Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bir kişinin başkasının konutuna veya konutun eklentilerine rızaya aykırı biçimde girmesi ya da başlangıçta izinle girdiği yerden çıkması istendiği hâlde ayrılmamasıyla oluşabilir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 116. maddesi, kişilerin evlerinde güven ve huzur içinde yaşama hakkını korur. Suçun oluşması için eşyanın alınması, kapının kırılması veya fiziksel zarar verilmesi şart değildir.

İhlalin hangi mekânda gerçekleştiği, o yeri kullanma hakkı, girişe gösterilen rıza, olayın saati ve fiilin nasıl işlendiği önemlidir. Basit şekillerde şikâyet aranırken gece vakti, cebir veya tehditle işlenen fiillerde farklı kurallar uygulanır. İşyerleri ve ortak kullanılan konutlar bakımından da ayrıca değerlendirme yapılır.

Hangi davranışlar konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur?

TCK m. 116/1 iki seçimlik hareket düzenler. İlki, konuta veya eklentisine konutu kullanma hakkı bulunan kişinin rızası olmadan girmektir. İkincisi, geçerli rızayla girdikten sonra bu rıza sona erdiğinde çıkmamaktır. Giriş için başlangıçta izin verilmiş olması, kişiye orada süresiz kalma hakkı tanımaz.

Örneğin eve davet edilen bir misafirin kendisine ayrılması açıkça söylendiği hâlde gitmemesi, somut olayın koşullarına göre ikinci hareketi oluşturabilir. Buna karşılık kişinin yalnız bina dışındaki kapının önünde bulunması veya girişe ilişkin rızanın kanıtlanamaması, tek başına konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini göstermez. Apartmanın merdiven ve sahanlık gibi ortak bölümleri ise her durumda koruma dışında değildir. Korunan alana gerçekten girilip girilmediği ve kişinin kastı araştırılmalıdır.

Konutun eklentisi hangi alanları kapsar?

Konut, tapudaki kayıt türünden önce fiilen barınma ve özel yaşam amacıyla kullanılmasıyla değerlendirilir. Kişinin geçici olarak kaldığı otel odası da kullanım koşullarına göre korunabilir; herkesin serbestçe girebildiği işletme bölümüyle aynı değildir. Konut yaşamını tamamlayan bahçe, avlu veya benzeri bölümler ise eklenti olabilir.

Bir alanın eklenti olup olmadığı yalnızca aynı parselde bulunmasına bakılarak kararlaştırılmaz. Kullanım amacı, konutla bağlantısı, girişin sınırları ve alana kimlerin hangi amaçla girebildiği birlikte değerlendirilir. Apartman merdivenleri, sahanlıkları ve daire kapılarının önündeki bölümler sırf ortak kullanımda oldukları gerekçesiyle koruma dışında bırakılamaz. Dışarıdan gelen bir kişinin bu alana girmesiyle aynı apartmanda yaşayan kişinin ortak alanı kullanması aynı koşullarda değerlendirilmez.

Kapıyı zorlayan ancak içeri giremeyen kişi suç işlemiş olur mu?

Bir kişinin korunan alana girememesi, her durumda ceza sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez. TCK m. 35 uyarınca fail, suçun icrasına elverişli hareketlerle doğrudan başlamasına rağmen elinde olmayan nedenle içeri girememişse konut veya işyeri dokunulmazlığının ihlaline teşebbüs gündeme gelebilir.

Örneğin izinsiz girmek için kapının kilidini zorlayıp açamayan kişi bakımından hareketlerin suçun icrasına başlayıp başlamadığı araştırılır. Buna karşılık yalnız kapıya yaklaşmak veya içeri girmekten söz etmek, başka bir davranış bulunmadıkça aynı sonuca götürmez. Amaç, yapılan hareketler ve girişin neden gerçekleşmediği birlikte değerlendirilir.

Konuta giriş için kimin rızası gerekir?

Korunan hak, mülkiyetten çok konutun güven ve huzur içinde kullanılmasına ilişkindir. Bu nedenle taşınmazın tapuda kimin adına kayıtlı olduğu tek başına belirleyici değildir. Konutta hukuka uygun biçimde yaşayan kişinin oraya kimin gireceğini belirleme yetkisi, fiilin değerlendirilmesinde esas alınır.

Rızanın açık veya olayın koşullarından anlaşılabilir olması mümkündür. Ancak rıza belirli bir amaç veya bölüm için verilmişse bu sınırın aşılması ayrıca incelenir. Zorlama, tehdit veya yanıltıcı koşullarda ortaya çıkan görünürdeki kabul ile özgür ve geçerli rıza birbirine karıştırılmamalıdır. Başlangıçtaki izin geri alındığında kişinin bunu anlayıp anlamadığı ve çıkma imkânı da önem kazanır.

Kiraya veren, kiracının oturduğu eve izinsiz girebilir mi?

Kiraya verenin taşınmazın maliki olması, kiracının kullanımındaki konuta dilediği zaman girme yetkisi vermez. Kiracının konutta fiilen sürdürdüğü yaşam ve bu alandaki dokunulmazlığı korunur. Ev sahibinin elinde yedek anahtar bulunması da tek başına giriş rızası anlamına gelmez.

Tamirat, kontrol veya taşınmazın gösterilmesi gibi ihtiyaçlar, girişin hukuka uygunluğunun ayrıca değerlendirilmesini gerektirir. Gerekli bildirim ve izin bulunmadan yapılan girişte TCK m. 116 gündeme gelebilir. Ancak acil tehlikenin giderilmesi gibi somut bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olup olmadığı ayrı araştırılır; her uyuşmazlık otomatik olarak ceza sorumluluğu doğurmaz.

Eşler veya başka kişiler evi ortak kullanıyorsa rıza nasıl değerlendirilir?

TCK m. 116/3’e göre evlilik birliğinde aile bireylerinden veya konut ya da işyerini ortak kullanan kişilerden birinin rızası varsa, bu rızanın meşru bir amaca yönelik olması koşuluyla maddenin ilk iki fıkrası uygulanmaz. Dolayısıyla ortak kullanımda tek kişinin verdiği izin her durumda ve sınırsız biçimde geçerli değildir.

Örneğin ortak konuta gelen bir aile yakınına izin verilmiş olması ile diğer ev sakinini tehdit etmek, baskı altına almak veya özel yaşamını ihlal etmek amacıyla içeri alınması aynı değildir. Meşru amaç değerlendirmesi, gelen kişinin amacı ve olayın koşullarıyla yapılır.

Ayrılık, boşanma, konutun bir eşe tahsisi veya uzaklaştırma kararı bulunan dosyalarda ayrıca mevcut mahkeme kararının kapsamına bakılması gerekir. Evlilik ilişkisi ya da eski bir anahtar tek başına sınırsız giriş yetkisi sağlamaz. Örneğin konutun kullanımının mahkeme kararıyla bir eşe bırakılması ile tarafların fiilen birlikte yaşadığı dönemde diğer eşin ortak konuta girmesi aynı şekilde değerlendirilemez; olay tarihindeki kullanım ve varsa tedbir kararının kapsamı belirlenmelidir.

İşyerine izinsiz girmek de konut dokunulmazlığının ihlali suçu mudur?

TCK m. 116/2, açık bir rıza gerekmeksizin girilmesi olağan olan yerler dışındaki işyerlerini ve eklentilerini de korur. Bu nedenle müşteri kabul edilen açık bir mağaza bölümüne mesai saatinde girmekle çalışanlara ayrılmış kapalı bir odaya izin olmadan girmek aynı şekilde değerlendirilmez.

İşyerinin kamuya açık olup olmadığı, ilgili bölümün kullanım amacı, çalışma saatleri, girişe ilişkin sınırlama ve rızanın varlığı incelenir. Kapalı depo, arşiv veya yalnız yetkililerin girebildiği büro gibi bölümler bakımından koruma gündeme gelebilir. İşyerinin bütün bölümlerinin kapısının açık olması da tek başına sınırsız giriş rızası olduğu anlamına gelmez.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun cezası ne kadardır?

Cezanın alt ve üst sınırı ihlalin konutta mı işyerinde mi gerçekleştiğine ve nitelikli hâllerin bulunup bulunmadığına göre değişir. TCK m. 116 ve 119 uyarınca temel düzenleme şöyledir:

FiilKanuni ceza
Konut veya eklentiye rızaya aykırı girme ya da çıkmama (TCK 116/1)Altı aydan iki yıla kadar hapis.
İşyerinin korunan bölümüne rızaya aykırı girme ya da çıkmama (TCK 116/2)Altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası.
Fiilin cebir veya tehditle ya da gece vakti işlenmesi (TCK 116/4)Bir yıldan üç yıla kadar hapis.
TCK 119/1’deki nitelikli hâllerden birinin bulunmasıUygulanacak ceza bir kat artırılır.

TCK m. 119 kapsamında silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması suretiyle, suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak veya kamu görevinin nüfuzu kötüye kullanılarak işlenen fiiller için bir kat artırım öngörülür. Hangi artırımın uygulanacağı ve cezanın nasıl belirleneceği somut suçun unsurlarına göre saptanır. Yukarıdaki aralıklar her dosyada verilecek kesin cezayı göstermez.

Özellikle birden fazla kişinin olay yerinde bulunması, herkesin suçu birlikte işlediği sonucunu tek başına doğurmaz. TCK m. 119/1-c bakımından kişilerin ihlale hangi davranışlarla katıldığı ve birlikte işleme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır. Bu ayrım, uygulanabilecek ceza artırımı yanında şikâyet ve uzlaştırma koşullarını da etkileyebilir.

Gece vakti hangi saatler arasındadır?

TCK m. 6/1-e’ye göre gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve doğmasından bir saat öncesine kadar sürer. Bu nedenle saat 20.00 veya 22.00 gibi sabit bir sınır her mevsim için doğru değildir. Olayın yaşandığı yer ve tarihe göre güneşin doğuş ve batış saatleri belirlenmelidir.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu şikâyete bağlı mıdır?

TCK m. 116/1 ve 116/2’de düzenlenen temel şekiller şikâyete bağlıdır. TCK m. 73 uyarınca şikâyet hakkı, kural olarak mağdurun hem fiili hem faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre, dava zamanaşımı sınırları içinde değerlendirilir. Her olayda şikâyet süresinin fiilin gerçekleştiği gün başladığı söylenemez.

Buna karşılık TCK m. 116/4’teki cebir, tehdit veya gece vakti ile TCK m. 119’daki ağırlaştırıcı hâller mevcut olduğunda suçun takibi şikâyete bağlı değildir. Şikâyetten vazgeçmenin sonuçları da bu nedenle suçun doğru nitelendirilmesine göre değişir. Sadece “konut dokunulmazlığı suçu şikâyete tabidir” denilmesi eksik olur.

Şikâyetten vazgeçilirse ceza davası sona erer mi?

Şikâyete bağlı temel hâllerde mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kanunda aksi öngörülmemişse ve sanık da vazgeçmeyi kabul ediyorsa kamu davasının düşmesine yol açabilir. TCK m. 73/4 ve 73/6 uyarınca hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme cezanın infazını engellemez; vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık bakımından da aynı sonuç kendiliğinden doğmaz.

Ancak TCK m. 116/4 veya 119 kapsamında soruşturması kendiliğinden yürütülen nitelikli hâllerde yalnız şikâyetten vazgeçilmesi davayı sona erdirmez. Şikâyetten vazgeçme ile tarafların usulüne uygun uzlaştırma sürecinde anlaşması farklı işlemlerdir; sonuçları karıştırılmamalıdır.

Hırsızlık amacıyla eve girildiğinde şikâyet aranır mı?

TCK m. 142/4, hırsızlık suçunu işlemek amacıyla konut dokunulmazlığı ihlal edildiğinde bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması için ayrıca şikâyet aranmayacağını düzenler.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

TCK m. 116 kapsamındaki suçlar, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 253/1-b-4’te sayıldığı için kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Bu kapsam yalnız şikâyete bağlı temel şekillerle sınırlı değildir; TCK m. 116/4’teki nitelikli hâller de diğer kanuni koşullar bulunuyorsa uzlaştırma yönünden değerlendirilir.

Suç TCK m. 119’daki nitelikli hâllerden biriyle işlenmişse uzlaştırma uygulanmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.12.2023 tarihli E. 2022/183, K. 2023/675 sayılı kararında CMK 253’te konut veya işyeri dokunulmazlığının ihlali yönünden 116. maddenin gösterildiğini, 119. maddenin bu kapsamda sayılmadığını belirtmiştir.

Uzlaştırmaya tabi suç aynı mağdura karşı uzlaştırma dışı başka bir suçla birlikte işlenirse CMK 253/3 gereğince uzlaştırma uygulanmaz. Ancak birlikte işlenen diğer suç önödeme kapsamındaysa bu engel uygulanmaz; konut dokunulmazlığı bakımından uzlaştırma koşulları ayrıca incelenir.

Uzlaşma sağlanırsa soruşturma veya dava nasıl sonuçlanır?

Uzlaştırma kapsamındaki suçta anlaşma sağlanması ile soruşturma veya davanın akıbeti aynı şey değildir; uzlaşma ediminin ne zaman ve nasıl yerine getirileceği önem taşır. CMK m. 253/19 uyarınca soruşturma sırasında edim bir defada yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; edim ileri tarihe bırakılmış veya takside bağlanmışsa kanundaki koşullarla kamu davasının açılması ertelenebilir.

Dava açıldıktan sonra uzlaşma gerçekleşmiş ve sanık edimini bir defada yerine getirmişse CMK m. 254/2 uyarınca davanın düşmesine karar verilir. Edim ileri tarihe bırakılmışsa veya taksitlendirilmişse durma kararı verilir; edimin yerine getirilmemesi durumunda yargılamaya devam edilir. Uzlaşma sağlanamazsa dosya genel soruşturma veya kovuşturma kurallarına göre yürütülür.

Uzlaşma sağlanması, kural olarak soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılmasını engeller; açılmış davada da feragat sonucu doğurur. CMK 253/19, uzlaşma sırasında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararları bu kuralın dışında bırakır. Bu nedenle uzlaşma raporunda hangi zararın karşılandığı ve edimin kapsamı açıkça belirtilmelidir.

Şikâyet nereye yapılır ve davaya hangi mahkeme bakar?

Mağdur, olayın anlatımı ve elindeki delillerle Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa başvurabilir. Başvuruda ihlalin nerede ve ne zaman yaşandığı, kişinin rıza vermediğinin nasıl anlaşıldığı, içeri giren kişinin davranışları, varsa ayrılma talebi ve buna verilen tepki açıkça belirtilmelidir. Temel suç bakımından altı aylık şikâyet süresi beklenmeden hareket edilmesi önemlidir.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçuna tek başına ilişkin davalarda görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Yetki bakımından genel kural, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Birden fazla suçun birlikte işlendiği veya özel yetki kurallarının gündeme geldiği dosyada usul ayrıca incelenir.

Konut dokunulmazlığının ihlali nasıl ispatlanır?

İzinsiz giriş veya çıkmama iddiasında tek bir delil türü zorunlu değildir. Komşu ve olay tanıklarının anlatımları, giriş-çıkış kayıtları, hukuka uygun kamera görüntüleri, mesajlar, çağrı kayıtları, kapı veya kilitteki hasara ilişkin tespitler ve kolluk tutanakları olayı aydınlatabilir. Delilin hangi olguyu ispatladığı somut biçimde gösterilmelidir.

Kamera kaydı bulunmaması suçun oluşmayacağı anlamına gelmez; tek bir tanığın bulunması da mahkûmiyeti otomatik olarak sağlamaz. Özellikle konuta girişin rızayla mı gerçekleştiği, rızanın ne zaman sona erdiği ve failin bunun farkında olup olmadığı araştırılır. Savunma açısından da anahtarın hangi amaçla verildiği, mesajlaşmaların bütünü ve tarafların kullanım ilişkisi önemlidir.

Konut dokunulmazlığının ihlali başka suçlarla birlikte gerçekleşebilir mi?

Evet. Bir kişinin eve girmesi sırasında tehditte bulunması, eşyaya zarar vermesi veya hırsızlık yapması hâlinde her fiil bakımından ayrı suç unsurları ve içtima kuralları değerlendirilir. Tehdit suçu yönünden sözün veya davranışın içeriği; konut dokunulmazlığı yönünden ise korunan alana rızaya aykırı giriş ya da çıkmama önem taşır. Cebir veya tehdidin TCK m. 116/4 kapsamında zaten değerlendirilip değerlendirilmediği, ayrıca kurulacak hüküm bakımından göz ardı edilemez.

Eve girmeden kişinin tekrar tekrar takip edilmesi veya iletişim araçlarıyla rahatsız edilmesi ise farklı suç unsurlarını gündeme getirebilir. Bu davranışların niteliği ve sonuçları ısrarlı takip suçu kapsamında ayrıca incelenir. Bir fiilin yalnızca rahatsız edici olması, konut dokunulmazlığının ihlal edildiğini kanıtlamaz.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile farkı nedir?

Konut dokunulmazlığının ihlali, korunan yere rızaya aykırı girme veya rıza sona erdiğinde ayrılmama davranışına ilişkindir. Buna karşılık TCK m. 134’te düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kişinin özel yaşam alanının hukuka aykırı biçimde ihlalini düzenler. Eve fiziksel olarak girilmeksizin dışarıdan yapılan gizli kayıt ya da gözetim, koşullarına göre özel hayat yönünden değerlendirilebilir.

Tersine, kişi içeride hiç kayıt yapmamış ve eşya almamış olsa da izinsiz giriş nedeniyle konut dokunulmazlığının ihlali gündeme gelebilir. Aynı olayda her iki suçun unsurları bulunuyorsa bunların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kişinin bilerek başkasının konutuna girdiği kanıtlanmadan yalnız giriş olgusundan hareketle suç oluştuğu söylenemez. Yanıldığını fark ettikten sonra buna rağmen konutta kalmaya devam etmesi ayrıca değerlendirilir.

Mağdurun olay sırasında evde bulunması, bu suçun oluşması için zorunlu değildir. Kişinin konut olarak kullandığı yere geçerli rızası olmadan girilmiş ve diğer suç şartları gerçekleşmişse TCK m. 116 kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Avukat Görüşü

Konut dokunulmazlığının ihlali iddiasında dosyanın en önemli kısmı, mekânın kim tarafından hangi hakla kullanıldığının ve rızanın hangi anda bulunmadığının ortaya konulmasıdır. Olay yalnız “evime girdi” veya “çıkmadı” ifadesiyle bırakılmamalı; girişin yeri, tarihi, olay sırasındaki konuşmalar, rıza ve ayrılma talebi birbirinden ayrılarak yazılmalıdır.

Soruşturma dosyasında saat bilgisi nitelikli hâli etkileyebilir; ortak konut veya işyerinde giriş iznini kimin ve hangi amaçla verdiği ayrıca önemlidir. Şikâyet süresi ve uzlaştırma yönünden değerlendirme yapılırken de TCK m. 116/1-2, 116/4, 119 ve varsa hırsızlık amacıyla giriş arasındaki fark korunmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; bir başvuruda olayın tarihi, delilleri ve yürürlükteki hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 08.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık