İkinci boşanma davası açılabilir; ancak sonucu, önceki davanın hangi aşamada olduğu ve yeni davanın hangi olaylara dayandığı belirler. Davayı açan eş, kendi davası sürerken aynı olaylarla ikinci bir dava açamaz; diğer eş ise kendi boşanma talebini karşı dava ile ileri sürebilir. Önceki dava esastan reddedilip kesinleşmişse aynı olaylarla yeniden dava açmak mümkün değildir. Buna karşılık ilk davadan sonra yaşanan yeni olaylar beklemeden yeni bir dava açma hakkı verir. Yeni olay olmasa bile ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş ve eşler yeniden birlikte yaşamaya başlamamışsa bu da ayrı bir boşanma sebebidir.
İçindekiler
Eşim boşanma davası açtıysa ben de boşanma davası açabilir miyim?
Evet. Davalı eş de boşanmak istiyorsa bu isteğini karşı dava ile ileri sürebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 133. maddesine göre karşı dava, cevap dilekçesiyle veya cevap süresi içinde verilecek ayrı bir dilekçeyle açılır. Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Cevap için gerekli belgelerin temini güçse mahkeme bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verebilir.
Karşı dava açıldığında iki boşanma talebi aynı dosyada görülür. Davayı ilk açan eş “davacı-karşı davalı”, diğer eş “davalı-karşı davacı” olur. Mahkeme iki talep hakkında ayrı ayrı karar verir. İki davayı da kabul edebilir, ikisini de reddedebilir veya birini kabul edip diğerini reddedebilir. Karşı dava açılmamışsa mahkeme yalnız davacının boşanma talebini inceler. Davacının davası reddedilirse evlilik devam eder, çünkü davalı eşin boşanma isteği ayrıca karara bağlanmamıştır.
Cevap süresi kaçırılırsa karşı dava asıl davayla birlikte görülmez. HMK’nın 133. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca süresinden sonra açılan karşı dava için mahkeme davaların ayrılmasına karar verir. Cevap süresini kaçıran eş, başka bir aile mahkemesinde ayrı bir boşanma davası da açabilir. İki dosyanın tek dosyada birleşip birleşmeyeceği HMK’nın 166. maddesindeki bağlantı kurallarına göre belirlenir. Bu kuralları uygulayan bir Yargıtay kararı, aynı kişiler arasındaki iki boşanma davasının birleştirilmesi yazısında incelenmiştir.
Kendi açtığım dava sürerken eşime ikinci bir dava açabilir miyim?
Yeni dava aynı olaylara dayanıyorsa açılamaz. Görülmekte olan bir dava varken aynı kişiler arasında, aynı talep ve aynı olaylarla ikinci bir dava açılırsa derdestlik doğar. Derdestlik, aynı davanın daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olması demektir. HMK’nın 114. maddesi bunu dava şartları arasında sayar. Mahkeme derdestliği taraflardan biri ileri sürmese de kendiliğinden inceler ve ikinci davayı olayları incelemeden usulden reddeder.
Dava açıldıktan sonra yeni bir olay yaşanmışsa durum farklıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarına göre mahkeme, kusur değerlendirmesinde dava açılana kadar yaşanan olayları esas alır. Dava tarihinden sonra yaşanan olaylar o davada eşe kusur olarak yüklenemez. Bu olaylar, davadaki iddiaları sonradan değiştirmeye yarayan ıslah yoluyla da mevcut davaya eklenemez. Örneğin evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle dava açan eş, dava sürerken eşinin şiddetine maruz kalırsa bu olaya dayanmak için yeni bir boşanma davası açmalıdır. Yeni dava ilk davanın aynısı sayılmadığı için derdestlik nedeniyle reddedilmez.
Dava sürerken eşin zina yaptığı öğrenilirse süre de hesaba katılmalıdır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 161. maddesine göre zinaya dayanan dava hakkı, öğrenme tarihinden itibaren altı ay ve her hâlde zinanın üzerinden beş yıl geçince düşer. Zinaya dayanmak isteyen eş, mevcut davanın sonucunu beklerse bu süreyi kaçırabilir. Bu nedenle yeni davanın bu süre içinde açılması gerekir.
İki dava aynı anda sürüyorsa birleştirilmeleri istenebilir. HMK’nın 166. maddesine göre davalar aynı yargı çevresindeyse ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilir; farklı yargı çevrelerindeyse birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden istenir. Birleştirme kararı verilirse iki davadaki olaylar ve deliller birlikte incelenir; mahkeme yine her boşanma talebi hakkında ayrı hüküm kurar.
Boşanma davası reddedilirse yeniden dava açılabilir mi?
Evet, ancak önce ret kararının türüne bakmak gerekir. Mahkeme davayı usulden reddetmişse, örneğin gider avansı süresinde tamamlanmadığı için esasa hiç girmemişse, eksiklik giderilerek aynı olaylarla yeniden dava açılabilir. Bu durumda mahkeme olayların doğru olup olmadığı hakkında bir karar vermemiştir. Yeni dava için ret kararının kesinleşmesi beklenmelidir; karar kesinleşmeden aynı olaylarla açılan dava derdestlik nedeniyle reddedilebilir.
Esastan retten sonra aynı olaylarla yeni dava açılamaz. Mahkeme olayları incelemiş ve boşanma şartlarının ispatlanmadığına karar vermişse, bu karar kesinleştiğinde kesin hüküm oluşur. Kesin hüküm, aynı uyuşmazlığın yeniden mahkemeye götürülmesini engelleyen bağlayıcı karardır. HMK’nın 303. maddesine göre iki davanın tarafları, dava sebepleri ve talepleri aynıysa önceki hüküm sonraki davayı bağlar. Aynı olaylarla açılan yeni dava, kesin hüküm nedeniyle usulden reddedilir.
Önceki davadan sonra yaşanan yeni olaylar ise yeni bir dava hakkı doğurur. Ancak önceki davada hangi eşin ne ölçüde kusurlu olduğu belirlenmişse, aynı dönem için bu tespit yeni davada da geçerlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2022 tarihli, E. 2020/2-96, K. 2022/1435 sayılı kararında, reddedilip kesinleşen önceki davada yapılan kusur belirlemesinin aynı dönem için sonraki davada tarafları ve hâkimi bağladığı kabul edilmiştir. O dosyada önceki davadan sonra yeni bir olay ileri sürülmediği için aynı döneme ait kusurun yeniden belirlenmesi doğru bulunmamıştır.
Yeni dava açmadan önce önceki davanın gerekçeli kararı okunmalı ve davanın hangi gerekçeyle reddedildiği tespit edilmelidir. Usulden ret ile esastan ret arasındaki fark ve sık görülen ret gerekçeleri boşanma davası neden reddedilir sorusunu cevaplayan yazıda ayrıca açıklanmıştır.
Ret kararından sonra yeni dava için bir yıl beklemek gerekir mi?
Hayır. Kanunda, reddedilen boşanma davasından sonra yeni dava açmayı belirli bir süre yasaklayan bir hüküm yoktur. Ret kararından sonra yaşanan yeni olaylara dayanan dava, bu olaylar gerçekleştikten sonra beklemeden açılabilir.
Toplumda yaygın olan bekleme süresi düşüncesi TMK’nın 166. maddesinin dördüncü fıkrasından kaynaklanır. Bu hükme göre önce boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleşmelidir. Bu tarihten itibaren bir yıl geçtiği hâlde eşler yeniden birlikte yaşamaya başlamamışsa, kanun evlilik birliğinin temelden sarsıldığını kabul eder. Bu durumda eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Hüküm yeni dava açmayı engellemez; bir yıl dolduğunda ayrı bir boşanma sebebi doğurur. Bu sebebe dayanan davada eşin kusurlu davranışlarını ayrıca ispatlamak gerekmez.
Bu süre daha önce üç yıldı. Anayasa Mahkemesi, 22.02.2024 tarihli, E. 2023/116, K. 2024/56 sayılı kararıyla üç yıllık süreyi öngören düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Ardından 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7532 sayılı Kanunla süre bir yıl olarak yeniden düzenlendi. Bu sebebin şartları ve sürenin hesabı fiili ayrılık sebebiyle boşanma yazısında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
Davadan feragat edildiyse, dava geri alındıysa veya takip edilmediyse yeniden dava açılabilir mi?
Feragat edilmiş davadaki olaylarla yeni dava açılamaz; geri alınan veya takip edilmediği için açılmamış sayılan davadaki olaylarla ise yeni dava açılabilir. Feragat, davacının boşanma talebinden tamamen vazgeçmesidir. HMK’nın 311. maddesine göre feragat kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu nedenle feragat edilen davadaki olaylara dayanılarak yeniden boşanma davası açılamaz. Feragatten sonra yaşanan yeni olaylar ise yeni bir dava hakkı doğurur.
Davanın geri alınması feragatten farklıdır. HMK’nın 123. maddesine göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ve yalnız davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir. Geri alma hâlinde dava açılmamış sayılır. Bu yüzden aynı olaylara dayanarak daha sonra yeniden dava açılabilir. Ancak dava geri alınsa da zina için tanınan altı aylık süre durmaz; zinaya dayanılacaksa yeni dava bu süre içinde açılmalıdır.
Taraflar duruşmaya gelmediğinde dosya işlemden kaldırılır. HMK’nın 150. maddesine göre dosya üç ay içinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır. Mahkeme bu durumda da esas hakkında karar vermediği için yeni dava açılabilir. Bu üç durum arasındaki fark ve her birinin nafaka ile tazminat taleplerine etkisi boşanma davasından vazgeçme ve feragat etme yazısında ele alınmıştır.
Boşanma kararı istinaf veya temyiz aşamasındayken yeni dava açılabilir mi?
Evet, yeni olaylara dayanılıyorsa açılabilir. Boşanma kararı verilmiş olsa bile karar kesinleşmeden evlilik sona ermez. Karar, istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvuru süresi dolduğunda veya bu incelemeler bittiğinde kesinleşir. İstinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. İnceleme sürdüğü sürece eşler hukuken evlidir ve ilk davadan sonra yaşanan olaylara dayanarak yeni bir boşanma davası açılabilir.
İlk dosya kanun yolundayken iki dava hemen birleştirilemez. HMK’nın 166. maddesi yalnız aynı düzeydeki mahkemelerde, örneğin iki aile mahkemesinde görülen davaların birleştirilmesine izin verir. Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay önündeki bir dosya, aile mahkemesindeki yeni davayla birleştirilemez. Üst mahkeme kararı bozup dosyayı aile mahkemesine geri gönderirse iki dava orada birleştirilebilir. İkinci davanın varlığı, dosyayı inceleyen daireye mahkeme adı ve esas numarasıyla bildirilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.02.2026 tarihli, E. 2025/6631, K. 2026/954 sayılı kararında temyiz aşamasında bildirilen ikinci boşanma davası nedeniyle ilk kararı bozmuş ve iki davanın birlikte görülmesini istemiştir. İkinci davaya bakan aile mahkemesi de HMK’nın 165. maddesi uyarınca ilk davanın sonucunu bekletici sorun yapabilir; yani kendi kararını vermeden önce ilk davanın sonuçlanmasını bekleyebilir.
İlk davadaki boşanma hükmü kesinleşirse evlilik sona erer. Bu durumda görülmekte olan ikinci boşanma davası konusuz kalır, çünkü sona ermiş bir evlilik için yeniden boşanma kararı verilemez. Mahkeme ikinci davanın esasını incelemez ve “karar verilmesine yer olmadığına” hükmeder. Kanun yoluna yalnız nafaka, tazminat veya velayet hükümleri için başvurulmuşsa boşanma hükmü kanun yoluna taşınmadığı için kural olarak kesinleşir. Bu durumda taraflar boşanmıştır ve yeni bir boşanma davası açılamaz. Bu nedenle kararın hangi bölümlerine karşı kanun yoluna başvurulduğu dosyadan kontrol edilmelidir.
Anlaşmalı boşanma davasında eşim vazgeçerse yeni dava açmam gerekir mi?
Hayır, aynı dava çekişmeli boşanma davası olarak devam eder. TMK’nın 166. maddesinin üçüncü fıkrasına göre anlaşmalı boşanma davası için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir. Hâkimin eşleri bizzat dinlemesi ve boşanmayı gerçekten kendi istekleriyle istediklerinden emin olması gerekir. Hâkim ayrıca nafaka, tazminat, mal ve çocuklarla ilgili düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Bu şartlar varsa boşanmaya karar verilir.
Eş duruşmaya gelmez, protokolü imzalamaz veya duruşmada boşanmak istemediğini söylerse bu şartlar gerçekleşmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre bu durumda dava, TMK’nın 166. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına dayanan çekişmeli boşanma davası olarak görülür. Mahkeme taraflardan iddia ve savunmalarına dayanak olan olayları açıkça bildirmelerini ve bu olayları ispatlayacak delilleri sunmalarını ister. Ardından delilleri toplayarak karar verir. Yargılama aynı dosyada sürdüğü için yeni bir dava açmaya gerek yoktur.
Eşin anlaşmadan dönmesi yalnız ilk duruşmada gündeme gelmez. Yargıtay uygulamasına göre anlaşmalı boşanma iradesinden hüküm kesinleşinceye kadar dönülebilir. Örneğin anlaşmalı boşanma kararına karşı kanun yoluna başvuran eş, boşanma iradesinden döndüğünü bildirirse dosya çekişmeli boşanma davası olarak yeniden görülür.
Görülmekte olan anlaşmalı boşanma davası varken ikinci bir anlaşmalı dava açılabilir mi?
Kural olarak açılamaz. Mahkemenin duruşma gününü ileri bir tarihe vermesi, eşleri başka bir adliyede ikinci bir anlaşmalı dava açmaya yöneltebilir. Ancak bu durumda iki dava aynı kişiler arasında, aynı ortak boşanma talebiyle ve aynı sebeple açılmış olur. Çekişmeli davada diğer eşin kendi kusur iddialarına dayanan boşanma talebi ayrı bir talep sayılır; anlaşmalı davada ise eşler aynı ortak başvuruyu ikinci kez yapmış olur. Davacı ve davalının yer değiştirmesi bu sonucu değiştirmez. İkinci dava aynı dava sayıldığından derdestlik doğar ve ikinci mahkeme davayı usulden reddeder.
Duruşma tarihi çok ileri bir güne verilmişse önce ilk davada duruşma gününün öne alınması istenebilir. Bu talebi kabul edip etmemek mahkemenin takdirindedir. Diğer yol, ilk davanın yukarıda anlatılan geri alma yoluyla sona erdirilmesidir. Anlaşmalı boşanmada diğer eşin rızası zaten bulunduğundan bu yol genellikle kolaydır. Geri alma kararıyla ilk dava açılmamış sayılır; bundan sonra açılan yeni anlaşmalı dava derdestlik sorunu taşımaz.
Anlaşmalı boşanma davası, evlilik bir yılı doldurmadığı veya hâkim düzenlemeyi uygun bulmadığı için reddedilebilir. Bu ret kararı kesinleşmeden yeni bir anlaşmalı dava açılırsa ilk dava hâlâ sürüyor kabul edilir. Bu nedenle yeni anlaşmalı dava için önce ret kararının kesinleşmesi beklenir. Taraflar kanun yoluna başvurmazsa karar, istinaf süresi dolduğunda kesinleşir.
İkinci boşanma davasına ilişkin Yargıtay kararları
“…Başka bir ifadeyle aynı kişi ile değişik zamanlarda gerçekleşen güven sarsıcı davranışlar talep yönünden bu kusurun bölünebilir nitelikte olmaması ve aynı kişi ile ilk davadan sonra devam eden güven sarsıcı davranışların kül halinde tek bir kusurlu eylem olarak kabulünün zorunlu bulunması nedeniyle ayrı davalara konu edilemez.…”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4547, K. 2025/1718, T. 19.02.2025
“…Taraflar arasındaki evlilik birliğinin, İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2019 tarihli kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına dair kurulan ilk hükmün erkek tarafından istinaf edilmeyerek istinaf süresi sonunda kesinleşmesi ile sona erdiği anlaşılmaktadır. Erkek tarafından 17.12.2020 tarihinde açılan ve eldeki dosya ile birleştirilen 4721 sayılı Kanun’un 161 inci maddesine dayalı boşanma davasındaki zina iddiası ise boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra meydana gelen vakıalara ilişkindir. Boşanma hükmü kesinleştikten sonra kadının başka bir erkekle birlikte yaşaması nedeniyle zina eylemi kadına kusur olarak yüklenemez.…”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10765, K. 2023/1191, T. 22.03.2023
Sıkça Sorulan Sorular
Evet. Her dava ayrı açıldığı için ikinci dava için de harç ve gider avansı yeniden yatırılır. Karşı dava açan eş de karşı davası için harç öder.
TMK’nın 168. maddesine göre boşanma davası eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde veya eşlerin davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yerin mahkemesinde açılabilir. İlk dava başka bir şehirde görülüyor olsa bile ikinci dava bu yerlerden birinde açılabilir.
Evet, aynı kişiler yeni davada da tanık olarak gösterilebilir. Ancak önceki dava esastan reddedilip kesinleşmişse tanıkların önceki dönemle ilgili anlatımları, o döneme ait kusur belirlemesini değiştirmek için kullanılamaz. Tanık beyanlarının yeni davaya konu olan sonraki olaylara yönelik olması gerekir.
Dosyanın son durumu UYAP Vatandaş Portalı üzerinden e-Devlet şifresiyle görülebilir. Kararın kesinleştiğini gösteren kesinleşme şerhli karar örneği ise kararı veren mahkemenin kaleminden istenebilir.
Reddedilen her davada davacı, yargılama giderlerini ve karşı tarafın vekâlet ücretini ödemeye mahkûm edilir. HMK’nın 329. maddesine göre davayı kötü niyetle veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde açtığı anlaşılan taraf, ayrıca diğer tarafın kendi avukatıyla kararlaştırdığı vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye ve disiplin para cezasına mahkûm edilebilir.
Avukat Görüşü
Önceki dava esastan reddedildiyse ve sonrasında yeni bir olay yaşanmadıysa, aynı şikâyetlerle hemen yeni dava açmak çoğu zaman yeni bir ret kararı ve ek yargılama gideri anlamına gelir. Bu durumda bir yıllık sürenin dolmasını beklemek daha sağlam bir yoldur. Sürenin başlangıcı kesinleşme şerhindeki tarihtir; bu tarih tahminle değil, şerhli karar örneğiyle belirlenmelidir.
Yeni dava dilekçesi yazılmadan önce olaylar tarihleriyle birlikte listelenmelidir. Önceki davanın açıldığı tarihten önce yaşanan olaylar ile sonra yaşanan olaylar ayrı sütunlarda gösterilmeli, yeni dava dilekçesi esas olarak ikinci gruba dayandırılmalıdır. Zina, hayata kast ve pek kötü davranış gibi özel sebeplerde altı aylık dava süresi bulunduğundan, eşin olayı öğrendiği tarih ayrıca not edilmelidir.
İki dosya aynı anda sürüyorsa her iki mahkemenin de diğer dosyadan haberdar edilmesi gerekir. Birleştirme talebinde yalnız tarafların aynı olduğunu söylemek yetmez; ikinci dosyadaki olayların ilk dosyadaki kusur belirlemesini ve tazminat ile nafaka taleplerini nasıl etkileyebileceği somut olarak anlatılmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, önceki boşanma davasının yeni açılacak boşanma davasına etkisi hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yeni dava açılıp açılamayacağı; önceki davanın sona erme biçimine, kesinleşme durumuna ve ileri sürülen olayların tarihine göre değişir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
