Eşin hastalığında destek vermemenin manevi tazminat bakımından değerlendirilmesi

Eşin Hastalığında Destek Vermemenin Manevî Tazminat Sebebi Sayılması – Yargıtay Kararı

Eşlerden birinin hastalık döneminde diğerinden yeterli destek görmemesi, boşanmadaki kusur değerlendirmesinin yanı sıra manevî tazminat talebini de gündeme getirebilir. Ancak eşler arasındaki dayanışma yükümlülüğüne aykırılık ile kişilik hakkına saldırı aynı hukuki değerlendirme değildir. Mahkeme, gerçekleştiği kabul edilen davranışı, tarafların kusur durumunu ve bu davranışın hasta eşin kişilik değerlerine etkisini birlikte incelemelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.03.2025 tarihli, E. 2024/4168, K. 2025/2733 sayılı kararında kadın ve erkek karşılıklı boşanma davası açmıştı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, kadının manevî tazminat talebini reddetmiş; yoksulluk nafakasına ilişkin gerekçesiyle hükmünde ise farklı sonuçlara yer vermişti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, manevî tazminat talebinin reddini kadın yararına, nafakaya ilişkin hükmü ise her iki taraf yararına bozdu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4168, K. 2025/2733, 17.03.2025

Belge hazirlaniyor…

İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Aşamasında Ne Karar Verildi?

Kadın ve erkek birbirlerine karşı boşanma davası açtı. Küçükçekmece 7. Aile Mahkemesi, 2021/1443 Esas ve 2021/1297 Karar sayılı dosyada kadının boşanma davasını ve boşanmaya bağlı taleplerini kabul ederken erkeğin boşanma davasını reddetti. Kararın tam metni, hastalığın türünü, süresini veya eşlerin hastalık sırasında yaşadığı olayların ayrıntılarını aktarmıyor.

Erkek, İlk Derece Mahkemesinin velâyet dışındaki bütün hükümlerine karşı istinafa başvurdu. Kadın ise nafaka ve tazminat miktarları yönünden istinaf başvurusu yaptı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/677 Esas ve 2024/252 Karar sayılı dosyada kadının maddi tazminat miktarını düşük bularak 80.000 TL maddi tazminata hükmetti. Bölge Adliye Mahkemesi, erkeğin gerçekleştiği kabul edilen kusurlu davranışlarını kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde görmediği için kadının manevî tazminat talebini reddetti; tarafların diğer istinaf başvurularını da esastan reddetti.

Taraflar Bölge Adliye Mahkemesinin Hangi Kararlarını Temyiz Etti?

Erkek tarafın vekili, erkeğin boşanma davasının reddini, kadının boşanma davasının kabulünü, kusur belirlemesini, kadın lehine hükmedilen nafakayı ve maddi tazminatı temyiz etti. Kadın tarafın vekili ise manevî tazminat talebinin reddini, yoksulluk nafakasının miktarını ve nafakaya artış uygulanmamasını temyiz etti. Böylece Yargıtay önündeki inceleme, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının taraf vekillerince temyize taşınan bölümleriyle sınırlı olarak yürütüldü.

Hasta Eşe Yeterli Destek Verilmemesi Manevî Tazminatı Nasıl Etkiledi?

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrasına göre manevî tazminat isteyen eş, boşanmaya yol açan olaylarda kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olmalıdır. Ayrıca boşanmaya sebep olan olaylar, tazminat isteyen eşin kişilik hakkına saldırı niteliğinde bulunmalıdır. Aynı Kanun’un 185. maddesi de eşlerin birbirlerine sadakat ve dayanışma yükümlülüğünü düzenler. Boşanmada maddi ve manevî tazminatın koşulları birbirinden farklı olduğu için yalnızca boşanma kusurunun saptanması manevî tazminat talebini kendiliğinden sonuçlandırmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, alt derece mahkemelerince gerçekleştiği kabul edilen davranışı değerlendirdi: Erkek, eşinin hastalığında ona gerekli ihtimamı göstermemiş ve yeterli desteği sağlamamıştı. Daire, boşanmaya yol açan olaylarda tam kusurlu bulunan erkeğin bu davranışının kadının kişilik değerlerine saldırı oluşturduğuna ve kadın lehine manevî tazminat koşullarının gerçekleştiğine karar verdi. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin kadının manevî tazminat talebini reddetmesini bozdu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kadın lehine ödenecek manevî tazminatın miktarını belirlemedi. Daire, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, erkeğin kusurunun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiğini belirtti. Bozma sonrası bu miktar hakkında yeniden karar verilmesi gerekecek.

Bölge Adliye Mahkemesinin Yoksulluk Nafakası Hükmü Neden Bozuldu?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, kararının gerekçesinde her iki tarafın yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddedilmesi gerektiğini yazdı. Hükmün birinci bendinde de bu başvuruları reddetti. Buna karşılık hükmün ikinci bendinde kadının yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf başvurusunu kabul ettiğini belirtti; ancak nafaka hakkında yeni ve açık bir hüküm kurmadı.

Gerekçede ve hükmün farklı bentlerinde aynı başvuru için yazılan sonuçlar birbirini tutmadığı için hangi nafaka kararının verildiği anlaşılamıyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu çelişkiyi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359. maddesine aykırı buldu ve Bölge Adliye Mahkemesinin nafakaya ilişkin kararını her iki taraf yararına bozdu. Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden vereceği kararda yoksulluk nafakası hakkındaki gerekçe ile hüküm birbiriyle uyumlu olmalıdır.

Yargıtay Kararının Bozma ve Onama Kapsamı Nedir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, manevî tazminat talebinin reddine ilişkin kararı kadın yararına, yoksulluk nafakasına ilişkin çelişkili hükmü ise her iki taraf yararına bozdu. Daire, nafakaya yönelik usul hatası nedeniyle kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının esası ve miktarına ilişkin temyiz itirazlarını bu aşamada incelemedi. Bu nedenle bozma kararından yoksulluk nafakasının miktarı veya artışına dair kesin bir sonuç çıkarılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, taraf vekillerinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarını reddetti ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyize konu diğer bölümlerini onadı. Dosya, bozulan konularda yeniden karar verilmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine gönderildi. Yargıtay kararında, kadına ödenecek manevî tazminat tutarı ile nafakaya ilişkin yeni hüküm henüz kurulmuş değildir.

Hastalıkta İlgisizlik Her Boşanma Davasında Manevî Tazminat Gerektirir mi?

İncelenen kararda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemelerin gerçekleştiğini kabul ettiği belirli bir davranışı erkeğin tam kusuruyla ve kadının kişilik değerlerine etkisiyle birlikte değerlendirdi. Kararın metninde hastalığın türü, eşin ihtiyaç duyduğu yardımın ayrıntıları veya bu davranışın ne kadar sürdüğü açıklanmadığı için bu olaylar hakkında varsayım kurulamaz. Başka bir boşanma davasında da tazminat koşulları, ileri sürülen ve kanıtlanan olaylar üzerinden ayrıca incelenir.

Nitekim aileyle ilgilenmeme davranışlarının değerlendirildiği başka bir Yargıtay kararı, kusurlu bulunmanın her durumda kişilik hakkına saldırı sonucunu doğurmadığını ortaya koyar. Hasta eşe destek verilmemesine ilişkin bu kararda belirleyici olan, kabul edilen davranışın somut dosyada kadının kişilik değerlerine saldırı sayılmasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Her durumda değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu dosyada erkeğin gerçekleştiği kabul edilen davranışını tam kusurlu olması ve kadının kişilik değerlerinin zedelenmesiyle birlikte değerlendirdi.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tazminat isteyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olmalıdır. Ayrıca kişilik hakkına saldırı koşulu gerçekleşmelidir.

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin karar metninde hastalığın türü, süresi ve gerekli yardımın ayrıntıları açıklanmıyor. Bu konuda kararın içermediği olaylar varsayılamaz.

Küçükçekmece 7. Aile Mahkemesi, kadının boşanma davasını ve boşanmaya bağlı taleplerini kabul etti; erkeğin boşanma davasını reddetti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, erkeğin gerçekleştiği kabul edilen kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığına kanaat getirerek manevî tazminat talebini reddetti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu değerlendirmeyi doğru bulmadı.

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, manevî tazminat talebinin reddine ilişkin kararı bozdu ve ekonomik durum, kusurun ağırlığı ile hakkaniyet gözetilerek uygun bir miktar belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bölge Adliye Mahkemesi, kadının nafakaya ilişkin istinaf başvurusunu hükmün birinci bendinde reddettiği hâlde ikinci bendinde kabul ettiğini yazdı ve nafaka hakkında açık bir hüküm kurmadı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, gerekçe ve hüküm arasındaki çelişkiyi bozma nedeni saydı.

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin nafakaya ilişkin kararındaki çelişki nedeniyle kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının esası ve miktarı hakkındaki temyiz itirazlarını şimdilik incelemedi.

Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, manevî tazminat talebinin reddi ile yoksulluk nafakasına ilişkin hükmü bozdu; bozma dışında kalan temyize konu diğer bölümleri onadı.

Dosya, bozulan manevî tazminat ve yoksulluk nafakası konularında yeniden karar verilmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine gönderildi.

Avukat Görüşü

Boşanma dilekçesinde hastalık dönemine ilişkin iddia yalnız “eşim benimle ilgilenmedi” şeklinde bırakılmamalıdır. Hangi tarihte hangi yardıma ihtiyaç duyulduğu, bu ihtiyacın diğer eşe nasıl bildirildiği ve eşin buna karşı nasıl davrandığı somut olarak anlatılmalıdır. Karşılıklı boşanma davaları varsa her davranışın hangi davadaki kusur iddiasına dayanak yapıldığı ve manevî tazminat talebiyle bağlantısı ayrıca gösterilmelidir.

Tanık anlatımları, sağlık kayıtları ve yazışmalar ancak ileri sürülen olayla ilişkileri açıklanırsa dosyadaki yerini bulur. Tanığın bizzat gördüğü davranış ile yalnız başkasından duyduğu bilgi ayrılmalı; bir belgenin hastalığı mı, yardım ihtiyacını mı, eşin bu ihtiyaçtan haberdar olduğunu mu gösterdiği belirtilmelidir. Hastalık olgusunu kanıtlayan bir kayıt, diğer eşin yeterli desteği sağlamadığını kendiliğinden kanıtlamaz.

Olayların ve usul işlemlerinin zaman sırası da açık kurulmalıdır. Hastalık dönemi, tarafların ayrı yaşamaya başlaması, karşılıklı davaların açılması, taleplerin ileri sürülmesi ve delillerin sunulması birbirine karıştırılmamalıdır. Özellikle karşı davada ileri sürülen bir davranışın hangi tarihte gerçekleştiği ve bu davranışın hangi talebi etkilediği gösterilirse mahkemenin kusur ile tazminat incelemesi daha anlaşılır olur.

İstinaf veya temyiz dilekçesinde yalnız sonucun yanlış olduğu söylenmemelidir. Dilekçe, manevî tazminat talebinin reddine mi, nafaka miktarına mı, yoksa nafakaya ilişkin hükmün çelişkili kurulmasına mı itiraz edildiğini ayrı ayrı göstermelidir. Bu dosyada nafaka hakkında hükmün bir bendinde ret, diğer bendinde kabul yazılması, esasa yönelik itirazlardan bağımsız bir bozma nedenidir. Bozma sonrası incelemede de manevî tazminat miktarının belirlenmesi ile nafaka hakkında tutarlı bir hüküm kurulması ayrı işler olarak takip edilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu inceleme, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17.03.2025 tarihli, E. 2024/4168, K. 2025/2733 sayılı kararına dayanan genel bir bilgilendirmedir ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Somut bir uyuşmazlıkta tarafların iddiaları, delilleri ve kanun yolu aşaması ayrıca değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 23.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık