Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davası

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen ve uygulamada en sık karşılaşılan boşanma davası türüdür. Eşler arasındaki güven, sevgi, saygı ve ortak yaşam iradesinin ciddi şekilde zedelenmesi nedeniyle evlilik ilişkisinin devamının taraflardan beklenemeyecek hâle gelmesi durumunda bu dava açılabilir. Her evlilikte zaman zaman anlaşmazlık yaşanması olağan kabul edilse de, bu anlaşmazlıkların evlilik birliğini sürdürülemez noktaya ulaştırması hâlinde mahkeme boşanmaya karar verebilir.

Türk hukukunda boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak iki gruba ayrılır. Zina, hayata kast veya terk gibi nedenler özel boşanma sebeplerini oluştururken, evlilik birliğinin temelinden sarılması genel boşanma sebebidir. Uygulamada birçok olay doğrudan özel boşanma sebebi kapsamında değerlendirilemediği için davalar çoğunlukla evlilik birliğinin temelinden sarılması hukuki sebebine dayanılarak açılır. Böylece mahkeme tek bir olayı değil, evlilik sürecinin tamamını ve tarafların davranışlarını birlikte değerlendirir.

Bu dava türünde önemli olan yalnızca belirli bir olayın yaşanmış olması değildir. Asıl değerlendirme konusu, yaşanan olayların evlilik birliğini onarılamayacak ölçüde sarsıp sarsmadığıdır. Hakaret, fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, ilgisizlik, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, güven sarsıcı hareketler, aile büyüklerinin evliliğe aşırı müdahalesi, ortak yaşamın fiilen sona ermesi veya sürekli geçimsizlik gibi birçok farklı davranış tek başına ya da birlikte evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilir.

Her boşanma davasında olduğu gibi bu davada da mahkeme yalnızca iddialarla karar vermez. Tarafların sunduğu deliller, tanık anlatımları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, resmi belgeler, banka kayıtları, gerektiğinde uzman raporları ve dosyadaki tüm diğer deliller birlikte değerlendirilir. Bu nedenle dava açılmadan önce hukuki durumun doğru analiz edilmesi ve mevcut delillerin usule uygun şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası yalnızca evliliğin sona erdirilmesini sağlamaz. Aynı dava içerisinde maddi tazminat, manevi tazminat, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, velayet, kişisel ilişki kurulması, mal rejiminden doğan haklar ve yargılama giderleri gibi birçok hukuki talep de ileri sürülebilir. Bu nedenle davanın başından itibaren doğru hukuki stratejinin belirlenmesi, ilerleyen aşamalarda hak kaybı yaşanmaması bakımından önemlidir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası, eşler arasındaki ortak yaşamın artık sürdürülemeyecek derecede bozulduğu durumlarda açılan genel boşanma davasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 maddesi uyarınca, ortak hayatın yeniden kurulmasının beklenemeyeceği ölçüde evlilik birliği sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Kanun koyucu burada tek tek hangi davranışların boşanmaya neden olacağını saymamıştır. Bunun yerine her olayın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesini öngörmüştür. Çünkü bazı evliliklerde tek bir ağır olay evliliği sona erdirebilirken, bazı evliliklerde uzun yıllara yayılan çok sayıda davranış birlikte değerlendirilerek boşanma kararı verilebilir.

Mahkeme, davayı incelerken tarafların evlilik sürecindeki tüm davranışlarını birlikte değerlendirir. Olayların kronolojik gelişimi, kusurun ağırlığı, tarafların evliliğin devamı yönündeki iradeleri, ortak çocukların durumu ve evlilik ilişkisinin fiilen devam edip etmediği dikkate alınır.

Uygulamada açılan çekişmeli boşanma davalarının önemli bir kısmı bu hukuki sebebe dayanmaktadır. Çünkü her olay zina, terk veya hayata kast gibi özel boşanma sebeplerinin şartlarını taşımayabilir. Ancak yaşanan olaylar birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sonucuna ulaşılabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?

Mahkemenin boşanmaya karar verebilmesi için yalnızca taraflar arasında tartışma yaşanmış olması yeterli değildir. Kanunda ve Yargıtay uygulamalarında belirli şartların oluşması aranır.

İlk şart, evlilik birliğinin objektif olarak temelinden sarsılmış olmasıdır. Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların, güven ilişkisinin bozulmasının veya ortak yaşamın devamını imkânsız hâle getiren olayların ciddi bir seviyeye ulaşması gerekir.

İkinci şart, ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek hâle gelmesidir. Mahkeme yalnızca geçmişte yaşanan olaylara değil, gelecekte evliliğin devam etme ihtimaline de bakar. Tarafların yeniden sağlıklı bir evlilik kurmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşılırsa boşanmaya karar verilebilir.

Üçüncü şart ise davayı açan eşin tamamen kusurlu olmamasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi gereğince tamamen kusurlu olan eşin açtığı boşanma davasına diğer eş itiraz edebilir. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik fiilen sona ermiş durumdaysa mahkeme yine boşanmaya karar verebilir.

Hakim her dosyada tarafların kusur durumunu ayrı ayrı değerlendirir. Kusurun eşit olması boşanmaya engel değildir. Aynı şekilde davacının karşı taraftan daha az kusurlu olması da boşanma kararı verilmesine engel oluşturmaz.

Hangi Davranışlar Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılmasına Sebep Olabilir?

Kanunda sınırlı sayıda davranış belirtilmemiştir. Bu nedenle olayın özelliklerine göre birçok farklı davranış evlilik birliğinin temelinden sarılması kapsamında değerlendirilebilir.

Sürekli hakaret edilmesi, aşağılayıcı sözler söylenmesi, eşin kişilik haklarına saldırılması, fiziksel şiddet uygulanması, psikolojik baskı kurulması, ekonomik şiddet uygulanması, ortak giderlere bilinçli şekilde katılmamak, aile bireylerini sürekli küçük düşürmek, güven sarsıcı davranışlarda bulunmak, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ancak zina seviyesine ulaşmayan hareketler, aşırı kıskançlık, tehdit, alkol veya madde bağımlılığı nedeniyle aile düzeninin bozulması, kumar alışkanlığı, sürekli borçlanma, evi terk etmeksizin ortak yaşamı fiilen sona erdirme, eşe karşı ilgisizlik ve sevgisizlik gösterilmesi bunlardan bazılarıdır.

Ayrıca eşlerden birinin ailesinin evliliğe sürekli müdahale etmesine izin vermesi, eşini korumaması, çocukların yanında sürekli tartışma yaşanması, evlilik yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi veya güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkmasına neden olan davranışlar da mahkeme tarafından değerlendirilir.

Her olay tek başına boşanma sebebi oluşturmayabilir. Ancak birbirini tamamlayan çok sayıda olay birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilebilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Kusur Nasıl Belirlenir?

Bu dava türünün en önemli unsurlarından biri kusur değerlendirmesidir. Çünkü boşanma kararı kadar maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası gibi talepler de büyük ölçüde kusur durumuna göre belirlenmektedir.

Mahkeme yalnızca davacının iddialarına bakmaz. Davalı tarafın savunmaları, karşı iddiaları ve sunduğu deliller de birlikte incelenir. Tarafların birbirlerine karşı davranışları evlilik sürecinin tamamı dikkate alınarak değerlendirilir.

Kusur belirlenirken olayların ağırlığı önemlidir. Sürekli fiziksel şiddet uygulayan bir eş ile zaman zaman sözlü tartışmaya giren eş aynı ölçüde kusurlu kabul edilmez. Aynı şekilde ekonomik şiddet uygulayan, aile yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya eşini sistematik şekilde aşağılayan tarafın kusuru daha ağır değerlendirilebilir.

Yargıtay uygulamalarında kusur değerlendirmesi yapılırken tek bir olay yerine evlilik ilişkisinin bütünü dikkate alınmaktadır. Tarafların evlilik boyunca sergiledikleri davranışlar birlikte incelenmekte ve boşanmaya neden olan esas olaylar belirlenmektedir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Kusur Oranları Neden Önemlidir?

Kusur değerlendirmesi yalnızca boşanma kararını değil, boşanmanın mali sonuçlarını da doğrudan etkiler. Özellikle maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinde kusur oranı belirleyici unsurlardan biridir.

Boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eş, diğer eşin maddi ve manevi tazminat talepleriyle karşılaşabilir. Bunun yanında yoksulluk nafakası bakımından da talepte bulunan eşin daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Ancak uygulamada sık yapılan hatalardan biri, boşanma davasının yalnızca kusur ispatına indirgenmesidir. Oysa mahkeme öncelikle evlilik birliğinin gerçekten sona erip ermediğini değerlendirir. Kusur ise özellikle boşanmanın fer’i sonuçları bakımından önem kazanır.

Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere kusur değerlendirmesi yapılırken tarafların evlilik boyunca gerçekleştirdiği tüm davranışlar birlikte incelenir. Sadece tek bir tartışma veya tek bir olay üzerinden kusur belirlenmez.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?

Boşanma davalarında en önemli konulardan biri delillerdir. İddiaların ispatlanamaması hâlinde haklı olunan birçok konuda dahi istenilen sonuca ulaşılamayabilir.

Her somut olayın özelliğine göre kullanılabilecek deliller farklılık gösterebilir.

En sık kullanılan deliller arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Tanık beyanları
  • WhatsApp yazışmaları
  • SMS kayıtları
  • Elektronik posta içerikleri
  • Sosyal medya paylaşımları
  • Fotoğraf ve videolar
  • Ses kayıtları (hukuka uygun elde edilmiş olması şartıyla)
  • Hastane kayıtları
  • Adli raporlar
  • Polis tutanakları
  • Savcılık soruşturma dosyaları
  • Ceza mahkemesi kararları
  • Banka kayıtları
  • Kredi kartı hareketleri
  • HTS kayıtları
  • Otel kayıtları
  • Güvenlik kamerası görüntüleri
  • Noter ihtarnameleri
  • Resmî kurum yazışmaları

Mahkeme yalnızca tek bir delile dayanarak karar vermek zorunda değildir. Dosyadaki bütün deliller birlikte değerlendirilir ve olayların ispat derecesine göre hüküm kurulur.

Tanık Beyanları Boşanma Davasında Ne Kadar Etkilidir?

Tanık anlatımları, çekişmeli boşanma davalarında en önemli deliller arasında yer almaktadır.

Tanıkların mutlaka olayları birebir görmüş olması gerekmez. Tarafların birlikte yaşadığı süreçte gözlemledikleri davranışlar, duydukları tartışmalar veya doğrudan şahit oldukları olaylar mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Ancak duyuma dayalı ifadeler, yorum niteliğindeki anlatımlar veya kişisel kanaatler tek başına yeterli kabul edilmez.

Örneğin;

  • Fiziksel şiddete şahit olunması
  • Sürekli hakaretlerin duyulması
  • Eşlerden birinin evi terk ettiğinin görülmesi
  • Çocukların yanında yaşanan tartışmaların gözlemlenmesi
  • Ekonomik şiddetin doğrudan bilinmesi
  • Tarafların uzun süre ayrı yaşadığının bilinmesi

gibi olaylar tanık anlatımlarıyla ispatlanabilir.

Mahkeme tanıkların taraflarla yakınlık derecesini de değerlendirir. Ancak yalnızca akraba olmaları nedeniyle tanıkların beyanları değersiz kabul edilmez. Önemli olan anlatımların kendi içinde tutarlı olması ve diğer delillerle desteklenmesidir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Mesajlar ve Sosyal Medya Kayıtları Delil Olur mu?

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte elektronik deliller boşanma davalarında daha fazla kullanılmaya başlanmıştır.

WhatsApp yazışmaları, Instagram mesajları, Facebook içerikleri, e-postalar veya diğer dijital iletişim kayıtları uygun şartlarda delil olarak kullanılabilir.

Ancak bu delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir. Hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirilen kayıtlar mahkeme tarafından dikkate alınmayabilir ve ayrıca hukuki sorumluluk doğurabilir.

Örneğin eşin açık bıraktığı telefondaki mevcut yazışmalar ile teknik yöntemlerle şifre kırılarak elde edilen kayıtlar aynı şekilde değerlendirilmez.

Mahkeme dijital delilleri değerlendirirken;

  • Delilin gerçekliğini,
  • Değiştirilip değiştirilmediğini,
  • Kim tarafından oluşturulduğunu,
  • Olaylarla bağlantısını,
  • Diğer delillerle uyumunu

birlikte inceler.

Bu nedenle elektronik deliller tek başına değil, diğer delillerle birlikte değerlendirilmektedir.

Fiziksel Şiddet Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebi Sayılır mı?

Fiziksel şiddet, evlilik birliğini temelinden sarsan en ağır davranışlardan biridir.

Bir eşin diğer eşe tokat atması, darp etmesi, yaralaması veya fiziksel güç kullanması ortak yaşamın güven temelini ortadan kaldırabilir.

Her fiziksel şiddet olayı mutlaka ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmak zorunda değildir. Boşanma mahkemesi mevcut deliller üzerinden kendi değerlendirmesini yapar.

Şiddetin ispatında;

  • Hastane raporları,
  • Adli muayene raporları,
  • Polis tutanakları,
  • Savcılık dosyaları,
  • Kamera kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Mesaj kayıtları,

önemli rol oynayabilir.

Tekrarlayan fiziksel şiddet olayları kusurun ağırlaşmasına neden olur ve tazminat taleplerini de güçlendirebilir.

Psikolojik Şiddet Boşanma Sebebi Olabilir mi?

Psikolojik şiddet de fiziksel şiddet kadar önemli kabul edilmektedir.

Sürekli aşağılamak, hakaret etmek, küçük düşürmek, tehdit etmek, sosyal çevreden uzaklaştırmak, eş üzerinde baskı kurmak veya sürekli korku oluşturmak psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

Psikolojik şiddetin ispatı fiziksel şiddete göre daha zor olsa da mümkün değildir denilemez.

Özellikle;

  • Yazılı mesajlar,
  • Ses kayıtları,
  • Tanık anlatımları,
  • Psikolojik tedavi kayıtları,
  • Resmî başvurular,
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararları,

mahkemenin değerlendirmesinde önemli delil niteliği taşıyabilir.

Yargıtay uygulamalarında sistematik şekilde uygulanan psikolojik baskının evlilik birliğini temelinden saran ağır kusurlu davranışlardan biri olduğu kabul edilmektedir.

Ekonomik Şiddet Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Ekonomik şiddet, eşlerden birinin diğerini maddi bakımdan baskı altına alması veya temel ihtiyaçlarını karşılamamasıdır.

Örneğin;

  • Eve hiç katkıda bulunmamak,
  • Eşin çalışmasına engel olmak,
  • Geliri tamamen kontrol altında tutmak,
  • Eşe hiç para vermemek,
  • Ortak giderleri bilinçli olarak karşılamamak,
  • Borç yükünü sürekli diğer eşe bırakmak,
  • Çocukların ihtiyaçlarını karşılamamak,

ekonomik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

Mahkeme ekonomik şiddetin sürekliliğini ve aile düzenine etkisini dikkate alır.

Gelirin düşük olması ile ekonomik şiddet uygulanması aynı durum değildir. Burada önemli olan, ekonomik gücü bulunduğu hâlde aile yükümlülüklerini kasıtlı olarak yerine getirmemektir.

Aldatma, Güven Sarsıcı Davranışlar ve Sadakat Yükümlülüğünün İhlali Bu Dava Kapsamında Değerlendirilebilir mi?

Sadakat yükümlülüğü, evliliğin en temel yükümlülüklerinden biridir. Zina, Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiş olsa da, zina şartlarının ispatlanamadığı birçok olay evlilik birliğinin temelinden sarılması kapsamında değerlendirilebilir.

Örneğin;

  • Başka biriyle duygusal ilişki yaşanması,
  • Sürekli gizli mesajlaşmalar yapılması,
  • Flört içerikli yazışmalar,
  • Tanışma uygulamalarının kullanılması,
  • Eşten gizli görüşmeler,
  • Güveni ortadan kaldıran davranışlar,

zina ispatlanamasa bile güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilebilir.

Mahkeme burada yalnızca cinsel ilişkinin ispatına bakmaz. Evlilikte güven duygusunu ortadan kaldıran davranışların bütününü değerlendirir.

Sürekli Tartışma Yaşanması Tek Başına Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Her evlilikte zaman zaman tartışmalar yaşanabilir. Tek başına tartışma yaşanmış olması boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.

Ancak tartışmaların sürekli hâle gelmesi, hakaret içermesi, çocukların önünde yaşanması, fiziksel veya psikolojik şiddete dönüşmesi ya da ortak yaşamı çekilmez hâle getirmesi durumunda mahkeme evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sonucuna ulaşabilir.

Hakim yalnızca tartışmaların sayısını değil;

  • Tartışmaların sebebini,
  • Şiddet derecesini,
  • Sürekliliğini,
  • Tarafların davranışlarını,
  • Ortak yaşama etkisini

değerlendirir.

Uzun Süre Ayrı Yaşamak Boşanma Sebebi midir?

Eşlerin uzun süre ayrı yaşamaları tek başına otomatik olarak boşanma sebebi oluşturmaz.

Ancak fiilî ayrılık sırasında tarafların evlilik bağının tamamen kopması, ortak yaşamın yeniden kurulmasının mümkün olmaması ve evliliğin sadece resmî olarak devam ediyor olması hâlinde bu durum evlilik birliğinin temelinden sarıldığını gösteren önemli bir olgu olabilir.

Mahkeme fiilî ayrılığın neden başladığını, tarafların yeniden bir araya gelme girişimlerinin bulunup bulunmadığını ve ayrılığın evliliğe etkisini birlikte değerlendirir.

Ailelerin Evliliğe Sürekli Müdahale Etmesi Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Eşlerin aileleriyle görüşmeleri doğal kabul edilir. Ancak aile büyüklerinin evliliğe sürekli müdahale etmesi ve eşlerden birinin buna izin vermesi, evlilik birliğini olumsuz etkileyebilir.

Örneğin;

  • Sürekli aile büyüklerinin yanında yaşanması,
  • Eşin ailesinin kararları belirlemesi,
  • Eşin ailesinin hakaretlerine sessiz kalınması,
  • Eşin ailesinin evlilik hayatına sürekli müdahale etmesi,
  • Diğer eşin ailesiyle görüşmesinin engellenmesi,

gibi durumlar diğer olaylarla birlikte değerlendirildiğinde boşanma sebebi oluşturabilir.

Burada önemli olan aile müdahalesinin evlilik düzenini bozacak seviyeye ulaşmış olmasıdır.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasını Kim Açabilir?

Türk Medeni Kanunu uyarınca eşlerden her biri bu davayı açabilir.

Kadın veya erkek olmasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan, ortak yaşamın devamının artık kendisinden beklenemeyecek duruma geldiğini ileri sürmesi ve bunu ispatlayabilmesidir.

Dava açılırken davacı taraf;

  • Boşanma talebini,
  • Boşanmaya neden olan olayları,
  • Delillerini,
  • Varsa tazminat taleplerini,
  • Nafaka taleplerini,
  • Velayet taleplerini,
  • Diğer hukuki isteklerini,

aynı dava dilekçesi içerisinde ileri sürebilir.

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Süreç Nasıl İşler?

Dava görevli ve yetkili aile mahkemesinde açılır.

Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden sonra cevap dilekçesi sunulur. Ardından cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri verilerek dilekçeler aşaması tamamlanır.

Mahkeme daha sonra ön inceleme duruşması yapar.

Ön inceleme tamamlandıktan sonra tahkikat aşamasına geçilir.

Bu süreçte;

  • Tanıklar dinlenir,
  • Belgeler toplanır,
  • Resmî kurumlardan bilgi istenir,
  • Gerekirse bilirkişi veya uzman raporu alınır,
  • Taraflar dinlenir.

Tahkikat tamamlandıktan sonra sözlü yargılama yapılır ve mahkeme kararını açıklar.

Kararın kesinleşmesiyle birlikte boşanmanın hukuki sonuçları doğmaya başlar.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Görevli Mahkeme Hangisidir?

Bu davalarda görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmaktadır.

Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bunu kendiliğinden dikkate alır.

Yetkili Mahkeme Neresidir?

Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre boşanma davası;

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde,
  • Eşlerin davadan önce son altı ay birlikte oturdukları yer mahkemesinde,

açılabilir.

Yetki kuralları davanın başında önem taşımaktadır. Yanlış yerde açılan davalarda yetki itirazı gündeme gelebilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi gerekir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Boşanma davalarının kesin bir süresi bulunmamaktadır.

Davanın süresi;

  • Mahkemenin iş yoğunluğuna,
  • Tarafların iddia ve savunmalarına,
  • Tanık sayısına,
  • Toplanacak delillere,
  • Bilirkişi veya uzman raporu gerekip gerekmediğine,
  • İstinaf ve temyiz süreçlerine,

göre değişebilir.

Çekişmeli boşanma davaları, anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun sürmektedir.

Tarafların çok sayıda talepte bulunması veya yoğun delil toplanması gereken dosyalarda yargılama süresi uzayabilir.

Bu Dava Açılırken Hangi Haklar Birlikte Talep Edilebilir?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle açılan boşanma davasında yalnızca boşanma talep edilmez.

Şartları oluşmuşsa aynı dava içerisinde;

  • Maddi tazminat,
  • Manevi tazminat,
  • Tedbir nafakası,
  • Yoksulluk nafakası,
  • İştirak nafakası,
  • Çocukların velayeti,
  • Kişisel ilişki kurulması,
  • Ortak konutun kullanımına ilişkin talepler,
  • Yargılama giderleri,
  • Vekâlet ücreti,

gibi talepler de ileri sürülebilir.

Boşanma davası tamamlandıktan sonra mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar ise çoğu zaman ayrıca açılmaktadır. Bu nedenle dava açılmadan önce hangi taleplerin aynı dosyada ileri sürülebileceğinin değerlendirilmesi hak kayıplarının önlenmesi bakımından önem taşır.

Maddi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davasında maddi tazminat talep edilebilir.

Türk Medeni Kanunu’na göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteyebilir.

Maddi tazminat, boşanma nedeniyle uğranılan ekonomik kayıpların karşılanmasına yöneliktir.

Mahkeme maddi tazminat talebini değerlendirirken;

  • Tarafların kusur durumunu,
  • Evlilik süresini,
  • Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını,
  • Boşanma nedeniyle zedelenen mevcut menfaatleri,
  • Boşanma nedeniyle zedelenen beklenen menfaatleri,
  • Tarafların gelir durumunu,
  • Talep edilen miktarın hakkaniyete uygun olup olmadığını

birlikte değerlendirir.

Maddi tazminat talep eden tarafın, boşanmaya neden olan olaylarda diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Boşanmaya neden olan olaylar kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyorsa manevi tazminat talep edilebilir.

Manevi tazminat, boşanma nedeniyle duyulan üzüntünün değil, kişilik haklarına yönelik saldırının karşılığıdır.

Örneğin;

  • Hakaret,
  • Aşağılama,
  • Şiddet,
  • Tehdit,
  • Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış,
  • Onur kırıcı sözler,
  • Toplum içinde küçük düşürme,
  • Sistematik psikolojik baskı,

manevi tazminat talebine dayanak yapılabilir.

Mahkeme manevi tazminata karar verirken olayların ağırlığını, tarafların kusur durumunu, ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesini dikkate alır.

Manevi tazminatın amacı zenginleşme sağlamak değildir. Ancak kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın uğradığı manevi zarar için uygun bir karşılık oluşturması gerekir.

Tedbir Nafakası Nedir?

Tedbir nafakası, boşanma davası devam ederken eşin veya çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen geçici nafakadır.

Boşanma davası açıldığında mahkeme, tarafların ekonomik durumunu ve çocukların ihtiyaçlarını değerlendirerek dava süresince geçerli olmak üzere tedbir nafakasına karar verebilir.

Tedbir nafakası için tarafların kesin olarak boşanmasına gerek yoktur. Dava devam ettiği sürece tarafların ve çocukların korunması amaçlanır.

Tedbir nafakası;

  • Eş lehine,
  • Çocuk lehine,
  • Hem eş hem çocuk lehine

hükmedilebilir.

Mahkeme tedbir nafakasını belirlerken tarafların gelir durumunu, yaşam koşullarını, çocukların yaşını, eğitim giderlerini, sağlık giderlerini ve temel ihtiyaçlarını dikkate alır.

Yoksulluk Nafakası Talep Edilebilir mi?

Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, diğer taraftan yoksulluk nafakası isteyebilir.

Yoksulluk nafakası talep eden tarafın boşanmaya neden olan olaylarda diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir.

Mahkeme yoksulluk nafakası talebini değerlendirirken;

  • Talepte bulunan tarafın gelirini,
  • Çalışma imkânını,
  • Yaşını,
  • Sağlık durumunu,
  • Eğitim durumunu,
  • Tarafların ekonomik ve sosyal durumunu,
  • Boşanma sonrası yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini

inceler.

Yoksulluk nafakası otomatik olarak verilmez. Talep edilmesi ve şartlarının oluşması gerekir.

İştirak Nafakası Nedir?

İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve gelişim giderlerine katılması için ödemesi gereken nafakadır.

Çocukların üstün yararı gereği anne ve baba, boşanmış olsalar bile çocukların giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadır.

İştirak nafakası belirlenirken;

  • Çocuğun yaşı,
  • Eğitim durumu,
  • Sağlık giderleri,
  • Sosyal ihtiyaçları,
  • Tarafların gelir durumu,
  • Ekonomik koşullar,
  • Çocuğun önceki yaşam standardı

dikkate alınır.

İştirak nafakası kamu düzeniyle bağlantılıdır. Bu nedenle çocuk lehine yapılan değerlendirmede yalnızca tarafların talepleri değil, çocuğun üstün yararı da esas alınır.

Velayet Nasıl Belirlenir?

Boşanma davasında müşterek çocuk varsa mahkeme velayet konusunda da karar verir.

Velayet belirlenirken anne veya babanın isteği tek başına yeterli değildir. Mahkeme çocuğun üstün yararını esas alır.

Çocuğun üstün yararı değerlendirilirken;

  • Çocuğun yaşı,
  • Eğitim durumu,
  • Sağlık durumu,
  • Anne ve babayla ilişkisi,
  • Bakım koşulları,
  • Yaşam düzeni,
  • Kardeşleriyle ilişkisi,
  • Sosyal çevresi,
  • Uzman raporları,
  • Çocuğun görüşü

dikkate alınır.

Mahkeme gerekli gördüğünde pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacıdan sosyal inceleme raporu alabilir.

Velayet kararı kesinleşmiş olsa bile daha sonra şartların değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.

Kişisel İlişki Kurulması Nedir?

Velayeti kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilir.

Kişisel ilişki, çocuğun anne veya babasıyla bağını sürdürmesini sağlar. Ancak kişisel ilişki düzenlenirken de çocuğun üstün yararı esas alınır.

Mahkeme kişisel ilişkiyi belirlerken;

  • Çocuğun yaşını,
  • Eğitim takvimini,
  • Sağlık durumunu,
  • Anne ve babanın yaşadığı yerleri,
  • Çocuğun alışkanlıklarını,
  • Taraflar arasındaki iletişim düzeyini

dikkate alır.

Kişisel ilişki yatılı veya yatısız şekilde düzenlenebilir. Bayramlar, sömestir tatili, yaz tatili ve özel günler için ayrıca hüküm kurulabilir.

Mal Rejimi Talepleri Bu Davada Görülür mü?

Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.

Boşanma davasında tarafların boşanıp boşanmayacağı, kusur durumu, tazminat, nafaka, velayet ve kişisel ilişki gibi konular değerlendirilir.

Mal rejiminin tasfiyesi ise edinilmiş mallara katılma rejimi, katkı payı, katılma alacağı, değer artış payı ve benzeri taleplerle ilgilidir.

Uygulamada mal rejimi davası boşanma davasından ayrı açılır. Mahkeme çoğu zaman mal rejimi davasında boşanma kararının kesinleşmesini bekletici mesele yapar.

Bu nedenle boşanma davası açılırken mal rejiminden kaynaklanan haklar ayrıca değerlendirilmelidir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Karşı Dava Açılabilir mi?

Davalı eş, yalnızca cevap dilekçesi vermekle yetinmeyip karşı dava da açabilir.

Karşı dava ile davalı taraf da boşanma, tazminat, nafaka, velayet ve diğer taleplerini ileri sürebilir.

Karşı dava süresinde açılmalıdır. Süresinde açılmayan karşı dava usul yönünden sorunlara neden olabilir.

Karşı dava açılması hâlinde mahkeme hem asıl davayı hem karşı davayı birlikte değerlendirir.

Bu durumda tarafların her ikisi de birbirinin kusurlu olduğunu ileri sürebilir. Mahkeme tüm iddia, savunma ve delilleri birlikte inceleyerek kusur durumunu belirler.

Davalı Boşanmak İstemezse Ne Olur?

Davalının boşanmak istememesi tek başına davanın reddedileceği anlamına gelmez.

Mahkeme, davalının boşanmaya karşı çıkmasının samimi olup olmadığını, evliliğin fiilen devam edip etmediğini ve ortak hayatın yeniden kurulmasının mümkün olup olmadığını değerlendirir.

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca davacının kusuru daha ağır ise davalının itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Bu nedenle davalının “boşanmak istemiyorum” demesi tek başına yeterli değildir. Mahkeme olayların bütününü değerlendirir.

Davacı Daha Ağır Kusurluysa Dava Reddedilir mi?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle açılan boşanma davasında davacının kusur durumu önemlidir.

Davacı tamamen kusurlu veya davalıdan daha ağır kusurlu ise davalının davaya itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

Ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmaması gerekir.

Eğer evlilik birliği fiilen sona ermişse, tarafların yeniden bir araya gelmesi mümkün görünmüyorsa ve davalının boşanmaya karşı çıkması yalnızca davacıyı cezalandırma amacı taşıyorsa mahkeme boşanmaya karar verebilir.

Yine de her dosyada kusur, deliller ve evliliğin geldiği aşama ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Boşanma Davasında Geçici Önlemler Alınabilir mi?

Boşanma davası devam ederken tarafların ve çocukların haklarının korunması amacıyla mahkeme çeşitli geçici önlemler alabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hakim, dava süresince gerekli gördüğü bütün geçici tedbirleri kendiliğinden veya talep üzerine değerlendirebilir.

Bu kapsamda;

  • Tedbir nafakası,
  • Çocukların geçici velayeti,
  • Çocukla kişisel ilişki kurulması,
  • Ortak konutun kullanımının düzenlenmesi,
  • Eşya kullanımına ilişkin tedbirler,
  • Çocukların eğitim ve sağlık giderlerine ilişkin kararlar,

verilebilir.

Ayrıca olayın niteliğine göre 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararları da alınabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davası Reddedilirse Ne Olur?

Mahkeme, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kanaatine ulaşmazsa davanın reddine karar verebilir.

Davanın reddedilmesi hâlinde evlilik hukuken devam eder.

Ancak ret kararı kesinleştikten sonra tarafların ortak hayatı yeniden kurulamamış ve üç yıl boyunca fiilen bir araya gelmemiş olmaları hâlinde, Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesi kapsamında yeni bir boşanma davası açılması mümkündür. Bu durumda kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi hâlinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilir.

Ret kararı verilmesi ayrıca tarafların yeni olaylara dayanarak yeniden boşanma davası açmasına da engel değildir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında İstinaf ve Temyiz Süreci Nasıl İşler?

İlk derece mahkemesinin verdiği karar kesin değildir.

Kanunda öngörülen süre içerisinde taraflar, kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorlarsa Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvurusunda bulunabilirler.

İstinaf incelemesinde;

  • Delillerin değerlendirilmesi,
  • Kusur belirlemesi,
  • Nafaka miktarı,
  • Tazminat miktarı,
  • Velayet,
  • Kişisel ilişki,
  • Usul kurallarına uygunluk,

yeniden incelenebilir.

Kanuni şartların bulunması hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararları hakkında Yargıtay incelemesi de gündeme gelebilir.

Karar kesinleşmeden boşanmanın birçok hukuki sonucu doğmaz. Bu nedenle istinaf ve temyiz süreçleri özellikle mal rejimi tasfiyesi ve nüfus kayıtlarının güncellenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süre Var mıdır?

Bu boşanma sebebi bakımından kanunda özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Örneğin zina veya hayata kast gibi bazı özel boşanma sebeplerinde belirli süreler bulunmasına rağmen, evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle açılan davalarda böyle bir süre sınırlaması yoktur.

Ancak olayların çok eski olması, tarafların uzun süre birlikte yaşamaya devam etmesi veya affetme niteliğinde davranışların bulunması mahkemenin değerlendirmesini etkileyebilir.

Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için dava açılmadan önce somut olayın hukuki olarak değerlendirilmesi önemlidir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?

Türk hukukunda boşanma davası açabilmek için avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Taraflar davalarını kendileri de takip edebilir.

Bununla birlikte çekişmeli boşanma davaları;

  • Kusur değerlendirmesi,
  • Delillerin sunulması,
  • Sürelere uyulması,
  • Tanıkların hazırlanması,
  • Nafaka talepleri,
  • Tazminat hesaplamaları,
  • Velayet uyuşmazlıkları,
  • İstinaf süreçleri,

bakımından teknik bilgi gerektiren davalardır.

Yanlış veya eksik hazırlanan dava dilekçeleri, süresinde sunulmayan deliller ya da usule uygun yapılmayan işlemler telafisi güç hak kayıplarına neden olabilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce hukuki durumun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi çoğu zaman önem taşımaktadır.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Boşanma davalarında yapılan bazı hatalar davanın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Deliller toplanmadan dava açılması,
  • Hukuka aykırı yollarla delil elde edilmesi,
  • Tanıkların olayları bilmemesine rağmen tanık gösterilmesi,
  • Kusur durumunun yanlış değerlendirilmesi,
  • Tazminat ve nafaka taleplerinin eksik ileri sürülmesi,
  • Velayet konusunda yalnızca ebeveynlerin isteklerine odaklanılması,
  • Dava sürecinde yeni kusurlu davranışların devam etmesi,
  • Mahkemenin verdiği ara kararların yerine getirilmemesi,
  • İstinaf sürelerinin kaçırılması.

Her boşanma dosyası kendi olaylarına göre değerlendirilmektedir. Bu nedenle başka bir dosyada doğru olan hukuki yaklaşım, farklı bir olayda aynı sonucu doğurmayabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Mahkeme Hangi Kriterleri Değerlendirir?

Mahkeme yalnızca tarafların birbirlerini suçlamalarına göre karar vermez.

Hakim karar verirken;

  • Tarafların iddia ve savunmalarını,
  • Sunulan delilleri,
  • Tanık anlatımlarını,
  • Resmî kurum kayıtlarını,
  • Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını,
  • Kusur durumunu,
  • Çocukların üstün yararını,
  • Ortak hayatın yeniden kurulmasının mümkün olup olmadığını,

bir bütün olarak değerlendirir.

Boşanma davalarında amaç yalnızca geçmişte yaşanan olayları incelemek değildir. Aynı zamanda evlilik birliğinin gelecekte devam edip edemeyeceği de değerlendirilmektedir.

Mevzuat Dayanağı

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davasının temel hukuki dayanağını Türk Medeni Kanunu oluşturmaktadır.

Özellikle aşağıdaki hükümler uygulamada önem taşımaktadır:

  • Türk Medeni Kanunu m. 166: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma.
  • Türk Medeni Kanunu m. 169: Dava süresince alınabilecek geçici önlemler.
  • Türk Medeni Kanunu m. 174: Maddi ve manevi tazminat.
  • Türk Medeni Kanunu m. 175: Yoksulluk nafakası.
  • Türk Medeni Kanunu m. 182: Velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası.
  • Türk Medeni Kanunu m. 185: Evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülükler.
  • Türk Medeni Kanunu m. 186: Birliğin birlikte yönetilmesi ve ortak yaşam yükümlülüğü.

Boşanma davalarında yalnızca bu maddeler uygulanmaz. Somut olayın özelliğine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6284 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri de değerlendirilmektedir.

Yargıtay Görüşü

Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için taraflar arasındaki ortak yaşamın objektif olarak sürdürülemez hâle gelmiş olması gerekir.

Yargıtay kararlarında özellikle şu ilkeler öne çıkmaktadır:

  • Her evlilikte yaşanabilecek olağan tartışmalar tek başına boşanma sebebi oluşturmaz.
  • Taraflar arasındaki güven ilişkisinin ciddi şekilde zedelenmesi evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını gösterebilir.
  • Kusur değerlendirmesi yapılırken tek bir olay değil, evlilik sürecinin tamamı birlikte incelenir.
  • Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, ağır hakaretler ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar boşanmaya neden olabilecek ağır kusurlu davranışlar arasında yer alabilir.
  • Çocukların üstün yararı velayet ve kişisel ilişki konusunda her zaman önceliklidir.
  • Deliller birlikte değerlendirilir; tek bir delile dayanılarak hüküm kurulması yerine dosyanın bütünü dikkate alınır.
  • Davalının boşanmaya itiraz etmesi her durumda davanın reddini gerektirmez. İtirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evlilik birliğinin fiilen sona ermiş bulunması hâlinde boşanmaya karar verilebilir.

Yargıtay uygulamaları, her boşanma davasının kendi somut olayına göre değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu nedenle benzer olaylar bulunsa bile her dosyada deliller, kusur durumu ve tarafların evlilik süreci ayrı ayrı incelenerek karar verilmektedir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması ile Şiddetli Geçimsizlik Aynı Şey midir?

Uygulamada evlilik birliğinin temelinden sarılması kavramı çoğu zaman “şiddetli geçimsizlik” olarak ifade edilmektedir. Ancak kanundaki teknik ifade evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Şiddetli geçimsizlik ise halk arasında daha yaygın kullanılan bir anlatımdır.

Bu nedenle dava dilekçesinde yalnızca tarafların geçinemediğinin belirtilmesi yeterli değildir. Geçimsizliğe neden olan somut olayların, tarafların kusurlu davranışlarının ve ortak hayatı neden sürdürülemez hâle getirdiğinin açıklanması gerekir.

Mahkeme, “geçinemiyoruz” şeklindeki genel anlatımla yetinmez. Hakaret, şiddet, güven sarsıcı davranış, ilgisizlik, ekonomik baskı, sadakat yükümlülüğüne aykırılık veya aile müdahalesi gibi olayların delillerle desteklenmesini bekler.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davasında Affetme Ne Anlama Gelir?

Boşanma davalarında affetme, kusurlu davranışı öğrenen eşin buna rağmen evlilik birliğini sürdürme iradesi göstermesi anlamına gelebilir. Affedilen olaylar kural olarak daha sonra boşanma davasında kusur sebebi olarak ileri sürülemez.

Ancak affetme her olayda kolayca kabul edilmez. Mahkeme, tarafların olaydan sonra birlikte yaşamaya devam edip etmediğini, davranışların tekrarlanıp tekrarlanmadığını, evlilik ilişkisinin gerçekten normale dönüp dönmediğini ve tarafların iradesini birlikte değerlendirir.

Özellikle sistematik şiddet, sürekli hakaret, ekonomik baskı veya güven sarsıcı davranışların devam ettiği durumlarda, geçmişteki bazı olaylardan sonra ortak yaşamın kısa süre devam etmiş olması tek başına kesin affetme anlamına gelmeyebilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Davasında İspat Yükü Kimdedir?

Boşanma davasında iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Davacı taraf boşanmaya neden olan olayları ispatlamalıdır. Davalı taraf da karşı iddialarını, kusur savunmalarını veya karşı dava taleplerini delillerle desteklemelidir.

Mahkeme, yalnızca tarafların beyanlarına göre karar vermez. İddia edilen olayların tanık, belge, mesaj, resmi kayıt, sosyal medya içeriği, rapor veya diğer hukuka uygun delillerle desteklenmesi gerekir.

Bu nedenle dava açılmadan önce hangi olayın hangi delille ispatlanabileceği belirlenmelidir. Soyut ve genel nitelikteki iddialar, çoğu zaman tek başına boşanma ve fer’i talepler bakımından yeterli olmaz.

Hangi Durumlarda Evlilik Birliğinin Temelinden Sarıldığı Kabul Edilir?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması, tek bir davranışla ortaya çıkabileceği gibi uzun süre devam eden olayların birikmesiyle de oluşabilir. Mahkeme, her dosyada tarafların evlilik sürecindeki davranışlarını, olayların ağırlığını, sürekliliğini ve ortak yaşama etkisini birlikte değerlendirir.

Uygulamada sürekli hakaret, fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, güven sarsıcı hareketler, eşe ilgisizlik, ailelerin evliliğe aşırı müdahalesi, kumar alışkanlığı, alkol veya madde bağımlılığı, sürekli yalan söyleme, ortak giderlere katılmama, çocukların ihtiyaçlarını ihmal etme ve tarafların fiilen ortak yaşamı sona erdirmesi evlilik birliğinin temelinden sarıldığını gösterebilecek olaylar arasında yer alır.

Ancak bu davranışların her dosyada aynı sonucu doğuracağı söylenemez. Mahkeme, olayların ispatlanıp ispatlanmadığını, davranışların evliliğe etkisini ve tarafların kusur durumunu ayrıca inceler. Bu nedenle evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davasında somut olay anlatımı ve delil bağlantısı büyük önem taşır.

Hangi Davranışlar Tek Başına Boşanma Sebebi Sayılmayabilir?

Her anlaşmazlık boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Eşler arasında zaman zaman yaşanan tartışmalar, geçici küslükler, günlük hayatın olağan fikir ayrılıkları veya tek başına küçük geçimsizlikler mahkeme tarafından evlilik birliğinin temelinden sarılması için yeterli görülmeyebilir.

Örneğin tek bir tartışma, kısa süreli iletişimsizlik, tarafların farklı konularda düşünmesi, ev işlerinin paylaşımı konusunda yaşanan geçici anlaşmazlıklar veya aile içinde çözülebilecek nitelikteki olağan sorunlar tek başına boşanma kararı için yeterli olmayabilir.

Burada belirleyici olan, davranışların ortak hayatı çekilmez hâle getirip getirmediğidir. Aynı olay, bazı dosyalarda evlilik birliğini temelinden sarsan bir unsur sayılabilirken, başka bir dosyada yeterli ağırlıkta görülmeyebilir. Bu nedenle mahkeme olayları soyut şekilde değil, evlilik ilişkisinin bütünü içinde değerlendirir.

Boşanma Davası Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmelidir?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası açmadan önce olayların ve delillerin dikkatli şekilde değerlendirilmesi gerekir. Dava dilekçesinde yalnızca genel ifadeler kullanılması, ilerleyen aşamalarda ispat sorunu doğurabilir.

Dava açmadan önce mesaj kayıtları, fotoğraflar, resmi belgeler, hastane kayıtları, kolluk tutanakları, banka hareketleri, sosyal medya içerikleri ve diğer deliller korunmalıdır. Tanık olarak gösterilecek kişilerin hangi olaya gerçekten bilgi sahibi olduğu belirlenmelidir. Olayları bilmeyen veya yalnızca duyuma dayalı anlatım yapabilecek kişilerin tanık gösterilmesi davaya beklenen katkıyı sağlamayabilir.

Ayrıca hukuka aykırı delil elde edilmemelidir. Şifre kırma, gizlice hesaplara erişme, izinsiz kayıt alma veya özel hayatın gizliliğini ihlal edebilecek yöntemler hem delilin değerlendirilmemesine hem de ayrıca hukuki sorumluluğa neden olabilir.

Çocukların dava sürecinin tarafı gibi kullanılmaması da önemlidir. Velayet uyuşmazlıklarında temel ölçüt anne veya babanın iddiası değil, çocuğun üstün yararıdır.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Davasında En Çok Kullanılan Deliller

Bu dava türünde en sık kullanılan deliller tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, fotoğraflar, videolar, hastane raporları, kolluk tutanakları, savcılık dosyaları, ceza mahkemesi dosyaları, banka kayıtları, kredi kartı hareketleri, otel kayıtları, HTS kayıtları ve resmi kurum yazışmalarıdır.

Tanık beyanları özellikle hakaret, şiddet, ilgisizlik, aile müdahalesi, fiili ayrılık ve tarafların evlilik içindeki davranışlarının ispatında önemlidir. WhatsApp ve SMS kayıtları hakaret, tehdit, sadakat yükümlülüğüne aykırılık ve güven sarsıcı davranışlar bakımından kullanılabilir. Hastane raporları ve kolluk tutanakları fiziksel şiddet iddialarında güçlü delil niteliği taşıyabilir. Banka kayıtları ise ekonomik şiddet, ortak giderlere katılmama veya aile yükümlülüklerinin ihlali gibi konularda önem kazanabilir.

Mahkeme delilleri tek tek değil, dosyanın bütünü içinde değerlendirir. Bu nedenle her iddianın hangi delille desteklendiğinin dava başında açık şekilde planlanması gerekir.

Sık Yapılan Yanlış İnanışlar

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davasında uygulamada birçok yanlış inanış bulunmaktadır. Bunlardan biri, uzun süre ayrı yaşamanın otomatik olarak boşanma sağlayacağı düşüncesidir. Ayrı yaşama önemli bir olgu olabilir; ancak tek başına her durumda boşanma kararı verilmesini sağlamaz.

Bir diğer yanlış inanış, boşanmak istemeyen eşin davayı mutlaka engelleyebileceğidir. Davalı eş boşanmaya itiraz edebilir; fakat mahkeme ortak hayatın sürdürülemez hâle geldiği kanaatine ulaşırsa ve kanuni şartlar oluşmuşsa boşanmaya karar verebilir.

Kadının her durumda nafaka alacağı veya erkeğin hiçbir şekilde velayet alamayacağı düşüncesi de doğru değildir. Nafaka, tarafların ekonomik durumu ve kusur durumu dikkate alınarak değerlendirilir. Velayette ise anne veya babanın cinsiyeti değil, çocuğun üstün yararı esas alınır.

Ayrıca her aldatma iddiası zina olarak kabul edilmez. Zina özel boşanma sebebidir ve ispat koşulları daha farklıdır. Buna karşılık zina ispatlanamasa bile güven sarsıcı davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarılması kapsamında değerlendirilebilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Davasının Kısaca Değerlendirilmesi

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası, taraflar arasındaki ortak hayatın sürdürülemez hâle geldiği durumlarda başvurulan genel boşanma davasıdır. Bu dava türünde mahkeme tek bir olaya değil, evlilik sürecinin bütününe bakar.

Hakaret, şiddet, ekonomik baskı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, güven sarsıcı hareketler, aile müdahalesi, ilgisizlik ve fiili ayrılık gibi olaylar birlikte değerlendirilerek boşanma kararı verilebilir. Ancak her iddianın hukuka uygun delillerle desteklenmesi gerekir.

Bu nedenle dava açılmadan önce olayların kronolojisi, deliller, tanıklar, nafaka, tazminat, velayet ve diğer talepler birlikte değerlendirilmelidir. Doğru hazırlanmayan boşanma davaları, haklı olunan konularda dahi ispat sorunlarına ve hak kayıplarına neden olabilir.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarılması Sebebiyle Boşanma Davası ile Anlaşmalı Boşanma Arasındaki Fark Nedir?

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası ile anlaşmalı boşanma davası, boşanma sonucunu doğursa da hukuki şartları ve yargılama usulleri bakımından önemli farklılıklar içerir.

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası çekişmeli bir dava türüdür. Taraflar boşanma konusunda veya boşanmanın sonuçları hakkında anlaşamamaktadır. Bu nedenle mahkeme, tarafların iddialarını, savunmalarını, delillerini ve tanık beyanlarını değerlendirerek karar verir. Kusur durumu araştırılır; gerektiğinde tanıklar dinlenir, resmi kurumlardan bilgi ve belge toplanır, uzman raporları alınabilir. Maddi tazminat, manevi tazminat, nafaka ve velayet gibi konular da mahkeme tarafından somut olayın özelliklerine göre karara bağlanır.

Anlaşmalı boşanmada ise taraflar boşanma iradesi ile boşanmanın mali sonuçları ve çocuklara ilişkin tüm hususlarda uzlaşmış durumdadır. Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi ve tarafların hazırladığı anlaşmalı boşanma protokolünün mahkeme tarafından uygun bulunması hâlinde, kusur araştırması yapılmaksızın boşanmaya karar verilebilir.

İki dava türü arasındaki en önemli farklardan biri de delil ve ispat sürecidir. Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle açılan boşanma davasında iddia edilen olayların hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekirken, anlaşmalı boşanmada tarafların anlaşması esas olduğundan bu yönde kapsamlı bir delil incelemesi yapılmaz.

Hangi boşanma yolunun tercih edilmesi gerektiği ise her somut olayın özelliklerine göre değişmektedir. Taraflar boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda uzlaşabiliyorsa anlaşmalı boşanma daha kısa sürede sonuçlanabilir. Buna karşılık taraflar arasında kusur, velayet, nafaka, tazminat veya malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklar bulunuyorsa, evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle çekişmeli boşanma davası gündeme gelebilir. Bu nedenle dava açılmadan önce hukuki durumun kapsamlı şekilde değerlendirilmesi, izlenecek yolun doğru belirlenmesi açısından önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası, eşler arasındaki ortak hayatın devamının taraflardan beklenemeyecek ölçüde bozulduğu durumlarda açılan çekişmeli boşanma davasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen bu dava, uygulamada en sık başvurulan boşanma sebeplerinden biridir.

Evlilik birliğinin devamının kendisinden beklenemeyecek hâle geldiğini düşünen eşlerden her biri bu davayı açabilir. Kadın veya erkek olmasının hukuken bir önemi bulunmamaktadır.

Evet. Halk arasında “şiddetli geçimsizlik” olarak bilinen boşanma sebebi, hukuki olarak evlilik birliğinin temelinden sarılması olarak adlandırılmaktadır.

Evet. Mahkeme, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur durumunu değerlendirir. Kusur değerlendirmesi özellikle maddi tazminat, manevi tazminat ve nafaka talepleri bakımından önem taşır.

Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, sürekli hakaret, güven sarsıcı davranışlar, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareketler, ilgisizlik, aile müdahalesi, kumar alışkanlığı ve benzeri davranışlar somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.

Hayır. Tek başına yaşanan basit bir tartışma her zaman boşanma sebebi sayılmaz. Mahkeme olayların ağırlığını, sürekliliğini ve ortak yaşama etkisini birlikte değerlendirir.

Tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, fotoğraflar, videolar, hastane raporları, resmi belgeler, banka kayıtları ve hukuka uygun elde edilmiş diğer deliller mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şartıyla WhatsApp mesajları ve diğer elektronik yazışmalar boşanma davasında delil olarak kullanılabilir.

Evet. Tanık beyanları özellikle hakaret, şiddet, ilgisizlik ve evlilik sürecinde yaşanan olayların ispatında önemli deliller arasında yer almaktadır.

Evet. Eşin aile giderlerine bilinçli olarak katılmaması, diğer eşi maddi baskı altında bırakması veya temel ihtiyaçları karşılamaması ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.

Evet. Boşanmaya neden olan olaylar kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyorsa, şartlarının oluşması hâlinde manevi tazminat talep edilebilir.

Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören ve diğer eşten daha ağır kusurlu olmayan taraf maddi tazminat talebinde bulunabilir.

Hayır. Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve diğer eşten daha ağır kusurlu olmayan taraf lehine, talep edilmesi hâlinde hükmedilebilir.

Mahkeme velayet konusunda anne veya babanın isteğinden ziyade çocuğun üstün yararını esas alır.

Hayır. Davalının boşanmayı istememesi tek başına davanın reddedileceği anlamına gelmez. Mahkeme ortak hayatın devam edip edemeyeceğini ve kanuni şartların oluşup oluşmadığını değerlendirir.

Davanın süresi mahkemenin iş yoğunluğuna, delillerin toplanmasına, tanık sayısına ve dosyanın özelliklerine göre değişmektedir. Bu nedenle kesin bir süre vermek mümkün değildir.

Hayır. Türk hukukunda boşanma davası açmak için avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak hak kaybı yaşanmaması açısından hukuki destek alınması faydalı olabilir.

Evet. Mahkeme, dava devam ederken eş veya çocuk lehine tedbir nafakasına karar verebilir.

Taraflar dava devam ederken boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaşmaya varırlarsa, kanundaki şartların oluşması hâlinde dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırılabilir.

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle açılan dava çekişmeli bir boşanma davasıdır ve kusur ile deliller mahkeme tarafından değerlendirilir. Anlaşmalı boşanmada ise taraflar boşanma ve tüm sonuçları üzerinde uzlaşmış olduklarından, kusur araştırması yapılmaksızın kanuni şartların oluşması hâlinde boşanmaya karar verilebilir.

Avukat Görüşü

Evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davaları, uygulamada en sık açılan boşanma davaları olmakla birlikte, en fazla hukuki değerlendirme gerektiren dava türlerinden biridir. Bu davalarda mahkeme yalnızca tarafların boşanmak istemesine değil; boşanmaya neden olan olayların gerçekten yaşanıp yaşanmadığına, bu olayların hangi delillerle ispatlandığına ve tarafların kusur durumuna göre karar verir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, dava dilekçesinde yaşanan olayların genel ifadelerle anlatılması ve bunların delillerle ilişkilendirilmemesidir. Oysa boşanma davasının sonucu kadar; velayet, nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat ve yargılama giderleri gibi haklar da çoğu zaman dosyadaki delillerin niteliğine göre şekillenmektedir.

Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce olayların kronolojik olarak değerlendirilmesi, mevcut delillerin hukuka uygun şekilde toplanması ve hangi talebin hangi hukuki gerekçeye dayandığının doğru belirlenmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşımaktadır.

Bilgilendirme Notu

Bu sayfada yer alan bilgiler, evlilik birliğinin temelinden sarılması sebebiyle boşanma davası hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her boşanma davası; tarafların evlilik süreci, kusur durumu, delilleri, çocukların durumu ve ekonomik koşulları bakımından farklı özellikler taşımaktadır. Bu nedenle benzer olaylar her dosyada aynı hukuki sonuca yol açmayabilir.

Somut olayınıza uygun hukuki değerlendirme yapılabilmesi için dosyanın tüm belgeleri ve delilleri birlikte incelenmelidir. Bu sayfadaki bilgiler hukuki danışmanlık niteliğinde olmayıp, yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır.

Son Güncelleme 09.07.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top