Nafaka verilemeyecek haller, Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakası için aradığı şartlardan en az birinin gerçekleşmediği durumlardır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyecek olan, boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu bulunan veya nafaka istemeyen eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmez.
İçindekiler
Bu şartlar boşanmadan sonra eş için istenen yoksulluk nafakasına aittir. Nafaka türleri arasında yer alan tedbir nafakası ve iştirak nafakası aynı şartlara bağlı değildir; tedbir nafakası dava sürerken hâkim tarafından kendiliğinden bağlanabilir, iştirak nafakası ise çocuk için ödenir.
Yoksulluk nafakası için kanun hangi şartları arar?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre taraflar boşanmış olmalı, nafaka istenmiş olmalı, nafaka isteyen eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmalı ve onun kusuru diğer eşinkinden ağır olmamalıdır. Bu şartlardan biri eksikse yoksulluk nafakası davası reddedilir; nafakayı ödeyecek eşin kusuru ise aranmaz.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyecek eş nafaka alabilir mi?
Hayır. Yoksulluk nafakasının temel şartlarından biri, nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olmasıdır. Bu şart gerçekleşmezse talep reddedilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16.02.2026 tarihli kararında, kadının çalıştığı ve adına malvarlığı bulunduğu gerekçesiyle verilen ret kararını, yoksulluk nafakasında gelir araştırması eksik yapıldığı için bozdu, yani hukuka aykırı bularak ortadan kaldırdı. Kararda gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, emekli aylığı bulunup bulunmadığının, taşınmazlardan gelir elde edilip edilmediğinin ve iki eşin gelirlerinin birbirine yakın veya denk olup olmadığının araştırılması istendi.
Çalışan eş hangi durumda yoksulluk nafakası alamaz?
Çalışan eş, geliri sürekli ve düzenli olduğu ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşmeyeceği anlaşıldığında yoksulluk nafakası alamaz; yalnız çalışıyor olması talebin reddi için yeterli değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025 ve 2026 tarihli kararlarında gelirin sürekli ve düzenli olup olmadığına baktı; bu kararların bir kısmında iki eşin gelirinin birbirine denk olup olmadığını da gözetti.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 19.01.2026 tarihli kararında, iki eşin de asgari ücretle çalıştığı ve gelirlerinin birbirine denk olduğu bir dosyada, düzenli ve sürekli geliri bulunan kadın yararına yoksulluk nafakası koşullarının gerçekleşmediğini kabul etti. Yargıtay bu sonuca tarafların sosyo-ekonomik durumunu, paranın alım gücünü ve hakkaniyeti de gözeterek ulaştı.
İşin sona ermesi de sonucu değiştirebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16.10.2025 tarihli kararında, SGK kayıtlarına göre geçici işin sona ermesi üzerine sürekli ve düzenli geliri kalmayan kadının boşanma ile yoksulluğa düştüğünü kabul etti.
Daha ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Hayır. Kanun, nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşinkinden daha ağır olmamasını şart koşar. Boşanma davasında kusur sayılan davranışlar değerlendirildiğinde daha ağır kusurlu bulunan eşin yoksulluk nafakası talebi, bu eş boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olsa bile reddedilir.
Kanun kusursuzluk aramaz; daha az kusurlu eşin ve eşit kusurlu eşin yoksulluk nafakası talebi kusur yönünden engellenmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.06.2026 tarihli kararında, kadını ağır kusurlu sayan bölge adliye mahkemesinin, yani istinaf incelemesini yapan mahkemenin kararını bozdu; tarafların eşit kusurlu olduğunu ve kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilme koşullarının oluştuğunu belirtti.
Nafaka istenmezse mahkeme kendiliğinden yoksulluk nafakasına karar verir mi?
Hayır. Türk Medeni Kanunu yoksulluk nafakasını eşin isteyebileceği bir hak olarak düzenler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine göre de hâkim, kanunda aksi öngörülen durumlar dışında tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Boşanma davasında yoksulluk nafakası istenmemişse mahkeme bu nafakaya kendiliğinden hükmetmez.
Dava sürerken bağlanan tedbir nafakasında kural başkadır. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınması ve geçimi dahil gerekli geçici önlemleri re’sen, yani kendiliğinden alır.
Boşanma davasında istenmeyen yoksulluk nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesine göre boşanma hükmünün kesinleşmesinden başlayarak bir yıl içinde ayrı bir davayla istenebilir.
Nafaka ödeyecek eşin geliri düşükse kanun talebin reddini öngörür mü?
Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, nafaka ödeyecek eşin gelirinin düşük olmasını ayrı bir ret sebebi olarak saymaz; nafakanın diğer eşin mali gücü oranında isteneceğini söyler. Yükümlünün ödeme gücü bu nedenle nafaka miktarı belirlenirken dikkate alınır.
Bağlanan yoksulluk nafakası hangi durumlarda sona erer?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat, yani dönemsel ödeme biçiminde bağlanan nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Mahkeme kararı gereken bu üç durumda nafaka yükümlüsünün nafakanın kaldırılması davası açması gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 4 Haziran 2026 tarihli, E. 2025/156, K. 2026/131 sayılı kararıyla iptal edildi. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; iptal 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar süresiz nafaka hükmü mevcut hâliyle uygulanır.
İştirak nafakasında aynı ret sebepleri uygulanır mı?
Hayır. İştirak nafakası eş için değil, çocuk için ödenir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu hükümde yoksulluk nafakasındaki gibi yoksulluğa düşme veya kusurun daha ağır olmaması şartı yer almaz.
Bu nedenle çocuğun yanında kaldığı anne veya babanın çalışması ya da boşanmada daha ağır kusurlu bulunması, çocuk için iştirak nafakası istenmesine engel olmaz. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen ebeveynin katkısı onun gücüne göre belirlenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Aldatma nedeniyle boşanmaya yol açan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu bulunursanız Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası alamazsınız. Diğer eşin de kusurlu davranışları ispatlanır ve mahkeme kusurları eşit bulursa talebiniz kusur yönünden engellenmez; bu durumda boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinize bakılır.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi yoksulluk nafakası için belirli bir evlilik süresi aramaz; evliliğin kısa sürmesi kanunda ret sebebi olarak sayılmaz. Talebin sonucu, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinize ve kusurunuzun diğer eşinkinden ağır olup olmadığına göre belirlenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre tedbir nafakası, davanın devamı süresince alınan geçici bir önlemdir. Boşanmadan sonrası için yoksulluk nafakası istemeniz ve 175. maddedeki şartları taşımanız gerekir.
Hayır. İştirak nafakası Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre çocuk için ve velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin gücü oranında belirlenir. Sizin yoksulluk nafakası talebinizin reddi, diğer ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Avukat Görüşü
Yoksulluk nafakası isteyen eşin dosyasına güncel SGK hizmet dökümü konmalıdır. Daha önce yapılmış bir ekonomik durum araştırmasındaki gelir bilgisi, işin sona ermesi gibi sonraki bir değişikliği göstermeyebilir.
Nafakaya karşı çıkan eş, diğer eşin gelirinin düzenli ve sürekli olduğunu, taşınmazlarından kira aldığını veya iki eşin gelirinin denk olduğunu belgeyle göstermelidir. Tapu kaydının yanında taşınmazın gelir getirdiğini gösteren kira sözleşmesi veya banka hareketleri de sunulmalıdır.
Nafaka isteyen eş talebini dilekçelerinde açıkça yazmalıdır. Boşanma davasında yoksulluk nafakası istenmemişse boşanma hükmünün kesinleştiği tarih not edilmelidir; Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları için bu tarihten başlayan bir yıllık zamanaşımı öngörür.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği tarihte resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
