bitcoin işlemleri boşanmada kusur Yargıtay kararı

Boşanmada bitcoin işlemleri ne zaman kusur sayılabilir?

Yargıtay, bu kararda “bitcoin işlemleri yapmak” eyleminin, evlilik birliğinin ekonomik durumuna zarar verdiği veya birliği temelinden sarstığı ispatlanmadıkça kusur olarak yüklenemeyeceğini kabul etmiştir. Bu yönüyle karar, özellikle boşanma davasında kusur belirlemesinde ekonomik davranışların otomatik olarak kusur sayılmayacağını göstermektedir.

Daire, dosyada kabul edilen diğer davranışların niteliği ve sürekliliği nedeniyle erkeğin ağır kusurlu olduğuna, buna bağlı olarak kadının boşanmada maddi ve manevi tazminat taleplerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Karar, tedbir ve iştirak nafakası ile diğer boşanma ferileri yönünden yapılan temyiz incelemesinin, her başlık bakımından ayrı usul ve kesinleşme kurallarıyla ele alınacağını da göstermektedir. Uygulamada bu karar, ispatlanmamış ekonomik işlem iddiaları ile kişilik haklarını zedeleyen sürekli davranışlar arasındaki ayrımı netleştirdiği için boşanma davasında manevi tazminat taleplerinin kurulmasında dikkatle değerlendirilebilir.

Bu karardan çıkarılacak temel sonuç

Bitcoin işlemleri yapmak, tek başına boşanmada kusur sayılmaz. Bu eylemin kusur olarak kabul edilebilmesi için evlilik birliğinin ekonomik durumuna zarar verdiği veya evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte olduğu ispatlanmalıdır.

Kararın uygulamadaki önemi

Bu karar, boşanma davalarında ekonomik davranışların kusur sayılması bakımından ispat yükünün önemini göstermektedir. Taraflardan birinin kripto para veya benzeri yatırım işlemleri yapması, aile ekonomisine zarar verdiği somut delillerle ortaya konulmadıkça doğrudan kusur kabul edilmemelidir.

Kararın ikinci önemli yönü, hatalı kusur belirlemesinin tazminat sonucunu doğrudan etkileyebilmesidir. Yargıtay, bitcoin işlemleri kusur olmaktan çıkarılsa dahi dosyada kabul edilen diğer davranışların niteliği ve sürekliliği nedeniyle erkeğin ağır kusurlu olduğunu değerlendirmiştir. Bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin de yeniden ele alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Boşanmada kripto para işlemleri hangi durumlarda kusur sayılabilir?

Kripto para işlemleri tek başına kusur oluşturmaz. Ancak ortak aile bütçesini ciddi zarara uğratan, gizli şekilde yürütülen, yüksek borç doğuran veya evlilik birliğini ekonomik açıdan olumsuz etkileyen işlemler farklı değerlendirilebilir. Mahkeme her somut olayda delilleri birlikte inceler.

Bu karar hangi durumlarda tek başına yeterli olmayabilir?

Bu karar, her kripto para veya yatırım işleminin boşanma davasında tamamen önemsiz olduğu anlamına gelmez. Eğer yatırım işlemleri aile ekonomisini ciddi biçimde zarara uğratmış, ortak hayatı çekilmez hâle getirmiş veya diğer eşten gizlenerek aile birliğini etkilemişse farklı değerlendirme yapılabilir.

Ayrıca karar, yalnızca “bitcoin işlemleri yapmak” vakıasının ispatlanmış zarar bulunmadıkça kusur sayılmayacağına ilişkindir. Somut olayda tarafların diğer davranışları, deliller, tanık beyanları, ekonomik kayıtlar ve evlilik birliği üzerindeki etkiler birlikte değerlendirilmelidir.


İlgili Yargıtay kararının tam metni

Kararın özeti:

• Bitcoin işlemleri tek başına kusur değildir.
• Aile ekonomisine zarar somut delille ispatlanmalıdır.
• Diğer kusurlu davranışlar ağır kusur sonucunu değiştirebilir.
• Kusur belirlemesi tazminatı doğrudan etkileyebilir.

Aşağıda yer alan karar, boşanmada bitcoin işlemlerinin kusur sayılıp sayılmayacağı, kusur belirlemesi ve maddi-manevi tazminat talepleri bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/9089 E., 2025/6065 K., 18.06.2025

Bu karar, “bitcoin işlemleri yapmak” eyleminin tek başına boşanmada kusur kabul edilemeyeceğini; buna karşılık dosyada sabit olan diğer kusurlu davranışların niteliği ve sürekliliği nedeniyle ağır kusur tespitinin yapılabileceğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, tedbir ve iştirak nafakasının miktarı yönünden; davalı- karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, velayet düzenlemesi, reddedilen tazminat talepleri, aleyhine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.

İlk Derece Mahkemesince, hüküm altına alınan iştirak nafakasının miktarı davacı- karşı davalı kadın tarafından istinaf edilmeyerek, kadın yönünden kesinleşmiştir. Bu nedenle davacı- karşı davalı kadın vekilinin iştirak nafakasının miktarına ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin reddedilen yön dışındaki temyiz itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor düzenlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemece davalı- karşı davacı erkeğe “bitcoin işlemleri yapmak” eylemi kusur olarak yüklenmiş ise de; erkeğin bu eylemi neticesinde birliğin ekonomik durumuna zarar verdiği yahut birliğin temelinden sarsılmasına sebebiyet verecek nitelikte olduğu ispat edilemediğinden, erkeğe”bitcoin işlemleri yapmak” eyleminin kusur olarak yüklenmesi doğru olmamıştır. Buna karşın, Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen tarafların diğer kusurlu davranışları, özellikle erkeğin kadına yönelik olarak gerçekleşen eylemlerinin niteliği ve sürekliliği nazara alındığında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkek ağır kusurlu olup bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı- karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen “hakkaniyet kuralları” da dikkate alınarak davacı- karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı- karşı davalı kadın vekilinin iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE,

2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın yararına kusur belirlemesi ve kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,

3.İlk Derece Mahkemesi kararının kadın yararına kusur belirlemesi ve kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden BOZULMASINA,

4.Davalı- karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı- karşı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ….’ya iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden….a’ya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Bu karar hangi durumlarda emsal olabilir?

  • Boşanma davasında kripto para veya bitcoin işlemlerinin kusur olarak ileri sürüldüğü uyuşmazlıklarda
  • Ekonomik davranışların aile birliğine zarar verdiğinin ispatlanamadığı dosyalarda
  • Hatalı kusur belirlemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedildiği davalarda
  • Taraflardan birinin ağır kusurlu olup olmadığının, dosyada sabit kalan diğer davranışlara göre yeniden tartışılması gereken durumlarda
  • İştirak nafakasının miktarı istinaf edilmediği için temyiz incelemesinde usulden reddedilmesi gereken hallerde

Sıkça sorulan sorular

Scroll to Top