Yaralama Suçu

Her yaralanma aynı suç tipini oluşturmaz. Failin sonucu isteyip istemediği, meydana gelen zararın ağırlığı, mağdurun sıfatı, kullanılan araç ve olayın ihmali bir davranıştan kaynaklanıp kaynaklanmadığı uygulanacak hükmü değiştirir.

İçindekiler

Yaralama suçları nedir?

Yaralama suçu, bir kişinin vücuduna acı veren ya da sağlığını veya algılama yeteneğini bozan fiildir. Temel hükümler Türk Ceza Kanunu’nun 86 ila 89. maddelerinde yer alır.

TCK bakımından yaralamadan söz edilebilmesi için mutlaka kanama, kırık, kesik veya gözle görülebilen bir iz bulunması gerekmez. Tokat atılması, saçın çekilmesi, boğazın sıkılması, kişinin itilerek yere düşürülmesi veya kısa süreli de olsa fiziksel acı yaşamasına neden olunması yaralama suçunun maddi unsurunu oluşturabilir.

Mahkûmiyet için ise fiziksel temasın varlığı yetmez; fiilin gerçekleştiği, failin kastı veya taksiri, hukuka uygunluk nedeninin bulunmadığı ve yaralanma ile davranış arasındaki nedensellik bağı delillerle ortaya konulmalıdır.

Yaralama suçlarının türleri nelerdir?

Yaralama suçları temel olarak kasten yaralama, ihmali davranışla kasten yaralama ve taksirle yaralama şeklinde ayrılır. Bu ana ayrımın altında, yaralanmanın ağırlığına ve olayın işleniş biçimine göre farklı hükümler bulunur.

Yaralama türüTemel özellikBaşlıca hukuki dayanak
Kasten yaralamaFail yaralama sonucunu bilir ve ister ya da sonucu kabullenirTCK 86
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralamaKasten gerçekleştirilen fiilin kişi üzerindeki etkisi hafiftirTCK 86/2
Nitelikli kasten yaralamaSuç belirli kişilere karşı, silahla veya kanunda sayılan biçimlerde işlenirTCK 86/3
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaFiil organ kaybı, hayati tehlike, kalıcı iz veya ölüm gibi ağır sonuçlar doğururTCK 87
İhmali davranışla kasten yaralamaSonucu önleme yükümlülüğü bulunan kişi bilerek hareketsiz kalırTCK 88
Taksirle yaralamaYaralama istenmez; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sonucu meydana gelirTCK 89
Bilinçli taksirle yaralamaFail sonucu öngörür ancak gerçekleşmeyeceğine güvenerek davranışına devam ederTCK 22 ve 89

Kasten yaralama ne anlama gelir?

Kasten yaralamada fail, davranışının başka bir kişiye acı vereceğini veya onun sağlığını ya da algılama yeteneğini bozacağını bilerek ve isteyerek hareket eder. Yumruk atmak, tekmelemek, kesici bir araçla saldırmak veya yaralama amacıyla bir cisim fırlatmak buna örnek olabilir.

Mahkeme kastın varlığını failin sonradan verdiği ifadeye bakarak değil, kullanılan araç, darbenin yeri ve şiddeti ile olay öncesi ve sonrasındaki davranışlar gibi dış göstergelerden çıkarır.

Fail sonucu doğrudan istemese de yaralanmanın gerçekleşebileceğini öngörüp bunu kabullenmişse olası kast, gerçekleşmeyeceğine güvenmişse bilinçli taksir vardır. Bu fark hem cezayı hem de şikâyet kurallarını değiştirir.

Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama nedir?

Yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması, TCK 86/2 kapsamında daha az cezayı gerektiren bir durumdur. Ancak “basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir” ifadesi, olayın suç oluşturmadığı anlamına gelmez.

Yaralanmanın bu ölçüde hafif olup olmadığı tarafların beyanına göre değil, hekimin tıbbi ölçütlere göre düzenlediği rapora dayanılarak belirlenir. Küçük sıyrıklar, hafif kızarıklıklar ve bazı yüzeysel yaralanmalar çoğu zaman TCK 86/2 kapsamında kalır; ancak rapor her bulguyu kendi niteliğine göre ayrıca değerlendirir.

Yaralanmanın hafif görünmesi nedeniyle sağlık kuruluşuna hiç başvurulmaması önemli bir ispat kaybına yol açabilir. Fiziksel saldırı sonrasında hangi işlemlerin yapılabileceği, darp raporu alma rehberinde ayrıca açıklanmıştır.

Nitelikli kasten yaralama hangi durumlarda oluşur?

TCK 86/3’e göre kasten yaralama şu hâllerde işlenirse şikâyet aranmaz ve ceza artırılır.

Suçun üstsoya, altsoya, eşe, boşanılan eşe veya kardeşe karşı işlenmesi TCK 86/3 kapsamındadır. Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi de aynı fıkrada düzenlenir.

Mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralanması veya kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması nitelikli hâl oluşturabilir. Silahla veya canavarca hisle işlenen yaralama da bu kapsamdadır.

Ceza hukukunda silah kavramı yalnızca tabanca veya bıçaktan ibaret değildir. Fiilen saldırı veya savunmada kullanılmaya elverişli bazı araçlar, yakıcı ya da aşındırıcı maddeler ve kanunda belirtilen diğer nesneler de olayın kullanım biçimine göre silah kabul edilebilir.

Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için yalnızca mağdurun veya aracın niteliğinin belirtilmesi yeterli değildir. Suçun hangi koşullarda işlendiği, kamu göreviyle bağlantı bulunup bulunmadığı ve kullanılan nesnenin olayda ne şekilde kullanıldığı ortaya konulmalıdır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama nedir?

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralamanın TCK 87’de sayılan ağır sonuçlardan birine yol açmasıdır. TCK 87, organ işlevinde sürekli zayıflama veya kayıp, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum, konuşmada sürekli zorluk, kemik kırığı veya çıkığı, bitkisel hayat ve ölüm gibi sonuçlar için daha ağır hükümler öngörür.

Bu sonuçların varlığı adli tıbbi incelemeyle belirlenir. Örneğin her yara yüzde sabit iz sayılmaz; izin yüz sınırları içinde bulunması, sürekli nitelik kazanması ve uzaktan fark edilebilirliği gibi tıbbi ölçütler incelenir. Benzer şekilde her kırık aynı derecede değerlendirilmez. Kırık veya çıkığın hayat fonksiyonları üzerindeki etkisi ayrıca belirlenir.

Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana geldiğinde önce failin öldürme kastı bulunup bulunmadığı araştırılır. Öldürme kastı yoksa ve ölüm fail bakımından en azından taksirle öngörülebilir nitelikteyse TCK 87/4’teki kasten yaralama sonucunda ölüme neden olma hükümleri uygulanır.

Taksirle yaralama nedir?

Taksirle yaralamada fail, yaralama sonucunu istemez. Ancak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörülebilir ve önlenebilir bir yaralanmaya neden olur. Trafik kazaları, iş kazaları, bazı tıbbi uygulamalar ve güvenlik önlemlerinin alınmaması taksirle yaralama tartışmasına konu olabilir.

Bir yaralanmanın meydana gelmiş olması, tek başına taksirle yaralama suçunun oluştuğunu göstermez. Öncelikle failin tabi olduğu dikkat ve özen yükümlülüğü belirlenmeli, bu yükümlülüğün ihlal edilip edilmediği ve ihlal ile yaralanma arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Trafik kazasında kaza tespit tutanağındaki kusur oranı veya iş kazasında iş müfettişi raporu ceza sorumluluğunu kendiliğinden kurmaz. Ceza mahkemesi, kişinin somut olaydaki bireysel kusurunu ve neticeye etkisini ayrıca değerlendirir.

Bilinçli taksir ile basit taksir arasındaki fark nedir?

Basit taksirde fail, öngörmesi gereken yaralama sonucunu somut olayda öngörmez. Bilinçli taksirde ise sonucu öngörür fakat tecrübesine, becerisine, şansa veya aldığı yetersiz önlemlere güvenerek sonucun meydana gelmeyeceğini düşünür.

Örneğin ciddi tehlike oluşturduğunu bilmesine rağmen güvenlik kuralını ihlal eden bir kişinin “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmesi, olayın diğer koşulları da mevcutsa bilinçli taksir olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte her kural ihlali bilinçli taksir değildir. Failin neticeyi gerçekten öngördüğünün delillerden çıkarılabilmesi gerekir.

Bilinçli taksirde TCK 22/3 uyarınca taksirli suçun cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Bilinçli taksir, taksirle yaralamada şikâyet aranıp aranmayacağını da değiştirebilir.

İhmali davranışla kasten yaralama nedir?

İhmali davranışla kasten yaralama, sonucu önleme konusunda özel bir hukuki yükümlülüğü bulunan kişinin, yaralanmayı bilerek ve isteyerek ya da sonucu kabullenerek önlememesidir.

Buradaki “ihmal”, günlük dildeki dikkatsizlikten farklıdır. Her yardım etmeme, geç müdahale veya tedbirsizlik TCK 88 kapsamında değildir. Öncelikle failin kanundan, sözleşmeden veya önceki tehlikeli davranışından kaynaklanan bir koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmalıdır. Ayrıca hareketsiz kalmanın, somut olayda yaralama fiilini icrai davranışla gerçekleştirmeye eşdeğer olması gerekir.

Örneğin bakımından sorumlu olduğu kişiye gerekli tedaviyi, yiyeceği veya korumayı bilerek sağlamayan ve yaralanma sonucunu isteyen ya da kabullenen kişinin sorumluluğu, olayın şartlarına göre ihmali davranışla kasten yaralama kapsamında incelenebilir.

Buna karşılık kişi sonucu istemiyor ve yalnızca dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıyorsa taksirle yaralama gündeme gelebilir. Koruma yükümlülüğü bulunmayan bir kişinin hareketsizliği ise olayın niteliğine göre yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali ya da başka bir suç kapsamında değerlendirilebilir.

Yaralama suçunun oluşması için hangi şartlar aranır?

Yaralama suçunun oluşabilmesi için kanuni tanıma uygun bir fiil, kusurluluk, hukuka aykırılık ve fiille sonuç arasında bağlantı bulunmalıdır. Her unsur ayrı ayrı incelenir.

Sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulması nasıl değerlendirilir?

Sağlığın bozulması yalnızca dışarıdan görülen fiziksel yaralardan ibaret değildir. Zehirlenme, hastalık bulaştırma veya tıbbi olarak tespit edilebilen bazı ruhsal etkiler de şartları varsa yaralama kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak ceza sorumluluğu için sağlık bozulmasının tıbben ortaya konulması ve isnat edilen fiille bağlantısının kurulması gerekir. Tıbben tespit edilemeyen üzüntü veya korku gibi ruhsal etkiler ise yaralama suçunun kapsamına girmez. Fiil yaralama oluşturmasa bile tehdit, eziyet veya başka bir suç oluşturabilir. Saldırı sırasında onur kırıcı sözler de kullanılmışsa yaralamanın yanında hakaret suçu da gündeme gelebilir.

Nedensellik bağı nasıl kurulur?

Failin davranışı ile meydana gelen yaralanma arasında hukuken anlamlı bir neden-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Kişinin davranışı olmasaydı neticenin yine meydana gelip gelmeyeceği, araya giren başka etkenler ve sonucun faile objektif olarak yüklenip yüklenemeyeceği araştırılır.

Özellikle trafik, iş kazası ve tıbbi müdahale dosyalarında birden fazla kişinin davranışı aynı sonuca katkıda bulunabilir. Bu durumda her kişinin sorumluluğu topluca değil, kendi görevi ve sonuca somut katkısı üzerinden ayrı ayrı belirlenir.

Mağdurun davranışı veya üçüncü kişinin müdahalesi nedensellik bağını zayıflatabilir, istisnai durumlarda kesebilir. Ancak mağdurun kusurunun bulunması, failin ceza sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz.

Kasten yaralama ile öldürmeye teşebbüs nasıl ayrılır?

Temel ayrım failin kastıdır. Failin amacı mağduru yaralamaksa kasten yaralama; öldürmekse ve ölüm failin elinde olmayan nedenlerle gerçekleşmemişse kasten öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir.

Taraflar arasındaki önceki husumet, kullanılan aracın öldürmeye elverişliliği ve darbelerin yöneltildiği vücut bölgesi incelenir. Darbe veya atış sayısı, saldırının şiddeti ve süresiyle failin devam edebilecekken kendiliğinden durup durmadığı araştırılır.

Saldırı öncesindeki ve sırasındaki sözler, yaraların niteliği ve failin sonraki davranışları birlikte değerlendirilir. Sonucun failin iradesiyle mi yoksa dış müdahaleyle mi sınırlı kaldığı da kastın belirlenmesinde dikkate alınır.

Kullanılan aracın bıçak olması veya yaralanmanın hayati bölgede meydana gelmesi tek başına öldürme kastını göstermez. Aynı şekilde mağdurun hayatta kalması da fiilin mutlaka yaralama suçu oluşturduğu anlamına gelmez.

Yaralama suçlarının cezası ne kadardır?

Kasten yaralamanın temel hâlinde ceza bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası, taksirle yaralamanın temel hâlinde ise dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Mağdurun sıfatı, kullanılan araç, meydana gelen sonuç ve kast ya da taksirin türü bu aralığı artırır veya azaltır.

Kasten yaralamaya ilişkin bazı ceza sınırları, 4 Haziran 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7550 sayılı Kanun ile artırılmıştır.

  • Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kasten yaralamada altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülür.
  • Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek kasten yaralamanın kadına karşı işlenmesi hâlinde hapis cezasının alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
  • TCK 86/3’teki nitelikli hâllerde belirlenen ceza kural olarak yarı oranında; canavarca his bakımından bir kat artırılır.
  • TCK 87/1’de sayılan sürekli zayıflama, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum gibi sonuçlarda ceza bir kat artırılır; 86/1 hâlinde dört, 86/3 hâlinde altı yıldan az olamaz.
  • TCK 87/2’de sayılan organ işlevinin yitirilmesi, bitkisel hayat veya yüzde sürekli değişiklik gibi sonuçlarda ceza iki kat artırılır; 86/1 hâlinde altı, 86/3 hâlinde dokuz yıldan az olamaz. Kemik kırığı veya çıkığında ise TCK 87/3 gereğince hayat fonksiyonlarına etkiye göre ceza yarısına kadar artırılır.
  • Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse TCK 87/4 gereğince 86/1 kapsamındaki fiilde on yıldan on dört yıla, 86/3 kapsamındaki fiilde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası öngörülür.
  • İhmali davranışla kasten yaralamada ceza, TCK 88’deki koşullarla üçte ikisine kadar indirilebilir.

Taksirle yaralama cezaları ise 25 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile artırılmıştır.

Güncel TCK 89 uyarınca.

  • Organ işlevinde sürekli zayıflama, kemik kırığı, yüzde sabit iz veya yaşamı tehlikeye sokan durum gibi sonuçlarda temel ceza yarı oranında artırılır.
  • Organ işlevinin yitirilmesi, iyileşmesi mümkün olmayan hastalık, bitkisel hayat veya yüzde sürekli değişiklik gibi daha ağır sonuçlarda ceza bir kat artırılır.
  • Bir fiille birden fazla kişinin yaralanması hâlinde dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası öngörülür.
  • Bilinçli taksir varsa ayrıca TCK 22 kapsamında artırım gündeme gelir.

Suç, 7550 veya 7571 sayılı Kanunların yürürlüğünden önce işlenmişse eski ve yeni hükümler karşılaştırılarak lehe olan kanun uygulanır. Haksız tahrik, teşebbüs, iştirak, takdiri indirim, yaş küçüklüğü ve diğer bireyselleştirme hükümleri sonuç cezayı değiştirebilir. Bu nedenle yalnızca temel ceza aralığına bakılarak kesin ceza hesabı yapılmamalıdır.

Adli rapor yaralama dosyasında neyi gösterir?

Adli rapor, muayene sırasında tespit edilen yaralanma bulgularını ve bu bulguların tıbbi niteliğini gösterir. Rapor, olayın kim tarafından ve hangi hukuki kastla gerçekleştirildiğini tek başına belirlemez.

Raporda özellikle şu değerlendirmeler yer alabilir.

Raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceği ve hayati tehlike bulunup bulunmadığı değerlendirilebilir. Kemik kırığı veya çıkığıyla bunların hayat fonksiyonlarına etkisi, organ ve duyu işlevlerinde zayıflama ya da kayıp ayrıca incelenebilir.

Yüzde sabit iz veya sürekli değişiklik, gebelik ve çocuk üzerindeki sonuçlar, kalıcı maluliyet ve iyileşme süreci de raporun konusu olabilir. Ek muayene veya kesin rapor gerekip gerekmediği belirtilmelidir.

İlk rapor geçici nitelikte olabilir. Tedavi tamamlanmadan organ işlev kaybı, kalıcı iz veya bazı komplikasyonlar kesin olarak değerlendirilemeyebilir. Bu durumda savcılık veya mahkeme ek rapor, kesin rapor, üniversite hastanesi incelemesi ya da Adli Tıp Kurumu görüşü isteyebilir.

Raporun eksik olduğu düşünülüyorsa taraflar hangi bulgunun değerlendirilmediğini açıklayarak ek rapor alınmasını talep edebilir. “Rapora itiraz ediyorum” demek yetmez; hangi tıbbi ve hukuki eksikliğin bulunduğu somut olarak gösterilmelidir. Raporlar arasında çelişki varsa bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması, Yargıtay uygulamasında eksik inceleme sayılabilir.

Yaralama suçu şikâyete bağlı mıdır?

Yalnız basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen kasten yaralama (TCK 86/2) ile taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır. TCK 86/1 kapsamındaki temel kasten yaralama, TCK 86/3’teki nitelikli hâller ve TCK 87’deki ağır sonuçlar şikâyet aranmaksızın soruşturulur.

Bu kuralların iki istisnası vardır. TCK 86/2’deki hafif yaralama, TCK 86/3’te sayılan kişilere karşı veya bu hâllerden biriyle işlenmişse şikâyet aranmaz. Taksirle yaralamada da TCK 89/1 dışındaki hâller bilinçli taksirle gerçekleşmişse şikâyet aranmaz.

Şikâyete bağlı suçlarda süre, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Fail bilinmediği sürece bu süre işlemez; ancak dava zamanaşımı dolmuşsa sonradan yapılan şikâyet sonuç doğurmaz.

Şikâyetten vazgeçme, yalnızca şikâyete bağlı suçlar yönünden ceza davasının düşmesine yol açabilir. Vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık hakkında dava düşmez; suçu birlikte işleyen faillerden biri hakkındaki vazgeçme ise diğer failleri de kapsar. Resen soruşturulan yaralama suçunda mağdurun “şikâyetçi değilim” demesi, dosyanın otomatik olarak kapanmasını sağlamaz.

Yaralama olayı nereye bildirilir?

Yaralama olayı polis merkezine, jandarmaya veya doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilebilir. Acil bir tehlike veya tedavi ihtiyacı varsa öncelik güvenliğin sağlanması ve sağlık kuruluşuna başvurulmasıdır.

Önce karakola gitmeden hastaneye başvurmak mümkündür. Sağlık kuruluşu olayı adli vaka olarak değerlendirdiğinde mevzuattan kaynaklanan bildirim yükümlülüğünü yerine getirir. Sağlık başvurusu ile ceza şikâyeti birbirinden farklı işlemlerdir; mağdurun soruşturmadaki taleplerini ayrıca açıklaması gerekebilir.

Başvuruda olayın tarihi ve yeri, failin kimliği, saldırının nasıl gerçekleştiği, tanıklar ve kamera bulunan yerler mümkün olduğunca ayrıntılı anlatılmalıdır. Savcılığa şikâyet veya suç duyurusu için harç ödenmez.

Yaralama soruşturması ve kovuşturması nasıl ilerler?

Savcılık olayın kasten mi taksirle mi gerçekleştiğini ve yaralanmanın hangi hüküm kapsamında bulunduğunu araştırır. Yaralama dosyasında tıbbi bulguların fiille bağlantısı, adli raporun tamamlanması ve varsa uzlaştırma koşulları ayrıca değerlendirilir.

Soruşturma aşamasında hangi işlemler yapılır?

Yaralama soruşturmasında geçici ve kesin adli raporlar, olay görüntüleri, kullanılan araç ve her şüphelinin yaralanmaya katkısı araştırılır. Raporun eksik veya çelişkili olması hâlinde ilgili bulgu belirtilerek ek inceleme istenebilir. İfade, iddianame ve takipsizlik kararına itirazın ortak kuralları ceza davalarında soruşturma ve yargılama kapsamında ele alınır.

Yaralama suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Bazı yaralama suçları uzlaştırma kapsamındadır. Güncel Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi, TCK 86’nın üçüncü fıkrası dışındaki kasten yaralama hâlleri ile TCK 88 ve TCK 89’u uzlaştırma kapsamına alır.

Buna karşılık TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli kasten yaralama ve TCK 87 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama bu listede yer almaz. Uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışındaki başka bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse kural olarak uzlaştırma yoluna gidilemez.

Uzlaştırma kapsamındaki yaralama suçlarında CMK 171’deki genel kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulanmaz. TCK 86/2 ile 86/3’ün birlikte uygulandığı, uzlaştırma dışındaki yaralamada ise kanuni üst sınır üç yılı aşmıyorsa savcı bu kurumun kişi ve olay koşullarını değerlendirebilir. Önceki kasıtlı suçtan hapis mahkûmiyeti, caydırıcılık, dava açmaya göre yarar ve zararın tamamen giderilmesi araştırılır. Kamu görevlisine görevi nedeniyle işlenen veya CMK 171/6’daki diğer istisnalara giren suçlarda bu yol kapalıdır.

Dosyanın uzlaştırmaya gönderilebilmesi için önce yeterli suç şüphesi bulunması gerekir. Uzlaştırma, delil araştırmasının yerine geçen bir yöntem değildir. Teklifin kabul edilmesi de tarafların mutlaka anlaşacağı anlamına gelmez.

Uzlaştırma sonucunda kararlaştırılabilecek edim yalnızca para ödemesi değildir. Özür, belirli bir kuruma bağış, zararın giderilmesi veya hukuka uygun başka bir edim kararlaştırılabilir. Güncel uzlaştırma kapsamındaki suç listesi Adalet Bakanlığı Alternatif Çözümler Daire Başkanlığının sayfasından da kontrol edilebilir.

Kovuşturma aşamasında ne olur?

Mahkeme iddianamenin kabulünden sonra delilleri duruşmada tartışır. Mağdur katılma talebinde bulunabilir; sanık savunmasını ve delillerini sunabilir. Adli raporun yetersiz bulunması hâlinde ek rapor alınabilir veya bilirkişi dinlenebilir.

Mahkeme suçun hukuki niteliğini savcının iddianamedeki madde numarasıyla sınırlı olmaksızın belirler. Ancak sanığa değişebilecek hukuki nitelendirmeye karşı savunma yapma imkânı tanınmalıdır.

Yargılama sonunda beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya diğer usul kararları verilebilir. Ceza belirlenirken kasten veya taksirle yaralama, adli rapor, ağır sonuçlar ve varsa nitelikli hâller birbirinden ayrılır.

Yaralamada para cezası, erteleme ve HAGB mümkün müdür?

Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen kasten yaralamada (TCK 86/2) ve TCK 89/1’deki taksirle yaralamada hapis veya adli para cezası doğrudan seçimliktir. Hapis seçilmişse TCK 50/2 gereğince sonradan adli para cezasına çevrilemez. Yalnız hapis öngörülen kasten yaralama biçimlerinde ise sonuç hapis bir yıl veya daha kısa olduğunda TCK 50’deki seçenek yaptırımların koşulları araştırılabilir.

TCK 89/4’teki birden fazla kişinin taksirle yaralanmasında yalnız hapis öngörülür. Bilinçli taksir bulunmuyorsa TCK 50/4 uyarınca bir yıldan uzun hapsin de diğer koşullarla adli para cezasına çevrilmesi değerlendirilebilir. Bilinçli taksirde bu uzun süreli hapsi çevirme imkânı uygulanmaz; kısa süreli hapis ve seçimlik ceza kuralları ayrıca gözetilir.

Ertelemede sonuç hapsin genel olarak iki yıl veya altında olması ve TCK 51’deki kişisel koşulların gerçekleşmesi gerekir. Fiili işlediğinde on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde sınır üç yıldır. Sağlık personeline görevi nedeniyle işlenen ve 3359 sayılı Kanun’un ek 12. maddesine giren kasten yaralamada ise hapis ertelenemez.

HAGB için sonuç cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması, CMK 231’deki önceki mahkûmiyet, tekrar suç işlememe kanaati ve varsa giderilebilir zarar koşullarının karşılanması gerekir. Yaralamanın nitelikli olması tek başına bu kurumu dışlamaz; ancak kanundaki özel kapsam dışı durumlar saklıdır. Sağlık personeline karşı suçlarda erteleme yasağı, HAGB’nin de kendiliğinden yasak olduğu anlamına gelmez.

Hangi yaralama dosyalarında basit yargılama uygulanabilir?

CMK 251 bakımından hükmedilecek sonuç ceza değil, ilgili suçun kanuni üst sınırı esas alınır. Güncel sınırlarıyla TCK 86/2’deki basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen kasten yaralamada üst sınır bir yıl altı ay, TCK 89/1’deki temel taksirle yaralamada iki yıldır. Kanuni istisnalar yoksa mahkeme bu dosyalarda basit yargılama usulünü seçebilir; uzlaştırma kapsamındaki suçta önce uzlaştırma işlemleri yapılmalıdır.

TCK 86/1’de üst sınır üç yıldır. TCK 86/2’ye nitelikli hâl nedeniyle yarı artırım uygulandığında da üst sınır iki yıl üç aya çıkar; basit yargılama uygulanamaz. Temel taksirle yaralamaya bilinçli taksir artırımı uygulanması veya TCK 89/2-4’teki ağır sonuçların bulunması da iki yıllık sınırın aşılmasına yol açar. Duruşma günü belirlendikten sonra bu usule geçilemez; yaş küçüklüğü ve diğer kanuni istisnalar ayrıca değerlendirilir.

Yaralama davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Yaralama suçlarının büyük bölümü asliye ceza mahkemesinde görülür. Ancak kasten yaralama sonucunda ölüm gibi daha ağır sonuçlar doğmuşsa suçun ceza sınırına göre ağır ceza mahkemesi görevli olabilir. Suç tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olanlar ise çocuk mahkemesinde veya çocuk ağır ceza mahkemesinde yargılanır.

Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Fiil bir yerde gerçekleştirilip sonuç başka yerde meydana gelmişse veya suç farklı yerlerde devam etmişse Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki özel yetki kuralları uygulanabilir.

Bursa’da başvurulacak adliye ve mahkeme, olayın gerçekleştiği ilçe ve suçun niteliğine göre değişebilir. Adliye binalarına ilişkin pratik bilgiler Bursa adliyeleri rehberinde yer almaktadır.

Yaralama suçu nasıl ispatlanır?

Ceza yargılamasında sanık suçsuzluğunu ispatlamak zorunda değildir; maddi gerçeği savcılık ve mahkeme araştırır; şüpheden sanık yararlanır. Mahkûmiyet için suçun her türlü makul şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir.

Muayene ve hastane kayıtları, geçici ve kesin adli raporlar, röntgen, tomografi ve MR gibi görüntülemeler yaralanmanın tıbbi niteliğini gösterebilir. Çevre kamera kayıtları, tanık anlatımları, fotoğraf ve videolar olayın gerçekleşme biçimini açıklayabilir.

Kolluk tutanakları, 112 ve diğer acil çağrı kayıtları, mesajlar, e-postalar ve sosyal medya yazışmaları olayın zamanını veya tarafların ilişkisini destekleyebilir. Konum ve iletişim kayıtlarıyla olaydan hemen sonraki davranışları gösteren kayıtlar da incelenebilir.

Silah veya kullanılan eşya üzerinde inceleme yapılabilir. İş güvenliği, trafik veya tıbbi uygulama bilirkişi raporları ise olayın türüne göre yükümlülük ihlalini ve nedensellik bağını açıklayabilir.

Her delil olayın yalnız bir bölümünü aydınlatır. Kamera görüntüsü fiziksel teması gösterse de kastın türünü her zaman açıklamaz; tanık anlatımı da diğer delillerle uyumu, görgüye dayanıp dayanmadığı ve olayın hangi bölümünü kapsadığı yönünden değerlendirilir.

Mağdur beyanı tek başına yeterli olabilir mi?

Olabilir. Mağdur beyanı ceza yargılamasında delildir; mahkeme beyanın kendi içinde tutarlı olup olmadığını, süreç içinde esaslı değişiklik gösterip göstermediğini, diğer delillerle uyumunu ve somut ayrıntı içerip içermediğini inceleyerek bu beyana dayanabilir.

Olayın tanıksız bir ortamda gerçekleşmesi veya belge bulunmaması, mağdur beyanını değersiz kılmaz. Buna karşılık yalnızca “darp edildim” şeklindeki genel bir iddia da otomatik mahkûmiyet oluşturmaz. Mahkeme tüm delilleri birlikte değerlendirmek ve gerekçesini açıklamak zorundadır.

Tanık anlatımları nasıl değerlendirilir?

Olayı doğrudan gören tanık ile olayı sonradan taraflardan dinleyen tanığın delil değeri aynı değildir. Tanığın taraflarla akrabalığı veya yakınlığı beyanını kendiliğinden geçersiz kılmaz; fakat anlatımın güvenilirliği değerlendirilirken dikkate alınabilir.

Tanığın hangi hareketi gördüğünü, olayı hangi tarafın başlattığını, kullanılan aracı ve olaydan sonraki durumu açıkça anlatması beyanın ispat gücünü artırır. Duyuma dayalı veya olayla tarihsel bağlantısı kurulamayan beyanlar daha sınırlı ispat gücüne sahip olabilir.

Kamera kayıtları ne zaman istenmelidir?

Kamera kayıtları çoğu sistemde sınırlı süre saklandığından mümkün olan en kısa zamanda muhafaza talebinde bulunulmalıdır. İş yeri, apartman, toplu taşıma, belediye, hastane veya komşu işletme kameralarının hangi açıdan görüntü aldığı belirlenmelidir.

Talepte kamera sahibi kurumun adı, adresi, olay saati ve istenen zaman aralığı yazılmalıdır; “kamera kayıtları getirilsin” gibi genel bir talep çoğu zaman sonuç vermez. Kayıtların tarafça doğrudan alınamadığı durumlarda savcılıktan veya mahkemeden müzekkere yazılması istenebilir.

Dijital deliller nasıl korunmalıdır?

Mesaj, fotoğraf ve videolar yalnızca ekran görüntüsü olarak saklanmamalıdır. Mümkünse orijinal cihaz, dosyanın oluşturulma bilgileri, konuşmanın tamamı ve yedekler korunmalıdır. Kesilmiş veya bağlamından çıkarılmış kayıtlar delilin güvenilirliği konusunda tartışma yaratabilir.

Karşı tarafın telefonuna veya hesabına izinsiz girmek, şifre kırmak ya da özel verilerini hukuka aykırı biçimde ele geçirmek ayrı ceza sorumluluğu doğurabilir. Ses kaydı için de genel ve sınırsız bir izin yoktur. CMK 206 ve 217 gereğince hukuka aykırı delil hükme esas alınamaz; kaydın elde edilme koşulları dosyada ayrıca incelenmelidir.

Mağdurun yaralama dosyasındaki hakları nelerdir?

Mağdur şikâyette bulunabilir, delil sunabilir ve delillerin toplanmasını isteyebilir. Vekil yardımından yararlanabilir; kanundaki koşullar varsa barodan avukat görevlendirilmesini talep edebilir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edebilir ve açılan ceza davasına katılmayı isteyebilir. Duruşmalardan haberdar olma, kararın bildirilmesi ve kanun yoluna başvurma hakları dosyadaki sıfat ve CMK koşullarına göre kullanılır.

Maddi ve manevi zarar için hukuk davası açabilir. Şiddet riski sürüyorsa ilgili kanundaki koşullarla koruyucu ve önleyici tedbir de isteyebilir.

Mağdurun ceza davasına katılması, ceza mahkemesinin tazminata da hükmedeceği anlamına gelmez. Maddi ve manevi zararlar için ayrı hukuk davası açılması gerekir.

Vekili bulunmayan çocuk mağdura CMK 234 uyarınca istemi aranmaksızın vekil görevlendirilir. Kadına karşı kasten yaralama ve CMK 234/239’da sayılan diğer hâllerde mağdurun barodan avukat isteme hakkı vardır; her yetişkin yaralama mağduruna otomatik avukat atanmaz.

Şikâyete bağlı yaralamada ayırt etme gücü bulunan çocuğun kişiye sıkı sıkıya bağlı şikâyet hakkını kendisi kullanabilmesi TMK 16 çerçevesinde değerlendirilir; bu güç yoksa kanuni temsil gerekir. Temsilci ile çocuk arasında menfaat çatışmasında kayyım atanması gündeme gelebilir. Fail üstsoy ise veya mağdur kendisini savunamayacak durumdaysa TCK 86/3 nedeniyle şikâyet aranmaz.

Şüpheli veya sanığın hakları nelerdir?

Şüpheli veya sanık, suçlamayı ve haklarını öğrenme, susma, müdafi yardımından yararlanma, lehine olan delillerin toplanmasını isteme, bilirkişi raporuna itiraz etme, tanıklara soru yöneltilmesini talep etme ve kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir.

Savunmada yalnızca “suçu işlemedim” denilmesi yerine olayın gerçekleşme biçimi, bulunulan yer, meşru savunma iddiası, kamera ve tanıklar, yaralanmayla nedensellik bağı ve rapordaki teknik sorunlar somutlaştırılabilir.

Karşılıklı kavga olaylarında taraflardan her biri hem mağdur hem de şüpheli sıfatını taşıyabilir. Bu durumda her kişinin fiili ve hangi hareketin hangi yaralanmaya neden olduğu ayrı ayrı incelenmelidir.

CMK 150’ye göre müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuksa, sağır ve dilsizse ya da kendisini savunamayacak derecede malulse istemi aranmadan müdafi görevlendirilir. Suçun cezasının alt sınırı beş yıldan fazlaysa da zorunlu müdafilik vardır. Ölçüt cezanın üst sınırı değildir; her yaralama dosyasında aynı zorunluluk bulunmaz.

Yaralama şikâyet dilekçesinde neler bulunmalıdır?

Şikâyet dilekçesinde olay kronolojik, somut ve denetlenebilir biçimde anlatılmalıdır. Gereksiz hukuki nitelemeler yerine maddi olayın ayrıntıları verilmelidir.

Başvuranın ve biliniyorsa şüphelinin kimliğiyle olayın tarihi, saati ve yeri yazılmalıdır. Saldırının başlangıcı ve gelişimi, her şüphelinin ayrı davranışı, kullanılan araçlar, alınan darbeler ve sağlık başvurusu açıklanmalıdır.

Tanıkların adları ve iletişim bilgileriyle kamera veya başka kayıtların bulunduğu yerler belirtilmelidir. Birlikte işlendiği düşünülen diğer eylemler, korunması gereken deliller ve koruma tedbiri ihtiyacı somutlaştırılmalı; şikâyet ve varsa katılma talebi açıkça bildirilmelidir.

Fiilin hukuki adını yanlış belirtmek kural olarak başvuruyu geçersiz hâle getirmez. Ancak olayın eksik anlatılması, failin davranışlarının birbirinden ayrılmaması veya delillerin nerede bulunduğunun belirtilmemesi soruşturmayı zorlaştırabilir.

Yaralama suçunda hangi savunmalar gündeme gelebilir?

Yaralama dosyalarında en sık kastın bulunmadığı, fiilin meşru savunma içinde veya haksız tahrik altında işlendiği, nedensellik bağının kurulamadığı, failin kimliğinin belirlenemediği ya da mağdurun rıza gösterdiği ileri sürülür. Mahkeme her savunmayı dosyadaki somut delillerle karşılaştırarak değerlendirir.

Meşru savunma yaralama suçunu ortadan kaldırır mı?

Meşru savunmanın koşulları oluşmuşsa fiil hukuka uygun kabul edilir ve ceza verilmez. Bunun için gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak haksız bir saldırı bulunmalı ve bu saldırıyı o anki koşullara göre orantılı biçimde defetmek zorunlu olmalıdır.

Saldırı sona erdikten sonra intikam amacıyla vurmak meşru savunma değildir. Orantı ise yalnızca kullanılan araçların aynı olup olmadığına göre belirlenmez. Saldırının şiddeti, saldırganların sayısı, tarafların fiziki durumu, olay yeri ve savunma imkânları birlikte değerlendirilir.

Sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaş nedeniyle aşılması hâlinde TCK 27/2 uyarınca faile ceza verilmez. Karşı tarafın ilk vurduğunu söylemek ise tek başına yeterli değildir; savunma anında saldırının sürdüğü ve tepkinin orantılı olduğu delillerle gösterilmelidir.

Haksız tahrik cezasızlık sağlar mı?

Hayır. Haksız tahrik, koşulları varsa cezayı azaltan bir nedendir; fiili hukuka uygun hâle getirmez. Mağdurdan kaynaklanan haksız bir fiilin failde hiddet veya şiddetli elem oluşturması ve yaralama fiilinin bu ruhsal durumun etkisi altında işlenmesi gerekir.

Hangi davranışın haksız olduğu, zaman aralığı ve tepkinin bağlantısı somut olayda incelenir. Olayı kendi hukuka aykırı davranışıyla başlatan fail, karşı tarafın buna verdiği tepkiye dayanarak kural olarak haksız tahrik indiriminden yararlanamaz.

Rıza yaralama suçunda geçerli midir?

Sınırlı olarak geçerlidir. Beden bütünlüğü kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hak sayılmadığından, rıza yaralama suçunda ancak belirli durumlarda hukuka uygunluk nedeni olur; kurallarına uygun spor karşılaşmaları ve tıbbi müdahaleler bu durumların başında gelir.

Rızanın özgür ve bilgilendirilmiş olması, yetkili kişi tarafından verilmesi ve müdahalenin rıza sınırları içinde kalması gerekir. Ağır ve kalıcı bedensel zarara yönelik rıza ise kural olarak geçersizdir.

Tedavi komplikasyonu taksirle yaralama sayılır mı?

Her komplikasyon taksirle yaralama değildir. Tıbbi müdahalenin bilinen ve gerekli özen gösterilmesine rağmen önlenemeyen bir riski gerçekleşmiş olabilir.

Ceza sorumluluğu için sağlık çalışanının güncel mesleki standartlara, dikkat ve özen yükümlülüğüne, aydınlatma ve rıza kurallarına, takip ve sevk yükümlülüklerine aykırı davranıp davranmadığı ve bu ihlalin meydana gelen zarara neden olup olmadığı uzman bilirkişilerce değerlendirilmelidir.

Yaralama suçu tazminat davasına konu olur mu?

Evet. Yaralama fiili aynı zamanda haksız fiil oluşturuyorsa mağdur maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ceza davası ile tazminat davası farklı amaçlara ve usullere sahiptir.

Maddi tazminat özellikle şu kalemleri kapsayabilir.

Tedavi, ilaç ve ileride gerekli olacak tedavi giderleri maddi zarar olabilir. Çalışma gücü kaybı, geçici veya sürekli iş göremezlik, kazanç kaybı, bakıcı giderleri ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar da ilgili koşullarla istenebilir.

Manevi tazminatta olayın ağırlığı, yaralanmanın etkisi, tarafların kusuru, mağdurun yaşadığı acı ve olayın kişilik değerleri üzerindeki sonuçları değerlendirilir. Manevi tazminat, ceza veya zenginleşme aracı değildir.

TBK 72 uyarınca haksız fiil tazminatında zamanaşımı kural olarak zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır. Ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir dava zamanaşımı öngörüyorsa tazminat talebi için de bu süre uygulanır. Olayın iş kazası, trafik kazası, tüketici işlemi veya kamu hizmetiyle bağlantılı olması farklı görev, süre ve başvuru kuralları doğurabilir.

Ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini her yönden bağlamaz. Beraat kararı da tazminat davasını kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz; fiilin hiç gerçekleşmediğini tespit eden beraat ile delil yetersizliğine veya kastın ispatlanamamasına dayanan beraatin hukuk davasına etkisi aynı değildir. Buna karşılık kesinleşmiş ceza hükmünde yer alan ve maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin tespitler, Yargıtay uygulamasında hukuk hâkimini bağlar.

Aile içi yaralama olaylarının diğer davalara etkisi nedir?

Eşe, boşanılan eşe, çocuğa veya diğer aile bireylerine yönelik kasten yaralama, ceza soruşturmasının yanında 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirlerine ve aile hukuku davalarına konu olabilir.

Şiddete uğrayan veya şiddet tehlikesi altında bulunan kişi, şartları varsa uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silah teslimi, konut tahsisi ve diğer tedbirleri talep edebilir. Tedbir başvurusu için adli rapor veya kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunması gerekmez. Ayrıntılı tedbirler 6284 sayılı Kanun rehberinde açıklanmıştır.

Fiziksel şiddet boşanma davasında kusur olarak, velayet, kişisel ilişki ve tazminat taleplerinde ise çocuğun ve eşin korunması yönünden değerlendirilebilir. Ancak ceza dosyasındaki her iddia aile mahkemesinde kendiliğinden ispatlanmış sayılmaz; Yargıtay, ispatlanamayan fiziksel şiddetin boşanmada kusur sayılamayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle dayanılan olayın tarihi ve ilgili delille bağlantısı açıkça kurulmalıdır.

Trafik ve iş kazalarında yaralama nasıl değerlendirilir?

Bu olaylarda çoğunlukla taksirle yaralama tartışılır ve kusur, olayın türüne göre trafik veya iş güvenliği mevzuatından doğan özen yükümlülüğü üzerinden belirlenir.

Trafik kazasında hız, geçiş hakkı, alkol veya uyuşturucu etkisi, yol koşulları, aracın teknik durumu ve sürücünün neticeyi öngörüp öngörmediği incelenir. Birden fazla kişinin yaralanması hâlinde TCK 89/4 uygulanabilir.

İş kazasında işveren, işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, saha sorumlusu, makine operatörü ve çalışanların görevleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Unvan sahibi olmak tek başına ceza sorumluluğu için yeterli değildir. Kişinin ihlal ettiği somut yükümlülük ve bu ihlalin kazaya etkisi açıklanmalıdır.

Bu olaylarda ceza soruşturmasının yanında sigorta başvurusu, işçilik alacakları, sosyal güvenlik işlemleri, maluliyet tespiti, maddi ve manevi tazminat veya idari başvuru süreçleri gündeme gelebilir.

Sağlık çalışanına yönelik yaralamada hangi özel kurallar uygulanır?

Kamu veya özel sağlık kurumlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline görevleri sebebiyle yöneltilen kasten yaralama fiillerinde özel hükümler uygulanabilir. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 12. maddesine göre bu durumda TCK 86’ya göre belirlenen ceza ayrıca yarı oranında artırılır ve verilen hapis cezası ertelenemez.

Olayın sağlık kuruluşunda gerçekleşmesi tek başına yeterli değildir; fiilin sağlık çalışanının göreviyle bağlantısı ayrıca kurulmalıdır. Görev bağlantısı varsa fiil çoğu zaman TCK 86/3’teki kamu görevi nedeniyle yaralama hâline de girer; bu durumda şikâyet aranmaz ve uzlaştırma uygulanmaz. Suç türlerine göre ayrıntılı değerlendirme Beyaz Kod sonrasında uzlaştırma yazısında yer alır.

Olaydan hemen sonra kurum içi bildirimin yapılması, Beyaz Kod verilmesi, kamera kayıtlarının korunması, ayrıntılı tutanak tutulması ve tanıkların belirlenmesi delil kaybını önler. Süreç sağlık çalışanları için Beyaz Kod rehberinde açıklanmıştır. Manevi zarar doğmuşsa sağlık çalışanına şiddet nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir.

Yaralama suçunda zamanaşımı ne kadardır?

TCK 86/1, 86/2 ve 89 kapsamındaki yaralamalarda dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır. TCK 87/1, 87/2 ve 87/4’teki ağır sonuçlarda, canavarca hisle işlenen kasten yaralamada ve TCK 89/3 veya 89/4 kapsamındaki taksirle yaralamanın bilinçli taksirle işlendiği hâllerde kanundaki cezanın üst sınırı beş yılı aştığı için süre on beş yıla çıkar. Çocuk failler, kesilme ve durma sebepleri ile suç tarihindeki kanun da süreyi etkiler.

Dava zamanaşımı, altı aylık şikâyet süresiyle karıştırılmamalıdır. Şikâyet süresi yalnız şikâyete bağlı suçlarda ve mağdurun başvurusu için işler; dava zamanaşımı ise devletin kovuşturma yapabileceği azami süreyi gösterir.

Yaralama dosyalarında en sık hangi hatalar yapılır?

Uygulamada en sık şu hatalar hak kaybına yol açar.

Şikâyet, ifade ve sağlık kayıtlarında olayın tarih veya saatinin farklı anlatılması çelişki yaratabilir. Tanıkların iletişim bilgilerinin alınmaması onları dinlemeyi güçleştirir. Geçici raporu kesin rapor sanmak ve gerekli ek muayeneyi istememek ise yaralanmanın tam değerlendirilmesini engelleyebilir.

Delillerin erken toplanması yalnız mağdur için değil, haksız biçimde suçlanan kişi için de gereklidir. Kamera ve konum kayıtları, sağlık belgeleri ve tanıklar zaman geçtikçe kaybolabilir.

Yaralama davasında verilen karara karşı hangi kanun yoluna başvurulur?

İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf, bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararlarına karşı ise temyiz yoluna başvurulur. İstinaf istemi kural olarak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye yapılır; temyiz süresi de gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Bazı hükümler ceza miktarı nedeniyle kesin olduğundan kararın kanun yolu bildirimi ayrıca kontrol edilmelidir.

Kanun yolu dilekçesinde yalnızca kararın yanlış olduğu belirtilmemeli; eksik toplanan deliller, rapor çelişkileri, hukuki nitelendirme, kast veya taksir değerlendirmesi, gerekçe eksikliği ve ceza hesabındaki hatalar somutlaştırılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Fail yaralama amacıyla doğrudan icra hareketlerine başlamış, ancak elinde olmayan nedenlerle sonucu gerçekleştirememişse TCK 35 kapsamında teşebbüs değerlendirilebilir. Vücuda acı verilmiş olması görünür iz bulunmasa da tamamlanmış yaralama oluşturabilir; yalnız hazırlık hareketleri ise teşebbüs değildir. Taksirle yaralamada teşebbüs mümkün değildir.

Kural olarak geçerli bir vazgeçme beyanından geri dönülemez ve vazgeçilen şikâyet yeniden yapılamaz. Ancak beyanın gerçekten vazgeçme niteliği taşıyıp taşımadığı, baskı altında verilip verilmediği ve hangi fiil ile şüphelileri kapsadığı ayrıca incelenir. Bu nedenle vazgeçmeden önce suçun şikâyete bağlı olup olmadığı ve beyanın tazminat taleplerine etkisi öğrenilmelidir.

Uzlaştırmaya katılmak veya teklifi kabul etmek suç ikrarı sayılmaz; görüşmelerdeki açıklamalar CMK 253 gereğince başka dosyalarda delil olarak kullanılamaz. İmzalanan uzlaşma raporunun edimi ve tazminat etkisi ise ayrıca incelenmelidir.

Video delil olarak incelenebilir; ancak kaydın tamamı, kaynağı, üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı ve olayın hangi bölümünü gösterdiği araştırılır. Kısa veya kesilmiş görüntüler olayın nasıl başladığını göstermeyebilir. Görüntünün hukuka aykırı biçimde yayılması ise özel hayatın gizliliği ve kişisel veriler bakımından ayrı bir suç oluşturabilir.

Avukat Görüşü

Yaralama dosyalarında sonucu çoğu zaman yaralanmanın varlığından çok, olayın hangi suç tipine yerleştirildiği değiştirir. Bu nedenle ilk ifadede olayın nasıl başladığı, hangi araçla ve kaç darbeyle gerçekleştiği açıkça anlatılmalıdır; sonradan değişen anlatım hem kast değerlendirmesini hem de beyanın güvenilirliğini zayıflatır.

Yaralama olayı genellikle ceza dosyasıyla sınırlı kalmaz; tazminat, boşanma, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler, iş kazası veya sigorta süreçlerini de etkiler. Bu süreçlerin süreleri ve ispat kuralları farklı olduğundan her biri ayrı takip edilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Mevzuat ve yargı kararları zaman içinde değişebilir; bir başvuruda olayın tarihi, delilleri ve yürürlükteki hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.

Son Güncelleme 09.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık