Temyiz başvurusu sırasında adli yardım istenebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.06.2026 tarihli, E. 2025/10920, K. 2026/6470 sayılı kararında da davacı kadın, Bölge Adliye Mahkemesi kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmiş ve gerekli harç ile giderleri başvuru sırasında yatırmamıştır. Daire, önce adli yardım talebini incelemiş; ardından tarafların hükme yönelik temyiz itirazlarını ayrı olarak değerlendirmiştir.
İçindekiler
Karar bir boşanma davasında verilmiş olmakla birlikte, adli yardıma ilişkin değerlendirme boşanmanın esasından farklı bir usul meselesidir. Kararın öne çıkan yönü de budur: adli yardım talebinin kabul edilmesi, temyiz itirazlarının yerinde bulunduğu veya kararın bozulacağı anlamına gelmez.
Temyiz sırasında adli yardım talebini hangi merci inceler?
Adli yardım kanun yoluna başvuru sırasında istenmişse talep, başvurulan kanun yolu merciince incelenir. Somut kararda Yargıtay, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 336/3 uyarınca temyiz aşamasındaki adli yardım talebini inceleme görevinin kendisine ait olduğunu açıkça belirtmiştir.
Davacı kadının temyiz dilekçesini adli yardım talepli vermesi nedeniyle başvuru sırasında gerekli harç ve giderler yatırılmamıştır. Yargıtay, talebin koşullarını değerlendirerek davacının kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu sonucuna ulaşmış ve adli yardım talebini kabul etmiştir.
Bu inceleme, yukarıda yer verilecek Yargıtay kararının tam metni esas alınarak hazırlanmıştır. Kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası PDF üzerinden birlikte incelenebilir.
Ödeme gücünün bulunmadığı nasıl değerlendirilir?
HMK m. 334 bakımından gerçek kişinin adli yardımdan yararlanabilmesi için, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeden gerekli yargılama veya takip giderlerini kısmen ya da tamamen ödeme gücünden yoksun olması ve ileri sürdüğü talebin açıkça dayanaktan yoksun bulunmaması gerekir. Bu şartlar soyut bir maddi imkânsızlık beyanıyla değil, dosyadaki bilgi ve belgeler üzerinden değerlendirilir.
Yargıtay kararında da mali duruma ilişkin belgelerin sunulması gerektiği özellikle vurgulanmıştır. Daire, kişinin ödeme gücünden yoksun olup olmadığının bu belgeler incelenerek belirleneceğini ifade etmiş, ancak somut dosyada hangi belgenin tek başına belirleyici olduğunu açıklamamıştır. Bu nedenle karardan, belirli bir belge türünün her başvuruda adli yardım için yeterli olacağı sonucu çıkarılamaz.
Kararda adli yardımdan yararlanabilecek kişiler hakkında güncel durum nedir?
Karar metninde HMK m. 334 açıklanırken “gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflar” ifadesi kullanılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesinin 24.09.2024 tarihli E. 2024/78, K. 2024/164 sayılı kararı ile HMK m. 334/2’de yer alan “Kamuya yararlı dernek ve vakıflar,” ibaresi iptal edilmiş; iptal hükmü 21.08.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu nedenle Yargıtay kararındaki söz konusu genel ifade, özel hukuk tüzel kişilerinin adli yardımdan yararlanması bakımından güncel hukuki durumu tam olarak yansıtmamaktadır. İncelenen dosyada adli yardım isteyen taraf gerçek kişi olduğundan, bu değişiklik somut karardaki ödeme gücü değerlendirmesini ve talebin kabulü sonucunu etkilememektedir.
Adli yardımın kabulü temyiz itirazlarının kabulü anlamına gelir mi?
Hayır. Adli yardım talebi ile hükme yöneltilen temyiz itirazları farklı konulardır. Adli yardım incelemesinde başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücü ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olup olmadığı değerlendirilir. Temyiz incelemesinde ise Bölge Adliye Mahkemesi kararının ileri sürülen nedenler bakımından bozulmasını gerektiren bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı ele alınır.
Bu dosyada ayrım somut biçimde görülmektedir. Yargıtay davacı kadının adli yardım talebini kabul etmiş; buna karşılık davacı kadının yargılama giderlerine, davalı erkeğin ise vekâlet ücreti, maddi hata ve istinaf yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarını bozma nedeni olarak görmemiştir. Sonuçta Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m. 370/1 uyarınca onanmıştır.
Hükümdeki maddi hata neden bozma sebebi sayılmadı?
Davalı erkeğin temyiz nedenlerinden biri, Bölge Adliye Mahkemesi hükmündeki taraf sıfatına ilişkin maddi hataydı. Yargıtay bu hatanın yerinde düzeltilebilecek nitelikte olduğunu belirterek tek başına bozma sebebi saymamıştır. Karar bu yönüyle, hükümde görülen her yazım veya ifade hatasının otomatik olarak bozmayı gerektirmediğini; hatanın hükmün esasına ve sonucuna etkisinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Adli yardım kabul edilince temyiz harçları tamamen ortadan kalkar mı?
Hayır. Adli yardımın sağladığı imkânlardan biri, yapılacak yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyettir. Bu nedenle adli yardımın kabul edilmesi, başlangıçta yatırılmayan bütün harç ve giderlerin kesin olarak ortadan kalktığı şeklinde yorumlanmamalıdır.
İncelenen kararda da Yargıtay, adli yardım nedeniyle başlangıçta alınmamış olan karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcını temyiz eden davacıya yükletmiştir. Bu sonuç, adli yardımın kanun yoluna erişimi kolaylaştıran bir usul güvencesi olduğunu; yargılama giderlerinin nihai olarak kimin üzerinde bırakılacağının ise ayrıca belirlendiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Evet. Adli yardım kanun yoluna başvuru sırasında da istenebilir. Talep temyiz aşamasında yapılıyorsa HMK m. 336/3 uyarınca inceleme Yargıtay tarafından yapılır.
Adli yardım talebi kabul edilirse, kararın sağladığı geçici muafiyet kapsamında ilgili harç ve giderlerin baştan yatırılmaması mümkün olabilir. İncelenen kararda davacı kadın temyiz dilekçesini adli yardım talepli vermiş ve gerekli harç ile giderleri başvuru sırasında yatırmamıştır.
Mali durumun yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmadığını gösteren bilgi ve belgeler sunulmalıdır. Yargıtay kararında ödeme gücünün bu belgeler incelenerek belirleneceği açıkça ifade edilmiştir.
Hayır. Adli yardım talebi giderlere ilişkin ayrı bir usul değerlendirmesidir. Somut kararda adli yardım kabul edilmiş, ancak tarafların temyiz itirazları bozma nedeni görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
Hayır. Adli yardımın sağladığı muafiyet geçici niteliktedir. İncelenen kararda başlangıçta alınmayan karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının hüküm sonunda davacıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Tam olarak değil. Anayasa Mahkemesinin E. 2024/78, K. 2024/164 sayılı kararıyla HMK m. 334/2’deki “Kamuya yararlı dernek ve vakıflar,” ibaresi iptal edilmiş ve iptal 21.08.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İncelenen karar gerçek kişi hakkında olduğundan bu değişiklik somut sonuca etkili değildir.
Hayır. Bu kararda taraf sıfatına ilişkin bir maddi hatanın yerinde düzeltilebilecek nitelikte olduğu kabul edilmiş ve hata bozma nedeni sayılmamıştır. Hatanın hükmün esasına ve sonucuna etkisi ayrıca değerlendirilir.
Karar belirli bir belge türünü her başvuru için zorunlu ve tek başına yeterli saymamaktadır. Esas olan, sunulan belgelerin birlikte değerlendirildiğinde kişinin gerekli giderleri karşılayabilecek durumda olmadığını ortaya koyabilmesidir.
Karar bir boşanma dosyasında verilmiştir; ancak temyiz aşamasında adli yardım talebinin hangi merci tarafından ve hangi temel ölçütlerle inceleneceğine ilişkin açıklamalar HMK’nın genel usul hükümlerine dayanmaktadır.
Kanun belirli bir başlık düzeni zorunlu kılmaz. Bununla birlikte uygulamada adli yardımın mali ve usulî dayanakları ile hükmün neden bozulması gerektiğine ilişkin temyiz sebeplerini birbirinden açık biçimde ayırmak, iki farklı inceleme konusunun anlaşılmasını kolaylaştırır.
Avukat Görüşü
Temyiz dilekçesinde adli yardım talebinin yalnızca “maddi durumum yetersizdir” şeklinde bırakılması pratikte gereksiz risk yaratır. Talep, temyiz sebeplerinden ayrı kurulmalı; kişinin güncel ödeme gücünü açıklayan olgular ile bunları destekleyen mali belgeler birbirini tamamlamalıdır. Böylece Yargıtayın yapacağı incelemede hangi giderlerin neden karşılanamadığı dosya üzerinden anlaşılabilir.
Ayrıca adli yardımın kabulü ile temyizin sonucu birbirine bağlanmamalıdır. Bu karar tam olarak bunun örneğidir: başvurucu temyiz giderleri yönünden adli yardımdan yararlanmış, fakat hükme karşı ileri sürülen temyiz nedenleri bozma için yeterli görülmemiştir. Dilekçe hazırlanırken adli yardım talebinin dayanakları ile kararın neden bozulması gerektiğine ilişkin temyiz sebeplerinin ayrı ve kendi içinde yeterli şekilde açıklanması daha sağlıklı bir yöntemdir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.06.2026 tarihli, E. 2025/10920, K. 2026/6470 sayılı kararı esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebileceğinden, somut bir uyuşmazlıkta güncel düzenlemeler ile dosyanın kendi özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
