Karaman, Yılmar Plaza, Söğüt Sk. No:170 Kat. 4 Daire. 33, 16130 Nilüfer/Bursa

Pts - Cts 09:30 - 20:00

Hayata Kast Sebebiyle Boşanma

Bilindiği üzere kanun koyucu boşanma sebeplerini sıralar iken bir ayrıma gitmiştir. Bu ayrıma göre; TMK’nın 161. ve 165. maddeleri arasında özel boşanma sebepleri sıralanırken TMK’nın 166. maddesi ile genel boşanma sebebinden bahsedilmiştir. TMK’nın 166. maddesinin yer alan genel boşanma sebebinin başlığı ise evlilik birliğinin sarsılmasıdır.

Kanun koyucu, özel boşanma sebeplerini de “Zina”, “Hayata Kast”, “Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış”, “Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme”, “Terk” ve “Akıl Hastalığı” olarak sınırlandırılmıştır. Yani somut durumda bu maddelerde yer alan konular dışında başkaca bir durumun varlığı halinde TMK’ nın 161. ile 165. maddeleri arasında yer alan özel boşanma sebeplerinden birine değil, TMK’ nın 166. Maddesinde yer alan genel boşanma sebebine dayanılarak dava açılması gerekmektedir.

Biz bu yazımız ile özel boşanma sebepleri arasında yer alan Hayata Kast Sebebiyle boşanma konusunu ele alacağız.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, hayata kast nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda (m. 162) özel ve mutlak olarak düzenlenmiş boşanma sebeplerinden biri olup kanun metni aşağıdaki şekilde belirtilmiştir

TMK MADDE 162

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve herhâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

TMK Madde 162 https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf

Kanun koyucunun Türk Medeni Kanunu Hayata Kast Sebebiyle Boşanma konusundaki düzenlemesi incelenecek olursa, hayata kastın varlığı halinde bu eyleme maruz kalan eşin boşanma davası açabileceğinin düzenlendiği fakat hangi eylemlerin hayata kast olarak değerlendirileceği konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı görülecektir.

Hangi Eylemler Hayata Kast Olarak Değerlendirilebilecektir?

Uygulamada en sık karşılaşılan örnek durumlar şu şekildedir,

  • Eşlerden birinin diğerini öldürmeye yönelik fiilde bulunması,
  • Eşinin ölümle sonuçlanabilecek durum içerisinde bulunmasına seyirci kalması,
  • Eşinin ölümle sonuçlanabilecek durumdan kurtulabilmesine yardım etmemesi,
  • Eşinin kendisine yönelik öldürücü fiilleri gerçekleştirmesine (intihar) teşvik etmesi,
  • Çevresinden yardım alarak eşini öldürtmeye azmettirmesi gibi sebepler hayata kast nedeniyle boşanma kapsamına giren gerekçelerdir.

Hayata kast nedeniyle açılan boşanma davalarında, yapılan eylemlerin mağdur tarafın hayatını zorlaştırma faktörleri ve derecesi önemli değildir. Örneğin; hayatına kast edilen eş bu eylemi kolayca savuşturup, bu eylemi zararsız şekilde atlatmış olabilir. Veya hayata kast eden eş boş bir silahı, boş olduğunu bilmediği için eşinin hayatına kast etmek için kullanmış olabilir. Bu gibi durumlarda da hayata kast sebebiyle boşanma davası açılabilecektir.

Aynı zamanda hayata kast eyleminin mağduru olan eşin, bu eylemin öncesinde gerçekleştirdiği ve TCK’ya göre haksız tahrik sayılabilecek türden olan eylemleri veya ortak yaşamın taraflar için çekilmez bir hale gelmesi, hayata kast sebebiyle boşanma davasının açılmasına engel olmayacaktır.

Örneğin; eşler arasındaki anlaşmazlığın veya iletişimsizliğin dayanılmaz ve birlikte yaşamanın huzur ortamını yok edecek dereceye ulaşmış olması, Eşlerden birinin diğerini aldatıyor olması, Eşlerden birinin haysiyetsiz davranışlarda bulunuyor olması, Eşlerden birinin suç işliyor/işlemiş olması vb. gibi kusurlar kişiye, eşine karşı hayata kast eylemi gerçekleştirme hakkı tanımaz. Hayatına kast edilen eşin ayrıca bir kusurunun bulunup bulunmaması, bu boşanma davasının konusunu oluşturmayacaktır. Dolayısıyla dava özel ve mutlak boşanma sebebi olduğu için, tarafların boşanmasıyla sonuçlanmaktadır.

Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davalarında Kast ve Fiil Ehliyeti

Hayata kast nedeniyle boşanmanın gerçekleşebilmesi için, kast edilen tarafın eşin doğrudan kendisi olması gerekmektedir. Eşin ailesine ya da yakınlarına karşı gerçekleştirilen eylemler, hayata kast sebebiyle boşanma kapsamına girmemektedir. Eşin ailesine ya da yakınlarına gerçekleştirilen hayata kast edici eylemler ayrı bir ceza yargılaması kapsamında değerlendirilebilir. Fakat bu tür bir boşanma davasının konusunu oluşturmaz.

Örneğin, erkeğin veya kadının, kayınvalidesinin hayatına kast etmesi, diğer eşe hayata kast sebebiyle boşanma davası açabilme hakkı vermemektedir. Somut örnek bu haliyle ceza yargılamasını ilgilendiren bir fiildir. Bunun yanında diğer şartlar da varsa TMK’nın 166. maddesi kapsamında genel boşanma sebebi olarak sayılabilir. Fakat örneğimiz bu haliyle hayata kast sebebiyle boşanma davası açabilmek için yeterli değildir.

Hayata kast etme sebebiyle boşanmasın gerçekleşebilmesi için eşinin hayatına kast eden tarafın tam ehliyetli olması gerekmektedir. Cezai ehliyeti bulunmayan, ayırt etme gücünden yoksun bulunan ya da akıl hastası olan eşlerden biriyle “hayata kast etme sebebiyle” değil “akıl hastalığı sebebiyle” boşanma gerçekleşmektedir.

Buradan da anlaşılacağı üzere, kastın açık ve sabit olması ve ayırt etme gücünün bulunması hayata kast sebebiyle boşanmanın ana faktörüdür. Kastın bulunmayacağı durumda boşanmanın mümkün olmamasına sebep olarak ihmal, tedbirsizlik ve dikkatsizlik gerekçeleriyle bu şekilde boşanmanın gerçekleşmemesini örnek olarak gösterebiliriz.

Hayata Kast Sebebiyle Boşanma Davaları Hangi Mahkemeye Açılır

Hayata kast sebebiyle açılan boşanma davaları, Aile Mahkemesine açılmaktadır. Ancak hayata kast fiili aynı zamanda ceza yargılamasının da kapsamına girmektedir. Bu durumda aynı fiil hem Ceza Mahkemesi tarafından hem de Aile Mahkemesi tarafından değerlendirilecektir.  

Hayata kast sebebiyle devam eden boşanma davası ve hayata kast sebebiyle devam eden ceza yargılaması paralel şekilde yürütülüyorsa muhtemelen Aile Mahkemesi kararı vermeden önce Ceza Mahkemesi kararını bekleyecektir.

Hayata kast sebebiyle açılan boşanma davası açılırken bu durumunda değerlendirilmesi gerekmektedir.

Davadaki Süre Koşulu

Hayata kast eylemine maruz kalan eş bu maruz kalma durumundan veya hayatına kastedildiğini sonradan öğrenen eş, öğrenmesinin üzerinden en geç 6 ay içerisinde ve her halükârda hayata kast edilme fiilinin gerçekleşmesinin üzerinden en geç 5 yıl içerisinde hayata kast sebebiyle boşanma davasını açmak zorundadır.

Bu süre hak düşürücü bir süredir. Bu süreye uyulmadan açılan davanın reddine karar verilecektir.

Örneğin herhangi biri, eşinin 7 sene önce yemeğine ilaç attığını bu yol ile kendisini öldürmeye çalıştığını öğrenirse, hayata kast sebebiyle boşanma davası açamayacaktır. Belki diğer diğer şartlar da sağlanmışsa Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi kapsamında genel boşanma sebebi ile boşanma davası açabilecektir. Fakat örneğimiz bu haliyle hayata kast sebebiyle boşanma davası açabilmek için yeterli değildir.

Af Sebebiyle Davanın Reddi

Kanun metninin sonunda belirtildiği üzere davacı tarafın eşini affetmesi durumunda dava düşmektedir. Af iradesi yalnızca davacı eşe ait olmakla beraber (yazılı, sözlü yahut örtülü) doğrudan eş ya da taraf olmayan kişilere (dolaylı) yapılan af beyanı da aynı sonucu doğurup affedilme hükmünde değerlendirilir.

Örneğin herhangi biri, kendisine karşı gerçekleştirilen hayata kast eylemini öğrendikten sonra, ortada geciktirici bir sebep olmamasına rağmen bu eyleme dayanarak 2 sene sonra dava açamayacaktır. Veya bu eylem sebebiyle eşini affettiğini beyan eden eş, daha sonrasında süresi içinde olsa dahi hayata kast sebebiyle boşanma davası açamayacaktır. Bu gibi durumlar mahkemece affetme olarak değerlendirilecektir.  

Yazımızı beğendiniz mi?

Puan vermek için yıldızı tıklayın

Ortalama puan 5 / 5. Oy sayısı: 4

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button Bizi Arayın