Ortak velayet, boşanma veya ayrılık sonrasında anne ve babanın çocukla ilgili önemli kararları birlikte almasını ve velayetten doğan sorumlulukları birlikte üstlenmesini sağlayan bir düzenlemedir. Türkiye’de ortak velayet hukuken mümkündür; ancak her boşanmada kendiliğinden uygulanmaz. Anne ve babanın anlaşması önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Mahkemenin temel ölçütü her zaman çocuğun üstün yararıdır.
İçindekiler
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sonrası ortak velayetin nasıl uygulanacağını bütün ayrıntılarıyla düzenleyen özel bir hüküm bulunmamaktadır. Buna karşılık Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 No.lu Protokol, Yargıtay’ın 2017 yılında değişen yaklaşımı ve Anayasa Mahkemesi kararları sonucunda ortak velayet Türk hukukunda uygulanabilir hâle gelmiştir.
Mahkeme ortak velayet talebini değerlendirirken ebeveynlerin iletişim kurabilmesini, çocuğun eğitimi ve sağlığı hakkında birlikte karar alma kapasitelerini, aralarındaki çatışmanın düzeyini, yaşam yerlerini, çocuğun mevcut düzenini, uzman raporlarını ve görüşünü açıklayabilecek olgunluktaki çocuğun beyanını birlikte inceler. Ortak velayetin ebeveynler arasında matematiksel eşitlik sağlaması değil, çocuk bakımından güvenli ve sürdürülebilir bir düzen kurması gerekir.
Yazının Özeti
Ortak velayet nedir?
Ortak velayet; anne ve babanın çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı, korunması, temsil edilmesi ve mallarının yönetimi gibi velayet kapsamındaki hak ve yükümlülükleri birlikte kullanmasıdır. “Birlikte velayet” ve “müşterek velayet” ifadeleri de aynı hukuki düzenlemeyi anlatmak için kullanılmaktadır.
Ortak velayet, yalnızca ebeveynlere tanınan bir yetki değildir. Velayet aynı zamanda çocuğun ihtiyaçlarını karşılama, gelişimini destekleme, onu koruma ve önemli kararları onun yararını gözeterek alma yükümlülüğüdür. Bu nedenle ortak velayetin merkezinde anne veya babanın kişisel beklentileri değil, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi bulunur.
Eğitim kurumunun seçilmesi, önemli tıbbi müdahaleler, çocuğun sürekli yaşayacağı yer, şehir veya ülke değişikliği, özel eğitim ihtiyaçları ve çocuğun malvarlığıyla ilgili işlemler ortak karar alınması gereken başlıca konular arasındadır. Günlük yaşamın olağan akışı içindeki yemek, uyku, etkinlik veya rutin sağlık kontrolleri gibi konular ise çoğunlukla çocuğun o sırada yanında bulunduğu ebeveyn tarafından yürütülür.
Ortak velayetle genel velayet düzenlemesinin farklarını incelemek isteyenler velayet davası ve velayetin düzenlenmesi hakkındaki açıklamalara da bakabilir.
Ortak velayet çocuğun iki evde eşit süreyle kalması anlamına mı gelir?
Hayır. Ortak velayet, çocuğun zamanını anne ve baba arasında yarı yarıya bölme zorunluluğu getirmez. Velayetin birlikte kullanılması ile çocuğun fiilen nerede ve hangi sürelerle yaşayacağı farklı konulardır.
Mahkeme ortak velayete karar verirken çocuğun ana yaşam merkezini bir ebeveynin yanında belirleyebilir. Diğer ebeveynle hafta içi, hafta sonu, bayram ve tatil dönemlerini kapsayan geniş bir zaman paylaşımı kurulabilir. Somut olay uygunsa dönüşümlü ikamet de değerlendirilebilir; fakat ortak velayetin zorunlu sonucu değildir.
Çocuğun okul düzeninin bozulmaması, sürekli eşya taşımasının önlenmesi, sosyal çevresinden kopmaması ve iki ev arasında çatışmanın parçası hâline gelmemesi önemlidir. Özellikle küçük yaştaki çocuklarda bakım sürekliliği ve güvenli bağlanma ihtiyacı ayrıca değerlendirilir.
Ortak velayetin “çocuğun yarısını anneye, yarısını babaya vermek” şeklinde anlaşılması yanlıştır. Amaç, çocuğun yaşamını ikiye bölmek değil, anne ve babanın ebeveynlik sorumluluklarını boşanmadan sonra da birlikte ve düzenli biçimde sürdürebilmesidir.
Türkiye’de ortak velayet mümkün müdür?
Evet. Türkiye’de boşanma sonrasında ortak velayete karar verilmesi hukuken mümkündür. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu’nda ortak velayetin şartlarını, karar alma usulünü ve ebeveynler arasındaki uyuşmazlıkların nasıl çözüleceğini ayrıntılı biçimde belirleyen özel bir düzenleme henüz bulunmamaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesinde, evlilik devam ettiği sürece velayetin anne ve baba tarafından birlikte kullanılacağı; boşanmada ise velayetin çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olacağı belirtilmektedir. Kanunun 182. maddesi de boşanma veya ayrılık kararı verilirken çocuğun durumu ile anne ve babayla ilişkilerinin mahkeme tarafından düzenlenmesini öngörmektedir.
Kanunun lafzı uzun süre boşanmadan sonra velayetin yalnızca bir ebeveyne verilebileceği biçiminde uygulanmıştır. Ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 No.lu Protokol’ün Türkiye bakımından yürürlüğe girmesi ve Yargıtay’ın içtihat değişikliği sonrasında ortak velayetin kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edilmiştir.
Bu nedenle güncel yaklaşım, “Türk Medeni Kanunu’nda ortak velayet yazmıyor; o hâlde kesinlikle mümkün değildir” şeklinde değildir. Doğru ifade şudur: Ortak velayet mümkündür; fakat kanunda ayrıntılı uygulama modeli bulunmadığından her dosyada çocuğun üstün yararı ve somut koşullar ayrıca incelenir.
Ortak velayetin hukuki dayanağı nedir?
Ortak velayetin hukuki zemini Türk Medeni Kanunu, Anayasa, milletlerarası sözleşmeler ve yüksek mahkeme kararlarının birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu ortak velayet bakımından nasıl yorumlanır?
Türk Medeni Kanunu’nun 335 ve devamı maddeleri velayetin kapsamını düzenler. Kanunun 336. maddesine göre evlilik devam ederken anne ve baba velayeti birlikte kullanır. Boşanma sonrasına ilişkin düzenleme ise çocuğun kendisine bırakıldığı ebeveyni esas alan bir yapıdadır.
Buna karşılık Kanunun 182. maddesi, hâkimin boşanma veya ayrılık kararı verirken anne ve babayı olanak bulunduğu ölçüde dinlemesini ve çocuğun durumunu düzenlemesini öngörür. Aynı düzenlemede velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarının esas tutulacağı belirtilir.
Ortak velayet uygulaması, bu hükümler yok sayılarak değil; çocuğun üstün yararı, ebeveynlerin eşit sorumluluğu ve milletlerarası sözleşmelerle birlikte yorumlanarak gelişmiştir. Bununla birlikte ayrıntılı bir kanuni çerçevenin bulunmaması, uygulamada mahkemeler arasında farklı değerlendirmeler yapılabilmesine yol açabilmektedir.
Ek 7 No.lu Protokol ortak velayet açısından neden önemlidir?
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 No.lu Protokol’ün 5. maddesi, eşlerin evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi durumunda birbirleriyle ve çocuklarıyla ilişkilerinde özel hukuk bakımından eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğunu belirtir. Aynı madde, devletlerin çocukların yararı için gerekli önlemleri almasına engel oluşturmaz.
Protokol, 6684 sayılı Kanun ile uygun bulunmuş ve Avrupa Konseyi kayıtlarına göre Türkiye bakımından 1 Ağustos 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Güncel imza ve yürürlük bilgileri Avrupa Konseyi Antlaşmalar Ofisi üzerinden görülebilir. Protokol’ün 5. maddesinin resmî metninde de eşlerin çocuklarıyla ilişkilerindeki hak ve sorumluluk eşitliği açıkça yer almaktadır.
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına göre usulüne uygun biçimde yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi hâlinde milletlerarası sözleşme hükümleri esas alınır. Ortak velayet uygulamasının hukuki zemini değerlendirilirken bu anayasal kural da dikkate alınmaktadır.
Ancak Ek 7 No.lu Protokol, her boşanmada ortak velayete karar verilmesini emretmez. Ebeveynler arasındaki eşitliğin önünde çocuğun güvenliği ve üstün yararı yer alır.
Ortak velayetin şartları nelerdir?
Ortak velayetin şartlarını tek tek sıralayan açık bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Buna rağmen yargı kararları ve uygulama üzerinden belirgin değerlendirme ölçütleri oluşmuştur. Bu ölçütlerin hiçbiri çocuğun üstün yararından bağımsız ele alınamaz.
Çocuğun üstün yararı neden temel şarttır?
Ortak velayet ancak çocuğun üstün yararına hizmet ediyorsa uygulanabilir. Ebeveynlerin her ikisinin de ortak velayet istemesi, mahkemeyi bu taleple bağlı hâle getirmez.
Mahkeme; çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, sağlık durumu, okul yaşamı, mevcut bakım düzeni, kardeşleriyle ilişkisi, ebeveynleriyle duygusal bağları ve düzenlemenin çocuk üzerindeki olası etkilerini inceler. Çocuğun istikrarlı yaşamının korunması ile anne ve babasıyla ilişkisinin devamı arasında somut olaya uygun bir denge kurulmalıdır.
Ebeveynlerden birinin ortak velayeti yalnızca diğer ebeveyni kontrol etmek, önemli kararlarda veto yetkisi elde etmek veya boşanma uyuşmazlığını çocuk üzerinden sürdürmek için istemesi çocuğun yararına değildir.
Boşanmada velayetin genel olarak hangi ölçütlerle belirlendiği çocuğun velayetinin kime verileceği başlıklı yazıda ayrıca açıklanmaktadır.
Anne ve babanın ortak velayeti istemesi zorunlu mudur?
Tarafların ortak iradesi, ortak velayetin uygulanabilirliği bakımından son derece önemlidir. Ancak açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı için ortak talebin mutlak ve her olayda değişmez bir şart olup olmadığı konusunda öğretide ve yargı uygulamasında tamamen yeknesak bir yaklaşım bulunmamaktadır.
Uygulamada mahkemeler çoğunlukla her iki ebeveynin ortak velayeti bilinçli ve serbest iradeyle istemesini aramaktadır. Taraflardan biri açıkça karşı çıkıyorsa, bu durum iletişim ve iş birliği kapasitesinin zayıf olduğuna ilişkin güçlü bir gösterge sayılabilir.
Anayasa Mahkemesinin Hilal Erdaş kararında, tarafların ortak velayet yönünde açık taleplerinin ve görüşlerinin bulunmaması ile aralarındaki uyuşmazlığın kapsamı özellikle dikkate alınmıştır. Bu nedenle tarafların iradeleri alınmadan ve düzenlemenin sürdürülebilirliği ayrıntılı incelenmeden ortak velayet kararı verilmesi sakıncalıdır.
Bununla birlikte tarafların anlaşması da tek başına yeterli değildir. Hâkim, anlaşmanın çocuğun güvenliğini ve gelişimini olumsuz etkilediğini belirlerse ortak velayet talebini reddedebilir.
Ebeveynler arasında iletişim ve iş birliği bulunmalı mıdır?
Evet. Ortak velayetin işleyebilmesi için ebeveynlerin en azından çocukla ilgili konularda düzenli ve saygılı iletişim kurabilmesi gerekir.
Tarafların arkadaş olmaları veya boşanma uyuşmazlığını tamamen geride bırakmaları aranmaz. Ancak okul, sağlık, bakım, ulaşım ve masraflar hakkında bilgi paylaşabilmeleri; acil durumlarda birbirlerine ulaşabilmeleri; çocuğun yanında diğer ebeveyni aşağılamamaları ve ortak kararları sabote etmemeleri beklenir.
Sürekli hakaret, tehdit, engelleme, iletişim kanallarını kapatma veya her kararı mahkemeye taşıma eğilimi ortak velayetin sürdürülebilirliğini zayıflatır. Çatışmanın çocuğa yansıması, çocuğun taraf seçmeye zorlanması veya ebeveynler arasında haber taşıyan kişi hâline getirilmesi ciddi risk oluşturur.
Tarafların evlilik uyuşmazlığındaki çekişmesi ile ebeveynlik iş birliği birbirinden ayrılmalıdır. Eşler boşanmanın mali sonuçları konusunda anlaşamasa bile çocukla ilgili konularda düzenli hareket edebiliyorsa ortak velayet tamamen dışlanmayabilir. Buna karşılık boşanma anlaşmalı olsa dahi taraflar yalnız görünüşte uzlaşıyor ve çocukla ilgili temel konularda iletişim kuramıyorsa ortak velayet uygun olmayabilir.
Ebeveynlerin yaşam yerleri ortak velayete uygun olmalı mıdır?
Ebeveynlerin aynı şehirde veya birbirine ulaşılabilir mesafede yaşaması ortak velayetin uygulanmasını kolaylaştırır. Farklı şehirlerde yaşamak tek başına mutlak engel değildir; ancak çocuğun okul düzeni, ulaşım süreleri, bakım planı ve acil durumlarda birlikte karar alma olanağı ayrıntılı incelenir.
Tarafların farklı ülkelerde yaşaması hâlinde saat farkı, seyahat belgeleri, okul tatilleri, sağlık hizmetleri ve çocuğun sürekli ikametinin değiştirilmesi gibi konular daha karmaşık hâle gelir. Bu durumda yalnız “ortak velayet istiyoruz” denilmesi yeterli olmayacaktır. Düzenlemenin günlük yaşamda nasıl uygulanacağı somutlaştırılmalıdır.
Çocuğun her hafta uzun yolculuk yapmak zorunda kalacağı, okul devamlılığının bozulacağı veya sosyal çevresinden kopacağı bir plan ebeveynler için eşit görünse bile çocuk bakımından uygun olmayabilir.
Şiddet veya istismar iddiası varsa ortak velayet verilebilir mi?
Aile içi şiddet, çocuğa yönelik şiddet, cinsel istismar, ciddi tehdit, takip veya ebeveynlerden birinin diğerini kontrol etme davranışları ortak velayet değerlendirmesinde özellikle önemlidir.
Şiddetin varlığı hâlinde ortak velayet, mağdur ebeveyni saldırgan ebeveynle sürekli temas kurmaya zorlayan bir mekanizmaya dönüşmemelidir. Devam eden 6284 sayılı Kanun tedbirleri, ceza soruşturmaları, hastane kayıtları ve sosyal inceleme raporları bu kapsamda değerlendirilir.
Her iddia kendiliğinden kesinleşmiş olgu sayılmaz; ancak çocuğun veya ebeveynin güvenliğiyle ilgili ciddi risk varsa mahkemenin koruyucu yaklaşım göstermesi gerekir. Şiddet ve korku ortamının bulunduğu olaylarda ortak karar alma ve güvene dayalı bilgi paylaşımı çoğunlukla mümkün değildir.
Ebeveynlerin bakım ve karar alma yeterliliği nasıl değerlendirilir?
Mahkeme yalnızca anne ve babanın gelirine bakmaz. Çocuğun günlük ihtiyaçlarını tanıma, okul ve sağlık süreçlerini takip etme, bakım sorumluluğunu yerine getirme, çocuğun diğer ebeveynle ilişkisini destekleme ve kriz durumlarında uygun karar verebilme kapasitesi birlikte değerlendirilir.
Yüksek gelir sahibi olmak tek başına velayet üstünlüğü sağlamaz. Ekonomik imkânları daha sınırlı olan ebeveyn, çocuğun bakımını düzenli biçimde yürütüyor ve sağlıklı bir ortam sunuyorsa yalnız gelir farkı nedeniyle ortak velayet dışında bırakılamaz.
Buna karşılık çocuğun bakımına uzun süre ilgisiz kalınması, okul ve sağlık bilgilerinin bilinmemesi, bağımlılık sorunları veya ciddi ihmaller ortak velayetin uygulanabilirliğini olumsuz etkileyebilir.
Çocuğun görüşü alınır mı?
Görüşünü oluşturabilecek yaş ve olgunlukta olan çocuğun kendisini ilgilendiren velayet düzenlemesi hakkında dinlenmesi gerekir. Bunun için mevzuatta “sekiz yaş” veya “on iki yaş” şeklinde değişmez bir sınır bulunmamaktadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü serbestçe açıklayabilmesini ve bu görüşe yaşı ile olgunluğuna uygun önem verilmesini öngörür.
Çocuk doğrudan mahkeme tarafından veya uzman aracılığıyla dinlenebilir. Görüşme, ebeveyn baskısından uzak ve çocuğu taraf seçmeye zorlamayacak biçimde yapılmalıdır.
Çocuğun beyanı önemli olmakla birlikte tek başına kararın tamamını belirlemez. Çocuğun yönlendirildiğine ilişkin emareler, yaşı, gerekçeleri ve beyanın diğer delillerle uyumu değerlendirilir. Çocuğun görüşü alınmış olsa bile mahkeme üstün yarar gerektiriyorsa farklı bir düzenleme yapabilir; ancak bu farklılığın gerekçesi açıklanmalıdır.
Anlaşmalı boşanmada ortak velayet nasıl düzenlenir?
Ortak velayet en sık anlaşmalı boşanma davası sırasında gündeme gelir. Eşler boşanma protokolüne ortak velayet konusunda anlaşmaya vardıklarını yazabilir. Ancak yalnız “müşterek çocuğun velayeti anne ve baba tarafından ortak kullanılacaktır” şeklindeki tek cümle uygulamadaki sorunları çözmeye yetmez.
Mahkeme tarafları bizzat dinler ve düzenlemenin çocuğun yararına olup olmadığını değerlendirir. Gerekli görülürse uzman incelemesi yaptırabilir. Hâkim protokolde değişiklik önerebilir; taraflar bu değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanma şartları oluşmayabilir.
Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken ortak velayetin yanında çocuğun ikameti, zaman paylaşımı, nafaka ve olağanüstü giderler de açıkça düzenlenmelidir.
Sağlıklı bir ortak velayet protokolünde en az şu konuların değerlendirilmesi gerekir:
- Çocuğun ana yaşam merkezinin neresi olacağı,
- Hafta içi, hafta sonu, bayram ve tatil düzeni,
- Teslim ve iade yeri ile saatleri,
- Okul ve eğitim kararlarının nasıl alınacağı,
- Sağlık bilgilerinin nasıl paylaşılacağı,
- Acil ve planlı tıbbi müdahalelerde izlenecek yol,
- Şehir veya ülke değişikliğinin nasıl kararlaştırılacağı,
- Aylık iştirak nafakası bulunup bulunmayacağı,
- Eğitim, sağlık, kurs ve sigorta giderlerinin hangi oranlarda karşılanacağı,
- Ebeveynlerin birbirine hangi iletişim kanalıyla bilgi vereceği,
- Çocuğun kimlik, pasaport ve resmî belgelerinin nasıl kullanılacağı,
- Ebeveynlerin anlaşmazlık yaşaması hâlinde izlenecek hukuki yol.
Protokolün aşırı ayrıntılı ve uygulanamaz hâle getirilmesi de doğru değildir. Çocuğun günlük yaşamını sürekli izin alma sürecine dönüştürmeyen; ancak temel konularda belirsizlik bırakmayan bir düzen kurulmalıdır.
Çekişmeli boşanmada ortak velayet mümkün müdür?
Çekişmeli boşanmada ortak velayet hukuken tümüyle yasak değildir. Fakat tarafların boşanma davasındaki çatışmasının çocukla ilgili karar alma sürecini etkileyip etkilemediği ayrıntılı incelenir.
Çekişmeli boşanma davasında eşler kusur, nafaka, tazminat veya malvarlığı konularında anlaşmazlık yaşayabilir. Bu anlaşmazlıklar tek başına ortak velayeti imkânsız kılmaz. Asıl soru, tarafların evlilik ilişkisine ait uyuşmazlıkları ebeveynlik ilişkilerinden ayırıp ayıramadığıdır.
Taraflardan biri diğerinin çocukla bağını sürekli engelliyor, çocuğu dava aracı olarak kullanıyor veya temel kararlar hakkında hiçbir iletişim kuramıyorsa ortak velayet sürdürülebilir olmayacaktır. Ortak velayetin yalnızca bir tarafça talep edildiği olaylarda mahkeme, diğer tarafın itiraz gerekçelerini, mevcut çatışmayı, uzman raporunu ve çocuğun görüşünü birlikte değerlendirmelidir.
Anayasa Mahkemesi kararları da ortak velayet hakkında yeterli araştırma yapılmadan, tarafların görüşleri alınmadan ve çocuğun üstün yararı somutlaştırılmadan hüküm kurulamayacağını göstermektedir.
Ortak velayet talebi nasıl ileri sürülür?
Ortak velayet, devam eden boşanma davasında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, karşı dava veya anlaşmalı boşanma protokolü kapsamında talep edilebilir. Talebin yalnızca hukuki adının yazılması yerine neden çocuğun üstün yararına olduğu açıklanmalıdır.
Dilekçede şu hususlara yer verilmesi yararlı olur:
- Çocuğun mevcut bakım ve ikamet düzeni,
- Anne ve babanın şimdiye kadarki bakım katkıları,
- Ebeveynlerin çocukla ilgili iletişim yöntemi,
- Eğitim ve sağlık konularında daha önce nasıl karar aldıkları,
- Ortak velayetin günlük yaşamda nasıl uygulanacağı,
- Çocuğun ana yaşam merkezi ve zaman paylaşımı,
- Ulaşım ve teslim planı,
- Eğitim ve sağlık giderlerinin paylaşımı,
- Ebeveynlerin çalışma saatleri ve yaşam koşulları,
- Ortak velayetin çocuğun düzenini neden koruyacağı,
- Talebi destekleyen belgeler ve uzman incelemesi istemi.
Ortak velayet, boşanma kararı kesinleştikten sonra da değişen koşullar nedeniyle gündeme gelebilir. Daha önce tek ebeveyne verilen velayetin ortak velayete dönüştürülmesi veya ortak velayetin tek ebeveyne bırakılması istenebilir. Ancak önceki karardan sonra ortaya çıkan gelişmeler ve değişikliğin çocuk için neden gerekli olduğu somutlaştırılmalıdır.
Ortak velayet davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Boşanma davasıyla birlikte ileri sürülen ortak velayet talebi hakkında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Boşanma davasında yetki, Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesine göre belirlenir.
Boşanma sonrasında açılacak bağımsız velayet düzenlemesi taleplerinde uyuşmazlığın niteliği, tarafların ve çocuğun yerleşim yerleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun çekişmesiz yargıya ilişkin hükümleri birlikte değerlendirilir. Bu nedenle bağımsız başvurularda yetkili mahkeme konusunda yalnızca “çocuğun bulunduğu her yer mahkemesi yetkilidir” veya “mutlaka eski boşanma mahkemesine gidilir” şeklinde genel bir kabul doğru değildir.
Boşanma sürecinin genel usulü hakkında boşanma davasının nasıl açılacağı başlıklı rehberden yararlanılabilir.
Ortak velayet için süre var mıdır?
Ortak velayet talebi bakımından özel bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı bulunmamaktadır. Çocuğun ergin olmasına kadar velayet düzeni, koşulların değişmesi ve çocuğun üstün yararının gerektirmesi hâlinde yeniden değerlendirilebilir.
Bununla birlikte mevcut velayet düzeninin değiştirilmesi için yalnızca önceki karardan memnun olunmaması yeterli değildir. Ortak velayeti haklı kılan yeni koşullar, iş birliğinin gelişmesi, yaşam yerlerinin yakınlaşması veya çocuğun ihtiyaçlarındaki değişiklikler açıklanmalıdır.
Aynı şekilde ortak velayet kararından kısa süre sonra tek velayete dönülmek isteniyorsa geçici ve önemsiz bir tartışma yerine düzenlemenin sürdürülemez hâle geldiğini gösteren somut olaylar sunulmalıdır.
Ortak velayet yargılamasında hangi deliller kullanılabilir?
Velayet uyuşmazlıklarında resen araştırma ilkesi uygulanır. Mahkeme yalnız tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmadan çocuğun üstün yararını belirlemek için gerekli gördüğü araştırmaları yapabilir.
Başlıca deliller şunlardır:
- Sosyal inceleme raporu,
- Psikolog, pedagog veya sosyal çalışmacı değerlendirmeleri,
- Çocuğun okul ve rehberlik servisi kayıtları,
- Sağlık kayıtları ve tedavi belgeleri,
- Ebeveynlerin sosyal ve ekonomik durum araştırmaları,
- Yerleşim yeri ve konut koşullarına ilişkin belgeler,
- Çalışma saatleri ve iş düzenini gösteren kayıtlar,
- Çocuğun bakım giderlerine ilişkin belgeler,
- Ebeveynler arasındaki mesaj ve e-postalar,
- Şiddet veya tehdit iddialarına ilişkin resmî kayıtlar,
- Uzaklaştırma ve koruma kararları,
- Tanık beyanları,
- Önceki kişisel ilişki ve teslim süreçlerine ilişkin tutanaklar.
Sosyal inceleme raporu, ortak velayetin sürdürülebilirliği bakımından önemli bir delildir; ancak hâkimi otomatik olarak bağlamaz. Raporun hangi görüşmelere ve gözlemlere dayandığı, güncel olup olmadığı ve çocuğun ihtiyaçlarını yeterince inceleyip incelemediği değerlendirilmelidir.
Mesaj ve dijital kayıtların içeriği kadar hukuka uygun biçimde elde edilmesi de önemlidir. Tarafın kendisine gönderilmiş mesajları sunması ile diğer ebeveynin hesabına izinsiz girerek kayıt elde etmesi aynı değildir. Özel hayata veya haberleşme gizliliğine hukuka aykırı müdahaleyle elde edilen kayıtlar ayrıca hukuki ve cezai sorun doğurabilir.
Tanık anlatımları günlük bakım düzenini, tarafların çocukla ilişkisini veya yaşanan belirli olayları açıklayabilir. Bununla birlikte yalnız yakın akrabaların genel nitelikteki değerlendirmeleri, uzman incelemesinin ve nesnel belgelerin yerine geçmez.
Yargılama sırasında geçici velayet düzenlemesi yapılabilir mi?
Evet. Boşanma davası açıldığında hâkim, Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alabilir.
Dava devam ederken çocuğun hangi ebeveyn yanında kalacağı, diğer ebeveynle nasıl görüşeceği ve tedbir nafakası geçici olarak düzenlenebilir. Nihai ortak velayet talebi henüz karara bağlanmamış olsa bile çocuğun dava süresince belirsizlik içinde bırakılmaması gerekir.
Geçici düzenleme, davanın sonunda mutlaka aynı yönde karar verileceği anlamına gelmez. Yargılama sırasında alınan uzman raporları, tarafların davranışları ve çocuğun ihtiyaçları nihai hükmü etkileyebilir.
Çocuğun güvenliği bakımından acil risk varsa koruyucu ve önleyici tedbirler de ayrıca istenebilir. Şiddet riski bulunan bir dosyada sırf ortak velayet talebi ileri sürüldüğü için güvenlik tedbirlerinden vazgeçilemez.
Ortak velayette çocukla kişisel ilişki nasıl düzenlenir?
Ortak velayet kararında da çocuğun hangi zamanlarda hangi ebeveynin yanında bulunacağı açıkça belirlenmelidir. Ortak velayet, belirsiz ve tamamen tarafların sonraki anlaşmasına bırakılmış bir görüşme düzeni kurulmasını gerektirmez.
Tarafların iş birliği güçlü olsa bile hafta içi, hafta sonu, bayram, yaz tatili ve ara tatil düzeninin temel çerçevesi kararda veya protokolde gösterilmelidir. Teslim yeri, teslim saati ve ulaşım sorumluluğu da uyuşmazlık çıkarmayacak ölçüde açıklanabilir.
Çocuğun yaşı büyüdükçe okul, kurs ve sosyal etkinlik programı değişebileceğinden zaman paylaşımı sonradan yeniden düzenlenebilir. Çocukla görüşme düzeninin kapsamı hakkında çocukla kişisel ilişki kurulması başlıklı yazıda ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.
Mahkeme kararına rağmen çocuk teslimi veya kişisel ilişki düzeni yerine getirilmiyorsa güncel uygulamada işlemler klasik icra daireleri yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri üzerinden yürütülmektedir. Adalet Bakanlığının açıklamasına göre aile mahkemelerince verilen ilam ve tedbir kararları çocuk görüşme merkezleri ve ilgili müdürlükler aracılığıyla yerine getirilmektedir.
Ortak velayette nafaka ödenir mi?
Evet, ortak velayet kararı verilmesi iştirak nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Velayetin birlikte kullanılması, anne ve babanın ekonomik güçleri ile çocuğun fiilî bakım yükünün de eşit olduğu anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 327 ve 330. maddeleri uyarınca çocuğun bakım, eğitim ve korunması için gerekli giderler anne ve baba tarafından ekonomik güçleri oranında karşılanır. Çocuk ağırlıklı olarak bir ebeveynin yanında yaşıyorsa veya taraflar arasında önemli gelir farkı bulunuyorsa diğer ebeveyn aleyhine iştirak nafakasına karar verilebilir.
Çocuğun her iki ebeveynin yanında birbirine yakın sürelerde kalması da tek başına nafakayı kaldırmaz. Okul, sağlık, kira, servis ve diğer yaşam giderlerini kimin fiilen karşıladığı incelenir.
Taraflar aylık iştirak nafakasının yanında özel okul, servis, kurs, sağlık sigortası, tedavi ve olağanüstü giderlerin hangi oranlarda ödeneceğini düzenleyebilir. Bu düzenlemeler çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya elverişli ve uygulanabilir olmalıdır. Anlaşmalı boşanmada çocuğun giderleri ile farklı nafaka türleri bu değerlendirmede birlikte dikkate alınabilir.
Ortak velayet kararı sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Velayete ilişkin kararlar, çocuğun üstün yararını etkileyen yeni koşullar ortaya çıktığında değiştirilebilir. Ortak velayet çocuğa zarar vermeye başlamışsa, taraflar arasında kalıcı iletişimsizlik oluşmuşsa veya karar alma süreci sürekli tıkanıyorsa velayetin tek ebeveyne verilmesi istenebilir.
Ortak velayetin değiştirilmesini gerektirebilecek durumlara şunlar örnek gösterilebilir:
- Ebeveynler arasındaki çatışmanın ağırlaşması,
- Çocuğun çatışmanın parçası hâline getirilmesi,
- Okul ve sağlık kararlarının sürekli engellenmesi,
- Ebeveynlerden birinin başka şehre veya ülkeye taşınması,
- Çocuğa ya da diğer ebeveyne yönelik şiddet,
- Çocuğun bakımının sürekli ihmal edilmesi,
- Ortak kararların sistematik biçimde uygulanmaması,
- Çocuğun fiziksel veya psikolojik ihtiyaçlarının değişmesi,
- Çocuğun mevcut düzene ilişkin gerekçeli görüşü.
Tek bir tartışma veya geçici iletişim sorunu her zaman ortak velayetin kaldırılmasını gerektirmez. Sorunun süreklilik kazanması ve çocuğun yararını olumsuz etkilemesi önemlidir.
Tek velayetin ortak velayete, ortak velayetin de tek velayete dönüştürülmesi velayetin değiştirilmesi davası kapsamında somut olayın güncel koşullarına göre değerlendirilir.
Ortak velayette ebeveynler önemli bir konuda anlaşamazsa ne olur?
Ortak velayet, ebeveynlerden birine diğerini sürekli engelleme yetkisi vermez. Anne ve baba çocuğun okul değişikliği, önemli tıbbi müdahale, sürekli ikamet veya yurt dışına taşınma gibi temel konularda birlikte karar almalıdır.
Geçici ve çözülebilir uyuşmazlıklarda tarafların çocuk odaklı iletişim kurması gerekir. Ancak anlaşmazlık çocuğun eğitimini, sağlığını veya güvenliğini aksatıyorsa aile mahkemesinden müdahale istenebilir.
Mahkeme belirli uyuşmazlık hakkında çocuğun yararına uygun düzenleme yapabileceği gibi yaşanan tıkanmanın ortak velayetin genel olarak sürdürülmesini etkileyip etkilemediğini de değerlendirebilir. Her önemli kararın yargıya taşınması, ortak velayet modelinin işlevini kaybettiğini gösterebilir.
Acil sağlık durumlarında çocuğun yaşamı ve sağlığı için gerekli müdahalelerin geciktirilmemesi esastır. Buna karşılık planlı ve önemli sağlık kararlarında diğer ebeveynin bilgilendirilmesi ve ortak karar alınması gerekir.
Arabuluculuk veya noter sözleşmesiyle ortak velayet kurulabilir mi?
Hayır. Anne ve babanın noter huzurunda yaptığı sözleşme veya kendi aralarında imzaladığı belge tek başına ortak velayet kurmaz. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme kararı gerekir.
Velayet uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk bulunmamaktadır. Taraflar iletişimi kolaylaştırmak için aile danışmanlığı veya gönüllü uzlaşma yöntemlerinden yararlanabilir; ancak ulaşılan anlaşmanın velayet bakımından hukuki sonuç doğurması mahkemenin çocuğun üstün yararı incelemesine bağlıdır.
Tarafların kabulü, sulhü veya aynı yöndeki beyanları hâkimi bağlamaz. Hâkim çocuğun yararına aykırı gördüğü düzenlemeyi reddedebilir veya değiştirilmesini önerebilir.
Ortak velayet davasında harç ve yargılama giderleri nasıl belirlenir?
Ortak velayet talebinin boşanma davası içinde mi yoksa bağımsız bir velayet düzenlemesi olarak mı ileri sürüldüğü harç ve giderlerin kapsamını etkileyebilir. Yargılama sırasında başvuru harcı, gider avansı, tebligat giderleri ve gerektiğinde uzman incelemesine ilişkin masraflar gündeme gelebilir.
Harç ve gider tutarları her yıl güncellendiğinden sabit bir rakam vermek doğru değildir. Dava tarihindeki Harçlar Tarifesi ve gider avansı tarifesi esas alınır. Avukatlık ücreti ise yargılama giderlerinden ayrı değerlendirilir.
Maddi durumu yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan kişiler, şartları varsa adli yardım talebinde bulunabilir. Mahkeme adli yardım talebini gelir, malvarlığı ve talebin hukuki dayanaktan tamamen yoksun olup olmadığı bakımından değerlendirir.
Ortak velayet kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi?
Aile mahkemesinin nihai kararına karşı, kararın usulüne uygun biçimde tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararının temyize açık olup olmadığı kararın niteliği ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki kanun yolu kurallarına göre değerlendirilir.
Velayet düzenlemesi kamu düzenine ve çocuğun üstün yararına ilişkin olduğundan istinaf incelemesinde yalnız tarafların iradesi değil, yapılan araştırmanın yeterliliği de önem taşır. Çocuğun görüşünün alınmaması, güncel uzman raporu bulunmaması veya tarafların iletişim koşullarının incelenmemesi kararın kaldırılmasına neden olabilir.
Nihai velayet hükümlerinin uygulanması bakımından kararın kişisel durum sonucu doğuran niteliği ve kesinleşme durumu ayrıca değerlendirilir. Dava sırasında verilen geçici velayet ve kişisel ilişki tedbirleri ise kesin hüküm beklenmeden uygulanır.
Yabancı ülkede verilen ortak velayet kararı Türkiye’de geçerli olur mu?
Yabancı mahkemenin ortak velayet kararı Türkiye’de kendiliğinden bütün sonuçlarını doğurmaz. Kararın niteliğine göre Türk mahkemelerinden tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekebilir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’daki şartlar incelenir. Yargıtay’ın 2017 yılında değişen yaklaşımı sonrasında ortak velayet düzenlemesinin tek başına Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu söylenememektedir.
Bununla birlikte yabancı kararın kesinleşmesi, savunma hakkına uyulması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi ve kamu düzeni gibi diğer tanıma veya tenfiz şartları ayrıca değerlendirilir. Yabancı ortak velayet kararının tanınmış olması da çocukla ilgili koşullar sonradan değiştiğinde Türk mahkemelerinin yeni bir düzenleme yapmasını engellemez.
Yargıtay ortak velayet hakkında ne diyor?
Yargıtay’ın ortak velayete yaklaşımı 2017 yılında belirgin biçimde değişmiştir. Ancak bu kararların kapsamı doğru okunmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarihli kararı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.02.2017 tarihli, 2016/15771 Esas ve 2017/1737 Karar sayılı ilamı ortak velayet bakımından dönüm noktası kabul edilmektedir.
Karar, yabancılık unsuru taşıyan ve evlilik dışında doğan çocuğun ortak velayetine ilişkin bir uyuşmazlıkta verilmiştir. İlk derece mahkemesi ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Yargıtay ise Ek 7 No.lu Protokol ve kamu düzeni kavramını değerlendirerek ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunun veya Türk toplumunun temel yapısını ihlal ettiğinin söylenemeyeceğini kabul etmiştir.
Bu kararın temel önemi, ortak velayetin kamu düzeni gerekçesiyle baştan ve kategorik biçimde reddedilemeyeceğini ortaya koymasıdır. Ancak karar, bütün boşanmalarda otomatik ortak velayet uygulanacağı veya her somut olayda aynı sonuca varılacağı anlamına gelmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2017 tarihli kararı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.12.2017 tarihli, 2016/18674 Esas ve 2017/13800 Karar sayılı ilamı, Türk vatandaşı tarafların yabancı mahkemece verilen boşanma kararındaki ortak velayet düzenlemesinin tanınmasına ilişkindir.
Yerel mahkeme boşanma kısmını tanımış; ortak velayet kısmını kamu düzenine aykırı bularak reddetmiştir. Yargıtay, tarafların ortak velayet konusunda çekişmelerinin bulunmadığını da dikkate alarak ortak velayet düzenlemesinin kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağını belirtmiştir.
Her iki karar da özellikle yabancı hukuk veya yabancı mahkeme kararları bağlamında verilmiştir. Bu nedenle kararların iç hukuktaki her ortak velayet uyuşmazlığına doğrudan ve koşulsuz sonuç bağladığını söylemek doğru olmaz. Bununla birlikte bu kararlar, ortak velayetin hukuken mümkün olduğuna ilişkin içtihat değişikliğinin temelini oluşturmuştur.
Anayasa Mahkemesi ortak velayeti nasıl değerlendiriyor?
Anayasa Mahkemesi, ortak velayeti aile hayatına saygı hakkı ve çocuğun üstün yararı çerçevesinde incelemektedir.
Hilal Erdaş kararı neden önemlidir?
Anayasa Mahkemesi, Hilal Erdaş, B. No: 2018/27658, 6.10.2021 kararında ortak velayet nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını değerlendirmiştir.
Somut olayda bölge adliye mahkemesi velayetin ortak kullanılmasına ve çocuğun babanın yanında kalmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi; tarafların ortak velayet yönünde açık taleplerinin bulunmamasını, tarafların görüşlerinin yeterince alınmamasını, aralarındaki uyuşmazlığın kapsamını ve çocuğun üstün yararının yeterli biçimde ortaya konulmamasını dikkate alarak ihlal kararı vermiştir.
Karar, ortak velayetin kendisinin Anayasa’ya aykırı olduğunu söylememektedir. Aksine, çocuğun üstün yararına aykırı olmaması hâlinde ortak velayetin aile hayatına saygı hakkına uygun olabileceğini kabul etmektedir. İhlalin nedeni, somut olayda ortak velayeti haklı gösteren ilgili ve yeterli bir değerlendirme yapılmamasıdır.
Anayasa Mahkemesinin 2025 tarihli kararı ne söylüyor?
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/32488, 16.09.2025 sayılı kararında ortak velayet düzenlemesinin kaldırılmasına ilişkin başka bir başvuruyu incelemiştir.
Bölge adliye mahkemesi; tarafların başlangıçta ortak velayet talep etmediklerini, boşanmadan sonraki süreçte ortak velayetin amacına uygun davranmadıklarını, çatışmalarının artarak devam ettiğini ve bu çatışmanın çocuklara yansıdığını değerlendirmiştir. Uzman incelemesinde de ortak velayetin devamını gerekli kılan bir tespit bulunmadığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, ortak velayetin mevcut koşullarda çocukların üstün yararına uygun olmadığına ilişkin gerekçeyi somut olayla bağlantılı ve yeterli bulmuş; aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez saymıştır.
Bu karar, ortak velayet kurulurken olduğu kadar devam ederken de çocuğun üstün yararının izlenmesi gerektiğini göstermektedir. Ebeveynler arasındaki kalıcı çatışma çocuklara yansıyorsa ortak velayetin sürdürülmesi zorunlu değildir.
Mevzuat dayanağı nasıl birlikte değerlendirilmelidir?
Ortak velayet bakımından tek bir maddeye dayanarak kesin sonuca varmak doğru değildir. İlgili düzenlemeler birlikte yorumlanmalıdır:
- Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi, boşanma veya ayrılıkta çocuğun durumunun ve ebeveynlerle ilişkilerinin düzenlenmesini sağlar.
- Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi, yeni olguların ortaya çıkması hâlinde çocuğa ilişkin önlemlerin yeniden düzenlenmesine imkân verir.
- Türk Medeni Kanunu’nun 327 ve 330. maddeleri, çocuğun bakım ve eğitim giderlerinin anne ve baba tarafından ekonomik güçleri oranında karşılanmasını düzenler.
- Türk Medeni Kanunu’nun 335 ve devamı maddeleri, velayetin kapsamını ve ebeveynlerin bakım, eğitim ve koruma yükümlülüklerini belirler.
- Ek 7 No.lu Protokol’ün 5. maddesi, eşlerin evlilik sona erdiğinde de çocuklarıyla ilişkilerinde özel hukuk bakımından eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğunu kabul eder.
- Anayasa’nın 90. maddesi, temel haklara ilişkin milletlerarası sözleşmelerle kanunların çatışması hâlinde sözleşme hükümlerinin esas alınmasını öngörür.
- Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi çocuğun üstün yararını, 12. maddesi ise görüşünü açıklayabilen çocuğun dinlenme hakkını güvence altına alır.
Bu düzenlemelerden çıkan temel ilke, ortak velayetin ebeveynlerin eşitlik talebini karşılamak için değil, çocuğun her iki ebeveynle güvenli ve düzenli ilişkisini korumak amacıyla uygulanabileceğidir.
Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler
Ortak velayet talep edilirken yalnızca soyut ve olumlu ifadeler kullanılması yeterli değildir. Düzenlemenin günlük yaşamda nasıl işleyeceği ortaya konulmalıdır.
Uygulamada sık yapılan hatalar şunlardır:
- Ortak velayeti çocuğun eşit sürelerle iki evde kalması sanmak,
- Yalnız tarafların anlaşmasını yeterli kabul etmek,
- Çocuğun ana yaşam merkezini belirlememek,
- Eğitim ve sağlık kararlarının nasıl alınacağını açıklamamak,
- Nafaka ve ortak giderleri belirsiz bırakmak,
- Ebeveynler arasındaki ağır çatışmayı küçümsemek,
- Şiddet iddialarını yalnız “eşler arasındaki sorun” olarak görmek,
- Çocuğun görüşünü baskı altında almak,
- Sosyal inceleme raporunu tartışmasız kesin delil saymak,
- Çocuğu ebeveynler arasında haber taşıyan kişi hâline getirmek,
- Şehir veya ülke değişikliği ihtimalini düzenlememek,
- Ortak velayeti diğer ebeveyni kontrol etme aracı olarak kullanmak,
- Noter sözleşmesinin mahkeme kararı yerine geçeceğini düşünmek,
- Ortak velayetin nafakayı otomatik kaldırdığı yanılgısına düşmek.
Ortak velayet kararı verildikten sonra da ebeveynlerin çocuğa ilişkin bilgileri birbirinden saklamaması, okul ve sağlık kurumlarına güncel karar örneğini sunması ve önemli değişiklikleri zamanında bildirmesi gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Ortak velayet, çocuğun iki evde eşit sürelerle kalması zorunluluğunu değil, önemli ebeveynlik kararlarının birlikte alınmasını ifade eder. Çocuğun ana yaşam merkezi bir ebeveynin yanında belirlenebilir ve diğer ebeveynle yaşına, okul düzenine ve ihtiyaçlarına uygun geniş bir zaman paylaşımı kurulabilir.
Ortak velayet kararı, çocuğun iki ayrı resmî ikametgâhı olacağı anlamına gelmez. Okul, sağlık ve idari işlemlerde belirsizlik yaşanmaması için çocuğun ana yaşam merkezi ile adresi genellikle belirlenir. Bu belirleme diğer ebeveynin velayet hakkını ortadan kaldırmaz.
Evet. Velayet kamu düzenine ve çocuğun üstün yararına ilişkin olduğundan tarafların anlaşması hâkimi bağlamaz. Mahkeme iletişimin yetersiz olduğunu, şiddet veya güvenlik riski bulunduğunu ya da önerilen düzenin çocuğun okul ve yaşam düzenini bozacağını belirlerse ortak velayet talebini reddedebilir.
Bu konuda açık ve ayrıntılı bir kanun hükmü bulunmadığından uygulama tamamen yeknesak değildir. Ancak bir ebeveynin açıkça karşı çıkması, iş birliği zemininin bulunmadığına ilişkin önemli bir gösterge sayılır. Mahkemenin tarafların görüşlerini, çatışmanın nedenini, uzman raporunu ve çocuğun üstün yararını ayrıntılı değerlendirmesi gerekir.
Evet. Çekişmeli boşanma ortak velayeti kendiliğinden imkânsız kılmaz. Eşler kusur, tazminat veya malvarlığı konularında anlaşamasa da çocukla ilgili konularda iş birliği yapabiliyorsa ortak velayet değerlendirilebilir. Çatışma çocuğa yansıyor ve iletişimi engelliyorsa talebin kabul edilme ihtimali zayıflar.
Bebeğin yaşı tek başına ortak velayeti engellemez. Bununla birlikte beslenme, uyku, bakım sürekliliği, sağlık durumu ve güvenli bağlanma ihtiyacı özellikle incelenir. Bebeğin sürekli ve uzun aralıklarla iki ev arasında taşınması yerine gelişimine uygun kademeli bir zaman planı gerekebilir.
Hayır. Ortak velayet için kanunda belirlenmiş asgari bir çocuk yaşı bulunmamaktadır. Çocuğun yaşı; bakım ihtiyacı, eğitim düzeni, görüşünün alınması ve zaman paylaşımının şekli bakımından değerlendirilir. Her yaş grubunda farklı bir uygulama planı gerekebilir.
Çocuğun görüşü önemli fakat tek başına bağlayıcı değildir. Görüşünü oluşturabilecek olgunluktaki çocuk dinlenmeli ve beyanına yaşıyla olgunluğu ölçüsünde önem verilmelidir. Mahkeme yönlendirme ihtimalini, çocuğun gerekçelerini ve diğer delilleri de inceleyerek üstün yarara uygun kararı verir.
Evet. Ortak velayet nafakayı otomatik olarak kaldırmaz. Çocuğun ağırlıklı olarak hangi ebeveyn yanında yaşadığı, giderleri kimin karşıladığı, tarafların gelirleri ve çocuğun ihtiyaçları değerlendirilerek iştirak nafakasına hükmedilebilir.
Her zaman değil. Sürelerin yakın olması önemli bir unsur olsa da okul, konut, sağlık, servis ve diğer sabit giderlerin hangi ebeveyn tarafından karşılandığı da incelenir. Gelir farkı yüksekse veya gider yükü eşit dağılmıyorsa iştirak nafakası yine gündeme gelebilir.
Taraflar protokolde veya mahkeme önünde bu giderlerin paylaşım oranını açıkça belirleyebilir. Aylık iştirak nafakası ile özel okul, servis, sigorta, tedavi ve olağanüstü sağlık giderlerinin birbirinden ayrılması uyuşmazlıkları azaltır. Düzenleme yapılmamışsa çocuğun ihtiyacı ve ebeveynlerin ekonomik gücü esas alınır.
Önemli eğitim kararlarının anne ve baba tarafından birlikte alınması gerekir. Okul değişikliği çocuğun günlük yaşamını, ulaşımını veya ekonomik giderlerini ciddi biçimde etkiliyorsa tek taraflı hareket edilmemelidir. Anlaşmazlık çocuğun eğitimini aksatıyorsa aile mahkemesinden müdahale istenebilir.
Çocuğun yaşamı veya sağlığı bakımından gecikmesinde sakınca bulunan acil müdahaleler bekletilmemelidir. Çocuğun yanında bulunan ebeveyn gerekli sağlık yardımını sağlamalı ve diğer ebeveyni mümkün olan en kısa sürede bilgilendirmelidir. Planlı ve önemli tedavilerde ise ortak karar alınması gerekir.
Kısa süreli seyahat ile çocuğun sürekli ikametini başka ülkeye taşıma aynı değildir. Sürekli yerleşimi değiştiren kararlar ortak alınmalıdır. Kısa seyahatlerde ise mahkeme hükmü, gidilecek ülkenin vize kuralları, havayolu uygulaması ve sınır makamlarının talep ettiği belgeler birlikte kontrol edilmelidir.
İdari uygulama, çocuğun yaşı, mevcut mahkeme kararı ve başvurunun yapıldığı kuruma göre ek belge veya diğer ebeveynin muvafakatini gerektirebilir. Ortak velayet kararında ebeveynlerin birlikte temsil yetkisi bulunduğundan işlem öncesinde güncel belge şartlarının kontrol edilmesi gerekir.
Mümkün olabilir; fakat mesafe çocuğun okulunu, bakımını ve ebeveynlerin karar alma kapasitesini zorlaştırmamalıdır. Uzun ve sık yolculuklar, acil durumlarda ulaşılamama veya çocuğun iki farklı okul düzenine zorlanması ortak velayetin uygun bulunmamasına neden olabilir.
Yurt dışında yaşamak mutlak engel değildir. Ancak saat farkı, seyahat süresi, vize ve pasaport işlemleri, sağlık kararları, okul düzeni ve çocuğun ana yaşam merkezi ayrıntılı planlanmalıdır. Düzenleme fiilen uygulanamayacaksa mahkeme tek velayet ve geniş kişisel ilişki modelini daha uygun görebilir.
Şiddet, tehdit veya kontrol davranışları ortak velayet bakımından ciddi olumsuz göstergelerdir. Ortak velayet mağdur ebeveyni sürekli iletişime zorlayan bir araca dönüşmemelidir. Mahkeme koruma kararlarını, ceza dosyalarını, sağlık belgelerini ve uzman değerlendirmelerini inceleyerek çocuğun ve ebeveynin güvenliğini öncelikli tutar.
Hayır. Uzaklaştırma kararı mevcut velayet hükmünü her durumda otomatik olarak kaldırmaz. Bununla birlikte kararın nedeni, süresi ve güvenlik riski ortak velayetin sürdürülebilirliği bakımından önemlidir. Gerekirse aile mahkemesinden geçici veya kalıcı yeni velayet düzenlemesi talep edilmelidir.
Hayır. Tek başına bir ödeme gecikmesi ortak velayeti kendiliğinden sona erdirmez. Ancak çocuğun giderlerinin sürekli karşılanmaması, mahkeme kararlarının sistematik biçimde ihlal edilmesi ve bu davranışın çocuğun bakımını olumsuz etkilemesi velayetin yeniden değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.
Yeniden evlenme tek başına ortak velayetin kaldırılması için yeterli değildir. Yeni evlilik çocuğun güvenliğini, yaşam düzenini veya ebeveynler arasındaki iş birliğini olumsuz etkiliyorsa somut sonuçları değerlendirilir. Belirleyici olan medeni durum değişikliği değil, çocuğun üstün yararıdır.
Evet. Ebeveynler arasındaki iş birliğinin kalıcı biçimde bozulması, şiddet, ihmal, şehir veya ülke değişikliği ya da çatışmanın çocuğa yansıması hâlinde ortak velayetin tek ebeveyne verilmesi istenebilir. Mahkeme güncel koşulları ve uzman raporlarını yeniden değerlendirir.
Evet. Önceki karardan sonra ebeveynler arasında sağlıklı iletişim kurulmuş, yaşam koşulları ortak velayete elverişli hâle gelmiş ve düzenleme çocuğun yararına olacaksa değişiklik talep edilebilir. Yalnız iki ebeveynin istemesi yeterli değildir; değişikliğin çocuk bakımından yararı gösterilmelidir.
Hayır. Noterde veya taraflar arasında hazırlanan sözleşme tek başına velayet statüsünü değiştirmez. Tarafların anlaşması mahkemeye sunulabilir; ancak ortak velayetin kurulması için hâkimin çocuğun üstün yararını inceleyerek karar vermesi gerekir.
Hayır. Arabulucu velayet kararı veremez ve velayet uyuşmazlıkları zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Taraflar gönüllü görüşmelerle uygulanabilir bir ebeveynlik planı oluşturabilir; fakat velayet bakımından hukuki sonuç mahkeme kararıyla doğar.
Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesi, anne ve baba evli değilse velayetin kural olarak anneye ait olduğunu düzenler. Ortak velayet talebi; soybağının kurulma şekli, uygulanacak hukuk, tarafların durumu ve çocuğun üstün yararı bakımından ayrıca incelenir. Yargıtay’ın 2017 tarihli yabancılık unsurlu kararı, Türk vatandaşı ve evli olmayan bütün ebeveynler için otomatik sonuç doğurmaz.
Gerekli tanıma veya tenfiz şartları sağlanırsa uygulanabilir. Yargıtay, ortak velayetin tek başına Türk kamu düzenine açıkça aykırı sayılamayacağını kabul etmiştir. Bununla birlikte yabancı kararın kesinleşmesi, savunma hakkı ve diğer milletlerarası usul şartları ayrıca incelenir.
Kesin bir süre verilemez. Mahkemenin iş yükü, sosyal inceleme raporu, çocuğun dinlenmesi, tarafların delilleri ve kanun yolları yargılama süresini etkiler. Anlaşma bulunması süreci kısaltabilir; ancak velayet kamu düzenine ilişkin olduğu için mahkeme gerekli araştırmayı yapmadan yalnız kabul beyanına dayanarak karar vermez.
Evet. Aile mahkemesinin nihai kararına karşı kural olarak tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. İstinafta ortak velayetin çocuğun yararına olup olmadığı kadar, tarafların ve çocuğun görüşlerinin alınması ile uzman incelemesinin yeterliliği de tartışılabilir.
Çocuğun sürekli ikametini, okulunu ve diğer ebeveynle ilişkisini etkileyen önemli bir taşınma kararı tek taraflı alınmamalıdır. Taraflar anlaşamıyorsa çocuğu fiilen taşıyıp sonradan bildirmek yerine mahkemeden düzenleme istenmesi gerekir. Aksi davranış velayetin yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.
Avukat Görüşü
Ortak velayet, ebeveynlerin boşanmadan sonra da çocuğun yaşamında etkin biçimde yer almasını sağlayabilecek değerli bir düzenlemedir. Ancak bu modelin başarılı olabilmesi için yalnızca iyi niyet değil, uygulanabilir bir plan ve sürdürülebilir iletişim gerekir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, tarafların “ortak velayet” kavramında anlaşmasına rağmen çocuğun ikameti, nafaka, okul, sağlık, tatil ve şehir değişikliği gibi temel konuları açık bırakmasıdır. Bir başka hata, boşanma sırasında var olan geçici uzlaşmanın uzun vadeli iş birliği kapasitesiyle karıştırılmasıdır.
Dilekçe ve protokol hazırlanırken çocuğun mevcut yaşam düzeni, ebeveynlerin fiilî bakım katkısı, iletişim biçimi ve olası uyuşmazlık alanları somutlaştırılmalıdır. Uzman raporları, çocuğun görüşü, okul ve sağlık kayıtları ile şiddet veya ihmal iddialarına ilişkin belgeler zamanında sunulmalıdır.
Ortak velayetin kurulması veya değiştirilmesi hakkında tek bir karar bütün dosyalar için kesin ölçüt oluşturmaz. Her dosyanın kendi olayları, belgeleri, ebeveynlerin iletişim kapasitesi ve çocuğun güncel ihtiyaçları üzerinden değerlendirilmesi gerekir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğabilir ve içerik hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ile yargı uygulaması zaman içinde değişebileceğinden güncel durum ayrıca kontrol edilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
