Anlaşmalı boşanma dilekçesi, eşlerin boşanma iradesini ve boşanmanın hukuki sonuçları üzerinde uzlaştıklarını aile mahkemesine bildiren dava dilekçesidir. Dilekçenin yalnızca “boşanmak istiyoruz” şeklinde hazırlanması yeterli değildir. Görevli ve yetkili mahkeme doğru gösterilmeli, taraf bilgileri eksiksiz yazılmalı, Türk Medeni Kanunu’ndaki anlaşmalı boşanma şartlarının gerçekleştiği açıklanmalı ve talep sonucu tereddüde yer bırakmayacak biçimde kurulmalıdır.
İçindekiler
Dilekçenin eki olarak sunulan protokol ise nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki, tazminat, yargılama giderleri ve tarafların kararlaştırdığı diğer konuları düzenler. Bu nedenle dava dilekçesi ile anlaşmalı boşanma protokolü birbirinden farklı iki belge olmakla birlikte, içerikleri mutlaka uyumlu olmalıdır.
Bu rehber; anlaşmalı boşanma dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurları, görevli ve yetkili mahkemeyi, dilekçe ile protokol arasındaki farkı, çocuklu ve çocuksuz eşler bakımından dikkat edilecek noktaları, örnek dilekçe metnini, dava açılışını ve kararın kesinleşme sürecini açıklamaktadır.
Anlaşmalı boşanma dilekçesi nedir?
Anlaşmalı boşanma dilekçesi, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak boşanma kararı verilmesi talebiyle aile mahkemesine sunulan dava dilekçesidir.
Dilekçede eşlerin evlilik birliğini sürdürmek istemedikleri, evliliğin en az bir yıl sürdüğü ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda uzlaştıkları açıklanır. Uzlaşmanın ayrıntıları çoğunlukla dilekçeye eklenen anlaşmalı boşanma protokolünde gösterilir.
Anlaşmalı boşanma, nüfus müdürlüğüne veya notere yapılan ortak bir başvuruyla gerçekleşmez. Eşlerin uzlaşması tek başına evliliği sona erdirmez. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için aile mahkemesinin karar vermesi ve bu kararın kesinleşmesi gerekir.
Anlaşmalı boşanmanın genel şartları, duruşmanın işleyişi ve protokolün değerlendirilmesi hakkında daha kapsamlı bilgi için anlaşmalı boşanma davası rehberi de incelenebilir.
Anlaşmalı boşanma için hangi şartlar gerekir?
Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için yalnızca eşlerin boşanmak istemesi yeterli değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde öngörülen şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır
Anlaşmalı boşanmanın ilk şartı, resmî evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Süre, resmî nikâh tarihinden itibaren hesaplanır. Düğün tarihi, nişan tarihi veya tarafların birlikte yaşamaya başladığı tarih bu hesabın başlangıcı değildir.
Bir yıllık şart gerçekleşmemişse eşlerin tamamen uzlaşmış olması TMK 166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli olmaz. Böyle bir dosyada hukuki yol ve dava sebebi ayrıca değerlendirilmelidir. Bir yıllık sürenin henüz dolmadığı durumda standart bir anlaşmalı boşanma dilekçesinin kullanılması davanın beklenen biçimde sonuçlanmamasına yol açabilir.
Eşler birlikte başvurmalı veya bir eş diğerinin davasını kabul etmelidir
Eşler ortak iradelerini içeren bir dilekçe sunabilir. Bunun yanında eşlerden biri davacı olarak dava açabilir, diğer eş de duruşmada boşanmayı ve protokolü kabul ettiğini açıklayabilir.
Dilekçenin iki eş tarafından imzalanması, tek başına boşanma kararı verilmesini sağlamaz. Hâkim, duruşmada tarafların güncel iradelerini ayrıca değerlendirir. Dava açıldıktan sonra eşlerden birinin görüşünü değiştirmesi hâlinde önceki imza, o eşin anlaşmalı boşanmaya zorlanmasına dayanak olmaz.
Taraflar hâkim tarafından bizzat dinlenmelidir
Anlaşmalı boşanmada hâkim, eşlerin iradelerini serbestçe açıklayıp açıklamadıklarını doğrudan değerlendirmek zorundadır. Bu nedenle tarafların avukatla temsil edilmesi, kural olarak bizzat dinlenme gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Eşlerden birinin duruşmaya gelmemesi veya boşanma iradesini hâkim huzurunda doğrulamaması hâlinde dava o duruşmada anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanmayabilir. Yurt dışında yaşayan, sağlık sorunu bulunan veya bulunduğu yerden mahkemeye gelmesi güç olan eşler bakımından uygulanabilecek yöntem, mahkemenin değerlendirmesi ve somut koşullara göre belirlenmelidir. Uzaktan katılım ya da başka bir mahkeme aracılığıyla dinlenme her dosyada kendiliğinden kabul edilen bir hak değildir.
Boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu düzenlenmelidir
Tarafların boşanma konusunda anlaşmaları kadar, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda uzlaşmaları da gerekir. Hâkim özellikle şu konuları değerlendirir:
- Yoksulluk nafakası,
- Maddi ve manevi tazminat,
- Müşterek çocuğun velayeti,
- Velayeti almayan ebeveynle çocuk arasındaki kişisel ilişki,
- İştirak nafakası ve çocuğun giderleri,
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti.
Mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı, ev eşyaları, araçlar ve taşınmazlar gibi konular da protokolde çözülebilir. Bununla birlikte bunların her biri anlaşmalı boşanmanın zorunlu ferisi değildir. Taraflar bazı bağımsız malvarlığı taleplerini açıkça saklı tutabilir. Genel ve kapsamı belirsiz feragat ifadeleri kullanılmasının daha sonra hak kaybına yol açabileceği unutulmamalıdır.
Anlaşmalı boşanma dilekçesi ile protokol arasındaki fark nedir?
Dava dilekçesi, mahkemeden boşanma kararı verilmesini isteyen usul belgesidir. Protokol ise eşlerin boşanmanın sonuçlarına ilişkin anlaşmalarını gösterir.
Dava dilekçesinde mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, vakıalar, hukuki sebepler, deliller ve talep sonucu bulunur. Protokolde ise nafakanın miktarı ve ödeme günü, velayet, çocukla görüşme zamanları, tazminat, mallar ve eşler arasındaki diğer düzenlemeler ayrıntılandırılır.
İki belgenin aynı işleve sahip olduğu düşünülmemelidir. Yalnızca protokol sunulması, usulüne uygun bir dava açıldığı anlamına gelmez. Aynı şekilde yalnızca dilekçe verilmesi de tarafların mali sonuçlar ve çocuklar konusunda yeterli bir düzenleme yaptığı anlamına gelmeyebilir.
Dilekçede “tarafların birbirinden hiçbir talebi yoktur” denilirken protokolde nafaka veya tazminat öngörülmesi ciddi bir çelişkidir. Çocuğun velayetinin dilekçede anneye, protokolde babaya bırakıldığının yazılması da mahkemenin açıklama istemesine ve duruşmanın ertelenmesine neden olabilir. Hazırlık sırasında her iki belgenin tarih, isim, çocuk bilgileri, tutarlar ve talepler yönünden karşılaştırılması gerekir.
Anlaşmalı boşanma dilekçesini kim verebilir?
Dilekçe eşlerden biri tarafından davacı sıfatıyla verilebilir. Diğer eş davalı olarak gösterilir ve duruşmada davayı kabul eder. Eşlerin ortak dilekçeyle başvurması da mümkündür; ancak mahkeme kayıt sisteminde taraf sıfatlarının yine davacı ve davalı biçiminde kurulması gerekebilir.
Bir avukat yalnızca kendi müvekkili adına işlem yapabilir. Anlaşmalı boşanma bulunması, eşler arasında hiçbir menfaat çatışması olmayacağı anlamına gelmez. Bir eş lehine nafaka, tazminat veya mal devri öngören hüküm diğer eş bakımından karşı yükümlülük doğurur. Bu nedenle aynı avukatın iki eşin de vekili gibi hareket etmesi mesleki kurallar ve menfaat çatışması bakımından sakıncalıdır.
Taraflardan yalnızca biri avukatla temsil ediliyorsa diğer eş dilekçe ve protokol hükümlerini kendi iradesiyle değerlendirmeli, gerektiğinde bağımsız hukuki görüş almalıdır. Bu konuda anlaşmalı boşanma avukatının rolü başlıklı yazıda ayrıca bilgi bulunmaktadır.
Anlaşmalı boşanma dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar nelerdir?
Anlaşmalı boşanma dilekçesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesindeki genel dava dilekçesi şartlarına uygun hazırlanmalıdır. Eksikliklerin bir kısmı mahkemenin vereceği kesin süre içinde tamamlanabilir; ancak her eksikliğin sonradan giderilebileceği düşünülmemelidir.
Görevli ve yetkili mahkemenin adı
Dilekçenin başında başvurulan mahkeme açıkça gösterilmelidir. Aile mahkemesi bulunan yerlerde başlık “… Nöbetçi Aile Mahkemesine” şeklinde yazılabilir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapacak asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Yetki değerlendirilmeden yalnızca tarafların tercih ettiği herhangi bir şehirde dava açılması doğru değildir. Yetki kuralları aşağıda ayrıca açıklanmaktadır.
Tarafların adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve adresi
Davacı ve davalının adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve tebligata elverişli adresi yazılmalıdır. Bir tarafın yabancı uyruklu olması hâlinde pasaport veya yabancı kimlik bilgileri, vatandaşlığı ve adresi dosyanın özelliklerine göre belirtilir.
Adreslerin güncel ve açık olması tebligat işlemlerinin gecikmemesi bakımından önemlidir. Eşler aynı adreste yaşamaya devam ediyorsa bu durum adreslerin yazılmasına engel değildir. Fakat taraflardan birinin güvenlik veya gizlilik gerektiren özel bir durumu bulunuyorsa adres bilgisinin nasıl sunulacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Vekil bilgileri
Taraflardan biri avukatla temsil ediliyorsa avukatın adı, soyadı ve adresi dilekçede gösterilir. Vekâletnamenin boşanma davası açma, kabul, feragat, sulh veya kanun yolundan feragat gibi özel yetki gerektiren işlemler bakımından yeterli olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Avukat tutmak anlaşmalı boşanma davası için zorunlu değildir. Bununla birlikte avukatsız takip edilen dosyada bütün usul işlemlerinin ve sürelerin taraflarca izlenmesi gerekir. Konuyla ilgili ayrıntılı değerlendirme için boşanma davasında avukat şart mı başlıklı içerik incelenebilir.
Davanın konusu
Konu bölümü kısa ve açık yazılmalıdır. Örneğin “Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma talebidir” ifadesi kullanılabilir.
Nafaka, velayet, tazminat veya protokolün onaylanması gibi ek talepler bulunuyorsa konu bölümünde genel olarak belirtilmesi yararlı olur. Ayrıntılar açıklamalar ve talep sonucu bölümlerinde gösterilmelidir.
Vakıaların açık ve sıralı özeti
Anlaşmalı boşanma dilekçesinde çekişmeli boşanma dosyalarındaki gibi bütün tartışmaların, kusur iddialarının ve özel hayat ayrıntılarının yazılması çoğu zaman gerekli değildir. Dilekçede esas olarak şu vakıalar açıklanabilir:
- Tarafların resmî evlilik tarihi,
- Müşterek çocuk bulunup bulunmadığı,
- Evliliğin en az bir yıl sürdüğü,
- Ortak hayatın devam ettirilemediği,
- Tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde serbest iradeleriyle uzlaştığı,
- Düzenlenen protokolün dilekçe ekinde sunulduğu.
Bununla birlikte standart bir cümle her dosya için yeterli olmayabilir. Yabancı unsur, mal devri, ortak velayet talebi, taraflardan birinin özel sağlık durumu veya protokolde karmaşık edimler bulunuyorsa bunlar dilekçede açıklanmalıdır.
Deliller
Anlaşmalı boşanmada tarafların birbirlerine karşı kusur ispatlaması amaçlanmaz. Buna rağmen dilekçede delil bölümü tamamen boş bırakılmamalıdır. Nüfus aile kayıt tablosu, evlilik kaydı, anlaşmalı boşanma protokolü, taraf beyanları ve gerektiğinde malvarlığı belgeleri delil olarak gösterilebilir.
Müşterek çocuğun özel sağlık veya eğitim ihtiyacı bulunuyorsa bunu gösteren belgeler, hâkimin çocukla ilgili düzenlemeyi değerlendirmesi bakımından önem taşıyabilir. Taşınmaz veya araç devri kararlaştırılmışsa tapu ve ruhsat bilgileri açıkça belirlenmelidir.
Hukuki sebepler
Dilekçede başta TMK 166/3 olmak üzere ilgili Türk Medeni Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4787 sayılı Kanun hükümlerine dayanılabilir. Hâkim hukuku kendiliğinden uygular; ancak doğru hukuki dayanakların gösterilmesi dilekçenin açıklığını artırır.
Açık talep sonucu
Talep sonucu, mahkemeden tam olarak ne istendiğini göstermelidir. En azından şu hususlar açıkça belirtilmelidir:
- Tarafların boşanmalarına,
- Sunulan protokolün uygun bulunarak hükme esas alınmasına,
- Müşterek çocuk varsa velayet ve kişisel ilişkinin düzenlenmesine,
- Kararlaştırılan nafaka ve tazminata,
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti konusunda protokole göre karar verilmesine.
Protokolde bulunan önemli bir talebin sonuç ve istem bölümünde tamamen gözden kaçırılmaması gerekir. Talep sonucunun belirsiz olması, kararın infazında veya kesinleşme sonrasında uyuşmazlık yaratabilir.
İmza ve ekler
Dilekçenin davacı veya vekili tarafından imzalanması gerekir. Ortak başvuru niteliğinde hazırlanmışsa iki eşin imzasının bulunması uygulamada ortak iradenin gösterilmesi bakımından yararlıdır. Protokolün ise her sayfasının veya en azından son sayfasının taraflarca imzalanması, sonradan sayfa değişikliği tartışmalarının önlenmesine yardımcı olur.
Ekler bölümünde protokol, vekâletname, özel malvarlığı belgeleri ve sunulan diğer belgeler sıra numarasıyla gösterilmelidir.
Anlaşmalı boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Aile mahkemelerinin görevine ilişkin temel düzenleme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’da yer almaktadır.
Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Buna göre dava:
- Davacı eşin yerleşim yerinde,
- Davalı eşin yerleşim yerinde,
- Eşlerin davadan önce son defa altı ay birlikte oturdukları yerde,
açılabilir.
Nüfusa kayıtlı olunan yer ile yerleşim yeri aynı kavram değildir. Kişinin hayat ilişkilerinin merkezi olan ve sürekli kalma niyetiyle yaşadığı yer esas alınır. Tarafların kısa süreli olarak bulunduğu veya yalnızca işlemleri hızlandıracağını düşündüğü bir yerde dava açması yetki tartışması doğurabilir.
Bursa’da şartları bulunan bir anlaşmalı boşanma davası Bursa Aile Mahkemelerinde açılabilir. Bursa’nın ilçelerinde ise ilgili ilçedeki aile mahkemesinin bulunup bulunmadığı ve yargı çevresi kontrol edilmelidir.
Anlaşmalı boşanma dilekçesi nasıl hazırlanır?
Sağlıklı bir dilekçe hazırlığı yalnızca örnek metindeki boşlukları doldurmaktan ibaret değildir. Önce tarafların uzlaşmasının kapsamı belirlenmeli, ardından dilekçe ve protokol birlikte hazırlanmalıdır.
Evlilik ve nüfus bilgileri doğrulanmalıdır
Resmî evlilik tarihi, eşlerin tam kimlik bilgileri ve müşterek çocukların adları ile doğum tarihleri kontrol edilmelidir. Bir yıllık evlilik şartı takvim hesabıyla değerlendirilmelidir.
Çocuğun soyadı, kimlik numarası veya doğum tarihinde yapılan hata, protokolün hükme geçirilmesi sırasında sorun yaratabilir. Belgeler yalnızca tarafların hafızasına dayanılarak değil, güncel resmî kayıtlara göre hazırlanmalıdır.
Anlaşmanın kapsamı baştan belirlenmelidir
Taraflar yalnızca boşanma konusunda değil, zorunlu mali sonuçlar ve çocukların durumu konusunda da uzlaşmalıdır. Şu soruların dava açılmadan önce cevaplanması gerekir:
- Yoksulluk nafakası istenecek mi?
- Nafaka ödenecekse tutarı, başlangıç tarihi ve ödeme günü ne olacak?
- Maddi veya manevi tazminat kararlaştırıldı mı?
- Çocuğun velayeti kimde kalacak?
- Çocukla kişisel ilişki hangi gün ve saatlerde kurulacak?
- İştirak nafakası ve olağanüstü eğitim-sağlık giderleri nasıl paylaşılacak?
- Ev, araç, banka hesabı, ziynet ve ev eşyaları hakkında düzenleme yapılacak mı?
- Mal rejimi ve ziynet talepleri çözülüyor mu, yoksa saklı mı tutuluyor?
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kime ait olacak?
Bu konulardan bazılarının “sonra konuşuruz” denilerek açık bırakılması, tam uzlaşmanın oluşmadığı anlamına gelebilir.
Dilekçe ile protokol karşılaştırılmalıdır
Her iki belgede taraf isimleri, çocuk bilgileri, nafaka tutarları, ödeme tarihleri, velayet, tazminat ve malvarlığı düzenlemeleri aynı olmalıdır.
Rakamların hem yazıyla hem sayıyla gösterildiği yerlerde tutarsızlık bulunmamalıdır. “Aylık 15.000 TL” ile “on bin Türk lirası” gibi çelişkiler infaz aşamasında ciddi problem yaratır. Protokol tarihi ve dilekçedeki atıf da birbiriyle uyumlu olmalıdır.
Talepler uygulanabilir şekilde yazılmalıdır
Protokolde yalnızca “çocuk istediği zaman babasıyla görüşür” denilmesi, kişisel ilişkiyi belirsiz bırakabilir. Bunun yerine çocuğun yaşı, okul düzeni ve tarafların yaşam koşulları dikkate alınarak gün, saat, teslim ve iade düzeni belirlenmelidir.
“Ev eşe bırakılacaktır” ifadesi de tek başına yeterli olmayabilir. Taşınmazın ili, ilçesi, mahallesi, ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri belirtilmeli; devir tarihi, masraflar, mevcut kredi veya takyidatlar ve fiilî teslim koşulları değerlendirilmelidir.
Çocuksuz eşler için dilekçede neler bulunmalıdır?
Müşterek çocuk bulunmayan anlaşmalı boşanma dilekçesinde bu durum açıkça belirtilmelidir. Böylece velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasına ilişkin bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığı anlaşılır.
Bununla birlikte çocuğun bulunmaması, protokolün gereksiz olduğu anlamına gelmez. Yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ziynet, ev eşyası, araç, taşınmaz, borçlar ve yargılama giderleri gibi konular yine değerlendirilmelidir.
Tarafların birbirlerinden nafaka ve tazminat istemediği kararlaştırılmışsa hangi taleplerden vazgeçildiği açıkça yazılmalıdır. Mal rejiminden doğan hakların ayrıca saklı tutulması amaçlanıyorsa “tarafların birbirlerinden hiçbir ad altında hak ve alacağı yoktur” gibi çok geniş ifadeler kullanılmamalıdır.
Müşterek çocuk varsa dilekçe nasıl hazırlanmalıdır?
Müşterek çocuk bulunduğunda, hâkim tarafların anlaşmasıyla bağlı değildir. Çocuğun üstün yararına aykırı gördüğü düzenlemelerde değişiklik önerebilir. Önerilen değişiklikler taraflarca kabul edilmedikçe anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
Velayet açıkça belirlenmelidir
Protokolde çocuğun velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı yazılmalıdır. Birden fazla çocuk varsa her çocuk yönünden düzenleme açık olmalıdır.
Ortak velayet talebi bulunuyorsa yalnızca “ortak velayete karar verilsin” ifadesiyle yetinilmemeli; çocuğun fiilî ikameti, eğitim ve sağlık kararları, giderlerin paylaşımı ve ebeveynler arasındaki iş birliği düzeni somutlaştırılmalıdır. Mahkeme, her olayda çocuğun üstün yararını ayrıca değerlendirir.
Velayet değerlendirmesinin temel ölçütleri hakkında velayet davası rehberinde ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
Çocukla kişisel ilişki uygulanabilir olmalıdır
Velayeti almayan ebeveynin çocukla görüşeceği hafta sonları, bayramlar, yarıyıl ve yaz tatilleri mümkün olduğunca açık düzenlenmelidir. Teslim ve iade saatleri, şehirler arası ulaşım ve gerektiğinde ulaşım masrafları belirlenebilir.
Çok küçük çocuklarda uzun süreli yatılı kişisel ilişki, çocuğun bakım ve gelişim özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Kardeşlerin birbirinden ayrılması veya okul düzenini aksatan bir plan yapılması hâlinde mahkeme değişiklik isteyebilir.
İştirak nafakası ve çocuk giderleri ayrı düşünülmelidir
Aylık iştirak nafakası miktarı, ödeme tarihi ve banka hesabı yazılmalıdır. Ayrıca okul ücreti, servis, kurs, özel sağlık gideri, ilaç, gözlük, ortodonti veya yurtdışı eğitim gibi olağan dışı giderlerin nasıl paylaşılacağı belirlenebilir.
Nafaka miktarı belirlenirken çocuğun güncel ihtiyaçları ile ebeveynlerin ekonomik güçleri dikkate alınmalıdır. Aşırı düşük veya çocuk için açıkça yetersiz bir miktar, taraflar uzlaşmış olsa bile hâkim tarafından uygun görülmeyebilir. Anlaşmalı boşanmada çocuğun giderleri başlıklı yazı bu ayrımı ayrıntılı olarak ele almaktadır.
Nafaka ve tazminat talepleri nasıl yazılmalıdır?
Yoksulluk nafakası kararlaştırılmışsa nafaka alacaklısı, aylık tutar, başlangıç zamanı, ödeme günü, ödeme yöntemi ve varsa artış şartı açıkça gösterilmelidir.
Artış maddesinde “her yıl enflasyon oranında artırılır” şeklindeki belirsiz ifade yerine hangi resmî endeksin, hangi dönemin ve hangi tarihin esas alınacağı yazılabilir. Sabit bir artış oranı kararlaştırılıyorsa uzun vadeli ekonomik etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.
Taraflar yoksulluk nafakası istemiyorsa bu irade açık biçimde belirtilmelidir. Anlaşmalı boşanmada mali sonuçlar üzerinde tam uzlaşma arandığından, bilinçsizce yazılan bir feragat daha sonra talep imkânını etkileyebilir.
Maddi veya manevi tazminat kararlaştırılmışsa miktar, ödeme tarihi, tek seferde mi taksitle mi ödeneceği ve taksitlerden birinin ödenmemesinin sonucu düzenlenmelidir. Döviz üzerinden ödeme, altın, araç veya başka bir malvarlığı değeriyle ifa kararlaştırılıyorsa edimin belirlenebilir ve hukuken uygulanabilir olması gerekir.
Mal paylaşımı ve ziynet talepleri dilekçeye yazılmalı mıdır?
Mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurlarından değildir. Taraflar malvarlığı uyuşmazlığını protokolle tamamen çözebilir, belirli malları paylaşabilir veya mal rejiminden doğan haklarını açıkça saklı tutabilir.
Boşanma davası ile mal paylaşımı davası aynı hukuki konu değildir. Boşanma davası evlilik bağının sona ermesini ve boşanmanın ferilerini ele alırken mal rejiminin tasfiyesi katılma alacağı, değer artış payı ve diğer malvarlığı hesaplarını konu alır.
Tarafların mal paylaşımını protokolde tamamlamak istemesi hâlinde:
- Taşınmazlar tapu bilgileriyle,
- Araçlar plaka ve gerektiğinde şasi bilgileriyle,
- Banka hesapları banka ve hesap bilgileriyle,
- Şirket payları şirket unvanı ve pay oranıyla,
- Borçlar alacaklı, tutar ve ödeme planıyla,
- Ziynetler tür, adet, ağırlık ve ayar bilgileriyle,
belirlenmelidir.
“Bütün mallar paylaşıldı” veya “herkes üzerindeki malı alacaktır” ifadeleri bazı olaylarda yeterince açık olmayabilir. Özellikle boşanmada mal paylaşımı ve ziynet konusunda bağımsız hakların kapsamı anlaşılmadan genel feragat hükmü kurulması sakıncalıdır.
Eşlerin kendi aralarındaki borç paylaşımı, bankayı veya diğer üçüncü kişi alacaklıları kendiliğinden bağlamaz. Kredi sözleşmesinde iki eş de borçluysa, protokolde borcu eşlerden birinin ödeyeceğinin yazılması bankanın diğer eşe başvurma hakkını tek başına ortadan kaldırmaz.
Anlaşmalı boşanma dilekçesi örneği
Aşağıdaki örnek genel bilgilendirme amacı taşır. Köşeli parantezli alanlar somut olaya göre doldurulmalı; nafaka, çocuk, tazminat ve malvarlığı hükümleri dosyanın özelliklerine göre yeniden düzenlenmelidir.
[YETKİLİ YER] NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE
DAVACI:
[Adı Soyadı, T.C. Kimlik Numarası, açık adres]
DAVALI:
[Adı Soyadı, T.C. Kimlik Numarası, açık adres]
VEKİLİ:
[Varsa avukatın adı, soyadı ve adresi]
KONU:
Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına ve ekli protokolün hükme esas alınmasına karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
- Davacı ile davalı [resmî evlilik tarihi] tarihinde evlenmiştir. Tarafların evliliği bir yıldan uzun süredir devam etmektedir.
- Tarafların bu evlilikten [müşterek çocuk bulunmamaktadır / adı, soyadı ve doğum tarihi belirtilen … isimli müşterek çocukları bulunmaktadır].
- Taraflar arasında evlilik birliği sürdürülemez hâle gelmiş; yapılan görüşmeler sonunda evlilik birliğini devam ettirmeme ve anlaşmalı olarak boşanma konusunda ortak iradeye varılmıştır.
- Taraflar boşanmanın mali sonuçları ile [varsa] müşterek çocuğun velayeti, çocukla kişisel ilişki ve giderleri konusunda serbest iradeleriyle anlaşmıştır. Varılan anlaşma [protokol tarihi] tarihli anlaşmalı boşanma protokolünde ayrıntılı olarak düzenlenmiş ve taraflarca imzalanmıştır.
- Ekli protokole göre [müşterek çocuğun velayeti … bırakılmış / müşterek çocuk bulunmadığından velayet ve iştirak nafakası düzenlemesine ihtiyaç bulunmamıştır]. [Varsa kişisel ilişki ve iştirak nafakası hakkında kısa açıklama.]
- Taraflar [yoksulluk nafakası ve tazminat istememektedir / protokolde belirtilen tutar ve koşullarda nafaka veya tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır].
- Tarafların [mal rejimi, ziynet, ev eşyası ve diğer malvarlığı talepleri protokolde tamamen çözümlenmiştir / protokolde açıkça belirtilen hakları saklıdır]. Dava dilekçesi ile ekli protokol arasında herhangi bir çelişki bulunmamaktadır.
- Taraflar mahkeme huzurunda bizzat hazır bulunarak boşanma iradelerini ve protokol hükümlerini kabul ettiklerini açıklayacaktır.
- Açıklanan nedenlerle tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına ve ekli protokolün uygun bulunarak hükme esas alınmasına karar verilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3, 168, 182 ve 184. maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; 4787 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat.
DELİLLER:
Nüfus aile kayıt tablosu, evlilik kaydı, [tarih] tarihli anlaşmalı boşanma protokolü, taraf beyanları, [varsa tapu kaydı, ruhsat, ödeme belgesi ve diğer belgeler] ile her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına,
- [Tarih] tarihli anlaşmalı boşanma protokolünün uygun bulunarak hükme esas alınmasına,
- [Varsa] müşterek çocuğun velayetinin protokolde belirtildiği şekilde düzenlenmesine, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ve iştirak nafakasına hükmedilmesine,
- [Varsa] protokolde kararlaştırılan yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine,
- Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında protokol hükümleri doğrultusunda karar verilmesine,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. [Tarih]
Davacı / Vekili
[Adı Soyadı]
[İmza]
EKLER:
- [Tarih] tarihli anlaşmalı boşanma protokolü
- Vekâletname örneği
- [Varsa] malvarlığı ve diğer destekleyici belgeler
- Diğer ekler
Bu metin her dosyada aynen kullanılmamalıdır. Özellikle müşterek çocuk, nafaka, taşınmaz devri, yabancı uyruklu eş, yurtdışı adresi veya saklı tutulacak malvarlığı talepleri bulunan dosyalarda özel düzenleme gerekir.
Dava açılırken hangi belgeler gerekir?
Temel belgeler, usulüne uygun dava dilekçesi ve tarafların iradelerini gösteren anlaşmalı boşanma protokolüdür. Dosyanın kapsamına göre şu belgeler de sunulabilir:
- Avukatla takipte vekâletname,
- Tarafların imzaladığı protokolün aslı,
- Çocuğa ilişkin özel sağlık veya eğitim belgeleri,
- Taşınmaz devri varsa tapu bilgileri,
- Araç devri varsa ruhsat bilgileri,
- Kararlaştırılan ödeme veya teslimleri açıklayan belgeler,
- Yabancı taraf bakımından pasaport, yabancı kimlik ve gerektiğinde tercüme belgeleri.
Kimlik fotokopisi veya evlilik cüzdanı her mahkeme tarafından zorunlu ek olarak istenmeyebilir; nüfus kayıtları çoğunlukla sistem üzerinden temin edilir. Buna rağmen dosyadaki özel durum nedeniyle gerekli olabilecek belgeler, ilgili mahkemenin uygulamasına göre değerlendirilmelidir.
Dava açılışının genel aşamaları için boşanma davası nasıl açılır başlıklı rehberden de yararlanılabilir.
Dilekçe adliyeden mi, UYAP üzerinden mi verilir?
Dava, yetkili adliyedeki hukuk mahkemeleri tevzi veya ön bürosuna fiziken başvurularak açılabilir. Avukatlar dava açma işlemlerini UYAP Avukat Portal üzerinden gerçekleştirebilir.
E-imza veya mobil imza sahibi vatandaşlar, sistemde desteklenen hukuk davalarını UYAP Vatandaş Portal üzerinden elektronik olarak açabilir. Yalnızca e-Devlet şifresiyle giriş yapılması her işlem bakımından elektronik imza yerine geçmez. Elektronik başvuruda dilekçe ve eklerin uygun formatta hazırlanması, imzalanması ve harçların sistem üzerinden yatırılması gerekir.
Elektronik dava açılışında yanlış yargı biriminin seçilmesi, protokolün eklenmemesi veya imzasız belge yüklenmesi sürecin gecikmesine neden olabilir. İşlem tamamlandıktan sonra dosya numarası, ödeme kayıtları ve yüklenen evraklar kontrol edilmelidir.
Anlaşmalı boşanma davasında duruşma nasıl ilerler?
Dava açıldıktan sonra dosya ilgili aile mahkemesine gönderilir. Mahkeme dilekçe ve ekleri inceler, eksiklik varsa tamamlanmasını isteyebilir ve uygun gördüğü tarihe duruşma günü verir.
Duruşmada hâkim genellikle taraflara:
- Boşanmak isteyip istemediklerini,
- Dilekçe ve protokoldeki imzaların kendilerine ait olup olmadığını,
- Protokolü özgür iradeleriyle imzalayıp imzalamadıklarını,
- Nafaka, tazminat ve malvarlığı hükümlerini kabul edip etmediklerini,
- Çocukla ilgili düzenlemelerde mutabık olup olmadıklarını,
sorar.
Hâkim protokolü aynen kabul etmek zorunda değildir. Özellikle çocuğun üstün yararı veya mali düzenlemelerin açıklığı bakımından değişiklik önerebilir. Taraflar önerilen değişikliği kabul ederse yeni beyanları tutanağa geçirilerek karar verilebilir. Kabul etmezlerse anlaşmalı boşanmanın şartları oluşmayabilir.
Dosya eksiksizse ve tarafların iradeleri devam ediyorsa tek duruşmada karar verilmesi mümkündür. Ancak bunun yasal olarak garanti edilen belirli bir süresi veya tek celsede bitme zorunluluğu yoktur. Mahkemenin iş yoğunluğu, tebligatlar ve protokoldeki eksiklikler süreyi etkiler.
Anlaşmalı boşanma masrafları ne kadardır?
Dava açılırken başvurma harcı, peşin karar ve ilam harcı ile gider avansı yatırılır. Tebligat sayısı ve dosyadaki işlemler gider avansını etkileyebilir. Harç ve avans tutarları her yıl güncellendiğinden sabit bir rakam vermek doğru değildir.
Güncel tutar dava açılışı sırasında mahkeme ön bürosundan veya UYAP’taki harç hesaplama ekranından görülebilir. Avukatla takip hâlinde avukatlık ücreti, yargılama harç ve giderlerinden ayrı bir kalemdir.
Yargılama giderlerinin hangi eş üzerinde bırakılacağı protokolde kararlaştırılabilir. Tarafların bu konuda anlaşmaması hâlinde mahkeme usul hükümlerine göre değerlendirme yapar.
Ekonomik durumu yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan kişi, şartları varsa adli yardım talebinde bulunabilir. Adli yardım talebi gelir ve malvarlığı durumunu gösteren belgelerle desteklenmelidir.
Anlaşmalı boşanma için arabuluculuk zorunlu mudur?
Hayır. Anlaşmalı boşanma davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurma şartı bulunmamaktadır. Boşanma, evlilik bağının mahkeme kararıyla sona erdirilmesini gerektiren kişiye sıkı sıkıya bağlı bir aile hukuku uyuşmazlığıdır.
Eşlerin dava öncesinde görüşerek uzlaşması mümkündür; ancak bu görüşme mahkemenin yerini tutmaz. Protokol hazırlanmış ve noterde onaylanmış olsa bile evlilik aile mahkemesi kararı kesinleşmeden sona ermez.
Dava açıldıktan sonra protokol değiştirilebilir mi?
Evet. Karar verilinceye kadar taraflar protokolde birlikte değişiklik yapabilir. Değişikliğin açık biçimde yazılı hâle getirilmesi ve duruşmada iki tarafça kabul edilmesi gerekir.
Yalnızca bir eşin tek taraflı değişiklik istemesi anlaşmanın değiştiğini gösterir. Diğer eş bu öneriyi kabul etmezse önceki protokolün imzalanmış olması tek başına anlaşmalı boşanma kararı verilmesini sağlamaz.
Değişiklik özellikle nafaka tutarı, ödeme tarihi, velayet, kişisel ilişki veya taşınmaz devri gibi önemli konulardaysa yeni metnin eski protokolü tamamen mi yoksa yalnızca belirli maddeleri yönünden mi değiştirdiği açıklanmalıdır.
Taraflardan biri boşanmaktan vazgeçerse ne olur?
Taraflardan biri duruşmada boşanmak istemediğini, protokolü artık kabul etmediğini veya iradesinin serbest olmadığını açıklarsa anlaşmalı boşanmanın temel şartı ortadan kalkar.
Davacı davadan feragat edebilir veya usulüne göre davayı takip etmeme yönünde işlem yapabilir. Davanın çekişmeli boşanma olarak sürdürülüp sürdürülemeyeceği; dava dilekçesindeki vakıalara, ileri sürülen boşanma sebebine ve tarafların usul işlemlerine göre belirlenir. Otomatik olarak her anlaşmalı boşanma dosyasının çekişmeli davaya dönüşeceği söylenemez.
Feragat, davanın geri alınması ve anlaşmalı boşanma iradesinin ortadan kalkması farklı hukuki işlemlerdir. Bu ayrım hakkında boşanma davasından vazgeçme ve feragat başlıklı yazıda ayrıntılı bilgi yer almaktadır.
Taraflar yeniden anlaşamaz ve çekişmeli yargılama koşulları oluşursa çekişmeli boşanma davası bakımından vakıa, delil, kusur ve talepler ayrıca ele alınmalıdır.
Anlaşmalı boşanma kararı ne zaman kesinleşir?
Duruşmada boşanmaya karar verilmesiyle evlilik aynı gün hukuken sona ermez. Mahkeme önce gerekçeli kararı hazırlar. Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ve kanun yolu süresinin istinaf başvurusu yapılmadan geçmesi veya başvurunun sonuçlanması gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca istinaf süresi, kural olarak gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır. Kanun yolundan feragat konusunda zamanlama ve özel yetki kuralları bulunduğundan, duruşmada kullanılan genel bir “itiraz etmiyoruz” ifadesinin her durumda kesinleşme için yeterli olacağı düşünülmemelidir.
Karar kesinleştiğinde mahkeme kesinleşme şerhini düzenler ve nüfus kayıtlarına gerekli bildirim yapılır. Tarafların yeniden evlenme, soyadı, taşınmaz devri veya protokoldeki diğer edimlerle ilgili işlemleri kesinleşme tarihine göre planlaması gerekir.
Protokoldeki yükümlülükler nasıl yerine getirilir?
Protokol hükümleri mahkeme kararının hüküm bölümüne yeterince açık biçimde geçirildiğinde ilam niteliği kazanır. Nafaka veya tazminat ödenmemesi, malın teslim edilmemesi ya da belirli bir edimin yerine getirilmemesi hâlinde kararın içeriğine göre icra yoluna başvurulabilir.
Bununla birlikte protokolde bulunmasına rağmen mahkeme kararına açıkça yansıtılmayan veya infaza elverişli olmayan bir hükmün uygulanması sorun yaratabilir. “Taraflar mallarını sonra paylaşacaktır” gibi belirsiz düzenlemeler icra edilebilir bir yükümlülük doğurmayabilir.
Çocukla ilgili velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası hükümleri değişen koşullara göre yeniden düzenlenebilir. Çocuğun üstün yararı, ebeveynlerin önceki anlaşmasından daha önceliklidir. İştirak nafakasının belirlenmiş olması, çocuğun ihtiyaçları veya tarafların ekonomik durumları önemli ölçüde değiştiğinde yeni bir değerlendirme yapılmasına engel değildir.
Anlaşmalı boşanma dilekçesinde en sık yapılan hatalar nelerdir?
Uygulamada kısa görünen anlaşmalı boşanma dosyaları, belirsiz veya çelişkili belgeler nedeniyle beklenenden daha fazla uyuşmazlık doğurabilmektedir.
Yanlış mahkemeye başvurmak
Yerleşim yeri ve son ortak yerleşim yeri kontrol edilmeden dava açılması yetki sorunu yaratabilir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde mahkeme sıfatının doğru gösterilmesi gerekir.
Bir yıllık süreyi yanlış hesaplamak
Sürenin düğün tarihinden veya birlikte yaşamaya başlanan tarihten hesaplanması hatalıdır. Resmî nikâh tarihi esas alınmalıdır.
Dilekçe ile protokolü çelişkili hazırlamak
Nafaka, tazminat, velayet, çocukla kişisel ilişki ve malvarlığı hükümleri iki belgede farklı yazılmamalıdır. Sonradan yapılan el yazısı değişikliklerin iki tarafça onaylanmaması da sorun yaratabilir.
Genel feragat cümleleri kullanmak
“Tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacağı yoktur” ifadesi, yalnızca boşanmanın ferilerini değil; mal rejimi, ziynet veya başka alacakları da tartışmalı hâle getirebilir. Hangi hakkın sona erdirildiği ve hangisinin saklı tutulduğu açık yazılmalıdır.
Çocuğun giderlerini yalnızca aylık nafakayla sınırlamak
Eğitim, servis, özel sağlık, kurs ve benzeri önemli giderlerin nasıl karşılanacağı düşünülmelidir. Aylık nafaka miktarı çocuğun gerçek ihtiyaçlarıyla uyumlu olmalıdır.
Belirsiz ödeme ve teslim hükümleri kurmak
Tutar, tarih, banka hesabı, taksit, temerrüt ve teslim yeri belirtilmeden yazılan hükümler ileride icra sorununa yol açabilir.
Duruşmaya katılımı gereksiz görmek
Avukat bulunmasının tarafların bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırdığı düşüncesi yanlıştır. Taraflar duruşma gününü takip etmeli ve zorunlu bir mazeret varsa bunu zamanında mahkemeye bildirmelidir.
Kararın kesinleştiğini varsaymak
Duruşma sonunda karar verilmesi boşanmanın tamamlandığı anlamına gelmez. Gerekçeli karar, tebligat, kanun yolu süresi ve kesinleşme işlemleri takip edilmelidir.
Yargıtay anlaşmalı boşanma dilekçesi ve protokolüne nasıl yaklaşmaktadır?
Yargıtay uygulamasında, TMK 166/3’teki şartların şeklen değil gerçekten gerçekleşmesi aranır. Tarafların bizzat dinlenmesi, iradelerinin serbestçe açıklandığının anlaşılması ve mali sonuçlar ile çocukların durumu hakkında kabul edilebilir bir düzenleme bulunması temel ölçütlerdir.
Eşlerden biri duruşmada anlaşmalı boşanmadan vazgeçerse, daha önce imzalanan protokole dayanılarak anlaşmalı boşanma kararı verilmesi kural olarak mümkün değildir. Resmî UYAP içtihat sisteminde yayımlanan kararlarda da taraflardan birinin anlaşmalı boşanma iradesini sürdürmemesi hâlinde dosyanın TMK 166/3 şartları üzerinden sonuçlandırılamayacağı görülmektedir.
Yargıtay ayrıca protokol hükümlerinin açık, çelişkisiz ve infaza elverişli olmasına önem vermektedir. Hüküm fıkrasına aktarılmayan veya kapsamı belirlenemeyen bir protokol maddesi, karar sonrasında yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.
Çocukla ilgili konularda tarafların anlaşması tek başına belirleyici değildir. Velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası düzenlemelerinde çocuğun üstün yararı gözetilir. Somut olayın özellikleri değiştiğinde çocukla ilgili önceki düzenlemelerin yeniden ele alınması mümkündür.
İçtihatlar her dosyanın kendi vakıaları ve protokol metni kapsamında uygulanır. Tek bir karardan bütün anlaşmalı boşanma dosyaları için kesin sonuç çıkarılmamalıdır.
Dava açmadan önce hangi kontroller yapılmalıdır?
Dilekçe ve protokol imzalanmadan önce şu kontrol listesinin uygulanması yararlı olur:
- Resmî evlilik tarihi ve bir yıllık süre doğrulandı mı?
- Görevli ve yetkili mahkeme doğru mu?
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri güncel mi?
- Müşterek çocukların tüm bilgileri doğru mu?
- Dilekçe ile protokol tamamen uyumlu mu?
- Nafaka ve tazminat miktarları açık mı?
- Ödeme günü, banka hesabı ve artış şartı belirli mi?
- Velayet ve kişisel ilişki düzeni uygulanabilir mi?
- Eğitim ve sağlık giderleri değerlendirildi mi?
- Mal rejimi ve ziynet haklarının çözülüp çözülmediği açık mı?
- Taşınmaz, araç ve diğer mallar ayırt edici bilgileriyle yazıldı mı?
- Üçüncü kişilere olan borçların protokolle kendiliğinden değişmeyeceği dikkate alındı mı?
- Her iki taraf protokolün kısa ve uzun vadeli sonuçlarını anladı mı?
- Dilekçe ve protokol usulüne uygun şekilde imzalandı mı?
- Duruşmaya bizzat katılım planlandı mı?
- Gerekçeli kararın tebliği ve kesinleşme süreci takip edilecek mi?
Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Eşlerden biri davacı sıfatıyla dava açıyorsa dilekçenin yalnızca davacı veya vekili tarafından imzalanması mümkündür. Diğer eş duruşmada davayı ve protokolü kabul edebilir. Ortak başvuru niteliğindeki dilekçelerde iki eşin imzasının bulunması yararlıdır. Her durumda hâkim, tarafların güncel boşanma iradesini duruşmada bizzat değerlendirir.
Kanun mutlaka ayrı ve yazılı bir protokol başlığı kullanılmasını açıkça şart koşmaz. Bununla birlikte boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu üzerinde uzlaşmanın mahkemeye gösterilmesi gerekir. Uygulamada imzalı yazılı protokol sunulması, anlaşmanın kapsamını belirlemek ve sonradan çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek bakımından en güvenli yöntemdir.
Hayır. Anlaşmalı boşanma protokolünün geçerli olabilmesi için noterde düzenlenmesi veya onaylanması zorunlu değildir. Tarafların protokolü serbest iradeleriyle imzalaması ve duruşmada kabul etmesi gerekir. Noter onayı alınmış olması da mahkemenin protokolü inceleme ve gerektiğinde değişiklik önerme yetkisini ortadan kaldırmaz.
Dava dilekçesi okunaklı olmak ve zorunlu unsurları taşımak şartıyla elle hazırlanabilir. Ancak uzun ve ayrıntılı protokollerde bilgisayar ortamında hazırlanan metin; tutar, tarih ve malvarlığı bilgilerinin kontrolünü kolaylaştırır. El yazısıyla sonradan yapılan değişiklikler varsa bunların iki tarafça ayrıca imzalanması veya paraflanması uygun olur.
Elektronik başvuruda belgenin taranmış ve elektronik imzalı biçimi kullanılabilir. Fizikî başvuruda ise mahkeme protokolün imzalı aslını isteyebilir. Yalnızca imzasız fotokopi sunulması, protokolün taraflara ait olup olmadığı konusunda tereddüt yaratabilir. Başvuru yöntemi ve mahkemenin uygulaması dikkate alınmalıdır.
TMK 166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Süre resmî nikâh tarihinden hesaplanır. Bir yıllık şart gerçekleşmeden standart anlaşmalı boşanma yoluna başvurmak beklenen sonucu vermeyebilir; somut olayda dayanılabilecek başka bir boşanma sebebi ayrıca değerlendirilmelidir.
Evet. Eşlerin aynı şehirde yaşaması gerekmez. Ancak dava TMK 168’deki yetkili mahkemelerden birinde açılmalıdır. Bunlar eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Duruşmaya katılım planı da şehirler arası mesafe dikkate alınarak yapılmalıdır.
Anlaşmalı boşanma, diğer eşin güncel ve serbest iradesini açıklamasını gerektirir. Eşin nerede olduğu bilinmiyor ve kendisine ulaşılamıyorsa anlaşmalı boşanmanın koşulları fiilen oluşmayabilir. Adres araştırması veya ilanen tebligat, kişinin anlaşmalı boşanmayı kabul ettiği anlamına gelmez. Böyle bir durumda çekişmeli boşanma yolu değerlendirilebilir.
Anlaşmalı boşanmada tarafların hâkim tarafından bizzat dinlenmesi esastır. Yurt dışında bulunmak bu şartı kendiliğinden kaldırmaz. İstinabe, görüntülü duruşma veya başka bir yöntemle dinlenme talebi somut koşullara göre mahkemeye sunulabilir; fakat kabul edileceği garanti edilemez. Seyahat ve duruşma planı dava açılmadan önce değerlendirilmelidir.
Yabancı eşin vatandaşlığı, pasaport veya yabancı kimlik bilgisi ve açık adresi dilekçede gösterilmelidir. Yabancı dildeki belgeler için usulüne uygun tercüme ve gerektiğinde apostil ya da tasdik işlemi gerekebilir. Kararın yabancı ülkede tanınması isteniyorsa protokol ve kesinleşme süreci o ülkenin kuralları da gözetilerek planlanmalıdır.
Eşler anlaşmış olsa da boşanma davasında karşı taraf konumundadır ve protokol hükümleri aralarında karşılıklı hak ve borçlar doğurur. Bu durum menfaat çatışması ihtimali yaratır. Aynı avukatın iki eşin birden vekili gibi hareket etmesi mesleki kurallar bakımından sakıncalıdır. Bir eşin avukatı dosyayı takip ederken diğer eş kendisi hareket edebilir veya bağımsız avukat seçebilir.
Kural olarak evet. TMK 166/3, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini arar. Avukatın duruşmada bulunması bu şartın yerine geçmez. Taraflardan biri katılmazsa dava o duruşmada anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılmayabilir.
Hâkim, iradenin serbestçe oluşup oluşmadığını değerlendirmek amacıyla taraflara ayrı ayrı soru sorabilir veya gerekli gördüğünde beyanlarını ayrı şekilde alabilir. Özellikle baskı, tehdit, ekonomik bağımlılık veya protokol hükümlerinin anlaşılmadığı yönünde bir tereddüt bulunursa daha ayrıntılı inceleme yapılabilir.
Şartlar gerçekleşmemişse anlaşmalı boşanma talebi kabul edilmeyebilir. Evliliğin bir yılı doldurmaması, taraflardan birinin boşanma iradesini doğrulamaması, mali sonuçlarda tam uzlaşma bulunmaması veya çocukla ilgili düzenlemenin üstün yarara aykırı görülmesi buna örnektir. Bazı eksiklikler giderilebilirken bazıları anlaşmalı boşanmanın temel şartlarını ortadan kaldırır.
Genellikle hayır. Anlaşmalı boşanmada amaç kusur ispatı değildir. Dilekçede evlilik tarihi, müşterek çocuklar, ortak hayatın sürdürülemediği ve tarafların boşanma sonuçlarında uzlaştığı açıklanabilir. Gereksiz suçlamalar, protokolün uygulanmasını ve taraflar arasındaki iletişimi zorlaştırabilir. Ancak dosyadaki özel hukuki durumlar saklanmamalıdır.
Kural olarak tarafların kusurunu ispatlamak amacıyla tanık dinletilmesine ihtiyaç duyulmaz. Anlaşmalı boşanmanın dayanağı, tarafların mahkeme huzurundaki ortak iradesidir. Bununla birlikte hâkim, irade sakatlığı veya çocuğun üstün yararı konusunda ciddi bir tereddüt görürse dosyanın özelliklerine göre ek bilgi veya inceleme isteyebilir.
Mali sonuçlar üzerinde tam uzlaşmanın gösterilebilmesi için yoksulluk nafakası istenip istenmediğinin açıkça düzenlenmesi uygundur. “Nafaka talebi yoktur” hükmünün hukuki sonuçları anlaşılmadan imzalanmaması gerekir. Çocuk için iştirak nafakası ise eşlerin kişisel yoksulluk nafakası tercihinden farklıdır ve çocuğun yararı gözetilerek değerlendirilir.
Taraflar bazı ödemeleri döviz veya altın üzerinden kararlaştırmak isteyebilir. Ancak edimin türü, miktarı, ödeme günü ve kur hesabı açık olmalıdır. Emredici mevzuat ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Belirsiz kur veya dönüşüm maddeleri, ödeme ve icra aşamasında uyuşmazlığa yol açabilir.
Protokolde açık bir artış hükmü yoksa nafaka her yıl belirli bir oranda kendiliğinden artmayabilir. Artış isteniyorsa uygulanacak endeks, dönem ve artış tarihi açıkça yazılmalıdır. Çocuğun ihtiyaçları veya ebeveynlerin ekonomik koşulları sonradan önemli ölçüde değişirse mahkemeden yeniden düzenleme talep edilebilir.
Evet. Okul ücreti, kayıt bedeli, servis, yemek, kitap, kıyafet ve kurs giderlerinin kim tarafından hangi oranda karşılanacağı yazılabilir. Yalnızca “eğitim giderleri paylaşılacaktır” denilmesi yerine gider türleri, ödeme zamanı ve belge sunma yöntemi açıklanırsa uyuşmazlık riski azalır.
Evet. Velayet düzenlemesi taraflar için değişmez bir sözleşme hükmü değildir. Çocuğun üstün yararını etkileyen yeni ve önemli koşullar ortaya çıkarsa velayetin değiştirilmesi istenebilir. Mahkeme çocuğun yaşı, yaşam düzeni, ebeveynlerin koşulları ve güncel deliller üzerinden yeni değerlendirme yapar.
Ortak velayet talebi ileri sürülebilir; ancak mahkeme bunu otomatik olarak kabul etmez. Ebeveynlerin iş birliği kurabilmesi, çocuğun yaşam merkezi, eğitim ve sağlık kararları ile giderlerin paylaşımı değerlendirilir. Talebin yalnızca başlık olarak yazılması yerine işleyişinin somutlaştırılması gerekir.
Evet. Evcil hayvanın kimde kalacağı, bakım giderlerinin nasıl karşılanacağı, veteriner masrafları ve diğer eşle görüşme düzeni protokole eklenebilir. Ancak düzenlemenin uygulanabilir olması için hayvanın türü, adı, çip veya kayıt bilgileri gibi ayırt edici özelliklerin yazılması yararlı olabilir.
Evet. Ancak taşınmazın tapu bilgileri, devir zamanı, üzerindeki kredi ve takyidatlar, masraflar ve teslim koşulları açıkça düzenlenmelidir. Yetersiz tanımlanan taşınmaz hükmü tapu veya icra aşamasında sorun yaratabilir. Üçüncü kişilerin hakları ve bankanın kredi sözleşmesinden doğan talepleri protokolle kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Kural olarak hayır. Eşlerin kendi aralarında borcu kimin ödeyeceğini kararlaştırması, kredi veren bankanın sözleşmeden doğan haklarını bankanın onayı olmadan değiştirmez. Banka sözleşmesinde iki eş de borçluysa protokoldeki iç ilişki düzenlemesine rağmen her ikisine başvurabilir.
Sessizliğin hukuki sonucu protokolün diğer hükümlerine ve kullanılan feragat ifadelerine göre değerlendirilir. “Tarafların hiçbir hak ve alacağı yoktur” gibi geniş bir hüküm ziynet talebini de tartışmalı hâle getirebilir. Ziynetlerin iade edildiği, kimde kaldığı veya ziynet hakkının saklı tutulduğu açıkça yazılmalıdır.
Evet. Taraflar anlaşmalı boşanırken mal rejiminin tasfiyesinden doğan haklarını açıkça saklı tutabilir. Bu durumda genel feragat hükümleriyle saklı tutma maddesinin çelişmemesi gerekir. Hangi taşınmaz, araç veya diğer malvarlığı değerlerinin ayrı davaya konu olabileceği somut olay kapsamında değerlendirilmelidir.
Dava dilekçesi adli tatil döneminde de mahkemeye veya elektronik sisteme sunulabilir. Ancak duruşma tarihi, sürelerin işleyişi ve işlemlerin yapılma zamanı adli tatil hükümlerine göre değişebilir. Dosyanın mutlaka adli tatil içinde duruşmaya alınacağı veya kesinleşeceği varsayılmamalıdır.
Evet. Taraflar karar verilmeden önce uzlaşarak yeni protokol sunabilir. Yeni belgenin önceki protokolü tamamen yürürlükten kaldırıp kaldırmadığı açıkça belirtilmelidir. Yeni metnin iki tarafça imzalanması ve duruşmada kabul edilmesi gerekir.
Hâkim veya taraflar bir değişiklik önerirse kabul edilen yeni düzenleme duruşma tutanağına açık biçimde geçirilmelidir. Tutar, tarih veya kişisel ilişki saatleri gibi önemli hususların yalnızca sözlü ve belirsiz bırakılmaması gerekir. Gerekirse düzeltilmiş protokol hazırlanarak dosyaya sunulabilir.
Hayır. Duruşmada verilen kararın gerekçeli olarak yazılması, taraflara tebliğ edilmesi ve kanun yolu sürecinin tamamlanması gerekir. Evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Kesinleşmeden önce taraflar hukuken evli sayılmaya devam eder.
Karar, dosyadaki tebligata elverişli adrese veya elektronik tebligat adresine usulüne uygun şekilde gönderilir. Avukatla takip edilen dosyada tebligat vekile yapılabilir. Adres değişikliği zamanında bildirilmezse tebligat ve kanun yolu süreleri bakımından hak kaybı yaşanabilir.
Kanun yolundan feragat belirli zaman ve şekil şartlarına tabidir. Karar henüz usulüne uygun tebliğ edilmeden verilen genel bir “itiraz etmiyorum” beyanının her durumda kesinleşme sağlaması beklenmemelidir. Vekil aracılığıyla feragat edilecekse vekâletnamede özel yetki bulunması da gerekebilir.
Kesinleşen karar ve hükme geçirilen protokol, taraflardan birinin sonradan fikrini değiştirmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. İrade sakatlığı, geçersizlik, kararın icrası veya tavzihi gibi iddialar ayrı hukuki şartlara tabidir. Çocukla ilgili hükümler ise çocuğun üstün yararı ve değişen koşullar nedeniyle yeniden düzenlenebilir.
Boşanma kararının kesinleşip nüfus kaydına işlenmesiyle kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Evlilik soyadını kullanmaya devam etmek isteyen kadın, kanundaki şartlar kapsamında izin talep edebilir. Bu talebin zamanı ve usulü somut duruma göre değerlendirilmelidir.
Her iki taraf bakımından boşanma kararının kesinleşmiş olması gerekir. Kadın yönünden Türk Medeni Kanunu’ndaki bekleme süresi ayrıca gündeme gelebilir. Bekleme süresinin kaldırılması şartları varsa aile mahkemesine ayrı başvuru yapılabilir. Nüfus kaydının güncellenmesi de kontrol edilmelidir.
Ekonomik durumu yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan taraf, şartları varsa adli yardım talep edebilir. Talebin gelir, sosyal güvenlik, malvarlığı ve geçim koşullarını gösteren belgelerle desteklenmesi gerekir. Mahkeme, sunulan bilgilere göre adli yardım koşullarını değerlendirir.
Hâkimin, tarafın boşanma ve protokol iradesini gerçekten anlayarak açıkladığından emin olması gerekir. Türkçe bilmeyen taraf bakımından tercüman görevlendirilmesi gündeme gelebilir. Protokolün içeriğinin de kişiye anlayabildiği dilde açıklanması, serbest ve bilinçli irade değerlendirmesi bakımından önemlidir.
Avukat Görüşü
Anlaşmalı boşanma dilekçesi kısa olabilir; ancak bu durum belgenin hukuki etkisinin sınırlı olduğu anlamına gelmez. Birkaç cümlelik genel feragat hükmü mal rejimi, ziynet, nafaka veya tazminat bakımından uzun süreli sonuçlar doğurabilir. Çocukla ilgili belirsiz bir düzenleme ise boşanma sonrasında yeni davalara ve icra sorunlarına yol açabilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, internetten alınan örnek dilekçe ve protokolün tarafların gerçek koşullarına uyarlanmadan imzalanmasıdır. Her evlilikte çocukların ihtiyaçları, ekonomik durum, malvarlığı, borçlar ve tarafların gelecek planları farklıdır. Bu nedenle örnek metin yalnızca iskelet olarak kullanılmalı; her hükmün somut dosyada ne anlama geldiği ayrıca değerlendirilmelidir.
Dilekçe ile protokolün birlikte incelenmesi, saklı tutulacak hakların açıkça belirlenmesi ve kesinleşme sürecinin takip edilmesi hak kaybı riskini azaltır. Her dosya kendi olayları, belgeleri ve tarafların serbest iradeleri kapsamında değerlendirilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, harçlar ve yargısal uygulamalar zaman içinde değişebilir. Anlaşmalı boşanma dilekçesi ve protokolü, tarafların özel koşulları dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
