Arabuluculuk süreci, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği özel hukuk uyuşmazlıklarında, sicile kayıtlı, tarafsız ve bağımsız bir arabulucunun tarafları bir araya getirerek çözümü onların kendilerinin üretmesine yardım ettiği uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Dayanağı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’dur. Arabuluculuk kural olarak isteğe bağlıdır; ancak kanunun dava şartı saydığı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.
İçindekiler
Arabulucu hâkim değildir ve taraflar adına karar vermez. Görüşmeleri yönetir, tarafların birbirini anlamasını sağlar ve taraflar çözüm üretemezse bir çözüm önerisinde bulunabilir. Anlaşma olup olmayacağına yine taraflar karar verir.
Arabulucu olarak kimler görev yapabilir?
Arabulucu, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığının tuttuğu arabulucular siciline kayıtlı gerçek kişidir. Sicile kayıt için Türk vatandaşı olmak, mesleğinde en az beş yıllık kıdemi bulunan hukuk fakültesi mezunu olmak, arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve mesleğinde yirmi yıl kıdemi olanlar dışında Bakanlığın yazılı sınavında başarılı olmak gerekir. Kanunun 20. maddesi bunların yanında tam ehliyet ve belirli suçlardan mahkûm olmama gibi başka şartlar da arar.
Arabulucu görevini özenle, tarafsız biçimde ve şahsen yürütür; taraflar arasında eşitliği gözetmek zorundadır. Sürecin başında tarafları arabuluculuğun esasları, işleyişi ve sonuçları hakkında aydınlatır. Tarafsızlığından şüphe ettirecek önemli bir durum varsa bunu taraflara açıklar. Hâkime özgü yargısal işlemleri yapamaz ve arabuluculuk yaptığı uyuşmazlıkla ilgili olarak sonradan açılan davada taraflardan birinin avukatı olamaz.
Hangi uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişlidir?
Arabuluculuğa yalnız tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği, yani anlaşarak sonuca bağlayabileceği iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları elverişlidir. Bir alacak, tazminat, kira bedeli veya ortak bir malın paylaşılması bu niteliktedir. Buna karşılık sonucu kamu düzenini ilgilendiren ve tarafların iradesiyle belirlenemeyen ilişkiler arabuluculukla çözülemez.
Bu genel ölçütün açık bir istisnası vardır. 6325 sayılı Kanun’un 1. maddesi bu istisnayı “aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.” cümlesiyle koyar. Bu kural, uyuşmazlığın konusu para veya mal olsa bile uygulanır. Görüşmeler sırasında uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığı anlaşılırsa arabuluculuk faaliyeti sona erer.
Taşınmazın devri veya taşınmaz üzerinde ipotek gibi sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar da kanunda açıkça arabuluculuğa elverişli sayılmıştır. Taraflar yazılı olarak kararlaştırırsa arabulucunun talebiyle tapu siciline, en fazla üç ay süreyle tasarruf yetkisinin kısıtlandığını gösteren bir şerh verilir. Bu şerh arabuluculuk süreciyle sınırlıdır; taraflar anlaşamazsa arabulucunun talebiyle, üç ayın sonunda ise kendiliğinden kalkar.
İhtiyari arabuluculuk ile dava şartı arabuluculuk arasındaki fark nedir?
İhtiyari arabuluculukta taraflar arabulucuya kendi istekleriyle başvurur; dava şartı arabuluculukta ise kanun, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu tutar. Bu nedenle dava şartı arabuluculuğa zorunlu arabuluculuk da denir. Dava şartı, mahkemenin davanın esasını inceleyebilmesi için bulunması gereken ön koşul demektir.
İhtiyari arabuluculukta taraflar arabulucuya başvurmakta, süreci sürdürmekte, sonuçlandırmakta veya süreçten vazgeçmekte serbesttir. Arabulucuyu kural olarak taraflar birlikte seçer. Taraflardan birinin arabulucuya gitme teklifine, aksi kararlaştırılmadıkça otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklif reddedilmiş sayılır. Dava açıldıktan sonra da taraflar birlikte arabulucuya başvurabilir; bunu mahkemeye bildirirlerse yargılama üç ayı geçmemek üzere ertelenir ve bu süre birlikte başvuruyla üç ay daha uzatılabilir.
Zorunlu arabuluculukta zorunluluk yalnız başvurmakla sınırlıdır. Taraflar görüşmelere katılıp anlaşmamayı seçebilir; anlaşma sağlanamazsa dava yolu açılır. Bu türde başvuru adliyedeki arabuluculuk bürosuna yapılır ve arabulucuyu büro görevlendirir. Taraflar listedeki bir arabulucu üzerinde anlaşırsa o kişi görevlendirilir.
Hangi uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunludur?
Dava şartı arabuluculuk, yalnız kanunun açıkça saydığı uyuşmazlıklarda uygulanır. Ekim 2026 itibarıyla resmî metinlerde yer alan başlıca uyuşmazlıklar aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
| Uyuşmazlık | Dayanak | Kapsam dışında kalan |
|---|---|---|
| İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi; bu alacaklarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları | 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 | İş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları |
| Konusu bir miktar para olan ticari alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları | 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A | Konusu para olmayan ticari davalar |
| Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklar | 6502 sayılı Kanun m.73/A | Tüketici hakem heyetinin görevine giren uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar ve tüketici işlemi niteliğindeki taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar gibi kanunda sayılan hâller |
| Kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar | 6325 sayılı Kanun m.18/B | Kiralanan taşınmazın İcra ve İflas Kanunu’na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesi |
| Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi | 6325 sayılı Kanun m.18/B | Maddede ayrıca istisna sayılmamıştır |
| Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar | 6325 sayılı Kanun m.18/B | Maddede ayrıca istisna sayılmamıştır |
Tüketici uyuşmazlıklarında önce hangi merciin görevli olduğuna bakılır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre kanunda belirtilen parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvurmak zorunludur; bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Bu uyuşmazlıklarda arabulucuya değil hakem heyetine gidilir.
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif çözüm yoluna başvurma zorunluluğu varsa ya da taraflar arasında bir tahkim sözleşmesi bulunuyorsa, yani uyuşmazlığın mahkeme yerine hakemlerce çözülmesi kararlaştırılmışsa, dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz. Kira, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarına ilişkin zorunluluk 1 Eylül 2023’te yürürlüğe girmiştir; bu tarihte ilk derece mahkemelerinde, bölge adliye mahkemelerinde ve Yargıtay’da görülmekte olan davalara uygulanmaz.
Boşanma, velayet, nafaka ve soybağı davaları bu sayımlarda yer almaz. Bu davalar için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekmez.
Arabulucuya başvurmadan dava açılırsa ne olur?
Dava şartı arabuluculuğa tabi bir uyuşmazlıkta arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılırsa mahkeme başka bir işlem yapmadan davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Usulden ret, mahkemenin uyuşmazlığın esasına girmeden davayı reddetmesi demektir. Bu durumda davacıya eksikliği tamamlaması için süre verilmez.
Arabulucuya başvurulmuş ama anlaşmama tutanağı dava dilekçesine eklenmemişse dava hemen reddedilmez. Mahkeme davacıya, son tutanağın aslını veya arabulucunun onayladığı örneğini bir haftalık kesin süre içinde sunmasını, aksi hâlde davanın usulden reddedileceğini bildirir. Bu sürede tutanak sunulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden usulden ret kararı verilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 01.04.2026 tarihli, E. 2025/257, K. 2026/213 sayılı kararında, mahkemenin kendiliğinden verdiği bir haftalık sürede davanın yeni davalıya yöneltilmesi gereken bir iş davasında, bu süre içinde yeni davalıya karşı arabulucuya başvurulmuş olmasını somut olayın koşullarında yeterli görmüş ve dava şartının sağlandığını kabul etmiştir. Karar, bir haftalık sürede arabuluculuğun tamamlanmasının mümkün olmadığı bu özel olaya ilişkindir.
Arabuluculuk süreci nasıl işler?
Zorunlu arabuluculukta süreç, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna başvuruyla başlar. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde başvuru, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır. İş uyuşmazlıklarında başvuru karşı tarafın yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki büroya yapılır.
Başvuran taraf kendisine ve elinde bulunuyorsa karşı tarafa ait iletişim bilgilerini büroya verir; büro resmî kayıtlardaki iletişim bilgilerini de araştırabilir. Görevlendirilen arabulucu her türlü iletişim aracıyla tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesine göre tarafın avukatı bulunsa bile arabulucu asıl tarafı da bilgilendirir. Arabulucu bilgilendirme ve davet işlemlerini belgeye bağlar.
Karşı taraf, büronun yetkili olmadığını düşünüyorsa en geç ilk toplantıda belgelerini sunarak itiraz edebilir. Bu durumda dosya sulh hukuk mahkemesine gönderilir ve mahkeme yetkili büroyu kesin olarak belirler; 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesi bu karar için en geç bir haftalık süre öngörür. Görüşmeler aksi kararlaştırılmadıkça arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı olduğu adalet komisyonunun yetki alanında yapılır.
İhtiyari arabuluculukta ise taraflar arabulucuyu kendileri seçer. Arabulucu seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. Dava açılmadan önce başvurulduysa süreç, ilk toplantıda taraflarla arabulucunun devam konusunda anlaştığı ve bunun tutanakla belgelendiği tarihte başlamış sayılır. Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak şartıyla görüşmelerin usulünü serbestçe kararlaştırabilir.
Arabuluculuk görüşmelerinde söylenenler sonradan delil olarak kullanılabilir mi?
Hayır. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça arabulucu, taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler süreçte öğrendikleri bilgi ve belgeleri gizli tutmak zorundadır. Sonradan dava açıldığında arabuluculuk daveti, görüşmelerde yapılan teklifler, bir vakıanın veya iddianın kabulü ve yalnız arabuluculuk için hazırlanan belgeler delil olarak ileri sürülemez; bunlar hakkında tanıklık da yapılamaz.
Bu yasak, davada zaten kullanılabilecek bir delilin sırf arabulucuya gösterildiği için kullanılamaz hâle gelmesi anlamına gelmez. Örneğin bir kira sözleşmesi veya banka dekontu arabuluculukta sunulmuş olsa da davada delil olarak gösterilebilir.
Arabuluculuk ne kadar sürer?
Dava şartı arabuluculukta arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde bu süreyi en fazla bir hafta uzatabilir. Ticari uyuşmazlıklarda süre altı haftadır ve en fazla iki hafta uzatılabilir.
İhtiyari arabuluculuk için kanunda ayrı bir azami süre yoktur; görüşmelerin takvimini taraflar ve arabulucu belirler. Dava görülürken birlikte arabulucuya başvurulması hâlinde ise yukarıda açıklanan üç aylık erteleme süresi uygulanır.
Arabuluculukta geçen süre dava açma sürelerini etkiler mi?
Evet. Zamanaşımı, belirli bir süre geçince alacağın dava yoluyla istenememesi; hak düşürücü süre ise süre geçince hakkın kendisinin sona ermesidir. Dava şartı arabuluculukta arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. İhtiyari arabuluculukta da sürecin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre bu sürelerin hesabında dikkate alınmaz.
Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı alındıysa, yani dava sonuçlanana kadar malın veya alacağın korunması için geçici bir karar verildiyse, bu kararlar için kanunda öngörülen dava açma süresi de büroya başvurudan son tutanağa kadar işlemez. Süre durduğu için başvuru anında kalan süre, son tutanaktan sonra işlemeye devam eder.
Arabuluculuk ücretini ve masrafları kim öder?
İhtiyari arabuluculukta aksi kararlaştırılmadıkça arabulucunun ücreti ve masrafları taraflarca eşit olarak karşılanır. Ücret, faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte olan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir. Arabulucu ücret ve masraflar için avans da isteyebilir.
Zorunlu arabuluculukta ücret, görüşmenin sonucuna göre değişir. Taraflara ulaşılamazsa, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamazsa veya iki saatten kısa süren görüşmede anlaşma çıkmazsa iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten uzun süren görüşmede anlaşma çıkmazsa iki saati aşan kısım, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit ödenir. Taraflar anlaşırsa ücret tarifenin ikinci kısmına göre hesaplanır ve aksi kararlaştırılmadıkça eşit paylaşılır; bu ücret iki saatlik tutardan az olamaz.
Arabuluculuk ücretini karşılayamayan taraf, arabuluculuk bürosunun bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinin kararıyla adli yardımdan yararlanabilir.
Bakanlık bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, sonradan açılan davada yargılama giderlerinden sayılır. Tüketici uyuşmazlıklarında tüketicinin ödemesi gereken ücret, kanunda sayılan hâllerde ve iki saatlik tutarı geçmemek üzere Bakanlık bütçesinden karşılanır.
İlk toplantıya katılmayan tarafın sorumluluğu nedir?
Zorunlu arabuluculukta taraflardan biri geçerli bir mazereti olmadan ilk toplantıya katılmazsa ve süreç bu yüzden sona ererse, bu taraf son tutanakta belirtilir. Sonradan açılan davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. İki taraf da ilk toplantıya katılmazsa açılan davada herkesin yaptığı yargılama gideri kendi üzerinde kalır. Bu yaptırım tüketici aleyhine uygulanmaz.
Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa ne olur?
Taraflar anlaşırsa anlaşmanın kapsamını kendileri belirler ve anlaşma belgesi taraflar ile arabulucu tarafından imzalanır. Arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşılan konular hakkında taraflar artık dava açamaz; anlaşılmayan konular için dava yolu açık kalır.
Anlaşma belgesi mahkeme kararı gibi icraya konulabilir mi?
Evet, kanundaki şartlarla konulabilir. Taraflar anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesini isteyebilir. Bu şerh, belgenin cebri icraya, yani borçlu ödemezse zorla yerine getirmeye elverişli olduğunu gösteren mahkeme onayıdır. Şerhi içeren anlaşma kanuna göre ilam niteliğinde belge sayılır; borçlu ödemezse bu belgeye dayanarak icra takibi yapılabilir.
Dava açılmadan önce arabulucuya gidildiyse şerh, arabulucunun görev yaptığı yerdeki sulh hukuk mahkemesinden; dava görülürken arabulucuya gidildiyse davanın görüldüğü mahkemeden istenir. Mahkemenin incelemesi, anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır ve kural olarak dosya üzerinden yapılır. Arabuluculuğa elverişli aile hukuku uyuşmazlıklarında ise inceleme duruşmalı yapılır. Şerh için mahkemeye başvurulduğunda ve şerh talebine ilişkin karara karşı istinaf yoluna gidildiğinde maktu harç alınır.
Şerh almadan da ilam niteliği kazanılabilir. Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı belge, şerh aranmaksızın ilam niteliğinde sayılır. Ancak kanunun şerhi zorunlu tuttuğu hâllerde bu istisna uygulanmaz.
Kira, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında varılan anlaşmaya icra edilebilirlik şerhi alınması zorunludur. Şerh, taşınmazla ilgili anlaşmalarda taşınmazın bulunduğu yerdeki, diğer anlaşmalarda arabulucunun görev yaptığı yerdeki sulh hukuk mahkemesinden alınır. Taşınmazın devrine veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmada da şerh zorunludur ve taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinden alınır. Şerh verildikten sonra taraflardan biri tapu müdürlüğünden tescil isteyebilir; tapu müdürlüğü gerekli incelemeyi yaptıktan sonra ayrıca resmî senet düzenlemeden tescili yapar.
Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa ne olur?
Anlaşma sağlanamazsa arabulucu süreci sona erdirir ve sonucu bir son tutanakla belgeler. Tutanağı arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatları imzalar; taraflar imzalamazsa arabulucu sebebini yazarak tek başına imzalar. Tutanağa sürecin sonucu dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir.
Arabuluculuk; tarafların anlaşamaması yanında arabulucunun daha fazla çabanın gereksiz olduğunu tespit etmesi, taraflardan birinin süreçten çekildiğini bildirmesi, tarafların süreci birlikte sona erdirmesi veya uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişli olmadığının anlaşılmasıyla da sona erer. Zorunlu arabuluculukta taraflara ulaşılamaması veya tarafların katılmaması da süreci bitirir.
Zorunlu arabuluculukta anlaşmama son tutanağı, davanın açılabilmesinin belgesidir. Davacı bu tutanağın aslını veya arabulucunun onayladığı örneğini dava dilekçesine ekler.
Aile hukuku uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurulabilir mi?
Kısmen başvurulabilir. Boşanma, velayet, nafaka ve soybağı davaları dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmamıştır. 6325 sayılı Kanun’un 18/B maddesi taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesini sayar, mal rejiminin tasfiyesini ise adıyla saymaz. Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği malvarlığı uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuğa gidilebilir. Kanun, arabuluculuğa elverişli aile hukuku uyuşmazlıklarında anlaşma belgesine şerh verilirken duruşma yapılmasını öngörerek bu ihtimali kendisi de kabul eder.
Kanun hangi aile uyuşmazlıklarının elverişli olduğunu tek tek saymaz; ölçüt, tarafların konu üzerinde serbestçe tasarruf edip edemeyeceğidir. Kanaatimizce mal paylaşımı davası konusu olan katılma alacağı, ziynet eşyası alacağı ve nişan hediyelerinin iadesi gibi para ve mal talepleri bu ölçüte uyar. Eşler adına paylı kayıtlı bir evin ortaklığının giderilmesi ise dava şartı arabuluculuk kapsamındadır; bu dava için önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Boşanma, velayet davası ve soybağı davalarında sonucu mahkeme belirler. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesine göre boşanma davasında tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz; boşanmanın veya ayrılığın fer’î sonuçlarına, yani nafaka ve tazminat gibi yan sonuçlarına ilişkin anlaşmalar da hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Anlaşmalı boşanma kararı için de hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Bu nedenle arabuluculukta varılan bir uzlaşma bu konularda mahkeme kararının yerini tutmaz.
Taraflardan biri aile içinde şiddet uygulandığını ileri sürüyorsa uyuşmazlık, konusu ne olursa olsun arabuluculuğa elverişli değildir. Bu durumda mal veya alacak talebi için de arabuluculuk yoluna gidilemez. Koruma ihtiyacı için başvuru yolu 6284 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir.
Arabuluculuk ile ceza davalarındaki uzlaştırma aynı şey midir?
Hayır. Arabuluculuk özel hukuk uyuşmazlıklarına uygulanır ve 6325 sayılı Kanun’a dayanır. Uzlaştırma ise ceza davalarında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde sayılan suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaya çalıştığı ayrı bir kurumdur.
Arabuluculuğa ilişkin Yargıtay kararları
“…Bu durum karşısında kamu düzenine ilişkin olan ve dolayısıyla tarafların anlaşmak suretiyle üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmasına olanak vermeyen hukuki ilişkilerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulmasında, arabuluculuk kurumuna müracaat edilemeyecektir…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/257, K. 2026/213, T. 01.04.2026
“…Hemen belirtmek gerekir ki, dava, arabulucuya başvurmadan açılmışsa, mahkemece davacıya eksikliği gidermesi için herhangi bir süre verilmeksizin ya da herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir.…”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/257, K. 2026/213, T. 01.04.2026
“…Anılan yasal düzenleme karşısında arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilip verilmeyeceğine ilişkin inceleme anlaşma içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır.…”
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/25300, K. 2016/21744, T. 08.12.2016
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartıdır ve 6325 sayılı Kanun’a göre arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur, hak düşürücü süre işlemez. Bunun için başvurunun süre dolmadan yapılmış olması gerekir; son tutanaktan sonra kalan süre işlemeye devam eder.
Hayır. 6325 sayılı Kanun aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymaz. Şiddet uygulandığı ileri sürülüyorsa ziynet alacağı gibi bir para veya mal talebi için de arabuluculuk yoluna gidilemez.
Zorunlu değildir. 6325 sayılı Kanun’a göre taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir. Kanunun 18/A maddesine tabi dava şartı arabuluculukta arabulucu, avukat bulunsa bile asıl tarafı da ayrıca bilgilendirir.
Avukat Görüşü
Arabuluculuğa gitmeden önce uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığı ve hangi büroya başvurulacağı belirlenmelidir. Başvuru tarihi, ilk toplantı daveti ve son tutanak tarihi ayrı ayrı kaydedilmelidir; zamanaşımı, hak düşürücü süre ve ihtiyati tedbir sonrası dava açma süresi bu tarihlere göre hesaplanır. Son tutanağın aslı veya arabulucu onaylı örneği dava dilekçesine eklenmek üzere saklanmalıdır.
Anlaşma belgesinde ödenecek tutar, her kalemin neye karşılık olduğu, ödeme tarihleri, ödeme yapılmazsa ne olacağı ve taşınmaz varsa ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri açıkça yazılmalıdır. Belgenin icraya konulabilmesi için şerh gerekip gerekmediği imzadan önce kontrol edilmelidir. Aile içinde şiddet uygulandığı ileri sürülüyorsa, kanun bu iddiayı içeren uyuşmazlıkları arabuluculuğa elverişli saymadığından bu durumun arabulucuya baştan söylenmesi süreci doğru yönlendirir; bir aile uyuşmazlığında varılan anlaşmanın hâkim onayına bağlı olup olmadığı da baştan değerlendirilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği tarihte resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.