Anlaşmalı boşanma davasının şartları, protokolü ve süreci

Anlaşmalı boşanma davası şartları, protokol ve süreç

Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin boşanma ve boşanmanın bütün sonuçları üzerinde anlaşarak açtığı ve çoğu durumda tek duruşmada sonuçlanabilen boşanma türüdür. Nafaka, velayet, tazminat ve malvarlığına ilişkin bu anlaşma, mahkemeye sunulan protokolde yer alır.

Uygulamada anlaşmalı boşanma davalarında en çok sorun çıkaran konu, protokolün açık, çelişkisiz ve infaza elverişli hazırlanmamasıdır. Eksik veya genel ifadelerle hazırlanan protokoller, dava sırasında hâkimin değişiklik önermesine veya boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıkların doğmasına neden olabilir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma davası, yalnızca bir dilekçe verilmesi değil; boşanmanın bütün sonuçlarının doğru bir hukuki metne dönüştürülmesi sürecidir.

Anlaşmalı boşanma davası nedir?

Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu m.166/3’te düzenlenen ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan bir boşanma yoludur. Kanun, şartları tamamlandığında evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını kabul eder. Bu nedenle çekişmeli davadaki gibi kusur yargılaması yapılmaz; hâkim daha çok tarafların iradesinin serbestliğini, protokolün uygunluğunu ve çocuk varsa çocuğun yararını inceler.

Anlaşmalı boşanma davasının şartları nelerdir?

Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

İlk şart, evliliğin dava tarihinde en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası anlaşmalı boşanmayı bu süreye bağlar.

İkinci şart, eşlerin boşanma konusunda ortak irade göstermesidir. Taraflar mahkemeye birlikte başvurabilir. Bunun dışında eşlerden biri boşanma davası açabilir ve diğer eş bu davayı kabul edebilir. Ancak kabul beyanı yalnızca boşanmayı kabul etmekten ibaret kalmamalıdır; tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında da anlaşması gerekir.

Üçüncü şart, hâkimin tarafları bizzat dinlemesidir. Eşler duruşmada boşanmak istediklerini ve protokol hükümlerini serbest iradeleriyle kabul ettiklerini açıkça beyan etmelidir.

Dördüncü şart, hâkimin protokolü uygun bulmasıdır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir. Taraflar bu değişikliği kabul ederse anlaşmalı boşanma kararı verilebilir. Taraflar kabul etmezse anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

Bir yıllık evlilik süresi nasıl hesaplanır?

Bir yıllık süre, resmi nikâh tarihinden dava tarihine kadar geçen süreye göre hesaplanır. Bu süre dolmadan taraflar her konuda anlaşmış olsa bile mahkeme anlaşmalı boşanma kararı vermez.

Taraflar uzun yıllar nişanlı kalmış, düğün yapmış, dini nikâh kıymış veya fiilen birlikte yaşamış olabilir. Bu tarihlerin hiçbiri hesaba katılmaz; anlaşmalı boşanma bakımından esas alınan tarih resmi nikâh tarihidir.

Bir yıl dolmadan evliliğin sona erdirilmesi isteniyorsa somut olayın koşullarına göre çekişmeli boşanma davası gündeme gelebilir. Bu durumda tarafların anlaşması yine süreci etkileyebilir; ancak dava anlaşmalı boşanma hükümlerine göre değil, çekişmeli boşanma hükümlerine göre yürür.

Neden anlaşmalı boşanma tercih edilir?

Anlaşmalı boşanma, çekişmeli sürece göre daha kısa sürede sonuçlanabilen ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı sınırlı tutan bir boşanma yoludur.

Kısa karşılaştırma şu şekilde yapılabilir:

  • Yargılamanın odağı anlaşmalı boşanmada tarafların ortak iradesi ve protokoldür; çekişmeli boşanmada ise kusur, deliller, tanıklar ve karşılıklı iddialar öne çıkar.
  • Süre bakımından anlaşmalı boşanma, dosyanın eksiksizliğine ve mahkeme yoğunluğuna göre daha kısa sürebilir; çekişmeli boşanma delil toplama ve tanık aşamaları nedeniyle daha uzun sürebilir.
  • Masraf bakımından anlaşmalı boşanma genellikle daha sınırlı yargılama gideri doğurur; çekişmeli boşanmada bilirkişi, tanık, keşif ve uzun yargılama giderleri gündeme gelebilir.
  • Çocuk bulunan dosyalarda tarafların uzlaşması, çocuğun geçiş sürecini daha kontrollü hale getirebilir; yoğun çatışmalı çekişmeli süreçler çocuk bakımından daha yıpratıcı olabilir.
  • Mahremiyet bakımından anlaşmalı boşanmada özel hayat tartışmaları daha sınırlı kalabilir; çekişmeli boşanmada kusur iddiaları ve deliller daha ayrıntılı incelenebilir.

Bu karşılaştırma, her dosyada anlaşmalı boşanmanın uygun olduğu anlamına gelmez. Taraflardan biri baskı altında protokol imzalıyorsa, malvarlığı bilgileri saklanıyorsa, çocukla ilgili düzenleme sağlıklı değilse veya tarafların gerçek iradesi oluşmamışsa anlaşmalı boşanma doğru bir yol olmayabilir.

Anlaşmalı boşanma protokolü neden davanın merkezindedir?

Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların boşanmanın sonuçları üzerinde vardığı anlaşmayı gösteren temel belgedir. Dava dilekçesi süreci başlatır; protokol ise mahkemenin hangi koşullarda boşanma kararı vereceğini ortaya koyar.

Protokolde yalnızca tarafların boşanmayı kabul ettiği yazılıysa bu çoğu zaman yeterli olmaz. Boşanmanın her sonucu ayrı ayrı düzenlenmeli; bir konuda talep yoksa bu da açıkça belirtilmelidir.

Belirsiz protokoller uygulamada ciddi sorun doğurabilir. Örneğin “taraflar mal paylaşımı konusunda anlaşmıştır” cümlesi tek başına yeterli açıklık sağlamaz. Hangi malın kimde kalacağı, hangi ödemenin ne zaman yapılacağı, ödeme şekli, teslim tarihi ve feragat kapsamı açıkça yazılmalıdır.

Protokolde mutlaka değerlendirilmesi gereken konular nelerdir?

Anlaşmalı boşanma protokolünde öncelikle tarafların boşanma iradesi yer almalıdır. Tarafların evlilik birliğini sürdürmek istemediği, boşanma konusunda serbest iradeleriyle anlaştıkları ve protokol hükümlerini kabul ettikleri açıkça yazılmalıdır.

Çocuk varsa velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası; eşler arasında ise yoksulluk nafakası ve tazminat konuları ayrı maddeler hâlinde yazılmalıdır. Ziynet eşyaları, ev eşyaları, araç, taşınmaz, banka hesabı ve kredi borçları varsa bunlar da ayrı ayrı düzenlenir.

Çocuk varsa protokol nasıl hazırlanmalıdır?

Çocuk bulunan dosyalarda protokol, çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde velayet, kişisel ilişki ve nafaka düzenlemelerini açıkça içermelidir.

Velayet düzenlemesi yapılırken çocuğun yaşı, okul düzeni, sağlık durumu, günlük bakım ihtiyacı, ebeveynlerle ilişkisi ve mevcut yaşam düzeni dikkate alınmalıdır. Tarafların anlaşması önemli olsa da hâkim, çocuğun yararına aykırı gördüğü bir düzenlemeyi aynen kabul etmek zorunda değildir.

Çocukla kişisel ilişki düzenlemesi açık olmalıdır. “Uygun zamanlarda görüşme” veya “tarafların anlaşacağı günlerde görüşme” gibi ifadeler uygulamada belirsizlik yaratabilir. Hafta sonu görüşmeleri, hafta içi görüşmeleri, dini bayramlar, resmi tatiller, ara tatil, sömestr tatili ve yaz tatili ayrı ayrı düzenlenebilir.

Protokolde teslim ve iade düzeni de yer almalıdır. Çocuğun hangi saatte, nereden alınacağı ve nereye bırakılacağı yazılmalıdır. Taraflar farklı şehirlerde yaşıyorsa ulaşım masrafları ve teslim şekli ayrıca değerlendirilmelidir.

İştirak nafakası belirlenirken çocuğun yalnızca temel giderleri değil, eğitim, sağlık, servis, kırtasiye, giyim, beslenme ve sosyal yaşam ihtiyaçları da dikkate alınmalıdır.

Nafaka düzenlemesi nasıl yazılmalıdır?

Nafaka düzenlemesi, türü, miktarı, ödeme günü ve artış oranı açıkça belirtilerek belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf lehine gündeme gelebilir. Taraflardan biri yoksulluk nafakası talep ediyorsa miktar, başlangıç tarihi, ödeme günü ve ödeme yöntemi yazılmalıdır. Talep edilmiyorsa feragat beyanı açık olmalıdır.

İştirak nafakası ise çocuk için ödenir. Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun giderlerine katılımını sağlar. Protokolde iştirak nafakasının miktarı, hangi tarihten itibaren başlayacağı ve her ay hangi gün ödeneceği belirtilmelidir.

Nafakanın ilerleyen yıllarda nasıl artırılacağı da protokole yazılabilir. Taraflar yıllık artış oranını TÜFE, ÜFE, belirli bir yüzde veya başka bir objektif ölçüt üzerinden belirleyebilir. Bu düzenleme yapılırken belirsiz ifadelerden kaçınmak gerekir. Örneğin “ekonomik koşullara göre artırılır” cümlesi yerine, artışın hangi veri veya oran üzerinden yapılacağı açıkça gösterilmelidir.

Protokolde artış oranının yanında artışın hangi yıldan itibaren uygulanacağı da yazılmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/10820 E., 2026/5696 K. sayılı ve 01.06.2026 tarihli kararında, mahkemenin hükmettiği iştirak nafakasındaki ÜFE artışının ilk derece mahkemesi karar tarihinden değil, boşanma hükmünün kesinleştiği yılı takip eden yıldan başlatılması gerektiğini kabul etmiştir. Protokolde artışın başlangıç yılı açıkça yazılırsa bu konudaki tereddüt baştan önlenir.

Tazminat talepleri protokolde nasıl gösterilmelidir?

Tazminat ödemesi varsa tutar, ödeme tarihi ve yöntemi açıkça yazılmalı; talep yoksa bu durum net şekilde belirtilmelidir.

Anlaşmalı boşanma davasında taraflar maddi ve manevi tazminat konusunda anlaşabilir. Bir taraf diğer tarafa belirli bir ödeme yapabilir veya taraflar karşılıklı olarak tazminat talebinde bulunmadıklarını açıklayabilir.

Ödeme tek seferde yapılacaksa tarih, taksitle yapılacaksa taksit sayısı, tarihleri ve her taksitin miktarı ayrı ayrı gösterilmelidir.

Ziynet eşyaları protokolde nasıl düzenlenmelidir?

Ziynet eşyaları, aynen iade veya bedel ödemesi şeklinde açıkça listelenmeli ve teslim şartları belirlenmelidir.

Ziynet eşyaları, anlaşmalı boşanma protokolünde en çok uyuşmazlık doğuran konulardan biridir. Düğünde takılan bilezik, set, çeyrek altın, gram altın, Cumhuriyet altını, para ve benzeri değerler hakkında tarafların anlaşması açık olmalıdır.

Ziynet eşyaları aynen iade edilecekse hangi eşyaların iade edileceği liste halinde yazılmalıdır. Teslim tarihi, teslim yeri ve teslim şekli belirtilmelidir. Bedel ödenecekse miktar, ödeme tarihi ve ödeme yöntemi protokole eklenmelidir.

Taraflardan biri ziynet eşyalarına ilişkin talepte bulunmayacaksa bu husus açıkça yazılmalıdır. Ancak ziynet konusunda genel feragat cümleleri kullanılmadan önce, tarafın hangi haktan vazgeçtiği netleştirilmelidir. Aksi halde boşanma sonrasında ziynet alacağına ilişkin yeni uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.

Mal paylaşımı yapılmadan anlaşmalı boşanma mümkün müdür?

Taraflar mal paylaşımını protokolde çözmeden de anlaşmalı boşanabilir; ancak hakların saklı tutulup tutulmadığı açıkça yazılmalıdır.

Boşanmanın ferî sonuçları ile mal rejiminden doğan alacaklar hukuken aynı şey değildir. Bu nedenle taraflar isterse mal paylaşımı konusunu protokolde ayrıntılı şekilde düzenleyebilir, isterse bu konudaki haklarını saklı tuttuklarını belirtebilir.

Protokolde yer alan “Tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağı yoktur” gibi geniş cümleler, mal rejimi, ziynet, ev eşyası veya başka alacaklar bakımından hak kaybı tartışmasına yol açabilir. Bu nedenle taraflar mal paylaşımı yapmak istemiyorsa, hangi haklardan feragat edildiği ve hangi hakların saklı tutulduğu açıkça yazılmalıdır.

Araç, taşınmaz, şirket hissesi, banka hesabı, kredi borcu veya ev eşyası gibi değerler protokole yazılacaksa her biri somutlaştırılmalıdır. Taşınmaz devri veya araç devri gibi işlemler için tapu veya noter nezdinde ayrıca işlem gerekebileceği unutulmamalıdır. Protokolde hüküm bulunması, her zaman tek başına fiili devri tamamlamaz.

Anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır?

Anlaşmalı boşanma davası, dava dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolü ile açılır. Dilekçede tarafların kimlik ve adres bilgileri, evlilik bilgileri, varsa çocukların bilgileri ve tarafların anlaşmalı olarak boşanmak istediği belirtilir.

Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:

  1. Taraflar boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaşır.
  2. Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanır ve taraflarca imzalanır.
  3. Dava dilekçesi hazırlanır.
  4. Dilekçe ve protokol görevli ve yetkili aile mahkemesine sunulur.
  5. Harç ve gider avansı yatırılır.
  6. Mahkeme dosyayı inceler ve duruşma günü verir.
  7. Taraflar duruşmaya bizzat katılır.
  8. Hâkim tarafları dinler ve protokolü değerlendirir.
  9. Protokol uygun bulunursa boşanma kararı verilir.
  10. Gerekçeli karar yazılır ve kesinleşme işlemleri tamamlanır.

Bursa’da anlaşmalı boşanma davası nasıl açılır?

Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Bu yerlerden biri Bursa’daysa dava o yerdeki aile mahkemesinde açılabilir. Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu davalara, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun belirlediği asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Avukatla takip edilen dosyalarda dava UYAP Avukat Portal üzerinden açılabilir. Avukatsız takip edilecek dosyalarda taraflar adliyedeki tevzi veya ön büro işlemleri üzerinden başvuru yapabilir. Dava, e-Devlet içinde basit bir başvuru formu doldurularak açılmaz; UYAP Vatandaş Portal kullanılacaksa elektronik imza veya mobil imza, uygun dosya formatı ve harç ödemesi gibi adımlar ayrıca tamamlanmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davası, dosya eksiksizse çoğu durumda ilk duruşmada karara bağlanabilir.

Yine de “tek celsede kesin boşanma” ifadesi hukuken güvenli değildir. Mahkemenin iş yoğunluğu, protokoldeki eksiklikler, taraflardan birinin duruşmaya gelmemesi veya hâkimin protokolde değişiklik istemesi süreci uzatabilir.

Duruşmada boşanma kararı verilse bile kararın kesinleşmesi ayrıca zaman alır; taraflar ancak karar kesinleştiğinde hukuken boşanmış olur.

Duruşmaya gitmek zorunlu mudur?

Evet. Anlaşmalı boşanma davasında tarafların duruşmaya bizzat katılması zorunludur. Hâkim, tarafların boşanma iradesini doğrudan dinlemelidir.

Tarafların avukatla temsil edilmesi bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Avukat dava dilekçesini hazırlayabilir, protokolün düzenlenmesine yardımcı olabilir ve duruşmada tarafın yanında bulunabilir. Ancak tarafın yerine boşanma iradesini açıklayamaz.

Anlaşmalı boşanma avukatsız açılabilir mi?

Evet. Boşanma davalarında avukatla temsil zorunlu değildir ve anlaşmalı boşanma davası avukatsız açılabilir. Bununla birlikte protokolün hatalı hazırlanması hak kaybına yol açabilir.

Özellikle çocuk, nafaka, tazminat, ziynet eşyası, ev, araç, kredi borcu, şirket hissesi veya mal rejimi alacağı bulunan dosyalarda protokolün dikkatli hazırlanması gerekir. Çünkü protokolde yer alan bir feragat cümlesi, ileride açılabilecek davaları veya talep edilebilecek alacakları etkileyebilir.

Protokol hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir?

Protokol açık, uygulanabilir ve ispat edilebilir olmalıdır. “Taraflar anlaştı”, “gereği yapılacak”, “uygun zamanda ödenecek” gibi ifadeler belirsizlik yaratır. Ödeme içeren her maddede miktar, para birimi, tarih, ödeme şekli ve banka hesabı; teslim içeren her maddede eşya, teslim yeri ve tarihi yazılmalıdır. Tarafların gerçek iradesi ile protokolde yazan düzenleme arasında fark bulunmamalıdır.

Anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanmaya döner mi?

Evet. Taraflardan biri duruşmaya gelmez, duruşmada boşanmaktan vazgeçer, protokolü kabul etmez veya hâkimin önerdiği değişikliği reddederse anlaşmalı boşanma şartları ortadan kalkar ve dava çekişmeli boşanmaya dönüşebilir.

Ayrıca taraflardan biri dava açıldıktan sonra nafaka, velayet, tazminat, ziynet veya mal paylaşımı konusunda önceki anlaşmadan vazgeçebilir. Bu durumda taraflar yeniden anlaşamazsa yargılama çekişmeli boşanma usulüne göre devam edebilir.

Dava öncesinde müzakere ve uzlaşma mümkün müdür?

Evet. Taraflar dava açılmadan önce müzakere ederek anlaşmalı boşanmanın koşullarını belirleyebilir. Bu müzakere, boşanma iradesinin, çocukla ilgili düzenlemelerin, nafaka ve tazminat taleplerinin ve malvarlığı konularının netleşmesini sağlayabilir.

Aile içi şiddet, baskı, tehdit veya ekonomik bağımlılık gibi durumlarda müzakere süreci sağlıklı olmayabilir. Böyle hallerde koruyucu ve önleyici tedbirler, güvenlik ve taraf iradesinin serbestliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Karar kesinleştikten sonra ne olur?

Mahkeme boşanma kararı verdikten sonra kararın kesinleşmesi gerekir. Karar kesinleşmeden taraflar hukuken boşanmış sayılmaz. Gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği ve kanun yolu süresinin dolması veya tarafların kanun yolundan feragat etmesiyle kesinleşme sağlanabilir.

Kesinleşen karar nüfus kayıtlarına işlenir. Tarafların medeni hâli kararın kesinleşmesiyle değişir; nüfus kaydı bu değişikliği gösterir. Kadın, kural olarak evlenmeden önceki soyadına döner. Türk Medeni Kanunu’nun 173. maddesine göre boşanan kadın, önceki eşinin soyadını kullanmak için hâkimden izin isteyebilir. Hâkim, kadının bunda menfaati bulunduğunu ve bunun önceki eşe zarar vermeyeceğini ispat etmesi hâlinde izin verir.

Kimlik, pasaport, banka, sigorta, okul, iş yeri, tapu, araç kaydı ve benzeri kurumlarda güncelleme yapılması gerekebilir. Bu işlemlerin süresi kurumların uygulamasına göre değişir. Bu nedenle boşanma kararının kesinleşmesi ile tüm kayıtların aynı gün otomatik olarak güncelleneceği varsayılmamalıdır.

Protokolde nafaka, tazminat, ziynet teslimi, araç devri, taşınmaz devri veya çocukla kişisel ilişki düzenlemesi varsa taraflar kesinleşme sonrasında bu hükümlere uygun hareket etmelidir. Protokol hükümlerine uyulmaması halinde icra takibi veya ayrıca dava yolları gündeme gelebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Dava açılabilir; ancak anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için boşanmanın sonuçları hakkında tarafların anlaşması gerekir. Bu anlaşma uygulamada genellikle yazılı protokol hâlinde sunulur; protokolün dava açılırken dosyaya konulması süreci hızlandırır.

Anlaşmalı boşanma davasında taraflar boşanma ve sonuçları üzerinde anlaştığı için kural olarak kusur ispatı amacıyla tanık dinlenmesine ihtiyaç duyulmaz. Asıl inceleme tarafların iradesi ve protokolün uygunluğu üzerindedir.

Hayır. Anlaşmalı boşanma protokolünün noterde yapılması zorunlu değildir. Tarafların imzasını taşıyan, açık ve mahkemeye sunulabilir bir protokol hazırlanması gerekir.

Taraflardan biri yurt dışında olsa bile anlaşmalı boşanma mümkündür. Ancak yurt dışındaki eşin de hâkim tarafından bizzat dinlenmesi gerekir. Bu nedenle eşin duruşma günü Türkiye’ye gelip gelemeyeceği dava açılmadan önce planlanmalıdır.

Taraflar, hâkim hüküm kurmadan önce ortak iradeyle protokolde değişiklik yapıp bunu duruşmada beyan edebilir. Boşanma kararı verildikten sonra nafaka için koşulların değişmesine dayalı artırım veya azaltım davası, velayet için ise değiştirme davası gibi ayrı yollara başvurmak gerekir.

Evet. İstinaf süresi, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345). Taraflar kanun yolundan feragat ederse karar bu süre beklenmeden kesinleşebilir.

Bilgilendirme notu

Bu yazı, anlaşmalı boşanma davası hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her boşanma dosyası; kendi olaylarına, çocukların ihtiyaçlarına ve tarafların ekonomik koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle burada yer alan açıklamalar, somut dosya incelemesi yapılmadan kesin hukuki sonuç garantisi anlamına gelmez.

Bu içerik, Bursa’da aile hukuku ve boşanma davaları alanında çalışan Bursa Maya Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Açıklamalar, uygulama ve güncel yargı kararları dikkate alınarak genel bilgilendirme amacıyla oluşturulmuştur.

Son Güncelleme 30.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık