İsim Değiştirme Davası

İsim değiştirme davası, nüfus sicilinde kayıtlı olan adını kullanmak istemeyen veya başka bir adla tanınan kişinin, haklı sebeplere dayanarak adının değiştirilmesini mahkemeden talep ettiği davadır. Kişinin adı yalnızca resmî işlemlerde kullanılan bir kayıt değildir. Ad; kişinin aile hayatında, sosyal çevresinde, eğitim ve çalışma yaşamında tanınmasını sağlayan ve kişiliğiyle doğrudan bağlantılı olan temel unsurlardan biridir.

İçindekiler

Bir kişi nüfus kaydındaki isminden rahatsız olabilir, yıllardır başka bir isimle tanınıyor olabilir veya mevcut ismi nedeniyle günlük hayatında ciddi sorunlar yaşayabilir. Bu gibi durumlarda isim değiştirme davası açılarak mevcut ismin tamamen değiştirilmesi, isme yeni bir ad eklenmesi, birden fazla isimden birinin çıkarılması veya isim sıralamasının değiştirilmesi talep edilebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir. Kanunda haklı sebepler tek tek sayılmamıştır. Bu nedenle mahkeme, her başvuruyu kişinin özel durumu, sosyal yaşamı, talebin gerekçesi ve sunulan deliller kapsamında ayrı ayrı değerlendirir. İsim değiştirme talebinin kabul edilebilmesi için kişinin mutlaka olağanüstü veya katlanılamaz bir durum yaşaması gerekmez. Talebin gerçek, makul ve kişinin adı üzerindeki kişilik hakkıyla bağlantılı olması önemlidir.

İsim değiştirme davası nedir?

İsim değiştirme davası, kişinin nüfus sicilinde kayıtlı adının mahkeme kararıyla değiştirilmesini sağlayan hukuki yoldur. Bu dava “ad değiştirme davası”, “isim değişikliği davası”, “isim ekletme davası” veya “nüfusta isim değiştirme davası” adlarıyla da anılır. Hangi adla anılırsa anılsın talebin dayanağı, adın değiştirilmesini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesidir.

İsim değiştirme davasında kişi, mevcut adının yerine tamamen farklı bir ad kullanmak isteyebilir. Bunun yanında mevcut ismini koruyarak ikinci bir isim ekletmesi veya nüfusta kayıtlı birden fazla isminden birini çıkarması da mümkündür.

Örneğin nüfusta “Mehmet Ali” olarak kayıtlı bir kişi yalnızca “Ali” ismini kullanıyorsa “Mehmet” isminin çıkarılmasını talep edebilir. Nüfusta “Ayşe” olarak kayıtlı olmasına rağmen çocukluğundan beri “Elif” adıyla tanınan kişi, adının “Elif” olarak değiştirilmesini isteyebilir. Benzer şekilde tek isimle kayıtlı bir kişi, sosyal çevresinde kullandığı ikinci ismin nüfus kaydına eklenmesini talep edebilir.

Mahkeme, talebin kişinin gerçek iradesine dayanıp dayanmadığını ve isim değişikliğini haklı gösterecek sebeplerin bulunup bulunmadığını inceler. Talebin üçüncü kişileri yanıltmak, borçlardan kaçınmak, adli geçmişi gizlemek veya hukuka aykırı başka bir amaç gerçekleştirmek için kullanıldığı anlaşılırsa davanın reddedilmesi mümkündür. Kişinin adli sicil kaydı veya devam eden hukuki uyuşmazlıkları da somut olayla birlikte değerlendirilir; belirleyici olan, talebin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve üçüncü kişileri yanıltma amacı taşıyıp taşımadığıdır.

İsim değişikliği neden kişilik hakkıyla ilgilidir?

Ad, kişinin kimliğinin ve özel hayatının önemli bir bölümünü oluşturur. Kişi toplum içinde adıyla tanınır; eğitim, çalışma, aile ve sosyal hayatındaki ilişkilerini adı üzerinden sürdürür. Bu nedenle kişinin taşıdığı isimden sürekli rahatsız olması veya kendisini başka bir isimle özdeşleştirmesi yalnızca kişisel bir tercih olarak görülmemelidir.

Anayasa Mahkemesi, isim üzerindeki hakkı Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirmektedir. Buna göre kişinin adının değiştirilmesine ilişkin talepler incelenirken yalnızca şekli kurallar esas alınmamalı; kişinin sosyal yaşamı, kendisini nasıl tanımladığı ve isim değişikliğine neden ihtiyaç duyduğu da dikkate alınmalıdır. Mahkemelerin isim değişikliği taleplerini ilgili, yeterli ve kişiye özgü gerekçelerle değerlendirmesi gerekir.

Kişinin yıllardır kullandığı ve toplumda tanındığı ismin resmî kayıtlarda bulunmaması, özel ve mesleki yaşamında karışıklığa neden olabilir. Bankacılık işlemleri, okul kayıtları, iş ilişkileri, sosyal medya hesapları, mesleki tanınırlık ve günlük iletişim sırasında nüfus adıyla kullanılan adın farklı olması sürekli açıklama yapılmasını gerektirebilir. Bu durum kişinin isim değişikliği talebinde bulunmasında haklı sebep oluşturabilir.

İsim değiştirme ile isim düzeltme arasındaki fark nedir?

İsim değiştirme davası ile nüfus kaydındaki yazım hatasının düzeltilmesi aynı hukuki işlem değildir. İsim düzeltme talebinde amaç, kişinin gerçek adını değiştirmek değil; nüfus kaydında yanlış veya eksik yazılan bilginin gerçeğe uygun hâle getirilmesidir.

Örneğin kişinin adı doğum belgesinde “Şükrü” olmasına rağmen nüfus kaydına yanlışlıkla “Şükür” olarak yazılmışsa burada bir kayıt hatasının düzeltilmesi söz konusudur. Buna karşılık nüfusta “Şükrü” olarak doğru şekilde kayıtlı olan kişinin adını “Mert” yapmak istemesi isim değiştirme talebidir.

İsim değişikliğinde mevcut nüfus kaydı gerçeğe uygundur; ancak kişi haklı sebeplerle artık bu adı taşımak istememektedir. İsim düzeltme davasında ise nüfus kaydının baştan beri yanlış olduğu ve gerçek durumu yansıtmadığı ileri sürülür. Bu ayrım, dava dilekçesinde ileri sürülecek olaylar ve sunulacak deliller bakımından önemlidir.

İsim değiştirme davasıyla hangi taleplerde bulunulabilir?

İsim değiştirme davası yalnızca mevcut adın tamamen kaldırılarak yerine yeni bir ad yazılması için açılmaz. Kişinin ihtiyacına göre farklı değişiklikler talep edilebilir.

Mevcut isim tamamen değiştirilerek yeni bir isim alınabilir. Nüfusta kayıtlı isme ikinci veya üçüncü bir isim eklenebilir. Birden fazla isimden biri çıkarılabilir. İsimlerin kullanım sırası değiştirilebilir. Yazılışı doğru olan ancak kişi tarafından kullanılmayan isim kaldırılabilir. Kişinin toplum içinde tanındığı isim nüfus kaydına eklenebilir. Küçük düşürücü, alay konusu olan veya kişide olumsuz çağrışım yaratan isim değiştirilebilir.

Mahkeme talep sonucuyla bağlıdır. Bu nedenle kişinin hangi ismi kaldırmak, hangi ismi ekletmek ve karar sonrasında nüfusta tam olarak hangi adla kayıtlı olmak istediğini dava dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Sadece “ismimin değiştirilmesini istiyorum” şeklinde belirsiz bir talep yeterli değildir.

Kimler isim değiştirme davası açabilir?

Ergin ve ayırt etme gücüne sahip kişi, isim değiştirme davasını kendi adına açabilir. İsim üzerindeki hak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir kişilik hakkıdır. Bu nedenle kişinin değişiklik iradesinin açık ve gerçek olması gerekir.

Avukat aracılığıyla dava açılması mümkündür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesine göre vekil, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları ancak vekâletnamede bu konuda açıkça yetki verilmişse açıp takip edebilir. Bu nedenle vekâletnamede isim değiştirme davası açma yetkisinin ayrıca yazılması gerekir.

Ergin olmayan çocuklar bakımından isim değiştirme talebi, velayet hakkına sahip anne ve baba tarafından ileri sürülebilir. Çocuğun yaşı ve ayırt etme gücü dikkate alınarak görüşünün alınması da gündeme gelebilir. Çocukla ilgili isim değişikliği taleplerinde anne veya babanın kişisel isteğinden çok çocuğun üstün yararı esas alınır.

Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı kişi, Türk Medeni Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası olmadan kullanabilir; bu nedenle isim değiştirme davasını kendisi açabilir. Vasinin kısıtlı adına dava açması ise aynı Kanun’un 462. maddesine göre vesayet makamının iznine bağlıdır.

İsim değiştirmek için haklı sebep gerekir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir. Kanun haklı sebepleri saymadığı için kavram dar yorumlanmamalıdır. Kişinin adının gülünç veya aşağılayıcı olması, başka bir isimle tanınması, isminin sürekli yanlış söylenmesi, ismin travmatik bir olayı veya kişiyi hatırlatması, aile bağları nedeniyle olumsuz etki yaratması ya da kişinin sosyal ve mesleki yaşamında karışıklığa yol açması haklı sebep olarak değerlendirilebilir.

Her isim değişikliği davasında aynı gerekçelerin ileri sürülmesi mümkün değildir. Dava dilekçesi, kişinin kendi yaşamında karşılaştığı somut olaylara dayanmalıdır. Talep edilen yeni ismin neden seçildiği, mevcut ismin kişiyi nasıl etkilediği ve değişikliğin kişinin yaşamında hangi sorunu gidereceği açık biçimde anlatılmalıdır.

Hangi durumlar haklı sebep sayılabilir?

İsim değiştirme davasında ileri sürülebilecek haklı sebepler kanunda sınırlı olarak sayılmamıştır. Bu nedenle isim değişikliğini haklı gösterebilecek durumlar, kişinin yaşam koşullarına ve talebin dayandığı somut olaylara göre değerlendirilir. Aynı gerekçe bir kişi bakımından yeterli kabul edilebilirken başka bir kişi yönünden ek açıklama ve delil gerekebilir.

Mahkeme yalnızca mevcut ismin nesnel olarak kötü, çirkin veya gülünç olup olmadığına bakmaz. Kişinin bu isimle kurduğu ilişkiyi, sosyal çevresinde nasıl tanındığını, ismin günlük hayatında oluşturduğu sorunları ve değişiklik talebinin gerçek olup olmadığını da değerlendirir.

Başka bir isimle tanınmak

Kişinin aile, arkadaşlık, eğitim veya çalışma çevresinde nüfus kaydındakinden farklı bir isimle tanınması haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Kişi uzun yıllardır başka bir isim kullanıyorsa resmî kayıtlardaki isim ile sosyal yaşamda kullanılan isim arasındaki farklılık çeşitli karışıklıklara neden olabilir.

Örneğin nüfusta “Mustafa” olarak kayıtlı olan ancak çocukluğundan beri “Murat” adıyla çağrılan kişi, çevresindeki kişilerin kendisini “Murat” olarak tanıdığını ileri sürebilir. Bu durumda tanık anlatımları, sosyal medya hesapları, iş yerindeki kayıtlar, e-posta adresleri, kartvizitler veya kişinin kullanılan ismiyle tanındığını gösteren diğer belgeler haklı sebebin ispatında değerlendirilebilir.

Başka bir isimle tanınma gerekçesinde yalnızca kişinin yeni ismi zaman zaman kullanması yeterli olmayabilir. Bu ismin ne kadar süredir kullanıldığı, hangi çevrelerde bilindiği ve nüfus adıyla kullanılan ad arasındaki farklılığın kişinin hayatında ne tür sorunlar oluşturduğu açıklanmalıdır.

İsmin alay konusu olması veya kişiyi küçük düşürmesi

Kişinin taşıdığı ismin toplum içinde alay konusu olması, kötü anlam taşıması veya kişiyi küçük düşürücü çağrışımlara neden olması isim değişikliği için haklı sebep oluşturabilir. Özellikle çocukluk ve okul döneminde isim nedeniyle sürekli alaya maruz kalınması, lakap takılması veya kişinin sosyal ilişkilerden kaçınmasına yol açılması önemlidir.

İsmin herkes tarafından gülünç bulunması zorunlu değildir. İsmin kişinin bulunduğu sosyal çevrede aşağılayıcı şekilde kullanılması veya kişide sürekli rahatsızlık oluşturması da değerlendirmeye alınabilir. Ancak bu rahatsızlığın dava dilekçesinde soyut ifadelerle değil, mümkün olduğu ölçüde yaşanan somut olaylarla anlatılması gerekir.

İsmin sürekli yanlış söylenmesi veya yazılması

Telaffuzu çok zor olan, sürekli yanlış anlaşılan veya başka kelimelerle karıştırılan isimler de kişinin günlük hayatında sorun oluşturabilir. Kişinin her resmî veya sosyal işlemde adını tekrar açıklamak zorunda kalması, ismin farklı şekillerde kaydedilmesi ya da yanlış telaffuz nedeniyle rahatsız edici durumların yaşanması haklı sebep kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte nüfus kaydında gerçek bir yazım hatası varsa talebin isim değiştirme yerine isim düzeltme niteliğinde olması mümkündür. Örneğin kişi “Yasemin” olarak adlandırılmış olmasına rağmen nüfusa “Yasmin” yazılmışsa kayıt hatasının düzeltilmesi gündeme gelebilir. Mevcut kayıt doğru olduğu hâlde kişinin başka bir ismi tercih etmesi ise isim değiştirme talebidir.

İsmin kötü bir olayı veya kişiyi hatırlatması

Mevcut isim kişinin geçmişte yaşadığı ağır bir olayı, kendisine zarar veren bir kişiyi veya kopmak istediği ailevi ilişkiyi sürekli hatırlatabilir. Bu durum kişinin ruhsal ve sosyal yaşamını olumsuz etkiliyorsa isim değişikliği talebinde haklı sebep olarak ileri sürülebilir.

Örneğin çocuğa aile içindeki bir kişinin adı verilmiş ancak sonraki süreçte bu kişiyle ciddi ve olumsuz olaylar yaşanmış olabilir. Kişinin mevcut ismini her duyduğunda geçmişteki olayları hatırlaması ve bu isimle özdeşleşmek istememesi, somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından dikkate alınabilir.

Bu tür iddialarda kişinin özel hayatına ilişkin gereksiz ayrıntılara yer verilmesi zorunlu değildir. Ancak isim ile yaşanan olay arasındaki bağlantının ve değişiklik ihtiyacının mahkemenin değerlendirme yapabileceği açıklıkta ortaya konulması gerekir.

Aile, kültür veya sosyal çevreyle uyumsuzluk

Kişinin adı, içinde yaşadığı aile veya kültürel çevreyle belirgin biçimde uyumsuz olabilir. İsim farklı bir dilde istenmeyen bir anlam taşıyabilir, kişinin sürekli açıklama yapmak zorunda kalmasına yol açabilir veya kişi kendisini bu isimle hiçbir zaman özdeşleştirememiş olabilir.

Yabancı ülkede doğan, uzun süre yurt dışında yaşayan veya sonradan Türk vatandaşlığını kazanan kişiler bakımından da kullanılan isim ile nüfus kaydındaki isim arasında farklılık bulunabilir. Vatandaşlık işlemleri sırasında oluşan isim farklılıklarında ise isim değiştirme davası açmak her zaman gerekmeyebilir; isim denklik belgesi, kişinin Türk vatandaşlığını kazanmadan önceki adı ve soyadı ile sonradan kaydedilen bilgileri arasındaki bağlantıyı gösterir; tek başına yeni bir isim alınmasını sağlamaz.

İsmin mesleki ve sosyal yaşamda karışıklığa neden olması

Kişinin mesleki faaliyetlerinde yıllardır başka bir isim kullanması, eserlerini veya çalışmalarını farklı bir adla yayımlaması ya da ticari çevrede başka bir isimle tanınması isim değişikliği talebini destekleyebilir.

Örneğin sanatçı, yazar, akademisyen veya meslek mensubu bir kişi uzun yıllardır belirli bir isimle tanınıyor olabilir. Nüfus kaydındaki farklı isim nedeniyle sözleşmelerde, banka işlemlerinde, diploma ve sertifikalarda veya mesleki tanınırlıkta karışıklık yaşanması mümkündür. İsim değişikliğinin yalnızca tanınmış kişiler için mümkün olduğu düşünülmemelidir. Önemli olan, kullanılan ismin kişinin yaşamında gerçek ve sürekli bir karşılığının bulunmasıdır.

Kişinin kendisini mevcut ismiyle özdeşleştirememesi

Kişinin mevcut isminden sürekli rahatsızlık duyması ve kendisini talep ettiği yeni isimle özdeşleştirmesi de diğer olgularla birlikte değerlendirilebilir. İsim üzerindeki hak kişilik hakkının bir parçası olduğundan, kişinin kendi kimliğini nasıl ifade ettiği tamamen önemsiz kabul edilemez.

Bununla birlikte yalnızca “bu ismi artık beğenmiyorum” şeklindeki soyut bir beyan yerine, rahatsızlığın ne zamandır devam ettiği, yeni ismin neden tercih edildiği ve mevcut ismin kişinin hayatını nasıl etkilediği açıklanmalıdır. Mahkeme, talebin geçici bir heves mi yoksa yerleşik ve ciddi bir irade mi olduğunu somut olay kapsamında değerlendirir.

Haklı sebep nasıl ispatlanır?

İsim değiştirme davasındaki haklı sebep her türlü hukuka uygun delille ispatlanabilir. Kullanılacak deliller, ileri sürülen gerekçeye göre değişir. Kişinin başka bir isimle tanındığı ileri sürülüyorsa tanık beyanları öne çıkarken nüfus kaydındaki yazım yanlışında doğum belgesi, hastane kaydı veya eski resmî belgeler daha belirleyici olabilir.

Aile üyeleri, arkadaşlar, komşular veya iş arkadaşlarının tanıklığı; eğitim ve iş yeri kayıtları; e-posta adresleri ve mesleki yazışmalar; sosyal medya hesapları; kartvizit, üyelik veya abonelik kayıtları; sertifika ve katılım belgeleri; eski kimlik veya nüfus belgeleri; doğum belgesi ve hastane kayıtları ile kişinin farklı isimle tanındığını gösteren diğer yazılı ve dijital kayıtlar delil olarak kullanılabilir.

Her delil yalnızca ortaya koyduğu olgu bakımından değerlendirilmelidir. Örneğin sosyal medya hesabında belirli bir ismin kullanılması, kişinin o ismi dijital ortamda kullandığını gösterebilir; ancak tek başına tüm sosyal çevresinde yıllardır bu isimle tanındığını kesin olarak ispatlamaz. Bu nedenle tanık beyanları ve diğer kayıtlar birlikte sunulduğunda deliller birbirini destekler.

İsim değiştirme davasında tanık gerekli midir?

İsim değiştirme davasında tanık gösterilmesi her durumda zorunlu değildir. Ancak özellikle kişinin farklı bir adla tanındığı, mevcut ismi nedeniyle alaya maruz kaldığı veya sosyal yaşamında sorun yaşadığı iddialarında tanık delili oldukça önemlidir.

Mahkeme, tanıkların davacıyı ne kadar süredir tanıdığına, hangi isimle bildiğine ve isim farklılığı nedeniyle yaşanan olaylara doğrudan şahit olup olmadığına bakar. Davacının kendisinden duyduğu bilgileri tekrar eden tanık anlatımı ile olayları bizzat bilen kişinin anlatımı aynı ispat gücüne sahip değildir.

Tanıkların yalnızca davacının yakınları arasından seçilmesi zorunlu değildir. Davacının kullandığı ismi doğrudan bilen arkadaşları, komşuları, çalışma arkadaşları veya uzun süreli sosyal çevresindeki kişiler de tanık olarak gösterilebilir.

Mahkeme kararı olmadan isim değiştirmek mümkün müdür?

Kural olarak mümkün değildir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine göre kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kayıtları düzeltilemez. Aynı Kanun’un geçici 11. maddesi, yazım ve imla hatası içeren, genel ahlaka uygun olmayan veya toplum tarafından gülünç karşılanan ad ve soyadların üç yıl içinde başvurulması şartıyla il veya ilçe idare kurulu kararıyla bir defaya mahsus değiştirilmesine imkân tanımıştı. Madde 6/12/2019 tarihli ve 7196 sayılı Kanunla eklenmiştir ve Cumhurbaşkanına süreyi en fazla bir katı kadar uzatma yetkisi verir; bu nedenle başvuru süresi en geç altı yılın sonunda dolmuştur. Bugün e-Devlet üzerinden veya nüfus müdürlüğüne dilekçe verilerek yeni bir isim alınamaz; haklı sebebe dayanılarak mahkemeye başvurulması gerekir.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesi, olayların aile kütüklerine tescili sırasında yapılan maddi hataların nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltileceğini de öngörür. Bu imkân yalnız tescil sırasında yapılmış hatalar içindir; doğru kayıtlı ismin yerine yeni bir isim alınması için isim değiştirme davası açılması gerekir.

İsim değiştirme davası hangi mahkemede açılır?

İsim değiştirme davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesi ad ve soyadın değiştirilmesini çekişmesiz yargı işleri arasında sayar ve 383. maddesi bu işlerde aksine düzenleme yoksa sulh hukuk mahkemesini görevli kılar. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi ise nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarının yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılacağını özel olarak düzenlediği için dava asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetkili mahkeme ise isim değişikliği talebinde bulunan kişinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesidir. Yerleşim yeri Bursa’da bulunan bir kişi, kural olarak Bursa’daki yetkili asliye hukuk mahkemesinde isim değiştirme davası açmalıdır. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi yerleşim yeri adresini esas aldığından kişinin nüfusa kayıtlı olduğu il veya doğduğu yer bu bakımdan dikkate alınmaz; dava tarihindeki yerleşim yeri adresine bakılır.

Örneğin kişi Erzurum nüfusuna kayıtlı olmakla birlikte uzun süredir Bursa’nın Nilüfer ilçesinde ikamet ediyorsa davanın Erzurum’da açılması gerekmez. Yerleşim yeri adresi Bursa’da bulunduğundan dava Bursa’daki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılabilir.

Dava kime karşı açılır ve nüfus müdürlüğünün rolü nedir?

İsim değiştirme davasında talep, nüfus sicilindeki isim kaydının değiştirilmesine yöneliktir. Bu nedenle dava dilekçesinde kişinin yerleşim yerindeki ilçe nüfus müdürlüğü karşı taraf olarak gösterilir; Anayasa Mahkemesinin incelediği Turgay Karaca başvurusunda da dava, ilçe nüfus müdürlüğüne karşı açılmıştır.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca kayıt düzeltme davaları, nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memurunun huzuruyla görülerek karara bağlanır.

Dilekçede yanlış nüfus müdürlüğünün gösterilmesi veya ilgili kurum bilgilerinin eksik yazılması, gerekli tebligat ve taraf işlemleri nedeniyle yargılamanın uzamasına yol açabilir. Bu nedenle görevli mahkeme, yerleşim yeri ve ilgili ilçe nüfus müdürlüğü birlikte belirlenmelidir.

İsim değiştirme davası nasıl açılır?

İsim değiştirme davası, görevli ve yetkili asliye hukuk mahkemesine sunulacak dava dilekçesiyle açılır. Dava adliyedeki hukuk mahkemeleri tevzi bürosundan fiziki olarak açılabileceği gibi gerekli teknik koşulların sağlanması hâlinde UYAP üzerinden de açılabilir.

Dava dilekçesinde en azından aşağıdaki bilgilerin açıkça yer alması gerekir.

  • Davacının adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresi yazılır.
  • İlgili nüfus müdürlüğünün bilgileri gösterilir.
  • Nüfusta kayıtlı mevcut isim ve talep edilen yeni isim ayrı ayrı belirtilir.
  • İsmin tamamen mi değiştirileceği, yeni bir isim mi ekleneceği yoksa mevcut isimlerden birinin mi çıkarılacağı açıkça yazılır.
  • Talebin dayandığı haklı sebepler ve yaşanan somut olaylar anlatılır.
  • Dayanılan hukuki sebepler gösterilir.
  • Tanıkların adları ve adresleri ile diğer deliller bildirilir.
  • Nüfus kaydının talep doğrultusunda düzeltilmesi açık bir talep sonucu olarak yazılır.

Talep sonucu tereddüt oluşturmayacak biçimde yazılmalıdır. Örneğin nüfusta “Mehmet Ali” olarak kayıtlı kişinin yalnızca “Ali” adını kullanmak istemesi hâlinde, “Mehmet isminin kaldırılarak adımın Ali olarak değiştirilmesine” şeklinde açık bir talepte bulunulmalıdır.

Kişi mevcut adını koruyarak yeni bir ad ekletmek istiyorsa karar sonrasında nüfusta nasıl görünmek istediğini tam olarak belirtmelidir. “Mert isminin eklenmesini istiyorum” demek yerine, “nüfusta Ahmet olarak kayıtlı adımın Ahmet Mert olarak değiştirilmesine” şeklinde açık bir talep kurulması daha uygundur.

Dava dilekçesinde neler anlatılmalıdır?

Dava dilekçesinin yalnızca kanun maddelerini sıralayan genel bir metinden oluşması yeterli değildir. Mahkemenin haklı sebep konusunda değerlendirme yapabilmesi için kişinin kendi yaşamında karşılaştığı somut durumlar anlatılmalıdır.

Kişi başka bir adla tanınıyorsa bu ismin ne zamandır kullanıldığı, kimler tarafından bilindiği ve hangi ortamlarda kullanıldığı açıklanmalıdır. Mevcut isim alay konusu oluyorsa yaşanan olaylardan örnek verilmelidir. İsim geçmişteki travmatik bir kişi veya olayla bağlantılıysa bu bağlantının kişiyi nasıl etkilediği ortaya konulmalıdır.

Örneğin aşağıdaki anlatım yetersiz kalabilir.

“İsmimi sevmiyorum ve değiştirmek istiyorum.”

Buna karşılık somutlaştırılmış bir açıklama aşağıdaki gibi kurulabilir.

“Çocukluk dönemimden itibaren ailem, arkadaşlarım ve çalışma çevrem tarafından Mert adıyla tanınmaktayım. Nüfusta kayıtlı Ahmet ismini günlük hayatımda kullanmamaktayım. İş ilişkilerimde ve sosyal çevremde Mert adıyla bilinmem nedeniyle resmî işlemlerde kimliğimi sürekli açıklamak zorunda kalmaktayım. Nüfus kaydındaki adımla fiilen kullandığım ad arasındaki farklılık, mesleki ve sosyal hayatımda karışıklığa neden olmaktadır.”

Mahkeme bakımından önemli olan, kalıp bir gerekçeden çok isim değişikliğinin kişinin hayatındaki gerçek karşılığının gösterilmesidir.

Hangi belgeler gerekir?

Dilekçeye eklenecek belgeler ileri sürülen haklı sebebe göre belirlenir; kişi başka bir isimle tanındığını ileri sürüyorsa bu ismin kullanıldığını gösteren kayıtlar, isminin alay konusu olduğunu ileri sürüyorsa yaşanan olayları gösteren belgeler öne çıkar. Temel olarak kimlik bilgileri, nüfus kaydı ve adres bilgileri mahkeme tarafından ilgili sistemlerden temin edilebilse de talebi destekleyen özel belgelerin davacı tarafından sunulması gerekir.

Nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi ve kimlik fotokopisinin yanında kullanılan ismi gösteren eğitim veya çalışma belgeleri, kartvizit ve mesleki tanıtım belgeleri, e-posta ve yazışma kayıtları, sosyal medya hesabı bilgileri, sertifika ve üyelik belgeleri, eski tarihli kişisel belgeler, yurt dışı kayıtları, isim denklik belgesi, sağlık veya psikolojik değerlendirme belgeleri, tanık listesi ve talebin gerekçesini destekleyen diğer kayıtlar dilekçeye eklenebilir.

Psikolojik rapor, isim değiştirme davasının zorunlu bir belgesi değildir. Kişinin mevcut isminden rahatsızlık duymasının mutlaka bir psikiyatrik tanıyla ispatlanması gerekmez. Ancak talep ruhsal etkilenmeye dayandırılıyorsa mevcut sağlık kayıtları diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

İsim değiştirme davası çekişmesiz yargı işi midir?

Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382. maddesi ad ve soyadın değiştirilmesini kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işleri arasında sayar. Görevli mahkemenin sulh hukuk değil asliye hukuk mahkemesi olmasının sebebi yukarıda açıklanan Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesidir.

Davanın çekişmesiz yargı işi olması, mahkemenin araştırma yapmadan talebi kabul edeceği anlamına gelmez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 385. maddesine göre çekişmesiz yargı işlerinde aksine hüküm yoksa resen araştırma ilkesi geçerlidir; yani hâkim, davacının gösterdiği delillerle sınırlı kalmadan haklı sebebin bulunup bulunmadığını ve değişikliğin nüfus kayıtlarında çelişkiye yol açıp açmayacağını kendiliğinden araştırabilir.

Aynı maddeye göre çekişmesiz yargı işlerinde, niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır. Tanıkların dinlenmesi, kayıtların getirtilmesi veya başka delillerin toplanması gerekiyorsa mahkeme bu incelemeleri yapar.

Yargılama nasıl ilerler?

Dava açıldıktan sonra mahkeme öncelikle görev, yetki, taraflar ve dava şartları yönünden inceleme yapar. Ardından nüfus kayıtları getirtilir, ilgili nüfus müdürlüğüne tebligat yapılır ve duruşma günü belirlenir.

Duruşmada davacının isim değiştirme sebebi konusunda açıklama yapması istenebilir. Tanık gösterilmişse tanıklar dinlenir. Mahkeme, sunulan belgeleri ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirerek haklı sebebin bulunup bulunmadığına karar verir.

Davanın süresi için kanunda bir süre öngörülmemiştir. Mahkemenin iş yoğunluğu, tebligatların tamamlanması, tanıkların dinlenmesi, eksik belgelerin getirtilmesi ve kararın kesinleşmesi toplam süreyi etkiler. Bu nedenle her isim değiştirme davasının tek duruşmada veya belirli bir ay içinde kesin olarak sonuçlanacağını söylemek mümkün değildir.

Davacının duruşmaya katılması gerekir mi?

Davacının duruşmaya katılması, özellikle talebin kişisel nedenlerinin açıklanması bakımından önemlidir. İsim değiştirme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan mahkeme, davacının gerçek iradesini ve talebin gerekçesini doğrudan değerlendirmek isteyebilir.

Davanın avukat aracılığıyla takip edilmesi hâlinde her duruşmaya bizzat katılım gerekmeyebilir. Ancak mahkeme davacının isticvap edilmesine veya bizzat dinlenmesine karar verirse kişinin duruşmada hazır bulunması gerekir.

Avukatla takip edilmeyen dosyada davacının duruşma günlerini ve mahkemenin ara kararlarını kendisinin takip etmesi gerekir. Davacı bizzat dinlenmesine karar verilen duruşmaya gelmezse yargılama uzayabilir ve talebin dayandığı kişisel nedenler yeterince açıklanamayabilir.

İsim değiştirme davasında avukat zorunlu mudur?

İsim değiştirme davasının avukat aracılığıyla açılması zorunlu değildir. Kişi dava dilekçesini hazırlayarak ve yargılama işlemlerini takip ederek davasını kendisi açabilir.

Bununla birlikte görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi, haklı sebebin somutlaştırılması, delillerin doğru şekilde sunulması ve talep sonucunun açık kurulması davanın sonucu bakımından önemlidir. Usule veya talep sonucuna ilişkin bir hata, yargılamanın uzamasına ya da talebin reddedilmesine neden olabilir.

Davanın masrafları nelerden oluşur?

İsim değiştirme davası açılırken başvurma harcı, peşin harç, gider avansı ve yapılacak işlemlere göre tebligat ile tanık giderleri ödenir. Bu dava para ile ölçülebilen bir alacak talebine dayanmadığından maktu harç sistemine tabidir.

Ödenecek toplam tutar, davanın açıldığı yılın harç tarifesine, tanık sayısına, tebligat giderlerine ve dosyada yapılması gereken işlemlere göre değişebilir. Bu nedenle sabit bir isim değiştirme davası masrafından söz edilemez.

Maddi durumu yargılama giderlerini karşılamaya elverişli olmayan kişiler, şartları bulunuyorsa adli yardım talebinde bulunabilir. Adli yardım talebinin kabul edilmesi, davanın mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez; yalnızca yargılama giderlerinin ödenmesi bakımından geçici bir kolaylık sağlar.

İsim değiştirme davası açmak için süre var mıdır?

İsim değiştirme davası bakımından kişinin ergin olduktan sonra belirli bir süre içinde dava açmasını zorunlu kılan özel bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Haklı sebep devam ettiği sürece kişi isim değişikliği talebiyle mahkemeye başvurabilir.

Karar ne zaman kesinleşir ve nüfusa işlenir?

İsim değiştirme davasının kabul edilmesiyle kişinin adı duruşma günü itibarıyla kendiliğinden değişmez. Mahkemenin gerekçeli kararını yazması, kararın taraflara tebliğ edilmesi ve kanun yolu sürecinin tamamlanarak hükmün kesinleşmesi gerekir.

Karara karşı süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmaması hâlinde hüküm kesinleşir. İstinaf başvurusu yapılmışsa bölge adliye mahkemesinin kararı beklenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi, çekişmesiz yargı işlerinde verilen bölge adliye mahkemesi kararlarını temyiz edilemeyen kararlar arasında sayar; Anayasa Mahkemesinin incelediği Turgay Karaca başvurusunda da isim değiştirme talebi, istinaf başvurusunun reddiyle kesinleşmiştir. Mahkeme kararının nüfus siciline işlenebilmesi bakımından kesinleşme şerhinin alınması önemlidir.

Kesinleşen isim değişikliği kararı, gerekli işlemlerin yapılması için nüfus müdürlüğüne gönderilir. Nüfus müdürlüğü mahkeme kararındaki yeni adı kişinin aile kütüğüne işler. Bu aşamadan sonra kişinin nüfus kaydında eski adı yerine mahkemece kabul edilen yeni adı görünür.

Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 55. maddesine göre mahkeme yazı işleri müdürü, aile kütüğünde tescil gerektiren kararları kesinleştirme işleminden itibaren on gün içinde nüfus müdürlüğüne bildirir. Bununla birlikte kişinin kararın kesinleşme ve nüfusa işlenme durumunu mahkeme kalemi ile nüfus müdürlüğünden takip etmesi, yeni kimlik başvurusundan önce kaydın güncellendiğini kontrol etmesi yararlı olacaktır.

Karardan sonra yeni kimlik nasıl alınır?

Mahkeme kararının kesinleşerek nüfus kaydına işlenmesinden sonra kişi yeni adına göre Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı başvurusunda bulunabilir. Nüfus kaydındaki değişiklik tamamlanmadan yalnızca mahkeme kararını göstererek yeni kimlik kartı düzenlenmesi mümkün olmayabilir.

Yeni kimlik kartı için nüfus müdürlüğünden randevu alınması, gerekli değerli kâğıt bedelinin ödenmesi ve başvuru sırasında istenen belgelerin sunulması gerekir. Kişinin mevcut kimlik kartı, biyometrik fotoğrafı ve mahkeme kararına ilişkin bilgiler başvuru sırasında değerlendirilebilir.

İsim değişikliğinin nüfus sistemine işlenip işlenmediği kontrol edildikten sonra yeni kimlik başvurusu yapılması, gereksiz başvuru ve zaman kaybını önleyebilir.

İsim değişince hangi belgelerin yenilenmesi gerekir?

İsim değişikliği yalnızca kimlik kartını etkilemez. Kişinin yeni adıyla günlük ve resmî işlemlerini sorunsuz sürdürebilmesi için çeşitli kurum ve kuruluşlardaki kayıtlarını güncellemesi gerekir.

Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı, pasaport ve sürücü belgesinin yenilenmesi gerekebilir. Banka hesapları ve kart kayıtları, tapu kayıtları, araç ruhsatı ve trafik kayıtları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve vergi kayıtları, iş yeri özlük dosyası, eğitim ve öğrenci kayıtları ile meslek odası ve baro kayıtlarının güncellenmesi gündeme gelebilir. Elektrik, su, doğal gaz ve iletişim abonelikleri, sigorta poliçeleri, elektronik imza ve kayıtlı elektronik posta hesapları, şirket ortaklığı ve ticaret sicili kayıtları ile diploma, sertifika ve mesleki belgeler de duruma göre güncellenmelidir.

Bazı kamu sistemlerindeki bilgiler merkezi nüfus kayıtları üzerinden otomatik olarak güncellenebilir. Bununla birlikte her kurumun kullandığı veri tabanı ve güncelleme yöntemi farklı olduğundan kişinin ilgili kurumlara ayrıca başvurması gerekebilir.

İsim değişikliğinden sonra diploma değiştirilebilir mi?

Kişi, mezun olduğu okul veya üniversiteye kesinleşmiş mahkeme kararı ve güncel nüfus kayıtlarını sunarak diploma kayıtlarının güncellenmesini talep edebilir.

Yeni diploma mı düzenleneceği yoksa mevcut belgeye açıklama mı düşüleceği, ilgili eğitim kurumunun tabi olduğu mevzuata göre belirlenir. Başvurudan önce kurumun hangi belgeleri istediğinin öğrenilmesi işlemi hızlandırır.

İsim değişince eski borçlar ve sözleşmeler sona erer mi?

İsim değiştirme kararı kişinin kimliğini veya hukuk düzenindeki kişiliğini ortadan kaldırmaz. Yalnızca kişinin ad kaydı değişir. Bu nedenle isim değişikliği öncesinde yapılan sözleşmeler, doğan borçlar, alacaklar, mahkeme dosyaları ve icra takipleri geçerliliğini korur.

Kişi eski adıyla imzaladığı kira sözleşmesinden, kredi borcundan, vergi yükümlülüğünden veya diğer hukuki sorumluluklarından isim değiştirerek kurtulamaz. Aynı şekilde isim değişikliği öncesinde sahip olduğu alacaklar ve malvarlığı hakları da devam eder.

Eski ve yeni isim arasında nüfus kayıtları üzerinden bağlantı kurulabildiğinden isim değişikliği kişinin geçmiş hukuki işlemlerini gizleyen yeni bir kişilik yaratmaz. Bu nedenle borçtan kaçmak, adli geçmişi görünmez hâle getirmek veya üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla açıldığı anlaşılan davalar kabul edilmeyebilir.

İsim değişikliği tapu ve araç kayıtlarını etkiler mi?

Kişinin adına kayıtlı taşınmaz veya araç bulunması isim değiştirmesine engel değildir. Ancak isim değişikliğinden sonra tapu ve trafik kayıtlarındaki malik bilgilerinin güncellenmesi gerekir.

Tapuda yalnızca isim bilgisinin değişmesi taşınmazın mülkiyetini değiştirmez. Taşınmaz aynı kişiye ait olmaya devam eder. Benzer şekilde araç ruhsatındaki isim güncellense de aracın sahibi değişmiş sayılmaz.

Kişinin satış, devir, ipotek veya diğer resmî işlemler sırasında eski ve yeni adı arasında tereddüt yaşanmaması için ilgili kayıtları zamanında güncellemesi önemlidir.

İsim değişikliği evlilik ve aile kayıtlarını etkiler mi?

İsim değişikliği kişinin medeni hâlini, eşini, çocuklarıyla olan soybağını veya aile kütüğündeki diğer ilişkileri değiştirmez. Evli bir kişinin ismini değiştirmesi evliliği sona erdirmez ve yeni bir evlilik kaydı oluşturmaz.

Çocuk sahibi olan kişinin ismini değiştirmesi, çocukların nüfus kayıtlarında anne veya baba olarak görünen kişiyle hukuki bağı ortadan kaldırmaz. Nüfus sistemi içerisindeki bağlantı yeni isme göre güncellenir.

İsim değişikliği ile soyadı değişikliği birbirinden farklı taleplerdir. Kişi hem adını hem de soyadını değiştirmek istiyorsa her iki talebin gerekçesini ve talep sonucunu açıkça belirtmelidir. Yalnızca isim değiştirme talebiyle açılan davada mahkeme kendiliğinden soyadı değişikliğine karar vermez.

Çocuğun ismi değiştirilebilir mi?

Ergin olmayan bir çocuğun adının değiştirilmesi mümkündür. Ancak çocuk hakkındaki değerlendirmede anne veya babanın kişisel tercihlerinden önce çocuğun üstün yararı dikkate alınır.

Velayet hakkı anne ve baba tarafından birlikte kullanılıyorsa çocuğun adıyla ilgili önemli bir değişiklikte ortak irade aranması gündeme gelebilir. Ebeveynlerden yalnızca birinin çocuk adına dava açması hâlinde diğer ebeveynin görüşü, velayet durumu ve somut uyuşmazlığın özellikleri mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Çocuk belirli bir yaşa ve ayırt etme gücüne ulaşmışsa taşıdığı isim hakkındaki görüşü önem kazanır. Çocuğun uzun yıllardır kullandığı, eğitim çevresinde tanındığı ve kendisini özdeşleştirdiği adın değiştirilmesi talebinde çocuğun beyanı göz ardı edilmemelidir.

Çocuk adına ileri sürülebilecek haklı sebepler arasında ismin alay konusu olması, çocuğun başka bir isimle tanınması, yanlış kaydedilmesi, telaffuz güçlüğü yaratması veya çocuk üzerinde ciddi olumsuz etki oluşturması bulunabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de 15.06.2026 tarihli, E. 2026/3826, K. 2026/6588 sayılı kararında çocuğun soyadının annesinin bekârlık soyadıyla değiştirilmesi talebini çocuğun üstün yararı ölçütüyle değerlendirmiş ve toplanan deliller bu yararı gösterdiği hâlde verilen ret kararını bozmuştur.

Anne veya baba çocuğun ismini tek başına değiştirebilir mi?

Velayetin tek başına anneye veya babaya ait olması, isim değişikliği talebinin doğrudan kabul edileceği anlamına gelmez. İsim, çocuğun kişilik hakkıyla bağlantılı olduğundan mahkeme değişikliğin çocuğun yararına olup olmadığını ayrıca inceler.

Talebin diğer ebeveyni cezalandırmak, onunla olan bağı zayıflatmak veya devam eden aile uyuşmazlığında üstünlük sağlamak amacı taşıdığı izlenimi oluşursa mahkeme bu durumu dikkate alabilir. Çocuğun adı üzerindeki değişiklik, ebeveynler arasındaki kişisel anlaşmazlıktan bağımsız olarak değerlendirilmelidir.

Yabancı isim almak mümkün müdür?

Kişinin talep ettiği yeni ismin mutlaka Türkçe kökenli olması gerektiğine ilişkin genel bir kural bulunmamaktadır. Yabancı dilde veya farklı kültürel kökene sahip bir isim talep edilebilir. Ancak seçilen adın kamu düzenine, genel ahlaka veya kişilik haklarına açıkça aykırı olmaması gerekir.

Mahkeme talep edilen yeni ismin yazılışını, telaffuzunu, kişinin bu ismi neden seçtiğini ve değişikliğin nüfus sicilinde doğuracağı etkileri değerlendirebilir. Yabancı isim tercihinin kişinin aile, kültür, vatandaşlık veya sosyal çevre bağlarıyla açıklanması talebin gerekçelendirilmesini güçlendirebilir.

Talep edilen ad yabancı kökenliyse nüfus siciline hangi harflerle ve nasıl yazılacağı da belirlenmelidir. Türk alfabesinde bulunmayan harfler veya farklı yazım sistemleri içeren isimlerde mahkeme kararının nüfus sisteminde uygulanabilir biçimde kurulması gerekir. Bu nedenle talep sonucunda yalnızca ismin telaffuzu değil, nüfus kaydına geçirilmesi istenen kesin yazılış biçimi de açıkça belirtilmelidir.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşı davayı nerede açar?

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının isim değiştirme taleplerinde yetkili mahkemenin belirlenmesi, kişinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Türkiye’de güncel bir yerleşim yeri bulunan kişi, bu yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesine başvurabilir.

Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan Türk vatandaşları bakımından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 41. maddesi uygulanır. Buna göre kişi hâllerine ilişkin dava yabancı ülke mahkemelerinde açılmamış veya açılamıyorsa, öncelikle Türkiye’de yer itibarıyla yetkili mahkemede açılır. Böyle bir mahkeme bulunmuyorsa ilgilinin Türkiye’de sakin olduğu yer; Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son yerleşim yeri; o da bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir.

Yurt dışında yaşayan kişinin bulunduğu ülkede isim değişikliği kararı alması hâlinde ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’deki nüfus siciline doğrudan işlenip işlenemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir. Kararın niteliğine göre tanıma davası veya nüfus mevzuatında öngörülen idari işlemler gerekebilir.

İsim değiştirme davası reddedilirse ne yapılabilir?

Mahkemenin isim değiştirme talebini reddetmesi hâlinde karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. İsim değiştirme çekişmesiz yargı işi olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 387. maddesi uygulanır; buna göre hukuki yararı bulunan ilgililer kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapabilir.

İstinaf dilekçesinde yalnızca kararın hatalı olduğu belirtilmemeli; haklı sebebin hangi vakıa ve delillerle ispatlandığı, mahkemenin hangi delilleri değerlendirmediği ve ret gerekçesinin neden hukuka uygun olmadığı somut biçimde açıklanmalıdır.

Ret kararı ileride yeni bir başvuru yapılmasını kendiliğinden engellemez. Aynı Kanun’un 388. maddesine göre kanunda aksine hüküm yoksa çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Bununla birlikte yeni başvuruda, önceki ret kararından sonra ortaya çıkan olguların ve yeni delillerin açıkça gösterilmesi gerekir.

İsim değiştirme davası hangi kanun hükümlerine dayanır?

İsim değiştirme davasının temel hukuki dayanağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesidir. Bu düzenlemeye göre adın değiştirilmesi ancak haklı sebeplerin bulunması hâlinde hâkimden istenebilir. İsim değişikliği mahkeme kararıyla gerçekleştirildiğinde nüfus siciline kaydedilir. İlan yükümlülüğünün güncel durumu aşağıdaki başlıkta ayrıca açıklanmıştır. Bununla birlikte kişinin adının değişmesi, medeni hâli, soybağı, vatandaşlığı, borçları, alacakları veya diğer kişisel durumları üzerinde değişiklik meydana getirmez.

Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi, hangi durumların haklı sebep oluşturacağını tek tek saymamıştır. Bu nedenle hâkim, kişinin ismiyle ilişkisini, sosyal çevresini, aile hayatını, mesleki durumunu ve değişiklik talebinin dayandığı olayları birlikte değerlendirebilir. Dolayısıyla isim değiştirme davası yalnızca ismin gülünç veya aşağılayıcı olması hâlinde açılabilen istisnai bir dava değildir. Kişinin başka bir adla tanınması, nüfus adıyla kendisini özdeşleştirememesi veya isim farklılığı nedeniyle sosyal yaşamında güçlük yaşaması da somut olayın özelliklerine göre haklı sebep oluşturabilir.

Nüfus kaydının hangi mahkemede ve hangi usulle değiştirileceği ise 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalar, talepte bulunan kişinin yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Yargılama, nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memurunun katılımıyla yürütülür.

Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde isim değiştirme davasında iki temel inceleme yapılır. İlk olarak kişinin talebinin Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi anlamında haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı araştırılır. İkinci olarak istenen değişikliğin nüfus sicilinde tereddüt oluşturup oluşturmayacağı, üçüncü kişilere zarar verme veya kamu düzenini ihlal etme ihtimalinin bulunup bulunmadığı değerlendirilir.

İsim değişikliği kararı ilan edilir mi?

İsim değiştirme kararlarının ilanına ilişkin mevzuatta bir geçiş süreci bulunmaktadır. Bu yazının güncellendiği Ekim 2026 itibarıyla Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca ad değişikliği nüfus siciline kaydedilmekte ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan edilmektedir.

Anayasa Mahkemesi, 25 Aralık 2025 tarihli, E.2025/120 ve K.2025/270 sayılı kararıyla isim değişikliği kararlarının Basın İlan Kurumu portalında yayımlanmasını ve ilanda kişinin ayrıntılı nüfus bilgilerinin bulunmasını öngören hükümleri iptal etmiştir. Mahkeme, kanunda ilanın ne kadar süre yayında kalacağına dair bir güvence bulunmamasını ve hâkime ilan yapılıp yapılmayacağı konusunda takdir yetkisi tanınmamasını, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına orantısız bir sınırlama olarak değerlendirmiştir.

İptal kararı 1 Nisan 2026 tarihli ve 33211 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve dokuz aylık erteleme süresi öngörülmüştür. Buna göre ilan yükümlülüğüne ilişkin iptal hükümleri 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar mevcut ilan düzenlemesi uygulanmaya devam edecektir. 1 Ocak 2027 sonrasında ise yeni bir kanuni düzenleme yapılmadığı sürece Basın İlan Kurumu portalında ilan zorunluluğu uygulanmayacaktır.

Kanun, ilanın Basın İlan Kurumunun ilan portalında yapılacağını öngörür; davacının ayrıca gazeteye ilan vermesini veya sosyal medyada duyuru yapmasını gerektiren bir hüküm içermez.

İsim değişikliğinden zarar gören kişi ne yapabilir?

İsim değişikliğinden zarar gören kişi, değişikliği öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde isim değiştirme kararının kaldırılması için dava açabilir. Bu süre, kararın verildiği veya ilan edildiği tarihten değil, zarar gören kişinin değişikliği öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Her türlü kişisel rahatsızlık, isim değişikliğinin kaldırılmasını istemek için yeterli değildir. Dava açan kişinin değişiklik nedeniyle hukuken korunmaya değer somut bir zararının bulunduğunu ortaya koyması gerekir. Örneğin değişikliğin üçüncü kişileri yanıltmak, başka bir kişinin mesleki tanınırlığından haksız biçimde yararlanmak veya aile bağları konusunda karışıklık yaratmak amacı taşıdığı ileri sürülebilir.

Yargıtay haklı sebebi nasıl değerlendiriyor?

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2/11/2017 tarihli, E. 2017/6122, K. 2017/14423 sayılı kararı, Anayasa Mahkemesinin Turgay Karaca kararında da aktarılmıştır. Bu karara göre hangi hâllerin haklı sebep sayılacağını her davanın kendi koşullarına göre mahkeme belirler. Mahkeme bu belirlemede nesnel ölçütlerden çok davacının ileri sürdüğü kişiye özgü nedenleri, davacının kişiliğini, sosyal durumunu ve aile ilişkilerini dikkate alır.

Aynı kararda adını benimsemeyen ve adıyla özdeşleşmeyen kişinin adını değiştirmek istemesinin “en doğal hakkı” olduğu ve bu davalarda davacının tercih ve arzusunun ön planda tutulması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, kişinin toplum içinde bilinip tanındığı adla anılmayı ve bu adı kayıtlarda da taşımayı istemesinin haklı sebep sayıldığını da hatırlatmıştır. Kararda bu cümle soyadı için kurulmuştur; Anayasa Mahkemesi ise aynı kararı bir ad değiştirme başvurusunu incelerken dayanak olarak aktarmıştır.

Bu yaklaşım uyarınca nüfusta “Hüseyin” olarak kayıtlı olan ancak çocukluğundan itibaren ailesi, arkadaşları ve iş çevresi tarafından “Emre” adıyla bilinen bir kişinin, bu durumu tanık anlatımları ve destekleyici kayıtlarla ispatlaması hâlinde haklı sebebin bulunduğu kabul edilebilir. Bu örnek varsayımsaldır.

Yargıtay aynı kararda, mahkemenin davacının dayandığı sebepleri ve gösterdiği delilleri toplayıp tanıkları dinlemesi, talebin haklı sebebe dayanıp dayanmadığını denetime elverişli biçimde dosyaya yansıtması gerektiğini belirtmiş; bunun yerine uygun bulunmayan bir gerekçeyle davanın reddedilmesini doğru görmemiştir. Bu nedenle isim değiştirme davası, mahkemenin inceleme yapmadan yeni ismi nüfusa kaydettiği otomatik bir işlem değildir.

Başka bir adla tanındığını ispatlamak için ne gerekir?

Kişinin çevresinde uzun süredir nüfus kaydındakinden farklı bir adla tanınması haklı sebep oluşturabilir. Ancak bu olgunun davacının beyanıyla değil, tanık anlatımları ve varsa yazılı veya dijital kayıtlarla gösterilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi de Turgay Karaca kararında haklı nedeni ortaya koyma ve delillerini sunma yükünün davacıda olduğunu, sunulan tespiti yeterli görmeyen mahkemenin ise bunun gerekçesini açıklaması gerektiğini belirtmiştir.

Talep edilen yeni ad nasıl değerlendirilir?

Mahkeme yalnızca mevcut ismin değiştirilmesi için haklı sebep bulunup bulunmadığını değil, talep edilen yeni ismin hukuken kabul edilebilir olup olmadığını da değerlendirir. Yukarıda anılan Yargıtay kararına göre ileri sürülen sebep ve alınmak istenen yeni ad, toplum değerlerine ve kanunun emredici hükümlerine ters düşmemeli, başkalarına veya çevreye zarar vermemelidir.

Anayasa Mahkemesi Turgay Karaca kararında, yaygın kabule göre kadın veya erkek ismi sayılan isimlerin farklı cinsiyetten kişilerce de kullanılabildiğini belirterek kamu düzeninde karışıklık çıkacağı endişesini ret için ilgili ve yeterli gerekçe saymamıştır. Kanaatimizce alışılmış olmayan, yabancı kökenli veya toplumda az kullanılan bir ismin seçilmesi de tek başına ret sebebi sayılmamalıdır.

Anayasa Mahkemesi isim değişikliği taleplerine nasıl bakıyor?

Anayasa Mahkemesi isim hakkını, kişinin özel hayatının ve sosyal kimliğinin önemli bir parçası olarak değerlendirmektedir. Kişinin ismi üzerinde değişiklik yapılmasını istemesi, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilir.

Anayasa Mahkemesine göre devletin bu haktan doğan yükümlülüğü, isim değişikliğine imkân sağlayan yasal düzenleme yapılmasını da kapsar. Mahkeme, kamunun üstün yararının söz konusu olduğu istisnai durumlarda talebin reddedilmesini makul karşılamakla birlikte, bu hâlde ilgili ve yeterli gerekçe gösterilmesini ve bireyin kişisel yararı ile kamu menfaati arasında adil bir denge kurulmasını arar.

Mahkemeye göre takdir yetkisi, isim değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi yolunu tamamen kapatacak ve sonuç alınmasını imkânsız kılacak şekilde kullanılamaz.

Turgay Karaca başvurusunda (başvuru numarası 2018/34343, karar tarihi 27/1/2021) başvurucu, on yılı aşkın süredir kullandığı ve çevresinde bilindiği ismin nüfusa yazılmasını istemiş; talep, cinsiyet değişikliği davası açılmadığı ve kamu düzeninin bozulacağı gerekçeleriyle reddedilmişti. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin başvurucunun haklı nedenini değerlendirmediğini ve gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığını belirterek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

İkinci kez isim değiştirme davası açılabilir mi?

Daha önce adını değiştirmiş bir kişinin yeniden isim değiştirme davası açması mümkündür. Mevzuatta kişinin yaşamı boyunca yalnızca bir kez isim değiştirebileceğine ilişkin geçerli bir sınırlama bulunmamaktadır.

Bununla birlikte önceki isim değişikliği kararı yeni davada dikkate alınır. Kişi ikinci değişikliğe neden ihtiyaç duyduğunu, önceki değişiklikten sonra hangi yeni koşulların ortaya çıktığını ve talep ettiği ismi neden kullanmak istediğini açıklamalıdır. Yeni davada da Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi anlamında haklı sebebin bulunması gerekir.

İsimlerin sık aralıklarla ve gerekçesiz biçimde değiştirilmek istenmesi, nüfus sicilinin güvenilirliği ve üçüncü kişilerin korunması bakımından daha ayrıntılı inceleme yapılmasına neden olabilir. Ancak daha önce isim değişikliği yapılmış olması, yeni davanın reddi için yeterli sebep değildir.

Bursa’da isim değiştirme davası nerede açılır?

Yerleşim yeri Bursa’da bulunan kişiler, isim değiştirme davasını Bursa’daki yetkili asliye hukuk mahkemesinde açabilir. Kişinin Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım veya Bursa’nın başka bir ilçesinde ikamet etmesi hâlinde öncelikle adresinin bağlı bulunduğu adli yargı çevresi belirlenmelidir.

Bursa’da isim değiştirme davası açılmadan önce kişinin mevcut nüfus kaydı, yerleşim yeri adresi, talep ettiği yeni isim ve haklı sebebi destekleyen deliller birlikte değerlendirilmelidir. Başka bir adla tanınma gerekçesine dayanılıyorsa bu durumu doğrudan bilen tanıklar dava açılmadan belirlenmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İsim değiştirme davasının açılmış olması, nüfus kaydındaki ismi kendiliğinden değiştirmez. Mahkeme kararı kesinleşip nüfus siciline işleninceye kadar kimlik, banka, noter, okul, hastane ve benzeri resmî işlemlerde mevcut nüfus adının kullanılması gerekir. Kişi talep ettiği yeni ismi sosyal çevresinde kullanabilir; ancak resmî belgelerde henüz nüfus kaydında bulunmayan bir ismi kullanması kimlik uyuşmazlığına neden olabilir.

Kişinin sosyal çevresinde tercih ettiği ismi kullanmasının önünde genel bir engel yoktur. Ancak dava açıldıktan sonra başlayan kullanım, kişinin yıllardır bu isimle tanındığını göstermez; “uzun süredir başka bir isimle tanınma” gerekçesi gerçek kullanım süresiyle uyumlu olmalıdır. Yeni kullanım, isim tercihindeki kararlılığı gösterebilir fakat geçmişe yönelik bir tanınırlık oluşturmaz.

Talep edilen ismin daha önce kullanılmış olması kanunda aranan bir şart değildir. Ancak yalnızca yeni ismin beğenilmesi her dosyada yeterli görülmeyebilir. Mevcut ismin neden değiştirilmek istendiği, yeni ismin neden seçildiği ve değişikliğin hangi ihtiyacı karşılayacağı somut biçimde açıklanmalıdır.

Hâkim talep sonucuyla bağlı olduğundan “öncelikle Mert, olmazsa Emre” gibi alternatifli bir talep, nüfus kaydının hangi isimle değiştirileceği konusunda belirsizlik yaratabilir. En uygun yöntem, karar sonrasında nüfusta tam olarak hangi adla görünmek istendiğinin belirlenip tek ve açık bir talepte bulunulmasıdır. Birden fazla isim birlikte kullanılacaksa istenen sıralama da yazılmalıdır.

Bir ismin tanınmış bir kişi tarafından kullanılması, başka bir kişinin aynı adı talep etmesini kendiliğinden engellemez. Ancak talep, ünlü kişinin kimliğinden veya mesleki tanınırlığından yararlanmak, üçüncü kişileri yanıltmak ya da başkasına ait bir kimlik izlenimi oluşturmak amacı taşıyorsa mahkeme bunu değerlendirebilir. İsim tercihinin kişisel ve makul bir gerekçeye dayanması, yanıltıcı bir amacın bulunmaması önemlidir.

Marka hakkı ile kişinin adı üzerindeki kişilik hakkı farklı hukuki alanlardır. Bununla birlikte talep edilen ismin tanınmış bir marka, ticari işletme veya kurumla açıkça karışıklık yaratması hâlinde değişikliğin amacı incelenebilir. Bir ticari itibardan yararlanma, kendisini belirli bir kuruluşla bağlantılı gösterme veya üçüncü kişileri yanıltma amacı bulunuyorsa talebin kabulü güçleşebilir.

Kişinin dinî, kültürel veya ailevi aidiyetiyle bağlantılı isim tercihleri haklı sebep değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ancak dava dilekçesinde yalnızca genel bir inanç veya kültür açıklaması yapılması yerine mevcut ismin kişi üzerindeki etkisi ve yeni ismin neden tercih edildiği anlatılmalıdır. Mahkeme kişinin özel hayatı ile nüfus sicilinin güvenilirliği arasındaki dengeyi somut olay üzerinden değerlendirir.

Ergin ve ayırt etme gücüne sahip kişinin adı üzerindeki hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlıdır; bu nedenle eşin onayı isim değiştirme davasının şartı değildir. Eşin değişikliğe karşı çıkması tek başına davanın reddini gerektirmez. Ancak talep aile kayıtlarında yanıltıcı bir durum yaratacaksa veya üçüncü kişilerin haklarını etkileyecek bir amaç taşıyorsa mahkeme bunu değerlendirebilir.

Ergin kişinin isim değiştirme talebinde anne veya babanın izninin alınması gerekmez. Ailenin yeni ismi benimsememesi ya da mevcut ismin korunmasını istemesi, tek başına hukuki engel oluşturmaz. Bununla birlikte kişi aile ilişkilerini haklı sebep olarak ileri sürüyorsa bu gerekçenin gerçek olaylara dayanması ve mahkemeye açık biçimde anlatılması gerekir.

Aynı aile içinde birden fazla kişinin aynı adı taşıması tek başına her durumda isim değişikliğini gerektirmez. Ancak bu durum banka işlemleri, sağlık kayıtları, posta gönderileri, telefon görüşmeleri, resmî bildirimler veya günlük ilişkilerde sürekli karışıklığa neden oluyorsa haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Karışıklığın yalnızca ihtimal olarak değil, mümkünse yaşanan somut örneklerle gösterilmesi talebi güçlendirebilir.

Aynı adı taşıyan başka bir kişiyle sürekli karıştırılmak, özellikle mesleki veya sosyal yaşamda somut zararlara yol açıyorsa mahkeme tarafından değerlendirilebilir. Ancak internette aynı isimde olumsuz içerik bulunması tek başına otomatik olarak haklı sebep oluşturmaz. Kişinin gerçekten karıştırıldığına, iş veya sosyal ilişkilerinde zarar gördüğüne ve bu karışıklığın süreklilik taşıdığına ilişkin somut olayların ortaya konulması gerekir.

Sanat, medya, yayıncılık veya dijital içerik alanında uzun süredir kullanılan bir sahne adı ya da rumuz, kişinin bu isimle tanındığını gösteren delillerle birlikte isim değiştirme talebine dayanak yapılabilir. Mahkeme kullanımın sürekliliğini, kişinin hangi çevrelerde bu isimle bilindiğini ve resmî isim farklılığının yarattığı sorunları değerlendirir. Rumuzun hukuka, kamu düzenine veya başkalarının kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir.

İsim değiştirme davasının devam etmesi, kişinin başka bir hukuk, ceza, aile veya icra dosyasında taraf olmasına engel değildir. Yeni açılacak dosyalarda nüfus kaydında o tarihte bulunan isim kullanılmalıdır. İsim değişikliği daha sonra kesinleşirse ilgili mahkemeye veya icra dairesine kesinleşmiş karar ve güncel kimlik bilgileri sunularak taraf kaydının güncellenmesi istenebilir.

Kesinleşen isim değişikliği, kişinin daha önce taraf olduğu dava ve takip dosyalarını geçersiz hâle getirmez. Dosyalarda eski isim görünmeye devam edebileceğinden ilgili mahkemeye, savcılığa veya icra dairesine kesinleşmiş karar ya da güncel nüfus kayıt örneğiyle yeni bilgiler bildirilmelidir. Böylece tebligatlarda ve sonraki kararlarda isim farklılığından doğan karışıklık önlenir.

Uçak biletindeki isim ile seyahat belgesindeki ismin uyumlu olması gerekir; yeni kimlik veya pasaport düzenlendikten sonra eski isimle alınmış biletlerde sorun yaşanabilir. Seyahatten önce havayolu şirketine başvurularak isim değişikliği bildirilmeli ve şirketin istediği belgeler sunulmalıdır. Uygulama şirkete ve uçuş türüne göre değişebildiğinden işlem son güne bırakılmamalıdır.

Vize, oturma izni veya vatandaşlık başvurusunda kullanılan isim ile pasaport ve nüfus kayıtlarının uyumlu olması gerekir. Başvuru devam ederken isim değişikliği kesinleşirse ilgili yabancı ülke makamına veya konsolosluğa bilgi verilmesi ve kesinleşmiş karar ile yeni pasaportun sunulması gerekebilir. İzlenecek yöntem, başvurunun yapıldığı ülkenin uygulamasına göre değişir.

Evlilik başvurusunda resmî nüfus kayıtları esas alınır. İsim değiştirme kararı kesinleşmiş fakat nüfus kaydına henüz işlenmemişse belgeler arasında uyumsuzluk oluşabileceğinden başvurudan önce kaydın güncellenip güncellenmediği kontrol edilmelidir. Evlilik işlemi sürerken değişiklik işlenirse evlendirme memurluğuna güncel kayıtların bildirilmesi gerekebilir.

Başvuru tarihinde nüfus kaydında bulunan isim kullanılmalıdır. İsim değişikliği daha sonra kesinleşirse sınav kurumu, okul veya burs kuruluşuna güncel kimlik bilgileri bildirilmelidir; aksi hâlde sınav giriş belgesi, diploma kaydı veya ödeme kayıtlarında isim uyuşmazlığı yaşanabilir. Kurumun istediği yöntem farklı olabileceğinden kesinleşmiş karar ve yeni kimlik hazır bulundurulmalıdır.

İsim değişikliği kişinin aynı kişi olma durumunu ortadan kaldırmadığından mevcut iş sözleşmesi geçerliliğini korur ve yalnız bu nedenle yeniden imzalanması gerekmez. Bununla birlikte özlük dosyası, bordro, banka ödeme bilgileri ve SGK bildirimi gibi kayıtların güncellenmesi gerekir. Bunun için işverene kesinleşmiş karar veya güncel kimlik belgesi sunulabilir.

İsim değişikliği banka hesabının sahibini değiştirmez. Ancak bankanın müşteri kayıtlarında eski ismin kalması havale, kredi, kart veya kimlik doğrulama işlemlerinde sorun yaratabilir. Bu nedenle nüfus kaydı güncellendikten sonra güncel kimlik ve gerekirse kesinleşmiş kararla bankaya başvurularak müşteri bilgileri değiştirilmelidir.

Karardaki yanlışlık açık bir yazı hatasıysa Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi uyarınca mahkemeden hükmün tashihi, yani düzeltilmesi istenebilir. Sorun talep edilenden farklı bir isim hakkında karar verilmesi gibi hükmün esasına ilişkinse yazı hatası düzeltmesi yeterli olmaz ve istinaf süresi gözetilmelidir. Hata, karar nüfus siciline gönderilmeden önce mahkemeye bildirilirse yanlış ismin resmî kayda geçmesi önlenebilir.

Kişi eski adını rumuz, sahne adı veya tanınma adı olarak kullanmaya devam edebilir. Ancak noter işlemleri, banka sözleşmeleri, vergi belgeleri, dava dosyaları ve diğer resmî işlemlerde güncel nüfus adı kullanılmalıdır. Eski adla yürütülen mesleki faaliyetlerde, gerektiğinde eski ve yeni isim arasındaki bağlantının açıklanması ticari ve hukuki karışıklıkları önleyebilir.

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesine göre ad değişmekle kişisel durum değişmez; mahkeme dosyaları, eski sözleşmeler, eğitim kayıtları ve banka işlemleri gibi geçmiş belgelerde önceki isim kalabilir. Eski ve yeni isim arasındaki bağlantının korunması, geçmiş hukuki işlemlerin aynı kişiye ait olduğunun belirlenmesi için gereklidir.

Avukat Görüşü

Dosya hazırlanırken kaçınılması gereken hata, talebin yalnızca “mevcut ismimi sevmiyorum” şeklinde soyut bir gerekçeye dayandırılmasıdır. Mahkemenin değerlendirme yapabilmesi için mevcut ismin kişinin yaşamında hangi soruna yol açtığının, talep edilen yeni ismin neden seçildiğinin ve değişikliğin hangi ihtiyacı karşılayacağının somut biçimde açıklanması gerekir.

Haklı sebebin varlığı yalnızca güçlü ifadeler kullanılarak değil, ileri sürülen vakıalarla uyumlu deliller sunularak ortaya konulmalıdır. Kişinin başka bir isimle tanındığı ileri sürülüyorsa tanıkların davacıyı ne kadar süredir ve hangi isimle tanıdığı önemlidir. Dijital kayıtlar ve kartvizit gibi belgeler, tanık anlatımlarıyla aynı dönemi gösterecek biçimde seçilirse birbirini destekler.

Talep sonucu da dikkatle yazılmalıdır. Mevcut isim, çıkarılması veya eklenmesi istenen ad ve karar sonrasında nüfus kaydının tam olarak nasıl görünmesi gerektiği açıkça belirtilmelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine göre hâkim talep sonucuyla bağlı olduğundan belirsiz, alternatifli veya uygulanması mümkün olmayan bir talep, yargılamanın uzamasına ve nüfus kaydının istenenden farklı şekilde düzenlenmesine neden olabilir.

Özellikle çocukların isimlerinin değiştirilmesi, yabancı ülkede alınmış isim değişikliği kararlarının Türkiye’de nüfusa işlenmesi, yabancı harf içeren isimler ve ikinci kez isim değişikliği talepleri standart bir başvurudan daha ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Bu tür dosyalarda yalnızca genel isim değiştirme şartları değil; velayet, çocuğun üstün yararı, milletlerarası yetki, yabancı kararların tanınması ve nüfus sisteminin teknik özellikleri de dikkate alınmalıdır.

İsim değiştirme kararı verildiğinde süreç yalnızca duruşmayla tamamlanmaz. Kararın kesinleşmesi, nüfus siciline gönderilmesi, yeni kimlik belgelerinin alınması ve kişinin banka, eğitim, meslek, tapu, araç, sigorta ve devam eden dava dosyalarındaki bilgilerinin güncellenmesi gerekir. Bu nedenle dava açılmadan önce yalnızca kararın alınması değil, değişiklik sonrasında yapılacak işlemlerin de planlanması yararlı olacaktır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği tarihte resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Ad değişikliğinin Basın İlan Kurumu portalında ilanını öngören hüküm, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlükten kalkacaktır. Bu tarihten sonra ilan bölümü yeni düzenlemeye göre yeniden kontrol edilmelidir.

Son Güncelleme 20.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık