ispatlanamayan fiziksel şiddet kusur Yargıtay kararı

Yargıtay, fiziksel şiddet iddiasının ispatını nasıl değerlendirdi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararında, boşanma davasında ileri sürülen fiziksel şiddet vakıasının dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı durumda erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğini kabul etmiştir. Bununla birlikte, fiziksel şiddet kusurdan çıkarılsa dahi tarafların gerçekleşen diğer kusur durumuna göre erkeğin yine ağır kusurlu sayılabileceği değerlendirilmiştir. Karar, özellikle boşanma davasında kusur belirlemesinde her iddianın somut ve güvenilir delillerle desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca tedbir ve iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, kişisel ilişki düzenlemesi ve manevi tazminat taleplerinin kusur, ispat ve somut olay bütünlüğü içinde ele alınması gerektiği bakımından da önem taşımaktadır. Uygulamada bu karar, duyuma dayalı tanık beyanları ile ceza dosyasının hangi olaya ilişkin olduğunun dikkatle ayrıştırılması gereken boşanma dosyalarında dikkate alınabilecek niteliktedir.

Bu karardan çıkarılacak temel sonuç

Boşanma davasında fiziksel şiddet iddiası ileri sürülmüş olsa bile, bu iddia dosyadaki delillerle ispatlanmadıkça kusur olarak yüklenemez. Ancak ispatlanamayan bir kusurun değerlendirme dışı bırakılması, diğer sabit kusurlar ağır kusur sonucunu destekliyorsa hükmün bozulmasını gerektirmeyebilir.

Kararın uygulamadaki önemi

Bu karar, boşanma davalarında kusur tespitinin yalnızca iddia düzeyinde değil, delil kalitesi ve olay tarihi bakımından da incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Yargıtay, karşı dava dilekçesinde dayanılan fiziksel şiddet vakıası ile ceza dosyasına konu olayın aynı zaman ve olay bağlamında olup olmadığını değerlendirmiştir. Tanık beyanlarının duyuma dayalı olması, fiziksel şiddet iddiasının ispatı bakımından yeterli görülmemiştir.

Avukat değerlendirmesi açısından kararın pratik önemi şudur: Boşanma davasında her kusur vakıası ayrı ayrı somutlaştırılmalı, hangi tarihte gerçekleştiği ve hangi delille ispatlanacağı açık şekilde ortaya konulmalıdır. Ceza dosyası, tanık anlatımı veya sair deliller dosyaya sunulsa dahi, bu delillerin dava dilekçesinde dayanılan vakıa ile bağlantısı kurulamadığında ilgili kusur kabul edilmeyebilir. Buna karşılık tarafın diğer davranışları evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte görülüyorsa, mahkemenin ağır kusur değerlendirmesi korunabilir.

Bu karar hangi durumlarda tek başına yeterli olmayabilir?

Bu karar, her fiziksel şiddet iddiasının reddedileceği anlamına gelmez. Somut olayda Yargıtay, fiziksel şiddet vakıasının ispatlanamadığını, tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğunu ve ceza dosyasının karşı dava dilekçesinde dayanılan olaydan farklı zaman dilimine ilişkin bulunduğunu değerlendirmiştir.

Bu nedenle başka dosyalarda doğrudan görgüye dayalı tanık anlatımı, sağlık raporu, kolluk başvurusu, ceza dosyası, mesaj kayıtları veya başkaca güçlü deliller bulunuyorsa sonuç farklı olabilir. Ayrıca karar, fiziksel şiddet kusurunun çıkarılmasına rağmen diğer sabit kusurlar nedeniyle ağır kusurun devam ettiği bir olaya ilişkindir. Her boşanma dosyasında kusur, nafaka, tazminat, velayet ve kişisel ilişki talepleri somut olayın delillerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.


İlgili Yargıtay kararının tam metni

Aşağıda yer alan karar, ispatlanamayan fiziksel şiddet iddiasının boşanma davasında kusur olarak yüklenip yüklenemeyeceği bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/556 E., 2024/7562 K., 17.10.2024

Bu karar, karşılıklı boşanma davasında kusur belirlemesi, fiziksel şiddet iddiasının ispatı, kadın yararına maddî ve manevî tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası ile kişisel ilişki düzenlemesi bakımından önem taşımaktadır. Yargıtay, fiziksel şiddet vakıasının ispatlanamadığını belirtmiş; buna rağmen dosyada gerçekleşen diğer kusur durumuna göre erkeğin ağır kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmeyi hukuka uygun bulmuştur.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı-davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; kadının kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, erkeğe “sen erkek misin” şeklinde ifadeler kullandığını, erkeğin ailesiyle görüşmesini istemediğini, erkeğin bunlara dayanmadığından evden ayrıldığını iddia ederek asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukla baba arasında kişisel ilişki düzenlenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

2.Davacı-davalı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; çocuğu göremediğini iddia ederek çocukla baba arasında kişisel ilişki düzenlenmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin sürekli iş değiştirdiğini, bu nedenle borçlarının kadının kapattığını, eve geç geldiğini, alkol almaya başladığını, çocuğuna ilgisiz olduğunu, Mayıs 2020 yılında kadını tartakladığını iddia ederek asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk ve kadın yararına ayrı ayrı aylık 1.000,00 TL tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasına, kadın yararına 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının eşinin arkadaşları ve kendi ailesi ile görüşmesini kısıtladığı, erkeğin annesinin ve kardeşlerinin eve gelmesini istemediği ve çeşitli bahanelerle eve almadığı, eşine “Eve para getirmiyorsun sen erkek misin” şeklinde hakaret ettiği; erkeğin ise; içkili bir işletmede çalıştığı haftanın en az bir iki günü iş yerinde kaldığı, o günlerde eve gelmediği ve bu şekilde evlilik birliğinin kendisine yüklemiş olduğu sorumlukları yerine getirmediği, 2020 Şubat ayında ortak konutu terk ettiği, o tarihten itibaren eşi ve ortak çocuğu ile ilgilenmediği, ekonomik olarak ailenin geçimine bir katkı sunmadığı, daha sonrasında ise dava tarihi ile karşı dava tarihi arasında geçen sürede (muhtemelen 2022 Mayıs ayı içerisinde) ortak çocuğu görmek için ortak konuta geldiği sırada taraflar arasında yaşanan tartışmada eşini tartakladığı, bu haliyle erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile asıl ve karşı davanın kabulüne, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, çocuk yararına aylık 900,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 750,00 TL tedbir nafakasına, kadının boşanmadan sonra yoksulluğa düşmeyeceği anlaşıldığından yoksulluk nafakası talebinin reddine, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelendiğinden ve kişilik hakları ihlal edildiğinden kadın yararına 35.000,00 TL maddî ve 35.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası ile maddî ve manevî tazminatlar yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kişisel ilişki düzenlemesi, tedbir ve iştirak nafakası miktarları, nafakalara artış yapılmadığı, yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından yüklenen kusurların ve asıl ve karşı davanın kabulünün doğru olduğunun ve hükmün diğer kısımlarının usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası ile maddî ve manevî tazminatlar yönlerinden temyiz başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı-davacı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kişisel ilişki düzenlemesi, tedbir ve iştirak nafakası miktarları, nafakalara artış yapılmadığı, yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi yönlerinden temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık tarafların açtığı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasında; ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının kabulünün doğru olup olmadığı, kadın yararına maddî ve manevî tazminata ve tedbir ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi şartlarının mevcut olup olmadığı, mevcutsa miktarlarının hakkaniyete uygun olup olmadığı, kişisel ilişki düzenlemesi noktasında toplanmaktadır.
  2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci, 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesi birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 323 üncü maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 9/3, Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi 4/1-2, 6098 sayılı Türk Boçlar Kanunu’nun 50 ve 51 inci maddeleri.
  3. Değerlendirme
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle kadının karşı dava dilekçesinde 13 Mayıs 2020 günü erkeğin çocuğu almak için kadını duvara itmek suretiyle fiziksel şiddet uyguladığı vakıasına dayanmışsa da dosyada bulunan delillerden ceza dosyasının 2022 yılı Mayıs ayında yargılama devam ederken gerçekleşen olaya yönelik olduğu, kadının tanıklarının bu husustaki beyanlarının duyuma dayalı olduğu, karşı dava dilekçesinde dayanılan fiziksel şiddet vakıasının karşı dava tarihinden önce ve tarafların ayrılığının başlangıç döneminde gerçekleşen vakıaya yönelik olduğu bu haliyle kadının karşı dava dilekçesinde bildirdiği fiziksel şiddet vakıasını ispatlayamadığı, fiziksel şiddetin erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak tarafların gerçekleşen kusur durumuna göre yinede erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Bu karar hangi durumlarda emsal olabilir?

  • Boşanma davasında fiziksel şiddet iddiasının yalnızca duyuma dayalı tanık beyanlarıyla ispatlanmaya çalışıldığı dosyalarda.
  • Ceza dosyasına konu olay ile boşanma dilekçesinde dayanılan kusur vakıasının aynı olay olup olmadığının tartışıldığı durumlarda.
  • Fiziksel şiddet kusurdan çıkarılsa bile diğer sabit kusurların ağır kusur sonucunu destekleyip desteklemediğinin incelendiği davalarda.
  • Karşılıklı boşanma davalarında tarafların kusur oranı, tazminat ve nafaka taleplerinin birlikte değerlendirildiği uyuşmazlıklarda.
  • Çocuğun velayeti, baba ile kişisel ilişki ve iştirak nafakası gibi fer’î taleplerin boşanma davası içinde ele alındığı dosyalarda.
  • Yoksulluk nafakası talebinin, talep eden eşin boşanma sonrası ekonomik durumu çerçevesinde değerlendirildiği uyuşmazlıklarda.

Sıkça sorulan sorular

Scroll to Top