Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, mahkeme kararıyla kurulmuş evlatlık bağının Türk Medeni Kanunu’nda sınırlı şekilde düzenlenen sebeplerden biri nedeniyle ortadan kaldırılmasını sağlar. Ancak bu dava, evlat edinen ile evlatlık arasındaki ilişkinin bozulması, tarafların artık görüşmemesi veya birlikte sona erdirme konusunda anlaşması üzerine açılamaz. Kaldırma sebebinin, kural olarak evlat edinme ilişkisinin kurulduğu aşamada mevcut olan hukuki bir eksikliğe dayanması gerekir.
Evlat edinme, yalnızca tarafların kişisel ilişkisini değil; soybağını, velayeti, bakım yükümlülüklerini, soyadını, nüfus kayıtlarını ve mirasçılığı etkiler. Bu nedenle evlatlık ilişkisinin kaldırılması da sıradan bir sözleşmenin feshi gibi değerlendirilemez. Mahkeme; ileri sürülen noksanlığın niteliğini, davayı açan kişinin dava hakkını, bir yıllık hak düşürücü süreyi ve özellikle evlat edinilen kişinin menfaatini birlikte inceler.
Yazının Özeti
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası nedir?
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası, geçerli bir mahkeme kararıyla kurulmuş evlatlık ilişkisinin, kuruluş aşamasındaki hukuki bir sakatlık nedeniyle sona erdirilmesi amacıyla açılan davadır. Düzenlemenin temel dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 317, 318 ve 319. maddeleridir.
Evlat edinme kararının verilmesiyle evlat edinen ile evlatlık arasında kanundan doğan bir soybağı ilişkisi kurulur. Bu ilişkinin nasıl meydana geldiği, kimlerin evlat edinebileceği ve hangi koşulların arandığı hakkında ayrıntılı bilgi için evlat edinme ve evlat edinme şartları başlıklı yazı incelenebilir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması, biyolojik soybağının reddi veya babalığın tespitiyle aynı hukuki kurum değildir. Tanıma, babalık ve biyolojik soybağına ilişkin davalar farklı şartlara ve sürelere tabidir. Bu ayrım, tanıma, soybağının reddi ve babalık davası hakkındaki açıklamalarda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Evlatlık ilişkisi ancak mahkeme kararıyla kaldırılabilir. Tarafların noterde sözleşme düzenlemeleri, nüfus müdürlüğüne birlikte başvurmaları veya karşılıklı olarak ilişkiden vazgeçtiklerini açıklamaları hukuki bağı kendiliğinden sona erdirmez.
Evlatlık ilişkisi her istenildiğinde sona erdirilebilir mi?
Hayır. Türk Medeni Kanunu, geçerli biçimde kurulmuş evlatlık ilişkisinin tarafların isteğine bağlı olarak sona erdirilmesini kabul etmemektedir.
Kanun koyucu, evlat edinme yoluyla meydana gelen soybağını mümkün olduğu ölçüde biyolojik soybağına yaklaştırmıştır. Biyolojik anne, baba ve çocuk arasındaki hukuki bağ tarafların anlaşmasıyla kaldırılamadığı gibi, evlat edinme yoluyla kurulan bağın da keyfî şekilde sona erdirilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle aşağıdaki durumlar tek başına evlatlık ilişkisinin kaldırılması için yeterli sayılmaz:
- Evlat edinen ile evlatlığın görüşmemesi,
- Aile içi anlaşmazlık yaşanması,
- Evlatlığın evlat edinene karşı ilgisiz davranması,
- Tarafların birbirlerini artık aileden biri olarak görmemesi,
- Evlatlığın biyolojik ailesiyle yeniden görüşmeye başlaması,
- Evlat edinenin miras bırakmak istememesi,
- Evlatlığın evden ayrılması veya başka bir şehirde yaşaması,
- Tarafların ilişkiyi sona erdirme konusunda anlaşması,
- Evlatlığın evlat edinenden beklenen manevi yakınlığı göstermemesi.
Bu olaylar başka hukuki uyuşmazlıklara yol açabilir. Örneğin mirasçılıktan çıkarma koşulları veya velayete ilişkin koruyucu önlemler ayrıca değerlendirilebilir. Fakat sonradan ortaya çıkan her ailevi sorun, Türk Medeni Kanunu’nun 317 veya 318. maddesi kapsamında kaldırma sebebi oluşturmaz.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasının yasal sebepleri nelerdir?
Türk Medeni Kanunu evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını iki temel sebebe bağlamıştır:
- Yasal bir neden bulunmadığı hâlde rızası alınması gereken kişinin rızasının alınmamış olması,
- Evlat edinme işleminin esasa ilişkin başka bir noksanlıkla sakat olması.
İlk sebep Türk Medeni Kanunu’nun 317. maddesinde, diğer noksanlıklar ise 318. maddesinde düzenlenmiştir. Her iki düzenlemede de amaç, evlat edinmenin kuruluş aşamasındaki ciddi hukuki eksikliklerin giderilmesidir.
Dava dilekçesinde yalnızca “evlat edinme hukuka aykırıdır” denilmesi yeterli değildir. Hangi şartın eksik olduğu, bu eksikliğin ne zaman öğrenildiği ve eksikliğin evlat edinme kararını neden sakatladığı açıkça ortaya konulmalıdır.
Rızanın alınmaması kaldırma sebebi midir?
Evet. Yasal bir sebep bulunmaksızın rızası alınması gereken kişinin rızası alınmamışsa, bu kişi evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. Ancak mahkemenin kaldırma kararı verebilmesi için evlat edinilen küçüğün menfaatinin bu karardan ağır biçimde zarar görmemesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 317. maddesi iki ayrı koşulu birlikte aramaktadır:
- Kanunen gerekli bir rıza alınmamış olmalıdır.
- İlişkinin kaldırılması küçüğün menfaatini ağır biçimde zedelememelidir.
Rıza eksikliği bulunması otomatik olarak davanın kabul edileceği anlamına gelmez. Özellikle uzun yıllardır evlat edinenlerle yaşayan, onları anne ve baba olarak tanıyan veya sosyal çevresi tamamen bu aile ilişkisine göre şekillenen bir çocuk bakımından menfaat incelemesi belirleyici olabilir.
Kimlerin rızası gerekebilir?
Rızası aranacak kişiler, evlat edinilenin küçük, ergin veya kısıtlı olmasına ve evlat edinmenin biçimine göre değişir.
Ayırt etme gücüne sahip küçüğün evlat edinilmeye rıza göstermesi gerekir. Küçük vesayet altındaysa vesayet makamlarının izni gündeme gelir. Küçüğün ana ve babasının rızası da kural olarak aranır. Bununla birlikte ana veya babanın kim olduğunun ya da uzun süredir nerede bulunduğunun bilinmemesi, sürekli biçimde ayırt etme gücünden yoksun olması veya çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi hâllerinde rızanın aranmamasına karar verilebilir.
Ana ve babanın rızası, çocuğun doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden verilemez. Kanunda belirtilen süre ve şekle uyulmadan verilen beyanların hukuki geçerliliği ayrıca incelenir.
Ergin veya kısıtlı bir kişinin evlat edinilmesinde evlat edinenin altsoyunun açık muvafakati, evlat edinilen evliyse eşinin rızası ve somut olayın niteliğine göre diğer rıza koşulları gündeme gelebilir.
Rızanın kanunen aranmaması gereken bir durum varsa, rıza alınmamış olması kaldırma sebebi oluşturmaz. Bu nedenle önce evlat edinme dosyasında rızanın aranmamasına ilişkin bir karar veya hukuki sebep bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Sonradan verilen rıza eksikliği ortadan kaldırır mı?
Eksik olan rızanın daha sonra hukuken geçerli biçimde verilmesi, kaldırma sebebini ortadan kaldırabilir. Böyle bir durumda mahkeme, ilişkinin kaldırılmasını gerektiren eksikliğin dava sırasında devam edip etmediğini değerlendirir.
Ancak her rıza eksikliğinin sonradan giderilebileceği söylenemez. Rıza verecek kişinin ölmesi, ayırt etme gücünü kalıcı biçimde kaybetmesi veya rızanın niteliği gereği sonradan tamamlanmasının mümkün olmaması hâllerinde farklı sonuçlar doğabilir. Değerlendirme, evlat edinme tarihindeki mevzuata ve dosyadaki işlemlere göre yapılmalıdır.
Esasa ilişkin diğer noksanlıklar nelerdir?
Evlat edinmenin, rıza eksikliği dışında esasa ilişkin başka bir şart yönünden sakat olması hâlinde Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesi uygulanır. Bu durumda Cumhuriyet savcısı veya evlatlık ilişkisinin kaldırılmasında hukuki yararı bulunan ilgili kişiler dava açabilir.
Esasa ilişkin noksanlık, evlat edinmenin kurulabilmesi için kanunun aradığı temel şartlardan birinin bulunmamasıdır. Somut olayın özelliklerine göre şu konular değerlendirilebilir:
- Evlat edinen ile evlat edinilen arasındaki yaş farkının kanuni sınırın altında olması,
- Küçüğün gerekli süre boyunca bakılıp eğitilmesi koşulunun gerçekleşmemesi,
- Evlat edinmenin küçüğün yararına olmaması,
- Eşlerin birlikte evlat edinmesine ilişkin şartların bulunmaması,
- Evli bir kişinin tek başına evlat edinmesi için gereken özel koşulların gerçekleşmemesi,
- Ergin veya kısıtlının evlat edinilmesi için gereken bakım, gözetim ya da aile hâlinde yaşama koşulunun bulunmaması,
- Evlat edinme iradesinin geçerli biçimde açıklanmamış olması,
- Evlat edinme sırasında kişinin ayırt etme gücünün bulunmaması,
- Kanunen bulunması gereken temel bir rıza veya iznin eksik olması.
Bu örneklerin her biri her dosyada doğrudan kaldırma kararı verilmesini gerektirmez. Evlat edinme kararında ilgili şartın incelenmiş ve kesin hükümle değerlendirilmiş olması, iddianın niteliği, yeni delillerin içeriği ve ileri sürülen eksikliğin gerçekten esasa etkili olup olmadığı ayrıca araştırılır.
Yargıtay uygulamasında, kesinleşmiş evlat edinme kararındaki tespitlerin başka bir mahkeme tarafından yalnızca genel ve soyut iddialarla yok sayılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nedenle davacı, kuruluş aşamasındaki somut hukuki noksanlığı ve dayandığı delilleri açıkça göstermelidir.
Usule ilişkin eksiklikler ilişkiyi kaldırmak için yeterli midir?
Her usul eksikliği evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına yol açmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesine göre eksiklik yalnızca usule ilişkinse ve ilişkinin kaldırılması evlatlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecekse kaldırma yoluna gidilemez.
Evlat edinme dosyasında gerekli araştırmanın sınırlı yapılması, bazı belgelerin geç tamamlanması, görev veya yetki tartışmaları, sosyal inceleme raporundaki eksiklikler ya da rıza beyanının şekline ilişkin sorunlar usule ilişkin noksanlık olarak değerlendirilebilir. Ancak eksikliğin niteliği her dosyada ayrı belirlenir.
Mahkeme şu sorulara cevap arar:
- Eksiklik evlat edinmenin temel şartını mı etkilemektedir?
- Eksiklik sonradan giderilmiş midir?
- Evlatlık ilişkisi uzun süredir fiilen devam etmekte midir?
- Kaldırma kararı evlat edinilenin aile hayatını ve kişisel gelişimini nasıl etkiler?
- Eksiklik yalnızca şekli bir sorun mudur?
- Evlat edinme işlemi eksiklik bulunmasaydı yine aynı şekilde kurulabilecek miydi?
Bu değerlendirme yapılmadan, yalnızca eski dosyada bir usul işleminin eksik bırakıldığı gerekçesiyle ilişkinin kaldırılması doğru olmayabilir.
Evlatlık ile evlat edinenin anlaşmazlığı dava sebebi olur mu?
Kural olarak hayır. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebepleri, ilişkinin kurulmasından sonra ortaya çıkan davranışlara değil, evlat edinme kararı verilirken mevcut olan hukuki eksikliklere dayanır.
Evlatlığın evlat edineni ziyaret etmemesi, bakımına yardımcı olmaması, evlat edinen hakkında kırıcı sözler söylemesi veya aile bağlarının zaman içinde kopması tek başına Türk Medeni Kanunu’nun 317 ve 318. maddeleri kapsamında değildir.
Evlat edinenin asıl amacı evlatlığın mirasçı olmasını önlemekse, kaldırma davası ile mirasçılıktan çıkarma birbirine karıştırılmamalıdır. Mirasçılıktan çıkarma, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen sebeplere dayanılarak ölüme bağlı tasarrufla gerçekleştirilir. Mahkemeden doğrudan “mirasçılıktan çıkarma kararı” talep edilmesi veya yalnızca miras paylaşımını değiştirmek amacıyla evlatlık ilişkisinin kaldırılması istenmesi hukuken farklı sorunlara yol açar.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasını kimler açabilir?
Davayı açabilecek kişi, dayanılan kaldırma sebebine göre belirlenir.
Türk Medeni Kanunu’nun 317. maddesine göre dava hakkı, yasal bir sebep bulunmaksızın rızası alınmayan kişiye aittir. Rızası alınmış bir kişi, başka bir kişinin rızasının alınmadığını ileri sürerek her durumda bu maddeye dayanamaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesinde ise Cumhuriyet savcısına ve “her ilgiliye” dava hakkı tanınmıştır. Buradaki ilgili kavramı sınırsız değildir. Davacının ilişkinin kaldırılmasında güncel, kişisel ve hukuken korunabilir bir yararı bulunmalıdır. Sadece aile bağının varlığından rahatsız olmak veya ileride miras payının artmasını istemek her zaman yeterli hukuki yarar oluşturmaz.
Evlat edinen veya evlatlık, somut koşullara göre davacı olabilir. Üçüncü bir ilgili tarafından dava açılıyorsa evlat edinen ile evlatlığın taraf konumları dikkatle belirlenmelidir. Taraflardan birinin ölmüş olması hâlinde davanın açılıp açılamayacağı, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakkın niteliği ve mirasçıların hukuki yararı ayrıca incelenir. Daha önce açılmış bir davaya mirasçıların devam etmesi ile mirasçıların ölümden sonra ilk kez dava açması aynı hukuki durum değildir.
Dava kime karşı açılır?
Davacı evlat edinen ise dava, kural olarak evlat edinilene; davacı evlat edinilen ise evlat edinene yöneltilir. Cumhuriyet savcısı veya üçüncü bir ilgili tarafından açılan davada evlat edinen ile evlat edinilenin ikisinin de hukuki dinlenilme hakkı korunmalıdır.
Evlat edinmenin eşler tarafından birlikte gerçekleştirilmiş olması, evlat edinenlerden birinin ölmesi, evlatlığın küçük veya kısıtlı olması ve taraflar arasında menfaat çatışması bulunması taraf yapısını etkiler.
Küçüğün yasal temsilcisiyle çıkar çatışması varsa küçüğe kayyım atanması gerekebilir. Tarafların yanlış veya eksik gösterilmesi, kararın nüfus kayıtlarında uygulanmasını ve kanun yolu incelemesini güçleştirebilir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında süre ne kadardır?
Dava, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Mahkeme sürenin geçirilip geçirilmediğini taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden dikkate alabilir.
Bir yıllık süre, her durumda evlat edinme kararının kesinleştiği gün başlamaz. Esas olan, davacının hem evlatlık ilişkisini hem de ilişkinin kaldırılmasını gerektirdiğini ileri sürdüğü somut sebebi ne zaman öğrendiğidir.
Örneğin davacı, evlat edinme işlemini uzun süredir biliyor ancak evlat edinenin karar tarihinde ayırt etme gücünün bulunmadığını çok daha sonra öğrenmiş olabilir. Bu durumda öğrenme tarihinin hangi belge veya olayla gerçekleştiği araştırılır.
Öğrenme tarihi bakımından şu deliller önem taşıyabilir:
- Tebligat belgeleri,
- Mirasçılık belgesi için yapılan başvurular,
- Nüfus kayıtlarının alındığı tarihler,
- Evlat edinme dosyasının incelenmesine ilişkin kayıtlar,
- Taraflar arasındaki yazışmalar,
- Noter ihtarnameleri,
- Başka bir dava dosyasındaki beyanlar,
- Tanık anlatımları,
- Sağlık kayıtlarının veya resmi belgelerin elde edildiği tarihler.
Dava dilekçesinde yalnızca “yakın zamanda öğrendim” denilmesi yeterli olmayabilir. Öğrenilen olayın ne olduğu, hangi tarihte ve nasıl öğrenildiği mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.
Beş yıllık üst süre hâlen uygulanıyor mu?
Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 319. maddesinde başlangıçta, öğrenmeden itibaren bir yıllık sürenin yanında evlat edinme işleminden itibaren beş yıllık üst süre de bulunuyordu. Bu beş yıllık ibare, Anayasa Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli, 2012/35 Esas ve 2012/203 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
İptal kararının Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden incelenmesi mümkündür. Güncel düzenlemede kaldırma sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre bulunmaktadır; evlat edinme tarihinden itibaren ayrıca beş yıllık genel bir üst süre uygulanmamaktadır.
Bununla birlikte, iptal kararından önce sona ermiş sürelerin ve kesinleşmiş kararların etkisi geçmiş tarihli dosyalarda ayrıca değerlendirilmelidir. Eski bir evlat edinme işlemine ilişkin uyuşmazlıkta yalnızca güncel madde metnine bakılarak kesin sonuca varılması doğru olmaz.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Görev kuralı, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin düzenlemelerine dayanır.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması için özel bir yetki kuralı bulunmadığı kabul edildiğinden, kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ancak tarafların sayısı, yerleşim yerleri, küçüğün durumu, yabancılık unsuru veya bağlantılı talepler yetki değerlendirmesini etkileyebilir.
Evlat edinme kararını veren mahkemenin her durumda kaldırma davasına da bakması gerektiği söylenemez. Dava açılmadan önce görev ve yetki ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
Arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur?
Hayır. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması kişilerin serbestçe tasarruf edebileceği bir malvarlığı uyuşmazlığı değildir. Soybağı ve kişisel durum üzerindeki etkisi nedeniyle dava şartı arabuluculuk kapsamında bulunmaz.
Tarafların anlaşması da evlatlık ilişkisini kendiliğinden sona erdirmez. Mahkeme, taraflar aynı yönde beyanda bulunsa bile kanuni kaldırma sebebinin bulunup bulunmadığını ve evlat edinilenin menfaatini incelemek zorundadır.
Davaya miras, alacak veya malvarlığı taleplerinin eklenmesi hâlinde bu taleplerin görev, arabuluculuk ve tefrik yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Dava dilekçesinde hangi bilgiler bulunmalıdır?
Dava dilekçesi genel usul şartlarının yanında, evlatlık ilişkisinin kuruluşuna ve kaldırma sebebine ilişkin somut açıklamalar içermelidir. Dilekçede özellikle şu hususlara yer verilmesi gerekir:
- Evlat edinme kararını veren mahkeme, esas ve karar numarası,
- Kararın tarihi ve kesinleşme bilgisi,
- Evlat edinen ile evlat edinilenin kimlik bilgileri,
- Davacının hangi sıfatla dava açtığı,
- Dayanılan kaldırma sebebi,
- Eksikliğin evlat edinme tarihinde nasıl mevcut olduğu,
- Kaldırma sebebinin hangi tarihte ve nasıl öğrenildiği,
- Bir yıllık sürenin geçirilmediğine ilişkin açıklamalar,
- Davanın doğru kişilere yöneltildiğini gösteren bilgiler,
- Evlat edinilen küçükse menfaat değerlendirmesine ilişkin olaylar,
- Dayanılan resmi kayıtlar, tanıklar ve diğer deliller,
- Nüfus kaydında yapılması istenen işlemler,
- Açık ve tereddütsüz talep sonucu.
Rıza eksikliğine dayanılıyorsa rızası alınması gereken kişinin kim olduğu ve rızanın neden kanunen zorunlu bulunduğu açıklanmalıdır. Esasa ilişkin diğer noksanlıklarda ise eksik olduğu ileri sürülen yaş, bakım, evlilik, birlikte yaşama, ayırt etme gücü veya diğer şart somut biçimde gösterilmelidir.
Davada hangi deliller kullanılabilir?
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davalarında en önemli delil, evlat edinme kararının verildiği mahkeme dosyasıdır. Mahkeme bu dosya üzerinden hangi kişilerin dinlendiğini, hangi rızaların alındığını, hangi araştırmaların yapıldığını ve kararın hangi olgulara dayandığını inceleyebilir.
Somut olaya göre kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
- Kesinleşme şerhli evlat edinme kararı,
- Evlat edinme dava dosyası,
- Nüfus aile kayıt tabloları,
- Ana ve babanın rıza tutanakları,
- Rızanın aranmamasına ilişkin kararlar,
- Vesayet makamı ve denetim makamı kararları,
- Sosyal inceleme ve uzman raporları,
- Sağlık kurulu ve tedavi kayıtları,
- Evlat edinme tarihindeki medeni hâl kayıtları,
- Yerleşim yeri belgeleri,
- Bakım, eğitim ve birlikte yaşamayı gösteren belgeler,
- Okul, hastane, sosyal hizmet ve kolluk kayıtları,
- Tanık beyanları,
- Noter belgeleri ve vekâletnameler,
- Öğrenme tarihini gösteren yazışma ve resmi başvurular,
- Gerektiğinde bilirkişi veya uzman incelemesi.
Evlat edinme ve evlatlık bağının kaldırılması kişiye sıkı sıkıya bağlı sonuçlar doğurduğundan, vekâletnamede özel yetki bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir. Genel dava vekâletnamesinin her durumda yeterli olduğu varsayılmamalıdır.
Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir. Evlat edinme kayıtları, belgeleri ve tarafların özel hayatına ilişkin bilgiler kanunen korunduğundan, üçüncü kişilerden hukuka aykırı biçimde temin edilen kayıtlar yerine mahkemeden ilgili kurumlara müzekkere yazılması istenmelidir.
İspat yükü kime aittir?
Kural olarak kaldırma sebebine dayanan taraf, ileri sürdüğü hukuki noksanlığı ispatlamakla yükümlüdür. Davacı ayrıca, davayı bir yıllık süre içinde açtığını göstermek için kaldırma sebebini ne zaman öğrendiğine ilişkin açıklama ve delillerini sunmalıdır.
Evlat edinme kararının kesinleşmiş olması önemlidir. Kesinleşmiş kararda belirli bir şartın gerçekleştiği tespit edilmişse, davacı aynı konuyu yalnızca soyut iddialarla yeniden tartışmaya açamaz. İleri sürülen noksanlığın niteliği, evlat edinme kararında bilinmeyen bir olguya mı dayandığı, hileli veya eksik belge bulunup bulunmadığı ve kararın hangi delillerle verildiği ayrıntılı biçimde araştırılır.
Mahkemenin kamu düzeni ve çocuğun korunması sebebiyle araştırma yapması, davacının iddiasını somutlaştırma ve delillerini bildirme yükünü ortadan kaldırmaz.
Yargılama süreci nasıl ilerler?
Dava, görevli ve yetkili aile mahkemesine dilekçe verilmesiyle açılır. Dilekçenin tebliğinden sonra cevap ve diğer dilekçe aşamaları tamamlanır. Mahkeme ön incelemede dava şartlarını, taraf teşkilini, süre itirazlarını ve uyuşmazlık konularını belirler.
Sonraki aşamada genellikle şu işlemler yapılır:
- Evlat edinme dosyası getirtilir.
- Nüfus kayıtları ve kesinleşme bilgileri incelenir.
- Rıza, vesayet ve sosyal hizmet kayıtları toplanır.
- Taraflar ve gerekli görülen ilgililer dinlenir.
- Tanık beyanları alınır.
- Gerekiyorsa uzman veya bilirkişi incelemesi yaptırılır.
- Evlat edinilen küçükse üstün yarar değerlendirilir.
- Hak düşürücü sürenin geçip geçmediği araştırılır.
- Eksikliğin esasa mı, usule mi ilişkin olduğu belirlenir.
- Eksikliğin sonradan ortadan kalkıp kalkmadığı değerlendirilir.
Yargılama süresi; eski evlat edinme dosyasının bulunup bulunmamasına, tarafların adreslerine, sağlık kayıtlarının getirtilmesine, yabancı ülke bağlantısına ve uzman incelemesi gerekip gerekmediğine göre değişir. Her dava için geçerli sabit bir süre vermek mümkün değildir.
Çocuğun üstün yararı nasıl değerlendirilir?
Evlat edinilen kişi küçükse, kaldırma kararının çocuk üzerindeki etkisi yargılamanın merkezinde yer alır. Rıza eksikliği bulunması veya usule ilişkin bir noksanlığın tespit edilmesi, çocuğun menfaatinin göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.
Mahkeme çocuğun yaşını, gelişim düzeyini, evlat edinenlerle kurduğu duygusal bağı, eğitimini, sosyal çevresini, kardeş ilişkilerini, biyolojik ailesiyle bağlantısını ve kaldırma sonrasında nasıl korunacağını inceleyebilir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünün uygun yöntemle alınması da önemlidir.
Anayasa Mahkemesi, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasının aile hayatı üzerindeki ağır etkilerini incelediği kararlarında, özel olayların yeterli usuli güvencelerle ve kişilerin fiilen kurduğu aile bağları gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Konuya ilişkin açıklamaya Anayasa Mahkemesinin aile hayatına saygı hakkı hakkındaki duyurusundan ulaşılabilir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması ile velayet düzenlemesi aynı hukuki işlem değildir. Küçüğün karar sonrasında kimin korumasında kalacağı, biyolojik anne ve babanın hukuki durumu veya vasi atanması gerekip gerekmediği ayrıca ele alınabilir. Velayetin hukuki kapsamı için velayet davası ve velayetin düzenlenmesi yazısı incelenebilir.
Dava sırasında geçici önlem alınabilir mi?
Evlatlık ilişkisi, ihtiyati tedbir yoluyla geçici olarak ortadan kaldırılamaz. Kişisel durum üzerindeki temel değişiklik, esas hakkında verilecek kararın kesinleşmesiyle meydana gelir.
Bununla birlikte çocuğun güvenliği, barınması, eğitimi, malvarlığı veya temsil edilmesi bakımından acil bir risk varsa uygun geçici koruma önlemleri istenebilir. Menfaat çatışması hâlinde kayyım atanması, sosyal hizmet incelemesi yapılması veya çocuğun korunmasına ilişkin tedbirler gündeme gelebilir.
Evlat edinenin velayet görevini yerine getirmediği iddiası varsa, yalnızca kaldırma davasının sonucunun beklenmesi çocuğun menfaatine aykırı olabilir. Olayın niteliğine göre velayetin değiştirilmesi davası veya çocuk koruma tedbirleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması kararının sonuçları nelerdir?
Kaldırma kararı, evlat edinen ile evlatlık arasındaki soybağına bağlı hak ve yükümlülükleri etkiler. Nüfus kaydı, soyadı, velayet, bakım yükümlülüğü, mirasçılık ve aile hukukundan doğan diğer sonuçlar kararın kesinleşmesinden sonra ilgili kurumlarca değerlendirilir.
Kararın geçmişe mi yoksa ileriye mi etkili olduğu öğretide tartışmalıdır. Türk Medeni Kanunu bu konuda açık bir hüküm içermemektedir. Bir görüş, kuruluş aşamasındaki sakatlık nedeniyle kararın geçmişe etkili olması gerektiğini savunurken; diğer görüş, aile ilişkisi içinde daha önce gerçekleştirilen işlemlerin ve çocuğun hukuki güvenliğinin korunması için kararın ileriye etkili sonuç doğurması gerektiğini kabul etmektedir.
Bu nedenle “ilişki kaldırılınca geçmişteki bütün işlemler kendiliğinden geçersiz olur” veya “yapılan bütün ödemeler geri alınır” şeklinde kesin bir genelleme yapılmamalıdır. Her malvarlığı işlemi, kazanılmış hak ve üçüncü kişilerin durumu ayrı değerlendirilir.
Nüfus kaydı ve soyadı nasıl değişir?
Kesinleşen kaldırma kararı nüfus müdürlüğüne bildirilerek kayıtlara işlenir. Evlat edinme nedeniyle meydana gelen nüfus bağlantısı ve soyadı kaydı kararın kapsamına göre güncellenir.
Ancak kişinin uzun süredir kullandığı soyadını korumak istemesi, ergin olması, mesleki ve sosyal çevresinin mevcut soyadıyla şekillenmesi veya ayrıca ad değişikliği talebinin bulunması hâlinde kişilik hakkı yönünden ayrı değerlendirme gerekebilir. İsim ve soyadı değişikliklerinin genel şartları isim değiştirme davaları yazısında açıklanmıştır.
Velayet ve bakım yükümlülüğü ne olur?
Evlat edinilen küçükse kaldırma kararı sonrasında velayetin veya vesayetin kim tarafından kullanılacağı açıkta bırakılmamalıdır. Biyolojik anne ve babanın hayatta olup olmadığı, velayet hakkına sahip bulunup bulunmadığı ve çocuğun onlara bırakılmasının yararına uygun olup olmadığı araştırılır.
Çocuğun biyolojik ailesine doğrudan teslim edilmesi her dosyada otomatik bir sonuç değildir. Gerektiğinde vasi atanması veya koruyucu ve destekleyici tedbir alınması gündeme gelebilir. Velayet değerlendirmesinde temel ölçüt olan çocuğun yararı hakkında boşanmada çocuğun velayetinin kime verileceği ve velayetin babaya verilmesinin şartları başlıklı yazılardaki genel ilkeler de yol göstericidir.
Mirasçılık hakkı nasıl etkilenir?
Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Buna karşılık evlat edinen ile onun hısımları evlatlığa mirasçı olmaz. Evlatlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığı da kural olarak devam eder.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması, henüz açılmamış miraslar bakımından evlat edinene bağlı yasal mirasçılığı etkiler. Ancak mirasın daha önce açılmış olması, miras payının kesinleşmesi, malların devredilmesi veya üçüncü kişilerin hak kazanması hâlinde kaldırma kararının etkisi ayrıca incelenmelidir.
Sadece evlatlığın mirasçı olmasını önlemek amacıyla kaldırma davası açılamaz. Kanuni kaldırma sebebi bulunmayan hâllerde miras hukuku içinde mirasçılıktan çıkarma, mirastan yoksunluk, vasiyetname veya diğer ölüme bağlı tasarruflara ilişkin kurallar gündeme gelebilir.
Evlat edinenin veya evlatlığın ölümü ilişkiyi kaldırır mı?
Ölüm, evlatlık ilişkisini geçmişe yönelik olarak ortadan kaldıran bir sebep değildir. Evlat edinmenin özellikle miras ve hısımlık bakımından doğurduğu sonuçlar ölümden sonra da önemini koruyabilir.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi hâlinde, uyuşmazlığın malvarlığı sonuçları ve davanın niteliği dikkate alınarak mirasçıların davaya katılması veya davayı takip etmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık kişiye sıkı sıkıya bağlı dava hakkının ölümden sonra mirasçılar tarafından ilk kez kullanılıp kullanılamayacağı her olayda ayrıca incelenmelidir.
Mirasçıların yalnızca paylarını artırmak istemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesindeki “ilgili” sıfatını kendiliğinden kazandırmaz. Hukuki yararın somut ve korunmaya değer olması gerekir.
Eski Medeni Kanun döneminde kurulan ilişkilerde hangi kurallar uygulanır?
1 Ocak 2002’den önceki evlat edinmeler, yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde mahkeme izni ve noter sözleşmesi gibi farklı işlemlerle kurulabiliyordu. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, eski kanun döneminde kurulmuş evlat edinme ilişkilerinin geçerliliğini koruduğunu kabul etmektedir.
Bununla birlikte kaldırma talebinin hangi hükümlere göre inceleneceği, evlat edinmenin kurulduğu tarih, o tarihte tamamlanan işlemler, yeni kanunun yürürlük hükümleri ve dava tarihi birlikte değerlendirilir.
Eski tarihli dosyalarda şu belgeler özellikle önemlidir:
- Evlat edinmeye izin kararı,
- Noterde düzenlenen evlat edinme sözleşmesi,
- Nüfus tescil belgeleri,
- Eski mahkeme dosyası,
- İzin ve sözleşmenin kesinleşme tarihleri,
- Tarafların o tarihteki yaş ve medeni hâl kayıtları.
Günümüzdeki mahkeme kararıyla evlat edinme sistemi ile eski sistem birbirine karıştırılmamalıdır.
Harç ve yargılama giderleri nasıl belirlenir?
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında başvuru harcı, karar ve ilam harcı ile gider avansı ödenir. Tebligat, tanık, bilirkişi, uzman incelemesi, sağlık kaydı ve eski dosyanın getirtilmesi gibi işlemler ek gider doğurabilir.
Harç ve gider tutarları her yıl değiştiğinden dava açılacağı tarihte yürürlükte bulunan tarife esas alınmalıdır. Adli yardım koşulları bulunan kişi, mali durumunu gösteren belgelerle harç ve giderlerden geçici muafiyet talep edebilir.
Yargılama sonunda giderlerin hangi tarafa yükletileceği, davanın kabul veya ret sonucu ile tarafların haklılık durumuna göre mahkemece belirlenir.
Karar ne zaman nüfus kaydına işlenir?
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması kişisel durumu değiştirdiğinden, kararın nüfus kayıtlarında uygulanabilmesi için kesinleşmesi gerekir. İlk derece kararına karşı şartları varsa istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabilir.
Kesinleşme üzerine mahkeme, kararın ilgili nüfus müdürlüğüne gönderilmesini sağlar. Nüfus kaydındaki değişikliğin kararın hüküm fıkrasıyla uyumlu olması önemlidir. Tarafların kimlik bilgileri veya tescil talebi eksik yazılmışsa infazda tereddüt doğabilir.
Bu nedenle dava dilekçesindeki talep ile kararın hüküm bölümünün yalnızca “evlatlık ilişkisinin kaldırılması” ifadesiyle sınırlı bırakılmayıp, gerekli nüfus işlemlerini açıkça karşılayacak şekilde kurulması gerekir.
Yargıtay’ın konuya yaklaşımı nasıldır?
Yargıtay, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını istisnai bir hukuki yol olarak değerlendirmektedir. Temel yaklaşım, geçerli biçimde kurulmuş bir evlatlık ilişkisinin sonradan yaşanan ailevi anlaşmazlıklarla veya tarafların ortak isteğiyle sona erdirilemeyeceğidir.
Yargıtay kararlarında özellikle şu ilkeler öne çıkmaktadır:
- Kaldırma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nun 317 ve 318. maddeleriyle sınırlıdır.
- Sonradan ortaya çıkan ilgisizlik ve ailevi yükümlülüklerin ihlali tek başına kaldırma sebebi değildir.
- Davacının hukuki yararı bulunmalıdır.
- Hak düşürücü süre, kaldırma sebebinin öğrenildiği tarihe göre hesaplanmalıdır.
- Evlat edinme kararının kesinleştiği tarih her durumda öğrenme tarihi kabul edilemez.
- Esasa ilişkin noksanlık somut delillerle kanıtlanmalıdır.
- Kesinleşmiş evlat edinme kararındaki tespitler soyut iddialarla göz ardı edilemez.
- Yalnızca usule ilişkin eksikliklerde evlatlığın menfaati ayrıca değerlendirilmelidir.
- Evlat edinme ve bağın kaldırılması için verilen vekâletnamede özel yetki aranabilir.
- Mirasçılıktan çıkarma ile evlatlık ilişkisinin kaldırılması aynı hukuki kurum değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.05.2022 tarihli, 2021/5803 Esas ve 2022/4846 Karar sayılı kararında da evlatlık ilişkisinin ancak kanunda sınırlı biçimde düzenlenen sebeplerle kaldırılabileceği, kesinleşmiş evlat edinme kararında gerçekleştiği belirtilen bakım şartının yalnızca genel iddialarla yok sayılamayacağı ve iddianın ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır.
İçtihatların uygulanması somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Bir dosyada esasa ilişkin kabul edilen eksiklik, başka bir dosyada yalnızca usule ilişkin görülebilir veya kaldırma sebebi sayılmayabilir.
Mevzuat dayanağı nedir?
Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasının temel hükümleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 317, 318 ve 319. maddeleridir.
Türk Medeni Kanunu’nun;
- 305 ila 313. maddeleri evlat edinme şartlarını,
- maddesi evlat edinmenin sonuçlarını,
- 315 ve 316. maddeleri evlat edinmenin şekli ile yapılacak araştırmayı,
- maddesi rıza eksikliği nedeniyle kaldırmayı,
- maddesi diğer esasa ilişkin noksanlıkları,
- maddesi bir yıllık hak düşürücü süreyi düzenler.
Yargılamada ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun dava şartları, dilekçeler, ispat, deliller, geçici hukuki koruma ve kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır. Görev bakımından 4787 sayılı Kanun; eski tarihli evlat edinmelerde ise 4722 sayılı yürürlük kanunu önem taşır.
Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında en sık yapılan hata, sonradan yaşanan ailevi sorunların kaldırma sebebi olduğunun düşünülmesidir. Oysa incelemenin başlangıç noktası, evlat edinme kararının verildiği tarihte kanuni şartların bulunup bulunmadığıdır.
Dava açılmadan önce şu sıra izlenebilir:
- Evlat edinme kararının kesinleşmiş örneği alınmalıdır.
- Eski dava dosyasının tamamı incelenmelidir.
- İleri sürülecek eksikliğin esasa mı, usule mi ilişkin olduğu belirlenmelidir.
- Davacının hangi maddeye göre dava hakkı bulunduğu tespit edilmelidir.
- Kaldırma sebebinin öğrenildiği tarih belgelenmelidir.
- Bir yıllık hak düşürücü süre hesaplanmalıdır.
- Tarafların doğru gösterilip gösterilmediği kontrol edilmelidir.
- Küçükle yasal temsilcisi arasında menfaat çatışması varsa kayyım ihtiyacı değerlendirilmelidir.
- Kaldırma kararının velayet, nüfus ve miras üzerindeki etkileri önceden incelenmelidir.
- Vekâletnamede özel yetki bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.
Davanın miras paylaşımı başladıktan sonra açılması, öğrenme tarihi ve hukuki yarar yönünden ayrıca dikkat gerektirir. Eski dosyanın incelenmeden, yalnızca nüfus kayıtlarına dayanılarak dava açılması önemli bir eksikliktir.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Evlat edinen ile evlatlığın birlikte notere veya nüfus müdürlüğüne başvurması hukuki bağı sona erdirmez. Evlatlık ilişkisinin kaldırılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 317 veya 318. maddesindeki sebeplerden birinin bulunması ve aile mahkemesince karar verilmesi gerekir. Tarafların aynı yönde irade açıklaması mahkemenin yasal şartları inceleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Sadece memnuniyetsizlik, aile içi anlaşmazlık veya beklenen yakınlığın kurulamaması kaldırma sebebi değildir. Davanın, evlat edinmenin kuruluş aşamasında mevcut olan rıza eksikliği veya başka bir esasa ilişkin noksanlığa dayanması gerekir. Sonradan ortaya çıkan davranışlar başka hukuki yolları gündeme getirebilirse de evlatlık bağını kendiliğinden sona erdirmez.
Evlatlığın ilişkiyi artık sürdürmek istememesi tek başına yeterli değildir. Evlatlık, kanuni kaldırma sebeplerinden biri varsa ve dava hakkı bulunuyorsa mahkemeye başvurabilir. İlişkinin kuruluşunda hukuki eksiklik yoksa yalnızca kişisel isteğe dayanılarak bağın kaldırılması mümkün değildir.
Hayır. Evlatlığın biyolojik ailesiyle iletişim kurması veya birlikte yaşamaya başlaması, tek başına evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını sağlamaz. Evlatlığın biyolojik ailesindeki mirasçılığının devam etmesi de bu sonucu değiştirmez. Kaldırma talebinin evlat edinme tarihindeki kanuni bir eksikliğe dayanması gerekir.
Kural olarak yeterli değildir. Evlatlığın evlat edineni ziyaret etmemesi, hastalığında ilgilenmemesi veya ailevi yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiası sonradan ortaya çıkan bir davranıştır. Bu durum, koşulları varsa miras hukuku bakımından değerlendirilebilir; fakat tek başına Türk Medeni Kanunu’nun 317 veya 318. maddesi kapsamında kaldırma sebebi oluşturmaz.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması, yalnızca miras payını azaltmak amacıyla kullanılamaz. Kaldırma için kanuni sebep bulunmalıdır. Mirasbırakanın evlatlığı mirasçılıktan çıkarmak istemesi hâlinde Türk Medeni Kanunu’ndaki mirasçılıktan çıkarma sebepleri ve ölüme bağlı tasarruf şartları ayrıca değerlendirilir. Mahkemeden doğrudan mirasçılıktan çıkarma kararı istenmesi genellikle doğru hukuki yol değildir.
Güncel düzenlemede beş yıllık üst süre bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 319. maddesindeki beş yıllık ibare Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bununla birlikte dava, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Eski tarihli ve iptal kararından önce hukuki sonuç doğurmuş dosyalar ayrıca incelenmelidir.
Süre, davacının yalnızca evlatlık ilişkisinin varlığını değil, kaldırma sebebini oluşturan somut eksikliği öğrendiği tarihte başlar. Evlat edinme kararının öğrenilmesi ile örneğin karar tarihindeki ayırt etme gücü eksikliğinin öğrenilmesi aynı tarihte gerçekleşmeyebilir. Öğrenme tarihi resmi belgeler, yazışmalar, başka dava dosyaları ve tanıklarla ispatlanabilir.
Hak düşürücü süreler zamanaşımı sürelerinden farklıdır. Kural olarak zamanaşımındaki durma ve kesilme sebepleri hak düşürücü süreye uygulanmaz. Sürenin geçirilmesi hâlinde dava hakkı düşer ve mahkeme bu durumu kendiliğinden dikkate alabilir. Bu nedenle kaldırma sebebi öğrenildiğinde süre hesabı gecikmeden yapılmalıdır.
Evet. Bir yıllık süre hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkeme, taraflar ileri sürmese bile sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden inceleyebilir. Davacının öğrenme tarihi hakkındaki açıklamalarının ve delillerinin dava dilekçesinde gösterilmesi bu nedenle önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 317. maddesine göre davayı, kanunen rızası alınması gerekirken yasal bir sebep olmadan rızası alınmayan kişi açabilir. Rızanın gerçekten zorunlu olup olmadığı evlat edinme tarihindeki koşullara göre belirlenir. Kanunun rızanın aranmamasına izin verdiği bir durum varsa sırf rıza alınmadığı gerekçesiyle kaldırma talep edilemez.
Hayır. Öncelikle ana veya babanın rızasının kanunen gerekli olup olmadığı incelenir. Rızanın aranmamasını sağlayan bir sebep veya bu konuda verilmiş mahkeme kararı bulunabilir. Rıza hukuka aykırı biçimde alınmamış olsa bile kaldırmanın küçüğün menfaatini ağır biçimde zedeleyip zedelemeyeceği ayrıca değerlendirilir.
Ana ve babanın evlat edinmeye ilişkin rızası, çocuğun doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden verilemez. Bu süreden önce açıklanan rıza kanuni şekil ve zaman şartlarını karşılamaz. Ancak bu eksikliğin kaldırma davasına etkisi, evlat edinme dosyasındaki diğer işlemler ve sonradan geçerli rıza verilip verilmediğiyle birlikte değerlendirilir.
Evlat edinen ile evlat edinilen arasında en az on sekiz yaş bulunması temel evlat edinme şartlarından biridir. Bu şartın karar tarihinde gerçekleşmemesi esasa ilişkin noksanlık oluşturabilir. Bununla birlikte dava hakkı, öğrenme tarihi, evlat edinilenin menfaati ve olayın bütün özellikleri mahkemece birlikte incelenir.
Her durumda yeterli değildir. Sosyal inceleme veya uzman değerlendirmesindeki eksiklik usule ilişkin bir noksanlık olarak kabul edilebilir. Eksikliğin evlat edinmenin esasına etkisi ve ilişkinin kaldırılmasının evlat edinilenin menfaatini ağır biçimde zedeleyip zedelemeyeceği araştırılır. Sadece eski dosyada rapor bulunmadığının tespiti otomatik kabul sebebi değildir.
Kesinleşmiş evlat edinme kararında bakım veya birlikte yaşama şartının gerçekleştiği açıkça tespit edilmişse bu tespit yalnızca soyut iddialarla yok sayılamaz. Davacının kuruluş aşamasındaki gerçek ve ciddi bir hukuki noksanlığı somut delillerle göstermesi gerekir. Sahte belge, irade sakatlığı veya karar sırasında bilinmeyen önemli bir olgu varsa değerlendirme farklı olabilir.
Dosyanın bulunamaması dava açılmasını mutlak biçimde engellemez; ancak ispatı zorlaştırır. Kesinleşmiş karar örneği, nüfus tescil belgeleri, noter kayıtları, vesayet kararları, sosyal hizmet kayıtları ve arşiv belgeleri araştırılabilir. Özellikle eski tarihli evlat edinmelerde mahkeme ve noter arşivlerinin birlikte incelenmesi gerekebilir.
Evet. Tanıklar bakım, birlikte yaşama, rızanın alınma süreci, tarafların ayırt etme gücü veya kaldırma sebebinin öğrenildiği tarih hakkında bilgi verebilir. Ancak resmi belgeyle ispatlanması gereken konularda tanık anlatımı tek başına yeterli olmayabilir. Tanığın hangi olayı ne şekilde bildiği önemlidir.
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının konusu biyolojik babalığın tespiti değildir. Evlat edinme zaten biyolojik bağ bulunmasa da mahkeme kararıyla soybağı kurar. Bu nedenle DNA testi çoğu dosyada gerekli değildir. Uyuşmazlık gerçekte biyolojik soybağına veya yanlış nüfus kaydına ilişkinse açılması gereken dava türü farklı olabilir.
Küçük kural olarak yasal temsilcisi tarafından temsil edilir. Ancak yasal temsilciyle çocuk arasında menfaat çatışması bulunuyorsa kayyım atanması gerekebilir. Evlat edinenin davacı veya davalı olduğu bir dosyada, aynı kişinin küçüğü temsil etmesi çocuğun bağımsız menfaatinin korunmasını engelleyebilir.
Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşünün, yaşına ve gelişim düzeyine uygun bir yöntemle alınması mümkündür. Çocuğun beyanı tek başına davanın sonucunu belirlemez; ancak aile hayatı, duygusal bağ ve üstün yarar değerlendirmesinde önem taşır. Çocuğun taraflar arasındaki çatışmanın içine doğrudan çekilmemesine dikkat edilmelidir.
Evlatlık bağının kaldırılması davasının açılması çocuğun kendiliğinden biyolojik ailesine teslim edilmesine yol açmaz. Acil bir güvenlik veya bakım sorunu varsa aile mahkemesi ya da yetkili kurumlar uygun koruyucu tedbirleri değerlendirebilir. Çocuğun kime bırakılacağı, yalnızca biyolojik bağa değil üstün yararına göre belirlenir.
Kesinleşmiş karar nüfus müdürlüğüne gönderilir ve evlat edinmeye bağlı kayıtlar karar doğrultusunda güncellenir. Ancak ergin kişinin uzun süredir kullandığı soyadını korumak istemesi veya ayrıca isim ve soyadı değişikliği talep etmesi hâlinde kişilik hakkı yönünden ayrı değerlendirme gerekebilir. Kararın hüküm fıkrası bu bakımdan önemlidir.
Kaldırma kararı verilmesi, geçmişte ödenen bütün bakım giderlerinin, nafakaların veya yapılan harcamaların otomatik olarak geri istenebileceği anlamına gelmez. Kararın geçmişe veya ileriye etkisi öğretide tartışmalıdır. Her ödeme, hukuki sebebi, yapıldığı tarih, çocuğun korunması ve kazanılmış haklar dikkate alınarak ayrı değerlendirilmelidir.
Miras, kişinin ölümüyle açılır. Kaldırma kararından önce mirasın açılmış olması, miras paylarının kesinleşmesi veya malların üçüncü kişilere devredilmesi hâlinde kararın etkisi karmaşıklaşabilir. Henüz açılmamış miraslar ile daha önce kazanılmış miras hakları aynı şekilde değerlendirilemez.
Mirasçıların yalnızca kendi miras paylarını artırmak istemeleri her durumda dava hakkı sağlamaz. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması kişiye sıkı sıkıya bağlı sonuçlar doğurur. Evlat edinenin sağlığında açtığı davaya mirasçıların devam etmesi ile ölümden sonra mirasçıların ilk kez dava açması farklıdır. Hukuki yarar ve aktif dava ehliyeti somut olayda incelenmelidir.
Davadan feragat usulen mümkün görünse de uyuşmazlığın kişisel durum ve kamu düzeniyle bağlantısı nedeniyle feragatin kapsamı dikkatle değerlendirilir. Feragat, evlatlık ilişkisini kaldırmaz; aksine açılmış davanın sona ermesine yol açabilir. Yeniden dava açma ve hak düşürücü süre bakımından ciddi sonuç doğurabileceğinden işlem yapılmadan önce hukuki etkisi incelenmelidir.
Kural olarak hayır. Kişisel durumu değiştiren kaldırma kararının nüfus kayıtlarında uygulanması için kesinleşmesi gerekir. İstinaf veya temyiz incelemesi devam ederken evlatlık ilişkisi hukuken sürer. Kesinleşme sonrasında mahkeme kararı ilgili nüfus müdürlüğüne gönderilir.
Türk Medeni Kanunu’nda, daha önce kaldırılan ilişkinin aynı kişiler arasında hiçbir şekilde yeniden kurulamayacağına dair genel bir yasak bulunmamaktadır. Ancak yeniden evlat edinme için başvuru tarihinde geçerli olan bütün şartların sağlanması ve mahkemenin kapsamlı inceleme yapması gerekir. Önceki kaldırma sebebi ve tarafların durumu da değerlendirmede önem taşıyabilir.
Yabancı mahkeme veya idari makam kararıyla kurulan evlat edinmelerde milletlerarası yetki, uygulanacak hukuk, tanıma ve nüfus tescili meseleleri birlikte incelenir. Türkiye’de doğrudan kaldırma davası açılıp açılamayacağı; tarafların vatandaşlığına, yerleşim yerine, yabancı kararın Türkiye’de tanınıp tanınmadığına ve uluslararası sözleşmelere göre değişebilir.
Avukat Görüşü
Evlatlık ilişkisinin kaldırılması davalarında uyuşmazlığın gerçek kaynağı ile kanunun kabul ettiği kaldırma sebebi birbirinden ayrılmalıdır. Tarafların uzun süredir görüşmemesi, kırgınlık yaşaması veya miras konusunda anlaşmazlığa düşmesi anlaşılır bir sorun olsa da bunların tamamı kaldırma davasının yasal sebebi değildir.
Uygulamada önce evlat edinme dosyasının getirtilmesi, karar tarihinde hangi şartların incelendiğinin belirlenmesi ve bir yıllık sürenin hangi tarihte başladığının somutlaştırılması önem taşır. Özellikle öğrenme tarihinin belgelendirilememesi veya esasa ilişkin olduğu ileri sürülen eksikliğin kesinleşmiş dosyayla çelişmesi davanın reddine neden olabilir.
Evlat edinilen kişi küçükse hukuki tartışmanın yanında çocuğun aile hayatı, ruhsal gelişimi ve karar sonrasındaki korunma biçimi de değerlendirilmelidir. Her dosya; kuruluş tarihi, evlat edinilenin yaşı, rıza belgeleri, eski mahkeme kararı ve tarafların güncel durumu çerçevesinde ayrı incelenmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut olay bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, yargı uygulaması ve süre değerlendirmesi zaman içinde değişebileceğinden işlem yapılmadan önce güncel durum ayrıca kontrol edilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.