Ziynet Eşyası Alacağı Davası

Ziynet eşyası alacağı davasında düğün takılarının iadesi ve ispatı

Ziynet eşyası alacağı davası, düğünde veya evlilik süresince takılan altın, bilezik, takı seti, para ve dövizin aynen iadesini; aynen iade mümkün değilse bedelinin ödenmesini sağlamak için açılır. Talep, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi bağımsız bir dava olarak da açılabilir.

Davanın sonucunu iki ayrı soru belirler. Birincisi takıların hukuken kime ait olduğu, ikincisi bu takıların şu anda kimde bulunduğunun ispatlanıp ispatlanamadığıdır. Birinci soruda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi farklı ölçütler benimsemiştir. İkinci soru ise her dosyada delillerle cevaplanır.

Ziynet eşyası alacağı davası nedir?

Ziynet eşyası alacağı davası, belirli takıların iadesine yönelik bir taleptir. Davacı, hangi ziynetlerin kendisine ait olduğunu ve bunların karşı tarafın elinde bulunduğunu ileri sürer; mahkemeden öncelikle bu eşyaların aynen iadesini, bu mümkün olmazsa bedelinin tahsilini ister.

Bu dava, mal rejiminin tasfiyesinden ayrı bir taleptir. Mal rejimi tasfiyesinde evlilik içinde edinilen mallar üzerindeki katılma alacağı, değer artış payı ve katkı iddiaları tartışılır. Ziynet davasında ise belirli ve somut eşyaların mülkiyeti ile iadesi söz konusudur. İki talep aynı dosyada birlikte ileri sürülebilir, ancak hukuki dayanakları ve hesaplama yöntemleri ayrıdır.

Davayı, ziynetlerin kendisine ait olduğunu ileri süren eş açar. Davacı kadın eş olabileceği gibi, erkeğe takılan ekonomik değerler bakımından erkek eş de olabilir. Ziynet alacağı, boşanma davasında kadının hakları arasında sayılan taleplerden biridir, ancak talebin sahibi kanunen cinsiyete göre belirlenmez.

Hangi takılar ziynet eşyası sayılır?

Ziynet eşyası kavramı bilezikle sınırlı değildir. Bilezik, burma ve kelepçe bilezik, altın set, kolye, gerdanlık, küpe, yüzük, çeyrek ve yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını, gram altın, reşat altını, pırlanta takı, saat ile düğünde takılan para ve döviz bu davaya konu olabilir.

Bununla birlikte her takı aynı hukuki sonuca bağlanmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli ölçütünde taraflar arasında anlaşma ve ispatlanmış bir yerel örf ve adet yoksa sonucu iki soru değiştirir. Birincisi takının yalnız kadına ya da yalnız erkeğe özgü olup olmadığı, yani cinse özgülüğü, ikincisi takının bir eşe takılıp takılmadığı ya da düğünde takıların toplandığı takı sandığına veya torbasına mı konduğudur. Bu ölçüte göre takı sandığına konan ve her iki cinse özgü olan eşya, eşlerin ortak malı kabul edilir.

Düğünde takılan altınlar kime aittir?

Bu sorunun bugün tek bir cevabı yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğün takılarının kime ait olduğu konusunda farklı ölçütler benimsemiştir. Hangi ölçütün uygulanacağı, özellikle damada takılan ve bir cinse özgü olmayan değerlerde sonucu değiştirir.

Hukuk Genel Kurulu hangi kuralı uyguluyor?

Hukuk Genel Kurulu’nun 13.04.2021 tarihli, 2017/1038 E. ve 2021/458 K. sayılı kararına göre düğün sırasında takılan ziynet eşyası ve paralar, kim tarafından ve hangi eşe takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma veya örf ve adet kuralı bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilir. Aynı kararda ispat yükü de açıkça belirlenmiştir. Genel kuralın aksine bir örf ve adet bulunduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Bu yaklaşım, takının damada takılmış olmasını tek başına sonuca etkili saymaz. Hukuk Genel Kurulu bu kabulü, ziynetlerin evlenme sebebiyle kadına geleceğinin güvencesi olarak takıldığı düşüncesine dayandırmıştır.

2. Hukuk Dairesi 2024 yılında hangi sıralamayı benimsedi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı kararıyla takıların kime ait olduğu sorununu basamaklı bir ölçüte bağlamıştır. Daireye göre taraflar arasında anlaşma varsa anlaşmaya göre, anlaşma yoksa ve yerel örf ve adet ispatlanırsa buna göre paylaşım yapılır. Bunların ikisi de yoksa erkeğe ve kadına takılan ya da verilen ekonomik değer taşıyan eşya, kendisine takılan kişiye aittir. Karşı cinse özgü takılar ise o cinse verilmiş sayılır. Takının bir cinse özgü olup olmadığı çekişmeliyse gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır.

Aynı kararda ispat yükünün nasıl yer değiştirdiği de gösterilmiştir. Erkeğin mesajlarda altınları getireceğini söylemesi ve sonraki dilekçesinde bileziklerin teslim edildiğini savunması üzerine ispat yükü erkeğe geçmiş, erkek ziynetlerin kendisinde olmadığını ve kadına iade edildiğini ispatlayamadığı için ret kararı bozulmuştur.

Hangi hâldeZiynet kime ait olur
Taraflar arasında anlaşma varsaAnlaşma uygulanır
Anlaşma yoksa ve yerel örf ve adet ispatlanırsaYerel uygulama esas alınır
Anlaşma da ispatlanmış bir adet de yoksaEkonomik değer, kime takıldıysa ona ait olur
Takı karşı cinse özgüyseKime takılmış olursa olsun o cinse ait sayılır
Takı sandığına konan eşya bir cinse özgüyseO cinse verilmiş sayılır
Takı sandığına konan eşya her iki cinse özgüyseOrtak kabul edilir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, 2023/5704 E., 2024/2402 K.

İki yaklaşım arasındaki fark dosyayı nasıl etkiler?

Fark, özellikle cinse özgü olmayan değerlerde sonucu doğrudan değiştirir. Kanaatimizce aksine bir anlaşma veya ispatlanmış bir yerel adet yoksa ve takı bir cinse özgü sayılmıyorsa, damada takılan çeyrek altın, para ve benzeri değerler Hukuk Genel Kurulu ölçütüne göre kadına bağışlanmış sayılırken, dairenin 2024 tarihli ölçütüne göre damada kalır. Kadına özgü olduğu kabul edilen takılar ise iki ölçüte göre de kadına ait sayılır.

Bu belirsizliğin pratik karşılığı, delil hazırlığının tek bir ölçüte göre yapılmamasıdır. Dosyaya hem takının niteliğini hem de kime takıldığını gösteren delil konulmalıdır. Düğün görüntüsü artık yalnızca takı saymaya değil, takının kime takıldığını göstermeye de yarar. Aksine bir anlaşma veya yerel adet bulunduğunu ileri süren taraf, bunu ayrıca ispatlamak zorundadır.

Ziynet eşyaları kişisel mal mıdır?

Ziynet eşyaları kural olarak kişisel maldır. Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesi, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyayı ve karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen malvarlığı değerlerini kanun gereği kişisel mal saymaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de evlenen eşlere hediye edilen ziynet eşyalarını karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen ve kişisel mal sayılan değerlerden kabul etmektedir.

Kişisel mal olması iki sonuç doğurur. Birincisi, bu değerler edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiyesinde yarı yarıya paylaşılan kalemler arasına girmez. İkincisi, Türk Medeni Kanunu’nun 226. maddesinin birinci fıkrasına göre her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre eşler bu malları tasfiye davasıyla birlikte isteyebileceği gibi tasfiyeden önce de geri isteyebilir.

Ziynet davasında ispat yükü kimdedir?

İspat yükü kural olarak davacıdadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesine göre ispat yükü, “kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Davacı önce ziynetlerin cinsini, sayısını ve miktarını, sonra bu ziynetlerin kendisinde kalmadığını ortaya koymalıdır.

İspat yükü, davalının savunmasına göre yer değiştirebilir. Davalı ziynetleri aldığını kabul edip iade ettiğini savunuyorsa iadeyi kendisi ispatlar. Ziynetlerin geri verilmemek üzere kendisine bırakıldığını savunuyorsa bu savunma da ona düşer; Hukuk Genel Kurulu’na göre “ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe, bunları alan iade etmekle yükümlüdür.”

Ziynet eşyası hangi delillerle ispatlanır?

Ziynet alacağı, düğün görüntüleri, tanık beyanı, yazışma kayıtları ile kuyumcu ve banka belgelerinin birlikte değerlendirilmesiyle ispatlanır. Dava, baştan itibaren delil merkezli bir kurguyla hazırlanmalıdır.

Düğün videosu ve fotoğraflar neyi gösterir?

Düğün görüntüleri, takıların varlığını ve kime takıldığını doğrudan gösterebilen delillerdir. Görüntüler üzerinden bilezik sayısı, altın türü, set takılıp takılmadığı, para ve döviz takılıp takılmadığı ile takıların düğün sonrasında kim tarafından toplandığı belirlenebilir.

Görüntü net değilse bilirkişi incelemesi istenebilir. Bilirkişi, takının türünü, ayarını, yaklaşık gramını ve değerini belirler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024 tarihli ölçütüne göre takının bir cinse özgü olup olmadığı çekişmeliyse bu konuda da gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır.

Tanık beyanı tek başına yeterli olur mu?

Tanık beyanı ziynet davasında kullanılır, ancak beyanın doğrudan görgüye dayanması gerekir. Düğünde bileziklerin davalının annesine teslim edildiğini gördüğünü söyleyen tanık ile altınların kayınvalidede kaldığını duyduğunu söyleyen tanığın beyanı aynı değerde değildir.

Tanık listesi hazırlanırken yalnızca düğüne katılanlar değil, takıların düğünden sonra kimde kaldığını bilen kişiler de düşünülmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre kadın, ziynetlerin varlığını ispatladıktan sonra “bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını” da ispatlamalıdır. Bu nedenle düğünden sonraki günlerde yaşananları bilen tanıklar da listeye alınmalıdır.

WhatsApp yazışmaları delil olarak kullanılabilir mi?

Yazışmalar delil olarak sunulabilir. Altınların kimde kaldığına, bozdurulduğuna veya iade edileceğine ilişkin bir ifade, ispat yükünü doğrudan etkileyebilir. Bu kayıtların hukuka uygun biçimde elde edilmesi şarttır; boşanma dosyalarında WhatsApp mesajlarının delil değeri de mesajların nasıl elde edildiğine bağlıdır.

Kuyumcu ve banka kayıtları ne işe yarar?

Bu belgeler, ziynetlerin bozdurulduğu ve bedelin nereye aktarıldığı iddiasını somutlaştırır. Altın bozdurma fişi, kasa kayıtları, hesap hareketleri ve kredi kapama dekontları, tarafların anlatımını doğrulayan ya da çürüten nesnel verilerdir. Ziynetlerin bozdurulup taşınmaz alımında kullanıldığı ileri sürülen dosyalarda tapu kayıtları da istenmelidir.

Ziynetler bozdurulmuşsa dava açılabilir mi?

Açılabilir. Ziynetlerin bozdurulmuş olması alacak hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; yalnızca talebin aynen iadeden bedele dönmesine yol açar. Sonucu, ziynetlerin geri istenmemek üzere verilip verilmediği değiştirir.

Evlilik içinde ekonomik sıkıntı nedeniyle altınların kullanılması, her durumda bağış sayılmaz. Ziynetlerin geri verilmemek üzere verildiğini savunan taraf bu savunmasını ispatlamak zorundadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli kararında, ziynetlerin ev alınırken bozdurulduğu bir dosyada bu savunmanın diğer delillerle desteklenmeyen soyut bir tanık beyanıyla ispatlanmış sayılamayacağı belirtilmiştir.

Ziynetler bozdurularak diğer eşe ait bir taşınmazın veya aracın alımında kullanılmışsa, ziynet alacağının yanında değer artış payı da gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi, bir eşin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde, o malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı tanır. Bu alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır.

Ziynetleri eşin ailesi aldıysa dava kime açılır?

Takıların eşin annesi veya babası tarafından alındığının ileri sürülmesi, eşe karşı açılan davanın tek başına reddini gerektirmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ziynetleri kayınbabanın aldığı iddiasının husumete etkisini ele alan yazıda incelenen 03.06.2026 tarihli kararında, ziynetlerin eşin babası tarafından alındığı ileri sürülse de hayatın olağan akışına göre eşin babasıyla menfaat birliği içinde olduğunu ve ziynetlerden eşin de sorumlu tutulabileceğini kabul etmiştir. Bu nedenle eşe karşı açılan davanın husumet yokluğu, yani davanın yanlış kişiye açıldığı gerekçesiyle reddedilmesini doğru bulmamıştır.

Aynen iade mi, bedel mi talep edilir?

Talep terditli kurulur. Önce ziynetlerin aynen iadesi, aynen iade mümkün olmazsa bedelinin tahsili istenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 111. maddesine göre davacı, “aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir.” Bunun için talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantı bulunmalıdır; aynen iade asıl, bedel ise yedek talep olur. Mahkeme, asıl talebi esastan reddetmedikçe yedek talebi inceleyemez.

Talep sonucunda ziynetlerin adedi, türü, ayarı ve mümkünse gramı gösterilmelidir. Düğünde takılan tüm altınların iadesi biçimindeki genel bir istem, hem bilirkişi incelemesini zorlaştırır hem de hüküm kurulmasını güçleştirir.

Ziynet alacağı boşanmanın eki sayılmaz ve nispi harca tabidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre nispi harç tamamlattırılmadan sonraki işlemler yapılamaz; mahkeme, harcın peşin kısmının yatırılması için talepte bulunan tarafa usulüne uygun süre verir. Harç noksanlığı giderilirse talebin esası incelenir, giderilmezse Harçlar Kanunu’nun 30. maddesine göre işlem yapılır.

Ziynet alacağı belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?

31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan davalar bakımından açılamaz. 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklik, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir.

Aynı Kanun’un 20. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesine dördüncü fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın, yani delillerin toplanıp incelendiği aşamanın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Belirsiz alacak davası olarak daha önce açılmış dosyalar bu değişiklikten etkilenmez. 7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre yürürlükten kaldırılan 107. madde, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Bu nedenle ziynetlerin bedeli istenecek ve gramı ile değeri dava tarihinde tam bilinemiyorsa, yeni açılacak dava bedel istemi bakımından kısmi dava olarak açılıp bilirkişi raporundan sonra talep bir kez artırılabilir.

Ziynet davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Eşler arasındaki ziynet alacağı davası, kanaatimizce aile hukukundan doğan bir dava olduğu için aile mahkemesinde görülür. 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun vesayeti düzenleyen üçüncü kısmı dışında kalan ikinci kitabına göre aile hukukundan doğan dava ve işleri aile mahkemelerine verir. Kişisel malları ve malların geri alınmasını düzenleyen hükümler de bu kitaptadır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde davaya, aynı Kanun’un 2. maddesine göre bu iş için belirlenen asliye hukuk mahkemesi bakar.

Yetki, davanın nasıl açıldığına göre değişir. Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi boşanma davaları için eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesini yetkili sayar. Ziynet alacağı bağımsız bir dava olarak açılıyorsa Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesindeki genel yetki kuralına göre dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

Ziynet alacağında zamanaşımı ne kadardır?

Sürenin cevabı talebin türüne bağlıdır. Ziynetler mevcutsa ve aynen iadesi isteniyorsa talep mülkiyet hakkına dayanır; Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre bu durumda zamanaşımı söz konusu olmaz. Ziynetlerin var olduğu tespit edilemezse istem tazminata dönüşür ve Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesindeki on yıllık genel zamanaşımı uygulanır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ziynetlerin iadesi isteminin evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan bir dava hakkı olmadığını ve bu nedenle Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık zamanaşımına tabi olmadığını kabul etmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 153. maddesine göre evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz. Bu nedenle bedel istemindeki on yıllık süre, evlilik sona erdikten sonra işlemeye başlar.

Ziynet alacağında faiz istenebilir mi?

Bedel talep edilen dosyalarda faiz istenebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin birinci fıkrasına göre hâkim, “tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.” Bu nedenle kanaatimizce faiz isteniyorsa dilekçede açıkça talep edilmelidir.

Başlangıç tarihi temerrüde göre belirlenir. Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Dava açılmadan önce noter ihtarı veya yazılı iade istemiyle karşı taraf temerrüde düşürülmüşse faiz o tarihten istenebilir; böyle bir bildirim yoksa faizin dava tarihinden işletilmesi istenir.

Anlaşmalı boşanmada ziynetler protokolde nasıl düzenlenir?

Ziynetler protokolde açık bir maddeyle düzenlenmelidir. Takıların kimde kaldığı, iade yapılıp yapılmayacağı, bedel ödenecekse tutarı ve ödeme zamanı, tarafların birbirinden ziynet alacağı bulunup bulunmadığı ayrı ayrı yazılmalıdır. Protokolde hiç düzenleme yapılmaması, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava açılmasının önünü açar.

Tarafların birbirinden alacağı yoktur biçimindeki genel ifadeler de tereddüt doğurur, çünkü bu cümlenin ziynetleri kapsayıp kapsamadığı sonradan tartışma konusu olur. Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında ziynetlere ilişkin tercih bilinçli biçimde ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde yazılmalıdır.

Çekişmeli boşanmada ziynet talebi nasıl ileri sürülür?

Talep, dava dilekçesinde veya karşı dava dilekçesinde ileri sürülür ve nispi harcı yatırılır. Dilekçede ziynetlerin türü, sayısı, yaklaşık değeri, kim tarafından ve ne zaman alındığı ile neden iade edilmediği açıklanmalıdır.

Çekişmeli boşanma davasında ziynet istemi ekonomik baskı, müşterek konuttan ayrılma veya takıların zorla alınması gibi olaylarla birlikte de gündeme gelebilir. Bu olaylar kusur değerlendirmesini etkileyebilir; ziynet talebinin kabulü ise kusura değil, takıların kime ait olduğunun ve kimde kaldığının ispatına bağlıdır.

Ziynet alacağı ile mal paylaşımı davası aynı şey midir?

Hayır. Ziynet alacağı davasında belirli takıların aynen iadesi veya bedeli istenir ve dayanak mülkiyet ile iade hakkıdır. Mal rejiminin tasfiyesi davasında ise evlilik içinde edinilen mallar üzerindeki katılma alacağı, değer artış payı ve katkı talepleri tartışılır ve hesap tasfiye anındaki değerler üzerinden yapılır.

İki dava aynı olayda birleşebilir. Düğün altınları bozdurulup taşınmaz alımında kullanılmışsa ziynet alacağı, değer artış payı ve katkı payı talepleri birlikte değerlendirilir. Bu durumda her talebin hangi tarihteki değer üzerinden hesaplanacağı dilekçede ayrı ayrı gösterilmelidir.

Ziynet davasında hangi hatalar talebi zayıflatır?

İlk hata, talebin belirsiz bırakılmasıdır. Ziynetlerin adedi, türü ve yaklaşık gramı gösterilmeden kurulan istem hem harçlandırmayı hem bilirkişi incelemesini zorlaştırır.

İkinci hata, delillerin geç toplanmasıdır. Düğün kaydı yıllar sonra bulunamayabilir, tanıklar dağılabilir, yazışmalar silinebilir. Delil çalışması dava açılmadan önce tamamlanmalıdır.

Üçüncü hata, nispi harcın tamamlanmamasıdır. Harç noksanlığı giderilmedikçe ziynet talebinin esası incelenmez.

Dördüncü hata, takıların kime ait olduğu tartışmasının tek bir ölçüte göre hazırlanmasıdır. Hukuk Genel Kurulu ile 2. Hukuk Dairesi’nin ölçütleri farklı olduğundan, dosyaya hem takının niteliğine hem de kime takıldığına ilişkin delil konulmalıdır.

Beşinci hata, ziynet talebinin mal rejimi talepleriyle karıştırılmasıdır. İki talep ayrı dayanaklara sahiptir ve biri diğerinin yerine geçmez.

Ziynet davasına ilişkin Yargıtay kararları

“…O halde, öncelikle ziynet eşyalarının varlığının ve ziynet eşyalarının iade edilmek üzere davalı kocaya verildiğinin ispatı davacı kadına ait olup toplanan deliller ile tanık beyanları ve düğün görüntülerine göre ziynet eşyalarının varlığı sabittir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9025, K. 2026/7001, T. 23.06.2026

“…Taraflara ait evin 1/2 hisse itibariyle kayıtlı bulunmasının ziynetlerin tamamının istenmesine engel teşkil etmediği, kadının dava dilekçesinde talep ettiği ziynetlerin erkek tarafından bozdurulduğunun anlaşıldığı, her ne şekilde bozdurulmuş olursa olsun, erkek tarafından kadına ait olan ve harcanan bu ziynetlerin karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesinin zorunlu olduğu dikkate alınarak talebin tamamının kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/9439, K. 2026/6627, T. 16.06.2026

“…Dava konusu eşyaların mevcut olduğu tespit edilmiş ise uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz. Dava konusu eşyaların var olduğu tespit edilemez ise istem tazminata ilişkin olduğundan Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesinde belirlenen on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması ve karı koca arasındaki davalarda Türk Borçlar Kanunu`nun 153. maddesinin dikkate alınması gerekir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5038, K. 2021/6749, T. 04.10.2021

Sıkça Sorulan Sorular

Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre kadın önce ziynetlerin cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığını ispatlamalıdır. Sonra “bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını” ispatlaması gerekir. Kadın bunu şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlarsa, ziynetleri iade etmekle yükümlü olmadığını ispat etme yükü erkeğe geçer.

Azalmayabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ziynetlerin yarı yarıya taraflar adına kayıtlı evin onarımında harcandığı bir dosyada, ziynetlerin karşılığı bağışlanmadığı sürece tamamının kadına iadesi gerektiğine karar vermiştir.

İsteyebilirsiniz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çeyrek altınların bozdurularak balayı masraflarının karşılandığının kabul edildiği bir dosyada, erkek bunların kadına iade edilmemek üzere alındığını ispatlayamadığı için talebin kısmen reddedilmesini hatalı bulmuştur.

Mahkemeden, eşiniz adına banka kasası bulunup bulunmadığının araştırılmasını isteyebilirsiniz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, altınların bankadaki kasada tutulup sonra bozdurulduğunun ileri sürüldüğü bir dosyada bu araştırma yapılmadan karar verilmesini hatalı bulmuştur.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesine göre rapor size tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde, eksik gördüğünüz hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsiz hususlarda açıklama yapılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilirsiniz.

Avukat Görüşü

Ziynet dosyalarında hukuki tartışma kadar delil hazırlığı da sonucu belirler. Takıların kime ait olduğu konusundaki içtihat farkı sonucu etkiler, ancak takıların varlığı ya da kimde kaldığı ispatlanamazsa bu tartışmaya sıra gelmez. Düğün kaydının, takı merasimi görüntülerinin ve yazışmaların dava açılmadan önce güvence altına alınması gerekir.

İçtihat farkı bakımından bugünkü tablo müvekkile açıkça anlatılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun ölçütü ile 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 tarihli ölçütü, özellikle damada takılan çeyrek altın, gram altın ve para bakımından farklı sonuç doğurur. Bu belirsizlik sürdüğü sürece dosyaya iki ölçütün de karşılanacağı delil konulması gerekir. Takının kime takıldığını gösteren görüntü ile takının niteliğine ilişkin bilirkişi incelemesi talebi birlikte düşünülmelidir.

Usul tarafında 2026 yılında yapılan değişiklik de gözden kaçırılmamalıdır. Belirsiz alacak davasının kaldırılmasından sonra ziynet bedeli istemi kısmi dava olarak açılabilir ve talep bilirkişi raporunun ardından tahkikat bitene kadar bir defaya mahsus artırılabilir. Harcın baştan doğru yatırılması, talep sonucunun adet ve tür belirtilerek kurulması ve faizin dilekçede açıkça istenmesi, sonradan telafisi güç kayıpların önüne geçer.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı ziynet eşyası alacağı davası hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri ve Yargıtay kararları 26.10.2026 tarihinde resmî metinlerinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Kararlara Yargıtay Karar Arama üzerinden ulaşılabilir.

Yukarı Çık