Katılma alacağı davası, edinilmiş mallara katılma rejimi sona erdiğinde bir eşin, diğer eşin evlilik içinde edindiği malların net değerinin yarısını para olarak istediği davadır. Dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 218 ile 241. maddeleri arasındaki hükümlerdir; kanun bu alacağı “artık değere katılma” olarak adlandırır. Alacak, mal rejimi boşanma, ölüm veya başka bir sebeple sona erdiğinde doğar; isteyen eşin malın alınmasına katkıda bulunduğunu ispat etmesi gerekmez.
İçindekiler
Katılma alacağı, mal paylaşımı davası içinde ileri sürülen alacakların en sık görülenidir. Kanun eşler arasındaki bu hesaplaşmaya mal rejiminin tasfiyesi der. Bu sayfa yalnız katılma alacağının şartlarını, hesabını, değerleme ve faiz tarihlerini, davanın açılmasını ve ispatını anlatır. Aynı davada istenebilen değer artış payı ve 1 Ocak 2002 öncesi dönem için istenen katkı payı başka şartlara bağlıdır; bu sayfada yalnız katılma alacağından ayrıldıkları noktada anılır.
Katılma alacağı hangi şartlarla doğar?
Katılma alacağı, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerliyken ve bu rejim sona erdiğinde doğar. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir rejim seçmemişse yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır (TMK m.202). Rejim sona erdiğinde kanun her eşe veya mirasçılarına, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak tanır (TMK m.236/1).
Katılma alacağı bir mülkiyet payı değil, para alacağıdır. Evlilik sürerken tapuda veya ruhsatta kimin adı yazılıysa mal onundur; diğer eş o malın yarısının adına tescilini değil, hesaplanan tutarın kendisine ödenmesini ister. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 17.04.2013 tarihli, E. 2013/375, K. 2013/520 sayılı kararında katılma alacağını kanundan doğan bir para alacağı olarak nitelendirmiştir.
Alacak için katkı şartı aranmaz. Kanun her eşe diğerinin artık değerinin yarısını verirken malın edinilmesine para veya emekle katılmış olmayı şart koşmaz. Evde çocuk bakan ve geliri olmayan eş de, diğer eşin evlilik içinde maaşıyla aldığı ev üzerinden katılma alacağı isteyebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin onayladığı 18.04.2024 tarihli, E. 2023/1532, K. 2024/2592 sayılı dosyada da bölge adliye mahkemesi, edinilmiş bir malda adına kayıt bulunmayan eşin katkısına bakılmaksızın katılma alacağının bulunduğunu kabul etmiştir.
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada kanundan farklı bir esas kararlaştırabilir (TMK m.237). Boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi hâlinde böyle bir anlaşma, ancak mal rejimi sözleşmesinde bu hâller için de açıkça öngörülmüşse geçerlidir (TMK m.238). Sözleşme yoksa paylaşım oranı kanun gereği yarı yarıyadır.
Hangi mallar katılma alacağı hesabına girer?
Hesaba yalnız edinilmiş mallar girer; kişisel mallar hesabın dışında kalır. Bu yüzden davada ilk iş, her malın hangi gruba ait olduğunu belirlemektir.
Edinilmiş mal hangi değerlerdir?
Edinilmiş mal, bir eşin mal rejimi devam ederken karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir (TMK m.219). Kanun özellikle çalışmanın karşılığı olan maaş ve kazançları, sosyal güvenlik kurumlarının ve yardım sandıklarının ödemelerini, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatları, kişisel malların gelirlerini ve edinilmiş malların yerine geçen değerleri sayar. Evlilik içinde maaşla alınan ev, araç ve biriktirilen mevduat bu gruba girer.
Kişisel malın gelirleri edinilmiş mal sayılır. Evlilikten önce edinilmiş bir şirket hissesi kişisel mal olarak kalır; bu hissenin evlilik içinde getirdiği kâr payı ise hesaba girebilir. Aynı şekilde kişisel bir dairenin evlilik içinde elde edilen kira geliri de edinilmiş mal niteliğindedir. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara girmeyeceğini kararlaştırabilir (TMK m.221).
Hangi mallar kişisel mal sayılır?
Kanun dört grup malı kişisel mal sayar (TMK m.220). Bunlar bir eşin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında o eşe ait olan veya sonradan miras yoluyla ya da karşılıksız olarak kazandığı değerler, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerlerdir. Evlenmeden önce alınmış bir daire, evlilik sırasında babadan miras kalan arsa veya bu arsanın satış parasıyla alınan yeni bir ev bu gruba girer.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m.222/3). Kişisel mal savunması bu yüzden belgeyle kurulmalıdır. Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar ise iki eşin paylı mülkiyetinde sayılır (TMK m.222/2).
1 Ocak 2002’den önce evlenenlerde hangi dönem hesaba girer?
Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmiştir (TMK m.1029). Bu tarihten önce evlenmiş eşler arasında o tarihe kadar eski kanunun mal ayrılığı rejimi geçerlidir; bu eşler kanunun yürürlüğünden itibaren bir yıl içinde başka bir rejim seçmemişlerse 1 Ocak 2002’den geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılır (4722 sayılı Kanun m.10). Katılma alacağı yalnız 1 Ocak 2002 ile mal rejiminin sona erdiği tarih arasında edinilen mallar için hesaplanır. Daha önceki dönemde edinilen mallar için katılma alacağı değil, katkının ispatına bağlı katkı payı alacağı istenebilir.
Artık değer nasıl hesaplanır?
Artık değer, eklenecek değerler ve denkleştirmeden gelen tutarlar dahil olmak üzere bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır (TMK m.231). Hesap her eş için ayrı yapılır ve şu sırayla ilerler:
- Her eşin, rejimin bittiği tarihte mevcut olan edinilmiş malları belirlenir.
- Bu malların karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değeri, yani serbest piyasadaki satış değeri tespit edilir.
- Eklenecek değerler ve denkleştirme alacakları bu toplama katılır.
- Edinilmiş mallara ilişkin borçlar çıkarılır ve artık değer bulunur.
- Her eş diğerinin artık değerinin yarısını alacaklıdır ve iki alacak birbirinden düşülür.
Kanun bu hesapta “Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.” der (TMK m.231/2). Bu nedenle borçları edinilmiş mallarından fazla olan eşin artık değeri sıfır kabul edilir ve açığı diğer eşe yüklenmez. İki eşin karşılıklı alacaklarının birbirinden düşülmesine takas denir ve kanun bunu açıkça öngörür (TMK m.236/1).
Varsayımsal bir örnekle açıklamak gerekirse, erkeğin evlilik içinde maaşıyla aldığı evin karar tarihine yakın değeri 3.000.000 TL, aracının değeri 600.000 TL olsun ve bu mallara ilişkin hesaplanan kredi borcu 600.000 TL tutsun. Erkeğin artık değeri 3.000.000 TL olur. Kadının adına evlilik içinde biriktirdiği 400.000 TL’lik mevduat dışında edinilmiş malı yoksa kadının artık değeri 400.000 TL’dir. Kadın 1.500.000 TL, erkek 200.000 TL alacaklı olur; takastan sonra erkek kadına 1.300.000 TL katılma alacağı öder.
Kredili alınan malda borç nasıl düşülür?
Kredinin bir kısmı evlilik içinde, bir kısmı rejim bittikten sonra ödenmişse sonraya kalan taksitler o malın borcu sayılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu borcu oranla bulur. Önce mal rejiminin sona erdiği tarihte vadesi gelmemiş kredi tutarının toplam krediye oranı bulunur, bu oran malın alım bedeli içindeki payına çevrilir ve çıkan oran malın güncel değeriyle çarpılır. Böylece bulunan borç, malın değerinden düşülür. Malın bedelinin peşin ödenen kısmı da edinme tarihindeki oranıyla hesaba katılır. Örneğin 60 taksitlik kredinin 45 taksiti evlilik içinde ödenmişse kalan 15 taksitin karşılığı tasfiyede borç olarak dikkate alınır.
Kişisel mal katkısı için denkleştirme ne zaman yapılır?
Denkleştirme, bir eşin kişisel malları ile edinilmiş malları arasında yapılan hesaplaşmadır. Kişisel mallara ilişkin bir borç edinilmiş mallardan ya da edinilmiş mallara ilişkin bir borç kişisel mallardan ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir (TMK m.230/1). Bir kesimden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı yapılmışsa denkleştirme katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre, mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır (TMK m.230/3).
Bu hesaplaşmanın tipik örneği, evlilikten önce sahip olunan bir aracın veya mirasla gelen bir taşınmazın satılıp parasının yeni bir evin alımında kullanılmasıdır. Bu durumda yeni evin tamamı edinilmiş mal sayılmaz; kişisel maldan gelen paranın evin alım bedelindeki oranı kadar kısmı hesap dışında kalır ve katılma alacağı kalan kısım üzerinden bulunur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kişisel malın satış parası yeni bir araca ve banka hesabına aktarıldığı hâlde denkleştirme yapılmadan verilen bir kararı bu nedenle bozmuştur.
Mal rejimi sona ermeden önce elden çıkarılan mallar hesaba girer mi?
Kural olarak girmez, çünkü hesaba mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar alınır (TMK m.235/1). Kanunun saydığı iki istisna vardır ve bu değerlere eklenecek değer denir (TMK m.229). Bunlar, sona ermeden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan ve olağan hediyeler dışında kalan karşılıksız kazandırmalar ile rejim sürerken diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerdir. Eklenecek bir değerin tutarı, malın devredildiği tarihe göre hesaplanır (TMK m.235/2). Bu iki hâl dışında, rejim sona ermeden satılan bir malın değeri katılma alacağı hesabına eklenmez.
Mallar hangi tarihe ve hangi değere göre hesaplanır?
Katılma alacağında iki ayrı tarih kullanılır. Hangi malların hesaba gireceği ve bu malların durumu mal rejiminin sona erdiği tarihe göre, malların değeri ise tasfiye tarihine göre belirlenir.
Boşanmada mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer (TMK m.225/2). Kişisel mallar ile edinilmiş mallar bu tarihteki durumlarına göre ayrılır (TMK m.228/1). Boşanma davası açıldıktan sonra eşlerden birinin edindiği mal bu yüzden katılma alacağı hesabına girmez. Mal rejimi ölümle sona ermişse sona erme tarihi ölüm tarihidir (TMK m.225/1).
Mevcut edinilmiş mallar tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m.235/1). Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre tasfiye tarihi karar tarihidir; hesabı bölge adliye mahkemesi yeniden yapıyorsa esas alınacak tarih bölge adliye mahkemesinin karar tarihidir. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kendi karar tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önce belirlenen değere dayanmasını bu yüzden bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.04.2026, E. 2025/4955, K. 2026/4585). Yabancı para da aynı kurala tabidir; Euro cinsi para karara en yakın tarihteki kurla Türk lirasına çevrilir.
Malın niteliği sona erme tarihindeki hâline göre esas alınır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.05.2026 tarihli, E. 2025/5557, K. 2026/5267 sayılı kararında, boşanma davası açıldıktan sonra heyelan nedeniyle zarar gören bir dairenin hasarlı değeri üzerinden hesap yapılmasını doğru bulmamıştır. Hesap, dairenin boşanma davası tarihindeki hâli esas alınarak ve tasfiye tarihindeki değeriyle yapılmalıdır.
Katılma alacağına faiz ne zaman başlar?
Aksine anlaşma yoksa katılma alacağına tasfiyenin sona ermesinden itibaren faiz yürütülür (TMK m.239/3). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tasfiyenin sona erdiği anı karar tarihi olarak kabul eder ve katılma alacağına dava tarihinden değil karar tarihinden itibaren faiz işletir. Değerler ilk derece mahkemesinin, yani davaya ilk bakan aile mahkemesinin karar tarihine göre belirlenmişse faiz de o tarihten başlar (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.03.2026, E. 2025/10024, K. 2026/2577).
Bu kural değer artış payı için de geçerlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.05.2025 tarihli, E. 2025/1304, K. 2025/4536 sayılı karar düzeltme kararında, katılma alacağı gibi değer artış payına da tasfiye tarihi olan karar tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kanuna göre durum ve koşullar gerektiriyorsa borçlu eşten ayrıca güvence de istenebilir (TMK m.239/3).
Katılma alacağı nasıl ödenir ve malın tescili istenebilir mi?
Katılma alacağı para olarak veya malın kendisi verilerek, yani aynen ödenebilir (TMK m.239/1). Aynen ödemede malın sürüm değeri esas alınır ve bir mesleğe ayrılmış işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Ancak alacaklı eş tek taraflı olarak malın adına tescilini isteyemez; mahkeme kural olarak bir para alacağına hükmeder.
Kanun malın kendisinin istenebildiği iki durum öngörür. Eşlerin paylı mülkiyetindeki bir malda eşlerden biri daha üstün bir yararı olduğunu ispat eder ve diğerinin payını öderse o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir (TMK m.226/2). Mal rejimi ölümle sona ermişse sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmek için ölen eşe ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek üzere intifa, yani yararlanma hakkı veya oturma hakkı tanınmasını, haklı sebep varsa bunun yerine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m.240).
Alacağın hemen ödenmesi borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa borçlu eş ödemenin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir (TMK m.239/2). Erteleme talebi, alacağın varlığını veya miktarını değiştirmez; yalnız ödeme zamanını etkiler.
Zina veya hayata kast sebebiyle boşanma katılma alacağını azaltır mı?
Azaltabilir, ama yalnız bu iki boşanma sebebinde ve hâkimin takdiriyle. Boşanma zina sebebiyle veya hayata kast sebebiyle verilmişse hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir (TMK m.236/2). Boşanma evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi başka bir sebebe dayanıyorsa kusur katılma oranını değiştirmez; pay yarı yarıya kalır.
Katılma alacağı davası ne zaman açılır ve süresi ne kadardır?
Dava boşanma davasıyla birlikte, boşanma davası sürerken veya boşanma kesinleştikten sonra açılabilir; ancak hükme bağlanabilmesi için mal rejimini sona erdiren kararın kesinleşmesi gerekir. Boşanma davası sürerken açılan katılma alacağı davasında mahkeme boşanma davasının sonucunu bekletici mesele yapar, yani boşanma kesinleşmeden mal rejimi hakkında hüküm kurmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi mal rejiminin sona ermesini bu davaların görülebilirlik ön koşulu saymaktadır; evlilik devam ediyor ve rejimi sona erdirecek bir dava da yoksa katılma alacağı istenemez.
Katılma alacağı için kanunda özel bir süre yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.04.2013 tarihli, E. 2013/375, K. 2013/520 sayılı kararında boşanmanın fer’î sonuçları, yani boşanmaya bağlı tazminat ve nafaka gibi talepler için öngörülen bir yıllık zamanaşımının (TMK m.178) katılma alacağına uygulanmayacağını, Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık genel sürenin uygulanacağını kabul etmiştir. Bu kararda süre, boşanma hükmünün kesinleştiği tarih esas alınarak hesaplanmıştır. Zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz (TBK m.161); savunmayı davalı eş yapmalıdır.
Dava hangi mahkemede ve nasıl açılır?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi kurulamayan yerlerde davaya bu iş için belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar (4787 sayılı Kanun m.2 ve m.4). Yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu’nun 214. maddesine göre belirlenir. Mal rejimi ölümle sona ermişse ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığı hâlinde bu davalarda yetkili olan mahkeme, diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Mal rejimi ölümle sona ermişse dava, sağ kalan eş ile ölen eşin mirasçıları arasında görülür.
Dava dilekçesinde her mal ayrı ayrı gösterilmeli ve her mal için ne kadar istendiği açıklanmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre talep mal mal açıklanmamışsa mahkeme bunu davacıya açıklattırır; davacı açıklamazsa her kalem için eşit tutar istendiği kabul edilir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.06.2026, E. 2025/4717, K. 2026/6407). İki taşınmaz için açılan bir davada Yargıtay her talep için ayrı hüküm kurulmasını istemiştir. Aynı davada değer artış payı da isteniyorsa hangi tutarın hangi alacağa ilişkin olduğu ayrıca belirtilmelidir.
Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK’nın 107. maddesi 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır; madde, kaldırılma tarihinden önce açılmış davalarda uygulanmaya devam eder. Alacağın yalnız bir kısmı dava edildiğinde davacı, tahkikat, yani delillerin toplanıp incelendiği aşama sona erinceye kadar ve bir defaya mahsus olmak üzere talebini artırabilir; artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır (HMK m.109/4). Malların güncel değeri bilirkişi raporuyla ortaya çıktığından bu tek seferlik hakkı rapora yapılan itirazlar sonuçlanmadan kullanmak, sonradan yükselen değerin istenmesini zorlaştırır. Harç, ihtiyati tedbir ve davanın usul aşamaları mal paylaşımı davasının genel kurallarına tabidir.
Katılma alacağı davasında ispat nasıl yapılır?
Davacı eş, katılma alacağının dayandığı malların varlığını ve evlilik içinde edinildiğini gösterir; malın edinilmesine katkıda bulunduğunu ispat etmek zorunda değildir. Tapu, araç ruhsatı, banka ve sicil kayıtları bu ispatın temel delilleridir ve mahkeme ilgili kurumlardan istenmesi gereken kayıtları dilekçedeki bilgilere göre getirtir.
Kanun bir eşin bütün mallarını aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal saydığı için, bir malın kişisel mal olduğunu ileri süren eş bu karinenin aksini ispat etmek zorundadır (TMK m.222/3). Malın evlilikten önce alındığını tapu veya ruhsat tarihi gösterebilir. Malın miras, bağış veya kişisel malın satış parasıyla alındığı ileri sürülüyorsa paranın kaynağı, tarihi ve yeni mala aktarıldığı banka kayıtlarıyla ortaya konmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bir kararında, yalnız soyut tanık beyanlarına dayanan kişisel mal savunmasını yeterli görmemiştir. Aileden gelen para ileri sürülüyorsa paranın bağış olarak mı yoksa geri ödenmek üzere borç olarak mı verildiği de belirlenmelidir, çünkü evlilik içinde sonradan elde edilen bir değer ancak miras veya karşılıksız kazanma yoluyla gelmişse kişisel mal sayılır.
Değerin belirlenmesi teknik bir konu olduğundan mahkeme taşınmazlarda keşif yapar ve bilirkişi raporu alır. Rapordaki emsal seçimi, kredi taksitlerinin sona erme tarihine göre ayrılması, kişisel mal katkısının oranı ve 2002 öncesi dönemin ayrı tutulup tutulmadığı itiraz dilekçesinde ayrı ayrı denetlenmelidir.
Katılma alacağı değer artış payı ve katkı payından nasıl ayrılır?
Üç alacak aynı davada istenebilir; aralarındaki fark, hangi malda ve hangi dönemde doğdukları ile katkının ispatının gerekip gerekmediğidir. Katılma alacağı, diğer eşin edinilmiş mallarının net değerinin yarısıdır ve katkı ispatı gerektirmez. Değer artış payı, bir eşin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunması hâlinde o maldaki değer artışından katkısı oranında istediği alacaktır (TMK m.227); katkının ispatı gerekir ve kişisel mal üzerinde de doğabilir. Katkı payı ise 1 Ocak 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde edinilen mallar için istenir ve davacının maddi katkısını ispatlamasına bağlıdır.
Katılma alacağına ilişkin Yargıtay kararları
“…Mal rejiminin sona ermesi, mal rejiminin tasfiyesiyle katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı davalarının görülebilirlik ön koşuludur. Mal rejimini sona erdiren boşanma davasının derdest olduğunun anlaşılması durumunda usul ekonomisi gereğince (6100 sayılı Kanun’un md. 30) bekletici mesele yapılmalıdır (6100 sayılı Kanun md. 165/1).…”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6050, K. 2024/6103, T. 19.09.2024
“…Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.…”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/5557, K. 2026/5267, T. 07.05.2026
Sıkça Sorulan Sorular
İsteyebilirsiniz. Türk Medeni Kanunu katılma alacağını malın alınmasına katkı şartına bağlamaz; ev evlilik içinde maaşla alındıysa edinilmiş maldır ve net değerinin yarısını isteyebilirsiniz.
Girmez. Boşanmada mal rejimi davanın açıldığı tarihte sona erdiği için bu tarihten sonra edinilen mallar katılma alacağı hesabında yer almaz.
Alır. Her eşin edinilmiş malları ayrı ayrı hesaplanır ve iki eşin birbirinden alacağı takas edilir; sizin edinilmiş mallarınızın borçlar düşüldükten sonraki değerinin yarısı eşinizin alacağıdır ve bu tutar sizin alacağınızdan düşülür.
Açabilirsiniz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu katılma alacağına on yıllık zamanaşımını uygulamış ve süreyi boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten başlatmıştır; süre geçmişse bunu ileri sürmek davalı eşe aittir.
Ev eşinizin kişisel malıdır, ancak evlilik içinde eşinizin maaşıyla ödenen taksitler onun edinilmiş malından kişisel malına yapılmış bir katkıdır. Bu katkı kişisel mal ile edinilmiş mal arasında denkleştirme yoluyla hesaba girer; sizin doğrudan katkınız varsa değer artış payı da gündeme gelebilir.
Kural olarak geçmez. Mahkeme hesaplanan katılma alacağının size para olarak ödenmesine karar verir; malın kendisi ancak paylı mülkiyette üstün yarar veya ölüm hâlinde aile konutu gibi kanunun saydığı durumlarda istenebilir.
Paranın bağış olarak size verildiğini ve evin alımında kullanıldığını banka kayıtlarıyla ispatlarsanız bu kısım kişisel mal sayılır ve katılma alacağına girmez. İspat edilemeyen kısım edinilmiş mal kabul edilir.
Avukat Görüşü
Katılma alacağı davasında kanunun yarı yarıya kuralı basittir; hesabı değiştiren, her malın edinme tarihi ve parasının kaynağıdır. Dava açılmadan önce her iki eşin adına kayıtlı taşınmaz, araç, banka hesabı ve şirket payları tek bir listede toplanmalı; her malın yanına edinme tarihi, ödemenin hangi hesaptan yapıldığı ve üzerindeki kredi yazılmalıdır. Boşanma davasının açılış tarihi bu listede sınır çizgisidir; o tarihten önce ve sonra yapılan kredi ödemeleri ayrı gösterilmelidir.
Kişisel mal savunması yapılacaksa miras, bağış veya eski bir malın satışından gelen paranın yeni mala hangi tarihte aktarıldığını gösteren banka dekontları dava açılmadan önce toplanmalıdır. Davacının kendi adına evlilikte biriktirdiği para ve aldığı mallar da listeye yazılmalıdır, çünkü karşı taraf bunlar üzerinden alacak ister ve takasta bu tutar davacının alacağından düşülür. Kısmi davada talep artırımı bir kez yapılabildiğinden, artırım dilekçesi bilirkişi raporuna yapılan itirazlar sonuçlandıktan sonra verilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği 29.10.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.