Bursa’daki modern hukuk bürosunda anlaşmalı boşanma avukatının protokolü incelediği çalışma masası

Anlaşmalı Boşanma Davasında Boşanma Avukatının Rolü Nedir?

Anlaşmalı boşanma avukatının rolü, yalnızca dava dilekçesi hazırlamak veya duruşmaya katılmak değildir. Avukat; eşlerin üzerinde uzlaştığı şartların hukuki sonuçlarını açıklar, anlaşmalı boşanma protokolünü hak kaybına yol açmayacak biçimde düzenler, dava sürecini takip eder ve kararın kesinleşmesine kadar gerekli işlemleri yürütür. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir ve avukatın bulunması eşlerin duruşmada bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırmaz.

İçindekiler

Anlaşmalı boşanmanın hızlı ilerleyebilmesi, yalnızca eşlerin “boşanmak istiyoruz” demesine bağlı değildir. Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanma iradelerini özgürce açıklaması, boşanmanın mali sonuçlarında ve varsa çocukların durumunda anlaşması, ayrıca hâkimin bu düzenlemeleri uygun bulması gerekir. Özellikle nafaka, tazminat, velayet, kişisel ilişki, mal rejimi, ziynet eşyaları ve borçlar bakımından kullanılan birkaç kelime bile ileride yeni bir uyuşmazlığın doğmasına veya önemli bir haktan vazgeçilmiş sayılmasına neden olabilir.

Bu nedenle avukatın temel görevi, boşanmayı taraflar adına kararlaştırmak değil; tarafların vardığı anlaşmanın kapsamını, uygulanabilirliğini ve hukuki etkilerini somut dosya üzerinden değerlendirmektir.

Anlaşmalı boşanma avukatının rolü nedir?

Anlaşmalı boşanma avukatı, müvekkilinin boşanma iradesini ve üzerinde uzlaşılan şartları hukuken uygulanabilir bir dava ve protokol metnine dönüştürür. Avukatın çalışması genellikle dava açılmadan önce başlar ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.

Bu kapsamda avukat:

  • Anlaşmalı boşanmanın kanuni şartlarının oluşup oluşmadığını inceler.
  • Müvekkilin nafaka, tazminat, velayet, mal rejimi ve diğer haklar yönünden bilgilendirilmesini sağlar.
  • Protokoldeki her hükmün kısa ve uzun vadeli etkisini değerlendirir.
  • Belirsiz, çelişkili veya icrası mümkün olmayan maddeleri düzeltir.
  • Dava dilekçesi ile protokol arasındaki uyumu kontrol eder.
  • Davayı görevli ve yetkili mahkemede açar.
  • Harç, gider avansı, tebligat ve duruşma işlemlerini takip eder.
  • Duruşmada müvekkilinin usule uygun biçimde temsil edilmesini sağlar.
  • Hâkimin protokolde önerdiği değişikliklerin hukuki etkisini açıklar.
  • Gerekçeli karar, tebligat, kanun yolu ve kesinleşme işlemlerini takip eder.
  • Kararda yer alan edimlerin yerine getirilmemesi hâlinde başvurulabilecek yolları değerlendirir.

Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya göre daha sınırlı bir yargılama gerektirse de hukuki sonuçları daha az önemli değildir. Eşlerin imzaladığı protokol, mahkemece uygun bulunup hükme geçirildiğinde yalnızca mevcut anlaşmayı gösteren özel bir belge olmaktan çıkar; mahkeme kararının parçası hâline gelir. Bu nedenle protokolün “nasıl olsa anlaştık” düşüncesiyle genel ifadeler kullanılarak hazırlanması doğru değildir.

Anlaşmalı boşanmanın şartları ve yargılama akışı hakkında daha geniş bilgi için anlaşmalı boşanma davası rehberi incelenebilir.

Anlaşmalı boşanma davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Hayır. Türkiye’de anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davasının avukat aracılığıyla açılması zorunlu değildir. Eşler dilekçelerini ve protokollerini kendileri hazırlayabilir, davayı kendileri açabilir ve yargılamayı bizzat takip edebilir.

Ancak avukatın zorunlu olmaması, hukuki yardımın gereksiz olduğu anlamına gelmez. Boşanma protokolündeki bir feragat hükmü; nafaka, tazminat, ziynet, ev eşyası veya mal rejimi alacağı bakımından sonradan dava açılmasını engelleyebilir. Benzer şekilde ödeme tarihinin, artış oranının, taşınmaz bilgilerinin ya da çocukla kişisel ilişki saatlerinin belirsiz bırakılması kararın uygulanmasını güçleştirebilir.

Avukat, müvekkiline yalnızca protokolün ne söylediğini değil, hangi hakların protokol dışında kaldığını ve kullanılan ifadelerin ileride nasıl yorumlanabileceğini de açıklar. Bu yönüyle hukuki yardım, dava açma işleminden çok daha geniş bir işlev taşır.

Konuyla ilgili ayrıntılı değerlendirme boşanma davasında avukat şart mı başlıklı yazıda da yer almaktadır.

Avukat eşlerin yerine duruşmaya katılabilir mi?

Avukat duruşmaya katılabilir ancak anlaşmalı boşanma için eşlerin yerine irade açıklamasında bulunamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini aramaktadır.

Bu nedenle vekâletnamede boşanma davası açma ve takip etme yetkisi bulunsa dahi, yalnızca avukatların duruşmaya katılması kural olarak anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Her iki eşin de hâkim huzurunda boşanmak istediğini, protokolü okuyup anladığını ve hükümlerini özgür iradesiyle kabul ettiğini açıklaması gerekir.

Avukat duruşmada:

  • Müvekkilinin kimlik ve vekâlet bilgilerini kontrol eder.
  • Dava dilekçesi ve protokoldeki talepleri açıklar.
  • Protokolün hükme geçirilmesini ister.
  • Hâkimin sorduğu hukuki veya usule ilişkin konularda beyanda bulunur.
  • Önerilen değişikliklerin müvekkil açısından doğuracağı sonuçları değerlendirir.
  • Kararın protokolle uyumlu kurulup kurulmadığını takip eder.

Bununla birlikte nihai boşanma iradesi kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Avukatın görevi, müvekkilin iradesinin yerine geçmek değil, bu iradenin hukuka uygun ve bilinçli biçimde ortaya konulmasını sağlamaktır.

Anlaşmalı boşanmanın kanuni şartları nelerdir?

Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için dört temel şart birlikte bulunmalıdır:

  1. Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
  2. Eşler mahkemeye birlikte başvurmalı veya bir eşin açtığı davayı diğer eş kabul etmelidir.
  3. Hâkim, eşleri bizzat dinleyerek boşanma iradelerini özgürce açıkladıklarına kanaat getirmelidir.
  4. Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenleme hâkim tarafından uygun bulunmalıdır.

Bir yıllık süre, resmî evlenme tarihinden itibaren hesaplanır. Eşlerin evlilikten önce birlikte yaşamış olması, nişanlılık süresi veya dinî nikâh tarihi bu hesapta dikkate alınmaz. Dava bir yıllık süre dolmadan açılırsa TMK m.166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

Avukat, dava tarihini belirlemeden önce evlenme kaydını kontrol eder. Bir yıllık şart oluşmamışsa çekişmeli boşanma sebebinin bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Sırf süreci hızlandırmak amacıyla gerçeğe aykırı olay veya delil oluşturulamaz.

Eşlerin hangi yöntemle dava açabileceği ve dilekçenin taşıması gereken unsurlar bakımından boşanma davası nasıl açılır başlıklı rehberden yararlanılabilir.

Her uzlaşma anlaşmalı boşanma için yeterli midir?

Hayır. Eşlerin yalnızca boşanma konusunda anlaşması yeterli değildir. Boşanmanın doğrudan mali sonuçları ile müşterek çocukların hukuki durumu hakkında da anlaşma sağlanmalıdır.

Örneğin eşler boşanmayı kabul ettiği hâlde yoksulluk nafakası, maddi veya manevi tazminat, velayet ya da çocukla kişisel ilişki konusunda anlaşamıyorsa dava anlaşmalı boşanma şeklinde tamamlanamaz. Taraflar duruşmaya kadar yeniden uzlaşamazsa yargılama çekişmeli boşanma usulüne dönüşebilir veya dosyanın durumuna göre farklı usul işlemleri gündeme gelebilir.

Buna karşılık mal rejiminin tasfiyesi, ziynet eşyası alacağı ve bazı bağımsız malvarlığı talepleri anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurları arasında kabul edilmez. Eşler bu konuları protokolle tamamen çözebilir, belirli talepleri saklı tutabilir veya boşanma sonrasında ayrı bir davada ele alabilir. Önemli olan, tercih edilen yöntemin açıkça yazılması ve genel feragat ifadeleriyle istenmeyen bir hak kaybına yol açılmamasıdır.

Avukat dava öncesinde hangi incelemeyi yapar?

Avukatın sağlıklı bir protokol hazırlayabilmesi için eşlerin yalnızca o gün üzerinde anlaştığı rakamları bilmesi yeterli değildir. Anlaşmanın gelecekte uygulanabilir olup olmadığının da incelenmesi gerekir.

Dava öncesi görüşmede genellikle şu konular değerlendirilir:

  • Evlilik tarihi ve bir yıllık sürenin dolup dolmadığı
  • Müşterek çocukların yaşı, sağlık ve eğitim durumu
  • Çocukların mevcut bakım ve yaşam düzeni
  • Eşlerin gelirleri, düzenli giderleri ve borçları
  • Talep edilen veya vazgeçilen nafaka türleri
  • Maddi ve manevi tazminat iradesi
  • Aile konutunun kullanım ve tahliye durumu
  • Taşınmaz, araç, şirket payı ve banka hesapları
  • Ziynet eşyaları ve ev eşyaları
  • Ortak veya kişisel borçlar
  • Devam eden icra takipleri ve başka davalar
  • Yurt dışındaki eş veya malvarlığı
  • Protokol kapsamına alınacak ve saklı tutulacak haklar

Bu inceleme, çekişmeli boşanmadaki gibi kusur ispatına yönelik bir delil çalışması değildir. Amaç, müvekkilin hangi haktan vazgeçtiğini bilmesini ve anlaşmanın gerçek hayat koşullarına uygun kurulmasını sağlamaktır.

Anlaşmalı boşanma protokolünü avukat nasıl hazırlar?

Avukat, eşlerin mutabakatını açık, tutarlı ve uygulanabilir hükümlere dönüştürür. İyi hazırlanmış bir anlaşmalı boşanma protokolü, yalnızca boşanma iradesini değil; ödeme tarihlerini, edimlerin kapsamını, çocukların düzenini ve tarafların hangi taleplerden vazgeçip hangilerini saklı tuttuğunu tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterir.

Protokolde tarafların kimlik bilgileri, evlilik bilgileri ve boşanma iradeleri doğru yazılmalıdır. Müşterek çocuk varsa velayet, kişisel ilişki ve çocuğun mali ihtiyaçları düzenlenmelidir. Eşlerin yoksulluk nafakası ve tazminat konusundaki iradesi açık olmalıdır.

Mal rejimi, ziynet, ev eşyası, araç veya taşınmaz konusunda anlaşma varsa her malvarlığı unsurunun mümkün olduğunca ayırt edici bilgileri kullanılmalıdır. “Bütün mallar paylaşılmıştır” veya “tarafların hiçbir hakkı kalmamıştır” gibi genel hükümler, tarafların gerçekte neyi amaçladığını göstermeyebilir.

Avukat ayrıca protokolün dava dilekçesi ve duruşma beyanlarıyla çelişmemesine dikkat eder. Protokolde nafaka istenirken dilekçede nafaka talebi bulunmadığının yazılması ya da ödeme miktarlarının farklı gösterilmesi yargılama sırasında tereddüt yaratabilir.

Protokolde hangi konular mutlaka düzenlenmelidir?

Protokolün zorunlu kapsamı somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu açıkça ele alınmalıdır.

Çocuksuz bir evlilikte en azından:

  • Tarafların boşanma iradesi
  • Yoksulluk nafakası talep edilip edilmediği
  • Maddi ve manevi tazminat talebi bulunup bulunmadığı
  • Yargılama giderleri ile karşı vekâlet ücreti konusundaki anlaşma

açıkça belirtilmelidir.

Müşterek çocuk varsa bunlara ek olarak:

  • Velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı
  • Diğer ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin gün ve saatleri
  • İştirak nafakasının miktarı ve ödeme tarihi
  • Nafaka artış yöntemi
  • Eğitim, sağlık ve olağanüstü giderlerin nasıl karşılanacağı

düzenlenmelidir.

Hâkim, eşlerin düzenlemesiyle mutlak biçimde bağlı değildir. Özellikle çocuklara ilişkin hükümler çocuğun üstün yararına aykırı bulunursa değişiklik önerebilir. Eşlerin önerilen değişikliği kabul etmemesi hâlinde anlaşmalı boşanma kararı verilmeyebilir.

Nafaka maddeleri hazırlanırken avukat neyi kontrol eder?

Nafaka maddesinde yalnızca aylık tutarın yazılması yeterli olmayabilir. Ödemenin başlangıç tarihi, her ay hangi gün yapılacağı, hangi hesaba yatırılacağı ve sonraki yıllarda nasıl artırılacağı belirlenmelidir.

Yoksulluk nafakası eş lehine, iştirak nafakası ise müşterek çocuğun giderlerine katılım amacıyla kararlaştırılır. İki nafaka türünün hukuki niteliği farklı olduğu için protokolde ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Nafaka türleri arasında ayrım yapılmadan tek bir toplam tutar yazılması, ileride artırım, kaldırma veya tahsil aşamasında sorun çıkarabilir.

Artış hükmünde “her yıl enflasyon oranında artırılır” gibi yoruma açık ifadeler yerine hangi endeksin, hangi dönemin ve hangi tarihten itibaren esas alınacağı belirlenmelidir. TÜİK tarafından açıklanan on iki aylık ortalama TÜFE oranı ile yıllık değişim oranı aynı değildir. Tarafların hangi oranı amaçladığı açıkça yazılmalıdır.

Çocuğun okul, servis, özel sağlık, kurs ve benzeri giderleri nafaka dışında ayrıca paylaşılacaksa hangi giderlerin kapsama girdiği, ödeme belgelerinin nasıl iletileceği ve ödeme süresi belirlenebilir. Düzenleme, tarafların gelirleri ile çocuğun gerçek ihtiyaçları gözetilerek sürdürülebilir kurulmalıdır.

Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinde avukatın rolü nedir?

Velayet konusunda belirleyici ölçüt anne veya babanın kişisel isteği değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle avukat, tarafların anlaşmasını yalnızca “velayet annede” veya “velayet babada” biçiminde yazmakla yetinmez; çocuğun günlük hayatını etkileyen ayrıntıları da değerlendirir.

Kişisel ilişki düzenlemesinde:

  • Hafta sonlarının başlangıç ve bitiş saatleri
  • Çocuğun nereden teslim alınıp nereye bırakılacağı
  • Yarıyıl ve yaz tatilleri
  • Dinî ve millî bayramlar
  • Doğum günleri
  • Ulaşım sorumluluğu
  • Çocuğun yaşı ve okul programı
  • Tarafların farklı şehirlerde yaşaması

gibi hususlar önem taşıyabilir.

“Baba istediği zaman çocuğu görebilir” veya “taraflar kendi aralarında anlaşacaktır” biçimindeki ifadeler uygulamada yeterince belirli olmayabilir. Ebeveynler o gün iyi iletişim kuruyor olsa bile kararın ileride çıkabilecek bir anlaşmazlıkta da uygulanabilir olması gerekir.

Velayetin değerlendirilmesinde kullanılan ölçütler için velayet davası ve velayetin düzenlenmesi başlıklı yazı incelenebilir.

Çocuğun eğitim ve sağlık giderleri nasıl düzenlenebilir?

İştirak nafakası çocuğun bütün giderlerine katkı amacı taşır. Bununla birlikte özel okul ücreti, servis, kurs, özel sağlık sigortası, tedavi ve benzeri yüksek veya dönemsel giderler protokolde ayrıca düzenlenebilir.

Bu tür bir maddede yalnızca “eğitim giderleri yarı yarıya ödenir” denilmesi bazı sorunlara yol açabilir. Hangi okulun veya giderin kabul edildiği, yeni bir özel okul kararının birlikte mi alınacağı, burs ve indirimlerin hesaba katılıp katılmayacağı, faturanın nasıl paylaşılacağı ve ödemenin kaç gün içinde yapılacağı belirlenebilir.

Tarafların ekonomik durumunda ciddi değişiklik yaşanması veya çocuğun ihtiyaçlarının artması hâlinde, şartları varsa nafaka artırım ya da uyarlama davası gündeme gelebilir. Çocuğun hakkını ilgilendiren hükümler, anne ve babanın birbirine karşı yaptığı değiştirilemez bir feragat gibi değerlendirilemez.

Mal paylaşımı anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsuru mudur?

Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi, anlaşmalı boşanmanın her dosyada mutlaka karara bağlanması gereken zorunlu bir unsuru değildir. Eşler yalnızca boşanma ve boşanmanın doğrudan sonuçlarında anlaşarak mal rejiminden doğan haklarını ayrı bir uyuşmazlık olarak bırakabilir.

Buna karşılık eşler taşınmaz, araç, banka hesabı, şirket hissesi veya diğer malvarlığı değerlerini boşanma protokolüyle paylaşmak istiyorsa düzenleme son derece açık yapılmalıdır. Hangi malın kime kalacağı, varsa kredi borcunun kim tarafından ödeneceği, devir işleminin ne zaman yapılacağı ve masrafların kime ait olacağı gösterilmelidir.

“Taraflar mal paylaşımını yapmıştır” ya da “birbirlerinden mal talep etmeyeceklerdir” gibi cümlelerin kapsamı her olayda aynı yorumlanmayabilir. Bu ifade bazen yalnızca bilinen belirli malları, bazen de bütün mal rejimi alacaklarını kapsadığı iddiasına konu olabilir. Avukat, gerçek iradeye uygun ayrıntılı bir metin hazırlayarak bu belirsizliği azaltır.

Mal rejimi tasfiyesinin boşanma davasından farklı yapısı hakkında mal paylaşımı davası rehberinde ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Protokol tapu veya araç devrini kendiliğinden sağlar mı?

Her protokol hükmü kendiliğinden tapu ya da trafik sicili kaydını değiştirmez. Devrin gerçekleşmesi; protokolün içeriğine, hüküm fıkrasının nasıl kurulduğuna, malın ayırt edici bilgilerinin bulunmasına ve ilgili sicilde yapılması gereken işlemlere bağlıdır.

Taşınmaz bakımından il, ilçe, mahalle, ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri; araç bakımından plaka ve mümkünse şasi gibi ayırt edici bilgiler kontrol edilmelidir. Devir tarihi, harç ve masraflar ile taşınmaz üzerinde kredi veya ipotek bulunması hâlinde bunların durumu ayrıca ele alınmalıdır.

Banka kredi sözleşmesinin tarafı olan eş, diğer eşin “borcu ben ödeyeceğim” taahhüdüyle bankaya karşı otomatik olarak borçtan kurtulmaz. Kredi veren kurumun onayı bulunmadıkça taraflar arasındaki iç anlaşma bankanın sözleşmeden doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Avukat bu ayrımı açıklayarak protokolde üçüncü kişileri bağlaması mümkün olmayan taahhütler kurulmasını önlemeye çalışır.

Ziynet eşyaları protokole yazılmalı mıdır?

Ziynet eşyası alacağı anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsuru değildir. Bununla birlikte tarafların ziynet konusunda anlaşması varsa veya ileride bu konuda talep ileri sürülmesi istenmiyorsa iradenin açık biçimde protokole yansıtılması önemlidir.

“Tarafların birbirinden eşya alacağı yoktur” ifadesinin ziynetleri kapsayıp kapsamadığı tartışmalı hâle gelebilir. Ziynetlerin aynen teslim edilip edilmediği, bedel ödenip ödenmeyeceği, hangi eşyaların kimde kaldığı ve ziynet hakkının saklı tutulup tutulmadığı ayrı ayrı yazılabilir.

Tarafların ziynetleri protokol dışında bırakması da mümkündür. Bu durumda genel feragat cümlelerinin ziynet talebini ortadan kaldıracak genişlikte kurulmaması gerekir. Ziynetlerin kime ait olduğu ve ispat konuları hakkında ziynet eşyası alacağı davası başlıklı içerikten yararlanılabilir.

Maddi ve manevi tazminat nasıl düzenlenir?

Taraflar maddi veya manevi tazminat ödenmesi konusunda anlaşabilir ya da karşılıklı olarak tazminat talep etmeyebilir. Bu iradenin her iki tazminat türü bakımından ayrı ve açık biçimde yazılması gerekir.

Tazminat kararlaştırılmışsa:

  • Tazminatın türü
  • Toplam tutarı
  • Peşin veya taksitle ödeneceği
  • Ödeme tarihleri
  • Banka hesabı
  • Gecikme hâlindeki hukuki durum
  • Varsa teminat

belirlenebilir.

Taksitli ödemelerde bir taksidin ödenmemesi hâlinde kalan borcun tamamının muaccel olup olmayacağı ayrıca düzenlenebilir. Bununla birlikte aşırı, belirsiz veya hukuken uygulanması mümkün olmayan cezai şartlar yeni bir uyuşmazlık yaratabilir.

Tazminattan vazgeçmenin sonucu, protokol imzalanmadan önce anlaşılmalıdır. Boşanmanın mali sonuçları içinde yer alan tazminat konusunda açıkça feragat eden tarafın aynı evlilik olaylarına dayanarak sonradan yeniden talepte bulunması çoğu durumda mümkün olmayabilir.

Aile konutu ve ev eşyaları nasıl ele alınır?

Boşanma sürecinde eşlerin ortak konuttan kimin, hangi tarihte ayrılacağı önemli bir uygulama sorunudur. Protokolde aile konutunun mülkiyeti, kira sözleşmesi, anahtar teslimi, abonelikler, depozito ve ev eşyaları ayrı ayrı değerlendirilebilir.

Konut kiralıksa mal sahibi ile yapılan kira sözleşmesi de dikkate alınmalıdır. Eşlerin kendi aralarındaki anlaşması, kiraya verenin kanundan veya sözleşmeden doğan haklarını her durumda ortadan kaldırmaz.

Ev eşyaları paylaşılmışsa genel bir cümle yerine gerekiyorsa liste hazırlanabilir. Değerli veya uyuşmazlık çıkarma ihtimali bulunan eşyalar marka, model ya da diğer ayırt edici özellikleriyle gösterilebilir. Teslim yeri ve tarihi belirlenebilir; fiilen teslim edilmiş eşyalar bakımından bu durum protokolde açıkça belirtilir.

Ortak borçlar ve kredi ödemeleri protokolde çözülebilir mi?

Taraflar, birbirlerine karşı hangi borcun kim tarafından karşılanacağını protokolde düzenleyebilir. Ancak bu düzenleme bankayı, kredi kartı kuruluşunu, kefili veya diğer üçüncü kişileri kendiliğinden bağlamaz.

Örneğin konut kredisi her iki eşin imzasıyla kullanılmışsa eşlerden birinin bütün taksitleri üstlenmesi, banka açıkça kabul etmedikçe diğer eşin bankaya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmayabilir. Aynı şekilde kredi kartı ek kartı, kefalet, ortak hesap ve vergi borçları bakımından sözleşme ve kanuni sorumluluk ayrıca incelenmelidir.

Avukat, taraflar arasındaki iç ilişki ile alacaklı üçüncü kişiye karşı dış ilişkiyi ayırır. Gerekirse borcun ödenmemesi hâlinde diğer eşin uğrayacağı zararın nasıl karşılanacağı, ödeme belgelerinin paylaşılması veya yeniden yapılandırma için birlikte hareket edilmesi gibi hükümler hazırlanabilir.

Aynı avukat her iki eşi birlikte temsil edebilir mi?

Boşanma davasında eşler karşı taraf konumundadır. Aralarında o anda uzlaşma bulunması, gelecekte menfaat çatışması çıkmayacağı anlamına gelmez. Bir eş için avantajlı olan nafaka, mal paylaşımı veya feragat hükmü diğer eş bakımından dezavantaj doğurabilir.

Avukatlık Kanunu’nun 38. maddesinde, avukatın aynı işte menfaati birbirine zıt taraflara hukuki yardım sunmasına ilişkin sınırlamalar bulunmaktadır. Bu nedenle bir avukatın her iki eşin de vekili sıfatıyla aynı boşanma dosyasını yürütmesi uygun değildir.

Uygulamada bir eşin avukatı protokol taslağını hazırlayabilir ve diğer eş taslağı inceleyerek imzalayabilir. Ancak taslağı hazırlayan avukatın diğer eşin de bağımsız danışmanı olduğu düşünülmemelidir. Diğer eş, hukuki etkiler konusunda bağımsız bir avukattan görüş alabilir. Bu yaklaşım hem çıkar çatışmasını önler hem de protokolün bilinçli iradeyle imzalanmasını destekler.

Avukat müzakerelerde nasıl bir rol üstlenir?

Avukat, müvekkilinin taleplerini hukuki çerçeveye oturtur ve hangi konularda uzlaşma sağlanması gerektiğini belirler. Ancak müvekkil adına boşanma kararı veremez ve müvekkilin açık iradesi olmadan bir haktan vazgeçemez.

Müzakerelerde amaç, karşı tarafı baskı altına almak değil; uygulanabilir ve dengeli bir metin oluşturmaktır. Avukat, önerilen nafaka tutarının uzun vadede ödenebilir olup olmadığını, kişisel ilişki düzeninin çocuğun okul hayatına uyup uymadığını veya mal devrinin vergi ve kredi sonuçlarını açıklayabilir.

Taraflar bazı konularda anlaşırken bazı konularda anlaşamıyorsa bunun hukuki sonucu açıkça anlatılır. Boşanmanın zorunlu sonuçlarında uzlaşma yoksa dosyanın anlaşmalı boşanma olarak tamamlanamayacağı belirtilir. Bağımsız malvarlığı konularında ise taleplerin saklı tutulması değerlendirilebilir.

Dava dilekçesini hazırlarken nelere dikkat edilir?

Anlaşmalı boşanma dilekçesi, genel dava dilekçesi şartlarına uygun olmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca mahkemenin adı, taraf bilgileri, dava konusu, vakıalar, hukuki sebepler, deliller ve talep sonucu açıkça gösterilmelidir.

Dilekçe ile protokol arasında çelişki bulunmamalıdır. Dilekçede tarafların müşterek çocuğu olmadığı yazılırken protokolde çocukla ilgili madde bulunması veya nafaka miktarlarının farklı gösterilmesi dosyanın incelenmesini güçleştirir.

Avukat ayrıca nüfus kaydı, vekâletname, protokol ve gerekli diğer belgelerin dosyaya sunulmasını sağlar. Davanın elektronik ortamda açılması hâlinde belgelerin doğru tür ve okunabilir formatta yüklenmesi gerekir. UYAP Avukat Portal, avukatların hukuk davaları açmasına ve dosyaya evrak göndermesine imkân vermektedir.

Anlaşmalı boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ayrı aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu m.168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi esas alınır. Yetkinin dosyaya etkisi ve olası itirazlar somut koşullara göre değerlendirilmelidir.

Avukat; adres kayıtlarını, son ortak yerleşim yerini ve mahkemenin yargı çevresini kontrol ederek davanın doğru yerde açılmasını sağlar. Yanlış mahkemede işlem yapılması, dosyanın gönderilmesine ve sürecin uzamasına yol açabilir.

Anlaşmalı boşanmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?

Hayır. Boşanma ve boşanmanın kişiye sıkı sıkıya bağlı sonuçları bakımından dava şartı arabuluculuk uygulanmaz. Anlaşmalı boşanma davası açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Tarafların kendi aralarında veya avukatları aracılığıyla görüşme yapması mümkündür. Ancak bu görüşmeler, boşanma kararının mahkeme tarafından verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Evlilik, tarafların yalnızca özel bir sözleşme imzalamasıyla sona ermez.

Malvarlığı uyuşmazlıklarının bazı yönleri bakımından alternatif çözüm yöntemlerinin uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilebilir. Fakat düzenlenen belge, TMK m.166/3 kapsamında hâkimin denetimine sunulan anlaşmalı boşanma protokolünden farklı hukuki nitelik taşıyabilir.

Anlaşmalı boşanma duruşmasında avukat ne yapar?

Duruşma öncesinde avukat, müvekkiline hâkimin sorabileceği temel konuları ve yapılacak işlemleri açıklar. Bu hazırlığın amacı ezberletilmiş bir ifade oluşturmak değil; müvekkilin protokolün içeriğini gerçekten anlamasını sağlamaktır.

Duruşmada hâkim genellikle tarafların boşanmak isteyip istemediğini, protokoldeki imzaların kendilerine ait olup olmadığını ve hükümleri kabul edip etmediklerini sorar. Çocuk varsa velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası üzerinde ayrıca durabilir.

Avukat:

  • Müvekkilinin beyanlarının doğru biçimde tutanağa geçirilmesini takip eder.
  • Protokoldeki maddelerin hükme geçirilmesini talep eder.
  • Hâkimin değişiklik önerisini hukuki sonuçlarıyla değerlendirir.
  • Dilekçe veya protokolde maddi hata varsa düzeltilmesini ister.
  • Kararın tarafların gerçek anlaşmasıyla uyumlu kurulmasına yardımcı olur.

Müvekkil, duruşmada önceden kabul ettiği bir hükümden vazgeçerse avukat onu bu hükmü kabul etmeye zorlayamaz. İrade değişikliğinin davaya etkisi açıklanır ve yeni duruma göre işlem yapılır.

Hâkim protokolü değiştirebilir mi?

Hâkim, özellikle çocukların durumu ve boşanmanın mali sonuçları bakımından gerekli gördüğü değişiklikleri önerebilir. Bu denetim, anlaşmalı boşanmanın yalnızca eşler arasında yapılan özel bir sözleşmeye indirgenememesinin sonucudur.

Çocuğun üstün yararına aykırı bir kişisel ilişki düzeni, çocuğun ihtiyaçlarıyla açıkça bağdaşmayan bir nafaka hükmü veya uygulanması mümkün olmayan bir protokol maddesi hâkim tarafından uygun bulunmayabilir.

Hâkim değişiklik önerdiğinde tarafların bu değişikliği kabul edip etmediği sorulur. Tarafların kabul etmediği yeni bir şart, anlaşmalı boşanma iradesinin parçası hâline gelmez. Ancak gerekli uzlaşma sağlanamazsa anlaşmalı boşanma kararı da verilemeyebilir.

Avukat, önerilen değişikliğin yalnızca o duruşmadaki etkisini değil, sonraki yıllarda doğurabileceği sonuçları da müvekkiline açıklar. Gerekirse kısa süre talep edilmesi veya revize protokol hazırlanması değerlendirilebilir.

Anlaşmalı boşanma mutlaka tek celsede biter mi?

Hayır. Şartları eksiksiz olan birçok anlaşmalı boşanma davası tek duruşmada karara bağlanabilse de bunun hukuki bir garantisi yoktur.

Duruşmanın ertelenmesine veya davanın uzamasına şu durumlar neden olabilir:

  • Eşlerden birinin duruşmaya katılmaması
  • Protokolde çelişki veya eksiklik bulunması
  • Tarafların duruşmada farklı beyanda bulunması
  • Çocuklara ilişkin düzenlemenin uygun görülmemesi
  • Görev veya yetki sorunu
  • Tebligat eksikliği
  • Kimlik, imza ya da vekâletname sorunu
  • Taraflardan birinin anlaşmadan vazgeçmesi
  • Mahkemenin ek belge veya açıklama istemesi

Avukatın dosyayı eksiksiz hazırlaması bu risklerin bir bölümünü azaltabilir; ancak mahkemenin iş yükü, duruşma takvimi, gerekçeli kararın yazım süresi ve tebligat işlemleri avukatın kontrolünde değildir. Bu nedenle “belirli günde kesin boşanma” veya “tek celse garantisi” verilmesi doğru olmaz.

Duruşmada karar verilince evlilik hemen sona erer mi?

Hayır. Duruşmada boşanma kararı açıklanmasıyla süreç tamamlanmış sayılmaz. Kararın gerekçeli olarak yazılması, taraflara usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi ve kanun yolu sürecinin tamamlanması gerekir.

Kural olarak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık istinaf süresi bulunmaktadır. Taraflar süresi içinde istinafa başvurmazsa veya usulüne uygun biçimde kanun yolundan feragat ederse karar kesinleşebilir. Feragat işleminin zamanı, şekli ve avukatın vekâletnamesindeki özel yetki ayrıca kontrol edilmelidir.

Evlilik hukuken boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Nüfus kaydına işlenmesi kesinleşmiş karar üzerinden gerçekleştirilir. Tarafların yeni bir evlilik yapabilmesi ve bazı sosyal ya da malvarlığı sonuçlarının doğması bakımından kesinleşme tarihi önem taşır.

Avukat kararın kesinleşmesi aşamasında ne yapar?

Avukat gerekçeli kararın protokol ve duruşma beyanlarıyla uyumlu olup olmadığını inceler. Nafaka miktarı, çocukla kişisel ilişki günleri, tazminat ve diğer yükümlülükler bakımından maddi hata bulunup bulunmadığını kontrol eder.

Ardından:

  • Gerekçeli kararın tebliğini takip eder.
  • İstinaf süresinin başlangıç ve bitiş tarihini hesaplar.
  • Müvekkilin kanun yoluna başvurma iradesini öğrenir.
  • Gerekli özel yetki varsa kanun yolundan feragat işlemini yürütür.
  • Kesinleşme şerhinin oluşturulmasını takip eder.
  • Nüfus kaydındaki işlemleri kontrol eder.
  • Protokoldeki ödeme ve devir tarihlerinin başlangıcını belirler.

Duruşmada boşanma kararı verilmiş olması, dosyanın kesinleştiği anlamına gelmediğinden tarafların bu aşamada yeni evlilik, soyadı, sosyal güvenlik veya mal devri işlemlerine başlamadan önce güncel kayıtları kontrol etmesi gerekir.

Taraflardan biri anlaşmalı boşanmadan vazgeçebilir mi?

Evet. Anlaşmalı boşanma, eşlerin karar kesinleşinceye kadar devam eden ortak iradesine dayanır. Taraflardan birinin boşanma veya protokol hükümleri hakkındaki kabulünden dönmesi hâlinde anlaşmalı boşanmanın koşulları ortadan kalkabilir.

İmzalanan protokol, taraflardan birini her koşulda anlaşmalı boşanmaya devam etmeye zorlayan bir belge değildir. Resmî içtihat uygulamasında da karar kesinleşinceye kadar tarafların anlaşmalı boşanmaya esas irade açıklamasından dönebileceği kabul edilmektedir. Bu yaklaşım Adalet Bakanlığı UYAP içtihat kaynağında görülebilmektedir.

Vazgeçme hâlinde dava kendiliğinden her zaman sona ermez. Davanın başlangıç şekli, dilekçelerde ileri sürülen olaylar ve tarafların talepleri doğrultusunda çekişmeli boşanma olarak devam edip etmeyeceği usulen değerlendirilir. Avukat, bu aşamada yeni iddia, savunma ve delil süreleri bakımından gerekli işlemleri takip eder.

Protokoldeki yükümlülük yerine getirilmezse ne yapılabilir?

Mahkemece onaylanarak hükme alınan açık ve icra edilebilir bir protokol maddesi yerine getirilmezse kararın niteliğine göre ilamlı icra veya aile hukukuna özgü diğer başvuru yolları gündeme gelebilir.

Örneğin hükümde belirlenen nafaka ya da tazminat ödenmezse icra takibi yapılabilir. Eşya teslimi veya mal devri yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde hükmün kurulma biçimine göre uygulanacak yol belirlenir. Çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi ise güncel çocuk teslimi ve kişisel ilişki hükümleri çerçevesinde yürütülür.

Bu nedenle protokol hazırlanırken yalnızca tarafların ne istediğine değil, yükümlülük yerine getirilmediğinde hükmün nasıl uygulanacağına da bakılmalıdır. Belirsiz teslim tarihleri, tanımlanmamış mallar veya üçüncü kişinin iradesine bağlı taahhütler icra aşamasında sorun çıkarabilir.

Anlaşmalı boşanma masraflarını ve avukatlık ücretini kim öder?

Dava açılırken başvurma harcı, peşin harç, gider avansı ve dosyanın gerektirdiği diğer yargılama giderleri ödenir. Tutarlar ilgili yılın tarifelerine ve dosyada yapılacak tebligat gibi işlemlere göre değiştiğinden her dönem için geçerli tek bir sabit rakam vermek doğru değildir.

Taraflar protokolde yargılama giderlerinin kim tarafından karşılanacağını ve birbirlerinden karşı vekâlet ücreti talep edip etmeyeceklerini düzenleyebilir.

Avukatlık ücreti ise avukatla müvekkil arasındaki sözleşmeye göre belirlenir. Kural olarak her eş, kendi vekiliyle kurduğu ilişkinin ücretinden sorumludur. Karşı tarafın avukatlık ücretini üstlenmesine ilişkin ayrı bir anlaşma varsa bunun açıkça yazılması gerekir. Konu, boşanma davasında avukat ücretini kim öder başlıklı yazıda ayrıca ele alınmıştır.

Anlaşmalı boşanmada hangi belgeler önemlidir?

Dosyanın özelliğine göre gerekli belgeler değişebilir. Temel olarak dava dilekçesi, taraflarca imzalanmış protokol, vekille takip varsa uygun yetkileri içeren vekâletname ve mahkemenin istediği diğer belgeler hazırlanır.

Protokolde malvarlığı düzenlemesi bulunuyorsa:

  • Tapu kayıtları
  • Araç ruhsat bilgileri
  • Kredi sözleşmeleri
  • Güncel borç ve kapama tutarları
  • Banka hesap bilgileri
  • Sigorta poliçeleri
  • Şirket paylarına ilişkin kayıtlar
  • Ziynet veya eşya teslim belgeleri

incelenebilir.

Anlaşmalı boşanmada kusurun ispatlanması hedeflenmediğinden çekişmeli davadaki kapsamda tanık ve mesaj delili sunulması genellikle gerekmez. Ancak protokole konu malın, borcun veya ödemenin doğru belirlenebilmesi için belge incelemesi önemini korur.

Yurt dışında yaşayan eşin bulunması süreci nasıl etkiler?

Yurt dışında yaşayan eş bakımından tebligat, vekâletname, kimlik doğrulaması ve duruşmaya katılım konuları önceden planlanmalıdır. Yabancı ülkede düzenlenen vekâletnamenin Türkiye’de kullanılabilmesi için konsolosluk işlemleri, apostil veya tercüme gerekebilir.

Anlaşmalı boşanmada tarafların bizzat dinlenmesi şartı devam ettiğinden yalnızca avukata vekâlet verilmesi sorunu her durumda çözmez. Duruşmaya fiziken katılım, istinabe veya ses ve görüntü aktarımıyla katılım ihtimali mahkemenin değerlendirmesine ve teknik-usul koşullarına bağlıdır. Uzaktan katılımın otomatik olarak kabul edileceği varsayılmamalıdır.

Eşlerden biri yabancı uyrukluysa uygulanacak hukuk, milletlerarası yetki, yabancı evlilik belgesinin kaydı ve kararın başka ülkede tanınması gibi ek konular gündeme gelebilir. Protokolün yalnızca Türkiye’deki değil, gerekiyorsa diğer ülkedeki uygulanabilirliği de ayrıca incelenmelidir.

Anlaşmalı boşanmada en sık yapılan hatalar nelerdir?

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan bazıları şunlardır:

  • Bir yıllık evlilik süresi dolmadan dava açılması
  • Avukat varken eşlerin duruşmaya gelmesinin gerekmediğinin düşünülmesi
  • Velayet ile kişisel ilişkinin belirsiz bırakılması
  • İştirak ve yoksulluk nafakasının birbirine karıştırılması
  • Nafaka artış oranının açık yazılmaması
  • Mal rejimi ve ziynet konusunda genel feragat kullanılması
  • Taşınmaz ve araç bilgilerinin eksik gösterilmesi
  • Kredi borcunun bankayı da bağlayacağının sanılması
  • Ödeme ve teslim tarihlerinin yazılmaması
  • Dilekçe ile protokolün çelişmesi
  • Kararın duruşmada hemen kesinleştiğinin düşünülmesi
  • Taraflardan birinin yalnızca süreci bitirmek için anlamadığı hükümleri kabul etmesi
  • Çocuğun gelecekteki ihtiyaçlarının hiç değerlendirilmemesi
  • İnternetten alınan standart protokolün somut olaya uyarlanmadan kullanılması

Bu hataların bir bölümü davanın ertelenmesine, bir bölümü ise boşanma sonrasında yeni dava ve icra takiplerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Mevzuat dayanağı nedir?

Anlaşmalı boşanmanın temel dayanağı Türk Medeni Kanunu m.166/3’tür. Düzenleme; en az bir yıllık evlilik, eşlerin birlikte başvurması veya davanın kabul edilmesi, tarafların hâkim tarafından bizzat dinlenmesi ve mali sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin anlaşmanın uygun bulunması şartlarını öngörür.

Yetkili mahkeme TMK m.168’e göre belirlenir. Görev bakımından aile mahkemeleri ve aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemeleri yetkilidir.

Dava dilekçesi, temsil, özel vekâlet yetkileri, tebligat ve kanun yolu süreleri bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır. Avukatın mesleki yükümlülükleri ile çıkar çatışması bakımından Avukatlık Kanunu hükümleri dikkate alınır.

Bu düzenlemeler yalnızca madde numarası olarak değil, birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin avukatın özel yetkili vekâletnameyle davayı takip edebilmesi, TMK’nın tarafların bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay’ın konuya yaklaşımı nasıldır?

Yargıtay uygulamasında anlaşmalı boşanmanın, karar kesinleşinceye kadar devam eden ortak ve serbest iradeye dayanması gerektiği vurgulanmaktadır. Taraflardan biri anlaşmadan dönerse, önceki protokol tek başına anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli kabul edilmez.

İçtihatlarda protokol hükümlerinin gerçek kapsamı belirlenirken kullanılan ifadeler, tarafların duruşma beyanları ve hükmün içeriği birlikte değerlendirilmektedir. Özellikle “başkaca talep yoktur” biçimindeki genel cümlelerin hangi alacakları kapsadığı her somut olayda aynı sonuca bağlanmayabilir.

Mal rejimi bakımından yaklaşım da önemlidir. Eşlerin anlaşmalı boşanma sırasında mal rejimi hakları üzerinde tasarrufta bulunması mümkündür; ancak mal rejiminin mutlaka boşanma protokolüyle tasfiye edilmesi zorunlu değildir. Bu ayrımın yer aldığı resmî içtihat örneklerine UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı üzerinden ulaşılabilmektedir.

Tek bir Yargıtay kararı bütün protokoller bakımından kesin bir sonuç oluşturmaz. Protokolün kelimeleri, tarafların beyanı, hüküm fıkrası ve uyuşmazlığın türü birlikte incelenmelidir.

Uygulamada nelere dikkat edilmelidir?

Anlaşmalı boşanmanın kısa sürmesi, acele hazırlanması gerektiği anlamına gelmez. Çekişmeli bir davada mahkemenin aylar veya yıllar içinde değerlendireceği birçok konu, anlaşmalı boşanmada tarafların birkaç maddelik protokolüyle kalıcı biçimde düzenlenebilir.

Protokol imzalanmadan önce her hüküm bakımından şu sorular sorulmalıdır:

  • Bu madde hangi hakkı tanıyor veya hangi haktan vazgeçiriyor?
  • Ödeme ya da teslim tarihi açık mı?
  • Yükümlülük yerine getirilmezse madde uygulanabilir mi?
  • Düzenleme üçüncü bir kişinin onayına bağlı mı?
  • Çocuğun yaşına ve yaşam düzenine uygun mu?
  • Ekonomik koşullar değiştiğinde nasıl işleyecek?
  • Mal rejimi ve ziynet talepleri gerçekten kapatılmak mı isteniyor?
  • Dilekçe, protokol ve duruşma beyanı birbiriyle uyumlu mu?

Tarafların birbirine güvenmesi önemlidir ancak mahkeme kararı yalnızca iyi ilişkinin devam ettiği dönem için hazırlanmaz. Düzenleme, iletişimin bozulması ihtimalinde de anlaşılır ve uygulanabilir olmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Avukatının Rolü Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Protokolün mutlaka avukat tarafından hazırlanması gerektiğine ilişkin bir zorunluluk bulunmamaktadır. Eşler protokolü kendileri de hazırlayabilir. Ancak protokoldeki nafaka, tazminat, velayet, mal rejimi ve feragat hükümleri önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Genel veya çelişkili ifadeler davanın ertelenmesine ya da boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıkların çıkmasına neden olabilir. Avukat, metnin yalnızca dilini değil, tarafın hangi hakkı kazandığını veya hangi haktan vazgeçtiğini de değerlendirir.

Kural olarak evet. Türk Medeni Kanunu, hâkimin eşleri bizzat dinleyerek boşanma iradelerini özgürce açıkladıklarına kanaat getirmesini şart koşar. Avukatınız davayı takip edebilir ve duruşmada sizi temsil edebilir; ancak kişisel boşanma iradenizi sizin yerinize açıklayamaz. Yurt dışında bulunma, hastalık veya başka bir mazeret varsa kullanılabilecek yöntem mahkeme ve somut koşullar bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Eşler aynı davada karşı taraf konumundadır ve nafaka, tazminat veya mal paylaşımı gibi konularda menfaatleri farklılaşabilir. Bu nedenle bir avukatın iki eşin de vekili sıfatıyla hareket etmesi çıkar çatışması yaratır. Bir eşin avukatı protokol taslağı hazırlayabilir; ancak diğer eş bakımından bağımsız hukuki danışman sayılmaz. Diğer eş, metni kendi avukatına inceletebilir.

Hayır. Taraflardan hiçbiri avukat tutmayabilir, yalnızca bir taraf avukatla temsil edilebilir veya iki taraf ayrı avukatlarla çalışabilir. Ayrı avukatla temsil zorunlu değildir; ancak özellikle önemli malvarlığı, şirket hissesi, yüksek tutarlı nafaka veya yabancı ülke bağlantısı bulunan dosyalarda her eşin bağımsız hukuki değerlendirme alması yararlı olabilir.

Hayır. Anlaşmalı boşanma protokolünün geçerliliği için genel olarak noter onayı şart değildir. Protokol taraflarca imzalanarak mahkemeye sunulur ve duruşmada özgür iradeyle kabul edildiği açıklanır. Bununla birlikte protokol dışında düzenlenen bazı vekâlet, taşınmaz veya yabancı ülke belgeleri bakımından noterlik, konsolosluk, apostil ya da tercüme işlemi gerekebilir.

Anlaşmalı boşanma iradesi karar kesinleşinceye kadar devam etmelidir. Taraflardan biri protokoldeki anlaşmadan veya boşanma iradesinden dönerse anlaşmalı boşanmanın şartları ortadan kalkabilir. İmzalanmış protokol, kişiyi her koşulda anlaşmalı boşanmaya devam etmeye zorlamaz. Ancak vazgeçmenin davanın devamına, olası çekişmeli yargılamaya ve protokolde daha önce yerine getirilen edimlere etkisi ayrıca incelenmelidir.

Kural olarak hayır. Hâkimin her iki eşi de bizzat dinlemesi gerektiğinden eşlerden birinin katılmaması hâlinde o duruşmada anlaşmalı boşanma kararı verilemeyebilir. Mahkeme yeni duruşma günü belirleyebilir veya dosyanın usule ilişkin durumuna göre başka bir karar verebilir. Mazeret varsa duruşmadan önce belgelendirilerek mahkemeye sunulmalıdır; mazeretin kabulü hâkimin takdirindedir.

Boşanma davasının avukat aracılığıyla açılması ve takip edilmesi için vekâletnamenin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin gerekli özel yetkileri içermesi gerekir. Kanun yolundan feragat, sulh veya ibra gibi işlemler de ayrıca özel yetki gerektirebilir. Vekâletnamenin içeriği yapılacak işlemlere göre kontrol edilmelidir. Bununla birlikte özel yetkili vekâletname, eşin anlaşmalı boşanma duruşmasında bizzat dinlenmesi şartını ortadan kaldırmaz.

Örnek metinler genel bir fikir verebilir ancak doğrudan kullanılmaları risklidir. Her evlilikte çocukların ihtiyaçları, gelirler, borçlar, malvarlığı ve tarafların talepleri farklıdır. Başka bir dosyaya göre hazırlanmış feragat hükmü, sizin saklı tutmak istediğiniz bir hakkı da kapsayabilir. Özellikle mal rejimi, ziynet, taşınmaz, şirket hissesi ve kredi bulunan dosyalarda metnin somut koşullara uyarlanması gerekir.

Kanunda belirlenmiş bir sayfa sayısı yoktur. Çocuksuz ve malvarlığı düzenlemesi bulunmayan bir dosyada kısa bir protokol yeterli olabilir. Çocuk, nafaka, taşınmaz, araç, kredi ve eşya teslimi bulunan dosyada daha ayrıntılı düzenleme gerekebilir. Önemli olan uzunluk değil; hükümlerin açık, çelişkisiz, tarafların iradesine uygun ve uygulanabilir olmasıdır.

Evet. Mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanmanın her dosyada zorunlu unsuru değildir. Eşler boşanma ve boşanmanın doğrudan sonuçlarında anlaşarak mal rejimi taleplerini ayrı bir davaya bırakabilir. Ancak protokolde kullanılan “başkaca hiçbir talebimiz yoktur” gibi genel bir feragat, daha sonra mal rejimi hakkının saklı olup olmadığı konusunda tartışma yaratabilir. Bu nedenle taleplerin saklı tutulduğu açıkça yazılmalıdır.

Bu ifade çoğu zaman gereğinden geniş ve belirsizdir. Nafaka, tazminat, ziynet, ev eşyası, katkı payı, değer artış payı veya katılma alacağı gibi farklı hakların hangilerinin kapsandığı tartışılabilir. Tarafların gerçek iradesi her talep türü bakımından ayrı ayrı yazılmalıdır. Bir haktan vazgeçilecekse bunun kapsamı anlaşılmalı; saklı tutulacak haklar açıkça belirtilmelidir.

Her durumda kendiliğinden geçmez. Protokolün ve mahkeme hükmünün nasıl kurulduğu, malın ayırt edici bilgilerinin bulunup bulunmadığı ve ilgili sicilde yapılması gereken işlemler önemlidir. Tapu, trafik sicili, banka kredisi veya ipotek nedeniyle ek işlem gerekebilir. Devir tarihi, masraflar ve tarafların ilgili kurumlarda yapacağı işlemler açıkça düzenlenmelidir.

Bankanın onayı olmadan genellikle bitmez. Eşlerin protokolde yaptığı borç paylaşımı, kendi aralarındaki iç ilişkiyi düzenler. Kredi sözleşmesine taraf olan eşin veya kefilin bankaya karşı sorumluluğu, yalnızca diğer eşin borcu üstlenmesiyle kendiliğinden sona ermez. Bankanın kabulü, borçlu değişikliği veya yeniden yapılandırma şartları ayrıca değerlendirilmelidir.

Taraflar bu yönde bir düzenleme sunsa da hâkim çocuğun üstün yararını gözetir. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve babanın güçleri oranında katılması esastır. Velayet kendisinde olmayan ebeveynin başka giderleri doğrudan üstlenmesi veya tarafların ekonomik koşulları değerlendirmeyi etkileyebilir. Ancak anne ve babanın anlaşması, çocuğun gelecekte ihtiyaçları değiştiğinde nafaka talep edilmesini kesin biçimde engellemez.

Artış tarihi, kullanılacak endeks ve hesap yöntemi açık olmalıdır. “Enflasyon oranında artırılır” ifadesi tek başına yeterli açıklığı sağlamayabilir. TÜİK’in on iki aylık ortalamalara göre TÜFE değişimi ile bir önceki yılın aynı ayına göre yıllık değişim oranı farklıdır. Tarafların hangi veriyi esas aldığı ve ilk artışın hangi tarihte yapılacağı belirtilmelidir.

İştirak nafakası çocuğun genel bakım ve eğitim giderlerine katkıdır. Ancak yüksek veya dönemsel özel okul, servis, kurs, sigorta ve tedavi giderleri ayrıca düzenlenebilir. Bu giderlerin nafakaya ek olup olmadığı, hangi oranda paylaşılacağı, harcama öncesinde ortak karar gerekip gerekmediği ve ödeme belgesinin nasıl gönderileceği protokolde açıklanabilir.

Ortak velayet talebi ileri sürülebilir; ancak tarafların anlaşması tek başına yeterli değildir. Hâkim çocuğun üstün yararını, ebeveynlerin iletişim ve iş birliği kapasitesini, çocuğun yaşam düzenini ve somut koşulları değerlendirir. Uygulama dosyanın özelliklerine göre değişebilir. Bu nedenle ortak velayetin her anlaşmalı boşanma dosyasında otomatik olarak kabul edileceği varsayılmamalıdır.

Tarafların uyumlu iletişimi varsa esnek görüşme düzeni pratik görünebilir. Ancak ileride anlaşmazlık çıktığında “tarafların anlaşmasına göre” ifadesi uygulanabilir bir takvim sunmaz. En azından olağan kişisel ilişki günleri, başlangıç ve bitiş saatleri, tatiller ve teslim yeri belirlenebilir. Tarafların ayrıca karşılıklı anlaşmayla bu düzeni genişletebileceği yazılabilir.

Evet. Hâkim özellikle çocukların durumu ve boşanmanın mali sonuçları bakımından protokolü denetler. Çocuğun üstün yararına aykırı, belirsiz veya uygulanması mümkün olmayan bir hüküm uygun bulunmayabilir. Hâkim değişiklik önerebilir. Taraflar değişikliği kabul ederse yeni düzenleme hükme geçirilebilir; kabul etmezlerse anlaşmalı boşanma şartları oluşmayabilir.

Genellikle hayır. Duruşmada karar açıklanmasından sonra gerekçeli karar yazılır, taraflara tebliğ edilir ve kanun yolu süreci tamamlanır. Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren kural olarak iki haftalık istinaf süresi vardır. Usulüne uygun feragat işlemleri kesinleşmeyi hızlandırabilir; ancak kararın yazılması ve mahkeme işlemleri yine zaman alır. Kesinleşme şerhi görülmeden evliliğin sona erdiği varsayılmamalıdır.

Avukat gerekli dilekçe, tebligat ve feragat işlemlerini gecikmeden yürütebilir; fakat mahkemenin gerekçeli karar yazma süresini veya iş yoğunluğunu belirleyemez. Tarafların feragat iradesi ve vekâletnamelerde gerekli özel yetkinin bulunması da önemlidir. Bu nedenle avukat kesin bir gün veya süre garantisi veremez.

Hayır. Evlilik, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer. Duruşmada karar açıklanmış olsa bile kesinleşme gerçekleşmeden taraflar hukuken evli kabul edilir. Yeni evlilik işlemi için nüfus kaydında boşanmanın işlenmiş olması kontrol edilmelidir. Kadın bakımından ayrıca kanundaki bekleme süresi ve bu sürenin kaldırılabileceği hâller gündeme gelebilir.

Kadın, boşanmayla kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eski eşin soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun eski eşe zarar vermeyeceğini ispatlarsa mahkemeden bu soyadını taşımaya izin verilmesini isteyebilir. Tarafların protokolde anlaşması değerlendirmede önem taşıyabilir; ancak gerekli hâllerde mahkeme kararı ve kanuni şartlar ayrıca aranır.

Koşullar önemli ölçüde değişmişse ve kanuni şartlar oluşmuşsa nafakanın artırılması veya azaltılması talep edilebilir. Çocuğun büyümesi, eğitim ve sağlık giderleri, tarafların gelirleri ve ekonomik koşullar değerlendirilir. Protokolde artış maddesi bulunması da ayrıca dikkate alınır. Her artırım talebi otomatik kabul edilmez; değişen koşullar somut biçimde ortaya konulmalıdır.

Anlaşmalı boşanma sırasında yoksulluk nafakası talep etmeyen veya açıkça bu haktan vazgeçen eşin sonradan aynı boşanmaya dayanarak nafaka istemesi önemli hukuki engellerle karşılaşabilir. Bu nedenle feragat, yalnızca bugünkü gelir durumuna bakılarak düşünülmemelidir. Buna karşılık iştirak nafakası çocuğun hakkıyla bağlantılı olduğundan anne ve babanın anlaşması farklı değerlendirilir.

Genellikle hayır. Anlaşmalı boşanmada hâkim evlilik birliğini sarsan olaylarda kusur araştırması yapmaz; tarafların kanuni şartlara uygun ortak iradesini denetler. Bu nedenle çekişmeli boşanmadaki gibi tanık dinletilmesi çoğunlukla gerekmez. Ancak kimlik, evlilik süresi, çocukların durumu veya protokole konu mallar için gerekli resmî belgelerin sunulması gerekebilir.

Ödeme hükmü mahkeme kararına açık ve icra edilebilir biçimde geçirilmişse çoğu durumda ilamlı icra yoluna başvurulabilir. Yeni bir alacak davasına ihtiyaç bulunup bulunmadığı, hükmün içeriğine ve talebin niteliğine göre değişir. Belirsiz, koşula bağlı veya hükme hiç alınmamış bir taahhüt farklı değerlendirme gerektirebilir.

Sadece vekâlet verilmesi, hâkimin tarafı bizzat dinlemesi şartını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yurt dışındaki eşin duruşmaya katılım yöntemi; mahkemenin yaklaşımı, uluslararası adli yardım imkânları ve ses ve görüntü aktarım sistemlerinin kullanılabilirliği doğrultusunda değerlendirilir. Uzak bağlantının mutlaka kabul edileceği düşünülmemeli ve duruşma tarihi belirlenmeden önce gerekli başvurular yapılmalıdır.

Taraflar UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosyanın safahatını, duruşma tarihini ve erişim yetkilerine göre belgeleri takip edebilir. Elektronik imza veya mobil imzayla yapılabilecek işlemler, yalnızca e-Devlet şifresiyle yapılabilen işlemlerden farklıdır. Avukatla takip edilen dosyada avukat da UYAP Avukat Portal üzerinden evrakları ve süreleri izler.

Avukatın sır saklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Müvekkilin özel hayatına, malvarlığına, çocuklarına ve müzakere sürecine ilişkin bilgiler mesleki gizlilik kapsamındadır. Bununla birlikte dava için mahkemeye sunulması gereken bilgi ve belgelerin kapsamı müvekkille birlikte belirlenir. Karşı eşin de avukatın müvekkili olduğu varsayılmamalıdır.

Hayır. Avukat hukuki süreci hazırlar ve takip eder; ancak mahkemenin vereceği kararı, tarafların duruşmadaki iradesini veya protokolün hâkim tarafından uygun bulunmasını garanti edemez. Ayrıca kararın tek celsede verileceği ya da belirli bir tarihte kesinleşeceği yönünde kesin vaat sunulamaz. Değerlendirme her dosyanın belgelerine ve somut koşullarına göre yapılır.

Avukat Görüşü

Anlaşmalı boşanma davalarında en önemli hata, sürecin “zaten anlaşılmış bir dosya” olarak görülüp protokol maddelerinin yeterince değerlendirilmemesidir. Oysa anlaşmalı boşanma protokolü; eşlerin ekonomik geleceğini, çocukların yaşam düzenini ve sonradan hangi taleplerin ileri sürülebileceğini doğrudan etkileyebilir.

Özellikle genel feragat hükümleri, mal rejimi ve ziynet taleplerinin kapsamı, nafaka artış yöntemi, çocukların olağanüstü giderleri, kredi borçları ve taşınmaz devirleri dosyanın belgeleri incelenmeden standart ifadelerle düzenlenmemelidir. Tarafların aynı kelimeden farklı sonuçlar anladığı durumlarda boşanma sonrasında yeni uyuşmazlık çıkması mümkündür.

Avukatın rolü tarafların yerine karar vermek veya mutlaka uzlaşmalarını sağlamak değildir. Hukuki yardımın amacı, müvekkilin haklarını ve üstleneceği yükümlülükleri bilerek karar vermesini, protokolün gerçek iradeyi yansıtmasını ve sürecin usule uygun yürütülmesini sağlamaktır. Her dosya; eşlerin ekonomik durumu, çocukların ihtiyaçları, malvarlığı, borçları ve üzerinde uzlaşılan şartlar kapsamında ayrı değerlendirilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olay hakkında hukuki danışmanlık veya kesin görüş niteliği taşımaz. Mevzuat, tarifeler ve yargı uygulaması zaman içinde değişebileceğinden güncel durumun dosyanın özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Son Güncelleme 21.08.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top