Ziynet eşyası alacağı davasında düğün takılarının iadesi ve ispatı

Ziynet eşyası alacağı davası, düğünde veya evlilik süresince takılan altın, bilezik, takı seti, para ve dövizin aynen iadesini; aynen iade mümkün değilse bedelinin ödenmesini sağlamak için açılır. Talep, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi bağımsız bir dava olarak da açılabilir.

Davanın kaderini iki ayrı sorun belirler. Birincisi takıların hukuken kime ait olduğu, ikincisi bu takıların şu anda kimde bulunduğunun ispatlanıp ispatlanamadığıdır. Birinci soru bugün tartışmalıdır; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi farklı ölçütler kullanmaktadır. İkinci soru ise her dosyada delil meselesi olarak kalır ve çoğu ziynet davası tam olarak bu noktada kaybedilir.

Ziynet eşyası alacağı davası nedir?

Ziynet eşyası alacağı davası, belirli takıların iadesine yönelik bir taleptir. Davacı, hangi ziynetlerin kendisine ait olduğunu ve bunların karşı tarafın elinde bulunduğunu ileri sürer; mahkemeden öncelikle bu eşyaların aynen iadesini, bu mümkün olmazsa bedelinin tahsilini ister.

Bu dava, mal rejiminin tasfiyesinden ayrı bir taleptir. Mal rejimi tasfiyesinde evlilik içinde edinilen mallar üzerindeki katılma alacağı, değer artış payı ve katkı iddiaları tartışılır. Ziynet davasında ise belirli ve somut eşyaların mülkiyeti ile iadesi söz konusudur. İki talep aynı dosyada birlikte ileri sürülebilir, ancak hukuki dayanakları ve hesaplama yöntemleri ayrıdır.

Davayı, ziynetlerin kendisine ait olduğunu ileri süren eş açar. Uygulamada davacı çoğunlukla kadın eştir; buna karşılık erkeğe takılan ekonomik değerler bakımından davayı erkek eşin açtığı dosyalar da vardır. Ziynet alacağı, boşanma davasında kadının hakları arasında sayılan taleplerden biridir, ancak talebin sahibi kanunen cinsiyete göre belirlenmez.

Hangi takılar ziynet eşyası sayılır?

Ziynet eşyası kavramı bilezikle sınırlı değildir. Bilezik, burma ve kelepçe bilezik, altın set, kolye, gerdanlık, küpe, yüzük, çeyrek ve yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını, gram altın, reşat altını, pırlanta takı, saat ile düğünde takılan para ve döviz bu davaya konu olabilir.

Bununla birlikte her takı aynı hukuki sonuca bağlanmaz. Uygulamada iki ayrım belirleyicidir. Birincisi takının bir cinse özgü olup olmadığı, ikincisi takının doğrudan bir kişiye takılıp takılmadığıdır. Bilezik gibi kadına özgü sayılan bir ziynet ile her iki eşin de kullanabileceği bir saat, aynı ölçüte tabi tutulmaz. Aynı şekilde damada doğrudan takılan bir para destesi ile takı sandığına bırakılan para bakımından da farklı değerlendirme yapılır.

Düğünde takılan altınlar kime aittir?

Bu sorunun bugün tek ve kesin bir cevabı bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğün takılarının aidiyetinde birbirinden farklı iki ölçüt kullanmaktadır ve daire görüşü henüz Hukuk Genel Kurulu tarafından benimsenmiş değildir. Dosyanın hangi ölçüte göre çözüleceği, karara kadar belirsizliğini koruyabilir.

Hukuk Genel Kurulu hangi kuralı uyguluyor?

Hukuk Genel Kurulu’nun 13.04.2021 tarihli, 2017/1038 E. ve 2021/458 K. sayılı kararına göre düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paralar, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf ve adet kuralı bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilir. Aynı kararda ispat yükü de açıkça belirlenmiştir: genel kuralın aksine bir yerel örf ve adet bulunduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Bu yaklaşım, takının damada takılmış olmasını tek başına sonuca etkili saymaz. Kararın mantığı, düğün takısının niteliği gereği evlenen kadına yönelik bir bağış olduğu kabulüne dayanır.

2. Hukuk Dairesi 2024 yılında hangi sıralamayı benimsedi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı kararıyla aidiyet sorununu basamaklı bir ölçüte bağlamıştır. Daireye göre taraflar arasında anlaşma varsa anlaşmaya göre, anlaşma yoksa ve yerel örf ve adet ispatlanırsa buna göre paylaşım yapılır. Bunların ikisi de yoksa erkeğe ve kadına takılan ya da verilen ekonomik değer taşıyan eşya, kendisine takılan kişiye aittir. Karşı cinse özgü takılar ise o cinsiyete verilmiş sayılır. Takı sandığına konulan eşyada bir cinse özgü olup olmadığı çekişmeliyse bilirkişi incelemesi yapılması gerekir.

Aynı kararda ispat yükünün nasıl yer değiştirdiği de gösterilmiştir. Davalı erkeğin gönderdiği mesajlarda altınların iade edileceğine dair taahhüt bulunması ve sonraki dilekçede altınların iade edildiğinin savunulması üzerine ispat yükü erkek tarafa geçmiş, erkek ziynetlerin kadında olmadığını kanıtlayamadığı için ret kararı bozulmuştur.

Hangi hâldeZiynet kime ait olur
Taraflar arasında anlaşma varsaAnlaşma uygulanır
Anlaşma yoksa ve yerel örf ve adet ispatlanırsaYerel uygulama esas alınır
Anlaşma da ispatlanmış bir adet de yoksaEkonomik değer, kime takıldıysa ona ait olur
Takı karşı cinse özgüyseKime takılmış olursa olsun o cinse ait sayılır
Takı sandığındaki eşyada çekişme varsaBilirkişi incelemesi yapılır
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, 2023/5704 E., 2024/2402 K.

İki yaklaşım arasındaki fark dosyayı nasıl etkiler?

Fark, özellikle cinse özgü olmayan değerlerde sonucu doğrudan değiştirir. Çeyrek altın, gram altın, para ve döviz gibi kalemler Hukuk Genel Kurulu ölçütüne göre kadına bağışlanmış sayılırken, dairenin 2024 tarihli ölçütüne göre kime takıldıysa ona ait kabul edilir. Bilezik gibi kadına özgü sayılan takılarda ise iki yaklaşım büyük ölçüde aynı sonuca ulaşır.

Bu belirsizliğin pratik karşılığı, delil hazırlığının tek bir ölçüte göre yapılmamasıdır. Dosyaya hem takının niteliğini hem de kime takıldığını gösteren delil konulmalıdır. Düğün görüntüsü artık yalnızca takı saymaya değil, takının kime takıldığını göstermeye de yarar. Aksine bir anlaşma veya yerel adet iddiası varsa, bu iddiayı ileri süren taraf onu ayrıca ispatlamak zorundadır.

Ziynet eşyaları kişisel mal mıdır?

Ziynet eşyaları kural olarak kişisel maldır. Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesi, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyayı ve karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerlerini kanun gereği kişisel mal saymaktadır. Düğünde takılan takı, hem kişisel kullanıma yarayan eşya hem de bağış niteliğiyle bu kapsamda değerlendirilir.

Kişisel mal olması iki sonuç doğurur. Birincisi, bu değerler edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiyesinde yarı yarıya paylaşılan kalemler arasına girmez. İkincisi, Türk Medeni Kanunu’nun 226. maddesinin birinci fıkrası uyarınca her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alabilir. Ziynet alacağı talebinin dayanağı da bu iade hakkıdır.

Ziynet davasında ispat yükü kimdedir?

İspat yükü kural olarak davacıdadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, iddia ettiği vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf o vakıayı ispatlar. Davacı önce ziynetlerin cinsini, sayısını ve miktarını, sonra bu ziynetlerin kendisinde kalmadığını ortaya koymalıdır.

İspat yükü, davalının savunmasına göre yer değiştirebilir. Davalı ziynetleri aldığını kabul edip iade ettiğini savunuyorsa iadeyi kendisi ispatlar. Ziynetlerin geri verilmemek üzere kendisine bırakıldığını savunuyorsa bu bağış iddiasını somut delille desteklemesi gerekir. Yazışmalarda iade taahhüdü bulunması da aynı sonucu doğurur ve yükü davalıya geçirir.

Ziynetlerin ev alımında bozdurulduğunun kabul edildiği dosyalarda ispat yükünün nasıl dağıldığı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli kararında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Ziynet eşyası hangi delillerle ispatlanır?

Ziynet alacağı, düğün görüntüleri, tanık beyanı, yazışma kayıtları ile kuyumcu ve banka belgelerinin birlikte değerlendirilmesiyle ispatlanır. Tek bir delille yetinilen dosyalarda ret riski yüksektir. Dava, baştan itibaren delil merkezli bir kurguyla hazırlanmalıdır.

Düğün videosu ve fotoğraflar neyi gösterir?

Düğün görüntüleri, takıların varlığını ve kime takıldığını gösteren en güçlü delildir. Görüntüler üzerinden bilezik sayısı, altın türü, set takılıp takılmadığı, para ve döviz takılıp takılmadığı ile takıların düğün sonrasında kim tarafından toplandığı belirlenebilir.

Görüntü net değilse bilirkişi incelemesi istenebilir. Bilirkişi, takının türünü, ayarını, yaklaşık gramını ve değerini belirler. 2024 tarihli daire kararından sonra bilirkişiden istenen inceleme genişlemiştir: takının bir cinse özgü olup olmadığı da inceleme konusudur.

Tanık beyanı tek başına yeterli olur mu?

Tanık beyanı ziynet davasında kullanılır, ancak beyanın doğrudan görgüye dayanması gerekir. Düğünde bileziklerin davalının annesine teslim edildiğini gördüğünü söyleyen tanık ile altınların kayınvalidede kaldığını duyduğunu söyleyen tanığın beyanı aynı değerde değildir.

Tanık listesi hazırlanırken yalnızca düğüne katılanlar değil, takıların düğünden sonra kimde kaldığını bilen kişiler de düşünülmelidir. Davanın kritik vakıası çoğu zaman düğün gecesi değil, sonraki günlerde yaşananlardır.

WhatsApp yazışmaları delil olarak kullanılabilir mi?

Yazışmalar delil olarak sunulabilir ve ziynet dosyalarında çoğu zaman belirleyici olur. Altınların kimde kaldığına, bozdurulduğuna veya iade edileceğine ilişkin bir ifade, ispat yükünü doğrudan etkiler. Bu kayıtların hukuka uygun biçimde elde edilmesi şarttır; boşanma dosyalarında WhatsApp mesajlarının delil değeri ayrı bir yazıda ele alınmıştır.

Kuyumcu ve banka kayıtları ne işe yarar?

Bu belgeler, ziynetlerin bozdurulduğu ve bedelin nereye aktarıldığı iddiasını somutlaştırır. Altın bozdurma fişi, kasa kayıtları, hesap hareketleri ve kredi kapama dekontları, tarafların anlatımını doğrulayan ya da çürüten nesnel verilerdir. Ziynetlerin bozdurulup taşınmaz alımında kullanıldığı ileri sürülen dosyalarda tapu kayıtları da istenmelidir.

Ziynetler bozdurulmuşsa dava açılabilir mi?

Açılabilir. Ziynetlerin bozdurulmuş olması alacak hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; yalnızca talebin aynen iadeden bedele dönmesine yol açar. Belirleyici olan, bozdurmanın kimin rızasıyla, hangi amaçla ve geri verilmek üzere yapılıp yapılmadığıdır.

Evlilik içinde ekonomik sıkıntı nedeniyle altınların kullanılması, her durumda bağış sayılmaz. Ziynetlerin geri verilmemek üzere verildiğini savunan taraf bu savunmasını ispatlamak zorundadır. Ödeme kayıtları, dekontlar, kuyumcu belgeleri ve tanık anlatımları olmadan ileri sürülen genel bir savunma çoğunlukla sonuç doğurmaz.

Ziynetler bozdurularak diğer eşe ait bir taşınmazın veya aracın alımında kullanılmışsa, ziynet alacağının yanında değer artış payı da gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi, bir eşin diğerine ait malın edinilmesine karşılıksız katkıda bulunması hâlinde, o malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında alacak hakkı tanır. Bu talep, tasfiye sırasındaki değere göre hesaplanır.

Ziynetleri eşin ailesi aldıysa dava kime açılır?

Takıların eşin annesi veya babası tarafından alındığının ileri sürülmesi, eşe karşı açılan davanın tek başına reddini gerektirmez. Mahkeme, altınların davalı eşin tasarrufunda bulunup bulunmadığını, aile bireyleri arasındaki ilişkiyi ve teslimin nasıl gerçekleştiğini birlikte değerlendirir. Bu mesele, ziynetleri kayınbabanın aldığı iddiasının husumete etkisini ele alan yazıda ayrıca incelenmiştir.

Aynen iade mi, bedel mi talep edilir?

Talep terditli kurulur. Önce ziynetlerin aynen iadesi, aynen iade mümkün olmazsa bedelinin tahsili istenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 111. maddesi, talepler arasında aslilik ve ferilik ilişkisi kurularak bu şekilde dava açılmasına imkân verir.

Talep sonucunda ziynetlerin adedi, türü, ayarı ve mümkünse gramı gösterilmelidir. Düğünde takılan tüm altınların iadesi biçimindeki genel bir istem, hem bilirkişi incelemesini zorlaştırır hem de hüküm kurulmasını güçleştirir.

Ziynet alacağı boşanmanın eki sayılmaz. Bu nedenle talep nispi harca tabidir ve harcı yatırılmadan karar verilemez. Boşanma dilekçesinde geçen bir cümleyle yetinilip harç tamamlanmazsa, ziynet istemi usulüne uygun açılmış bir dava hâline gelmez.

Ziynet alacağı belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?

31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılacak davalar bakımından açılamaz. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.

Yerine getirilen düzen kısmi dava üzerinden işlemektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesine eklenen dördüncü fıkra uyarınca, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Daha önce açılmış dosyalar bu değişiklikten etkilenmez. Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davalarında yürürlükten kaldırılan 107. madde uygulanmaya devam eder. Ziynet davaları bakımından yeni düzenin somut sonucu şudur: ziynetlerin gramı ve değeri dava tarihinde tam bilinemiyorsa, dava kısmi dava olarak açılıp bilirkişi raporundan sonra talep bir kez artırılabilir.

Ziynet davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Eşler arasındaki ziynet alacağı davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde, 4787 sayılı Kanun kapsamında belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Dava eş dışında bir kişiye yöneltiliyorsa görev, talebin hukuki niteliğine göre ayrıca belirlenir.

Yetki, davanın nasıl açıldığına göre değişir. Ziynet talebi boşanma davasıyla birlikte ileri sürülmüşse boşanma davasının yetki kuralı uygulanır; Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi eşlerden birinin yerleşim yerini veya son altı aydır birlikte oturdukları yeri yetkili sayar ve bu yetki Yargıtay uygulamasında kesin yetki kabul edilmez. Ziynet alacağı bağımsız bir dava olarak açılıyorsa genel yetki kuralı geçerlidir ve dava davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Ziynet alacağında zamanaşımı ne kadardır?

Sürenin cevabı talebin türüne bağlıdır. Ziynetler mevcutsa ve aynen iadesi isteniyorsa talep mülkiyet hakkına dayanır; bu nitelikteki istem zamanaşımına tabi tutulmaz. Ziynetler elden çıkmışsa ve bedeli isteniyorsa talep alacak hakkına dönüşür ve Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık genel zamanaşımı uygulanır.

Ziynet alacağı boşanmanın eki olmadığı için Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık süre bu talebe uygulanmaz. Uygulamada on yıllık sürenin başlangıcı çoğunlukla boşanma hükmünün kesinleşmesi olarak kabul edilir. Sürenin hangi tarihte işlemeye başladığı, ziynetlerin ne zaman ve hangi olayla elden çıktığına göre tartışılabildiğinden, talep zamanaşımı savunmasına karşı baştan gerekçelendirilmelidir.

Ziynet alacağında faiz istenebilir mi?

Bedel talep edilen dosyalarda faiz istenebilir. Faiz talebinin dilekçede açıkça yer alması gerekir; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki taleple bağlılık kuralı uyarınca istenmeyen faize hükmedilmez.

Başlangıç tarihi temerrüde göre belirlenir. Dava açılmadan önce noter ihtarı veya yazılı iade istemiyle karşı taraf temerrüde düşürülmüşse faiz o tarihten işler. Böyle bir bildirim yoksa faiz başlangıcı olarak dava tarihi ileri sürülür.

Anlaşmalı boşanmada ziynetler protokolde nasıl düzenlenir?

Ziynetler protokolde açık bir maddeyle düzenlenmelidir. Takıların kimde kaldığı, iade yapılıp yapılmayacağı, bedel ödenecekse tutarı ve ödeme zamanı, tarafların birbirinden ziynet alacağı bulunup bulunmadığı ayrı ayrı yazılmalıdır. Protokolde hiç düzenleme yapılmaması, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava açılmasının önünü açar.

Tarafların birbirinden alacağı yoktur biçimindeki genel ifadeler de tereddüt doğurur, çünkü bu cümlenin ziynetleri kapsayıp kapsamadığı sonradan tartışma konusu olur. Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında ziynetlere ilişkin tercih bilinçli biçimde ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.

Çekişmeli boşanmada ziynet talebi nasıl ileri sürülür?

Talep, dava dilekçesinde veya karşı dava dilekçesinde ileri sürülür ve nispi harcı yatırılır. Dilekçede ziynetlerin türü, sayısı, yaklaşık değeri, kim tarafından ve ne zaman alındığı ile neden iade edilmediği açıklanmalıdır.

Çekişmeli boşanma davasında ziynet istemi çoğu zaman ekonomik baskı, müşterek konuttan ayrılma veya takıların zorla alınması gibi olaylarla birlikte gündeme gelir. Bu olaylar kusur değerlendirmesinde ayrıca önem taşısa da ziynet talebinin kabulü kusura değil, aidiyetin ve ziynetlerin kimde kaldığının ispatına bağlıdır.

Ziynet alacağı ile mal paylaşımı davası aynı şey midir?

Aynı değildir. Ziynet alacağı davasında belirli takıların aynen iadesi veya bedeli istenir ve dayanak mülkiyet ile iade hakkıdır. Mal rejiminin tasfiyesi davasında ise evlilik içinde edinilen mallar üzerindeki katılma alacağı, değer artış payı ve katkı talepleri tartışılır ve hesap tasfiye anındaki değerler üzerinden yapılır.

İki dava aynı olayda birleşebilir. Düğün altınları bozdurulup taşınmaz alımında kullanılmışsa ziynet alacağı, değer artış payı ve katkı payı talepleri birlikte değerlendirilir. Bu durumda hangi talebin hangi tarihteki değer üzerinden hesaplanacağı ayrıca belirlenmelidir.

Ziynet davasında en sık yapılan hatalar nelerdir?

İlk hata, talebin belirsiz bırakılmasıdır. Ziynetlerin adedi, türü ve yaklaşık gramı gösterilmeden kurulan istem hem harçlandırmayı hem bilirkişi incelemesini sakatlar.

İkinci hata, delillerin geç toplanmasıdır. Düğün kaydı yıllar sonra bulunamayabilir, tanıklar dağılabilir, yazışmalar silinebilir. Delil çalışması dava açılmadan önce tamamlanmalıdır.

Üçüncü hata, harcın tamamlanmamasıdır. Ziynet istemi nispi harca tabi bağımsız bir talep olduğundan, boşanma dilekçesinde geçen bir cümle tek başına dava açılmış sayılmasını sağlamaz.

Dördüncü hata, aidiyet tartışmasının tek bir ölçüte göre hazırlanmasıdır. Hukuk Genel Kurulu ile 2. Hukuk Dairesi’nin ölçütleri farklı olduğundan, dosyaya hem takının niteliğine hem de kime takıldığına ilişkin delil konulmalıdır.

Beşinci hata, ziynet talebinin mal rejimi talepleriyle karıştırılmasıdır. İki talep ayrı dayanaklara sahiptir ve biri diğerinin yerine geçmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Düğünde veya evlilik içinde takılan altın, bilezik, takı seti, para ve dövizin aynen iadesi; aynen iade mümkün değilse bedelinin tahsili için açılan davadır.

Bu konuda bugün iki farklı ölçüt uygulanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu, aksine anlaşma veya örf ve adet yoksa takıların kadına bağışlanmış sayılacağını kabul etmektedir. 2. Hukuk Dairesi ise 2024 tarihli kararında anlaşma, ispatlanmış yerel adet ve takının kime takıldığı sıralamasını benimsemiştir.

Hukuk Genel Kurulu ölçütüne göre bu değerler de kadına bağışlanmış sayılır. 2. Hukuk Dairesi ölçütüne göre ise kadına özgü bir takı değilse erkeğe ait kabul edilebilir.

Bilezik uygulamada kadına özgü ziynet kabul edildiğinden, her iki ölçüte göre de kural olarak kadına aittir. Aksine bir anlaşma veya ispatlanmış yerel adet varsa sonuç değişebilir.

Açılabilir. Talep boşanma dosyasında ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava olarak da açılabilir. Her iki hâlde de nispi harcın yatırılması gerekir.

Kural olarak davacı, ziynetlerin varlığını ve kendisinde kalmadığını ispatlar. Davalı altınları aldığını kabul edip iade ettiğini veya geri verilmemek üzere kendisine bırakıldığını savunuyorsa bu savunmayı kendisi ispatlar.

Olur. Düğün görüntüsü takıların varlığını, sayısını ve kime takıldığını gösterdiği için en güçlü delillerden biridir. Görüntü net değilse bilirkişi incelemesi istenebilir.

Açılabilir. Bozdurma alacak hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; talep aynen iadeden bedele döner. Bozdurmanın kimin rızasıyla ve hangi amaçla yapıldığı incelenir.

Ziynet bedeli yanında değer artış payı da gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi, karşılıksız katkıda bulunan eşe malda ortaya çıkan değer artışından katkısı oranında alacak hakkı tanır.

Takıların eşin ailesi tarafından alındığının ileri sürülmesi, eşe karşı açılan davanın tek başına reddini gerektirmez. Altınların davalı eşin tasarrufunda bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.

31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılacak davalarda açılamaz. 7589 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra kısmi dava açılıp talep bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir.

Ziynetler mevcutsa ve aynen iadesi isteniyorsa talep zamanaşımına tabi tutulmaz. Bedel isteniyorsa Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık süre uygulanır.

Bedel talep edilen dosyalarda faiz istenebilir. Faiz dilekçede açıkça istenmelidir; ihtar yoksa başlangıç olarak dava tarihi ileri sürülür.

Eşler arasındaki davada aile mahkemesi görevlidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde 4787 sayılı Kanun kapsamında belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Ödenir. Ziynet alacağı boşanmanın eki sayılmadığından nispi harca tabidir ve harcı tamamlanmayan talep usulüne uygun açılmış dava sayılmaz.

Değildir. Ziynet alacağı belirli takıların iadesine, mal rejiminin tasfiyesi ise evlilik içinde edinilen mallar üzerindeki katılma alacağı ve değer artış payı gibi taleplere ilişkindir.

Avukat Görüşü

Ziynet dosyalarında sonucu belirleyen mesele, çoğu zaman hukuki tartışma değil delil hazırlığıdır. Aidiyet konusundaki içtihat farkı önemlidir, ancak dosyaların büyük bölümü takıların varlığı ya da kimde kaldığı ispatlanamadığı için reddedilir. Düğün kaydının, takı merasimi görüntülerinin ve yazışmaların dava açılmadan önce güvence altına alınması, dilekçede kurulacak her cümleden daha belirleyicidir.

İçtihat farkı bakımından bugünkü tablo müvekkile açıkça anlatılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun ölçütü ile 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 tarihli ölçütü, özellikle çeyrek altın, gram altın ve para bakımından farklı sonuç doğurur. Bu belirsizlik sürdüğü sürece dosyaya iki ölçütün de karşılanacağı delil konulması gerekir. Takının kime takıldığını gösteren görüntü ile takının niteliğine ilişkin bilirkişi incelemesi talebi birlikte düşünülmelidir.

Usul tarafında 2026 yılında yapılan değişiklik de gözden kaçırılmamalıdır. Belirsiz alacak davasının kaldırılmasından sonra ziynet talebinin kısmi dava olarak açılması ve bilirkişi raporunun ardından talebin bir defaya mahsus artırılması yolu izlenmektedir. Harcın baştan doğru yatırılması, talep sonucunun adet ve tür belirtilerek kurulması ve faizin dilekçede açıkça istenmesi, sonradan telafisi güç kayıpların önüne geçer.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı ziynet eşyası alacağı davası hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Aidiyet ölçütü konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi arasındaki görüş farkı devam etmektedir ve kararlar dosyanın özelliklerine göre farklılaşabilir. Yazıda yer alan açıklamalar somut dosya incelemesinin yerine geçmez. Kararlara Yargıtay Karar Arama üzerinden ulaşılabilir.

Son Güncelleme 18.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top