Boşanmada kusur sayılan davranışlar, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini ihlal eden ve ortak hayatı diğer eş bakımından çekilmez hâle getiren tutum ve eylemlerdir. Fiziksel şiddet, hakaret, tehdit, sadakat yükümlülüğüne aykırılık, ekonomik baskı, aileye ilgisizlik ve eşini yakınlarının müdahalesine karşı korumamak kusur oluşturabilir. Ancak hiçbir davranış, olayın şartlarından ve delillerden bağımsız biçimde otomatik olarak “ağır kusur” sayılmaz.
İçindekiler
Boşanma davasında mahkeme yalnızca hangi olayların yaşandığını belirlemez. İleri sürülen olayların ispatlanıp ispatlanmadığını, evlilik birliğine etkisini, tarafların davranışları arasındaki nedensellik bağını ve hangi eşin diğerine göre daha kusurlu olduğunu da değerlendirir. Bu nedenle kusur belirlemesi, basit bir davranış listesi veya puanlama sistemi değildir.
Bu rehber, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında kusurun hangi ölçütlerle belirlendiğini; fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel davranışların hukuki karşılığını; delil, süre ve usul kurallarını kapsamlı biçimde açıklamaktadır.
Boşanma Davasında Kusur Ne Anlama Gelir?
Boşanma hukukunda kusur, eşin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerine iradi veya ihmali bir davranışla aykırı hareket etmesidir. Davranışın kusur sayılabilmesi için çoğu durumda eşe yüklenebilir olması, evlilik ilişkisini olumsuz etkilemesi ve hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi eşlerin birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmakla yükümlü olduklarını düzenler. Eşler ayrıca evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emekleri ve malvarlıklarıyla katılır. Boşanmada kusur değerlendirmesinin temelinde bu yükümlülükler bulunur.
Kanunda “boşanmada kusur sayılan davranışlar” adı altında sınırlı bir liste yoktur. Kusur türleri, kanundaki evlilik yükümlülükleri ile yargı uygulamasında somut olaylar üzerinden gelişen ölçütlere göre belirlenir. Aynı davranış bir dosyada ağır kusur oluştururken başka bir dosyada kusur sayılmayabilir veya daha düşük ağırlıkta değerlendirilebilir.
Örneğin eşin bir defa aile toplantısına katılmaması ile eşini yıllarca ailesinden ve sosyal çevresinden sistematik biçimde uzaklaştırması aynı değildir. Benzer şekilde, olağan bir yatırım kararı ile aile bütçesini tehlikeye atan ve diğer eşten gizlenen yüksek riskli işlemler farklı değerlendirilir.
Kusur Belirlemesi Boşanma Kararını Neden Etkiler?
Kusur; boşanma talebinin kabulü, maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve yargılama giderleri üzerinde etkili olabilir. Buna karşılık velayet ve çocuk için iştirak nafakası doğrudan eşlerin birbirine karşı kusuruna göre belirlenmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa boşanma davası açılabilir. Davacının kusuru davalıdan daha ağırsa davalı boşanmaya itiraz edebilir. Bununla birlikte itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evliliğin devamında davalı veya çocuklar bakımından korunmaya değer yarar kalmaması hâlinde boşanmaya karar verilebilir.
Uygulamada taraflar genellikle şu kusur derecelerinden biriyle nitelendirilir:
| Kusur durumu | Genel anlamı |
|---|---|
| Kusursuz | Boşanmaya yol açan ispatlanmış bir davranışı bulunmayan taraf |
| Daha az kusurlu | Kusuru bulunmakla birlikte karşı eşin davranışları daha ağır olan taraf |
| Eşit kusurlu | Tarafların davranışlarının ağırlık bakımından birbirine denk kabul edilmesi |
| Ağır kusurlu | Karşı eşe göre boşanmaya daha fazla sebebiyet veren taraf |
| Tam kusurlu | Boşanmaya sebep olan ispatlanmış davranışların yalnızca kendisine yüklenebildiği taraf |
Bu sınıflandırma matematiksel değildir. Mahkeme davranışların sayısını değil, niteliğini ve evlilik üzerindeki etkisini karşılaştırır. Birden fazla hafif davranış, her zaman tek bir ağır şiddet eyleminden daha önemli kabul edilmez.
Tam kusurlu eşin genel sebebe dayanarak açtığı davada, diğer eşe boşanmayı gerektirecek bir kusur yüklenememesi davanın reddine yol açabilir. Buna karşılık özel boşanma sebeplerinin veya Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki fiilî ayrılık koşullarının oluştuğu durumların kendi şartları içinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Mahkeme Boşanmada Kusuru Nasıl Belirler?
Mahkeme kusuru, tarafların usulüne uygun biçimde ileri sürdüğü ve hukuka uygun delillerle ispatlanan olaylar üzerinden belirler. Hâkim tarafların yerine olay araştırması yapmaz ve dilekçede ileri sürülmeyen her davranışı kendiliğinden kusur olarak yükleyemez.
Kusur değerlendirmesinde genellikle şu sorular cevaplandırılır:
- İddia edilen olay ne zaman ve nerede gerçekleşmiştir?
- Davranış hangi eş tarafından gerçekleştirilmiştir?
- Olay evlilik devam ederken mi meydana gelmiştir?
- Davranışın haklı veya zorunlu bir sebebi var mıdır?
- Olay evlilik birliğine nasıl etki etmiştir?
- Davranış affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış mıdır?
- İddia hukuka uygun, somut ve güvenilir delillerle ispatlanmış mıdır?
- Karşı tarafın aynı dönemdeki davranışları nelerdir?
- Tarafların kusurları karşılaştırıldığında hangisi daha ağırdır?
Kusur belirlemesinde olayların kronolojisi önemlidir. Bir davranışın başka bir davranışa karşı savunma veya anlık tepki niteliğinde olup olmadığı araştırılır. Örneğin ağır fiziksel saldırıyı uzaklaştırmak amacıyla gösterilen ölçülü savunma ile saldırı sona erdikten sonra gerçekleştirilen karşı saldırı aynı şekilde değerlendirilemez. Savunma niteliğindeki tepkinin kusur sayılmaması konusunda olayın gelişimi, davranışların sırası ve orantılılık belirleyicidir.
Fiziksel Şiddet Boşanmada Nasıl Değerlendirilir?
Eşe tokat atmak, vurmak, itmek, sürüklemek, boğazını sıkmak, saçını çekmek, üzerine eşya fırlatmak, eve kilitlemek veya bedensel bütünlüğüne yönelik başka bir saldırıda bulunmak boşanmada ağır kusur oluşturabilir. Şiddetin bir defa gerçekleşmiş olması, davranışın kusur niteliğini ortadan kaldırmaz.
Fiziksel şiddet yalnızca gözle görülebilir yaralanma meydana geldiğinde gündeme gelmez. Yaralama sonucu oluşmaması veya sağlık raporu alınmaması, şiddetin hiçbir şekilde ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Doğrudan görgüye dayalı tanık beyanı, kolluk tutanağı, kamera kaydı, olay sonrasında gönderilen mesajlar, fotoğraflar ve diğer deliller birlikte değerlendirilebilir.
Bununla birlikte yalnızca iddiada bulunulması yeterli değildir. Yargıtay, dosyadaki delillerle ispatlanamayan fiziksel şiddet vakıasının kusur olarak yüklenemeyeceğini kabul etmektedir. Bu bakımdan ispatlanamayan fiziksel şiddet iddiaları ile doğrudan delillerle desteklenen olaylar birbirinden ayrılmalıdır.
Şiddet gören eşin ortak konuttan ayrılması kural olarak haksız terk olarak değerlendirilemez. Şiddet, tehdit veya ciddi güvenlik endişesi nedeniyle evden ayrılmak haklı sebebe dayanabilir. Böyle bir durumda olayın sebebi ile ayrılık arasındaki bağlantının dilekçede açıklanması önemlidir.
Hakaret, Aşağılama ve Küçük Düşürme Kusur Sayılır mı?
Eşe sürekli hakaret etmek, bedeniyle, ailesiyle, mesleğiyle veya ekonomik durumuyla alay etmek; onu başkalarının yanında aşağılamak ve değersizleştirmek kusur sayılabilir. Kullanılan sözün içeriği, söylenme ortamı, tekrar edilip edilmediği ve eş üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir.
Küfür içeren ifadeler yanında “senden eş olmaz”, “sen hiçbir işe yaramazsın”, “sığıntısın” veya benzeri aşağılayıcı sözler de somut olayın şartlarına göre kişilik haklarına saldırı oluşturabilir. Aşağılamanın aile üyeleri, çocuklar veya arkadaşlar önünde yapılması davranışın ağırlığını artırabilir.
Her tartışmada söylenen her kırıcı söz aynı ölçüde değerlendirilmez. Mahkeme sözlerin bağlamını, tarafların birbirlerine yönelik davranışlarını ve olayların sürekliliğini inceler. Bununla birlikte tekrarlanan ağır hakaretlerin “karşılıklı tartışma” denilerek önemsizleştirilmesi de doğru değildir.
Hakaret ve aşağılama hem boşanma sebebi hem de koşulları varsa kişilik hakkına saldırı nedeniyle manevi tazminat dayanağı olabilir. Tazminat bakımından kusur derecesi ve saldırının niteliği ayrıca değerlendirilir.
Tehdit ve Korkutma Boşanmada Ağır Kusur mudur?
Eşin yaşamına, sağlığına, ailesine, çocuklarına veya malvarlığına zarar vermekle tehdit edilmesi ağır kusur oluşturabilir. “Seni öldürürüm”, “çocuğu bir daha göremezsin” veya “ailene zarar veririm” şeklindeki ifadeler, olayın bağlamına göre hem boşanma hem ceza hem de koruma tedbirleri bakımından önem taşıyabilir.
Tehdidin fiilen uygulanması şart değildir. Karşı tarafta ciddi korku ve baskı yaratmaya elverişli olması yeterli olabilir. Mesajlar, sesli iletiler, arama kayıtları, tanıklar, kolluk başvuruları ve ceza soruşturması belgeleri delil olarak kullanılabilir.
Tehdit içeren bir olay varsa boşanma davasının açılması beklenmeden 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, yaklaşmama veya ortak konutun korunana tahsisi gibi tedbirler istenebilir. Koruma tedbirinin verilmiş olması boşanma davasında tek başına kesin kusur ispatı değildir; ancak dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Psikolojik Şiddet ve Kontrolcü Davranışlar Kusur Oluşturur mu?
Eşi sürekli denetlemek, sosyal çevresinden uzaklaştırmak, ailesiyle görüşmesini engellemek, telefonunu kontrol etmek, kıyafetine veya günlük hayatına baskıyla müdahale etmek ve sistematik biçimde değersizleştirmek psikolojik şiddet kapsamında kusur oluşturabilir.
Psikolojik şiddet çoğu zaman tek bir olaydan değil, zaman içinde tekrar eden davranışlardan oluşur. Bu nedenle dilekçede yalnızca “psikolojik şiddet uyguladı” denilmesi yeterli değildir. Somut sözlerin, yasakların, tehditlerin, kontrol yöntemlerinin ve bunların tarih veya dönemlerinin açıklanması gerekir.
Aşırı kıskançlık da davranışa dönüştüğü ölçüde önem taşır. Eşin işe gitmesini engellemek, telefonundaki tüm kişileri açıklamaya zorlamak, konum takibi yapmak veya asılsız sadakatsizlik ithamlarıyla baskı kurmak kusur sayılabilir. Buna karşılık eşlerin birbirlerine günlük planlarını bildirmesi gibi olağan iletişim biçimleri tek başına kontrol veya psikolojik şiddet kabul edilmez.
Psikolojik şiddetin ispatında mesajlar, e-postalar, doğrudan olayı gören tanıklar, sağlık kayıtları ve gerektiğinde sosyal inceleme veya uzman değerlendirmeleri önem taşıyabilir.
Sadakatsizlik ve Güven Sarsıcı Davranışlar Nasıl Ayrılır?
Zina, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Zina için karşı cinsten bir kişiyle cinsel ilişkinin gerçekleşmesi aranır. Flörtleşme, cinsel içerikli yazışmalar, sürekli gizli görüşme, üçüncü kişiyle samimi fotoğraflar veya duygusal yakınlık her olayda zina ispatına yeterli olmayabilir; ancak sadakat yükümlülüğüne aykırı veya güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilebilir.
Sadakat yükümlülüğü yalnızca cinsel ilişki yasağından ibaret değildir. Eşinden gizli biçimde başka biriyle duygusal ilişki kurmak, tanışma uygulamalarını aktif kullanmak, üçüncü kişiyle evlilik ilişkisini zedeleyen yakınlıkta yazışmak veya birlikte yaşam izlenimi yaratmak genel boşanma sebebi kapsamında kusur oluşturabilir.
Zina iddiasında ispat çoğunlukla dolaylı delillerin bütünüyle yapılır. Mesajlar, fotoğraflar, seyahat ve konaklama kayıtları, tanık beyanları ve tarafların olay sonrasındaki davranışları birlikte değerlendirilebilir. Zina davasında mesaj kayıtlarının delil değeri bakımından mesajların aidiyeti, içeriği ve nasıl elde edildiği özellikle önemlidir.
Eşin telefonuna, e-posta hesabına veya sosyal medya hesabına şifre kırarak girmek hukuka aykırı delil ve ayrıca hukuki ya da cezai sorumluluk riski doğurabilir. Sadakatsizlik şüphesi, özel hayatın sınırsız biçimde ihlal edilmesini meşru hâle getirmez.
İlgisizlik ve Evlilik Yükümlülüklerinin İhmali Ne Zaman Kusurdur?
Eşe ve ortak yaşama sürekli ilgisiz kalmak, haklı sebep olmadan aile hayatından uzak durmak, hastalık döneminde eşini yalnız bırakmak veya ortak sorunların çözümüne sistematik biçimde katılmamak kusur oluşturabilir.
Ancak yalnızca “eşim beni sevmiyordu” şeklindeki soyut bir açıklama yeterli değildir. İlgisizliğin dış dünyaya yansıyan davranışlarla somutlaştırılması gerekir. Eşin hastaneye götürülmemesi, önemli bir ameliyat sürecinde yalnız bırakılması, aylarca iletişim kurulmaması veya ortak konuta düzenli gelinmemesi gibi olaylar somutlaştırmaya örnek verilebilir.
Sevgisizlik ve ilgisizlik sebebiyle boşanma değerlendirmesinde davranışın sürekliliği, eşin ihtiyaçları, tarafların çalışma ve yaşam koşulları ile ilgisizliğin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı incelenir.
Eşlerden birinin yoğun çalışma döneminde daha az vakit ayırması ile hiçbir zorunluluk yokken aile hayatından sürekli kaçınması aynı değildir. Hastalık, ağır çalışma şartları veya bakım yükümlülükleri gibi sebepler kusur değerlendirmesini değiştirebilir.
Ekonomik Şiddet ve Mali Güveni Sarsan Davranışlar Nelerdir?
Eşin gelirine el koymak, temel ihtiyaçlar için para vermemek, çalışmasını zorla engellemek, diğer eşi borçlandırmak, aile bütçesini gizli ve ölçüsüz harcamalarla tehlikeye sokmak veya önemli borçları saklamak ekonomik kusur oluşturabilir.
Eşlerin gelirleri aynı olmak zorunda değildir. Her eş evlilik giderlerine gücü oranında emeği ve malvarlığıyla katılır. Ev işleri, çocuk bakımı ve aile üyelerinin bakımına ayrılan emek de katkı niteliğindedir. Bu nedenle gelir elde etmeyen eşin aileye hiçbir katkıda bulunmadığı otomatik olarak söylenemez.
Ekonomik kusur değerlendirmesinde şu ayrımlar önemlidir:
- Ailenin temel ihtiyaçlarına katkı sağlamamak ile geçici gelir kaybı aynı değildir.
- Eşten habersiz yüksek borçlanmak ile olağan kişisel harcama aynı değildir.
- Aile bütçesini tehlikeye atan kumar veya spekülatif işlemler ile makul yatırım tercihi aynı değildir.
- Eşin maaşını zorla almak ile giderlerin ortak hesap üzerinden karşılanması aynı değildir.
- Çalışmayı keyfî biçimde bırakıp tüm yükü eşe yüklemek ile sağlık veya bakım sebebiyle çalışamamak aynı değildir.
Yargıtay uygulamasında evlilik öncesindeki önemli borçların saklanması ve evlilik içinde aile ekonomisini zorlayan gizli harcamalar güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilebilmektedir. Konunun somut örneği borç gizleme sebebiyle boşanma incelemesinde görülebilir.
Buna karşılık yalnızca kripto para veya başka bir yatırım aracının kullanılması, aile ekonomisine etkisi ve gizleme unsuru ortaya konulmadan kusur sayılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2844 E., 2024/9880 K. sayılı kararında kripto para yatırımının tek başına kusur oluşturmadığı kabul edilmiştir.
Cinsel Şiddet ve Cinsel Birliktelikten Kaçınma Kusur Sayılır mı?
Eşi istemediği cinsel davranışlara zorlamak, şiddet veya tehditle cinsel ilişkiye mecbur bırakmak ve cinsel dokunulmazlığını ihlal etmek ağır kusur oluşturur. Evlilik, eşlerden birine diğerinin bedeni üzerinde sınırsız hak vermez.
Haklı bir sebep bulunmadan ve sürekli biçimde cinsel birliktelikten kaçınmak da evlilik yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilebilir. Ancak hastalık, tedavi süreci, doğum sonrası dönem, travma, eşin şiddet içeren davranışları veya başka haklı sebepler varsa kusur sonucu kendiliğinden doğmaz.
Cinsel birliktelik olmaması sebebiyle boşanma davalarında mahkeme son derece kişisel bir alanı inceler. Tarafların mahremiyetine gereksiz müdahaleden kaçınılması, olayların ölçülü biçimde anlatılması ve hukuka uygun deliller kullanılması gerekir.
Cinsel sorunlarda tedavi veya danışmanlık önerisinin sürekli ve gerekçesiz biçimde reddedilmesi somut olayda önem taşıyabilir. Bununla birlikte kişinin sağlık durumu veya hastalığı tek başına kusur değildir; kusur, mümkün olan çözümlere karşı sergilenen iradi ve evlilik birliğini zedeleyici davranıştan kaynaklanabilir.
Eşini Ailesine Karşı Korumamak Kusur Sayılır mı?
Eşin anne, baba veya diğer yakınlarının evlilik birliğine sürekli müdahale etmesine izin vermesi; eşine yönelik hakaret, baskı veya dışlamalar karşısında sessiz kalması kusur oluşturabilir. Buradaki kusur yalnızca yakınların davranışından değil, eşin evlilik birliğini korumak için makul tutum göstermemesinden kaynaklanır.
Eşlerin aileleriyle görüşmesi olağan bir durumdur. Kusur, aileyle görüşmekten değil; aile üyelerinin evliliği yönetmesine izin vermek, eşin özel bilgilerini sürekli paylaşmak, ortak kararları ailesinin talimatıyla almak veya eşine yönelen açık saldırılara kayıtsız kalmaktan doğabilir.
Yargıtay kararlarında eşini ailesinin müdahalesine karşı korumayan tarafın somut olayın diğer şartlarıyla birlikte ağır kusurlu kabul edilebildiği görülmektedir.
Bunun karşısında eşin diğer tarafı ailesiyle bütün ilişkisini kesmeye zorlaması da psikolojik baskı oluşturabilir. Mahkeme her iki tarafın aile ilişkilerine yaklaşımını, müdahalenin derecesini ve verilen tepkileri birlikte değerlendirir.
Bağımsız Konut Sağlamamak veya Eşi Evden Kovmak Kusur mudur?
Eşi ortak konuttan kovmak, eve almamak veya kilidi değiştirerek girişini engellemek kusur oluşturabilir. Eşin güvenliğini tehdit eden koşullarda onu ortak konutta kalmaya zorlamak da evlilik yükümlülüklerine aykırıdır.
Tarafların ekonomik imkânı bulunmasına rağmen eşlerden birinin diğerini sürekli kendi ailesiyle yaşamaya zorlaması ve bağımsız konut talebini gerekçesiz reddetmesi somut olayda kusur sayılabilir. Ancak kısa süreli ekonomik zorluk, bakım zorunluluğu veya tarafların açık rızasıyla kurulan ortak yaşam düzeni farklı değerlendirilir.
Ortak konuttan ayrılan eşin davranışı da ayrılığın sebebine göre incelenir. Şiddet, tehdit, aşağılanma, güvenlik endişesi veya evden kovulma nedeniyle ayrılan eşe yalnızca evi terk ettiği gerekçesiyle kusur yüklenemez. Buna karşılık haklı sebep olmadan ortak yaşamı terk edip dönmeyi reddetmek kusur oluşturabilir ve kanundaki şartlar varsa terk sebebiyle boşanma gündeme gelebilir.
Alkol, Uyuşturucu, Kumar ve Bağımlılıklar Nasıl Değerlendirilir?
Alkol kullanmak veya şans oyunu oynamak tek başına otomatik boşanma kusuru değildir. Davranışın aile hayatına etkisi, sürekliliği, ekonomik sonuçları, şiddete yol açıp açmadığı ve tedaviye yaklaşım değerlendirilir.
Sürekli sarhoş olmak, ortak parayı kumarda kaybetmek, çocukların bakımını ihmal etmek, bağımlılık nedeniyle şiddet uygulamak veya aileyi ciddi borç altına sokmak ağır kusur sonucuna yol açabilir. Buna karşılık sağlık sorunu olarak ortaya çıkan bağımlılıkta, kişinin tedaviye yönelmesi ve aileye zarar vermemek için gösterdiği çaba da değerlendirmeye dâhildir.
Bağımlılık iddiası tıbbi kayıtlar, banka hareketleri, icra dosyaları, kolluk kayıtları ve doğrudan gözleme dayalı tanıklarla ispatlanabilir. Soyut “çok içiyordu” anlatımının ne sıklıkta, hangi olaylarla ve aileye nasıl etki ettiği açıklanmalıdır.
Suç İşlemek veya Haysiyetsiz Hayat Sürmek Her Zaman Kusur mudur?
Küçük veya evlilikle ilgisiz her hukuka aykırı davranış otomatik boşanma sebebi değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesi, küçük düşürücü suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürülmesi nedeniyle diğer eşten birlikte yaşaması beklenemiyorsa boşanma imkânı tanır.
Suçun niteliği, evlilik ve aile üzerindeki etkisi, toplumdaki karşılığı, süreklilik ve ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediği değerlendirilir. Henüz kesinleşmemiş bir ceza soruşturması tek başına mahkûmiyet gibi ele alınamaz.
Haysiyetsiz hayat sürme, tek bir davranıştan ziyade genellikle süreklilik gösteren bir yaşam biçimini ifade eder. Kavramın kişisel ahlak anlayışlarına göre genişletilmemesi gerekir. Mahkeme somut, ispatlanmış ve ortak hayatı etkileyen olgular üzerinden değerlendirme yapmalıdır.
Çocuklara Karşı İlgisizlik Eşe Karşı Kusur Oluşturabilir mi?
Çocuğun bakım, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını sürekli ihmal etmek; bütün sorumluluğu diğer eşe bırakmak veya çocuğu eşe baskı aracı olarak kullanmak boşanma kusuru oluşturabilir. Eşlerin çocukların bakım ve eğitimine birlikte özen gösterme yükümlülüğü vardır.
Çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtmak, görüşmesini sebepsiz engellemek, çocuğun yanında diğer ebeveyne hakaret etmek veya çocuğu eşler arasındaki uyuşmazlığın tarafı hâline getirmek kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Bununla birlikte eşe karşı kusur ile velayet aynı konu değildir. Velayet, anne veya babayı cezalandırmak için değil, çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Eşe yönelik sadakatsizlik gibi bir davranış, çocuğun bakımına ve güvenliğine etkisi bulunmadıkça tek başına velayetin diğer tarafa verilmesini gerektirmez.
Özel Hayatın İfşası ve Gizli Kayıtlar Kusur Oluşturur mu?
Eşin özel görüntülerini, sağlık bilgilerini, yazışmalarını veya aile sırlarını üçüncü kişilerle paylaşmak kişilik hakkı ihlali ve boşanma kusuru oluşturabilir. Sosyal medyada eşini küçük düşürücü paylaşımlar yapmak da aynı kapsamda değerlendirilebilir.
Eşin hesabına izinsiz girmek, telefonuna casus yazılım yüklemek veya sistematik gizli takip yapmak hem kusur hem de ayrı hukuki ya da cezai sorumluluk doğurabilir. Anayasa Mahkemesi, casus yazılımla elde edilen bilgilerin boşanma davasında kullanılmasına ilişkin başvuruda kişisel verilerin korunması hakkı bakımından devletin pozitif yükümlülüklerini incelemiştir.
Buna karşılık eşlerin olağan biçimde ortak kullandığı ve şifresiz erişebildiği bilgisayarda görülen kayıtların durumu her olayda aynı değildir. Ortak bilgisayardaki dijital deliller bakımından cihazın ortak kullanımı, erişim yöntemi ve özel alan beklentisi birlikte değerlendirilir.
Asılsız Suçlama ve Şikâyetler Kusur Sayılır mı?
Eşe karşı bilerek gerçek dışı suç isnadında bulunmak, onu çevresine suçlu gibi tanıtmak veya zarar verme amacıyla asılsız şikâyetlerde bulunmak kusur oluşturabilir. Ancak bir şikâyetin takipsizlik veya beraatle sonuçlanması, şikâyetin otomatik olarak kötü niyetli ve kusurlu olduğu anlamına gelmez.
Kişinin şiddet, tehdit veya başka bir suç iddiasıyla yetkili makamlara başvurması anayasal hak arama özgürlüğü kapsamındadır. Kusur değerlendirmesi için isnadın bilerek gerçek dışı yapıldığı, zarar verme amacı taşıdığı veya başvuru hakkının açıkça kötüye kullanıldığı ortaya konulmalıdır.
Bu ayrım özellikle aile içi şiddet dosyalarında önemlidir. Koruma talebinde bulunan kişinin sırf tedbir kararı sonradan kaldırıldı diye kusurlu kabul edilmesi mümkün değildir. Buna karşılık sahte belge oluşturmak veya gerçekleşmediğini bildiği bir olayı bilerek uydurmak farklı değerlendirilir.
Hangi Davranışlar Tek Başına Kusur Sayılmaz?
Bir davranışın eşlerden birini rahatsız etmesi, onun otomatik olarak hukuki kusur olduğu anlamına gelmez. Davranışın evlilik yükümlülüğünü ihlal etmesi ve ortak yaşama etkisinin ortaya konulması gerekir.
Aşağıdaki durumlar, ek olgular bulunmadıkça tek başına kusur kabul edilmeyebilir:
- Eşlerin farklı siyasi veya kişisel görüşlere sahip olması
- Olağan mesleki yoğunluk ve iş seyahatleri
- Tedavi gerektiren hastalık veya ruhsal rahatsızlık
- Makul kişisel harcamalar ve aileyi tehlikeye atmayan yatırımlar
- Eşin hukuka uygun şekilde şikâyet veya dava hakkını kullanması
- Şiddetten korunmak amacıyla ortak konuttan ayrılmak
- Savunma amacı taşıyan ölçülü tepki
- Sırf telefona şifre konulması veya şifrenin değiştirilmesi
- Tek başına aynı evde farklı odalarda kalınması
- Aile üyeleriyle görüşmeye devam edilmesi
- İspatlanmayan şüphe ve yorumlar
Kusur sayılmayan bir davranış, başka olaylarla birleştiğinde farklı anlam kazanabilir. Örneğin eve geç gelmek tek başına kusur olmayabilir; fakat aylar boyunca nerede olduğunu açıklamamak, aileyle iletişimi kesmek ve başka bir ilişkiye dair delillerle birlikte değerlendirilmek farklı sonuç doğurabilir.
Özel Boşanma Sebepleri ile Kusur Arasındaki İlişki Nedir?
Türk Medeni Kanunu zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığını özel boşanma sebepleri olarak düzenler. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise genel boşanma sebebidir.
Zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerinde dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Affeden tarafın bu özel sebebe dayanarak dava hakkı yoktur. Süresi geçen olayların genel boşanma sebebi bakımından değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, olayın nasıl ileri sürüldüğüne, affa ve somut dosyaya göre ayrıca incelenir.
Terk sebebinde kanundaki süre ve ihtar şartları uygulanır. Terk en az altı ay sürmeli; ihtar, ayrılığın dördüncü ayı tamamlandıktan sonra istenebilmeli ve ihtarın tebliğinden itibaren iki aylık dönüş süresi geçmelidir. Eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın dönmesini engelleyen taraf da terk eden sayılabilir.
Akıl hastalığı kusura dayalı bir sebep değildir. Resmî sağlık kurulu raporuyla hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının ve ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hâle geldiğinin belirlenmesi gerekir. Hastalık sebebiyle kişiye kusur yüklenmesi ile kanundaki objektif boşanma koşullarının oluşması birbirinden ayrılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesindeki fiilî ayrılık süresi, 14 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir. Buna göre reddedilen boşanma kararının kesinleşmesinden başlayarak bir yıl geçmiş ve ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilebilir.
Boşanmada Kusuru Kim İspatlamalıdır?
Kural olarak bir davranıştan kendi lehine hukuki sonuç çıkarmak isteyen taraf o davranışı ispatlamalıdır. Davacı kendi boşanma sebeplerini, davalı ise savunmasında veya karşı davasında ileri sürdüğü karşı kusurları delillendirmelidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ispat yükünün, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu belirtir. TMK 184 uyarınca hâkim, boşanma sebeplerinin varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bu olguları ispatlanmış sayamaz; tarafların ikrarı da hâkimi tek başına bağlamaz.
İspat yükü ile delil değerlendirmesi birbirinden farklıdır. Bir tarafın delil sunmuş olması iddiasını mutlaka ispatladığı anlamına gelmez. Mahkeme delilin olayı doğrudan bilmeye dayanıp dayanmadığını, güvenilirliğini, diğer delillerle uyumunu ve hukuka uygun elde edilip edilmediğini inceler.
Boşanmada Hangi Deliller Kullanılabilir?
Boşanma davalarında hukuka uygun olmak şartıyla çok farklı deliller kullanılabilir:
| Delil türü | İspatlayabileceği hususlar | Dikkat edilmesi gereken nokta |
|---|---|---|
| Tanık anlatımı | Şiddet, hakaret, ilgisizlik, aile müdahalesi, ayrılık | Tanığın olayı doğrudan görmesi veya duyması önemlidir |
| Sağlık ve darp raporu | Yaralanma, tedavi ve olay sonrası bulgular | Rapor olayın failini her zaman tek başına göstermez |
| Kolluk ve savcılık kayıtları | Şikâyet, olay tutanağı, soruşturma işlemleri | Şikâyet kaydı kesin kusur ispatı değildir |
| Mesaj ve e-posta | Hakaret, tehdit, sadakatsizlik, kabul ve özür | Aidiyet, bütünlük, bağlam ve elde ediliş yöntemi incelenir |
| Fotoğraf ve video | Şiddet izi, buluşma, eşya zararı, olay yeri | Tarih, kaynak ve manipülasyon iddiası araştırılabilir |
| Banka ve kredi kayıtları | Gizli borç, ekonomik baskı, aile giderlerine katılmama | Mahkemeden belirli hesap ve dönemler istenmelidir |
| Sosyal medya içeriği | İfşa, hakaret, güven sarsıcı paylaşım | Hesabın kime ait olduğu ve içeriğin tamamı gösterilmelidir |
| Ceza ve 6284 dosyaları | Şiddet, tehdit ve ilgili resmî işlemler | Her kararın veriliş yöntemi ve delil standardı farklıdır |
| Otel ve seyahat kayıtları | Belirli tarih ve yerlerde bulunma | Belirsiz ve kapsamı sınırsız araştırma talep edilmemelidir |
| Bilirkişi incelemesi | Dijital verinin aidiyeti veya değiştirildiği iddiası | Orijinal cihaz ve ham verinin korunması yararlı olabilir |
Akrabalar tanık olabilir. Akrabalık tek başına tanık anlatımını değersiz hâle getirmez. Ancak tanığın yalnızca tarafın kendisine anlattıklarını tekrar etmesi, doğrudan gördüğü olayı anlatmasına göre daha sınırlı ispat gücüne sahip olabilir.
Çocukların tanıklığı konusunda yaş, gelişim düzeyi, çocuğun üstün yararı ve uyuşmazlığın niteliği gözetilmelidir. Çocuğun ebeveynler arasındaki kusur mücadelesine çekilmesi, psikolojik zarar yaratabileceğinden son derece dikkatli hareket edilmelidir.
WhatsApp Mesajları ve Dijital Kayıtlar Nasıl Sunulmalıdır?
WhatsApp mesajları, SMS’ler, e-postalar ve sosyal medya yazışmaları boşanma davasında delil olabilir. Ancak yalnızca ekran görüntüsü sunmak her olayda yeterli değildir. Yazışmanın kime ait olduğu, tarihleri, konuşmanın bütünü ve delilin nasıl elde edildiği açıklanmalıdır.
Ekran görüntülerinin kırpılmamış ve kronolojik biçimde sunulması; mümkünse telefon numarası, profil bilgisi ve mesaj tarihinin görünmesi yararlıdır. Karşı taraf aidiyeti veya içerikte değişiklik yapıldığını inkâr ederse orijinal cihaz, yedek kayıtlar ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi önem kazanabilir.
Noter tespiti dijital delil için her durumda zorunlu değildir. Noter tespiti içeriğin belirli bir tarihte erişilebilir olduğunu göstermeye yardımcı olabilir; fakat delilin hukuka uygun elde edildiği veya mesajların gerçekte karşı tarafça yazıldığı sorunlarını tek başına kesin olarak çözmez.
Gizli Ses Kaydı Delil Olabilir mi?
Her gizli ses kaydı hukuka uygun değildir. Planlı ve sistematik biçimde özel konuşmaları kaydetmek, özel hayatın gizliliği ve haberleşmenin korunması bakımından hukuki ve cezai risk doğurabilir.
Yargı uygulamasında ani gelişen, başka türlü ispat imkânı bulunmayan ve kişinin kendisine yönelen bir saldırıyı ispatlamak amacıyla aldığı bazı kayıtlar olayın özelliklerine göre farklı değerlendirilebilse de bu yaklaşım genel bir kayıt izni olarak yorumlanmamalıdır. Kaydın zorunlu, ölçülü ve olayla sınırlı olup olmadığı ayrıca incelenir.
HMK 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu nedenle delil elde etmek amacıyla şifre kırmak, gizli yazılım kurmak veya başkasının özel hesabına izinsiz girmekten kaçınılmalıdır.
Ceza Davası ve Uzaklaştırma Kararı Kusur Tespitini Nasıl Etkiler?
Aynı davranış hem boşanma davasına hem ceza soruşturmasına hem de 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlere konu olabilir. Ancak bu süreçlerin amaçları ve delil standartları birbirinden farklıdır.
Ceza soruşturmasında takipsizlik veya ceza davasında beraat kararı verilmesi, boşanma mahkemesinin aynı davranışı hiçbir şekilde değerlendiremeyeceği anlamına gelmez. Beraatin gerekçesi, hangi maddi olguların belirlenebildiği ve boşanma dosyasındaki diğer deliller incelenir. Aynı şekilde ceza mahkûmiyeti de boşanmanın bütün sonuçlarını kendiliğinden belirlemez.
Uzaklaştırma kararı hızlı koruma amacıyla verilir. Bu karar, tek başına kesin ve nihai kusur tespiti değildir. Buna karşılık başvuru tutanakları, olay tarihleri, kolluk kayıtları, tebligatlar ve tedbir ihlali belgeleri boşanma dosyasında diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.
Kadının beyanı esastır mı sorusu da bu ayrım gözetilerek cevaplanmalıdır. Koruyucu ve önleyici tedbirlerin hızlı verilmesi ile çekişmeli boşanma davasında nihai kusurun ispatlanması aynı hukuki değerlendirme değildir.
Dava Dilekçesinde Kusurlu Davranışlar Nasıl Anlatılmalıdır?
Dilekçede “bana psikolojik şiddet uyguladı”, “ilgisizdi” veya “güvenimi sarstı” gibi soyut ifadelerle yetinilmemelidir. Her önemli olay mümkün olduğu ölçüde tarih, yer, davranış, sonuç ve delil bağlantısıyla anlatılmalıdır.
Sağlıklı bir vakıa anlatımı şu unsurları içermelidir:
- Olayın tarihi veya belirlenebilir dönemi
- Olayın gerçekleştiği yer
- Tarafların somut söz ve davranışları
- Olayı gören veya duyan kişiler
- Olay sonrasındaki başvuru ve kayıtlar
- Olayın evlilik birliğine etkisi
- Vakıayı ispatlayacak delil
- Birbiriyle bağlantılı olayların kronolojik sırası
Dilekçenin çok uzun olması tek başına güçlü olduğu anlamına gelmez. Aynı olayın farklı cümlelerle tekrarlanması, önemli kusurların görünürlüğünü azaltabilir. Buna karşılık ağır iddiaların tarih ve delil gösterilmeden tek cümlede bırakılması da ispat sorununa yol açabilir.
Çekişmeli boşanma davası dilekçesinde boşanma sebebi, kusur vakıaları, geçici tedbirler, nafaka, tazminat, velayet ve deliller birbirleriyle uyumlu kurulmalıdır.
Dava Açıldıktan Sonra Gerçekleşen Olaylar Aynı Dosyada Kusur Sayılır mı?
Dava tarihinden sonra gerçekleşen yeni olaylar, kural olarak daha önce açılmış davanın sebebi gibi kendiliğinden dosyaya eklenemez. Dava dilekçesinde dayanılan vakıalar ile sonradan ortaya çıkan vakıaların zaman bakımından ayrılması gerekir.
Yeni olayın niteliğine ve usul aşamasına göre yeni bir dava açılması, karşı dava kurulması veya bağlantı sebebiyle dosyaların birleştirilmesinin talep edilmesi gündeme gelebilir. Usulüne uygun ileri sürülmeyen yeni vakıaların yalnızca delil dilekçesi içinde anlatılması yeterli olmayabilir.
Bu konuda davadan sonra gerçekleşen olayların kusur değerlendirmesine etkisi ile dilekçeler aşamasındaki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı birlikte dikkate alınmalıdır.
Boşanma Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Ayrı bir aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.
Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Davacının geçici olarak bulunduğu her yer, kendiliğinden yerleşim yeri kabul edilmez.
Dava UYAP üzerinden veya yetkili adliye tevzi bürosuna dilekçe sunularak açılabilir. Yurt dışı bağlantılı evliliklerde milletlerarası yetki, uygulanacak hukuk, tebligat ve yabancı kararların tanınması ayrıca incelenmelidir.
Arabuluculuk veya Önceden İhtar Zorunlu mudur?
Boşanma davası açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurma şartı yoktur. Boşanma, kişilerin üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri sıradan bir özel hukuk uyuşmazlığı değildir. Aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar da arabuluculuğa elverişlilik bakımından ayrıca sınırlamalara tabidir.
Genel boşanma davası açmadan önce eşe ihtarname gönderilmesi zorunlu değildir. Ancak terk sebebiyle boşanmada Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesindeki usule uygun dönüş ihtarı özel bir dava şartı niteliğindedir. Usulsüz veya süresinden önce gönderilen ihtar terk sebebine dayalı davayı etkileyebilir.
Tarafların aile danışmanlığı veya uzlaşma girişiminde bulunmuş olması kusuru otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Bu girişimlerdeki beyanların niteliği ve gizliliği somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Dava Sırasında Hangi Geçici Tedbirler İstenebilir?
Boşanma davası açılınca hâkim Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca barınma, geçim, eşlerin mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.
Somut duruma göre şu tedbirler gündeme gelebilir:
- Ortak konutun eşlerden birine tahsisi
- Tedbir nafakası
- Çocuğun geçici velayeti
- Çocukla geçici kişisel ilişki düzeni
- Eşlerin malvarlığını korumaya yönelik önlemler
- 6284 sayılı Kanun kapsamında yaklaşmama ve iletişim kurmama kararı
- Gerekli hâllerde kişisel eşya ve belgelerin kolluk eşliğinde teslimi
Tedbir nafakasında kusur nihai yoksulluk nafakasındaki gibi belirleyici değildir. Hâkim dava süresince tarafların barınma ve geçim ihtiyaçlarını, ekonomik durumlarını ve çocukların ihtiyaçlarını değerlendirir.
Harçlar ve Yargılama Giderleri Nasıl Belirlenir?
Boşanma davası maktu karar ve ilam harcına tabidir. Dava açılırken başvuru harcı, gider avansı ve gerekiyorsa tanık, bilirkişi, tebligat veya kurum müzekkerelerine ilişkin giderler yatırılır. Harç ve gider miktarları her yıl güncellendiği için dava tarihindeki tarife esas alınmalıdır.
Maddi veya manevi tazminat boşanmanın fer’î sonucu olarak dava içinde talep edildiğinde harçlandırma ile boşanmadan bağımsız açılan tazminat davasının harçlandırması aynı olmayabilir. Ziynet, katkı payı veya mal rejimi tasfiyesi gibi bağımsız malvarlığı taleplerinin de ayrıca harca tabi olması mümkündür.
Maddi imkânı bulunmayan kişiler HMK 334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım talep edebilir. Talep ekonomik durumu gösteren belgelerle desteklenmelidir.
Kusur Maddi ve Manevi Tazminatı Nasıl Etkiler?
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu eşten uygun maddi tazminat isteyebilir. Eşit kusurlu tarafın maddi tazminat talebi kural olarak kabul edilmez.
Manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olayların talep eden eşin kişilik haklarına saldırı oluşturması gerekir. Her kusurlu davranış manevi tazminat şartlarını karşılamaz. Fiziksel şiddet, ağır hakaret, tehdit, sadakatsizlik ve sistematik aşağılama kişilik hakkı saldırısı oluşturabilecek davranışlardandır.
Tazminat miktarı kusurun cezası olarak belirlenmez. Tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı, olayın kişilik hakkına etkisi, paranın alım gücü ve hakkaniyet dikkate alınır. Ayrıntılı koşullar boşanmada maddi ve manevi tazminat incelemesinde ayrıca açıklanmaktadır.
Kusur Yoksulluk Nafakasını Nasıl Etkiler?
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak şartıyla yoksulluk nafakası isteyebilir. Bu nedenle kusursuz, daha az kusurlu veya eşit kusurlu taraf diğer şartlar varsa nafaka alabilir; daha ağır kusurlu taraf ise yoksulluk nafakası alamaz.
Yoksulluk nafakası için boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, talep, tarafların ekonomik gücü ve nafaka yükümlüsünün ödeme imkânı birlikte değerlendirilir. Sırf çalışıyor olmak her zaman yoksulluk nafakasına engel değildir; gelirin kişinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı incelenir.
İştirak nafakası ise çocuğa yönelik bir yükümlülüktür. Eşlerin birbirlerine karşı kusur derecesi, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kusur Velayeti Belirler mi?
Velayet kararının temel ölçütü çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme çocuğun güvenliği, yaşı, sağlık ve eğitim ihtiyaçları, bakım sürekliliği, ebeveynlerle ilişkisi ve istikrarlı yaşam düzenini değerlendirir.
Eşe karşı kusurlu olmak, otomatik olarak kötü anne veya baba olmak anlamına gelmez. Bununla birlikte fiziksel şiddet, bağımlılık, çocuğu ihmal, çocuğun yanında diğer ebeveyne şiddet uygulama veya çocuğu çatışmanın içine çekme gibi davranışlar çocuğun üstün yararıyla doğrudan bağlantılıysa velayet değerlendirmesini etkileyebilir.
Velayet, kusurlu eşi cezalandırma aracı değildir. Benzer şekilde kişisel ilişki de yalnızca eşler arasındaki öfke nedeniyle engellenemez; çocuğun güvenliği ve yararı esas alınır.
Kusur Mal Paylaşımını Etkiler mi?
Boşanmadaki kusur, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde kural olarak pay oranını değiştirmez. Mal rejimi, boşanma kusurundan ayrı yasal ölçütlere göre tasfiye edilir.
Bunun önemli istisnalarından biri Türk Medeni Kanunu’nun 236/2. maddesidir. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmaya karar verilmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun biçimde azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Bunun için boşanmanın yalnızca genel sebebe değil, ilgili özel sebebe dayanılarak hükme bağlanmış olması önem taşıyabilir.
Ziynet alacağı, katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı talepleri de kendi ispat ve hesaplama kurallarına tabidir. “Boşanmada kusurluydu” iddiası, malvarlığı taleplerinin tamamını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Affetme ve Barışma Kusur İddiasını Nasıl Etkiler?
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar kural olarak tek başına boşanma sebebi yapılamaz. Af açık bir beyanla gerçekleşebileceği gibi tarafların davranışlarından da çıkarılabilir; ancak af iradesinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerekir.
Aynı evde yaşamaya devam etmek, ekonomik zorunluluk nedeniyle bir süre aynı konutta kalmak veya çocuklarla ilgili iletişim kurmak tek başına af anlamına gelmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/8789 E., 2024/8256 K. sayılı kararında aynı evde yaşamanın tek başına af sayılmayacağı vurgulanmıştır.
Buna karşılık olaydan sonra ortak hayatın normal biçimde uzun süre devam ettirilmesi, açık barışma mesajları veya geçmiş davranışın bağışlandığını gösteren tutumlar af savunmasına dayanak olabilir. Af iddiasını ileri süren taraf bunun dayandığı olguları ispatlamalıdır.
Feragat, Kabul ve Sulh Kusur İddialarını Nasıl Etkiler?
Davadan feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesidir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat edilen davadaki olaylara dayanılarak daha sonra aynı talebin yeniden ileri sürülmesi ciddi usul ve af tartışmaları yaratabilir. Bu nedenle boşanma davasından feragat kararı, yeni olaylar ve gelecekteki talepler değerlendirilmeden verilmemelidir.
Davanın geri alınması feragatten farklıdır ve karşı tarafın açık rızasını gerektirir. Geri alınan dava açılmamış sayılır; feragat ise talebin esasından vazgeçilmesi sonucunu doğurur.
Davalının boşanmayı kabul etmesi, çekişmeli davada bütün vakıaların otomatik olarak ispatlandığı anlamına gelmez. TMK 184 uyarınca hâkim tarafların ikrarıyla bağlı değildir. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmesi, eşlerin hâkim tarafından bizzat dinlenmesi ve mali sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin uygun bulunması gerekir.
Taraflar nafaka, tazminat ve malvarlığına ilişkin bazı konularda anlaşabilir; ancak kişilik durumunu ilgilendiren boşanma hükmü sıradan bir alacak gibi mahkeme dışı sulhle doğrudan oluşturulamaz.
İstinaf, Temyiz ve Kesinleşme Sürecinde Kusur Nasıl İncelenir?
İlk derece mahkemesi kararına karşı, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf dilekçesinde kusur belirlemesinin hangi olay veya delil yönünden hatalı olduğu somut biçimde gösterilmelidir.
Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolu, kararın niteliği ve kanundaki kesinlik sınırlarına göre açıktır. Temyiz süresi de kural olarak kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Yalnızca “kusur değerlendirmesi yanlıştır” denilmesi yerine hangi vakıanın ispatlanmadığı, hangi delilin hatalı değerlendirildiği veya karşılaştırmanın neden çelişkili olduğu açıklanmalıdır.
Boşanma hükmü kesinleşmeden nüfus kaydına işlenmez. Tedbir nafakası gibi dava süresine ilişkin kararlar ile boşanmanın fer’î sonuçlarının icrası aynı kurallara tabi olmadığından, hükmün her bölümü ayrıca değerlendirilmelidir.
Mevzuat Dayanağı
Boşanmada kusur değerlendirmesinin temel dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 161-166. maddelerindeki boşanma sebepleri ile 185 ve devamındaki evlilik yükümlülükleridir.
TMK 174, maddi ve manevi tazminat için tarafların kusur durumunu esas alır. TMK 175, yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasını arar. TMK 169, dava süresince alınacak geçici önlemleri; TMK 184 ise boşanma yargılamasındaki özel ispat kurallarını düzenler.
Usul bakımından HMK 119 ve 129, dava ve cevap dilekçelerinde vakıaların ve delillerin gösterilmesini; HMK 189, hukuka aykırı delil yasağını; HMK 190 ise ispat yükünü düzenler. Aile mahkemelerinin görevine ilişkin hükümler 4787 sayılı Kanun’da yer alır.
Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan dosyalarda boşanma davasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun uygulanabilir. Tedbir süreci nihai kusur yargılaması değildir; kişinin güvenliğini süratle sağlama amacı taşır.
Yargıtay Uygulamasında Öne Çıkan İlkeler
Yargıtay kararları, kusurun kalıp ifadelerle değil, her somut olayın ispatlanan özellikleri üzerinden belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2844 E., 2024/9880 K., 12.12.2024 tarihli ve resmî karar arama sisteminde erişilebilen kararında, ispatlanmayan vakıaların kusur olarak yüklenemeyeceği ve tek başına kripto para yatırımının günün ekonomik koşullarında kusur sayılamayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/556 E., 2024/7562 K., 17.10.2024 tarihli kararında fiziksel şiddet iddiası, dayanılan ceza dosyasının farklı olaya ilişkin olması ve tanık anlatımlarının duyuma dayanması nedeniyle ispatlanmış kabul edilmemiştir. Bununla birlikte kalan diğer kusurların ağır kusur sonucunu destekleyip desteklemediği ayrıca değerlendirilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5624 E., 2024/4524 K., 24.06.2024 tarihli kararında evlilik öncesindeki borçların saklanması ve aile ekonomisini zorlayan gizli harcamalar, dosyadaki diğer olaylarla birlikte güven sarsıcı davranış kapsamında ele alınmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/9853 E., 2025/6237 K., 23.06.2025 tarihli kararında mesaj kayıtları, tanık beyanları ve tarafın olay sonrasındaki davranışları birlikte değerlendirilerek zina iddiasının ispatı incelenmiştir. Karar, her mesajın kendiliğinden zina delili sayılmadığını; aidiyet, içerik ve diğer delillerle uyumun önemini göstermektedir.
Bu kararlar her benzer olayda aynı sonucun çıkacağını göstermez. Kusur karşılaştırması, yalnızca karar başlıklarına göre değil, olayların tamamı ve dosyadaki deliller üzerinden yapılmalıdır.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Boşanma davasında en sık karşılaşılan sorun, hukuken önemli olaylarla evlilik süresince yaşanan bütün anlaşmazlıkların birbirine karıştırılmasıdır. Dilekçeye çok sayıda önemsiz ayrıntı eklenmesi, fiziksel şiddet, ağır hakaret, ekonomik baskı veya sadakatsizlik gibi temel vakıaların görünürlüğünü azaltabilir.
Diğer önemli hata, kusur sıfatlarını olayların yerine kullanmaktır. “Ağır kusurludur” demek olay anlatımı değildir. Hangi davranışın ne zaman gerçekleştiği ve hangi delille ispatlanacağı açıklanmalıdır.
Dijital delillerde yalnızca içeriğe odaklanmak da risklidir. Ekran görüntüsünün nasıl elde edildiği, konuşmanın tamamı, aidiyet ve orijinal verinin korunması en az mesajın içeriği kadar önemlidir.
Özel boşanma sebeplerinde altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler gözden kaçırılmamalıdır. Dava açıldıktan sonra gerçekleşen olaylar da devam eden dosyaya gelişigüzel eklenmemeli; yeni dava veya karşı dava gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.
Kusurun tazminat, yoksulluk nafakası, velayet ve mal paylaşımına etkileri birbirinden farklıdır. Bir alandaki kusur kabulünün bütün talepleri otomatik biçimde belirlediği varsayılmamalıdır.
Boşanmada Kusur Sayılan Davranışlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Evet, somut olayın özelliklerine göre kusur olabilir. Eşin yakınlarının evliliğe sürekli müdahale etmesi veya diğer eşe açıkça hakaret etmesi karşısında hiçbir koruyucu tutum göstermemek, evlilik birliğini koruma ve dayanışma yükümlülüğünün ihlali sayılabilir. Ancak tek bir tartışma ile süreklilik gösteren aile baskısı aynı değildir. Müdahalenin niteliği, eşin olaya tanık olup olmadığı, verdiği tepki ve olayın evliliğe etkisi birlikte değerlendirilir.
Haklı bir sebep bulunmadan sürekli ayrı odada yatmak ve ortak yaşamdan kaçınmak kusur oluşturabilir. Bununla birlikte hastalık, vardiyalı çalışma, çocuk bakımı, uyku bozukluğu veya eşin şiddetinden korunma gibi haklı sebepler varsa yalnızca ayrı odada kalınması kusur sayılmaz. Mahkeme bu durumun ne kadar sürdüğünü, sebebini ve tarafların evlilik ilişkisini fiilen sürdürüp sürdürmediğini inceler.
Her geç gelme kusur değildir. Mesleki çalışma düzeni, ulaşım şartları veya zorunlu sebepler varsa kusur yüklenemez. Buna karşılık haklı sebep olmadan sürekli geç gelmek, nerede olduğunu açıklamamak, aileyle iletişimi kesmek ve ortak sorumluluklardan kaçınmak evlilik birliğine ilgisizlik olarak değerlendirilebilir. Olayın sıklığı, süresi ve diğer davranışlarla bağlantısı önemlidir.
Tek başına telefon şifresini değiştirmek genellikle sadakatsizlik veya kusur ispatı değildir. Kişilerin evlilik içinde de özel hayat alanı bulunur. Ancak şifre değişikliğinin gizli ilişki, çelişkili açıklamalar, üçüncü kişilerle yazışmalar veya başka somut olaylarla birlikte gerçekleşmesi durumunda deliller bir bütün olarak değerlendirilebilir. Yalnızca şüpheye dayanılarak eşin telefonuna izinsiz girilmesi hukuka aykırılık riski taşır.
Aktif biçimde kullanılan tanışma uygulaması hesabı, içeriğine ve kullanım amacına göre sadakat yükümlülüğüne aykırı veya güven sarsıcı davranış sayılabilir. Yalnızca yıllar önce açılmış ve kullanılmayan bir hesabın varlığı aynı sonucu doğurmayabilir. Profilin güncelliği, mesajlar, üyelik hareketleri, buluşma girişimleri ve hesabın eşe ait olduğunun ispatı birlikte değerlendirilir.
Mesajların içeriği ve ilişkinin niteliği belirleyicidir. Olağan bir selamlaşma veya zorunlu iletişim her durumda kusur değildir. Buna karşılık duygusal veya cinsel içerikli yazışmalar, gizli görüşmeler ve eşten saklanan yakınlık sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış oluşturabilir. Mesajların tamamı, tarihleri, aidiyeti ve hukuka uygun elde edilip edilmediği incelenir.
Yalnızca bir kişiyi takip etmek veya paylaşımını beğenmek genellikle boşanma kusuru için yeterli değildir. Israrlı cinsel içerikli mesajlar, flörtleşme, gizli hesap kullanımı veya üçüncü kişiyle evlilik ilişkisini zedeleyen yakınlık varsa değerlendirme değişebilir. Mahkeme tek bir sosyal medya hareketi yerine davranışların bütününe ve evlilik üzerindeki etkisine bakar.
Tek başına yatırım yapmak kusur değildir. Yatırımın aile bütçesini tehlikeye atması, önemli miktarda paranın diğer eşten gizlenmesi, borçlanma yoluyla yapılması veya temel ihtiyaçların karşılanmasını engellemesi hâlinde ekonomik kusur gündeme gelebilir. Yatırım türünden çok işlemin büyüklüğü, gizlenip gizlenmediği ve aile hayatına etkisi önemlidir.
Önemli gelirleri bilinçli biçimde gizlemek ve aile giderlerine katkıdan kaçınmak kusur oluşturabilir. Bununla birlikte eşlerin bütün kişisel harcamalarını birbirlerine tek tek bildirmesi zorunlu değildir. Gelirin saklanmasının ortak bütçeyi, borçları, çocukların ihtiyaçlarını veya diğer eşin ekonomik güvenliğini nasıl etkilediği banka kayıtları ve diğer belgelerle ortaya konulmalıdır.
Gücü bulunduğu hâlde ortak giderlere hiçbir şekilde katılmamak kusur sayılabilir. Katkı yalnızca para ödemek değildir; ev işleri, çocuk bakımı ve aile üyelerinin bakımı için harcanan emek de dikkate alınır. İşsiz kalma, hastalık veya bakım yükümlülüğü gibi haklı sebepler varsa değerlendirme değişir. Mahkeme tarafların gelirini, giderlerini ve fiilî katkılarını birlikte inceler.
Ev işlerinin yalnızca bir eşin görevi olduğu kabul edilemez. Tarafların çalışma koşullarına ve yaşam düzenine göre ev işlerini ve çocuk bakımını makul biçimde paylaşmaları beklenir. Bir eşin bütün sorumluluğu sürekli olarak diğerine bırakması, katkı sağlamayı reddetmesi ve bu nedenle ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi kusur oluşturabilir. Tek bir işin yapılmaması ise genellikle yeterli değildir.
Eşin diğer tarafın yakınlarına ağır hakaret etmesi, aile ilişkisini ve evlilik birliğini zedelediği ölçüde kusur sayılabilir. Mahkeme sözlerin ağırlığını, olayın sebebini, tekrarlanıp tekrarlanmadığını ve tarafların karşılıklı davranışlarını değerlendirir. Olağan bir anlaşmazlık ile sistematik aşağılama veya tehdit birbirinden ayrılır.
Her ayrılık hukuki anlamda terk değildir. Şiddet, tehdit, evden kovulma veya güvenli olmayan koşullar nedeniyle aile evine gitmek haklı sebebe dayanabilir. Haklı sebep olmadan ortak konutu bırakmak ve dönmeyi reddetmek ise kusur oluşturabilir. Terk sebebiyle özel boşanma davası için ayrıca kanundaki altı aylık süre ve usulüne uygun ihtar koşulları aranır.
Evet. Fiziksel şiddetin mutlaka tekrarlanması gerekmez. Tek bir tokat dahi bedensel bütünlüğe saldırıdır ve olayın şartlarına göre boşanma ile tazminat bakımından ağır kusur oluşturabilir. Ancak olayın ispatlanması gerekir. Sağlık raporu bulunmaması iddiayı otomatik olarak geçersiz kılmaz; tanık, mesaj, fotoğraf ve kolluk kaydı gibi diğer deliller değerlendirilebilir.
Evet, başka delillerle ispat mümkün olabilir. Olayı gören tanıklar, kamera kaydı, şiddet sonrasında çekilen fotoğraflar, tarafın özür veya kabul içeren mesajları, kolluk tutanakları ve sağlık kayıtları birlikte kullanılabilir. Ancak yalnızca duyuma dayalı tanık anlatımı her olayda yeterli görülmeyebilir. Delillerin aynı olayla ve doğru tarihle bağlantısı kurulmalıdır.
Affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olaylar kural olarak tek başına boşanma sebebi yapılamaz. Bununla birlikte geçmiş olaylar, yeni ve affedilmemiş davranışların arka planını açıklamak bakımından sınırlı şekilde önem taşıyabilir. Affın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği, açık beyanlar ve tarafların olay sonrasındaki davranışlarıyla değerlendirilir.
Hayır. Ekonomik zorunluluk, çocuklar, konut bulamama veya güvenlik gibi sebeplerle aynı evde kalmaya devam edilmesi mümkündür. Af için açık ve tereddütsüz bir bağışlama veya ortak hayatın gerçekten yeniden kurulduğunu gösteren davranışlar aranır. Aynı evde farklı hayatlar sürdürülmesi tek başına barışma sayılmaz.
WhatsApp yazışmalarının içeriği çoğu durumda doğrudan GSM operatöründen istenemez. Operatörler iletişimin içeriğini değil, mevzuata göre belirli trafik bilgilerini tutabilir. Mesajın telefon yedeğinde, karşı tarafın cihazında veya başka hukuka uygun kaynaklarda bulunup bulunmadığı önemlidir. Hesaba izinsiz girmek veya veri kurtarma adı altında hukuka aykırı erişim sağlamak sorumluluk doğurabilir.
Her zaman değildir. Ekran görüntüsünün kime ait olduğu, konuşmanın tamamını yansıtıp yansıtmadığı, tarihler ve elde ediliş yöntemi incelenir. Karşı taraf içeriği inkâr ederse orijinal cihaz, yedek kayıtlar, başka mesajlar veya bilirkişi incelemesi gerekebilir. Kırpılmış ve bağlamından koparılmış tek bir görüntünün ispat gücü daha sınırlı olabilir.
Evet. Akrabalık tanıklığa engel değildir. Mahkeme tanığın olayı bizzat görüp görmediğine, anlatımın somutluğuna, tarafsızlık ihtimaline ve diğer delillerle uyumuna bakar. Yalnızca eşin kendisine anlattıklarını tekrarlayan tanığın beyanı, olaya doğrudan tanık olan kişinin anlatımına göre daha sınırlı değerlendirilebilir.
Hukuken mümkün olabilse de son derece dikkatli değerlendirilmelidir. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, üstün yararı ve ebeveyn çatışmasından zarar görme ihtimali göz önünde tutulur. Çocuğu taraf seçmeye zorlamak veya diğer ebeveyn aleyhine yönlendirmek çocuğa zarar verebilir. Olay başka delillerle ispatlanabiliyorsa çocuğun uyuşmazlığın merkezine çekilmesinden kaçınılması gerekir.
Evet, beraatin gerekçesine göre bu mümkündür. Ceza yargılamasında mahkûmiyet için aranan ispat standardı ile boşanma davasındaki delil değerlendirmesi aynı değildir. Beraat, olayın hiç gerçekleşmediği gerekçesine dayanabileceği gibi ceza verilmesine yeterli kesinlik bulunmamasına da dayanabilir. Aile mahkemesi dosyadaki diğer hukuka uygun delilleri ayrıca değerlendirir.
Hayır. Uzaklaştırma kararı hızlı ve önleyici koruma sağlamak amacıyla verilir; nihai boşanma kusuru kararı değildir. Bununla birlikte başvuru tutanağı, olay tarihi, kolluk kaydı, tedbirin içeriği ve varsa ihlal tutanakları boşanma davasında diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir. Tedbir kararının dayanağı ve veriliş yöntemi mutlaka incelenmelidir.
Dava tarihinden sonra gerçekleşen yeni olay, önce açılan davaya kendiliğinden eklenmez. Olayın niteliğine ve davanın usul aşamasına göre yeni bir dava açılması ve dosyaların birleştirilmesinin istenmesi gerekebilir. Yeni olayı yalnızca delil dilekçesinde anlatmak yeterli olmayabilir. Zina sebebine dayanılacaksa özel hak düşürücü süreler de ayrıca gözetilmelidir.
Kabul önemli olmakla birlikte boşanma davalarında hâkim tarafların ikrarıyla mutlak biçimde bağlı değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi gereğince hâkimin boşanma sebebinin varlığına vicdanen kanaat getirmesi gerekir. Kabulün içeriği, serbest iradeyle yapılıp yapılmadığı ve diğer delillerle uyumu değerlendirilebilir.
Kural olarak alamaz. Maddi tazminat isteyen tarafın kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Manevi tazminatta da talep edenin kusursuz ya da daha az kusurlu olması ve diğer eşin davranışının kişilik hakkına saldırı oluşturması aranır. Eşit kusur tespiti, her iki tarafın tazminat taleplerinin reddine yol açabilir.
Evet, diğer koşullar varsa alabilir. Yoksulluk nafakası isteyen tarafın kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir; tamamen kusursuz olma şartı yoktur. Eşit kusurlu taraf boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecekse ve diğer eşin ödeme gücü bulunuyorsa nafaka talep edebilir.
Dava açabilir; ancak genel boşanma sebebine dayalı davanın kabulü ayrı meseledir. Davacı tamamen kusurlu ve davalı kusursuzsa, kural olarak kişi kendi kusuruna dayanarak boşanma sonucu elde edemez. Davalının az da olsa boşanmayı gerektiren kusuru, TMK 166/2’deki itirazın kötüye kullanılması şartları veya başka bir özel boşanma sebebinin bulunması ayrıca değerlendirilir.
Her fiilî ayrılık kendiliğinden boşanma sebebi değildir. Ancak daha önce açılmış bir boşanma davası reddedilmiş, karar kesinleşmiş ve kesinleşmeden itibaren bir yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamamışsa TMK 166/4 kapsamında boşanma istenebilir. Bu süre 14 Kasım 2024 tarihindeki değişiklikle üç yıldan bir yıla indirilmiştir.
Hayır. Tarafların barışması veya yeniden birlikte yaşamaya başlaması davayı otomatik olarak sona erdirmez. Davacı feragat edebilir veya karşı tarafın rızasıyla dava geri alınabilir. Davaya devam edilirse barışma ve ortak hayatın yeniden kurulması, daha önceki olayların affedilip affedilmediği yönünden değerlendirilebilir.
Kural olarak hayır. Fiziksel veya psikolojik şiddet, tehdit, evden kovulma ya da ciddi güvenlik endişesi ortak konuttan ayrılmak için haklı sebep oluşturabilir. Ayrılan eşin olayın sebebini ve ayrılıkla bağlantısını delillerle göstermesi önemlidir. Ayrıca eşini ortak konuttan ayrılmaya zorlayan taraf, kanundaki şartlar içinde terk eden eş gibi değerlendirilebilir.
Avukat Görüşü
Boşanmada kusur değerlendirmesinin en önemli yönü, olayların yalnızca anlatılması değil; hukuken doğru biçimde seçilmesi, kronolojik olarak kurulması ve delillerle eşleştirilmesidir. Uygulamada ağır bir olayın tarih ve delil bağlantısı kurulmadan yazılması veya çok sayıda ikincil ayrıntı arasında kaybolması, dosyanın değerlendirilmesini zorlaştırabilmektedir.
Özellikle şiddet, tehdit, sadakatsizlik ve ekonomik baskı iddialarında delillerin hukuka uygun biçimde korunması önemlidir. Delil elde etme amacıyla eşin hesabına izinsiz girilmesi veya sistematik gizli kayıt yapılması, haklı bir iddiayı ayrıca hukuka aykırılık tartışmasına dönüştürebilir.
Kusur belirlemesi matematiksel bir işlem değildir. Her dosya; tarafların karşılıklı davranışları, olayların sırası, affetme veya barışma iddiası, özel boşanma sebeplerindeki süreler ve delillerin güvenilirliği birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır ve somut olay hakkında hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, yargı uygulaması ve parasal sınırlar zaman içinde değişebilir. Her boşanma dosyası kendi olayları, talepleri ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
