Uzaklaştırma kararı nasıl alınır? Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişi; aile mahkemesine, polis ya da jandarmaya, Cumhuriyet başsavcılığına, valilik veya kaymakamlığa başvurabilir. Acil durumda en yakın kolluk birimi bazı tedbirleri derhâl alabilir; evden uzaklaştırma ve yaklaşmama gibi önleyici tedbirler aile hâkiminin onayına sunulur. Başvuru için boşanma davası açılması, tarafların evli olması veya mutlaka darp raporu bulunması gerekmez.
İçindekiler
Günlük dilde “uzaklaştırma kararı” denilse de 6284 sayılı Kanun tek bir yasaktan ibaret değildir. Ortak konutun korunan kişiye tahsisi, yaklaşmama, telefon ve sosyal medya üzerinden rahatsız etmeme, silahların teslimi, çocukla kişisel ilişkinin sınırlanması, geçici koruma, adres gizliliği ve tedbir nafakası gibi önlemler aynı dosyada birlikte değerlendirilebilir. Etkili bir başvuru, yalnız “uzaklaştırma istiyorum” demek yerine tehlikenin nerede ve nasıl ortaya çıktığını açıklamalı ve riske uygun tedbirleri ayrı ayrı göstermelidir.
Bu yazı, sitedeki genel 6284 sayılı Kanun rehberini tekrarlamak yerine evden uzaklaştırma kararının nasıl talep edildiğine, nasıl uygulandığına, ne kadar sürdüğüne, nasıl uzatıldığına ve ihlal hâlinde hangi işlemlerin yapılacağına odaklanmaktadır.
Yazının Özeti
Uzaklaştırma kararı nedir ve kimi korur?
Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişinin ortak yaşam alanından çıkarılmasını ve gerektiğinde korunan kişinin bulunduğu yerlere yaklaşmasının yasaklanmasını sağlayan geçici bir hukuki korumadır. Kararın amacı geçmişteki davranışı cezalandırmak değil, devam eden ya da ortaya çıkması muhtemel tehlikeyi önlemektir.
Hukuki dayanak, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliğidir. Kanun; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını korumayı amaçlar. Koruma yalnız evli kadınlara özgü değildir. Eski eş, fiilen ayrı yaşayan eş, nişanlı, eski sevgili, aynı evde yaşayan aile bireyi veya aralarında aile bağı bulunmayan ısrarlı takip mağduru da olayın koşullarına göre Kanundan yararlanabilir.
6284 kapsamındaki şiddet; yalnız darp, yaralama veya fiziksel saldırı değildir. Tehdit, hakaret, aşağılama, ekonomik kaynaklara erişimi engelleme, cinsel zorlama, eve kilitleme, sürekli takip etme, işyerinde bekleme, konum izleme, sahte hesaplardan mesaj gönderme ve iletişim yoluyla baskı kurma da hukuki değerlendirmeye konu olabilir. Davranışın mutlaka tamamlanmış bir zarar doğurması aranmaz; ciddi ve somut bir şiddet tehlikesi de tedbir alınmasını gerektirebilir.
Evden uzaklaştırma ile yaklaşmama kararı aynı şey midir?
Hayır. Evden uzaklaştırma, şiddet uygulayanın korunan kişiyle birlikte yaşadığı müşterek konuttan çıkarılması ve konutun geçici olarak korunan kişiye tahsis edilmesidir. Yaklaşmama kararı ise korunan kişinin kendisine, konutuna, işyerine, okuluna veya bulunabileceği diğer yerlere belirli bir mesafe içinde yaklaşılmamasını ifade eder.
Somut risk çoğu zaman bu tedbirlerin birlikte kurulmasını gerektirir. Yalnız ortak konuttan çıkarma kararı verilmesi, kişinin apartman önünde beklemesini veya işyerine gitmesini tek başına engellemeyebilir. Buna karşılık taraflar zaten ayrı yaşıyorsa evden uzaklaştırma yerine yaklaşmama ve iletişim yasağı daha işlevsel olabilir. Tedbirin adı değil, tehlikeyi fiilen önleyip önlemediği önemlidir.
Uzaklaştırma kararı hangi şartlarda alınabilir?
Temel şart, 6284 sayılı Kanun anlamında şiddetin veya şiddet uygulanma tehlikesinin bulunmasıdır. Fiziksel saldırının gerçekleşmiş olması, ceza soruşturması açılması, mahkûmiyet kararı verilmesi ya da sağlık raporu alınması zorunlu ön koşul değildir. Bununla birlikte talebin olaylardan tamamen kopuk ve soyut bırakılmaması; tehlikenin kaynağının, taraflar arasındaki ilişkinin ve son olayların anlaşılır biçimde açıklanması gerekir.
Hâkim, koruma mekanizmasının hızını ortadan kaldıracak ölçüde ağır bir ispat arayışıyla kararı geciktiremez. Ancak özellikle başkası hakkında konuttan çıkarma, çocukla temasın sınırlanması veya uzun süreli yaklaşmama yasağı gibi önleyici tedbirler kurulurken olayın niteliği, riskin güncelliği ve tedbirin ölçüsü değerlendirilir. Bu nedenle “hiçbir delile gerek yoktur” cümlesini, her talebin otomatik kabul edileceği şeklinde anlamak doğru değildir.
Fiziksel şiddet olmadan uzaklaştırma kararı verilebilir mi?
Evet. Psikolojik, sözlü, ekonomik, cinsel veya dijital şiddet ile tek taraflı ısrarlı takip de tedbir sebebi olabilir. Örneğin tekrarlanan ölüm tehdidi, evin önünde bekleme, çocuğun okul çıkışını takip etme, sürekli farklı numaralardan arama, sosyal medya üzerinden konum paylaşarak korkutma veya kişinin parasına ve belgelerine el koyma olayın bütününe göre şiddet tehlikesini gösterebilir.
Fiziksel iz bulunmaması başvurunun önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yine de mesajların bütünü, arama kayıtları, önceki kolluk başvuruları, tanıklar ve tarih bilgileri korunmalıdır. “Kadının beyanı esastır” ifadesinin koruma tedbiri ile ceza mahkûmiyeti bakımından aynı anlama gelmediği, sitedeki kadının beyanının hukuki karşılığına ilişkin yazıda ayrıca açıklanmaktadır.
Şiddet tehlikesinin güncel olması gerekir mi?
Tedbir gelecekteki riski önlediği için olayların güncelliği önemlidir; fakat yalnız son birkaç saat içinde gerçekleşen davranışlar dikkate alınmaz. Daha eski şiddet olayları, yeni tehditler, ayrılık sonrasındaki ısrarlı takip, silaha erişim, tedbir ihlalleri ve şiddetin giderek ağırlaşması birlikte değerlendirilebilir. Aradan zaman geçmiş olması her durumda tehlikenin bittiğini göstermez.
Başvuruda eski olaylarla yeni risk arasındaki bağ kurulmalıdır. Örneğin aylar önceki darp olayı tek başına yazılmak yerine, sonrasında devam eden mesajlar, eve gelme girişimleri veya ortak tanıklar açıklanmalıdır. Gerçek tehlike sona ermişse tedbir kaldırılabilir; devam ediyorsa önceki olaylar risk değerlendirmesinin parçası olur.
Uzaklaştırma kararı için nereye başvurulur?
Uzaklaştırma talebi en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek aile mahkemesine, polis merkezine veya jandarma karakoluna yöneltilebilir. Ayrıca Cumhuriyet başsavcılığına, valilik veya kaymakamlığa, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne ya da Şiddet Önleme ve İzleme Merkezine başvurulabilir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının güncel yönlendirme sayfası 112 Acil Çağrı Merkezi, ALO 183, KADES ve diğer başvuru kanallarını da göstermektedir.
Kanun, kişinin güvenlik tehlikesi içindeyken görev ve yetki tartışmaları arasında kalmasını önlemek için “en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer” esasını benimser. Başvuru, korunan kişinin yerleşim yerindeki mahkemeyle sınırlı değildir. Kişi güvenli bir şehre veya ilçeye gitmişse bulunduğu yerdeki makamlara başvurabilir. Başvuruyu alan merci, kendi görev alanındaki işlemleri yapmalı ve gerekli diğer tedbirler için yetkili makamı gecikmeksizin haberdar etmelidir.
Acil tehlikede ilk olarak ne yapılmalıdır?
Can güvenliğine yönelik yakın tehlike varsa öncelik dilekçe hazırlamak değil güvenli yere geçmek ve 112 üzerinden kolluğa ulaşmaktır. KADES kullanan kişiler uygulama üzerinden acil ihbarda bulunabilir. Yaralanma varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalı; mümkünse olay yeri, saldırı aracı ve görünür yaralar değiştirilmeden kayıt altına alınmalıdır. Darp raporunun nereden ve nasıl alınacağı konusunda darp raporu rehberi yol gösterici olabilir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri; müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, tehdit ve aşağılayıcı davranışlarda bulunmama ile belirli yakınlara ve tanıklara yaklaşmama tedbirlerini alabilir. Bu önleyici tedbirler, evrakın en geç izleyen ilk iş günü aile hâkiminin onayına sunulmasını gerektirir; hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbir kendiliğinden kalkar. Barınma yeri sağlama ve geçici koruma gibi bazı koruyucu tedbirlerde mülkî amir onayı için farklı süre uygulanır.
Başvuruyu yalnız mağdur mu yapabilir?
Hayır. Şiddet veya şiddet tehlikesini gören herkes ihbarda bulunabilir. Komşu, akraba, öğretmen, doktor veya başka bir kişi durumu resmî makamlara bildirebilir. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının haberdar oldukları şiddet riskini derhâl bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Tedbir kararı ilgilinin talebi yanında Bakanlık, kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine de verilebilir; mevzuatın izin verdiği durumlarda resen değerlendirme yapılabilir. Üçüncü kişinin ihbarı mağdurun güvenliğini harekete geçirebilir, ancak talep edilecek bazı tedbirlerde korunan kişinin isteği veya aydınlatılmış rızası ayrıca önem taşır.
Uzaklaştırma talebi adım adım nasıl hazırlanır?
Başvuru yazılı dilekçeyle yapılabileceği gibi kolluğa sözlü anlatımda bulunulması hâlinde beyanın tutanağa geçirilmesi de mümkündür. Yazılı başvuru, olayların sırasını ve istenen tedbirleri açıkça göstermesi bakımından çoğu dosyada daha sağlıklı bir kayıt oluşturur. Dilekçenin uzun olması değil, güvenlik riskini doğru tarif etmesi önemlidir.
Dilekçede hangi bilgiler bulunmalıdır?
Dilekçede mümkün olduğunca şu bilgiler yer almalıdır:
- Başvuranın kimliği ve güvenli tebligat yöntemi,
- Aleyhine tedbir istenen kişinin bilinen kimlik ve adres bilgileri,
- Taraflar arasındaki evlilik, ayrılık, akrabalık, birliktelik veya takip ilişkisinin niteliği,
- Şiddet olaylarının tarih, yer, davranış ve mümkünse tanık bazında kronolojisi,
- En son olayın ve mevcut tehlikenin neden acil olduğunun açıklanması,
- Çocukların olaydan etkilenip etkilenmediği,
- Şiddet uygulayanın silahı, madde bağımlılığı, daha önceki tehditleri veya tedbir ihlalleri gibi risk göstergeleri,
- Talep edilen tedbirlerin her birinin açıkça yazılması,
- Varsa mesaj, fotoğraf, sağlık kaydı, tutanak, dosya numarası ve tanık bilgileri,
- Gerekliyse adres ve kimlik bilgilerinin gizlenmesi talebi.
Olay anlatımında “sürekli şiddet uyguluyor” gibi genel bir cümleyle yetinmek yerine, mümkün olan olaylar somutlaştırılmalıdır. “12 Ağustos günü saat 22.30 civarında konutun önüne gelerek şu içerikte tehditte bulundu; aynı gece üç farklı numaradan aradı; ertesi gün çocuğun okulunda bekledi” biçimindeki kronoloji, tehlikenin yapısını görünür kılar.
Hangi tedbirler açıkça istenmelidir?
Başvuru, yalnız evden uzaklaştırma sözcüğüne sıkıştırılmamalıdır. Olayın niteliğine göre şu önlemler ayrı ayrı talep edilebilir:
- Müşterek konuttan derhâl uzaklaştırma ve konutun korunan kişiye tahsisi,
- Korunan kişiye, konuta, işyerine, okula ve düzenli bulunulan diğer yerlere yaklaşmama,
- Telefon, mesaj, e-posta, sosyal medya, ortak tanıdıklar veya başka yollarla rahatsız etmeme,
- Tehdit, hakaret, aşağılama ve küçük düşürücü davranışlarda bulunmama,
- Korunan kişinin yakınlarına, olay tanıklarına ve gerekirse çocuklara yaklaşmama,
- Silahların kolluğa, kamu görevi nedeniyle taşınan silahın kuruma teslimi,
- Eşyalara zarar vermeme,
- Çocukla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması, sınırlandırılması veya tehlike ağırsa kaldırılması,
- Tedbir nafakası,
- Kişisel eşya ve belgelerin kolluk eşliğinde teslimi,
- Adres, kimlik ve diğer güvenlik bilgilerinin gizli tutulması,
- Hayati tehlike varsa geçici koruma ve güvenli barınma.
Mahkeme talepte yazmayan uygun bir tedbiri de değerlendirebilir. Buna rağmen uygulamada talebin somutlaştırılması, kararın eksik kurulması riskini azaltır. Çocuk bakımından istenecek yaklaşmama veya görüşme sınırlaması, mevcut velayet ve kişisel ilişki kararlarıyla birlikte ele alınmalıdır. Bu ayrım hakkında çocukla kişisel ilişki kurma yazısı incelenebilir.
Uzaklaştırma kararı için delil gerekir mi?
Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı da geciktirilmeksizin verilmelidir. Bu kural, acil korumanın klasik bir dava gibi uzun ispat sürecine bağlanmamasını sağlar. Ancak mevzuattaki bu kolaylaştırma, mevcut delillerin saklanmaması veya olayların belirsiz anlatılması gerektiği anlamına gelmez.
Evden uzaklaştırma ve yaklaşmama, şiddet uygulayan hakkında kurulan önleyici tedbirlerdir. Hâkim, Kanunun koruma amacını tehlikeye sokacak bir gecikmeye yol açmadan başvurudaki olguları ve risk göstergelerini değerlendirir. İlk karar çoğu zaman dosya üzerinden ve karşı taraf dinlenmeden verilebilir. Karşı tarafın itirazı üzerine ise olayın iki yönü, sunulan belgeler ve tedbirin ölçülülüğü daha ayrıntılı incelenebilir.
Hangi deliller kullanılabilir?
Somut olaya göre aşağıdaki kayıtlar başvuruyu destekleyebilir:
- Hastane ve adli muayene kayıtları,
- Darp raporu ve yaralanma fotoğrafları,
- Polis veya jandarma tutanakları ile 112 çağrı kayıtları,
- WhatsApp, SMS, e-posta ve sosyal medya mesajları,
- Arama geçmişi, sesli mesajlar ve engellenen hesap kayıtları,
- Apartman, işyeri veya çevre güvenlik kamerası görüntüleri,
- Olayı doğrudan gören ya da duyan tanıklar,
- Önceki tedbir, ihlal, boşanma veya ceza dosyalarının numaraları,
- Silah bulundurma, takip, konum paylaşma veya malvarlığına zarar verme olgularını gösteren belgeler,
- Çocuğun okul, sağlık veya psikososyal destek kayıtları.
Başvuru anında bütün deliller hazır değilse bu durum acil koruma talebini engellemez. Erişilebilen kayıtlar sunulmalı; kamera görüntüsü gibi silinme ihtimali bulunan delillerin bulunduğu yer ve zaman açıkça belirtilmelidir. Koruma dosyasındaki hızlı değerlendirme ile boşanma veya ceza dosyasındaki tam ispat standardı aynı değildir.
Dijital deliller nasıl korunmalıdır?
Ekran görüntüsü alınırken yalnız tehdit cümlesi değil, hesabın veya numaranın görünmesi, tarih-saat bilgisi ve konuşmanın anlamlı bütünlüğü korunmalıdır. Sosyal medya paylaşımında profil bağlantısı, kullanıcı adı ve erişim tarihi kaydedilmelidir. Mesajın sonradan silinme ihtimali varsa cihazdaki asıl kayıt korunmalı; mümkünse yedek alınmalı ve içerik üzerinde değişiklik yapılmamalıdır.
Gizlice ses veya görüntü kaydı her durumda hukuka uygun kabul edilmez. Ani gelişen saldırıda başka türlü delil elde etme olanağı bulunup bulunmadığı ile özel hayat ve haberleşme hakları birlikte değerlendirilir. Planlı biçimde özel alanı kaydetmek veya karşı tarafın hesabına izinsiz girmek ayrıca hukuki ve cezai sorun yaratabilir. Delil elde ederken yeni bir hukuka aykırılık oluşturulmamalıdır.
Mahkeme hangi uzaklaştırma ve koruma tedbirlerine karar verebilir?
Aile hâkimi, olayın özelliğine göre bir veya birden fazla koruyucu ve önleyici tedbiri birlikte verebilir. Kanundaki tedbirler kapalı bir liste değildir; hâkim koruma amacına uygun benzer bir önleme de karar verebilir. Bununla birlikte kararın uygulanabilir, anlaşılır ve tarafların hakları arasında riskle uyumlu olması gerekir.
Müşterek konuttan uzaklaştırma nasıl uygulanır?
Şiddet uygulayan, korunan kişiyle birlikte yaşadığı müşterek konuttan çıkarılır ve konut geçici olarak korunan kişiye tahsis edilir. Konutun tapuda şiddet uygulayan adına kayıtlı olması veya kira sözleşmesinde yalnız onun adının bulunması tedbire engel değildir. Çünkü karar mülkiyeti devretmez; güvenlik amacıyla kullanım düzenini geçici olarak değiştirir.
Uzaklaştırılan kişinin kararın uygulanmasına direnmesi hâlinde kolluk devreye girer. Kişisel eşya ve belgelerin teslimi, talep üzerine ve kararda gösterilerek kolluk marifetiyle yapılabilir. Bu imkân, tarafların eşyayı almak bahanesiyle yeniden yüz yüze gelmesini ve yeni bir çatışma doğmasını önler.
Uzaklaştırma kararı, konutun kirası ile elektrik, su, doğalgaz ve benzeri giderlerin kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmaz. Hâkim, şiddet uygulayanın kira sözleşmesini feshetmemesine veya kamu konutunun tahsisinin kaldırılmasını istememesine de karar verebilir. Mülkiyet ve aile konutu üzerindeki daha kalıcı uyuşmazlıklar farklı süreçlerde çözülür; aile konutu şerhi ve tapu iptal tescil yazısı bu ayrımı ayrıntılı ele almaktadır.
Yaklaşmama ve iletişim yasağının kapsamı nasıl belirlenir?
Kararda korunan kişiye, eve, işe, okula ve gerekli görülen diğer yerlere yaklaşmama öngörülebilir. Uygulamada kararın kapsadığı yerlerin ve varsa mesafenin açık olması, ihlalin belirlenmesini kolaylaştırır. Tesadüfi karşılaşma ile bilerek takip etme aynı şekilde değerlendirilmez; ancak karşılaşma hâlinde tedbir yükümlüsünün teması sürdürmemesi ve uzaklaşması beklenir.
İletişim yasağı yalnız telefon aramasını kapsamaz. Mesaj, e-posta, sosyal medya, sahte hesap, hediye gönderme veya üçüncü kişiler aracılığıyla haber iletme de kararın içeriğine göre ihlal oluşturabilir. Ortak çocukla ilgili zorunlu iletişim varsa bunun güvenli bir aracı kişi, avukat veya belirlenmiş yöntem üzerinden yürütülmesi talep edilebilir. Karar metni okunmadan hangi temasın serbest olduğu varsayılmamalıdır.
Çocuklar hakkında hangi kararlar verilebilir?
Hâkim, çocukla daha önce kurulmuş kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılmasına, sınırlandırılmasına veya gerekli hâlde tamamen kaldırılmasına karar verebilir. Velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki konularında geçici düzenleme yapılması da mümkündür. Ölçüt, ebeveynler arasındaki çatışmadan önce çocuğun güvenliği ve üstün yararıdır.
Uzaklaştırma kararı, mevcut velayeti her durumda kendiliğinden değiştirmez. Kişisel ilişki kararında açık bir sınırlama yoksa iki karar arasında uygulama sorunu doğabilir. Bu nedenle başvuruda mevcut aile mahkemesi kararları gösterilmeli ve çocuk tesliminin nerede, kim aracılığıyla, hangi güvenlik şartlarında yapılacağı açıklığa kavuşturulmalıdır. Uzun süreli velayet değişikliği gerekiyorsa velayetin değiştirilmesi davası ayrıca gündeme gelebilir.
Nafaka ve ekonomik koruma istenebilir mi?
Şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya geçime katkıda bulunan kişiyse ve daha önce nafakaya hükmedilmemişse hâkim, korunan kişinin yaşam düzeyini dikkate alarak talep olmasa dahi tedbir nafakasına karar verebilir. Uygulamada gelir, ihtiyaçlar, çocukların giderleri ve mevcut nafaka kararları dilekçede belirtilmelidir.
Nafaka kararı, uzaklaştırılan kişinin konut ve aile giderlerine ilişkin tüm borçlarını kendiliğinden belirlemez. Boşanma, bağımsız nafaka veya icra süreçleri ayrıca gerekebilir. Nafaka türleri ve aralarındaki farklar için nafaka rehberi incelenebilir.
Uzaklaştırma kararı ne kadar süreyle verilir?
Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Bu, her kararın mutlaka altı ay olacağı anlamına gelmez; hâkim riskin ağırlığına ve olayın özelliklerine göre daha kısa süre belirleyebilir. “En çok altı ay” ilk kararın üst sınırıdır. Şiddet veya şiddet tehlikesi devam ediyorsa tedbir süresi uzatılabilir, tedbirin biçimi değiştirilebilir ya da aynı şekilde devamına karar verilebilir.
Süre, karar metnindeki başlangıç ve bitiş bilgisine göre dikkatle takip edilmelidir. Kararın tebliğ tarihi ile başlangıç tarihi her dosyada aynı olmayabilir. Korunan kişi, sürenin bittiğini varsayarak güvenlik planını aniden sona erdirmemeli; karar örneğini ve kolluk bildirimlerini kontrol etmelidir.
Uzaklaştırma kararı nasıl uzatılır?
Uzatma otomatik değildir. Tehlike sürüyorsa karar sona ermeden önce aile mahkemesine yeni bir dilekçe verilmesi güvenli uygulamadır. Dilekçede yalnız önceki kararın uzatılması istenmemeli; karar döneminde meydana gelen yeni olaylar, iletişim girişimleri, dolaylı tehditler, takip davranışları ve varsa ihlal tutanakları açıklanmalıdır.
Karar süresince açık ihlal yaşanmamış olması tehlikenin mutlaka bittiğini göstermez; tedbirin caydırıcı etkisiyle temas kurulamamış olabilir. Bununla birlikte uzatma talebi, riskin neden devam ettiğini somutlaştırmalıdır. Tarafların ayrı şehirlere taşınması, tüm temasın sona ermesi veya koşulların değişmesi hâlinde tedbirin kapsamı yeniden ölçülendirilebilir.
Karar kaldırılabilir veya değiştirilebilir mi?
Evet. Şiddet veya şiddet uygulama tehlikesinin ortadan kalktığı anlaşılırsa kararı veren merci tedbirlerin kaldırılmasına karar verebilir. Riskin niteliği değişmişse örneğin evden uzaklaştırma korunurken çocuk teslimine ilişkin yöntem değiştirilebilir ya da yaklaşmama alanı genişletilebilir.
Korunan kişinin “şikâyetimden vazgeçtim” demesi kararı kendiliğinden hükümsüz kılmaz. Tedbir, yetkili makamın yeni kararıyla kaldırılana veya süresi dolana kadar uygulanır. Tarafların barışması, aynı evde yeniden yaşamaya başlaması veya mesajlaşması uygulamada ciddi belirsizlik yaratabilir; karar resmen kaldırılmadan ihlal riskinin sona erdiği varsayılmamalıdır.
Uzaklaştırma kararı ne zaman yürürlüğe girer ve nasıl uygulanır?
Tedbir kararı geçici koruma niteliğindedir ve uygulanması için kesinleşmesi beklenmez. Kararın ilgili kişiye tefhim veya tebliğ edilmemesi de kural olarak uygulanmasına engel değildir. Bununla birlikte zorlama hapsi bakımından kararın ve ihlal hâlindeki yaptırım ihtarının usulüne uygun bildirilmesi özel önem taşır.
Karar; niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına, kolluğa, ŞÖNİM’e ve ilgili kamu kurumlarına gecikmeksizin gönderilir. Önleyici tedbirlerin uygulanması kolluk tarafından izlenir. Korunan kişi de kararın bir örneğini erişilebilir fakat güvenli bir yerde bulundurmalı, sorumlu kolluk birimini öğrenmeli ve her ihlali ayrı olay olarak bildirmelidir.
Uzaklaştırılan kişi eve geri gelebilir mi?
Karar devam ettiği sürece, müşterek konuttan uzaklaştırılan kişi eve kendiliğinden dönemez. Korunan kişinin daveti veya sonradan barışılması, yürürlükteki mahkeme kararını ortadan kaldırmaz. Kişisel eşya alınması gerekiyorsa kolluk eşliğinde teslim usulü kullanılmalı; taraflar güvenlik riski yaratacak biçimde yüz yüze getirilmemelidir.
Konutun maliki olmak, anahtarı bulundurmak veya faturaları ödemek de dönüş hakkı vermez. Mülkiyete ilişkin haklar saklıdır; fakat geçici kullanım, karar süresince korunan kişiye bırakılmıştır. Kararın hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa çözüm karara uymamak değil, süresinde itiraz etmektir.
Adres ve kimlik bilgileri gizlenebilir mi?
Gerekli hâllerde korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri, adresleri ve güvenliği etkileyebilecek diğer verileri resmî kayıtlarda gizli tutulabilir. Tebligatlarda ŞÖNİM adresinin kullanılması ve nüfus, eğitim, sağlık, banka ile diğer kayıtlarda gizlilik işlemleri gündeme gelebilir.
Gizlilik talebi özellikle failin yeni adresi bilmediği, şehir değişikliği yapıldığı veya takip riskinin yüksek olduğu dosyalarda açıkça yazılmalıdır. Ancak gizlilik kararının kapsamı teknik ve kurumsal işlemler gerektirir; kişinin sosyal medya konum paylaşımı, ortak abonelikler veya yakın çevre üzerinden adresin açığa çıkması gibi pratik riskler de ayrıca yönetilmelidir.
Uzaklaştırma kararı ihlal edilirse ne yapılmalıdır?
İhlal anında güvenlik riski varsa 112 aranmalı ve olayın devam ettiği açıkça belirtilmelidir. Kolluk geldiğinde yürürlükteki karar gösterilmeli; yaklaşma, mesaj, arama, takip veya eve girme davranışının nasıl gerçekleştiği tutanağa yazdırılmalıdır. Her ihlal için tarih, saat, yer, tanık ve dijital kayıtlar ayrı ayrı korunmalıdır.
Tedbir kararına aykırılık, aile hâkimi tarafından ilk ihlalde ihlalin niteliği ve ağırlığına göre üç günden on güne kadar zorlama hapsine yol açabilir. Tekrarlanan ihlallerde süre on beş günden otuz güne kadardır; toplam zorlama hapsi altı ayı geçemez. Zorlama hapsi klasik anlamda suç mahkûmiyeti değildir; tedbire uyulmasını sağlamaya yönelik disiplin niteliğinde bir yaptırımdır ve adli sicile işlenmez.
İhlal aynı zamanda suç oluşturabilir mi?
Evet. Eve zorla girme, tehdit, hakaret, kasten yaralama, mala zarar verme, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma veya ısrarlı takip gibi davranışlar olayın koşullarına göre ayrıca suç oluşturabilir. Zorlama hapsi uygulanması, fiil suç oluşturuyorsa ceza soruşturması yapılmasına engel değildir.
Bu nedenle kolluğa yalnız “uzaklaştırmayı ihlal etti” demek yerine yapılan eylem de açıkça anlatılmalıdır. Yaralama varsa sağlık kaydı alınmalı; tehdit mesajları silinmemeli; kamera görüntülerinin korunması istenmelidir. Fiziksel şiddetin boşanma hukukundaki etkisi ayrıca boşanmada kusur sayılan davranışlar rehberinde ele alınmaktadır.
Zorlama hapsi otomatik uygulanır mı?
Hayır. İhlal iddiası aile mahkemesince değerlendirilir. Kolluk tespit tutanağını Cumhuriyet başsavcılığına, başsavcılık da aile mahkemesine gönderir; ihlal doğrudan mahkemece tespit edilmişse resen işlem yapılabilir. Kararın kapsamı, bildirim durumu, isnat edilen davranış ve deliller incelenir.
Zorlama hapsi kişinin özgürlüğünü sınırladığı için ihlalin somutlaştırılması önemlidir. Belirsiz bir karşılaşma, aidiyeti gösterilemeyen bir hesap veya kapsamı açık olmayan karar farklı değerlendirmelere yol açabilir. Buna karşılık 112 kaydı, kolluk tutanağı, kamera görüntüsü ve bütünlüğü korunmuş mesajlar ihlal incelemesini güçlendirir.
Uzaklaştırma kararına nasıl itiraz edilir?
6284 sayılı Kanun kapsamındaki kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Bu süre hem hakkında tedbir verilen kişi hem de talebi reddedilen ya da eksik kabul edilen korunan kişi bakımından önemlidir. İtiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
İtiraz dilekçesi kararı veren mahkemeye sunulabilir; dosya Kanunda gösterilen itiraz merciine gönderilir. O yerde birden fazla aile mahkemesi varsa numara olarak izleyen daire; tek aile mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesi, hâkimlerin aynı kişi olması hâlinde en yakın asliye hukuk mahkemesi inceleme yapar. İtiraz kural olarak dosya üzerinden incelenir; gerekli görülürse ilgililer dinlenebilir. Kararın bir hafta içinde verilmesi öngörülür ve itiraz üzerine verilen karar kesindir.
Hakkında uzaklaştırma kararı verilen kişi itirazda neyi açıklamalıdır?
İtiraz, yalnız “iddialar gerçek dışıdır” cümlesine dayanmamalıdır. Olayların tarih sırası, tarafların fiilen ayrı yaşayıp yaşamadığı, başvuruda ileri sürülen mesaj veya görüşmelerin bağlamı, tedbirin iş ve çocuk ilişkisine etkisi, mevcut mahkeme kararları ve ölçüsüz olduğu düşünülen hükümler somut belgelerle açıklanmalıdır.
İlk aşamadaki hızlı koruma ihtiyacı ile itiraz aşamasındaki gerekçeli inceleme birbirinden farklıdır. İtiraz merciinin, sonucu etkileyebilecek esaslı iddiaları ve delilleri karşılaması gerekir. Bununla birlikte itiraz dilekçesinde korunan kişiyi hedef alan yeni tehditler, baskı veya dolaylı iletişim kurulması hem ayrı bir ihlal hem de riskin devamını gösteren olgu olabilir.
Korunan kişi eksik veya kısa süreli karara itiraz edebilir mi?
Evet. Talebin tamamen reddedilmesi yanında, gerekli bir tedbirin verilmemesi, çocuk veya işyeri bakımından korumanın eksik kalması ya da sürenin tehlikeyle uyumsuz derecede kısa belirlenmesi de itiraza konu edilebilir. İtirazda eksikliğin güvenlik bakımından hangi somut sonucu doğurduğu açıklanmalıdır.
Örneğin yalnız evden uzaklaştırma verilmiş ancak işyerine yaklaşmama ve iletişim yasağı kurulmamışsa, failin işyerinde beklediği veya farklı hesaplardan mesaj gönderdiği olguları gösterilmelidir. Amaç mümkün olan en geniş yasağı istemek değil, belirlenen risklere karşı etkili ve ölçülü koruma sağlamaktır.
Uzaklaştırma kararının hukuki sonuçları nelerdir?
Karar, şiddet uygulayanın belirli yerlere girmesini ve belirli davranışlarda bulunmasını geçici olarak yasaklar; kolluğa izleme ve uygulama görevi verir. Müşterek konut korunan kişiye tahsis edilebilir, iletişim yolları sınırlandırılabilir, silah teslimi sağlanabilir ve çocukla temas yeniden düzenlenebilir. İhlal hâlinde zorlama hapsi ve eylem ayrıca suçsa ceza soruşturması gündeme gelir.
Buna karşılık tedbir kararı; tapu mülkiyetini değiştirmez, tarafları boşamaz, velayeti kesin olarak çözmez ve hakkında tedbir verilen kişinin bir suçu işlediğini kesin hükümle tespit etmez. Koruma dosyasının amacı tehlikeyi hızla yönetmektir. Kalıcı medeni hukuk ve ceza hukuku sonuçları, kendi usullerine tabi ayrı yargılamalarda belirlenir.
Uzaklaştırma kararı adli sicile işler mi?
Tedbir kararının kendisi ceza mahkûmiyeti değildir ve adli sicil kaydı oluşturmaz. Zorlama hapsi de Uygulama Yönetmeliğine göre adli sicile işlenmez. Ancak tedbire konu davranış aynı zamanda suçsa savcılık soruşturması ve ceza davası farklı sonuç doğurabilir.
Karar, ilgili kolluk ve yargı sistemlerinde uygulanması için kayıt altına alınır. Sonraki risk değerlendirmesinde önceki tedbir ve ihlaller dikkate alınabilir. “Adli sicile işlemez” ifadesi, kararın yok sayılabileceği veya hiçbir resmî kaydının bulunmadığı anlamına gelmez.
Uzaklaştırma kararı işe veya kamu görevine engel olur mu?
Tek başına tedbir kararı genel bir meslekten çıkarma ya da çalışma yasağı doğurmaz. Ancak işyeri korunan kişinin işyerine yakınsa yaklaşmama kararının fiilî etkisi olabilir. Silah taşıyan kamu görevlisi hakkında görev silahının kurumuna teslimine karar verilmesi de çalışma düzeni bakımından sonuç yaratabilir.
Tedbirin iş ve kamu görevi üzerindeki etkisi, güvenlik ihtiyacını ortadan kaldırmaz; fakat kararın uygulanabilir şekilde kurulması gerekir. İtiraz veya değişiklik talebinde alternatif görev yeri, vardiya, giriş güzergâhı veya teslim usulü gibi somut çözümler açıklanabilir.
Uzaklaştırma kararı boşanma ve ceza sürecini nasıl etkiler?
6284 başvurusu boşanma davasından ve ceza soruşturmasından bağımsızdır. Koruma istemek için önce boşanma davası açmak gerekmediği gibi, tedbir kararı alınması da boşanma davasını kendiliğinden başlatmaz. Aynı olay farklı hukuk alanlarında farklı amaçlarla incelenir.
Boşanma davasında fiziksel veya psikolojik şiddet, kusur, nafaka, tazminat, velayet ve ortak konutun kullanımı bakımından önem taşıyabilir. Ancak 6284 kararının bulunması, iddia edilen bütün olayların boşanma dosyasında kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmez. Boşanma mahkemesi delilleri kendi yargılama kurallarına göre değerlendirir. Sürecin bütünü için çekişmeli boşanma davası rehberi yol göstericidir.
Ceza soruşturmasında ise savcılık, belirli bir suçun oluşup oluşmadığını ve failin ceza sorumluluğunu araştırır. Koruma kararı için aranan hızlı risk değerlendirmesi ile ceza mahkûmiyeti için gereken her türlü şüpheden uzak ispat aynı değildir. Bu nedenle tedbir talebinin kabulü otomatik mahkûmiyet; reddi de otomatik olarak suçsuzluk veya şiddet bulunmadığı sonucu doğurmaz.
Şikâyetten vazgeçmek uzaklaştırma kararını kaldırır mı?
Hayır. Ceza şikâyetinden vazgeçme, 6284 tedbirini kendiliğinden kaldırmaz. Şikâyete bağlı bir suç yönünden vazgeçmenin ceza dosyasına etkisi ile güvenlik amacı taşıyan tedbirin devamı ayrı değerlendirilir. Tedbir ancak süresi dolduğunda veya yetkili makam kaldırdığında sona erer.
Korunan kişinin talebini geri çekmesi, riskin bittiğine ilişkin değerlendirmede dikkate alınabilir; ancak baskı, ekonomik bağımlılık veya tehdit altında vazgeçme ihtimali de göz ardı edilmez. Yürürlükteki karar değiştirilmeden tarafların fiilen tersine davranması, özellikle ihlal ve güvenlik planlaması bakımından sorun doğurur.
Uzaklaştırma kararı velayeti değiştirir mi?
Kendiliğinden değiştirmez. Hâkim 6284 dosyasında geçici velayet ve kişisel ilişki tedbirleri alabilir; fakat kalıcı velayet düzeni ayrı aile hukuku değerlendirmesine tabidir. Çocuğun şiddete tanık olması, doğrudan hedef alınması veya teslim sırasında risk bulunması velayet dosyasında önemli olabilir.
Uzaklaştırılan ebeveynin çocukla ilişkisinin nasıl kurulacağı karar metninde açık değilse mahkemeden açıklayıcı veya değiştirici tedbir istenmelidir. Çocuk, ebeveynler arasında mesaj taşıyan kişi hâline getirilmemeli; teslim ve iletişim düzeni güvenli, öngörülebilir ve çocuğun üstün yararına uygun olmalıdır.
Başvuru için harç, arabuluculuk veya avukat gerekir mi?
6284 kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri masraf alınmaz. Başvuru öncesinde noter ihtarı çekmek, karşı tarafla görüşmek veya arabuluculuğa gitmek zorunlu değildir. Uygulama Yönetmeliği, tedbirlerin alınması ve yerine getirilmesi sırasında şiddet mağduru ile şiddet uygulayan arasında uzlaşma ya da arabuluculuk önerilemeyeceğini açıkça belirtir.
Avukatla temsil zorunlu değildir. Kişi kollukta sözlü beyanda bulunabilir veya aile mahkemesine kendisi dilekçe verebilir. Bununla birlikte birden çok mahkeme dosyası, çocukla kişisel ilişki, adres gizliliği, silah, dijital delil, karşılıklı tedbir veya itiraz gibi teknik sorunlar varsa hukuki yardım alınması başvurunun kapsamını doğru kurmaya yardımcı olabilir. Maddi imkânı bulunmayan kişiler baronun adli yardım bürosuna başvuru şartlarını araştırabilir; ancak her 6284 başvurusu otomatik olarak ücretsiz avukat atanması anlamına gelmez.
Uygulamada en sık yapılan hatalar nelerdir?
En yaygın hata, güvenlik ihtiyacını tek kelimelik “uzaklaştırma” talebine indirgemektir. Konuttan çıkarma kararı verildiği hâlde işyeri, okul, dijital iletişim, ortak çocuk veya silah riski düzenlenmemişse koruma fiilen eksik kalabilir. Talep, olayın nerede tekrar edebileceğine göre kurulmalıdır.
İkinci hata, tarih ve olay belirtmeden genel nitelemeler kullanmaktır. Şiddetin sürekliliği anlatılabilir; fakat en azından son olaylar ve somut tehditler kronolojik biçimde gösterilmelidir. Üçüncü hata, delil zorunlu olmadığı düşüncesiyle mevcut mesajları silmek, kamera görüntülerini istememek veya sağlık kaydı almamaktır. İlk tedbir hızlı verilebilse bile uzatma, itiraz, ihlal, boşanma ve ceza süreçlerinde bu kayıtlar belirleyici olabilir.
Dördüncü hata, kararın kapsamını okumadan her temasın yasak ya da serbest olduğunu varsaymaktır. Karar yalnız konuta yaklaşmamayı mı, korunan kişiye yaklaşmamayı mı, her türlü iletişimi mi, çocukları ve yakınları da mı kapsıyor; bunlar metinden kontrol edilmelidir. Beşinci hata, karar süresini takip etmemek ve uzatma talebini son güne bırakmaktır.
Altıncı hata, ihlalleri topluca daha sonra bildirmektir. Her ihlal mümkün olduğunca olay anında kolluğa aktarılmalı ve tutanağa bağlanmalıdır. Yedinci hata ise tarafların barışmasıyla kararın otomatik kalktığını sanmaktır. Resmî kaldırma veya süre sonu olmadan karar yürürlüktedir.
Mevzuat dayanağı uzaklaştırma sürecini nasıl düzenler?
6284 sayılı Kanunun 5. maddesi, hâkimin şiddet uygulayan hakkında verebileceği önleyici tedbirleri düzenler. Müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim yoluyla rahatsız etmeme, eşyalara zarar vermeme ve silah teslimi bu çerçevededir. Aynı maddede çocukla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, sınırlandırılması veya kaldırılması da düzenlenmiştir.
Kanunun 8. maddesi başvuru usulünü, ilk karar için altı aylık üst sınırı, delil kolaylığını, tebligatı ve gizliliği içerir. 9. madde iki haftalık itiraz yolunu; 10. madde kararın kolluk ve diğer kurumlar aracılığıyla uygulanmasını; 13. madde ise ihlal hâlindeki zorlama hapsini düzenler. Uygulama Yönetmeliği bu hükümlerin pratikte hangi makam tarafından ve hangi sürelerle yerine getirileceğini ayrıntılandırır.
Bu düzenlemeler birlikte okunduğunda üç temel ilke ortaya çıkar: Koruma hızlı olmalıdır; tedbir somut riske uygun olmalıdır; tarafların temel haklarına etkisi arttıkça karar ve itiraz incelemesi olayın özellikleriyle gerekçelendirilmelidir. Başvuruyu yalnız bir madde numarası sıralaması hâline getirmek yerine bu ilkelerin somut vakaya nasıl uygulandığı açıklanmalıdır.
Anayasa Mahkemesi uygulamasında hangi ilkeler öne çıkar?
Anayasa Mahkemesi, 6284 kapsamında ilk aşamadaki hızlı koruma ihtiyacı ile itiraz aşamasındaki etkili ve gerekçeli inceleme arasında denge kurmaktadır. İlk tedbirin kesin ceza yargılaması standardında delil aranmadan verilebilmesi mümkündür. Buna karşılık itiraz eden taraf sonucu etkileyebilecek somut olgular ve belgeler sunmuşsa bunların ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılanması gerekir.
Mehmet İven başvurusunda Anayasa Mahkemesi, tedbir kararına yönelik esaslı iddiaların itiraz merciince karşılanmamasını gerekçeli karar hakkı bakımından incelemiştir. Bu yaklaşım, her itirazın kabul edileceği anlamına gelmez; mahkemenin sonuca etkili iddiaları cevapsız bırakmaması gerektiğini gösterir.
Korunan kişinin hakları bakımından da makamların yalnız şekli bir değerlendirmeyle yetinmemesi gerekir. A.A. başvurusunda Anayasa Mahkemesi; devam eden şiddet tehlikesi, sunulan deliller ve kişiye özgü risk değerlendirilmeden tedbirlerin tümüyle kaldırılmasını maddi ve manevi varlığın korunması hakkı bakımından yetersiz bulmuştur. Karar, aile içi ilişki dışındaki olayların kategorik biçimde Kanun kapsamından çıkarılamayacağını ve uygun tedbirin somut risk üzerinden tartışılması gerektiğini vurgular.
Bu içtihatlardan her dosya için otomatik kabul veya ret sonucu çıkarılamaz. Belirleyici olan; olayın niteliği, riskin güncelliği, tedbirin kapsamı, tarafların ileri sürdüğü somut iddialar ve mahkemenin bunları nasıl gerekçelendirdiğidir.
Uzaklaştırma başvurusunda güvenlik ve dosya yönetimi nasıl birlikte yürütülmelidir?
Hukuki başvuru, kişisel güvenlik planının yalnız bir parçasıdır. Korunan kişi; acil durumda arayacağı kolluk birimini, güvenli çıkış yolunu, çocukların kim tarafından alınacağını, önemli belgelerin nerede tutulacağını ve adres gizliliğini bozabilecek dijital paylaşımları önceden değerlendirmelidir. Ortak telefon tarifesi, konum paylaşımı, akıllı cihaz erişimi ve ortak e-posta hesapları takip riskini sürdürebilir.
Dosya yönetiminde ise karar örneği, tebliğ bilgisi, başlangıç ve bitiş tarihi, sorumlu kolluk birimi, ihlal tutanakları ve diğer dava numaraları tek bir kronolojide tutulmalıdır. Yeni olaylar yalnız ekran görüntüsü olarak değil, tarih ve açıklamayla kaydedilmelidir. Uzatma veya itiraz zamanı geldiğinde dağınık belgeler yerine olay-risk-tedbir bağlantısı kurulabilmelidir.
Özellikle çocuk, silah, ölüm tehdidi, boğma girişimi, takip, ayrılık sonrası şiddet veya daha önceki tedbir ihlali bulunan dosyalar yüksek risk göstergeleri içerebilir. Bu durumlar dilekçede görünür kılınmalı ve yalnız standart yaklaşmama talebiyle yetinilip yetinilemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Evet, acil risk bulunan olaylarda başvuru aynı gün değerlendirilerek tedbir alınabilir; ancak her dosya için kesin bir karar süresi verilemez. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri bazı önleyici tedbirleri derhâl alabilir ve bunları aile hâkiminin onayına sunar. Güvenlik riski sürüyorsa dilekçe hazırlamayı beklemeden 112 veya en yakın polis ya da jandarma birimine başvurulmalıdır.
Evet. Şiddet tehlikesi mesai saatiyle sınırlı değildir. Gece, hafta sonu veya resmî tatilde 112, polis ya da jandarma üzerinden ihbarda bulunulabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri kanunda belirtilen geçici tedbirleri alabilir. Bu tedbirler daha sonra niteliğine göre hâkim veya mülkî amir onayına sunulur.
Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler boşanma davasından bağımsızdır. Evlilik devam ederken, boşanma davası açılmadan önce, dava sırasında veya boşanma sonrasında koruma talep edilebilir. Boşanma, velayet, nafaka ve ceza süreçleri ayrı şartlarla yürür; aynı olay bu dosyalarda farklı yönlerden değerlendirilebilir.
Evet. Tarafların evli olması zorunlu değildir. Eski sevgili tarafından tehdit, takip, işyerinde bekleme, farklı hesaplardan sürekli mesaj gönderme veya başka bir şiddet tehlikesi bulunuyorsa 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir gündeme gelebilir. Başvuruda taraflar arasındaki geçmiş ilişki ve devam eden risk açıkça anlatılmalıdır.
Somut olay Kanunun koruma alanına giriyorsa erkekler de tedbir talep edebilir. 6284 sayılı Kanun özellikle kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunmasını düzenler. Başvuranın cinsiyetinden bağımsız olarak şiddet veya şiddet tehlikesinin niteliği değerlendirilir.
Evet. Çocuk doğrudan şiddete uğruyorsa, tehdit altındaysa veya şiddet ortamından etkileniyorsa çocuk lehine tedbir istenebilir. Hâkim yaklaşmama, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması, sınırlandırılması veya kaldırılması gibi önlemleri değerlendirebilir. Çocuğun güvenliği ve üstün yararı temel ölçüttür.
Çıkabilir. Fiziksel şiddet ve darp raporu, tedbirin tek şartı değildir. Tehdit, psikolojik şiddet, ekonomik baskı, cinsel şiddet, dijital takip ve ısrarlı iletişim de koruma sebebi olabilir. Bununla birlikte mevcut mesaj, tanık, kamera kaydı veya önceki tutanakların saklanması; özellikle itiraz, uzatma ve ihlal aşamalarında önemlidir.
Evet, tehdit veya baskı içeren WhatsApp mesajları başvuruda kullanılabilir. Mesajların tek cümle hâlinde kırpılması yerine numara veya hesap, tarih-saat ve konuşma bağlamı korunmalıdır. Mesajın aidiyeti tartışılabilecekse cihazdaki asıl kayıt silinmemelidir. Mahkeme dijital kayıtları olayın tüm koşullarıyla birlikte değerlendirir.
Hesabın kullanıcı adı, profil bağlantısı, mesajların tamamı ve tarih bilgileri kaydedilmelidir. Hesap sonradan silinebileceği için ekran görüntüsü yanında mümkünse bağlantı ve cihazdaki asıl kayıt korunmalıdır. Fail henüz kesin olarak belirlenemese de mevcut risk kolluğa ve savcılığa bildirilebilir; koruma talebinde şüpheyi destekleyen olgular açıklanabilir.
Her kararda metre olarak mesafe yazılması zorunlu değildir; ancak kararın açık ve uygulanabilir olması gerekir. Korunan kişiye, konuta, işyerine veya okula yaklaşmama yasağının kapsamı somutlaştırılmalıdır. Mesafenin belirsizliği ihlal tespitinde güçlük yaratıyorsa mahkemeden kararın açıklığa kavuşturulması veya değiştirilmesi istenebilir.
Evet. Konutun tapusunun uzaklaştırılan kişiye ait olması, güvenlik amacıyla müşterek konuttan çıkarma tedbirine engel değildir. Karar mülkiyeti devretmez; yalnız kullanım düzenini belirli süreyle değiştirir. Mülkiyet, kira ve aile konutu üzerindeki kalıcı uyuşmazlıklar ayrı hukuki süreçlerde çözülür.
Uzaklaştırma, kira, elektrik, su, doğalgaz ve benzeri yükümlülükleri kendiliğinden sona erdirmez. Hâkim kira sözleşmesinin feshedilmemesi veya ilgili giderlerin sürdürülmesi yönünde ek tedbir kurabilir. Kimin hangi gideri ödeyeceği karar metni, sözleşmeler ve aile hukuku yükümlülükleri birlikte incelenerek belirlenmelidir.
Kişisel eşya ve belgelerin kolluk marifetiyle teslimi talep edilebilir. Teslim edilecek eşyaların kararda veya tutanakta mümkün olduğunca açık gösterilmesi yeni uyuşmazlığı önler. Kişi, yürürlükteki karara rağmen eşyasını almak bahanesiyle konuta kendiliğinden girmemelidir; güvenli teslim usulü için kollukla iletişim kurulmalıdır.
Hayır, korunan kişinin daveti kararı kendiliğinden kaldırmaz. Tedbir süresi dolana veya yetkili makam yeni bir kararla tedbiri değiştirip kaldırana kadar karar uygulanır. Tarafların barışması veya yeniden görüşmek istemesi hâlinde mahkemeye başvurulması gerekir. Aksi davranış hem güvenlik hem de ihlal değerlendirmesi bakımından sorun yaratabilir.
Kararda çocukla kişisel ilişki ve teslim yöntemi ayrıca düzenlenmelidir. Refakatçi, güvenli teslim noktası, üçüncü kişi veya adli destek birimleri üzerinden işlem yapılması gündeme gelebilir. Çocuk, taraflar arasında mesaj taşıyan kişi olarak kullanılmamalıdır. Mevcut kişisel ilişki kararı ile yaklaşmama yasağı çelişiyorsa aile mahkemesinden açıklayıcı veya değiştirici tedbir istenmelidir.
Tedbir kararı yalnız verildiği ilde etkili olan yerel bir izin değildir. Korunan kişi başka yere gittiğinde kararın uygulanmasına devam edilir. Güvenliğin etkin sağlanması için gidilecek yerdeki kolluğa bilgi verilmesi ve karar örneğinin bulundurulması yararlı olabilir. Adres gizliliği varsa bildirim ve kayıt işlemleri buna uygun yürütülmelidir.
Başlangıç ve bitiş, kararın hüküm bölümündeki tarih ve süreye göre belirlenir. Tebliğ tarihi her zaman başlangıç tarihi değildir. Yanlış hesaplama yapmamak için karar örneği incelenmeli ve gerekiyorsa mahkeme kaleminden bilgi alınmalıdır. Risk devam ediyorsa uzatma talebi son güne bırakılmamalıdır.
Mutlaka yeni bir fiziksel saldırı aranmaz. Şiddet tehlikesinin devam ettiğini gösteren takip, dolaylı mesajlar, tehditler, karar ihlalleri, silaha erişim veya tarafların koşulları uzatma bakımından değerlendirilebilir. Bununla birlikte önceki kararın yalnız kopyalanması yerine riskin neden sürdüğü ve hangi tedbire hâlâ ihtiyaç bulunduğu somutlaştırılmalıdır.
Hayır. İtiraz, tedbirin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Hakkında tedbir verilen kişi, itiraz sonucu çıkana kadar kararın bütün hükümlerine uymalıdır. İtiraz mercii kararı kaldırabilir, değiştirebilir veya aynen devam ettirebilir. Karara uymamak, ayrıca ihlal ve zorlama hapsi sürecine yol açabilir.
Süre, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki haftadır. Başlangıç tarihi dosyadaki bildirim şekline göre belirlenir. Sürenin kaçırılmaması için tebliğ belgesi saklanmalı ve itiraz somut olaylar ile belgeler üzerinden hazırlanmalıdır. İtiraz üzerine verilen karar kural olarak kesindir.
Zorlama hapsi otomatik değildir. İhlal kolluk tutanağı ve diğer delillerle aile mahkemesine taşınır; hâkim kararın kapsamını, bildirim durumunu ve isnat edilen davranışı değerlendirir. İlk ihlalde üç günden on güne, tekrarında on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsi verilebilir. Fiil ayrıca suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yürütülebilir.
Hakkında tedbir verilen kişi karar metnini dikkatle okumalı, zorunlu temasları güvenli ve ispatlanabilir kanallardan yürütmeli ve yaklaşmama alanlarından kaçınmalıdır. İş, çocuk teslimi veya tesadüfi karşılaşma gibi durumlarda tarih, yer ve tarafsız kayıtlar önem kazanabilir. İhlal iddiasına cevap verirken korunan kişiye yeni mesaj göndermek veya baskı kurmak yerine savunma mahkemeye sunulmalıdır.
Tedbir kararı ceza mahkûmiyeti değildir ve adli sicil kaydı oluşturmaz. Tedbir ihlali nedeniyle verilen zorlama hapsi de Uygulama Yönetmeliğine göre adli sicile işlenmez. Ancak aynı davranış suç oluşturmuşsa yürütülen ceza yargılamasının sonucu farklıdır. Ayrıca tedbir ve ihlal bilgileri uygulama için resmî sistemlerde kayıtlı olabilir.
Hayır. Ceza şikâyetinden vazgeçme veya tarafların barışması tedbiri otomatik olarak kaldırmaz. Karar, süresi dolana ya da yetkili makam tarafından değiştirilip kaldırılana kadar yürürlüktedir. Korunan kişi kaldırma istese bile makam riskin devam edip etmediğini değerlendirebilir. Baskı altında verilen vazgeçme beyanları özellikle dikkatle ele alınır.
Hayır. Kişi aile mahkemesine kendisi dilekçe verebilir veya kollukta sözlü başvuruda bulunabilir. Ancak çocukla kişisel ilişki, karşılıklı tedbir, adres gizliliği, silah, dijital delil, uzatma veya itiraz gibi konular dosyayı teknik hâle getirebilir. Hukuki yardım alınması zorunlu olmasa da hak ve güvenlik planının doğru kurulmasına katkı sağlayabilir.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurular ile kararların icra ve infazı için harç, yargılama gideri, posta gideri ve benzeri masraf alınmaz. Ancak özel avukatla temsil edilmesi hâlinde avukatlık ücreti ayrı bir sözleşme konusudur. Baro adli yardımından yararlanma şartları da başvuranın ekonomik durumu ve ilgili düzenlemelere göre değerlendirilir.
Avukat Görüşü
Uzaklaştırma dosyalarında en önemli mesele, başvuruyu mümkün olan en uzun yasak listesine dönüştürmek değil, gerçek tehlikeyi karşılayacak uygulanabilir tedbirleri kurmaktır. Olay tarihleri, risk göstergeleri, çocukların durumu, silaha erişim, iletişim kanalları ve önceki ihlaller birlikte değerlendirilmediğinde karar kâğıt üzerinde geniş görünse bile fiilen yetersiz kalabilir.
İlk kararın hızlı verilmesi delil ve süre yönetimini önemsiz hâle getirmez. Deliller özellikle itiraz, uzatma, ihlal, boşanma ve ceza süreçlerinde farklı işlev görür. Her dosya kendi olayları, tarafların koşulları ve belgeleri üzerinden değerlendirilmelidir; tek bir tedbir biçimi veya tek bir yargı kararı bütün olaylar için aynı sonucu doğurmaz.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı uygulaması değişebilir. Somut olayın güvenlik riski, delilleri, çocuklara etkisi ve devam eden diğer dosyalar birlikte değerlendirilmelidir. Acil tehlike hâlinde 112 Acil Çağrı Merkezi veya en yakın kolluk birimiyle iletişime geçilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
