de velayet sahibinin keyfî iznine bırakıldığı görülür.

Kararların uygulanması 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/A ila 41/İ maddeleri ile Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin Yönetmelik çerçevesinde yürütülür. 4787 sayılı Kanun aile mahkemelerinin görevini ve uzman desteğini; HMK ise dilekçeler, deliller, geçici hukuki koruma ve kanun yollarına ilişkin usulü belirler. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi de çocuğun üstün yararı ve görüşünün alınması bakımından yorum ölçütü sağlar.

Yargıtay uygulamasında hangi ilkeler öne çıkar?

Yargıtay uygulamasında kişisel ilişkinin kalıp bir takvimle değil, çocuğun yaşı, eğitimi, tarafların şehirleri, ulaşım koşulları, kardeşlik bağları ve mevcut riskler değerlendirilerek kurulması gerektiği öne çıkar. Resmî karar arama kayıtlarında, çocuğun yaşı ve eğitim hayatıyla bağdaşmayan sürelerin yeniden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin kararlar bulunduğu gibi, kardeşlerin kişisel ilişki dönemlerinde birbirinden koparılmaması gerektiğini vurgulayan kararlar da bulunmaktadır.

Kişisel ilişkinin kaldırılması veya ağır sınırlandırılması bakımından soyut endişe yeterli görülmez; güncel, somut ve çocukla bağlantılı olgular aranır. Buna karşılık çocuğun huzurunu ciddi biçimde tehlikeye sokan şiddet, istismar veya geri vermeme riski varsa ebeveynin görüşme talebi çocuğun güvenliğinin önüne geçirilemez. Yargıtay’ın güncel bir karar kaydında, çocuğun görüşü ve uzman değerlendirmesiyle kişisel ilişkinin kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesi seçeneklerinin somut olay üzerinden incelendiği görülmektedir.

Bu kararlar her dosyada aynı hafta sonu sayısını veya aynı görüşme biçimini zorunlu kılan tarifeler değildir. Çıkarılabilecek ortak ilke, hükmün güncel delillere dayanması, çocuğun gelişim ihtiyaçlarını açıklaması ve fiilen uygulanabilir bir takvim kurmasıdır.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

En sık hata, kişisel ilişki davasını eski eşler arasındaki hesaplaşmanın devamı gibi yürütmektir. Dilekçenin büyük bölümünü evlilikteki kusur iddialarına ayırmak, bu olayların çocuk üzerindeki etkisi açıklanmıyorsa kişisel ilişki talebine katkı sağlamaz. Mahkemenin aradığı, hangi düzenin çocuğun güvenli ve istikrarlı gelişimine hizmet edeceğidir.

İkinci hata, belirsiz veya gerçekçi olmayan takvim istemektir. Ebeveynin çalışma saatine, çocuğun okuluna ve şehirler arası yola uymayan bir karar kısa sürede ihlal edilmeye başlar. Teslim yeri, başlangıç ve dönüş saati ile tatil paylaşımı hükümde açık olmalıdır. Ulaşım ve seyahat masrafları konusunda özel bir anlaşmazlık varsa bunun da talep ve delilleri ayrıca kurulmalıdır; her dosya için geçerli otomatik bir paylaşım varsayılmamalıdır.

Üçüncü hata, çocuğu delil üretme aracına dönüştürmektir. Çocuğa ezberletilmiş cümleler, gizli video kayıtları veya diğer ebeveyne karşı taraf seçmeye zorlama, hem çocuğa zarar verir hem dosyanın güvenilirliğini zedeler. Çocuğun görüşü tarafların baskısından uzak ve uzman yöntemlerle alınmalıdır.

Dördüncü hata, mahkeme kararı ile uygulama yolunu karıştırmaktır. Karar hiç yoksa veya artık çocuğun koşullarına uymuyorsa aile mahkemesine başvurulur. Geçerli karar uygulanmıyorsa ADM süreci işletilir. Müdürlük kararın esasını değiştiremez; mahkeme de henüz gerçekleşmemiş her teslim ihlalini varsayımla disiplin yaptırımına dönüştürmez.

Son olarak, olay ve belgelerin zaman çizelgesi hazırlanmalıdır. Son görüşme tarihi, yapılan makul teklifler, gerçekleşmeyen teslimler, müdürlük tutanakları, okul değişikliği ve tedbir kararları tarih sırasıyla sunulduğunda mahkeme hem sorunun kaynağını hem aciliyetini daha sağlıklı değerlendirebilir.

Çocukla Kişisel İlişki Kurma Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Velayet sahibinin rızası yoksa, açık bir kişisel ilişki düzeni kurulmadan çocuk tek taraflı olarak alınmamalıdır. TMK m.326, mahkemece düzenleme yapılıncaya kadar velayet hakkı sahibinin veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamayacağını belirtir.
Boşanma hükmünde kişisel ilişki hiç düzenlenmemişse aile mahkemesinden açık ve uygulanabilir bir takvim istenebilir. Acil ihtiyaç varsa dava sonuçlanıncaya kadar geçici görüşme kararı talep edilmesi de değerlendirilebilir.
Kaçırılan gün kendiliğinden başka bir güne aktarılmaz. Taraflar çocuğun yararına uygun biçimde anlaşırsa telafi görüşmesi yapabilir; anlaşma yoksa herkes mahkeme kararındaki takvime uymalıdır.
Görüşmeler sık sık iş, sağlık veya ulaşım nedeniyle aksıyorsa tek tek telafi tartışması yerine mevcut kararın çalışma ve okul düzenine göre değiştirilmesi daha kalıcı bir çözüm olabilir. Haklı mazerete ilişkin belgelerin ve zamanında yapılan bildirimlerin saklanması önemlidir.
Hafif bir rahatsızlık her durumda görüşmeyi ortadan kaldırmaz; ancak çocuğun sağlığı görüşmeden önce gelir. Doktorun istirahat veya seyahat yasağı vermesi, bulaşıcı hastalık ya da acil tedavi gereksinimi varsa durum diğer ebeveyne ve ADM’ye gecikmeden bildirilmeli, mümkünse sağlık belgesi sunulmalıdır.
Hastalık iddiasının her görüşme gününde belgesiz biçimde tekrarlanması kararın engellendiği iddiasına yol açabilir. Öte yandan hasta çocuğun sırf takvim uygulansın diye uzun yolculuğa zorlanması da üstün yararla bağdaşmayabilir.
Her etkinlik kişisel ilişkiyi otomatik olarak iptal etmez. Ebeveynler mümkünse çocuğun eğitim ve sosyal faaliyetini aksatmadan görüşmeyi sürdürmelidir; hak sahibi ebeveyn çocuğu etkinliğe götürüp getirebilir.
Program sürekli biçimde mahkeme kararındaki saatlerle çatışıyorsa, müdürlük kalıcı yeni takvim kuramaz. Aile mahkemesinden çocuğun güncel programına uygun değişiklik istenmesi gerekir.
Çocuğun fiziksel veya psikolojik olarak zorlanması doğru değildir. Uzmanlar çocuğun yaşını, tepkisinin nedenini, yönlendirme veya korku ihtimalini ve kararın güvenli biçimde uygulanıp uygulanamayacağını değerlendirir; gerçekleşmeyen işlem tutanağa bağlanır.
Tek bir direnç otomatik olarak kişisel ilişkiyi sona erdirmez. Tepki devam ediyorsa aile mahkemesinden güncel sosyal inceleme, danışmanlık tedbiri, kademeli veya refakatli görüşme gibi seçeneklerin değerlendirilmesi istenebilir.
Kişisel ilişki bir zorla sevgi kurma mekanizması değildir; ebeveyn fiilen gelmiyorsa çocuk tekrar tekrar hazırlanıp hayal kırıklığına uğratılmamalıdır. Gelmeme olaylarının tarihleri, yapılan bildirimler ve ADM tutanakları saklanmalıdır.
Süreklilik gösteren ilgisizlik TMK m.324 kapsamında mevcut düzenin daraltılması veya çocuğun ihtiyaçlarına göre değiştirilmesi talebine dayanak olabilir. Yine de her iptal, mazereti ve çocuk üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirilir.
Hayır. Taşınma kararı kendiliğinden hükümsüz kılmaz; ancak eski teslim saatleri ve hafta sonu düzeni fiilen uygulanamaz hâle gelebilir. Mesafe çocuğu yoruyor veya okulunu etkiliyorsa daha seyrek fakat uzun tatil görüşmeleri ile uzaktan iletişim gündeme gelebilir.
Taşınma kişisel ilişkiyi sistematik biçimde imkânsızlaştırıyorsa hem görüşme takviminin değiştirilmesi hem somut şartlara göre velayet kullanımının değerlendirilmesi istenebilir. Taşınmanın amacı ve çocuğa etkisi delillerle incelenir.
Mahkeme kararında özel bir yasak veya refakat koşulu yoksa kişisel ilişki sırasında çocuğun hak sahibi ebeveynin günlük aile çevresiyle temas etmesi kural olarak tek başına ihlal sayılmaz. Bununla birlikte yeni eşin çocuğa yönelik davranışları somut risk oluşturuyorsa durum farklı değerlendirilir.
Soyut kıskançlık veya eski eşler arasındaki gerginlik yerine çocuğun güvenliği ve psikolojik etkilenmesi gösterilmelidir. Gerekirse mahkemeden görüşmenin yeri, refakati veya yeni yaşam koşullarına göre kapsamı hakkında düzenleme istenebilir.
Emzirme, babayla kişisel ilişkiyi tamamen kaldıran otomatik bir sebep değildir; fakat görüşmenin süresi ve yatılı olup olmayacağı belirlenirken bebeğin beslenme, uyku ve bakım düzeni özel olarak dikkate alınır. Kısa ve sık gündüz görüşmeleriyle başlayıp gelişime göre kademeli artırma uygun görülebilir.
Karar yalnız bebeğin yaşına değil, anne dışındaki bakım deneyimine, sağlık durumuna ve baba ile mevcut bağa dayanmalıdır. Kalıp bir yaş sınırı yerine güncel uzman değerlendirmesi önem taşır.
Her dosyada doğrudan yatılı ilişki uygun olmayabilir. Uzun süre temas kurulmamışsa çocuğun güven duygusunu geliştirecek kısa, düzenli ve gerektiğinde refakatli görüşmelerle başlanması; daha sonra sürenin artırılması düşünülebilir.
Bu durum babayla ilişkiyi süresiz erteleme gerekçesine de dönüştürülmemelidir. Kademelerin zamanı, değerlendirme yöntemi ve hedefi mahkeme kararında mümkün olduğunca açık olmalıdır.
Kardeşlik bağının korunması çocuğun üstün yararının önemli bir parçasıdır. Kişisel ilişki takvimleri kardeşlerin birbirlerini düzenli görebileceği şekilde uyumlaştırılmalıdır; her çocuğun ayrı ebeveyn yanında bulunması kardeşlerin koparılmasını gerektirmez.
Çocukların yaşları, okulları ve ihtiyaçları farklıysa aynı takvim her biri için uygun olmayabilir. Mahkeme, hem ebeveynle hem kardeşler arasında anlamlı temas sağlayacak somut bir denge kurmalıdır.
Evet. Özellikle farklı şehir veya ülkelerde yaşanan durumlarda belirli gün ve saatlerde telefon ya da görüntülü görüşme, yüz yüze temasın yanında düzenlenebilir. Bu iletişim yüz yüze ilişkinin yerini otomatik olarak tutmaz; onu destekleyen bir araçtır.
Saat ve süre çocuğun okuluna, uykusuna ve yaşına uygun olmalıdır. Gün boyu sınırsız arama veya görüşmenin diğer ebeveyn tarafından sürekli dinlenmesi çocuğun huzurunu bozabilir; kararın açık ve ölçülü kurulması gerekir.
Kararda yalnız yüz yüze görüşme düzenlenmişse, makul telefon iletişiminin her durumda yasak olduğu sonucu çıkmaz. Ancak taraflar arasındaki çatışma nedeniyle iletişim çocuğu rahatsız ediyor, ders ve uyku düzenini bozuyor veya taciz aracına dönüşüyorsa mahkeme uzaktan iletişimi de sınırlarıyla düzenleyebilir.
Mevcut 6284 kararı veya açık iletişim yasağı varsa karar metni ayrıca incelenmelidir. Koruma tedbirini dolanmak için çocuk üzerinden iletişim kurulamaz.
Mahkeme kararı teslimin okuldan yapılacağını açıkça göstermiyorsa hak sahibi ebeveyn okula giderek tek taraflı yeni teslim biçimi yaratmamalıdır. Okul yönetimi de velayet ve teslim kararlarına göre hareket eder.
Okuldan teslim çocuğun düzeni için daha uygun olacaksa bunun mahkeme kararında veya tarafların açık anlaşmasında belirlenmesi gerekir. Sürekli anlaşmazlık varsa teslim yeri konusunda aile mahkemesinden değişiklik talep edilebilir.
Kural olarak yükümlülük mahkeme kararında çocuğu teslim etmesi gereken kişiye aittir. Bununla birlikte haklı ihtiyaçlarda ve müdürlüğün usulüne uygun kabul ettiği bildirimle, çocuğun belirlenen başka bir yetişkin tarafından getirilmesi veya geri alınması mümkün olabilir.
Üçüncü kişinin kimliği ve iletişim bilgileri önceden bildirilmelidir. Bu yöntem, velayet sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz veya mahkeme kararındaki refakat koşulunu değiştirmez.
Kişisel ilişki süresi içinde şehir içi veya şehir dışı seyahat, mahkeme kararında yasak yoksa her durumda ayrıca izin gerektiren bir işlem sayılmayabilir. Ancak çocuğun iade saatine uyulması, sağlık ve güvenliğinin korunması ve diğer ebeveynin makul biçimde bilgilendirilmesi gerekir.
Kararda belirli il sınırı, teslim yeri veya seyahat kısıtlaması varsa buna uyulmalıdır. Uzun yolculuk, riskli faaliyet veya iade sorunu varsa mahkeme özel koşullar koyabilir.
Her zaman değil. Mahkemenin kişisel ilişki kararı, pasaport, vize, sınır geçişi ve varsa velayet sahibinin muvafakatiyle ilgili bütün idari şartların kendiliğinden karşılandığı anlamına gelmez. Kararın yurt dışı seyahatine açıkça izin verip vermediği ve çocuğun geri getirilmeme riski ayrıca değerlendirilmelidir.
Yurt dışı seyahati talep ediliyorsa ülke, tarih, ulaşım, konaklama, iletişim ve dönüş planı somutlaştırılmalıdır. Uluslararası bağlantılı dosyalarda ilgili ülke hukuku ve sözleşmeler nedeniyle ayrıca inceleme gerekebilir.
Evet. Taraflar çocuğun yararına uygun olmak şartıyla mahkeme kararındaki asgari düzenin dışında esneklik gösterebilir. Yazılı ve açık anlaşma, sonradan yanlış anlaşılmayı azaltır.
Bu geçici anlaşma mahkeme hükmünü kendiliğinden değiştirmez. Taraflardan biri vazgeçtiğinde uygulanacak çerçeve yine karardır. Farklı takvim kalıcı hâle geldiyse mahkemeden yeni koşullara uygun düzenleme istenmesi daha güvenlidir.
Hayır. Güncel sistemin amacı her görüşmeyi kolluk gözetiminde yapmak değildir. ADM dosyasında çocuk, belirlenen teslim mekânında uzman veya görevli aracılığıyla teslim edilebilir; güvenlik riski varsa somut dosyaya uygun ek tedbir alınır.
Mahkeme açıkça uzman gözetiminde ilişki kurmuşsa görüşmenin kendisi de bu koşula göre yürütülür. Normal kişisel ilişkiyle refakatli veya uzman gözetimli ilişki birbirine karıştırılmamalıdır.
Güncel uygulamada çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları icra dairelerinden değil, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüklerinden yerine getirilir. 8 Mayıs 2023 itibarıyla yeni sistem ülke genelinde uygulanmaktadır.
Elinizde eski bir ilam veya takip belgesi varsa kararın kesinleşme ve güncellik durumu incelenerek ilgili müdürlüğe başvurulmalıdır. Eski karar çocuğun bugünkü yaşına ve okul düzenine uymuyorsa ayrıca değişiklik davası gerekebilir.
Hayır. Kişisel ilişki düzeni ergin olmayan çocuğun korunmasına yönelik aile hukuku düzenidir. Çocuk on sekiz yaşını doldurup ergin olduğunda kiminle görüşeceğine kendisi karar verir; ADM aracılığıyla çocuk teslimi süreci uygulanmaz.
Erginlikten önce evlenme veya mahkeme kararıyla ergin kılınma gibi özel durumlar varsa hukuki statü ayrıca incelenmelidir.
Hayır. İştirak nafakası ile kişisel ilişki birbirinden ayrı yükümlülüklerdir. Nafakanın ödenmemesi velayet sahibine çocuğu göstermeme yetkisi vermez; kişisel ilişkinin engellenmesi de nafaka borcunu ortadan kaldırmaz.
Nafaka için icra ve diğer hukuki yollar, kişisel ilişki için ise mahkeme kararı ve ADM süreci kullanılmalıdır. Çocuğun iki uyuşmazlık arasında baskı aracı yapılmaması gerekir.
Hayır. Kişisel ilişki hakkı nafaka ödemesinin karşılığı değildir. Mahkeme görüşmeyi çocuğun üstün yararına göre düzenler; ödeme durumu tek başına görüşme şartı hâline getirilemez.
Bununla birlikte çocuğun bakımına sürekli ilgisizlik ve başka yükümlülüklerin ağır biçimde savsaklanması, dosyadaki bütün olgularla birlikte değerlendirilebilir. Yine de mali uyuşmazlıkla kişisel ilişki doğrudan takas edilemez.
Hayır. Çocuğun görüşü önemlidir; fakat velayet sahibi yalnız bu cümleyi tekrarlayarak mahkeme kararını tek taraflı olarak askıya alamaz. Çocuğun neden görüşmek istemediği, beyanın serbest iradeye dayanıp dayanmadığı ve gerçek bir risk bulunup bulunmadığı uzman yöntemlerle araştırılmalıdır.
Çocukta ciddi korku veya zarar belirtisi varsa güvenlik önlemi ve mahkemeden yeni düzenleme talep edilmelidir. Sorun yönlendirme veya uzun ayrılık ise danışmanlık, kademeli temas ya da refakatli görüşme daha uygun olabilir.
Taraf teşkili çocuğun velayet ve bakım durumuna göre belirlenir. Üçüncü kişinin talebi hem velayet sahibinin yetkisini hem anne ve babanın aile ilişkilerini etkileyebileceğinden, somut olayda anne ve babanın davadaki konumunun doğru kurulması önemlidir.
Yalnız bir ebeveyne yöneltilen dava eksik taraf teşkili tartışması doğurabilir. Dilekçe hazırlanırken velayet kararı, diğer ebeveynin hayatta olup olmadığı ve çocuğun kimin yanında bulunduğu birlikte incelenmelidir.
Ulaşım, bilet ve konaklama giderleri bakımından her dosyada kendiliğinden uygulanan tek bir paylaşım formülü yoktur. Tarafların ekonomik koşulları, mesafeyi doğuran değişiklik, talep edilen görüşme biçimi ve çocuğun yararı dikkate alınarak açık düzenleme istenebilir.
ADM aracılığıyla kararın yerine getirilmesine ilişkin resmî işlemler ise harçtan istisnadır; avukatlık ücreti dışındaki uygulama masrafları kanundaki şartlarla Bakanlık bütçesinden karşılanır. Bu durum ebeveynin kendi seyahat ve konaklama giderlerinin tamamının devletçe ödeneceği anlamına gelmez.
Hayır. İşverenin vardiya değişikliği mahkeme hükmünü otomatik olarak değiştirmez. Diğer ebeveynle geçici ve açık bir anlaşma yapılabilir; anlaşma yoksa mevcut karara uyulmalıdır.
Değişiklik sürekli ise vardiya çizelgesi ve çocuğun programı sunularak aile mahkemesinden yeni takvim istenebilir. Yalnız ebeveynin rahatlığı değil, çocuğun istikrarı ve ilişkinin düzenli sürdürülebilmesi değerlendirilir.
Nihai hükümle verilen velayet ve kişisel ilişki düzeninin ADM tarafından uygulanmasında kararın kesinleşmesi aranır. Hak sahibi varsa kesinleşme şerhli örneği sunabilir; müdürlük de UYAP üzerinden kesinleşmeyi kontrol edebilir.
Ara ve tedbir kararları bakımından kesinleşme söz konusu olmadığından bu kararlar kesinleşme beklenmeden uygulanabilir. Kararın ara karar mı nihai hüküm mü olduğu başvuru evrakı üzerinden doğru belirlenmelidir.
Mahkeme gün ve saati açıkça belirlemişse müdürlük bu takvimi kalıcı biçimde değiştiremez; kararı olduğu gibi yerine getirir. Tarafların rızaya dayalı geçici esnekliği mümkün olsa da kurum yeni bir mahkeme takvimi kuramaz.
Karar çocuğun okuluna, uzaklığa veya yeni güvenlik koşullarına uymuyorsa aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenmelidir.

Avukat Görüşü

Çocukla kişisel ilişki dosyalarında en önemli mesele, geniş veya dar bir takvim istemekten önce çocuğun gerçek yaşam düzenini doğru kurmaktır. Okul, sağlık, mesafe, ebeveynle mevcut bağ ve güvenlik riski aynı dosyada birlikte değerlendirilmeden hazırlanan talepler uygulanabilir görünse bile kısa sürede yeni uyuşmazlık doğurabilir.

Uygulamada özellikle belirsiz hüküm kurulması, çocuğun yönlendirilmesi, dijital delillerin hukuka aykırı toplanması ve geçerli kararın uygulanması için yanlış kuruma başvurulması sorun yaratmaktadır. Tedbir ihtiyacı varsa dava başında somutlaştırılmalı; sosyal inceleme raporundaki maddi hatalara süresinde ve gerekçeli biçimde itiraz edilmelidir. Her dosya çocuğun yaşı, ilişkileri, mevcut kararlar ve belgeler üzerinden ayrı değerlendirilmelidir; bir başka aile için uygun olan görüşme takvimi aynı şekilde kopyalanmamalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, yargı uygulaması ve idari süreçler zaman içinde değişebilir. Somut olayın güncel kararlar, belgeler ve çocuğun özel koşullarıyla birlikte incelenmesi gerekir.

Son Güncelleme 11.08.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top