6284 sayılı Kanun; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korur. Kanundan yararlanmak için evli olmak veya fiziksel bir saldırıya uğramış olmak gerekmez. Eşler, anne ve baba ile çocuklar arasındaki şiddette şiddet uygulayanla aynı evde yaşamak da aranmaz. Şiddete uğrama tehlikesinin bulunması da koruma istemek için yeterlidir.
İçindekiler
Kanunun tam adı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dur. Kanun, korunan kişinin güvenliğini sağlayan koruyucu tedbirleri, şiddet uygulayanın davranışlarını sınırlayan önleyici tedbirleri ve bu tedbirlere hangi makamın karar vereceğini düzenler. Adalet Bakanlığı da 2019’da güncellediği uygulama genelgesinde bu Kanun’un esasen bir ceza veya ceza muhakemesi kanunu olmadığını vurgulamıştır.
6284 sayılı Kanun kimleri korur?
Kanunun 1. maddesi dört grubu korur. Bunlar kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarıdır. Bu kişilerin şiddete uğramış olması ya da şiddete uğrama tehlikesi altında bulunması yeterlidir.
Kanun “aile bireyi” kavramını ayrıca tanımlamaz. Kanun metni aynı haneyi paylaşmayı şart koşmaz; ev içi şiddet tanımı aile veya hane içinde ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti kapsar. Adalet Bakanlığının 6284 sayılı Kanun uygulama kılavuzu bu tanımı açıklarken iki durumu ayırır. Eşler, anne ve baba ile çocuklar, evlat edinen ile evlatlık arasındaki şiddet aynı konutta yaşanmasa da ev içi şiddet sayılabilir. Kardeşler, kayınvalide veya kayınpeder ile damat ve gelin, büyükanne ve büyükbaba ile torunlar gibi diğer akrabalar arasındaki şiddet için ise aynı haneyi paylaşmak ve birlikte oturma iradesi aranır. Kılavuza göre aynı binanın farklı dairelerinde yaşayan kişilerin aynı hanede yaşadığı kabul edilmez.
Kadınların korunması için evli olmak gerekir mi?
Hayır. Kanun kadınları aile bireylerinden ayrı bir grup olarak saymıştır. Kanundaki kadına yönelik şiddet tanımı, kadınlara yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı ayrımcılık niteliğindeki şiddeti kapsar ve şiddet uygulayanla aile bağı aramaz. Adalet Bakanlığının 2020 tarihli bir görüş yazısında da evlilik birliği veya ilişkisi sona ermiş kişiler arasında gerçekleşen şiddetin Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle eski eşi veya ilişkisi sona ermiş partneri tarafından şiddet gören ya da tehdit edilen kadın Kanun’a dayanarak koruma isteyebilir.
Erkekler 6284 sayılı Kanun’dan yararlanabilir mi?
Evet. Kanun yalnız kadınları korumaz. Adalet Bakanlığının uygulama kılavuzu, erkeklerin aile bireyi veya tek taraflı ısrarlı takip mağduru olarak, 18 yaşından küçük erkek çocukların ise çocuk olarak Kanun’dan yararlanabileceğini açıklar. Örneğin oğlunun sürekli tehdidi altında yaşayan yaşlı bir baba, aile bireyi olarak koruma isteyebilir.
Kanunun 1. maddesindeki gruplar dikkate alındığında, yetişkin bir erkek aralarında aile bağı bulunmayan birine karşı Kanun’dan ancak tek taraflı ısrarlı takip mağduru olarak yararlanabilir.
Çocuklar hangi durumlarda korunur?
Çocuklar Kanun’da ayrıca sayıldığı için şiddete uğradıklarında veya şiddet tehlikesi altında bulunduklarında kendi adlarına korunurlar. Kanundaki şiddet mağduru tanımı, şiddete doğrudan maruz kalanlar yanında dolaylı olarak maruz kalanları ve şiddetten etkilenenleri de içerir. Bu tanım çerçevesinde ebeveynleri arasındaki şiddete tanık olan çocuk da şiddet mağduru olarak değerlendirilebilir.
Tek taraflı ısrarlı takip mağduru kimdir?
Kanun ısrarlı takibi tanımlamaz; tanım Kanunun Uygulama Yönetmeliğindedir. Yönetmeliğe göre tek taraflı ısrarlı takip, aralarında aile bağı veya ilişki bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kişiyi güvenliğinden endişe edecek şekilde korku ve çaresizliğe sürükleyen, onu baskı altında tutan davranışlardır. Bu davranışların fiilen, sözlü, yazılı olarak veya herhangi bir iletişim aracıyla yapılması sonucu değiştirmez.
Adalet Bakanlığının 2020 tarihli görüş yazısına göre ısrarlı takip yapıldığı ileri sürüldüğünde her olay ayrı değerlendirilir ve korku doğuran davranışın nedeninin tarafların özel hayatıyla ilgili olması gerekir. Aynı görüş yazısında kira sözleşmesi veya alacak verecek ilişkisi gibi özel hukuktan doğan uyuşmazlıkların Kanun kapsamında ele alınmaması gerektiği belirtilmiştir. Bu ölçütü karşılayan takip, taraflar arasında aile bağı veya ilişki bulunmasa da Kanun kapsamına girebilir.
Aynı davranışlar 2022’de Türk Ceza Kanunu’na eklenen 123/A maddesindeki ısrarlı takip suçunu da oluşturabilir. 6284 sayılı Kanun’a göre verilen tedbir kararı mağdurun korunmasına yöneliktir; suçun oluşup oluşmadığı ise ceza soruşturması ve yargılamasında belirlenir.
Kanuna göre hangi davranışlar şiddet sayılır?
Kanunun 2. maddesine göre şiddet, kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel olan davranışlardır. Tanım bunlara yönelik tehdit ve baskıyı ve kişinin özgürlüğünün keyfî olarak engellenmesini de içerir. Davranışın evde, sokakta veya iş yerinde gerçekleşmesi fark etmez; Kanun toplumsal, kamusal ve özel alandaki fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik her türlü tutum ve davranışı kapsar.
Kanun ekonomik, psikolojik veya cinsel şiddeti ayrı ayrı tanımlamaz; bu türleri genel şiddet tanımının içinde sayar. Dolayısıyla bir davranışın şiddet olup olmadığı tanımdaki zarar ve baskı unsuruna göre değerlendirilir. Örneğin eşin maaşına zorla el konulması ve harcamaların tek taraflı kontrol edilmesi ekonomik şiddet, sürekli aşağılanma ve tehdit psikolojik ve sözlü şiddet, kişinin evden çıkmasının engellenmesi ise özgürlüğün keyfî olarak kısıtlanması kapsamında ileri sürülebilir.
Şiddet gerçekleşmeden koruma istenebilir mi?
Evet. Kanuna göre şiddet uygulayan yalnız şiddeti uygulamış kişi değil, şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişidir. Şiddet mağduru tanımı da şiddete maruz kalma tehlikesi bulunan kişiyi kapsar. Bu nedenle açık bir tehdit, silahla korkutma veya ayrılıktan sonra artan takip gibi durumlarda henüz bir saldırı yaşanmadan koruma istenebilir.
Kanun hangi tedbirleri öngörür?
Kanundaki tedbirler iki gruptur. Koruyucu tedbirler korunan kişinin güvenliğini ve temel ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Önleyici tedbirler ise şiddet uygulayanın belirli davranışlarda bulunmasını yasaklar. Hangi tedbire hangi makamın karar vereceği Kanunun 3, 4 ve 5. maddelerinde ayrı ayrı belirlenmiştir.
| Karar veren makam | Karar verebildiği tedbirler |
|---|---|
| Mülkî amir (vali veya kaymakam) | Barınma yeri sağlanmasına, geçici maddi yardım yapılmasına, psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal rehberlik verilmesine, hayati tehlike varsa geçici koruma sağlanmasına ve gerekirse korunan kişinin çalışma hayatına katılımı için çocuklarına kreş imkânı sağlanmasına karar verebilir. |
| Aile mahkemesi hâkimi | İş yerinin değiştirilmesi, evli kişi için ayrı yerleşim yeri belirlenmesi, aile konutu şerhi ve kimlik bilgilerinin değiştirilmesi gibi koruyucu tedbirlere ve şiddet uygulayan hakkındaki bütün önleyici tedbirlere karar verir. |
| Kolluk amiri (polis veya jandarma amiri) | Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde barınma yeri ve geçici koruma kararı verebilir; bu kararlar mülkî amir tarafından kırk sekiz saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar. Aynı hâllerde bazı önleyici tedbirleri de alabilir; bunlar hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmazsa kendiliğinden kalkar. |
Hâkim korunan kişi için hangi koruyucu tedbirlere karar verir?
Aile mahkemesi hâkimi, korunan kişinin iş yerinin değiştirilmesine ve kişi evliyse müşterek yerleşim yerinden ayrı bir yerleşim yeri belirlenmesine karar verebilir. Türk Medeni Kanunu’ndaki şartlar varsa ve korunan kişi talep ederse tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasına da karar verebilir. Hayati tehlike bulunan ve bu tehlikeyi önlemek için diğer tedbirlerin yetersiz kaldığı durumlarda, korunan kişinin aydınlatılmış rızasıyla Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgeler değiştirilebilir.
Şiddet uygulayan hakkında hangi önleyici tedbirler alınabilir?
Kanunun 5. maddesine göre hâkim, şiddet uygulayanın korunan kişiyi tehdit etmemesine, müşterek konuttan uzaklaştırılmasına, korunan kişiye ve onun konutuna, okuluna ve iş yerine yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesine ve silahlarını teslim etmesine karar verebilir. Çocuklarla daha önce kurulmuş bir kişisel ilişki düzeni varsa, görüşmenin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlanmasına veya kaldırılmasına da karar verilebilir. Bu tedbirlerin nasıl talep edileceği, nasıl uygulandığı ve hangi durumlarda birlikte istenmesi gerektiği uzaklaştırma kararı hakkındaki yazıda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Geçici maddi yardım ve sağlık güvencesi nasıl sağlanır?
Mülkî amirin karar verdiği geçici maddi yardım günlük olarak ödenir. Kanunun 17. maddesine göre günlük tutar, on altı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin otuzda birine kadar olabilir. Her ilave korunan kişi için bu tutarın yüzde yirmisi kadar ek ödeme yapılır, ancak toplam ödeme günlük tutarın bir buçuk katını geçemez. Korunan kişiye barınma yeri sağlanmışsa tutarlar yüzde elli azaltılır. Yapılan ödemeler, şiddet uygulayandan tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir.
Kanunun 19. maddesine göre koruyucu tedbir kararı verilen kişilerden genel sağlık sigortalısı olmayanlar, bir sigortalının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmayanlar, prim borcu nedeniyle sigortadan fiilen yararlanamayanlar ve başka mevzuata göre tedavi yardımı hakkı bulunmayanlar, bu durumları sürdüğü sürece gelir testine tabi tutulmadan genel sağlık sigortalısı sayılır.
Şiddet önleme ve izleme merkezleri ne iş yapar?
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), Kanunun 14. maddesine göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca kurulur. Bu merkezler şiddetin önlenmesi ve tedbir kararlarının etkin biçimde uygulanması için destek ve izleme hizmeti verir. Merkezlerde uzman personel görev yapar, tercihen kadın personel çalıştırılır ve hizmet yedi gün yirmi dört saat esasına göre yürütülür. Başvuru kanalları ve iletişim bilgileri Bakanlığın şiddete maruz kalındığında başvuru sayfasında yer almaktadır.
Tedbir kararının alınması, itirazı ve ihlali nasıl işler?
Başvuru en kolay ulaşılabilecek hâkime, mülkî amire veya kolluk birimine yapılabilir ve tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilir. Karara, bildirimden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. Tedbire aykırı davranan kişi hakkında hâkim, ilk aykırılıkta üç günden on güne kadar zorlama hapsine, yani kişiyi karara uymaya zorlamak için verilen kısa süreli hapse karar verir.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki korumaya ilişkin Yargıtay kararları
“…Tüm bu düzenlemeler dikkate alındığında; hâkim çocukları koruyucu önlemeleri derhal almak, çocuğun esenliğinin ağır tehlike altında olduğunu fark ettiğinde delil veya belge aramaksızın önleyici ve koruyucu tedbir kararları vermek, kararların verilmesini çocuğun esenliğini tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirmemek ve uygun barınma yeri sağlamakla yükümlüdür.…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/858, K. 2023/1399, T. 27.12.2023
“…Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.…”
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/6067, K. 2025/8990, T. 18.11.2025
Sıkça Sorulan Sorular
Kanunun 12. maddesine göre hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemler kullanılabilir. Adalet Bakanlığının uygulama kılavuzu bu yöntemi elektronik kelepçe başlığı altında ele alır. Bu araçlarla kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz.
Yararlanabilirsiniz. Adalet Bakanlığının 14.09.2020 tarihli görüş yazısına göre 6284 sayılı Kanun’daki ev içi şiddet, evlilik birliği sona ermiş kişiler arasında gerçekleşen şiddeti de kapsar. Kanun tehdidi de şiddet tanımına dahil ettiği için boşandığınız eşin tehditlerine karşı aile bireyi olarak koruma isteyebilirsiniz.
Yararlanabilirsiniz. 6284 sayılı Kanun’daki kadına yönelik şiddet tanımı şiddet uygulayanla aile bağı aramaz; Adalet Bakanlığının uygulama kılavuzu da komşu veya iş arkadaşı gibi aile dışından kişilerin davranışlarının bu tanım içinde değerlendirilebileceğini belirtir. Bunun için tehdidin size kadın olduğunuz için yöneldiği veya cinsiyete dayalı ayrımcılık niteliği taşıdığı başvuruda olaylarla anlatılmalıdır.
Evet. Adalet Bakanlığının 6284 sayılı Kanun uygulama kılavuzuna göre 18 yaşını doldurmamış çocuğun korunması için şiddet uygulayanın aile bireyi olması gerekmez; ikisinin aynı hanede yaşayıp yaşamaması da sonucu değiştirmez. Kanun’daki şiddet uygulayan ve şiddet mağduru tanımları da aile bağı aramaz.
Kural olarak yararlanabilirsiniz. Adalet Bakanlığının 6284 sayılı Kanun uygulama kılavuzu, Kanun’un Uygulama Yönetmeliğine dayanarak yabancıların da mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde uyruğuna bakılmaksızın Kanun’daki korumadan yararlanabileceğini belirtir.
Avukat Görüşü
6284 sayılı Kanun’a dayanan bir başvuruda önce başvuranın Kanun’un koruduğu dört gruptan hangisine girdiği açıkça gösterilmelidir. Kadın başvurucunun eski eşi veya ilişkisi sona ermiş partneriyle bağı, akrabalar arasındaki şiddette aynı hanede yaşanıp yaşanmadığı, ısrarlı takipte ise takibin özel hayatla ilgili nedeni tarih ve olaylarla anlatılmalıdır.
Fiziksel saldırı yoksa tehdidin, ekonomik baskının veya takibin hangi davranışlarla ve hangi sıklıkta yaşandığı somut olarak yazılmalıdır. Talep yalnız uzaklaştırmayla sınırlanmamalı; iş yeri değişikliği, barınma, geçici maddi yardım ve çocuklarla ilgili düzenleme gibi Kanun’daki diğer tedbirlerin ihtiyaca uyup uymadığı da değerlendirilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği tarihte kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
