Bursa’daki hukuk bürosunda avukatla anlaşmalı boşanma dilekçesini inceleyen eşler

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Nasıl Hazırlanır? Dilekçede Hangi Unsurlar Bulunmalıdır?

Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerin boşanma iradesini ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaştıklarını aile mahkemesine bildiren dava dilekçesidir. Dilekçe davayı açar ve mahkemenin inceleyeceği çerçeveyi çizer; tarafların üzerinde uzlaştığı şartları madde madde gösteren belge ise protokoldür.

Dilekçenin “boşanmak istiyoruz” cümlesinden ibaret kalması yeterli değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dava dilekçesinde bulunması gereken unsurları tek tek saymış, bir kısmının eksikliğine doğrudan sonuç bağlamıştır. Buna ek olarak anlaşmalı boşanmada dilekçedeki talep sonucu ile protokoldeki düzenlemeler arasındaki çelişki, karar kesinleştikten sonra düzeltilemeyen bir soruna dönüşebilir.

Anlaşmalı boşanma dilekçesi nedir?

Anlaşmalı boşanma dilekçesi, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak açılan boşanma davasının dava dilekçesidir. Kanun bu fıkrada, evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını düzenler.

Dilekçenin iki işlevi vardır. Birincisi davayı açmak, yani mahkemeyi harekete geçirmektir. İkincisi mahkemeden ne istendiğini göstermektir. Hâkim boşanma kararını dilekçedeki talep sonucu ile protokolü birlikte okuyarak kurar; hüküm fıkrasına geçen ifadeler de büyük ölçüde bu iki metinden çıkar.

Dilekçeyi eşlerden biri davacı sıfatıyla verebilir, eşler birlikte de başvurabilir. Uygulamada her iki yol da kullanılır. Eşlerden biri dava açmışsa diğer eşin davayı kabul etmesi gerekir; bu kabul yalnızca boşanmaya değil, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeye de yönelik olmalıdır.

Dilekçe ile anlaşmalı boşanma protokolü arasındaki fark nedir?

Dilekçe davayı açan usul belgesidir, protokol ise tarafların anlaşmasını gösteren maddi hukuk belgesidir. İkisi ayrı metinlerdir ve ayrı işlev görürler.

Dilekçede mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, davanın konusu, dayanılan vakıalar, deliller, hukuki sebepler ve talep sonucu yer alır. Anlaşmalı boşanma protokolü ise nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki, tazminat, ziynet ve diğer malvarlığı konularındaki anlaşmayı madde madde düzenler. Protokolün hangi maddeleri taşıması gerektiği ve nasıl kaleme alınacağı ayrı bir konudur.

Aradaki hukuki fark, geçerlilik şartlarında ortaya çıkar. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesinin beşinci bendi, boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmaların hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacağını söyler. Yani protokol, taraflar imzaladığı anda değil, hâkim uygun bulup hükme geçirdiği anda boşanma davası bakımından sonuç doğurur. Dilekçe ise mahkemeye verildiği anda davayı açar ve kendi usul sonuçlarını doğurur.

Bu ayrım pratikte şu sonucu verir: protokolde yazılı olan bir husus dilekçedeki talep sonucuna hiç yansımamışsa, hâkim o hususta karar vermeyebilir. Talep edilmeyen bir konuda hüküm kurulmaması usul hukukunun temel kuralıdır. Bu nedenle protokolde kararlaştırılan her sonucun dilekçede de talep edilmesi gerekir.

Anlaşmalı boşanma dilekçesinde hangi unsurlar bulunmak zorundadır?

Dava dilekçesinin içeriği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinde düzenlenmiştir ve anlaşmalı boşanma dilekçesi de bu maddeye tâbidir. Madde, dilekçede bulunması gereken hususları (a) bendinden (h) bendine kadar sayar.

Mahkemenin adı ve taraf bilgileri

Dilekçenin başında mahkemenin adı yazılır. Anlaşmalı boşanma davalarında bu, davanın açılacağı yerin aile mahkemesidir. Ardından davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilcilerin ve vekillerin ad, soyad ve adresleri gösterilir.

Adres bilgisi tebligatın yapılabilmesi için gereklidir. Eşler ayrı yaşıyorsa her ikisinin güncel adresi ayrı ayrı yazılmalıdır. Aynı adres iki taraf için de gösterildiğinde tebligat aşamasında sorun çıkabilir ve kesinleşme gecikebilir.

Davanın konusu, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler

Davanın konusu, anlaşmalı boşanma dilekçelerinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmadır. Vakıalar bölümünde kanunun aradığı olgular sıra numarası altında ve açık biçimde özetlenir: evlenme tarihi, evliliğin bir yılı doldurduğu, varsa çocukların doğum tarihleri, tarafların boşanma konusunda anlaştığı ve boşanmanın sonuçları üzerinde uzlaşarak protokol düzenledikleri.

Anlaşmalı boşanmada vakıalar bölümü kusur anlatımına dönüştürülmemelidir. Taraflar kusur tartışmasına girmediği için karşılıklı suçlamaların dilekçeye yazılması gereksizdir ve karşı tarafın kabul beyanını güçleştirebilir.

Deliller bölümünde nüfus kayıt örneği, evlenme cüzdanı fotokopisi ve taraflarca imzalanmış protokol gösterilir. Hukuki sebepler bölümünde Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası ile ilgili mevzuat belirtilir. Hâkim hukuki sebeplerle bağlı değildir, ancak dayanağın doğru gösterilmesi dosyanın hangi hükme göre inceleneceğini baştan netleştirir.

Talep sonucu

Kanun talep sonucunun açık bir şekilde yazılmasını arar. Anlaşmalı boşanma dilekçesinde talep sonucu yalnızca boşanma kararı verilmesini içermez; protokolde kararlaştırılan velayet, kişisel ilişki, nafaka ve tazminat düzenlemelerinin de hüküm altına alınması istenir.

Talep sonucunun protokole birebir uyması gerekir. Protokolde aylık beş bin lira iştirak nafakası kararlaştırılmışken talep sonucunda yalnızca “nafakaya hükmedilmesi” yazılması, hükmün miktar yönünden belirsiz kalmasına yol açabilir.

İmza ve ekler

Dilekçe davacı tarafından, dava vekille takip ediliyorsa vekil tarafından imzalanır. Eklere protokol, nüfus kayıt örneği ve vekâletname konur. Protokolün taraflarca bizzat imzalanmış olması ayrıca önemlidir; yalnızca vekillerin imzasını taşıyan protokol, aşağıda açıklanan Yargıtay uygulaması bakımından sorun doğurur.

Eksik bir unsur dilekçeyi nasıl etkiler?

Eksikliğin sonucu, hangi unsurun eksik olduğuna göre değişir ve kanun bu ayrımı açıkça yapar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinin ikinci fıkrasına göre, mahkemenin adı, davanın konusu, vakıalar, deliller ve hukuki sebepler dışında kalan hususların eksik olması hâlinde hâkim davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksiklik giderilmezse dava açılmamış sayılır.

Bir haftalık kesin süre kuralı taraf bilgileri, kimlik numarası, vekil bilgileri, talep sonucu ve imza bakımından işler. Buna karşılık vakıaların veya delillerin eksik gösterilmesi bu yaptırıma bağlanmamıştır; bu eksiklik, davanın açılmamış sayılmasına değil, ispat ve inceleme aşamasında sonuç doğurur.

Davanın açılmamış sayılması, anlaşmalı boşanmada yalnızca zaman kaybı anlamına gelmez. Yatırılan harcın akıbeti, yeniden dava açma gereği ve tarafların o sırada sürdürdüğü anlaşmanın bozulma ihtimali birlikte gündeme gelir.

Dilekçe vekil aracılığıyla veriliyorsa vekâletnamede ne aranır?

Vekâletnamede boşanma davasına ilişkin özel yetkinin açıkça yazılı olması gerekir. Genel dava vekâletnamesi tek başına yeterli değildir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesi, açıkça yetki verilmemişse vekilin yapamayacağı işlemleri sayar. Madde, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça vekilin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamayacağını ve takip edemeyeceğini düzenler. Boşanma davası da kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin olduğundan, dilekçeyi veren vekilin vekâletnamesinde boşanma davası açma ve takip etme yetkisi açıkça gösterilmelidir.

Karşı eş bakımından ayrı bir yetki daha aranır. Anlaşmalı boşanmada eşlerden biri dava açıp diğeri davayı kabul ediyorsa, kabul beyanını vekil verecekse vekâletnamede davayı kabul yetkisi bulunmalıdır; aynı madde açıkça yetki verilmedikçe vekilin davayı kabul edemeyeceğini söyler. Taraflardan biri sonradan davadan vazgeçecekse feragat yetkisi de ayrıca aranır.

Vekâletnamedeki özel yetki, tarafın duruşmada bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırmaz. Vekil dilekçeyi hazırlayabilir, davayı takip edebilir ve duruşmada müvekkilinin yanında bulunabilir; ancak müvekkilin yerine boşanma iradesini açıklayamaz. Vekille takip edilen dosyalarda dilekçe hazırlanırken duruşma gününün eşlerin katılabileceği şekilde planlanması gerekir. Sürecin avukatla yürütülmesinin taraflara ne kazandırdığı ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır.

Talep sonucu ile protokol çelişirse ne olur?

Karar kesinleştikten sonra hüküm fıkrası esas alınır ve çelişki tavzih yoluyla düzeltilemez. Bu, anlaşmalı boşanma dilekçesinde en ağır sonucu doğuran teknik noktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2024 tarihli, 2024/2311 esas ve 2024/2340 karar sayılı kararında, kesinleşen karar üzerinde yeniden karar verilmesinin, ek karar düzenlenmesinin veya tavzih kararı verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Taraflar hükümle protokol arasındaki farkı kanun yoluna başvurma süresi içinde fark edemezse, hüküm o hâliyle kesinleşir.

Çelişkinin sonucu talebin türüne göre farklılaşır. Velayet ve iştirak nafakası bakımından taraflar sonradan yeni dava açarak düzenlemeyi değiştirebilir, çünkü bu konular kesin hüküm engeline tam olarak takılmaz ve çocuğun yararı gerektirdiğinde yeniden incelenir. Buna karşılık maddi ve manevi tazminat gibi taraflar arasındaki malî taleplerde hüküm fıkrasında yazan bağlayıcıdır; protokolde farklı bir tutar yazması sonucu değiştirmez.

Pratikte alınacak önlem basittir. Gerekçeli karar tebliğ edildiğinde hüküm fıkrası protokolle satır satır karşılaştırılmalı, fark varsa iki haftalık istinaf süresi içinde başvuru yapılmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 345. maddesine göre istinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır ve bu süre ilamın usulen tebliğiyle işlemeye başlar.

Anlaşmalı boşanma dilekçesi hangi mahkemeye verilir?

Dilekçe aile mahkemesine verilir. Görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulmayan yerlerde bu kanun kapsamında görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Görev ile yetki karıştırılmamalıdır. Görev davaya hangi tür mahkemenin bakacağını, yetki ise hangi yerdeki mahkemenin bakacağını belirler. Görev kuralları kamu düzenindendir ve mahkemece kendiliğinden gözetilir.

Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi uygulanır. Bu maddeye göre boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yargıtay uygulamasında bu yetki kesin yetki sayılmaz, dolayısıyla yetki itirazı süresinde ileri sürülmezse dava açıldığı yerde görülebilir.

Anlaşmalı boşanmada taraflar zaten uzlaştığı için yetki itirazı nadiren gündeme gelir. Yine de dilekçede yetkinin hangi olguya dayandığının gösterilmesi, dosyanın gereksiz bir ara kararla uzamasını önler.

Dilekçe verilmeden önce arabulucuya başvurmak gerekir mi?

Hayır. Boşanma davaları dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında değildir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkları, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesini, kat mülkiyetinden ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıkları saymıştır; aile hukuku uyuşmazlıkları bu sayımda yer almaz.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma dilekçesine arabuluculuk son tutanağı eklenmesi gerekmez. Taraflar isterse dava öncesinde ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir, ancak boşanma kararını yine mahkeme verir ve protokolün hâkim tarafından uygun bulunması şartı ortadan kalkmaz.

Dilekçe nasıl verilir ve yanına hangi belgeler eklenir?

Dilekçe adliyedeki tevzi bürosuna elden verilebilir veya elektronik ortamda sunulabilir. Avukatla takip edilen dosyalarda dava UYAP Avukat Portal üzerinden açılır. Avukatsız takipte taraflar adliyedeki tevzi ve ön büro işlemleriyle başvurabilir; UYAP Vatandaş Portal kullanılacaksa elektronik imza veya mobil imza ile uygun dosya formatı gerekir.

Dilekçeye eklenecek belgeler şunlardır:

  • Taraflarca imzalanmış anlaşmalı boşanma protokolü
  • Güncel nüfus kayıt örneği
  • Kimlik fotokopileri
  • Dava vekille takip ediliyorsa vekâletname
  • Protokolde taşınmaz, araç veya banka hesabı düzenlenmişse bunlara ilişkin kayıt örnekleri

Başvuru sırasında harç ve gider avansı yatırılır. Boşanma davası konusu para ile ölçülebilen bir istek olmadığı için maktu harca tâbidir. Buna karşılık protokolde yer alsa bile ziynet alacağı veya mal rejiminden doğan alacak gibi bağımsız malvarlığı talepleri boşanmanın eki sayılmaz ve ayrı harç rejimine tâbidir. Bu talepler anlaşmalı boşanma dosyasına eklenecekse harç yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.

Dosyanın ne kadar sürede sonuçlanacağı mahkemenin iş yoğunluğuna ve dosyanın eksiksizliğine bağlıdır; boşanma davası ne kadar sürer sorusu ayrı bir yazıda ele alınmaktadır.

Müşterek çocuk varsa dilekçede ne değişir?

Çocuk varsa dilekçede velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası talepleri ayrı ayrı gösterilir. Kanun, boşanma kararı verilebilmesi için çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunmasını arar.

Talep sonucunda velayetin hangi ebeveyne bırakılmasının istendiği açıkça yazılır. Kişisel ilişki talebi gün, saat ve tatil dönemleri belirtilerek kurulur; “uygun zamanlarda görüşme” gibi ifadeler infaza elverişli değildir ve karar yerine getirilirken uygulanamaz.

Hâkim tarafların anlaşmasıyla bağlı değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası, hâkimin tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabileceğini, bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunacağını düzenler. Çocuğa ilişkin bir madde uygun bulunmazsa hâkim değişiklik önerebilir.

Velayetin belirlenmesinde hangi ölçütlerin gözetildiği ve çocuğun üstün yararının nasıl değerlendirildiği velayet davası konusunun kapsamındadır. İştirak nafakasının dışında kalan eğitim, sağlık ve olağanüstü giderlerin protokolde nasıl düzenleneceği ise anlaşmalı boşanmada çocuğun giderleri başlığı altında açıklanmaktadır.

Nafaka, tazminat ve mal talepleri dilekçeye nasıl yazılır?

Her talep türü ayrı ayrı ve miktarıyla birlikte yazılır. Toplu ifadeler hükmün belirsiz kalmasına yol açar.

Yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası farklı hukuki kurumlardır ve dilekçede birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Yoksulluk nafakası boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine, iştirak nafakası ise çocuğun giderlerine katılım amacıyla gündeme gelir. Talep edilmiyorsa hangi nafaka türünden vazgeçildiği açıkça belirtilmelidir. Nafaka türleri arasındaki ayrım nafaka türleri yazısında, miktarın hangi ölçütlere göre belirlendiği ise nafaka neye göre belirlenir yazısında ele alınmaktadır.

Maddi ve manevi tazminat talepleri de ayrı kalemler hâlinde gösterilir. Ödeme tek seferde yapılacaksa tarihi, taksitle yapılacaksa taksit sayısı ve her taksidin tarihi protokolde yer almalı, talep sonucu bu düzenlemeyle uyumlu kurulmalıdır.

Mal rejiminden doğan alacaklar boşanmanın fer’î sonucu değildir. Taraflar bu konuyu protokolde düzenlemeden de anlaşmalı boşanabilir; bu hâlde hakların saklı tutulduğu açıkça yazılmalıdır. Mal rejiminin tasfiyesinin nasıl yürüdüğü mal paylaşımı davası konusunun, düğün takılarının kime ait sayıldığı ise ziynet eşyası alacağı davası konusunun kapsamındadır.

Geniş feragat cümlelerinden kaçınılmalıdır. “Tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağı yoktur” biçimindeki tek cümlelik ifadeler, tarafların gerçekte konuşmadığı alacaklar bakımından ileride hak kaybı tartışması doğurabilir. Hangi haktan vazgeçildiği tek tek gösterilmelidir.

Anlaşmalı boşanma dilekçesi örneği

Aşağıdaki örnek dilekçe ve örnek protokol, yukarıda açıklanan unsurların bir metin üzerinde nasıl göründüğünü göstermek amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyanın kendi olguları bulunduğu için örnek metinler olduğu gibi kullanılmaya uygun değildir; tarafların adı, evlenme tarihi, çocuk bilgileri, nafaka ve tazminat tutarları ile teslim düzenlemeleri dosyaya göre yeniden yazılmalıdır.

Belge hazirlaniyor…
Belge hazirlaniyor…

Çekişmeli süreçte kullanılacak dilekçe farklı bir mantıkla kurulur; vakıa anlatımı, kusur iddiaları ve delil bildirimi ön plana çıkar. Bu metin için çekişmeli boşanma dilekçesi örneği incelenebilir.

Anlaşmalı boşanma dilekçesinde en sık yapılan hatalar nelerdir?

Uygulamada karşılaşılan hataların çoğu dilekçenin kendisinden değil, dilekçe ile protokol arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanır.

Talep sonucunu protokolden kopuk yazmak

Protokolde ayrıntılı düzenleme yapılıp talep sonucunda yalnızca boşanma istenmesi en yaygın hatadır. Hüküm fıkrası talep sonucuna göre kurulduğu için protokoldeki maddeler karara geçmeyebilir.

Bir yıllık süreyi yanlış tarihten hesaplamak

Bir yıllık süre resmî evlenme tarihinden işler. Nişan tarihi, düğün tarihi, dinî nikâh tarihi veya birlikte yaşamaya başlanan tarih bu hesapta dikkate alınmaz. Süre dolmadan açılan dava anlaşmalı boşanma hükümlerine göre sonuçlanmaz.

Protokolü yalnızca vekillere imzalatmak

Protokolün taraflarca imzalanmamış olması, aşağıda açıklanan Yargıtay uygulamasında bozma sebebi sayılmıştır. Vekâletnamede özel yetki bulunması bu eksikliği her durumda gidermez.

Kişisel ilişkiyi belirsiz ifadelerle kurmak

Gün, saat, teslim yeri ve tatil dönemleri yazılmadığında hüküm infaz edilemez. Kararı yerine getiren Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri müdürlüğü yalnız hükümde yazan takvimi uygulayabilir; takvimin nasıl kurulacağı çocukla kişisel ilişki kurma davası yazısında ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Kusur anlatımını dilekçeye taşımak

Anlaşmalı boşanmada kusur yargılaması yapılmaz. Dilekçeye yazılan suçlamalar hem gereksizdir hem de karşı tarafın kabul beyanını zorlaştırarak dosyayı çekişmeli hâle getirebilir.

Adres bilgilerini eksik veya ortak göstermek

Tebligat yapılamayan dosyada gerekçeli karar taraflara ulaşmaz ve kesinleşme uzar. Eşler ayrı yaşıyorsa her iki adres ayrı ayrı yazılmalıdır.

Kararın verilmesiyle boşanmanın tamamlandığını sanmak

Duruşmada boşanma kararı verilmesi tek başına yeterli değildir. Gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği ve kanun yolu süresinin dolması ya da taraflarca kanun yolundan feragat edilmesi gerekir. Karar kesinleşmeden nüfus kaydı güncellenmez.

Yargıtay dilekçe ve protokol ilişkisini nasıl değerlendirir?

Yargıtay, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasındaki şartların şeklen değil gerçekten gerçekleşmesini arar. Bu değerlendirmede iki nokta öne çıkar: tarafların bizzat dinlenmesi ve protokolün taraf iradesini gerçekten yansıtması.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.10.2021 tarihli, 2021/7601 esas ve 2021/6759 karar sayılı kararında, protokolün taraflarca değil taraf vekilleri tarafından imzalandığı ve davacının duruşmada hazır bulunmayıp cep telefonundan görüntülü aranarak beyanının tutanağa geçirildiği dosyada, davacının hâkim tarafından bizzat dinlenmeden boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.

Bizzat dinlenme şartı daire uygulamasında uzun süredir aynı yönde uygulanmaktadır. Aynı dairenin 19.06.2014 tarihli, 2014/2775 esas ve 2014/14031 karar sayılı kararı ile 22.02.1990 tarihli, 1989/10796 esas ve 1990/2176 karar sayılı kararı da hâkimin eşleri bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Tarafın vekille temsil edilmesi bu şartı ortadan kaldırmaz.

Boşanmanın malî sonuçlarına ilişkin anlaşmanın kapsamı bakımından Hukuk Genel Kurulu’nun 02.05.2019 tarihli, 2017/2-3067 esas ve 2019/512 karar sayılı kararı, tarafların anlaşmalı boşanmayla malî sonuçlara ilişkin aralarındaki ihtilafı nihai olarak çözdüklerinin kabul edildiğini göstermektedir. Buna karşılık mal rejiminin tasfiyesi bu anlaşmanın kapsamında sayılmamış, Hukuk Genel Kurulu’nun 24.02.2010 tarihli, 2010/2-96 esas ve 2010/106 karar sayılı kararında tasfiyenin sonraya bırakılabileceği kabul edilmiştir.

Anılan kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numaralarıyla ulaşılabilir. Bu kararlardan dilekçe bakımından çıkan sonuç şu şekilde özetlenebilir. Dilekçe ve protokol, tarafların gerçek iradesini gösterecek açıklıkta olmalı; talep sonucu hangi malî sonuçların nihai olarak çözüldüğünü ve hangi hakların saklı tutulduğunu tereddüde yer bırakmadan ortaya koymalıdır.

Dilekçeyi vermeden önce hangi kontroller yapılmalıdır?

Dosyanın tek duruşmada sonuçlanması büyük ölçüde başvuru öncesindeki kontrollere bağlıdır.

  • Evlenme tarihinden itibaren bir yıl dolmuş mu?
  • Protokolün her maddesi talep sonucunda karşılığını buluyor mu?
  • Nafaka türleri ayrı ayrı gösterilmiş ve miktarları yazılmış mı?
  • Kişisel ilişki takvimi gün, saat ve teslim yeri belirtilerek kurulmuş mu?
  • Protokol taraflarca imzalanmış mı?
  • Her iki eşin güncel adresi ayrı ayrı yazılmış mı?
  • Eşlerin duruşmaya bizzat katılacağı planlanmış mı?
  • Saklı tutulan haklar açıkça gösterilmiş mi?

Davanın açılması boşanmanın gerçekleştiği anlamına gelmez. Taraflardan biri duruşmada boşanmak istemediğini beyan ederse veya protokoldeki bir maddeyi kabul etmezse anlaşmalı boşanma kararı verilemez; bu hâlde dava çekişmeli boşanma usulüne göre devam edebilir. Davanın şartları, duruşma düzeni ve kesinleşme aşaması anlaşmalı boşanma davası konusunda, davadan tamamen vazgeçilmesi hâlinde uygulanacak kurallar ise boşanma davasından vazgeçme ve feragat konusunda açıklanmaktadır. Sürecin avukatla yürütülmesi hâlinde avukatın üstlendiği işler anlaşmalı boşanma davasında avukatın rolü yazısında ele alınmaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Eşlerden biri davacı sıfatıyla dava açıyorsa dilekçeyi davacı veya vekili imzalar; diğer eşin davayı kabul etmesi yeterlidir. Eşler birlikte başvuruyorsa dilekçe her ikisi tarafından imzalanır. Buna karşılık dilekçenin eki olan protokolün taraflarca bizzat imzalanmış olması aranır.

Talep sonucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 119. maddenin ikinci fıkrası kapsamında tamamlanabilir bir eksikliktir. Hâkim bir haftalık kesin süre verir; bu sürede eksiklik giderilmezse dava açılmamış sayılır.

Karar kesinleşmeden önce istinaf yoluna başvurularak düzeltme istenebilir. Karar kesinleştikten sonra tavzih yoluyla düzeltme mümkün değildir. Velayet ve iştirak nafakası gibi çocuğa ilişkin konularda yeni dava açılabilir; tazminat gibi malî taleplerde ise hüküm fıkrasında yazan bağlayıcı olur.

Aile mahkemesine verilir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde 4787 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.

Resmî evlenme tarihinden başlar. Nişan, düğün, dinî nikâh veya birlikte yaşamaya başlama tarihi bu hesapta dikkate alınmaz.

Avukatla takip edilen dosyalarda dava UYAP Avukat Portal üzerinden açılır. Avukatsız takipte UYAP Vatandaş Portal kullanılabilir; bunun için elektronik imza veya mobil imza ile uygun dosya formatı gerekir. Adliyedeki tevzi bürosuna elden başvuru da mümkündür.

Hayır. 6325 sayılı Kanunun 18/B maddesindeki dava şartı arabuluculuk kapsamına aile hukuku uyuşmazlıkları girmez. Dilekçeye arabuluculuk son tutanağı eklenmesi gerekmez.

Verilemez. Hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi kanuni şarttır. Yargıtay uygulamasında telefonla görüntülü bağlantı kurularak beyan alınması bu şartı karşılamamış ve hüküm bozulmuştur. Vekille temsil edilmek de bu zorunluluğu kaldırmaz.

Gerekmez. Anlaşmalı boşanmada kusur yargılaması yapılmaz. Dilekçeye yazılan suçlamalar gereksiz olduğu gibi karşı tarafın kabul beyanını da zorlaştırabilir.

Zorunlu değildir. Mal rejiminden doğan alacaklar boşanmanın fer’î sonucu sayılmaz; taraflar bu konuyu düzenlemeden de anlaşmalı boşanabilir. Ancak hakların saklı tutulduğu açıkça yazılmalıdır, aksi hâlde geniş feragat ifadeleri hak kaybı tartışması doğurabilir.

Boşanma davası maktu harca tâbidir. Ziynet alacağı ve mal rejiminden doğan alacak gibi bağımsız malvarlığı talepleri boşanmanın eki sayılmadığı için ayrı harç rejimine tâbidir ve bu yönüyle ayrıca değerlendirilmelidir.

Kararın kesinleşmesiyle gerçekleşir. Gerekçeli kararın yazılması, taraflara tebliği ve iki haftalık istinaf süresinin dolması ya da taraflarca kanun yolundan feragat edilmesi gerekir. Karar kesinleşmeden nüfus kaydı güncellenmez.

Avukat Görüşü

Anlaşmalı boşanma dosyalarında sorun çoğunlukla tarafların anlaşamamasından değil, anlaştıkları hususun metne eksik geçirilmesinden çıkar. Eşler kendi aralarında her ayrıntıyı konuşmuş olabilir; ancak mahkeme yalnızca dilekçede talep edilen ve hükme geçen düzenlemeyi uygular. Bu yüzden dilekçe hazırlanırken protokolün her maddesinin talep sonucunda bir karşılığı olup olmadığı satır satır kontrol edilmelidir.

İkinci kritik aşama, gerekçeli kararın tebliğ edildiği andır. Uygulamada taraflar duruşmada boşanma kararı verildiğini duyunca süreci bitmiş sayıyor ve gerekçeli kararı okumuyor. Oysa hükümle protokol arasındaki farkın düzeltilebileceği tek aralık, iki haftalık istinaf süresidir. Bu süre geçtikten sonra tazminat ve benzeri malî taleplerde hüküm fıkrasında yazan geçerli olur, tavzih yoluyla düzeltme yapılamaz.

Çocuğa ilişkin maddelerde ayrı bir hassasiyet gerekir. Kişisel ilişki takvimi gün, saat ve teslim yeri belirtilmeden yazıldığında taraflar iyi niyetli olduğu sürece sorun çıkmaz; anlaşmazlık doğduğunda ise kararı yerine getiren müdürlük hükümde yazandan fazlasını uygulayamaz. Belirsiz bırakılan bir madde, boşanmadan yıllar sonra yeni bir davanın konusu hâline gelebilir.

Son olarak duruşmaya katılım planı baştan yapılmalıdır. Tarafların bizzat dinlenmesi kanuni şart olduğu için, eşlerden biri yurt dışında veya başka bir şehirde yaşıyorsa duruşma günü buna göre ayarlanmalıdır. Bu şart karşılanmadan verilen karar, Yargıtay uygulamasında bozma sebebidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, anlaşmalı boşanma dilekçesi hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosya; tarafların evlilik süresine, çocukların durumuna, üzerinde anlaşılan malî düzenlemelere ve mahkemenin uygulamasına göre ayrıca değerlendirilir. Yazıdaki açıklamalar somut dosya incelemesinin yerini tutmaz ve kesin hukuki sonuç garantisi anlamına gelmez. Örnek dilekçe ve protokol metinleri de olduğu gibi kullanılmaya uygun değildir.

Son Güncelleme 30.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık