Ev alımında kullanılan ziynetlerin iadesini simgeleyen boş ziynet kutusu ve konut anahtarı

Ziynetler Ev Alınırken Bozdurulduysa İade Edilmeyeceğini Kim İspatlar?

Ziynetlerde ispat yükü, ziynetlerin ev alınırken bozdurulduğu kabul edildiğinde savunmanın içeriğine göre davalıya geçebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli, E. 2024/9098, K. 2025/5031 sayılı kararı; ziynetleri bozdurup harcadığını kabul eden eşin, bunların geri verilmemek üzere kendisine bırakıldığı savunmasını somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini ortaya koyuyor. Kararın önemi, ziynetlerin varlığından çok, iade edilmeme koşulunun nasıl ispatlanacağına odaklanmasından kaynaklanıyor.

İncelenen uyuşmazlık karşılıklı boşanma davaları içinde görülmüş olsa da bozma gerekçesi ziynet alacağıyla sınırlıdır. Daire, boşanma ve boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin diğer temyiz itirazlarını reddederek bu bölümleri onamış; yalnız ziynet talebi hakkında Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırıp ilk derece hükmünü bozmuştur. Bu nedenle karar, boşanma davasının bütünü hakkında yeni bir değerlendirme yapılmış gibi okunmamalıdır.

İade Edilmeme Savunmasını Kim İspatlamalı?

Ziynet eşyalarının davalı eş tarafından alındığı, ev için bozdurulduğu ve geri verilmediği kabul edilmişse, davacı eş aynı olguları yeniden ispatlamak zorunda bırakılmaz. Bu durumda “geri verilmemek üzere verildi” savunmasını ileri süren taraf, bu özel koşulu ispatlamalıdır. Dosyadaki diğer delillerle desteklenmeyen soyut bir tanık anlatımı, somut olayda bu savunmayı kanıtlamaya yeterli görülmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9098, K. 2025/5031, 14.05.2025

Belge hazirlaniyor…

Bu inceleme kararın tam metnine dayanılarak hazırlanmıştır. Okuyucu, yukarıda yer verilen PDF üzerinden kararın gerekçesine ve hüküm bölümüne doğrudan erişebilir.

Taraflar Mahkemede Ne Savundu?

Davacı-karşı davalı kadın, cins ve miktarını bildirdiği ziynetlerin rızası dışında davalı-karşı davacı erkek tarafından ev alımında kullanılmak üzere alındığını, sonrasında kendisine geri verilmediğini ileri sürmüştür. Ziynetlerin aynen iadesini; bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin tahsilini istemiştir. Erkek ise ziynetlerin kadının rızasıyla ve geri verilmemek üzere bozdurulduğunu savunmuştur.

İlk derece mahkemesi, erkeğin cevap dilekçesindeki bu savunmayla ispat yükünü üstlendiğini kabul etmiştir. Buna rağmen tanık Cafer’in ziynetlerin ev alınırken rızayla ve geri verilmemek üzere bozdurulduğuna ilişkin beyanını yeterli görmüş ve ziynet talebini reddetmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi de kadının bu bölüme yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Yargıtay, ziynetlerin erkek tarafından ev alınırken bozdurulup harcandığı ve kadına geri verilmediği olgusunun sabit olduğunu belirlemiştir. Tartışılması gereken nokta artık ziynetlerin kim tarafından alındığı değil, kadının bunlardan karşılıksız ve kesin olarak vazgeçip vazgeçmediğidir. Daire, diğer delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımının bu vazgeçme savunmasını kanıtlamadığı sonucuna varmıştır.

Bu kararın dar ispat sorununu, ziynetlerin kapsamı ve talep biçimleri hakkında genel bilgiler veren ziynet eşyası alacağı davası yazısından ayırmak gerekir. İncelenen dosyada ziynetlerin varlığı ve ev için harcandığı kabul edildiğinden, tartışma iade edilmeme koşulunda yoğunlaşmıştır.

Ziynetlerde İspat Yükü Nasıl Yer Değiştirir?

Türk Medeni Kanunu m. 6 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 uyarınca, kural olarak taraflardan her biri lehine hak çıkardığı olguyu ispatlar. Ancak karşı tarafın bir olguyu açıkça kabul edip buna yeni bir koşul eklemesi, uyuşmazlığın ve ispat edilmesi gereken vakıanın çerçevesini değiştirir.

Somut olayda erkek, ziynetlerin kendisinde olmadığını veya hiç bozdurulmadığını söylememiştir. Ziynetlerin kadının rızasıyla bozdurulduğunu ve geri verilmemek üzere verildiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi de bu savunmanın ispat yükünü erkeğe yüklemiştir. Yargıtay’ın bozma gerekçesi, ispat yükünün yanlış tarafa yüklenmesinden ziyade, erkeğin üstlendiği yükü soyut tanık anlatımıyla yerine getirdiğinin kabul edilmesini hatalı bulmasıdır.

Ziynetlerde ispat yükü değerlendirilirken ikrar edilen olgu ile eklenen savunma birbirinden ayrılmalıdır. Ziynetlerin alındığı ve harcandığı kabul edilmişse bu kabul davacı lehine önem taşır; buna karşılık geri verme borcunu ortadan kaldırdığı ileri sürülen bağış, vazgeçme veya iade edilmeme koşulunun ayrıca kanıtlanması gerekir. Her dosyada aynı sonuca varılmaz; savunmanın içeriği ve delillerin bütünü belirleyicidir.

Tek Tanığın Beyanı Neden Yetersiz Bulundu?

Yargıtay’ın gerekçesi, tanık delilini genel olarak reddetmek değil, bu dosyadaki tek tanığın anlatımının niteliğini sorgulamaktır. Daire, tanık Cafer’in beyanının olayın nasıl gerçekleştiğini ayrıntılarıyla açıklamadığını ve başka hiçbir delille desteklenmediğini vurgulamıştır. Yalnız sonucu bildiren, olay ayrıntısı içermeyen bu tür bir anlatım, ziynet sahibinin geri isteme hakkından kesin olarak vazgeçtiğini kanıtlamaya tek başına yeterli görülmemiştir.

İade edilmeme koşulu, ziynetleri alan tarafın geri verme yükümlülüğünü ortadan kaldıracak niteliktedir. Bu kadar ağır bir hukuki sonucun, olayın nasıl gerçekleştiğini açıklamayan ve başka delillerle doğrulanmayan bir beyana dayandırılması yeterli bulunmamıştır. Yargıtay, ziynetlerin varlığı ve harcandığı sabit olduğundan davanın kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiş; ilk derece mahkemesinin ret hükmünü bu nedenle bozmuştur.

Tarafların ziynetlerin teslimi, bozdurulması veya geri verilmeyeceği yönündeki konuşmaları dijital yazışmalara yansımışsa, WhatsApp mesajlarının delil değeri ayrıca incelenebilir. Bununla birlikte her mesajın hukuka uygun elde edilmesi, bütünlüğünün korunması ve somut iddiayla bağlantısının kurulması gerekir.

Ziynet Davasında İspat Planı Nasıl Kurulmalı?

Ziynetlerde ispat yükü bakımından davacının dosya hazırlığı, yalnız ziynet listesini sunmaktan ibaret değildir. Ziynetlerin varlığı, teslim veya alma biçimi, bozdurulma süreci ve iade edilmediği iddiası ayrı ayrı somutlaştırılmalıdır. Karşı tarafın cevap dilekçesindeki kabuller de dikkatle ayrıştırılmalıdır; çünkü ziynetlerin alındığına ilişkin kabul, uyuşmazlığı “ziynetler hiç alınmadı” tartışmasından “hangi koşulla alındı” tartışmasına taşıyabilir.

Davalı bakımından ise “rızası vardı” veya “geri istemeyecekti” biçimindeki genel savunma tek başına yeterli değildir. İade edilmeme koşulunu doğrulayacak mesajlar, ödeme akışı, olayın öncesini ve sonrasını bilen tanıklar ya da birbirini destekleyen başka deliller varsa bunların süresinde ve somut vakıalarla ilişkilendirilerek sunulması gerekir. Tanığın yalnız hukuki sonucu tekrar etmesi yerine, hangi konuşmayı ne zaman ve hangi koşullarda duyduğunu açıklaması delilin değerlendirilmesini etkileyebilir.

İspat planı hazırlanırken dilekçelerdeki her kabulün sınırı belirlenmelidir. Ziynetlerin bozdurulduğunun kabulü, hangi ziynetlerin bozdurulduğu ve bedelin tamamının konuta harcanıp harcanmadığı konusunda ayrıca uyuşmazlık bulunmasına engel olmayabilir. Bu nedenle talep edilen her ziynet kalemi, karşı tarafın kabul ettiği kapsam ve bu kapsamı aşan bölüm için gösterilen deliller ayrı ayrı ele alınmalıdır. Karar, miktar ve değer hesabındaki olası uyuşmazlıkları çözmediğinden bilirkişi incelemesi veya değer tespiti ihtiyacı somut dosyada devam edebilir.

Ziynet alacağı ile boşanmada mal paylaşımı aynı hukuki mesele değildir. Bir evin edinilmesinde ziynetlerin kullanılması, taşınmazın tasfiyesine ilişkin taleplerle ziynetlerin iadesi talebinin dayanaklarını kendiliğinden birleştirmez; her talebin hukuki sebebi ve ispatı ayrı kurulmalıdır.

Karar Hangi Durumları Kapsamıyor?

Karar, ev alımında kullanılan her ziynetin her durumda sahibine iade edileceği anlamına gelmez. Bozma; ziynetlerin erkek tarafından bozdurulduğu, harcandığı ve geri verilmediği kabul edilen bu dosyada, iade edilmeme koşulunun yeterli delille kanıtlanmamasına dayanır. Farklı bir dosyada yazılı anlaşma, açık mesajlaşma, birbirini doğrulayan tanıklar veya başka somut deliller bulunması hâlinde değerlendirme değişebilir.

Dairenin karar metninde düğünde takılan ziynetlerin kadına bağışlanmış sayılacağına ilişkin genel bir cümle bulunmaktadır. Bununla birlikte güncel uygulamada ziynetin kime verildiği, tarafların anlaşması, yerel örf ve adet ile eşyanın niteliği somut olay içinde tartışılabilir. Bu nedenle söz konusu cümle, bütün düğün takılarının mülkiyeti hakkında her dosyada otomatik uygulanacak tek başına yeterli bir formül olarak kullanılmamalıdır. İncelenen karardaki belirleyici nokta, ziynetlerin varlığı ve erkek tarafından kullanılması kabul edildikten sonra iade edilmeme savunmasının ispatlanamamasıdır.

Karar ayrıca ziynet bedelini doğrudan belirleyen nihai bir hüküm değildir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin ziynet yönünden istinafı reddeden kararını ortadan kaldırmış ve ilk derece hükmünü bu bölümden bozmuştur. Dosya yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmiştir; bozma sonrası yapılacak yargılama ve kurulacak hüküm ayrıca değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, somut olayın koşulları uygunsa geri istenebilir. İncelenen kararda ziynetlerin davalı eş tarafından bozdurulup ev için harcandığı ve iade edilmediği kabul edilmiş; geri verilmeme koşulu ispatlanamadığı için ziynet talebinin kabulü gerektiği belirtilmiştir.

Bu savunmayı ileri süren taraf ispatlar. Ziynetleri aldığını ve kullandığını kabul eden taraf, bunların geri istenmemek üzere kendisine verildiğini ayrıca kanıtlamalıdır.

Her zaman yeterli değildir. Yargıtay bu dosyada, diğer delillerle desteklenmeyen soyut nitelikteki tek tanık beyanını yeterli görmemiştir. Tanığın olay hakkında somut bilgi vermesi ve anlatımın başka delillerle desteklenmesi değerlendirmeyi değiştirebilir.

Hayır, otomatik olarak değildir. Ziynetlerin belirli bir amaçla kullanılmasına rıza ile ziynetlerin geri verilmemek üzere bırakılması birbirinden farklı olgulardır.

Uyuşmazlığın ispat konusu daralabilir. Kabulün kapsamına göre ziynetlerin alındığı ve harcandığı yeniden ispatlanmak zorunda kalmayabilir; buna eklenen iade edilmeme savunması ise savunmayı yapan tarafça kanıtlanmalıdır.

Hayır. Ziynet alacağı ile edinilmiş malların tasfiyesi farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Ziynetlerin bir konutun alımında kullanılmış olması, iki talebi kendiliğinden aynı hâle getirmez.

Hayır. Yargıtay ziynet talebinin reddedilmesini hatalı bulup ilk derece kararını bu yönden bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Hayır. Bozma ziynet alacağıyla sınırlıdır. Boşanma ve fer’î sonuçlarına ilişkin diğer temyiz itirazları reddedilmiş, kararın bozma dışında kalan bölümleri onanmıştır.

Evet, hukuka uygun elde edilmiş ve uyuşmazlıkla bağlantılı mesajlar ile ödeme kayıtları delil olarak değerlendirilebilir. Her delilin içeriği, bütünlüğü, sunulma zamanı ve diğer delillerle ilişkisi somut dosyada incelenir.

Hayır. Karar metninde bu yönde genel bir ifade bulunsa da güncel değerlendirmede takının kime verildiği, tarafların anlaşması, örf ve adet ile takının niteliği önem taşıyabilir. Bu kararın somut bozma nedeni, kullanılan ziynetlerin geri verilmeme koşulunun ispatlanamamasıdır.

Avukat Görüşü

Bu tür dosyalarda en sık hata, “ziynetler ev için kullanıldı” kabulünün tek başına tarafların iade konusundaki iradesini de kanıtladığını varsaymaktır. Oysa bir malın ortak yaşam amacıyla kullanılması ile sahibinin geri isteme hakkından kesin olarak vazgeçmesi aynı olgu değildir. Dilekçelerde bu iki konunun ayrı cümlelerle kurulması, hangi tarafın hangi vakıayı ispatlayacağının belirlenmesini kolaylaştırır.

Dosya stratejisinde, karşı tarafın kabul içeren beyanları aynen ve bağlamıyla tespit edilmeli; ancak bu kabullerin kapsamı genişletilmemelidir. “Bozduruldu” kabulü, mutlaka “bağışlandı” kabulü değildir. Aynı şekilde tek tanık bulunduğunda beyanın neden soyut olmadığını gösterecek olay ayrıntıları ve onu destekleyen başka veriler araştırılmalıdır. Ziynetlerde ispat yükü, soyut bir ezber olarak değil, tarafların somut iddia ve savunmalarına göre kurulmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.05.2025 tarihli, E. 2024/9098, K. 2025/5031 sayılı kararı esas alınarak genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın özellikleri incelenmeden kişisel hukuki danışmanlık yerine kullanılamaz. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebileceğinden güncel durum ayrıca kontrol edilmelidir.

Son Güncelleme 08.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Scroll to Top