Sevgisizlik ve ilgisizlik sebebiyle boşanmayı anlatan, birbirinden duygusal olarak uzaklaşmış evli çiftin kurumsal temsili

Sevgisizlik ve İlgisizlik Sebebiyle Boşanma

Sevgisizlik ve ilgisizlik sebebiyle boşanma, eşlerden birinin evlilik birliğine, diğer eşe veya ortak çocuklara karşı süreklilik gösteren kayıtsız davranışlarının ortak hayatı sürdürmeyi beklenemeyecek derecede sarsması hâlinde gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu’nda “sevgisizlik” adıyla düzenlenmiş bağımsız bir boşanma sebebi yoktur. Bu tür olaylar çoğunlukla evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine dayanılarak ileri sürülür.

İçindekiler

Mahkeme bir eşin diğerini artık sevip sevmediğini soyut biçimde araştırmaz. Hukuken önemli olan, sevginin azalmasına ilişkin kişisel duygu değil, bu durumun evlilik içindeki somut söz ve davranışlara nasıl yansıdığıdır. Eşini istemediğini sürekli söylemek, hastalık veya hamilelik döneminde yalnız bırakmak, ortak çocuğun bakımından sistematik biçimde kaçınmak, iletişimi tamamen kesmek, birlik görevlerini yerine getirmemek ya da ortak yaşamı fiilen anlamsız hâle getirmek kusur değerlendirmesine konu olabilir. Bununla birlikte tek bir kırıcı söz, geçici yoğunluk, kişilik farklılığı veya eşlerin sevgi gösterme biçimlerinin uyuşmaması otomatik olarak boşanma kararı verilmesini sağlamaz.

Sevgisizlik ve ilgisizlik iddiasıyla açılan davada olayların zamanı, sıklığı, ağırlığı, evliliğe etkisi ve delillerle ispatlanıp ispatlanamadığı birlikte incelenir. Davanın boşanmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı kadar, tarafların kusur durumu da önemlidir. Çünkü kusur belirlemesi maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi talepleri etkileyebilir. Çocuk varsa velayet değerlendirmesi ise eşlerin birbirine yönelik kusurundan ayrı olarak çocuğun üstün yararına göre yapılır.

Sevgisizlik ve ilgisizlik hukuken boşanma sebebi midir?

Evet, sevgisizlik ve ilgisizlik dışa yansıyan somut davranışlarla evlilik birliğini temelinden sarsmışsa boşanma sebebi olabilir. Ancak yalnızca “eşimi artık sevmiyorum” şeklindeki içsel duygu, her olayda tek başına yeterli değildir. Mahkeme, evlilik birliğinin devamının eşlerden beklenemeyecek ölçüde zarar görüp görmediğini değerlendirir.

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi, eşlerin birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlama, çocukların bakımına ve eğitimine birlikte özen gösterme, beraber yaşama, sadık kalma ve birbirine yardımcı olma yükümlülüklerini düzenler. İlgi göstermeme iddiası çoğu zaman bu yükümlülüklerin somut olayda ihlal edildiği savına dayanır. Boşanma kararının asıl hukuki dayanağı ise genellikle aynı Kanun’un 166/1. maddesidir. Bu maddeye göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa her eş dava açabilir.

Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde üç aşamalı bir inceleme ortaya çıkar:

  • Eşin evlilikten doğan yükümlülüklere aykırı somut bir davranışı bulunmalıdır.
  • Bu davranışın geçici veya önemsiz değil, evlilik birliğini ciddi biçimde etkileyen nitelikte olması gerekir.
  • İddia edilen olaylar hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.

Sevgisizliğin hukuki değeri, duygunun varlığından çok davranışa dönüşmesiyle belirlenir. Eşlerin ilişkisinde sıcaklığın azalması, beklentilerin karşılanmaması veya romantik uyumsuzluk tek başına mahkemenin kusur yüklemesi için yeterli olmayabilir. Buna karşılık eşini sürekli aşağılayan, istemediğini tekrarlayan, yaşamın önemli anlarında yalnız bırakan ve ortak sorumluluklara katılmayan eşin davranışları bir bütün hâlinde boşanma sebebi kabul edilebilir.

Hangi davranışlar sevgisizlik veya ilgisizlik sayılabilir?

İlgisizlik tek bir davranış kalıbına indirgenemez. Eşlerin yaşam biçimi, sağlık durumu, çalışma koşulları, evliliğin süresi, çocukların ihtiyaçları ve olayların yaşandığı dönem değerlendirmeyi değiştirir. Mahkeme, tarafların iddia ettiği her vakıayı ayrı ayrı ele alır ve ardından olayların evlilik üzerindeki toplam etkisini inceler.

Eşi sevmediğini veya istemediğini sürekli söylemek

Bir tartışma sırasında söylenen ve sonrasında telafi edilen tek bir kırıcı cümle ile eşe düzenli olarak “seni sevmiyorum”, “senden sıkıldım”, “seninle zorla evlendim”, “başkasını seviyorum” veya “seni eş olarak istemiyorum” denilmesi aynı ağırlıkta değildir. Bu sözlerin süreklilik göstermesi, üçüncü kişilerin yanında tekrarlanması, aşağılama içermesi veya diğer eşi ortak yaşamdan dışlama amacı taşıması kusur değerlendirmesinde önem kazanır.

Eşin dış görünüşünü sürekli küçümsemek, onu çevresine karşı değersiz göstermek, sevgisini geri çekmeyi bir cezalandırma aracı olarak kullanmak ya da evliliği bitireceği tehdidiyle baskı kurmak da yalnızca “duygusal uyumsuzluk” olarak görülmeyebilir. Sözlerin bağlamı, kimlerin yanında söylendiği, tekrar edilip edilmediği ve diğer davranışlarla desteklenip desteklenmediği araştırılır.

Hastalık, ameliyat veya tedavi sürecinde eşle ilgilenmemek

Eşler birbirine yardımcı olmakla yükümlüdür. Bu nedenle ağır hastalık, ameliyat, kaza, psikolojik tedavi veya uzun süreli bakım ihtiyacı gibi dönemlerde makul bir neden olmaksızın tamamen kayıtsız kalmak boşanma davasında önem taşıyabilir. Hastaneye gitmemek, tedavi sürecini hiç sormamak, bakım ihtiyacını bilerek görmezden gelmek veya hasta eşi küçümseyen sözler söylemek olayın ağırlığını artırabilir.

Bununla birlikte her eşin aynı yoğunlukta bakım verme imkânı bulunmayabilir. Çalışma zorunluluğu, başka bir yakının bakım sorumluluğu, sağlık engeli veya tarafların fiilen ayrı yaşamasının haklı nedenleri değerlendirilmeden yalnızca hastanede bulunulmamasından kesin kusur sonucu çıkarılamaz. Önemli olan, eşin imkânları ölçüsünde destek verip vermediği ve kayıtsızlığın bilinçli olup olmadığıdır.

Hamilelik ve doğum döneminde yalnız bırakmak

Hamilelik, doğum ve doğum sonrası dönem, eş desteğinin özel önem taşıdığı süreçlerdir. Eşin sağlık kontrollerine, doğuma veya doğum sonrasındaki bakım düzenine makul bir neden olmaksızın hiç katılmaması; anne ve bebeğin ihtiyaçlarını görmezden gelmesi; ortak çocuğu görmeye gitmemesi veya maddi ve manevi desteği tamamen kesmesi birlik görevlerinin ihlali olarak değerlendirilebilir.

Burada da tek bir randevuya katılmama ile bütün süreç boyunca ilgisiz kalma arasında fark vardır. Ulaşım engeli, iş koşulları, sağlık sorunu veya taraflar arasındaki güvenlik riski gibi açıklamalar dosyadaki delillerle birlikte incelenir. Mahkeme, davranışı olayın bütününden koparmadan değerlendirir.

Ortak çocukların bakımına ve eğitimine kayıtsız kalmak

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi, çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine eşlerin birlikte özen göstermesini öngörür. Çocuğun sağlık sorunlarını takip etmemek, okuluyla hiç ilgilenmemek, bakım sorumluluğunu sürekli diğer eşe bırakmak, çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamaktan kaçınmak veya çocukla bilinçli biçimde ilişki kurmamak hem eşe karşı birlik görevlerinin hem de ebeveynlik sorumluluğunun değerlendirilmesinde etkili olabilir.

Ancak eşler arasındaki iş bölümü her ailede aynı değildir. Bir eşin gelir getirici işte daha uzun süre çalışması, diğer eşin günlük bakımı daha fazla üstlenmesi tek başına ilgisizlik anlamına gelmez. Sorun, makul iş bölümünden değil, ebeveynlik sorumluluğunu sistematik biçimde reddetmekten ve diğer eşi bütün yükle baş başa bırakmaktan doğar.

İletişimi bilinçli ve sürekli biçimde kesmek

Eşlerin her gün aynı yoğunlukta konuşması veya aynı sosyal ihtiyaçlara sahip olması beklenemez. Buna karşılık diğer eşi cezalandırmak amacıyla günlerce konuşmamak, önemli kararları ondan saklamak, sorularına sürekli cevap vermemek, ortak yaşamla ilgili iletişimi tamamen kesmek ya da aynı evde yabancı gibi yaşamayı kalıcı hâle getirmek duygusal ilgisizliğin görünümü olabilir.

“Sessiz muamele” olarak tanımlanan davranış, özellikle kontrol ve cezalandırma amacı taşıdığında psikolojik baskı niteliği kazanabilir. Mahkeme bakımından belirleyici olan, eşlerden birinin daha az konuşkan olması değil; iletişimsizliğin kasıtlı, uzun süreli ve ortak hayatı işlemez hâle getirecek düzeyde bulunmasıdır.

Ortak yaşamdan ve sosyal birliktelikten sürekli kaçınmak

Eve yalnızca zorunlu ihtiyaçlar için gelmek, bütün boş zamanını eşten uzak geçirmek, ortak planları devamlı reddetmek, eşi aile ve arkadaş çevresinden dışlamak, haklı neden olmaksızın ayrı odada veya ayrı konutta yaşamayı kalıcılaştırmak ilgisizlik iddiasını destekleyebilir. Fakat ayrı odada uyumak tek başına kusur değildir. Sağlık sorunu, vardiyalı çalışma, bebeğin bakım düzeni veya tarafların güvenliği gibi meşru nedenler bulunabilir.

Dijital araçların yoğun kullanımı da benzer biçimde bağlama göre değerlendirilir. Telefonla veya bilgisayarla fazla zaman geçirmek tek başına boşanma sebebi sayılmaz. Bunun ortak sorumlulukların yerine getirilmemesine, çocukların ihmaline ve eşle iletişimin kalıcı biçimde kesilmesine yol açması hâlinde hukuki önem kazanması mümkündür.

Ortak ihtiyaçlara ve evlilik sorumluluklarına katılmamak

Evin temel giderlerini imkânı olduğu hâlde karşılamamak, ortak yaşamın düzenine hiçbir katkı sunmamak, sürekli düzensiz bir yaşam sürmek, aileyi ekonomik veya sosyal bakımdan yalnız bırakmak ilgisizlikle birlikte “birlik görevlerini yerine getirmeme” olarak ileri sürülebilir. Ekonomik imkânsızlık ile sorumluluktan bilinçli biçimde kaçınmak birbirinden ayrılmalıdır. İşsiz kalan veya geliri düşen eşin ödeme yapamaması tek başına kusur sayılmamalıdır; buna karşılık çalışma imkânı varken bütün yükümlülükleri diğer eşe bırakmak farklı değerlendirilebilir.

Her ilgi eksikliği boşanma kararı verilmesi için yeterli midir?

Hayır. Boşanma hukuku, eşler arasındaki her duygusal hayal kırıklığını veya iletişim sorununu kusur saymaz. TMK m.166/1 bakımından evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenememesi gerekir. Bu nedenle davranışın ağırlığı, sürekliliği, tarafların tepkileri ve evlilik üzerindeki gerçek etkisi araştırılır.

Tek seferlik davranış ile süreklilik gösteren ihmal arasındaki fark nedir?

Tek bir yıldönümünün unutulması, bir tartışmadan sonra kısa süre konuşulmaması, yoğun iş döneminde sosyal etkinliğe katılınmaması veya eşin beklentisine uygun romantik davranılmaması çoğu dosyada tek başına yeterli olmaz. Buna karşılık aylarca iletişim kurmama, sağlık ve çocuk bakımını sürekli reddetme, ortak yaşamı bilinçli olarak terk etme ya da eşini istemediğini düzenli biçimde söyleme daha ağır bir tablo oluşturabilir.

Süreklilik her olayda mutlaka uzun yıllar anlamına gelmez. Kısa sürede gerçekleşen fakat çok ağır nitelikteki davranışlar da evlilik birliğini temelinden sarsabilir. Mahkeme mekanik bir gün veya ay hesabı yapmaz; olayın niteliğine ve evliliğe etkisine bakar.

Yoğun çalışma hayatı ilgisizlik sayılır mı?

Yoğun çalışma, vardiya, şehir dışı görevlendirme veya ekonomik zorunluluklar kendiliğinden kusur değildir. Bununla birlikte çalışma gerekçesi gerçeğe aykırıysa, eş sürekli olarak ortak yaşamdan kaçmak için işi bahane ediyorsa veya mevcut imkânlarına rağmen aileyle hiçbir iletişim kurmuyorsa değerlendirme değişebilir. İş kayıtları, seyahat belgeleri, tarafların mesajları ve tanık anlatımları bu ayrımın kurulmasına yardımcı olabilir.

Ruhsal veya fiziksel hastalık kusur değerlendirmesini etkiler mi?

Depresyon, ağır kaygı bozukluğu, kronik hastalık veya başka bir sağlık sorunu kişinin iletişim kurma ve sorumluluklarını yerine getirme kapasitesini etkileyebilir. Hastalık nedeniyle ortaya çıkan her davranış iradi ilgisizlik olarak kabul edilmez. Tedavi kayıtları, hastalığın niteliği, eşin destek sağlama biçimi ve davranışın kontrol edilip edilemediği birlikte incelenmelidir.

Akıl hastalığına dayalı boşanma TMK m.165’te ayrıca düzenlenmiştir ve kendine özgü şartlara sahiptir. Buna karşılık sevgisizlik ve ilgisizlik iddiası çoğunlukla TMK m.166/1 kapsamında kusurlu davranışlar üzerinden değerlendirilir. Somut olayda hangi hukuki sebebe dayanılacağı, sağlık durumunun niteliğine göre belirlenmelidir.

Cinsel yakınlığın azalması ilgisizlik sayılır mı?

Eşler arasındaki fiziksel ve duygusal yakınlığın sürekli ve açıklamasız biçimde reddedildiği iddiası, evliliğin bütünü içinde değerlendirilebilir. Ancak hiçbir eş cinsel birlikteliğe zorlanamaz; rıza her zaman esastır. Sağlık, doğum, travma, ilaç kullanımı, ilişki içindeki güven kaybı veya şiddet gibi nedenler araştırılmadan salt yakınlık yaşanmamasından otomatik kusur sonucu çıkarılması doğru değildir.

Mahrem yaşama ilişkin iddialar gereksiz ayrıntıya girilmeden, kişilik hakları ve özel hayat korunarak ileri sürülmelidir. Delil elde etmek amacıyla gizli kamera, casus yazılım veya izinsiz hesap erişimi gibi yöntemler kullanılması ayrıca hukuki ve cezai risk doğurabilir.

Karşılıklı ilgisizlikte mahkeme neye bakar?

Her iki eşin ortak yaşamdan uzaklaşması mümkündür. Mahkeme bu durumda yalnızca davalı eşin değil, davacı eşin davranışlarını da değerlendirir. Bir eşin uzun süre iletişimi kesmesine karşı diğer eşin de ortak konutu haklı neden olmaksızın terk etmesi veya sürekli aşağılayıcı sözler söylemesi kusur dağılımını etkileyebilir.

Boşanma kararı için her olayda bir eşin tamamen kusursuz olması gerekmez. Ancak davacının kusuru daha ağırsa davalının TMK m.166/2 kapsamında davaya itiraz etme imkânı doğabilir. İtirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunması ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmaması hâlinde yine boşanmaya karar verilebilir.

Sevgisizlik ve ilgisizlik nedeniyle boşanmanın şartları nelerdir?

Bu davalarda kanunda “ilgisizliğin şu kadar sürmesi gerekir” şeklinde özel bir süre veya kapalı bir davranış listesi yoktur. Uygulamada aşağıdaki unsurların birlikte kurulması önem taşır:

  • İddia soyut değil, yer, zaman ve oluş biçimi bakımından mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.
  • Davranış, evlilikten doğan yardım, beraber yaşama, çocuklara özen veya ortak yaşamı sürdürme yükümlülükleriyle bağlantılı olmalıdır.
  • Olayın evlilik birliğine etkisi, ortak hayatın sürdürülmesini beklenemez kılacak ağırlığa ulaşmalıdır.
  • İddia hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.
  • Davacı eşin davranışları da kusur karşılaştırmasında değerlendirilmelidir.
  • Affedilen veya en azından hoşgörüyle karşılanan olayların kusur olarak ileri sürülmesinde hukuki sorun doğabileceği dikkate alınmalıdır.

Davada yalnızca “eşim benimle ilgilenmiyor” denilmesi yeterli bir vakıa anlatımı değildir. Hangi tarihlerde ne yaşandığı, eşin nasıl davrandığı, bunun ortak yaşama etkisi ve hangi delille ispatlanacağı açıklanmalıdır. Örneğin “ameliyat olduğum hâlde hastaneye gelmedi” şeklindeki somut anlatım, genel bir ilgisizlik iddiasına göre daha denetlenebilir niteliktedir.

Sevgisizlik ve ilgisizlik boşanmada kusuru nasıl etkiler?

İlgisiz davranışın ispatlanması, o davranışı gerçekleştiren eşe kusur yüklenmesine neden olabilir. Kusur, yalnızca boşanma hükmü bakımından değil; tazminat ve yoksulluk nafakası bakımından da önem taşır. Bununla birlikte her ilgisizlik aynı ağırlıkta değildir. Hastalık döneminde tamamen yalnız bırakmak ile bir sosyal etkinliğe katılmamak eşit değerlendirilemez.

Daha ağır kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?

TMK m.166/1 uyarınca eşlerden her biri dava açabilir. Davacının daha ağır kusurlu olması dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak davalının davaya itiraz etmesi hâlinde TMK m.166/2 gündeme gelir. İtirazın kabul edilip edilmeyeceği, kusur durumu yanında hakkın kötüye kullanılması ve evliliğin devamında korunmaya değer yarar bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir.

Bu nedenle “kusurlu eş hiçbir zaman boşanamaz” veya “dava açan eş mutlaka haklı sayılır” biçimindeki iki genelleme de doğru değildir. Çekişmeli boşanma davası içinde tarafların vakıaları ve delilleri karşılaştırılır.

Affetme ve hoşgörü ilgisizlik iddiasını etkiler mi?

Eşin bir olayı açıkça affetmesi veya davranışı hoşgörüyle karşılayarak evliliği sürdürmesi, o olaya dayanılarak kusur yüklenmesini güçleştirebilir. Ancak ortak konutta yaşamaya devam etmek tek başına her olayın affedildiğini göstermez. Ekonomik zorunluluk, çocukların durumu, barınma ihtiyacı veya baskı nedeniyle birlikteliğin devam etmesi mümkündür.

Affetme iradesi mesajlar, beyanlar, tarafların olay sonrasındaki yaşamı ve ilişkinin normal biçimde sürdürülüp sürdürülmediği üzerinden değerlendirilir. Affedilen eski olaylardan sonra gerçekleşen yeni ilgisizlik vakıaları ise ayrıca ileri sürülebilir.

Sevgisizlik ve ilgisizlik nasıl ispatlanır?

İspat, bu tür davaların en önemli kısmıdır. İlgi ve sevgi doğrudan ölçülemez; mahkeme bunların dışa yansıyan belirtilerini inceler. Taraf, dayandığı her önemli vakıanın hangi delille ortaya konulacağını dava dilekçesinde veya usulüne uygun delil bildiriminde göstermelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca ispat yükü kural olarak iddia edilen vakıadan kendi lehine sonuç çıkaran tarafa aittir.

Tanık anlatımları ne zaman etkili olur?

Tanıklar; eşin hastalık veya doğum dönemindeki davranışını, ortak konuttaki yaşam düzenini, çocuğun bakımına kimin katıldığını, tarafların sosyal çevredeki tutumunu ve bizzat duydukları sözleri anlatabilir. Doğrudan görgüye dayalı, somut olay ve zaman içeren anlatımlar, yalnızca davacıdan duyulan genel ifadelerden daha güçlüdür.

“Eşiyle hiç ilgilenmezdi” şeklindeki soyut değerlendirme yerine tanığın hangi olaya şahit olduğunu anlatması gerekir. Tanığın taraflardan birinin yakını olması beyanı kendiliğinden geçersiz kılmaz; mahkeme anlatımın tutarlılığını, görgüye dayanıp dayanmadığını ve diğer delillerle uyumunu değerlendirir.

Mesajlar ve dijital yazışmalar delil olabilir mi?

WhatsApp, SMS, e-posta ve sosyal medya yazışmaları; eşin istemediğini söylediğini, iletişimi kestiğini, hastalık veya çocukla ilgili talepleri cevapsız bıraktığını ya da ortak sorumlulukları reddettiğini gösterebilir. Ekran görüntüsünün kimler arasındaki yazışmaya ait olduğu, bütünlüğü, tarih bilgisi ve elde ediliş yöntemi önemlidir.

Tek bir mesaj bağlamından koparılarak sunulmamalıdır. Yazışmanın öncesi ve sonrası, tarafların birbirine verdiği cevaplar ve mesajın gerçekliği tartışılabilir. Gerektiğinde cihaz incelemesi, operatör kaydı veya başka delillerle destekleme gündeme gelebilir; her dijital kayıt aynı ispat gücüne sahip değildir.

Fotoğraf, video ve ses kayıtları kullanılabilir mi?

Bu kayıtların değerlendirilmesinde içeriğin yanında elde ediliş biçimi de belirleyicidir. HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz. Eşin telefonuna izinsiz girmek, şifresini kırmak, özel alanlara gizli kamera yerleştirmek, casus yazılım kullanmak veya üçüncü kişiler arasındaki haberleşmeyi ele geçirmek ciddi risk taşır.

Kişinin tarafı olduğu bir konuşmayı, başka türlü ispat imkânının bulunmadığı ani gelişen bir durumda kaydetmesiyle önceden planlı ve sistematik gözetim aynı biçimde değerlendirilmeyebilir. Yine de kayıtların hukuka uygunluğu somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Delil toplama amacı, kişilik haklarını ve haberleşme gizliliğini sınırsız biçimde ihlal etme hakkı vermez.

Resmî kayıtlar ve belgeler hangi durumlarda kullanılabilir?

Hastane kayıtları, ameliyat veya doğum belgeleri, okul kayıtları, kolluk tutanakları, savcılık dosyaları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen kararlar, iş ve seyahat kayıtları, banka hareketleri ya da sosyal inceleme raporları iddianın niteliğine göre önem taşıyabilir. Örneğin hastalık döneminde ilgisizlik iddiasında tedavi tarihleri; çocuğun bakımından kaçınma iddiasında okul ve sağlık kayıtları olayın zamanını doğrulayabilir.

Bu kayıtların varlığı tek başına ilgisizliği kanıtlamayabilir. Hastane belgesi kişinin tedavi gördüğünü gösterir; diğer eşin kayıtsız kaldığını ise tanık, yazışma veya başka davranış delilleriyle ilişkilendirmek gerekebilir. Mahkeme delillerin tamamını birlikte değerlendirir.

Günlük veya kişisel notlar tek başına yeterli midir?

Kişinin kendi hazırladığı günlük, olay listesi veya notlar, kronoloji oluşturmak bakımından yararlı olabilir; ancak tek taraflı düzenlendikleri için çoğu zaman başka delillerle desteklenmeleri gerekir. Dava hazırlığında olayların tarih sırasına konulması, her olayın karşısına tanık veya belge yazılması önemli bir çalışma yöntemidir. Buna rağmen sonradan hazırlanmış bir notun resmî belge gücünde olmadığı unutulmamalıdır.

Sevgisizlik ve ilgisizlik sebebiyle boşanma davası nasıl açılır?

Taraflar boşanma ve bütün sonuçları üzerinde anlaşamıyorsa süreç genellikle çekişmeli olarak yürür. Dava, görevli ve yetkili mahkemeye sunulan dilekçeyle açılır. Dilekçede yalnızca hukuki nitelendirme değil, boşanmaya dayanak yapılan maddi vakıalar, deliller ve talepler açıkça gösterilmelidir. Uygulama adımları hakkında daha geniş bilgi için boşanma davası nasıl açılır başlıklı içerik de incelenebilir.

Görevli mahkeme hangisidir?

Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece kendiliğinden dikkate alınır.

Yetkili mahkeme nasıl belirlenir?

TMK m.168’e göre boşanma davasında eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Bu seçeneklerden hangisinin kullanılacağı tarafların güncel yerleşim yeri ve son ortak yaşam bilgilerine göre belirlenir.

Geçici olarak bulunulan yer ile hukuki yerleşim yeri aynı olmayabilir. Yetki itirazının süresi ve usulü önem taşıdığından adres kayıtları, kira sözleşmesi, iş ve aile düzeni birlikte değerlendirilmelidir.

Dava açmak için bekleme süresi var mıdır?

TMK m.166/1’e dayalı sevgisizlik ve ilgisizlik davası için evliliğin bir yıl sürmüş olması şart değildir. Bir yıllık evlilik süresi, anlaşmalı boşanma davası bakımından aranır. Çekişmeli davada olaylar evlilik birliğini temelinden sarsmışsa daha kısa süreli evlilikte de dava açılabilir.

Bu genel boşanma sebebi için zina veya hayata kast gibi bazı özel sebeplerde bulunan altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler uygulanmaz. Ancak gecikme, delillerin kaybolmasına, tanıkların olayı hatırlayamamasına veya davranışın affedildiği iddiasına yol açabilir.

Önceki boşanma davası reddedilmiş ve karar kesinleştikten sonra ortak hayat yeniden kurulamamışsa TMK m.166/4’teki ayrı yol gündeme gelebilir. Bu hükümde geçmişte üç yıl olan süre, 7532 sayılı Kanun değişikliğiyle bir yıla indirilmiştir. Anayasa Mahkemesi de 2026 tarihli norm denetiminde “bir yıl” ibaresine yönelik itirazı reddetmiştir. Bu yol, sevgisizlik vakıalarının TMK m.166/1 kapsamında doğrudan ispatlandığı davadan farklı şartlara sahiptir.

Dava dilekçesinde neler bulunmalıdır?

Dilekçede taraf ve adres bilgileri, olayların kronolojik özeti, her olayın evlilik birliğine etkisi, hukuki sebepler, deliller ve talep sonucu yer almalıdır. Velayet, nafaka, tazminat, ortak konutun kullanımı veya geçici önlem talepleri varsa açıkça yazılmalıdır.

“Eşim ilgisizdir” şeklindeki genel cümleler yerine somut vakıalar kurulmalıdır. Örneğin tedavi tarihi, doğum süreci, çocuğun okul toplantısı, ortak konuttan ayrılma veya eşin söylediği sözler mümkün olduğunca zaman ve bağlamıyla anlatılmalıdır. Her ayrıntının yazılması değil, hukuken önemli ve ispatlanabilir olayların seçilmesi gerekir.

Dilekçeler aşamasında ileri sürülmeyen vakıa ve delillerin sonradan dosyaya eklenmesi HMK’daki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı ile delil bildirme kuralları nedeniyle sorun yaratabilir. Bu sebeple dava başlangıcındaki kronoloji ve delil planı önemlidir.

Yargılama süreci nasıl ilerler?

Dava dilekçesinin tebliğinden sonra cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri aşaması tamamlanır. Ardından ön inceleme yapılır; uyuşmazlık konuları belirlenir ve usul işlemleri karara bağlanır. Tahkikat aşamasında tanıklar dinlenir, kurum kayıtları getirtilir, gerekli incelemeler yapılır. Çocuk varsa sosyal inceleme raporu alınması veya uzman görüşüne başvurulması mümkündür.

Mahkeme, tarafların ileri sürdüğü vakıalarla bağlı olmakla birlikte boşanma davalarında TMK m.184’teki özel kuralları da uygular. Hâkim, ileri sürülen olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz ve hâkim delilleri serbestçe takdir eder.

Karara karşı, şartları varsa gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Temyiz yolu ise kararın niteliği ve kanundaki parasal sınırlar dâhilinde ayrıca değerlendirilir. Boşanmanın kişisel durum üzerindeki etkisi, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle doğar.

Arabuluculuk zorunlu mudur?

Boşanma, kişilerin üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği aile hukuku statüsüne ilişkin olduğundan dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Tarafların dava öncesinde aile danışmanlığı, terapi veya uzlaşma görüşmesi yapması da boşanma davası açmanın hukuki şartı değildir.

Eşler boşanma ve feri sonuçları konusunda sonradan tam anlaşmaya varırsa, evlilik en az bir yıl sürmüş olmak kaydıyla çekişmeli dosyanın anlaşmalı boşanmaya dönüşmesi mümkün olabilir. Protokolün ve taraf iradelerinin hâkim tarafından uygun bulunması gerekir.

Harç ve dava masrafları nasıl belirlenir?

Boşanma davası açılırken başvurma ve karar harcı ile gider avansı yatırılır. Tebligat, tanık, müzekkere, uzman incelemesi ve gerektiğinde bilirkişi giderleri dosyanın kapsamına göre değişir. Güncel tutarlar her yıl yeniden belirlendiğinden sabit bir rakam vermek doğru değildir.

Dava sonunda yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti hakkında mahkeme karar verir. Kişinin kendi avukatıyla yaptığı ücret sözleşmesi ile mahkemenin karşı taraf lehine hükmedebileceği vekâlet ücreti farklı hukuki kalemlerdir.

Yargılama giderlerini karşılayamayacak kişiler, koşulları varsa Adalet Bakanlığının adli yardım bilgilendirmesinde açıklanan şekilde mahkemeden adli yardım isteyebilir veya avukat görevlendirilmesi için ilgili baronun adli yardım birimine başvurabilir. Barodan alınan avukat desteği ile mahkemenin yargılama giderlerine ilişkin adli yardım kararı aynı kapsamda değildir.

Geçici önlemler istenebilir mi?

TMK m.169 uyarınca boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunması için gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır. Ortak konutun geçici tahsisi, tedbir nafakası, geçici velayet ve çocukla kişisel ilişki bunlar arasındadır.

İlgisizlik iddiasına fiziksel, psikolojik, ekonomik veya dijital şiddet eşlik ediyorsa boşanma davasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir. Acil güvenlik riski bulunan durumda yalnızca boşanma dosyasındaki duruşma tarihinin beklenmesi gerekmeyebilir.

İlgisizlik nedeniyle boşanmada nafaka, tazminat ve velayet nasıl değerlendirilir?

Boşanmanın feri sonuçları otomatik değildir. Her talebin kanuni şartları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur ve çocukların ihtiyaçları çerçevesinde ayrı ayrı incelenir.

Yoksulluk nafakası ve tedbir nafakası istenebilir mi?

Dava sürerken eşin ve çocukların geçimi için tedbir nafakası gündeme gelebilir. Tedbir nafakasında boşanmadaki kusur tek başına belirleyici değildir; tarafların ekonomik durumu ve ihtiyaçları dikkate alınır.

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan yoksulluk nafakası isteyebilir. Tarafların geliri, çalışma gücü, malvarlığı, yaşam koşulları ve düzenli gelir imkânları incelenir. Nafaka türleri ve şartları hakkında ayrıntılı açıklama nafaka nedir ve nafaka türleri nelerdir başlıklı yazıda yer almaktadır.

Maddi ve manevi tazminat istenebilir mi?

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten uygun maddi tazminat isteyebilir. Manevi tazminat için ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkına saldırı bulunmalıdır.

İlgisizlik her dosyada manevi tazminat doğurmaz. Eşini insanların önünde aşağılamak, hastalıkla alay etmek, istemediğini küçük düşürücü biçimde açıklamak gibi davranışlar kişilik hakkı ihlali bakımından ayrıca değerlendirilebilir. Tazminatın koşulları için boşanmada maddi ve manevi tazminat hakkındaki açıklamalar incelenebilir.

Çocuğa ilgisizlik velayeti doğrudan belirler mi?

Çocuğun bakımına sürekli katılmamak, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını görmezden gelmek velayet değerlendirmesinde önemli olabilir. Ancak velayet bir eşin diğerine karşı kusurunun ödülü veya cezası değildir. Temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Mahkeme çocuğun yaşı, gelişimi, fiilî bakım düzeni, ebeveynlerle ilişkisi, okul ve sosyal çevresi, sağlık ihtiyaçları ve ebeveynlerin bakım kapasitesini değerlendirir. Gerektiğinde uzman raporu alınır ve yaşı ile olgunluğu uygunsa çocuğun görüşü de dikkate alınabilir. Velayet davası bakımından her olay çocuğun güvenliği ve istikrarı yönünden ayrıca incelenir.

Mal paylaşımı boşanma davasında karara bağlanır mı?

Sevgisizlik veya ilgisizlik, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimindeki paylaşım oranını doğrudan değiştirmez. Boşanmadaki kusur ile mal rejiminin tasfiyesi farklı hukuki konulardır. Katılma alacağı, değer artış payı ve kişisel mal iddiaları çoğunlukla ayrı dava içinde değerlendirilir.

Malvarlığının devredilmesi riski varsa somut olaya uygun ihtiyati tedbir talebi düşünülebilir. Ancak sırf eşin ilgisiz davranmış olması, diğer eşin bütün mallar üzerinde otomatik hak kazanması anlamına gelmez.

Uygulamada sık karşılaşılan özel durumlar nelerdir?

Aynı evde yaşamak boşanma davasına engel midir?

Hayır. Tarafların ekonomik nedenlerle, çocukların düzenini korumak amacıyla veya gidecek yer bulunmaması sebebiyle aynı konutta yaşamaya devam etmesi mümkündür. Aynı evde bulunmak, evlilik birliğinin mutlaka normal biçimde sürdüğü veya geçmiş olayların affedildiği anlamına gelmez.

Bununla birlikte dava açıldıktan sonra ilişkinin bütünüyle normale dönmesi, birlikte tatil yapılması, ortak yaşamın önceki biçimiyle sürdürülmesi veya açık barışma beyanları affetme ve dava hakkı bakımından tartışma yaratabilir. Her davranış kendi bağlamında değerlendirilir.

Eşin ailesine daha fazla zaman ayırması ilgisizlik midir?

Eşin anne ve babasıyla görüşmesi veya onlara destek olması doğal olarak kusur değildir. Sorun, kök ailenin evliliğe sürekli müdahalesine sessiz kalınması, eşin dışlanması, bütün kararların üçüncü kişilerle alınması ya da diğer eşin ortak yaşamda yalnız bırakılması hâlinde ortaya çıkabilir.

Tarafların kültürel ve ailevi yaşam biçimleri dikkate alınır. Mahkeme “ailesiyle sık görüşüyor” gibi soyut bir ifadeden değil, bu ilişkinin evlilik birliğine hangi somut davranışlarla zarar verdiğinden hareket eder.

Eşin ayrı şehirde çalışması boşanma sebebi olur mu?

Tayin, iş zorunluluğu veya geçim ihtiyacı nedeniyle ayrı şehirlerde yaşamak tek başına ilgisizlik değildir. Eşlerin birlikte yaşamı sürdürmek için gösterdiği çaba, görüşme sıklığı, tayin veya konut seçenekleri, çocukların durumu ve ayrılığın geçici olup olmadığı önemlidir.

Bir eş ortak yaşamı kurmak için hiçbir çaba göstermiyor, diğer eşi yanına almaktan haklı neden olmaksızın kaçınıyor ve iletişimi kesiyorsa bu davranış birlik görevlerinin ihlali olarak değerlendirilebilir.

Eşin sevgisiz olduğunu yazılı olarak kabul etmesi davayı ispatlar mı?

“Seni sevmiyorum” mesajı önemli bir delil olabilir; fakat mahkeme yalnızca bu cümleye bakmaz. Mesajın bağlamı, tartışmanın niteliği, sonrasındaki davranışlar ve ortak hayatın gerçekten sürdürülemez hâle gelip gelmediği değerlendirilir.

TMK m.184 gereğince tarafların boşanma davasındaki ikrarı hâkimi bağlamaz. Bu nedenle eşin “ilgisiz davrandım” demesi bile hâkimin diğer delilleri incelemesine engel olmaz.

İlgisiz eş sonradan davranışlarını düzeltirse dava reddedilir mi?

Davadan önce veya dava sırasında samimi bir düzelme, tarafların barışması ve ortak hayatı yeniden kurması davanın hukuki değerlendirmesini etkileyebilir. Ancak kısa süreli ve yalnızca dava sonucunu etkilemeye yönelik davranış değişikliği, geçmişteki ağır olayları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Davacı eşin affetme iradesi gösterip göstermediği, barışmanın kalıcı olup olmadığı ve dava konusu vakıaların evlilik üzerindeki etkisinin sürüp sürmediği araştırılır. İspat yetersizliği veya hukuki şartların oluşmaması durumunda boşanma davasının reddi gündeme gelebilir.

Evlilik terapisine gitmeyi reddetmek kusur mudur?

Türk hukukunda boşanma davası açmadan önce terapiye veya aile danışmanlığına gitme zorunluluğu yoktur. Bir eşin terapi teklifini kabul etmemesi de tek başına otomatik kusur sayılmaz. Ancak bu tutum, iletişimi tamamen reddetme ve evliliği sürdürmek için hiçbir çaba göstermeme şeklindeki daha geniş davranış tablosunun bir parçası olarak ileri sürülebilir.

Terapi kayıtlarının mahremiyeti ve uzmanların sır saklama yükümlülüğü gözetilmelidir. Eşlerin danışmanlık sürecindeki özel açıklamalarını izinsiz biçimde dosyaya taşımak ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Mevzuat dayanağı nedir?

Sevgisizlik ve ilgisizlik sebebiyle boşanmada başlıca dayanak TMK m.166/1’dir. Hüküm, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılan evliliklerde boşanma davası açılmasına imkân verir. İlgisizlik davranışları, bu genel sebebin somut vakıalarını oluşturur.

TMK m.185, eşlerin birliğin mutluluğunu birlikte sağlama, çocukların bakımına beraberce özen gösterme, birlikte yaşama, sadakat ve yardım yükümlülüklerini açıklar. Hastalıkta destek olmama, çocukların bakımından sürekli kaçınma veya ortak hayatı fiilen reddetme iddiaları bu yükümlülüklerle bağlantılıdır.

TMK m.166/2, davacının daha ağır kusurlu olması hâlinde davalının itirazını ve bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu istisnayı düzenler. TMK m.168 görevli mahkeme yanında yer bakımından yetkiyi; m.169 dava süresince geçici önlemleri; m.174 tazminatı; m.175 yoksulluk nafakasını; m.182 ise çocuklarla ilgili düzenlemeleri ilgilendirir.

Usul bakımından HMK’nın dilekçeler, ispat, delil bildirme, hukuka aykırı delil yasağı ve kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır. Aile mahkemelerinin kuruluş ve görevleri 4787 sayılı Kanun’da düzenlenir. Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan olaylarda 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler boşanma davasından ayrı olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay sevgisizlik ve ilgisizlik olaylarına nasıl yaklaşıyor?

Yargıtay uygulamasında yalnızca eşin zihnindeki duygu değil, evlilik birliğine yansıyan somut davranışlar esas alınır. Eşe ve eve ilgisiz davranma, birlik görevlerini yerine getirmeme, doğum ve hastalık dönemlerinde kayıtsız kalma, ortak çocukların bakımından uzak durma ve eşini istemediğini aşağılayıcı biçimde açıklama gibi eylemler dosyanın bütünü içinde kusur kabul edilebilir.

Mevcut yazıda da yer alan ve karar bilgileri doğrulanabilen Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.05.2019 tarihli, 2019/565 E. ve 2019/5585 K. sayılı kararında; erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, evine ve eşine ilgisiz davrandığı, ortak çocuğun doğumuyla ilgilenmediği ve doğumdan sonra çocuğu görmeye gitmediği kabul edilmiştir. Daire, bu olayların ortak hayatı temelinden sarsacak ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte olduğunu belirterek boşanma davasının reddini doğru bulmamıştır.

Bu karar, her doğuma katılmama veya her iletişim eksikliğinin otomatik biçimde boşanma sebebi sayılacağı anlamına gelmez. Kararda birden fazla davranışın oluşturduğu süreklilik ve birlik görevlerinin bütün olarak ihlali önemlidir. İçtihat değerlendirmesinde olayların ispatlanma biçimi, karşı tarafın kusurları, affetme veya hoşgörü ve evliliğin devamındaki gerçek durum ayrı ayrı dikkate alınır. Karar numaraları ve güncel içtihatlar Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden de araştırılabilir.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Sevgisizlik ve ilgisizlik davasında en sık yapılan hata, duygusal değerlendirmeleri somut vakıaların yerine koymaktır. Dilekçede uzun biçimde “değer görmedim” denilmesi yerine, bu sonuca yol açan davranışların tarih ve delilleriyle açıklanması gerekir. İkinci önemli hata, her kişisel kırgınlığı hukuki kusur saymak; üçüncü hata ise delil elde etmek için özel hayatı ihlal eden yöntemlere başvurmaktır.

Kusur anlatımı hazırlanırken yalnızca karşı tarafın davranışları değil, davacı eşin olaylara verdiği tepkiler de gözden geçirilmelidir. Nafaka, tazminat, velayet ve geçici önlem talepleri dava başında açık kurulmalı; mal paylaşımıyla boşanmanın feri sonuçları birbirine karıştırılmamalıdır. Avukatla temsil kanunen zorunlu olmamakla birlikte, boşanma davasında avukat şart mı sorusunun cevabı kadar dosyanın usul ve delil yönünden doğru hazırlanması da önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşin sizi sevmediğini söylemesi önemli bir vakıa olabilir; ancak mahkeme sözün bağlamını, tekrarını, diğer davranışları ve ortak hayat üzerindeki etkisini inceler. Tek bir tartışma sırasında söylenen cümle ile evlilik boyunca sürekli tekrarlanan dışlayıcı sözler aynı şekilde değerlendirilmez. Boşanma için iddianın ispatlanması ve evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi beklenemez kılacak derecede sarsıldığının kabul edilmesi gerekir.

İletişimin bilinçli, uzun süreli ve cezalandırma amacıyla kesilmesi boşanma sebebi oluşturabilecek kusurlu davranışlardan biri olabilir. Bunun geçici bir tartışma, sağlık sorunu veya kişilik özelliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı da incelenir. Tanıklar, mesajlar ve ortak yaşam düzeni iddianın somutlaştırılmasına yardımcı olabilir.

Telefon kullanımı tek başına boşanma sebebi değildir. Kullanımın eşle iletişimi tamamen kesmesi, çocukların veya evin ihmaline yol açması ve ortak hayatı ciddi biçimde etkilemesi gerekir. Mahkeme süreyi, davranışın sonuçlarını ve tarafların genel yaşam düzenini birlikte değerlendirir.

Makul bir neden olmaksızın doğum ve sonrasındaki süreçte eşini ve çocuğunu tamamen yalnız bırakmak önemli bir ilgisizlik vakıası olabilir. Ancak yalnızca doğum anında bulunmama, iş, sağlık, ulaşım veya başka zorunlu nedenlerle açıklanabiliyorsa sonuç değişebilir. Sürecin bütünü ve diğer destek davranışları incelenir.

Hastalığın ağırlığı, eşin durumu bilip bilmediği, ziyaret veya destek imkânı, tarafların fiilî yaşamı ve başka yollarla yardım sunulup sunulmadığı değerlendirilir. Bilinçli ve sürekli kayıtsızlık kusur sayılabilir; tek bir ziyaretin gerçekleşmemesi her olayda aynı sonucu doğurmaz.

Boşanma davasında ilgisizlik vakıaları ileri sürülebilir ve velayet talep edilebilir. Ancak velayet, eşlerin birbirine yönelik kusurundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Çocuğun günlük bakımı, sağlık ve eğitim ihtiyaçları, ebeveynlerle ilişkisi ve istikrarlı yaşam düzeni önem taşır.

Hayır. Manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkına saldırı bulunması gerekir. Sıradan iletişim eksikliği her zaman bu şartı karşılamaz. Aşağılama, küçük düşürme veya hastalıkla alay etme gibi ek davranışlar ve tarafların kusur durumu ayrıca değerlendirilir.

Nafaka hakkı yalnızca boşanma sebebinin adına göre belirlenmez. Tedbir nafakasında ihtiyaç ve ekonomik durum; yoksulluk nafakasında ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme, tarafların ekonomik koşulları ve talep edenin kusurunun daha ağır olmaması incelenir. Her dosyada gelir ve gider belgeleri önem taşır.

Evet. Akrabalık tanıklığa kendiliğinden engel değildir. Mahkeme tanığın olayı bizzat görüp görmediğini, anlatımın somutluğunu ve diğer delillerle uyumunu değerlendirir. Yalnızca tarafın anlattıklarını tekrar eden duyuma dayalı beyanların ispat gücü daha sınırlı olabilir.

Tarafı olduğunuz ve hukuka uygun biçimde elinizde bulunan yazışma delil olarak sunulabilir. Mesajın tamamı, tarihi, kime ait olduğu ve bağlamı önemlidir. Eşin hesabına izinsiz girerek veya şifresini kırarak elde edilen içerikler hukuka aykırı delil ve ayrıca sorumluluk riski doğurabilir.

Her gizli kayıt hukuka uygun değildir. Kaydın ani gelişen bir olayda başka türlü ispat imkânı bulunmadan mı, yoksa planlı ve sistematik biçimde mi elde edildiği önem taşır. Hukuka aykırı kayıt mahkemede dikkate alınmayabilir ve cezai sorumluluk yaratabilir. Somut olay değerlendirilmeden kayıt yöntemine başvurulmamalıdır.

Tek başına değildir. Sağlık, çalışma düzeni, bebek bakımı veya güvenlik gibi haklı nedenler bulunabilir. Ayrı oda uygulamasının eşten uzaklaşma amacı taşıması, uzun sürmesi, iletişim ve ortak yaşamın da sona ermesi hâlinde diğer delillerle birlikte önem kazanabilir.

Gerçek çalışma zorunluluğu kural olarak kusur değildir. İşin bahane edilerek ortak yaşamdan sürekli kaçınılması, imkân olduğu hâlde eş ve çocuklarla iletişim kurulmaması veya aile sorumluluklarının tamamen reddedilmesi farklı değerlendirilebilir. Çalışma kayıtları ve yaşam düzeni birlikte incelenir.

Hayır. Terapiye katılmak yasal bir zorunluluk değildir. Reddin, iletişimi tamamen kesme ve evlilik sorumluluklarını yerine getirmeme şeklindeki daha geniş olay örgüsünün parçası olup olmadığı değerlendirilebilir. Terapiye gitmemek tek başına otomatik kusur oluşturmaz.

TMK m.166/1’e dayalı genel boşanma sebebi için özel bir altı aylık veya beş yıllık hak düşürücü süre yoktur. Buna rağmen gecikme delillerin kaybolmasına veya olayların affedildiği savunmasına yol açabilir. Özel boşanma sebepleri de ileri sürülecekse onların süreleri ayrıca kontrol edilmelidir.

Evet. Çekişmeli boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmesi gerekmez. İddia edilen davranışlar evlilik birliğini temelinden sarsacak ağırlıktaysa kısa süreli evlilikte de dava açılabilir. Bir yıllık süre, anlaşmalı boşanmanın özel şartıdır.

Eşin boşanmayı kabul etmemesi tek başına davanın reddi sonucunu doğurmaz. Mahkeme vakıaların ispatlanıp ispatlanmadığını ve TMK m.166 şartlarını değerlendirir. Davacı daha ağır kusurluysa davalının itirazı ayrıca incelenebilir.

Evet. Her iki eşin kusurlu olması boşanmaya engel değildir. Mahkeme tarafların kusurlu davranışlarını karşılaştırır ve evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını değerlendirir. Kusur derecesi tazminat ve yoksulluk nafakası bakımından ayrıca önemlidir.

Taraflar ortak hayatı gerçekten yeniden kurarsa davadan feragat, takip etmeme veya anlaşmalı çözüm gibi seçenekler gündeme gelebilir. Feragatin kesin hukuki sonuçları vardır ve geçmiş olaylara yeniden dayanma imkânını etkileyebilir. İşlem yapılmadan önce dosyanın durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Kesin süre verilemez. Tebligat, tanık sayısı, kurum kayıtları, sosyal inceleme, mahkemenin iş yükü ve kanun yolları süreyi etkiler. Çekişmeli boşanma davaları anlaşmalı davalara göre genellikle daha uzun sürer; dosyanın başında delillerin doğru bildirilmesi gereksiz gecikmeleri azaltabilir.

Evet. Türk hukukunda boşanma davasında avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak vakıaların somutlaştırılması, delillerin süresinde bildirilmesi, kusur karşılaştırması ve nafaka, tazminat ile velayet taleplerinin kurulması teknik sonuçlar doğurabilir. Kişi, dosyasının kapsamına göre hukuki destek ihtiyacını değerlendirmelidir.

Kural olarak boşanmadaki kusur, edinilmiş mallara katılma rejimindeki hesabı doğrudan değiştirmez. Mal rejiminin tasfiyesi ayrı kurallara tabidir ve çoğu zaman ayrı davada görülür. Mal kaçırma riski, kişisel mal iddiası veya katkı alacağı varsa bunlar ayrıca delillendirilmelidir.

Avukat Görüşü

Sevgisizlik ve ilgisizlik dosyalarında en belirleyici konu, yaşanan duygusal kırılmayı hukuken denetlenebilir vakıalara dönüştürmektir. “Beni hiç önemsemedi” cümlesi kişinin yaşadığı tabloyu anlatabilir; fakat mahkeme açısından hangi olayın, ne zaman, nasıl gerçekleştiği ve hangi delille ispatlanacağı önemlidir. Bu nedenle dava hazırlığında olay kronolojisi oluşturulması, doğrudan bilgi sahibi tanıkların belirlenmesi ve dijital kayıtların hukuka uygunluğunun kontrol edilmesi gerekir.

Bir başka sık hata, boşanma talebiyle nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımını tek bir hukuki mesele gibi ele almaktır. Bu taleplerin koşulları farklıdır. Ayrıca karşı tarafın ilgisiz davranışları anlatılırken davacı eşin kendi davranışları ve muhtemel affetme iddiası gözden kaçırılmamalıdır. Her dosyanın evlilik süresi, sağlık koşulları, çocukların durumu, ekonomik yapı ve delilleri farklı olduğundan değerlendirme somut olayın bütününe göre yapılmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, yargı kararları ve uygulama zaman içinde değişebilir. Sevgisizlik ve ilgisizlik iddiasının boşanma, kusur, nafaka, tazminat veya velayet üzerindeki etkisi her dosyanın kendi olayları ve delilleriyle değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 29.07.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top