Terk Sebebiyle Boşanma Davası

Terk sebebiyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak hayatı bırakması veya haklı bir neden olmadan ortak konuta dönmemesi hâlinde açılabilir. Ancak eşin evden ayrılması tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Terkin en az altı ay sürmesi, ilk dört ay geçtikten sonra hâkim veya noter aracılığıyla usulüne uygun dönüş ihtarı gönderilmesi ve ihtarın tebliğinden sonra en az iki ay beklenmesi gerekir.

Bu nedenle terk, günlük dilde basit görünen fakat süre, ihtar, tebligat, ortak konut ve davet iradesi bakımından sıkı şartlara bağlı özel bir boşanma sebebidir. Şiddet gören, evden kovulan, ortak konuta alınmayan veya güvenliğini korumak için ayrılan eş ise sırf evden çıktığı için “terk eden eş” sayılmaz. Her dosyada ayrılığın nedeni, tarafların davranışları, ortak konutun durumu ve ihtarın gerçekten ortak hayatı yeniden kurma amacı taşıyıp taşımadığı birlikte değerlendirilir.

Yazının Özeti

1/3

Terk, Yalnızca Evden Ayrılmak Değildir

Terk sebebiyle boşanma davası, eşin evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla ortak hayatı bırakması veya haklı neden olmadan ortak konuta dönmemesi hâlinde açılabilir. Evden ayrılan eş her zaman kusurlu değildir.

  • Terk, özel ve kusura dayalı boşanma sebebidir.
  • Ayrılığın nedeni ve amacı incelenir.
  • Eşini evden kovan kişi de terk etmiş sayılabilir.
  • Haklı nedenle ayrılma, haksız terk değildir.

Terk Sebebiyle Boşanma Davası Nedir?

Terk sebebiyle boşanma davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenen özel boşanma davasıdır. Düzenlemeye göre eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk eder veya haklı bir neden bulunmadığı hâlde ortak konuta dönmezse belirli şartlarla boşanma talep edilebilir.

Terk, özel ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir. Kanunda aranan koşullar ispatlandığında ayrıca ortak hayatın davacı bakımından çekilmez hâle gelip gelmediğinin araştırılması gerekmez. Buna karşılık mahkeme, yalnızca eşlerin ayrı yaşadığını tespit etmekle yetinmez. Ayrılığın TMK m.164 anlamında hukuka aykırı bir terk olup olmadığını, ihtarın geçerliliğini ve davacının gerçekten birlikte yaşamak isteyip istemediğini inceler.

Bu dava, teknik olarak bir çekişmeli boşanma davasıdır. Davalı eşin boşanmayı kabul etmesi, terk sebebinin şartlarını kendiliğinden tamamlamaz. Hâkim, boşanma ve ayrılık davalarında tarafların ikrarıyla bağlı olmadığından dava sebebini ve delilleri ayrıca değerlendirir.

Hangi Davranışlar Hukuken Terk Sayılır?

Hukuken terk, sadece eşin valizini alıp aile konutundan çıkması değildir. Ortak hayata son verilmesi, ortak konuta dönmeme veya diğer eşin ortak konutta yaşamasının engellenmesi farklı biçimlerde terk sonucu doğurabilir.

Ortak konuttan ayrılmak gerçek terk oluşturabilir mi?

Evet. Eşlerden birinin evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak ve ortak hayatı sona erdirmek amacıyla ortak konuttan ayrılması gerçek terk oluşturabilir. Ayrılık iradi, sürekli ve haklı bir nedene dayanmıyor olmalıdır.

Kısa süreli seyahat, iş görevi, sağlık tedavisi, askerlik, aile ziyareti veya eşlerin üzerinde anlaştığı geçici ayrı yaşam düzeni tek başına terk değildir. Mahkeme yalnızca fiziksel ayrılığa değil, ayrılma amacına ve ortak hayata dönmeme iradesine de bakar.

Eşin ortak konuta dönmemesi terk sayılır mı?

Eş, başlangıçta haklı veya tarafların anlaşmasına dayanan bir nedenle evden ayrılmış olabilir. Daha sonra ayrılık nedeninin ortadan kalkmasına rağmen ortak hayata dönmeyi reddetmesi, somut olayın koşullarına göre terk kapsamında değerlendirilebilir.

Bununla birlikte ayrılma nedeninin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı önemlidir. Şiddet, tehdit, ağır hakaret, güvenlik riski veya bağımsız konut bulunmaması devam ediyorsa eşin dönmemesi haklı kabul edilebilir. “Artık hiçbir sorun yok” şeklindeki tek taraflı beyan, haklı ayrılık nedeninin ortadan kalktığını tek başına göstermez.

Eşini evden kovan kişi terk etmiş sayılır mı?

Evet. TMK m.164, diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eşin de terk etmiş sayılacağını açıkça düzenler. Bu duruma “varsayılan terk” veya “terk etmiş sayılma” denir.

Eşini evden kovan, kapı kilidini değiştiren, eve girmesini engelleyen, eşyalarını dışarı çıkaran veya şiddet ve tehdit yoluyla evden ayrılmaya zorlayan kişi, fiziksel olarak konutta kalmış olsa bile hukuken terk eden taraf olabilir. Dolayısıyla evden ayrılan kişinin her durumda kusurlu, evde kalan kişinin ise her durumda terk edilen eş olduğu söylenemez.

Şiddet veya ağır baskı nedeniyle ayrılmanın kusur bakımından değerlendirilmesi hakkında boşanmada kusur sayılan davranışlar rehberi ayrıca incelenebilir.

Ortak konuta alınmayan eş ne yapabilir?

Ortak konuta dönmek isteyen eşin eve alınmaması, giriş anahtarının değiştirilmesi veya fiilî engelle karşılaşması durumunda olayın mümkün olan en kısa sürede belgelendirilmesi önemlidir. Kolluk tutanağı, apartman güvenlik kaydı, komşu anlatımları, mesajlar, noter tespiti ve anahtar teslimine ilişkin kayıtlar somut olaya göre kullanılabilir.

Eve alınmayan eş, sonradan kendisine yöneltilen terk iddiasına karşı bu delilleri sunabilir. Koşulları varsa, kendisini eve almayan eşe karşı terk hükümlerine veya başka boşanma sebeplerine dayanılması da gündeme gelebilir.

Terk Sayılmayan Haklı Ayrılık Hâlleri Nelerdir?

Her ayrı yaşama terk değildir. Eşin ortak konuttan ayrılmasını veya dönmemesini haklı kılan bir neden varsa TMK m.164 kapsamında hukuka aykırı terk oluşmayabilir.

Haklı ayrılık nedeni oluşturabilecek durumlara şunlar örnek verilebilir:

  • Fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet
  • Ciddi tehdit ve güvenlik tehlikesi
  • Eşin evden kovması veya ortak konuta girişi engellemesi
  • Eşin ailesinin ağır müdahalesine rağmen bağımsız konut sağlanmaması
  • Ortak konutun sağlık ve güvenlik bakımından yaşanamaz durumda olması
  • Mahkemece verilmiş uzaklaştırma veya konuta yaklaşmama kararı
  • Eşlerin geçici olarak ayrı yaşam konusunda anlaşması
  • Hastalık, zorunlu tedavi veya geçici iş görevi
  • TMK m.197 kapsamında ayrı yaşama hakkı veren ciddi nedenler

Haklı nedenin varlığı her olayda ayrı değerlendirilir. Örneğin sıradan bir tartışma ile sistematik şiddet aynı kabul edilmez. Geçici bir rahatsızlık yıllar boyunca ayrı yaşamayı her durumda haklı kılmayabileceği gibi devam eden şiddet tehlikesi karşısında eşten ortak konuta dönmesi de beklenemez.

6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu veya önleyici tedbir kararı bulunması da önemlidir. Ancak tedbir kararının bulunmaması, şiddetin hiç yaşanmadığını veya ayrılığın mutlaka haksız olduğunu göstermez. Şiddet gören kişinin önceliği güvenliğini sağlamaktır; dönüş ihtarı, koruma kararına aykırı biçimde uygulanamaz. İlgili düzenlemeye 6284 sayılı Kanun’un resmî metninden ulaşılabilir.

Terk Sebebiyle Boşanmanın Şartları Nelerdir?

Terk nedeniyle boşanma kararı verilebilmesi için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir:

  1. Eşlerden biri ortak hayatı sona erdirmiş veya haklı neden olmaksızın ortak konuta dönmemiş olmalıdır.
  2. Ayrılık, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme amacı taşımalıdır.
  3. Davacı, hukuken terk edilen eş konumunda olmalıdır.
  4. Ayrılık en az altı ay sürmüş ve dava tarihinde devam ediyor olmalıdır.
  5. İlk dört aylık süre tamamlandıktan sonra hâkim veya noter aracılığıyla dönüş ihtarı gönderilmelidir.
  6. İhtarda eşe ortak konuta dönmesi için en az iki ay verilmelidir.
  7. İhtar usulüne uygun tebliğ edilmelidir.
  8. Davet samimi, güvenli ve fiilen uygulanabilir olmalıdır.
  9. Davalı eş haklı bir neden bulunmaksızın dönmemiş olmalıdır.

Bu koşullardan birinin eksik olması davanın reddine yol açabilir. Özellikle ihtarın erken gönderilmesi, dönüş adresinin belirsiz bırakılması, bağımsız ve hazır bir konut bulunmaması veya iki aylık süre dolmadan dava açılması uygulamada önemli sorunlara neden olur.

Dört Aylık ve İki Aylık Süreler Nasıl Hesaplanır?

TMK m.164’teki süre sistemi, terkin başlangıcından itibaren en az dört ay ve ihtarın tebliğinden sonra en az iki ay olmak üzere iki ayrı aşamadan oluşur.

AşamaUygulanacak temel kural
Terkin başlangıcıEşin ortak hayata son verdiği veya haklı neden olmadan dönmemeye başladığı tarih belirlenir.
İlk dört ayDördüncü ay tamamlanmadan TMK m.164 anlamında dönüş ihtarı istenemez.
İhtar ve tebligatDört ay tamamlandıktan sonra hâkim veya noter aracılığıyla ihtar gönderilir.
İki aylık dönüş süresiSüre, kural olarak usulüne uygun tebliğden sonra işlemeye başlar.
Davaİhtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz; ayrılık da en az altı ay sürmüş olmalıdır.

Dört ay, eşin evden çıktığı gün mü başlar?

Kural olarak süre, ortak hayatın terk amacıyla fiilen sona erdiği tarihten başlar. Ancak eş başlangıçta geçici ve haklı bir nedenle ayrılmışsa başlangıç tarihi ayrıca tartışılabilir. Haklı nedenin ortadan kalktığı ve buna rağmen eşin dönmediği tarih önem kazanabilir.

Bu nedenle dilekçede yalnızca “eşim altı aydır evde değil” denilmesi yeterli olmayabilir. Ayrılığın hangi tarihte, hangi olay üzerine ve hangi amaçla başladığı somutlaştırılmalıdır.

Dört ay dolmadan ihtar gönderilebilir mi?

TMK m.164 anlamındaki dönüş ihtarı dört aylık sürenin tamamlanmasından önce gönderilemez. Erken gönderilen ihtar, sonradan dört ayın ve iki ayın dolmasıyla kendiliğinden geçerli hâle gelmez.

Eşler bu süre içinde birbirleriyle iletişim kurabilir ve ortak hayatı yeniden kurmaya çalışabilir. Yasaklanan şey, kanuni dört aylık süre dolmadan terk davasının zorunlu unsuru olarak ihtar gönderilmesidir.

İhtarın gönderildiği tarih mi, tebliğ tarihi mi önemlidir?

İki aylık dönüş süresinin hesabında ihtarın davalı eşe usulüne uygun biçimde tebliği önem taşır. Noterden veya mahkemeden ihtar çıkarılmış olması tek başına iki aylık süreyi başlatmayabilir.

Tebligatın usulsüz olması, yanlış adrese çıkarılması veya muhataba hiç ulaşmaması davayı etkileyebilir. Davalı eşin usulsüz tebligatı öğrendiği tarih ve Tebligat Kanunu hükümleri somut dosya üzerinden ayrıca incelenmelidir.

Terk davasında hak düşürücü süre var mıdır?

Zina gibi belirli bir öğrenme veya fiil tarihinden başlayan özel hak düşürücü süre terk bakımından düzenlenmemiştir. Bununla birlikte terk hâlinin dava tarihinde devam etmesi ve kanuni ihtar sürecinin tamamlanması gerekir.

Eşlerin ortak hayatı gerçek anlamda yeniden kurması, davanın geri alınması veya yeni bir ayrılık yaşanması hâlinde önceki kronolojiye dayanılıp dayanılmayacağı ayrıca değerlendirilir. Yeni bir terk olayı varsa dört ve iki aylık sürelerin yeniden hesaplanması gerekebilir.

Eve Dön İhtarı Nasıl Gönderilir?

Terk sebebiyle boşanma davası açılmadan önce eşe hâkim veya noter aracılığıyla dönüş ihtarı gönderilmesi zorunludur. Sıradan mesaj, telefon görüşmesi, aile büyükleri aracılığıyla haber gönderilmesi veya avukatın adi yazısı TMK m.164’te aranan resmî ihtarın yerini tutmaz.

Mahkeme aracılığıyla ihtar nasıl istenir?

Mahkeme yolunun seçilmesi hâlinde talep, aile hukukundan doğan çekişmesiz yargı işi olarak aile mahkemesine sunulur. Aile mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla işlem yapar.

Hâkim, ihtar aşamasında boşanma davasının esasını çözmez. Talepte bulunan kişinin haklı olup olmadığını kesin biçimde belirlemeden, kanunda belirtilen uyarıyı yapar. İhtarın samimiyeti, ortak konutun elverişliliği, dönüşün neden gerçekleşmediği ve davacının terk edilen eş olup olmadığı asıl boşanma davasında ayrıntılı olarak incelenir.

Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda çekişmesiz yargı işleri arasında düzenlenmiştir.

Noter aracılığıyla ihtar gönderilebilir mi?

Evet. TMK m.164 uyarınca dönüş ihtarı noter aracılığıyla da gönderilebilir. Noter ihtarı, mahkeme ihtarının yanında kanunen kabul edilen alternatif bir yoldur.

Ancak noter ihtarının gönderilmiş olması, içeriğinin mutlaka geçerli olduğu anlamına gelmez. Noter, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını çözüp davetin samimi veya konutun uygun olduğuna karar vermez. Bu konular boşanma davasında mahkeme tarafından değerlendirilir.

Dönüş ihtarında hangi bilgiler bulunmalıdır?

İhtarın içeriği, davalı eşin ne yapması gerektiğini tereddütsüz anlayabileceği kadar açık olmalıdır. Somut olaya göre ihtarda şu bilgilere yer verilmesi gerekir:

  • Davet edilen eşin kimlik ve adres bilgileri
  • Ortak hayata dönülmesi istenen konutun açık adresi
  • İhtarın TMK m.164 kapsamında yapıldığı
  • Eşe dönmesi için en az iki ay süre verildiği
  • Süresi içinde dönmemesi hâlinde terk sebebiyle boşanma davası açılabileceği
  • Konutun dönüş için hazır ve erişilebilir olduğu
  • Anahtarın nereden ve nasıl temin edileceği
  • Gerekli yol ve ulaşım giderlerinin nasıl karşılandığı
  • Dönüşü fiilen güçleştiren bir engel bulunmadığı

Dönüş süresi belirli bir gün veya birkaç saatle sınırlandırılmamalıdır. Eş, kanunun tanıdığı iki aylık süreden yararlanabilmelidir.

Adresi bilinmeyen eşe ihtar yapılabilir mi?

Davalı eşin adresi makul araştırmalara rağmen belirlenemiyorsa kanundaki ve Tebligat Kanunu’ndaki şartlar çerçevesinde ilanen tebligat gündeme gelebilir. İlan, bilinen bir adres varken başvurulabilecek kolay bir yöntem değildir.

Adres araştırmasının yeterli yapılıp yapılmadığı, MERNİS adresi, yurt dışı adresi ve diğer tebligat imkânları incelenmelidir. Usulsüz biçimde ilana başvurulması ihtarın geçerliliğini etkileyebilir.

İhtar Edilen Ortak Konut Hangi Şartları Taşımalıdır?

Dönüş ihtarının geçerli olabilmesi için davet edilen konutun yalnızca kâğıt üzerinde bir adres olarak gösterilmesi yeterli değildir. Konutun ortak hayatın sürdürülmesine elverişli, ulaşılabilir ve davet tarihinde kullanıma hazır olması gerekir.

Konutun bağımsız olması zorunlu mudur?

Eşlerin aileleriyle birlikte yaşama konusunda anlaşmaları mümkündür. Ancak taraflar arasında eşin ailesinin müdahalesinden kaynaklanan uyuşmazlık bulunuyorsa, davet edilen eşin aynı aile ortamına dönmeye zorlanması ihtarın samimiyetini ve uygulanabilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.

Yargı uygulamasında bağımsız konut sağlanıp sağlanmadığı; evin fiziksel durumu, tarafların önceki yaşam biçimi, aile müdahalesi, ekonomik imkânlar ve güvenlik koşullarıyla birlikte değerlendirilir. Her aile büyüğüyle aynı binada oturmak otomatik olarak geçersizlik sebebi değildir; fakat ortak hayata dönmeyi gerçekçi biçimde engelleyen koşullar göz ardı edilemez.

Ortak konut tek taraflı seçilebilir mi?

TMK m.186 uyarınca eşler oturacakları konutu birlikte seçer. Bu nedenle daha önce hiç birlikte yaşanmamış bir konutun tek taraflı olarak kiralanıp diğer eşin oraya çağrılması her olayda geçerli kabul edilmeyebilir.

Önceki ortak konutun sona ermiş olması, satılması, kira ilişkisinin bitmesi veya güvenli olmaması hâlinde yeni konut gerekebilir. Bu durumda konutun neden değiştirildiği, diğer eşin görüşünün alınıp alınmadığı ve yeni yerin ortak yaşam için makul olup olmadığı değerlendirilir.

Evin anahtarı nasıl teslim edilmelidir?

Davet edilen eşin konuta fiilen girebilmesi sağlanmalıdır. Anahtarın hiç verilmemesi, nereden alınacağının belirsiz bırakılması veya anahtarın aralarında ciddi husumet bulunan üçüncü bir kişide tutulması dönüşü güçleştirebilir.

İhtarda anahtarın teslim yöntemi açıkça gösterilmeli; davet eden eş de dönüşü kabul etmeye hazır olmalıdır. Kapı kilidinin değiştirilmesi veya eşin geldiğinde eve alınmaması davacının samimi olmadığını gösterebilir.

Yol gideri gönderilmesi gerekir mi?

Davet edilen eş başka şehirde veya ülkede bulunuyorsa, ortak konuta dönmesi için gerekli makul ulaşım giderlerinin karşılanması gerekebilir. Yol giderinin miktarı, ödeme yöntemi ve eşin paraya ne zaman ulaşabildiği önemlidir.

Sembolik veya gerçek ulaşım maliyetini karşılamayan bir ödeme yeterli görülmeyebilir. Davet edilen eşin ekonomik durumu ve bulunduğu yer dikkate alınarak fiilen dönüşü mümkün kılan bir yöntem kullanılmalıdır.

Dönüş Davetinin Samimi Olması Ne Anlama Gelir?

İhtar, yalnızca ileride boşanma davası açabilmek için tamamlanan şekli bir işlem olmamalıdır. Davet eden eşin gerçek amacı ortak hayatı yeniden kurmak olmalıdır.

Samimiyet değerlendirmesinde şu hususlar önem taşıyabilir:

  • İhtar öncesi ve sonrasındaki mesajların içeriği
  • Davacının aynı zamanda “seni eve almayacağım” gibi beyanlarda bulunması
  • Konutta başka biriyle yaşamaya başlanması
  • Anahtarın verilmemesi veya kilidin değiştirilmesi
  • Devam eden şiddet ve tehditler
  • Aynı dönemde açılmış başka boşanma davaları
  • Davet edilen konutun gerçekte hazır olmaması
  • Davacının davalı geldiğinde konuta girişini engellemesi
  • Davetin yalnızca usul şartı oluşturmak amacıyla yapıldığını gösteren diğer davranışlar

İhtar gönderilmesi, kural olarak ihtardan önceki bazı olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirmeye yol açabilir. Çünkü ortak hayatı sürdürmeye çağıran eş, önceki olaylara rağmen evliliğe devam etmek istediğini açıklamaktadır. Bunun tazminat ve kusur iddialarına etkisi, ihtarın içeriği ve dosyanın bütünü içinde incelenmelidir.

İhtarı Alan Eş Ne Yapabilir?

İhtarı alan eş, belgeyi görmezden gelmemeli; tebliğ tarihini, belirtilen adresi, dönüş şartlarını ve ayrılığın nedenini birlikte değerlendirmelidir.

Davalı eş:

  • İki aylık süre içinde samimi biçimde ortak konuta dönebilir.
  • Dönüşünü engelleyen koşulların kaldırılmasını isteyebilir.
  • Anahtar, yol gideri veya açık adres eksikliğini yazılı olarak bildirebilir.
  • Şiddet, tehdit veya koruma kararı gibi haklı dönmeme nedenlerini belgeleyebilir.
  • Konuta dönmek üzere yaptığı girişimi noter, kolluk, mesaj veya tanıkla kayıt altına alabilir.
  • İhtarın erken, belirsiz veya uygulanamaz olduğunu asıl davada savunabilir.

İhtara cevap verilmemesi tek başına boşanma kararı verilmesi anlamına gelmez. Bununla birlikte haklı dönmeme nedenleri ve dönüş girişimleri zamanında belgelenmezse sonradan ispat güçlüğü doğabilir.

Eşin Eve Dönmesi Terk Süresini Keser mi?

Eşin samimi biçimde dönmesi ve ortak hayatın fiilen yeniden kurulması, terk hâlini sona erdirebilir. Kısa süreli, görünüşte veya yalnızca dava açılmasını engelleme amacı taşıyan ziyaretler ise her zaman gerçek dönüş kabul edilmez.

Mahkeme dönüşün niteliğini belirlerken:

  • Eşin konutta ne kadar kaldığını,
  • Eşyalarını getirip getirmediğini,
  • Ortak yaşam iradesi gösterip göstermediğini,
  • Dönüşün taraflarca kabul edilip edilmediğini,
  • Dönüşten hemen sonra neden yeniden ayrıldığını,
  • Tarafların mesaj ve davranışlarını

birlikte değerlendirebilir.

Eş gerçekten dönmek istediği hâlde davet eden tarafından eve alınmazsa terk sorumluluğunun yönü değişebilir. Bu nedenle hem dönüş girişiminin hem de engellemenin delillendirilmesi önemlidir.

Terk Sebebiyle Boşanmada İspat Yükü Kimdedir?

Genel ispat kuralı uyarınca taraflardan her biri, kendi lehine hukuki sonuç bağladığı vakıaları ispatlamalıdır. Davacı; geçerli bir evliliğin bulunduğunu, ortak hayatın sona erdiğini, ayrılık süresini, usulüne uygun ihtarı, tebligatı ve davalının dönmediğini ortaya koymalıdır.

Davalı ise ayrılmanın veya dönmemenin haklı sebebe dayandığını, konutun uygun olmadığını, davetin samimi bulunmadığını, dönüşün engellendiğini veya usul şartlarının oluşmadığını gösteren delillere dayanabilir.

Mahkeme, yalnızca tarafların “terk etti” veya “beni kovdu” şeklindeki nitelendirmeleriyle bağlı değildir. Somut olayların nasıl gerçekleştiğini ve hukuken hangi tarafın terk eden konumunda olduğunu belirler.

Hangi Deliller Kullanılabilir?

Terk iddiası ve savunması aşağıdaki delillerle desteklenebilir:

  • Mahkeme veya noter ihtarı
  • Tebligat mazbatası ve tebligat kayıtları
  • Nüfus ve adres kayıtları
  • Kira sözleşmesi ve tapu kayıtları
  • Anahtar teslim tutanakları
  • Yol gideri ödeme belgeleri
  • Banka dekontları
  • Kolluk tutanakları
  • 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir dosyaları
  • Hastane kayıtları ve sağlık raporları
  • Mesajlar, e-postalar ve sosyal medya yazışmaları
  • Apartman veya site giriş kayıtları
  • Hukuka uygun kamera kayıtları
  • Tanık anlatımları
  • Önceki boşanma, ceza veya aile mahkemesi dosyaları
  • Konutun durumunu gösteren fotoğraf ve belgeler

Delilin yalnızca varlığı değil, hangi vakıayı ispatladığı da açıklanmalıdır. Örneğin kira sözleşmesi evin kiralandığını gösterebilir; fakat evin döşenmiş, güvenli ve dönüşe hazır olduğunu tek başına ispatlamayabilir.

WhatsApp Mesajları ve Dijital Kayıtlar Delil Olabilir mi?

Hukuka uygun elde edilmiş mesajlar, ayrılık nedenini, dönüş iradesini, anahtar teslimini, tehditleri veya davetin samimiyetsizliğini gösterebilir. Mesajların yalnızca seçilmiş birkaç ekran görüntüsü yerine tarih, kişi ve konuşma bütünlüğünü gösterecek şekilde sunulması daha sağlıklı olur.

Eşin şifresini kırmak, hesabına gizlice girmek, casus yazılım kullanmak veya hukuka aykırı biçimde özel verilerini ele geçirmek delil yasağına ve başka hukuki sorumluluklara yol açabilir. HMK m.189 uyarınca hukuka aykırı elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz.

Ses kaydı bakımından da her olay aynı değildir. Kişinin tesadüfen muhatabı olduğu ve başka türlü ispat imkânının bulunmadığı ani bir olay ile önceden planlanmış sistematik gizli kayıt aynı biçimde değerlendirilmeyebilir. Delilin elde ediliş yöntemi somut olay özelinde incelenmelidir.

Tanıklar Terk Davasında Neyi Anlatmalıdır?

Tanıkların doğrudan gördüğü veya duyduğu olayları anlatması gerekir. “Eşini terk etmiş” şeklindeki hukuki değerlendirme yerine şu tür somut bilgiler önemlidir:

  • Eşin hangi tarihte ve hangi olay üzerine evden ayrıldığı
  • Evden kovulup kovulmadığı
  • Eşyalarını alıp almadığı
  • Tarafların sonradan bir araya gelip gelmediği
  • Davet edilen konutun hazır olup olmadığı
  • Dönüş girişiminin engellenip engellenmediği
  • Şiddet, tehdit veya aile müdahalesi bulunup bulunmadığı
  • Tarafların ortak hayatı sürdürme iradeleri

Tarafların annesi, babası veya kardeşi tanık olabilir. Akrabalık tek başına tanıklığa engel değildir. Bununla birlikte mahkeme, tanığın olayları doğrudan bilip bilmediğini, anlatımın diğer delillerle uyumunu ve güvenilirliğini değerlendirir.

Terk Sebebiyle Boşanma Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

Dava dilekçesinde genel ifadeler yerine olayların kronolojisi ve her iddianın delil bağlantısı açıklanmalıdır. Dilekçede özellikle şu hususlara yer verilmesi gerekir:

  • Tarafların kimlik ve adres bilgileri
  • Evlilik tarihi ve müşterek çocuklara ilişkin bilgiler
  • Son ortak konut
  • Terkin başlangıç tarihi ve nedeni
  • Davacının neden terk edilen eş olduğu
  • Ayrılığın kesintisiz devam ettiği
  • İhtarın hangi tarihte ve hangi makam aracılığıyla gönderildiği
  • İhtarın tebliğ tarihi
  • Ortak konutun açık adresi ve dönüş için hazır oluşu
  • Anahtar ve yol giderine ilişkin işlemler
  • Davalının dönmediği ve varsa dönmeme gerekçesi
  • Boşanma, velayet, nafaka ve tazminat talepleri
  • Geçici tedbir talepleri
  • Her vakıanın hangi delille ispatlanacağı
  • Hukuki sebepler ve açık sonuç talepleri

Dava dilekçesindeki eksik vakıaların sonradan ileri sürülmesi usul kuralları nedeniyle mümkün olmayabilir. Genel dava açma süreci hakkında boşanma davası nasıl açılır rehberinden yararlanılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Terk sebebiyle boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Aile mahkemelerinin görev alanı 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’da düzenlenmiştir.

Yetkili mahkeme, TMK m.168 uyarınca:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
  • Eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

“Yerleşim yeri”, geçici olarak bulunulan yerden farklıdır. Dava açılmadan önce adres ve fiilî yaşam düzeni birlikte değerlendirilmelidir. Bursa’daki adli birimlere ilişkin bilgiler için Bursa adliyeleri rehberi incelenebilir.

Mahkeme yoluyla ihtar talebinin görev ve yetki kuralları ile asıl boşanma davasının yetki kuralları birbirinden ayrılmalıdır. Noter ihtarı kullanılmış olması da boşanma davasının istenilen herhangi bir yerde açılabileceği anlamına gelmez.

Yargılama Süreci Nasıl İlerler?

Dava, dilekçenin görevli ve yetkili aile mahkemesine sunulması ve gerekli harç ile gider avansının yatırılmasıyla açılır. Ardından dava dilekçesi davalıya tebliğ edilir ve dilekçeler aşaması tamamlanır.

Genel süreç şu şekildedir:

  1. Dava dilekçesinin sunulması
  2. Dilekçenin davalıya tebliği
  3. Cevap ve varsa karşı dava
  4. Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri
  5. Ön inceleme duruşması
  6. Uyuşmazlık konularının belirlenmesi
  7. Delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi
  8. Gerekirse sosyal ve ekonomik durum araştırması
  9. Çocuk varsa sosyal inceleme ve uzman değerlendirmesi
  10. Sözlü yargılama
  11. Gerekçeli karar
  12. İstinaf, gerekiyorsa temyiz ve kesinleşme

Yargılama süresi; tebligat, taraf sayısı, yurt dışı işlemleri, deliller, tanıklar, bilirkişi veya sosyal inceleme ihtiyacı ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişir. “Terk davası altı ayda biter” şeklinde sabit bir süre vermek mümkün değildir.

UYAP imkânları ve dosya işlemleri hakkında Adalet Bakanlığı UYAP Vatandaş Portalı üzerinden bilgi alınabilir.

Dava Devam Ederken Hangi Geçici Tedbirler İstenebilir?

TMK m.169 uyarınca hâkim, boşanma davası açıldığında eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımı hakkında gerekli geçici önlemleri alabilir.

Somut olaya göre şu talepler gündeme gelebilir:

  • Müşterek çocuğun geçici velayeti
  • Çocuk ve eş için tedbir nafakası
  • Ortak konutun geçici olarak bir eşe tahsisi
  • Çocukla geçici kişisel ilişki düzeni
  • Malvarlığı değerlerinin korunmasına yönelik tedbirler
  • Şiddet tehlikesi varsa 6284 sayılı Kanun kapsamındaki önlemler

Terk eden eşin aileden ayrı yaşaması, çocuğun velayetini otomatik olarak kaybetmesine neden olmaz. Geçici ve nihai velayette temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Ayrıntılı ölçütler velayet davası rehberinde açıklanmaktadır.

Terk Sebebiyle Boşanmada Nafaka İstenebilir mi?

Evet. Şartları varsa tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve çocuk için iştirak nafakası talep edilebilir.

Tedbir nafakası dava süresince eşin ve çocuğun geçimine yönelik geçici bir önlemdir. Yoksulluk nafakası için talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. İştirak nafakası ise velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır.

Terk eden eşin her durumda hiçbir nafaka alamayacağı söylenemez. Hangi tarafın hukuken terk eden olduğu, kusur derecesi, ekonomik koşullar ve nafaka türü ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Nafaka türleri arasındaki farklar nafaka rehberinde ele alınmaktadır.

Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edilebilir mi?

Terk sebebiyle boşanma davasında TMK m.174 şartları varsa maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Maddi tazminat için boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eşin, kusurlu eşten talepte bulunması gerekir.

Manevi tazminat için boşanmaya sebep olan olayların talepte bulunan eşin kişilik haklarına saldırı oluşturması aranır. Terk davranışı, olayın biçimine göre kişilik haklarına saldırı oluşturabilir; ancak her terk olayı kendiliğinden manevi tazminat doğurmaz.

İhtarın önceki olayların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirilmesi tazminat taleplerini etkileyebilir. Bu nedenle tazminat dayanaklarının ihtar öncesi ve sonrası olarak ayrılması gerekebilir. Konuya ilişkin ayrıntılar boşanmada maddi ve manevi tazminat rehberinde bulunmaktadır.

Terk Velayeti Nasıl Etkiler?

Terk, velayetin otomatik olarak diğer eşe verilmesini sağlamaz. Mahkeme, eşlerin birbirlerine yönelik kusurundan bağımsız olarak çocuğun üstün yararını esas alır.

Bununla birlikte eşin çocuğu da bırakıp uzun süre ilgilenmemesi, bakım sorumluluğunu yerine getirmemesi veya çocuğun düzenini bozması velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Buna karşılık güvenlik nedeniyle çocukla birlikte evden ayrılmak, tek başına velayet aleyhine yorumlanamaz.

Mahkeme çocuğun yaşı, bakım düzeni, ebeveynlerle ilişkisi, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, yaşam koşulları ve gerektiğinde çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir.

Terk Mal Paylaşımını Etkiler mi?

Terk nedeniyle boşanma kararı verilmesi, eşlerin edinilmiş mallarının doğrudan kusur oranına göre paylaştırılacağı anlamına gelmez. Mal rejiminin tasfiyesi, kural olarak TMK’nın mal rejimi hükümlerine göre ayrı değerlendirilir.

Mal paylaşımı davasında malların edinilme tarihi, kişisel mal veya edinilmiş mal niteliği, katkılar, borçlar ve tasfiye tarihi önemlidir. Terk eden eşin kusurlu bulunması, tek başına katılma alacağını ortadan kaldırmaz.

Ortak konutun kimin adına kayıtlı olduğu, aile konutu şerhi ve tasarruf işlemleri ayrıca incelenmelidir. Bu konularda boşanmada mal paylaşımı ve aile konutu şerhi rehberleri tamamlayıcıdır.

Terk ile Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Arasındaki Fark Nedir?

Terk, TMK m.164’te düzenlenen özel bir boşanma sebebidir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise TMK m.166’da düzenlenen genel boşanma sebebidir.

Terk sebebiyle boşanmaEvlilik birliğinin temelinden sarsılması
Özel boşanma sebebidir.Genel boşanma sebebidir.
Dört ay, ihtar ve iki ay şartları aranır.Terk ihtarı zorunlu değildir.
Usulüne uygun ihtar davanın zorunlu unsurudur.Evliliği çekilmez hâle getiren olaylar ispatlanır.
Şartlar oluştuğunda ayrıca çekilmezlik araştırılmaz.Ortak hayatın sürdürülmesinin beklenemeyeceği gösterilmelidir.
Davayı hukuken terk edilen eş açabilir.Davacı, ileri sürdüğü genel boşanma vakıalarına dayanır.

Terk şartları oluşmamışsa eşin evden ayrılması başka olaylarla birlikte TMK m.166 kapsamında ileri sürülebilir. Ancak evden ayrılma tek başına otomatik kusur veya boşanma sebebi değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2010 E., 2025/366 K., 16.01.2025 tarihli kararında, terke dayalı dava bulunmadığı ve kadının başka kusuru ispatlanamadığı hâlde yalnızca aile konutundan ayrılma gerekçesiyle kusur yüklenmesi doğru bulunmamıştır. Kararın kapsamı, terke dayalı dava yoksa terk kusuru yüklenemeyeceğine ilişkin incelemede görülebilir.

Genel boşanma sebebinin şartları hakkında evlilik birliğinin temelinden sarsılması rehberi incelenebilir.

Terk ve Genel Boşanma Sebeplerine Birlikte Dayanılabilir mi?

Somut olay elveriyorsa dava dilekçesinde birden fazla hukuki sebebe terditli veya birlikte dayanılması mümkün olabilir. Örneğin öncelikle TMK m.164 kapsamındaki terk, koşullarının oluşmadığı kanaatine varılması hâlinde ise usulüne uygun ileri sürülen başka olaylar üzerinden TMK m.166 değerlendirilebilir.

Bunun için yalnızca kanun maddelerinin yazılması yeterli değildir. Her dava sebebine dayanak olan vakıaların, tarihlerin ve delillerin dilekçede açıklanması gerekir. Hâkim hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar; fakat tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden oluşturamaz.

Daha Önce Açılan Boşanma Davası İhtarı Etkiler mi?

Devam eden veya kısa süre önce sonuçlanmış boşanma davaları, dönüş çağrısının samimiyeti bakımından önem taşıyabilir. Bir eşin aynı anda hem boşanmak istediğini ileri sürmesi hem de ortak hayatı gerçekten sürdürmek istediğini söylemesi arasında çelişki bulunabilir.

Ancak önceki davanın varlığı her durumda sonsuza kadar ihtar gönderilmesini engellemez. Davanın sona erme biçimi, tarafların sonraki davranışları, barışma girişimleri ve yeni bir ortak hayat iradesinin oluşup oluşmadığı değerlendirilir.

Önceki boşanma davasından feragat edilmişse, feragat tarihine kadar gerçekleşen olayların yeni davada kullanılmasına ilişkin kesin hüküm ve affetme sorunları ortaya çıkabilir. Boşanma davasından vazgeçme ve feragat arasındaki farklar bu nedenle önemlidir.

Terk Davasından Önce Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Hayır. Boşanma davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılması gerekmez. Evlilik, tarafların özel anlaşmasıyla veya arabuluculuk belgesiyle sona ermez; boşanma için mahkeme kararı gerekir.

Eşler nafaka, tazminat, çocukların durumu ve diğer sonuçlar üzerinde uzlaşırsa davanın anlaşmalı boşanmaya dönüşmesi mümkün olabilir. Bunun için TMK m.166/3 şartlarının bulunması, evliliğin en az bir yıl sürmesi, tarafların hâkim tarafından bizzat dinlenmesi ve düzenlemenin uygun bulunması gerekir.

Şiddet veya şiddet tehlikesi içeren uyuşmazlıklarda uzlaşma baskısı kurulması doğru değildir. Koruyucu tedbirler ve güvenlik, boşanma müzakerelerinden bağımsız biçimde ele alınmalıdır.

Harçlar ve Yargılama Giderleri Nasıl Belirlenir?

Terk sebebiyle boşanma davası açılırken maktu başvuru ve karar harcı ile gider avansı yatırılır. Tebligat, tanık, posta, müzekkere, sosyal inceleme, bilirkişi ve gerektiğinde tercüme giderleri dosyanın kapsamına göre değişebilir.

Harç ve gider miktarları her yıl güncellendiğinden sabit bir tutar verilmesi doğru değildir. Dava tarihindeki Harçlar Kanunu tarifesi ve gider avansı tarifesi kontrol edilmelidir.

Ekonomik durumu yargılama giderlerini karşılamaya uygun olmayan kişi, şartları varsa adli yardım talep edebilir. Mahkeme; gelir, malvarlığı, giderler ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olup olmadığını değerlendirir.

İstinaf, Temyiz ve Kesinleşme Süreci Nasıldır?

Aile mahkemesinin gerekçeli kararına karşı, kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren kural olarak iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı kanunda temyiz yolu açıksa yine tebliğden itibaren iki haftalık süre uygulanır.

Boşanma hükmü kesinleşmeden evlilik sona ermez. Taraflar yalnızca nafaka, tazminat veya velayet yönünden başvuru yapsa bile kararın hangi bölümlerinin kesinleştiği dikkatle incelenmelidir.

Dava süresince hükmedilen tedbir nafakası gibi geçici kararlar, boşanma hükmünün kesinleşmesini beklemeden uygulanabilir. Buna karşılık aile ve kişi hukukuna ilişkin nihai hükümlerin icrasında kesinleşme şartı ayrıca gözetilir.

Feragat, Davayı Geri Alma ve Kabul Nasıl Sonuç Doğurur?

Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar boşanma talebinden feragat edebilir. Feragat karşı tarafın rızasına bağlı değildir ve kural olarak kesin hüküm benzeri sonuç doğurur. Feragat tarihinden önceki aynı vakıalara dayanılarak yeniden dava açılması önemli bir hak kaybı yaratabilir.

Davanın geri alınması ise dava dilekçesi davalıya tebliğ edildikten sonra davalının açık rızasını gerektirir. Geri alma hâlinde dava açılmamış sayılır.

Davalının davayı kabul etmesi, hâkimin boşanma sebebini inceleme yetkisini ortadan kaldırmaz. Boşanma kamu düzenini ilgilendirdiğinden tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz. Şartları varsa tarafların anlaşması TMK m.166/3 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

Taraflar boşanmanın ferileri konusunda sulh olabilir; fakat yalnızca sulh sözleşmesiyle evliliği sona erdiremez.

Yargıtay Uygulamasında Hangi İlkeler Öne Çıkar?

Yargıtay uygulamasında terk davaları yalnızca süre hesabına indirgenmemektedir. İhtarın şeklen düzenlenmiş olması yanında davetin gerçek, samimi ve uygulanabilir olması aranır.

Kararlarda öne çıkan genel ilkeler şunlardır:

  • Davayı yalnızca hukuken terk edilen eş açabilir.
  • Eşini evden kovan veya dönüşünü engelleyen kişi terk eden sayılabilir.
  • Dört ay dolmadan gönderilen ihtar geçerli dava şartı oluşturmaz.
  • İhtarın tebliğinden sonra iki ay dolmadan dava açılamaz.
  • Davet edilen konutun açıkça belirlenmesi ve dönüşe hazır olması gerekir.
  • Eşin konuta fiilen girebilmesi için anahtar ve erişim imkânı sağlanmalıdır.
  • Gerekiyorsa makul yol gideri karşılanmalıdır.
  • Devam eden şiddet veya ciddi güvenlik tehlikesi haklı dönmeme nedeni olabilir.
  • İhtar ortak hayatı sürdürme bakımından samimi olmalıdır.
  • İhtar öncesindeki bazı olaylar, davet nedeniyle affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış kabul edilebilir.
  • Kısa ve göstermelik ziyaret ile ortak hayatın gerçek anlamda yeniden kurulması birbirinden ayrılır.
  • Terke dayalı dava bulunmadan aile konutundan ayrılma her durumda terk kusuru olarak yüklenemez.

Yargıtay kararları somut olayın koşullarına göre verilir. Bir karardaki ilke, olayların ve usul durumunun farklı olduğu başka bir dosyaya otomatik olarak uygulanamaz. Karar künyeleri ve metinleri Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden kontrol edilmelidir.

Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?

Terk sebebiyle boşanma davalarında en sık karşılaşılan hatalar şunlardır:

  • Eş evden çıkar çıkmaz ihtar göndermek
  • Dört aylık süreyi ihtarın tebliğ tarihiyle karıştırmak
  • İhtardan sonra iki ay dolmadan dava açmak
  • Adi mesaj veya avukat yazısını kanuni ihtar sanmak
  • Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını kontrol etmemek
  • Ortak konutun açık adresini göstermemek
  • Hazır olmayan veya başkasının kullandığı eve davet göndermek
  • Anahtar ve erişim yöntemini belirsiz bırakmak
  • Başka şehirdeki eşin ulaşım giderini karşılamamak
  • Şiddet gören veya evden kovulan kişiyi terk eden eş olarak nitelendirmek
  • İhtar gönderirken önceki olayların kusur ve tazminat taleplerine etkisini değerlendirmemek
  • Devam eden boşanma davasına rağmen çelişkili biçimde ihtar göndermek
  • Göstermelik dönüş ile gerçek dönüşü ayıracak delilleri toplamamak
  • Terk ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını birbirine karıştırmak
  • Velayet, nafaka, tazminat ve geçici tedbir taleplerini dilekçede eksik bırakmak

Bu davalarda sürenin dolmuş olması tek başına yeterli değildir. İhtar metni, tebligat, konut, anahtar, ulaşım gideri, davetin samimiyeti ve haklı dönmeme savunması bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Mevzuat Dayanağı

Terk sebebiyle boşanmanın temel dayanağı TMK m.164’tür. Madde; gerçek terk, haklı sebep olmadan ortak konuta dönmeme, eşini terke zorlama, dönüşü engelleme, altı aylık süre ve ihtar şartlarını düzenler.

TMK m.185 eşlerin birlikte yaşama, birbirine sadık kalma ve yardımcı olma yükümlülüklerini; TMK m.186 konutun eşlerce birlikte seçilmesini; TMK m.168 boşanma davalarındaki yetkiyi; TMK m.169 geçici önlemleri düzenler.

HMK’nın dava dilekçesi, cevap, delil, ispat, hukuka aykırı delil yasağı ve kanun yollarına ilişkin hükümleri yargılamada uygulanır. Mahkeme aracılığıyla dönüş ihtarı ise çekişmesiz yargı işi niteliğindedir.

4787 sayılı Kanun, aile mahkemelerinin görevini ve aile hukuku uyuşmazlıklarında yararlanılabilecek uzmanlık mekanizmalarını düzenler. Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan olaylarda 6284 sayılı Kanun hükümleri ayrıca uygulanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır, henüz terk sebebiyle boşanmanın kanuni süreleri tamamlanmamıştır. TMK m.164 kapsamında ilk olarak terkin en az dört ay sürmesi gerekir. Dört ay dolduktan sonra hâkim veya noter aracılığıyla dönüş ihtarı gönderilebilir. İhtarın usulüne uygun tebliğinden sonra da en az iki ay beklenmelidir. Bununla birlikte şiddet, tehdit veya başka boşanma sebepleri varsa bunlara dayanılarak farklı bir hukuki yol değerlendirilmesi mümkündür.

Her zaman açılamaz. Altı aylık fiilî ayrılık tek başına yeterli değildir. İlk dört ay tamamlandıktan sonra hâkim veya noter aracılığıyla geçerli bir ihtar gönderilmeli, ihtar tebliğ edilmeli ve tebliğden sonra en az iki ay geçmelidir. İhtar hiç gönderilmemişse altı ayın dolması bu eksikliği gidermez.

Süre, kural olarak eşin ortak hayatı terk amacıyla fiilen sona erdirdiği tarihten başlar. Eş başlangıçta hastalık, geçici iş görevi veya tarafların anlaşması gibi haklı bir nedenle ayrılmışsa başlangıç tarihi farklı değerlendirilebilir. Haklı nedenin sona ermesine rağmen ortak konuta dönmeme tarihi önem kazanabilir.

Hayır. WhatsApp mesajı, TMK m.164’te aranan resmî dönüş ihtarının yerini tutmaz. İhtarın hâkim veya noter aracılığıyla gönderilmesi gerekir. Mesajlar yine de tarafların dönüş iradesini, ayrılık nedenini veya ihtarın samimiyetini gösteren yardımcı delil olarak değerlendirilebilir.

Avukatın adi yazısı tek başına yeterli değildir. Avukat tarafından hazırlanmış ihtar metni noter aracılığıyla tebliğ edilirse noter ihtarı olarak kullanılabilir. Önemli olan ihtarın TMK m.164’te belirtilen makam ve usulle gönderilmesi, içeriğinin kanuni şartları taşımasıdır.

İkisi de kanunen geçerli yollardır. TMK m.164, ihtarın hâkim veya noter tarafından yapılabileceğini düzenler. Seçilen makamdan çok ihtarın zamanında gönderilmesi, doğru kişiye tebliğ edilmesi, açık dönüş adresi ve iki aylık süre içermesi, ayrıca davetin samimi ve uygulanabilir olması önemlidir.

Hayır. Dört aylık kanuni süre dolmadan gönderilen ihtar, sürenin daha sonra tamamlanmasıyla kendiliğinden geçerli hâle gelmez. Terk davası bakımından yeni ve zamanında bir ihtar gönderilmesi gerekebilir. Süre hesabında terkin gerçek başlangıç tarihinin doğru belirlenmesi önemlidir.

Kural olarak hayır. İki aylık dönüş süresi, ihtarın davalı eşe usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Noterde düzenleme veya postaya verme tarihi tek başına yeterli değildir. Tebligatın iade edilmesi, usulsüz yapılması veya yanlış adrese gönderilmesi ayrıca incelenir.

Evet, fakat önce adresin belirlenmesi için makul araştırmalar yapılmalıdır. MERNİS adresi, bilinen son adres, yurt dışı adresi ve diğer tebligat imkânları incelenir. Adres hiçbir şekilde bulunamıyorsa gerekli koşullarla ilan yoluyla tebligat gündeme gelebilir. Bilinen adrese başvurmadan doğrudan ilan yapılması usul sorunu doğurabilir.

İhtar, eşin yurt dışındaki açık adresine uluslararası tebligat kuralları çerçevesinde gönderilebilir. Tebligatın tamamlanması ülkeden ülkeye değişen süreler alabilir. İki aylık dönüş süresinin hesabında yalnızca ihtarın Türkiye’den gönderildiği tarih esas alınmaz; tebliğ işlemi ve gerekiyorsa ulaşım giderleri de değerlendirilir.

Bu çağrı her durumda geçerli sayılmaz. Eşler daha önce aileyle birlikte yaşamayı kabul etmiş olabilir. Ancak aile müdahalesi, hakaret, baskı veya ciddi geçimsizlik nedeniyle ayrılık yaşanmışsa aynı ortama davet etmek gerçekçi ve samimi bulunmayabilir. Ortak yaşamın sürdürülebileceği bağımsız bir konut gerekip gerekmediği somut koşullara göre değerlendirilir.

Hayır. Konutun davet eden eşin mülkiyetinde olması zorunlu değildir; kiralık konut da olabilir. Önemli olan konutun ortak hayat için elverişli, kullanıma hazır, hukuken ve fiilen erişilebilir olmasıdır. Kira ilişkisinin gerçekliği ve konutta başka kişilerin yaşayıp yaşamadığı incelenebilir.

Mümkündür, ancak yeni konutun seçilme biçimi önemlidir. Eşler oturacakları konutu kural olarak birlikte seçer. Yeni konutun tek taraflı seçilmesi, diğer eş için elverişsiz veya güvenli olmaması ihtarı tartışmalı hâle getirebilir. Önceki konutun neden kullanılamadığı ve yeni evin ortak hayat için uygunluğu açıklanmalıdır.

Etkileyebilir. Davet edilen eşin ortak konuta fiilen nasıl gireceği anlaşılmıyorsa ihtar uygulanamaz hâle gelebilir. Anahtarın kimde olduğu, nereden alınacağı ve eşin geldiğinde konuta kabul edilip edilmeyeceği açık olmalıdır. Anahtar sorunu her dosyada diğer koşullarla birlikte değerlendirilir.

Eşin bulunduğu yer ve ekonomik koşulları nedeniyle dönüş için ulaşım giderine ihtiyaç duyuluyorsa makul yol giderinin karşılanması gerekebilir. Gönderilen tutarın gerçek ulaşım maliyetini karşılaması ve eşin paraya ulaşabilmesi önemlidir. Aynı şehirde ve ekonomik imkânı bulunan eş bakımından değerlendirme farklı olabilir.

Hayır. Devam eden şiddet, tehdit veya ciddi güvenlik tehlikesi haklı dönmeme nedeni oluşturabilir. Koruma kararının varlığı önemli bir delildir; ancak koruma kararı bulunmaması da şiddetin yaşanmadığını göstermez. Güvenlik riski varsa ihtara uymak uğruna tehlikeli ortama dönülmemelidir ve durum hukuka uygun delillerle belgelenmelidir.

İhtar gönderilmesi, uzaklaştırma kararını veya konuta yaklaşmama tedbirini ortadan kaldırmaz. İhtarın içeriği mevcut tedbirle çelişiyorsa davetin uygulanabilirliği ve samimiyeti ciddi biçimde tartışılır. Tedbir kararının kapsamı ve süresi incelenmeden ortak konuta dönüş sağlanmaya çalışılmamalıdır.

Bir gecelik veya göstermelik ziyaret her zaman ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez. Mahkeme dönüşün samimi olup olmadığını, eşin eşyalarını getirip getirmediğini, tarafların birlikte yaşam iradesini ve yeniden ayrılma nedenini inceler. Gerçek bir barışma ve ortak yaşam kurulmuşsa önceki terk sona erebilir.

Kolluk tutanağı, noter tespiti, apartman görevlisi veya komşu tanıklığı, giriş kayıtları, kamera görüntüsü ve olay anındaki mesajlar kullanılabilir. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi gerekir. Dönüş girişiminin tarih ve saatinin, adrese gidildiğinin ve konuta kabul edilmediğinizin mümkün olduğunca açık belgelenmesi önemlidir.

Kanunda ihtara cevap verme zorunluluğu yoktur. Ancak haklı dönmeme nedeni, yanlış adres, anahtar eksikliği, yol gideri veya güvenlik sorunu varsa bunların süresi içinde yazılı olarak bildirilmesi ispat açısından yararlı olabilir. Cevap vermemek, davanın otomatik kabulü anlamına gelmez.

Çocukları görmek, ortak evlilik hayatına dönmekten farklıdır. Kişisel ilişki amacıyla yapılan ziyaretler tek başına eşler arasındaki ortak hayatın yeniden kurulduğunu göstermez. Bununla birlikte ziyaretlerin niteliği, eşlerin aynı konutta kalıp kalmadığı ve barışma iradeleri dosya kapsamında değerlendirilebilir.

Hayır. Terk olayı velayeti kendiliğinden belirlemez. Mahkeme çocuğun bakım düzenini, ebeveynlerle ilişkisini, güvenliğini, yaşını, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını esas alır. Çocuğu uzun süre aramamak veya bakım giderlerine katılmamak önemli olabilir; ancak nihai ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

Her durumda alamaz veya her durumda alır denilemez. Öncelikle hangi eşin hukuken terk eden olduğu ve kusur derecesi belirlenir. Yoksulluk nafakası isteyen eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmesi ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması gerekir. Evden ayrılmak, özellikle haklı neden varsa, otomatik ağır kusur anlamına gelmez.

Evet, terk kusuru mal rejimi alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mal paylaşımında malların edinilme tarihleri, kişisel veya edinilmiş mal niteliği, katkılar ve borçlar değerlendirilir. Boşanmadaki kusur ile mal rejiminin tasfiyesi aynı kurallara tabi değildir.

Somut olayda başka kusurlu davranışlar ve ortak hayatı çekilmez hâle getiren olaylar bulunuyorsa TMK m.166 kapsamında dava açılması değerlendirilebilir. Ancak eşin evden ayrılması tek başına otomatik kusur değildir. Ayrılma nedeni, diğer eşin davranışları ve tüm evlilik olayları dilekçede somutlaştırılmalıdır.

İhtar, önceki bazı olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı yönünde değerlendirilebilir; çünkü ihtar gönderen eş ortak hayatı sürdürmek istediğini açıklar. Bununla birlikte devam eden, sonradan gerçekleşen veya niteliği gereği farklı değerlendirilmesi gereken olaylar bulunabilir. Tazminat ve kusur taleplerine etkisi dosya özelinde incelenmelidir.

Gönderilmesi ciddi bir samimiyet sorunu doğurabilir. Bir yandan evliliğin sona ermesini isterken diğer yandan eşe ortak hayata dönme çağrısı yapmak çelişkili bulunabilir. Önceki davanın sebebi, kapsamı ve aşaması incelenmeden ihtar gönderilmesi doğru değildir.

Anlaşmaya dayalı ayrı yaşam, kural olarak haksız terk değildir. Ancak anlaşmanın geçici olup olmadığı, ne zaman sona erdiği ve eşlerden birinin daha sonra haklı neden olmadan ortak hayata dönmeyi reddedip reddetmediği değerlendirilebilir. Ayrı yaşam anlaşmasının mesaj veya başka belgelerle ispatlanması önemlidir.

Tek başına başka şehirde çalışmak terk değildir. İşin zorunluluğu, tarafların bu düzene rızası, eşin aile giderlerine katılması, ortak hayatı sürdürme çabası ve dönme imkânı birlikte değerlendirilir. Çalışma gerekçesinin evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak için kullanıldığı ispatlanırsa farklı bir sonuca varılabilir.

Zorunlu biçimde ortak konuttan ayrı kalmak genellikle iradi terk sayılmaz. Hastalık, tedavi veya özgürlüğün kısıtlanması ayrılığı açıklayan haklı ya da zorunlu neden oluşturabilir. Bununla birlikte her olayda ayrılığın nedeni, kişinin iradesi ve ortak hayatı sürdürme imkânı değerlendirilir.

Hayır. Polis tutanağı kanuni dava şartı değildir. Terk, ihtar, tebligat ve dönmeme başka delillerle de ispatlanabilir. Ancak evden kovulma, dönüşün engellenmesi veya şiddet gibi olaylarda kolluk tutanağı güçlü bir delil olabilir.

Evet. Anne, baba, kardeş ve diğer yakınlar tanık olarak dinlenebilir. Akrabalık tek başına tanıklığı geçersiz kılmaz. Mahkeme, tanığın olayı doğrudan görüp görmediğini, anlatımın tutarlılığını ve diğer delillerle uyumunu değerlendirir.

Sabit bir süre yoktur. Tebligat, cevap ve karşı dava, tanık sayısı, yurt dışı işlemleri, velayet incelemesi ve mahkemenin iş yoğunluğu süreyi etkiler. Terk için gereken altı aylık dava öncesi süre, mahkemedeki yargılama süresinden ayrıdır.

Hayır. Dava avukatsız açılabilir ve takip edilebilir. Ancak süre hesabı, ihtar metni, tebligat, ortak konut, anahtar, yol gideri, deliller ve ihtarın önceki kusur iddialarına etkisi teknik konulardır. Usul hatası davanın reddine veya hak kaybına neden olabilir.

Eşin samimi biçimde dönmesi ve ortak hayatın yeniden kurulması terk sebebini ortadan kaldırabilir. Dönüş yalnızca göstermelikse veya davet eden eş tarafından engellenmişse olay farklı değerlendirilir. Terk dışındaki başka boşanma sebepleri bulunuyorsa bunlara dayanma imkânı ayrıca incelenebilir.

Ret sebebine göre değişir. Erken ihtar, eksik süre veya usulsüz tebligat gibi nedenlerle ret verilmişse terk durumu devam ettiği takdirde yeni bir ihtar ve dava süreci gerekebilir. Esasa ilişkin ret veya feragat varsa kesin hüküm etkisi ayrıca incelenmelidir. Yeni olaylar, yeni bir boşanma davasına dayanak oluşturabilir.

Hayır. Davalının kabulü tek başına yeterli değildir; boşanma davalarında tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz. Mahkeme terk sebebinin oluşup oluşmadığını inceler. Evlilik en az bir yıl sürmüş ve eşler tüm sonuçlarda anlaşmışsa dava, gerekli şartlarla anlaşmalı boşanma olarak değerlendirilebilir.

Boşanma hükmü kesinleşmeden evlilik sona ermez ve yeniden evlenilemez. Kararın istinaf veya temyiz edilmemesi ya da kanun yolu incelemesinin tamamlanmasıyla kesinleşmesi gerekir. Kadın bakımından TMK’daki bekleme süresi ve bu sürenin kaldırılması imkânı ayrıca değerlendirilir.

Avukat Görüşü

Terk sebebiyle boşanma davasında en önemli hata, eşin evden ayrılmasının tek başına yeterli olduğunu düşünmektir. Uygulamada davanın sonucu çoğu zaman terkin kendisinden çok ihtarın zamanı, tebliği, konutun niteliği, anahtarın teslimi, yol gideri ve çağrının samimiyeti üzerinden şekillenmektedir.

İhtar gönderilmeden önce yalnızca süre hesabı yapılmamalı; ayrılığın nedenleri, evden ayrılan eşin haklı olup olmadığı, devam eden koruma veya boşanma dosyaları ve ihtarın önceki kusur iddialarına etkisi birlikte değerlendirilmelidir. İhtar alındığında da sessiz kalmak yerine haklı dönmeme nedenlerinin ve varsa dönüş girişimlerinin zamanında belgelendirilmesi önem taşır.

Her terk dosyası kendi olayları, belgeleri, tarafların davranışları ve tebligat süreci içinde değerlendirilmelidir. Başka bir uyuşmazlıkta verilen kararın veya internette bulunan örnek ihtarnamenin somut dosyaya aynen uygulanması ciddi usul ve hak kaybı riskleri doğurabilir.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve somut bir uyuşmazlık bakımından hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat, harçlar ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Her dosyanın güncel mevzuat, deliller ve kendine özgü olayları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Son Güncelleme 18.08.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top