Boşanma davası, dava şartlarından, yani mahkemenin davanın esasını inceleyebilmesi için bulunması gereken koşullardan biri eksik olduğunda usulden reddedilir. Esastan ret ise boşanma sebebini oluşturan olaylar ispatlanamadığında, ispatlanan olaylar kanunun aradığı ağırlığa ulaşmadığında ya da dava süresinin geçmesi veya af, yani olayın diğer eş tarafından bağışlanması gibi kanuni bir engel bulunduğunda verilir.
İçindekiler
Ret kararının bu iki türden hangisi olduğu, aynı olaylarla yeniden dava açılıp açılamayacağını belirler. Ret kararı evliliği sona erdirmez.
Usulden ret ve esastan ret ne demektir?
Usulden ret, mahkemenin davanın esasına, yani eşlerden hangisinin haklı olduğuna girmeden verdiği ret kararıdır. Dava şartları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114. maddesinde sayılmıştır. Mahkeme bunlardan birinin eksik olduğunu görürse davayı usulden reddeder. Eksiklik giderilebiliyorsa önce kesin süre, yani kaçırılırsa eksikliğin artık tamamlanamadığı bir süre verir.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, madde 115/2
Esastan ret ise mahkemenin olayları ve delilleri inceledikten sonra boşanma talebini kabul etmemesidir. Esastan ret kararı kesinleştiğinde, yani artık kanun yoluyla değiştirilemez hâle geldiğinde kesin hüküm oluşur. Kesin hüküm, aynı uyuşmazlığın yeniden mahkemeye götürülmesini engelleyen bağlayıcı karardır ve kanun aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanmamış olmasını da dava şartı sayar.
Boşanma davası hangi eksikliklerle usulden reddedilir?
Boşanma davasında usulden rete yol açabilen dava şartlarından biri gider avansıdır. Gider avansı, yargılama sırasında yapılacak giderler için davacının dava açarken mahkeme veznesine yatırdığı paradır (HMK 120). Kanun, davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olmasını dava şartı sayar. Avansın yetmediği dava sırasında anlaşılırsa mahkeme davacıya iki haftalık kesin süre verir. Eksik bu sürede tamamlanmazsa dava usulden reddedilir.
Aynı kişiler arasında aynı olaylara dayanan bir boşanma davası hâlâ görülüyorsa ikinci dava derdestlik nedeniyle usulden reddedilir. Derdestlik, aynı davanın daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olmasıdır. Aynı dava daha önce kesin hükme bağlanmışsa sonuç yine usulden rettir.
Hangi eksiklikler ret yerine davanın açılmamış sayılmasına yol açar?
Bazı eksiklikler ret kararıyla değil, dosyanın başka mahkemeye gönderilmesiyle veya davanın açılmamış sayılmasıyla sonuçlanır. Boşanma davasının görevsiz mahkemede, yani bu tür davaya bakmakla görevli olmayan bir mahkemede ya da yetkisiz mahkemede, yani kanunun gösterdiği yerlerin dışındaki bir mahkemede açılması davayı kendiliğinden bitirmez. Mahkeme görevsizlik veya yetkisizlik kararı verirse taraflardan biri, kararın kesinleşmesinden ya da kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin kararın tebliğinden, yani resmî olarak bildirilmesinden itibaren iki hafta içinde başvurarak dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini isteyebilir. Bu sürede başvurulmazsa dava açılmamış sayılır (HMK 20).
Dava dilekçesinde kanunun saydığı unsurlardan bazıları eksikse hâkim davacıya bir haftalık kesin süre verir ve eksiklik tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır (HMK 119). Avukatın vekâletname sunmadan dava açmasına mahkeme yalnız gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde ve kesin süre vererek izin verebilir. Vekâletname, avukatın müvekkili adına iş yapma yetkisini gösteren belgedir. Bu sürede vekâletname sunulmaz ve asıl taraf, yani avukatın temsil ettiği eş de yapılan işlemi kabul etmezse dava açılmamış sayılır (HMK 77).
Çekişmeli boşanma davası hangi durumlarda esastan reddedilir?
Çekişmeli boşanma davasında esastan retin başlıca sebeplerinden biri, boşanma sebebini oluşturan olayların ispatlanamamasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 184. maddesine göre hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe onları ispatlanmış sayamaz ve kanıtları serbestçe takdir eder. Tarafların bu konudaki ikrarı da hâkimi bağlamaz. İkrar, bir tarafın diğerinin ileri sürdüğü olayı doğru kabul etmesidir. Bu yüzden davalı eşin olayları kabul etmesi tek başına boşanma kararı için yeterli olmaz.
Örneğin davacı yalnız “eşim bana sürekli hakaret ediyordu” diye yazar, hakaretin ne zaman, nerede ve kimin yanında söylendiğini anlatmaz ve tanık da göstermezse hâkim bu olayı ispatlanmış saymayabilir. Delillerin hukuka uygun elde edilmiş olması da gerekir. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller bir olayın ispatında dikkate alınamaz (HMK 189). İspat yükü, olayların dilekçede somut anlatılması ve delillerin hangi süre içinde gösterileceği boşanma davası nasıl kazanılır yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.
İspatlanan olaylar kanunun aradığı ağırlığa ulaşmazsa da dava reddedilir. Kanun, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmasını arar (TMK 166/1). Mahkeme ispatlanan olayların bu derecede olmadığı sonucuna varırsa boşanmaya karar vermez.
Kanun, davacının kusuru, yani boşanmaya yol açan olaylardaki sorumluluk payı daha ağırsa davalıya davaya itiraz hakkı tanır. Aynı hükme göre hâkim, ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması, yani itiraz hakkının amacı dışında kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verebilir (TMK 166/2). Bu kural evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan davalarda uygulanır.
Zina, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerinde dava süresi ve af da davanın bu sebeplere dayanılarak kabul edilmesini engeller. Zina sebebiyle dava hakkı, davaya hakkı olan eşin sebebi öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK 161). Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışta süre, sebebin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumunun üzerinden beş yıldır (TMK 162). Her iki maddeye göre de affeden eşin dava hakkı yoktur. Affın hangi davranışlarla gerçekleşmiş sayıldığı boşanma davasında af yazısında anlatılmıştır.
Anlaşmalı boşanma davası neden reddedilir?
Eşlerden biri anlaşmadan dönerse anlaşmalı boşanma kararı verilemez, ancak dava bu yüzden kendiliğinden reddedilmez; yargılama çekişmeli olarak sürer. Anlaşmalı boşanma davası için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir (TMK 166/3). Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Hâkim bu düzenlemede değişiklik yapabilir; değişiklik taraflarca da kabul edilirse boşanmaya karar verilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarihli kararına göre (E. 2017/1941, K. 2019/475) taraflardan biri anlaşmadan döndüğünde dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan çekişmeli boşanma davası olarak görülür. Aynı tarihli diğer kararda (E. 2017/2643, K. 2019/484) hâkimin gerekli gördüğü değişiklik kabul edilmezse yargılamanın çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Örneğin eşlerden biri duruşmada boşanmak istemediğini söylerse mahkeme tarafların iddia ve savunmalarını ve delillerini toplayarak yargılamaya devam eder. Bu aşamada boşanma sebebi ispatlanamazsa dava, çekişmeli davadaki gibi esastan reddedilir.
Boşanma davası reddedilirse ne olur?
Eşler hukuken evli kalmaya devam eder. Maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası kanunda boşanmaya bağlı olarak düzenlendiğinden (TMK 174 ve 175) boşanma gerçekleşmeyince bu talepler kabul edilemez. Velayet ve çocukla kişisel ilişki de mahkemenin boşanmaya veya ayrılığa karar verirken yaptığı düzenleme olduğundan (TMK 182) ret kararında bu konularda düzenleme yapılmaz.
Ret kararına karşı istinaf yoluna, yani ilk derece mahkemesinin, diğer bir deyişle davaya ilk bakan aile mahkemesinin kararını inceleyen bölge adliye mahkemesine başvurulabilir. İstinaf süresi iki haftadır ve gerekçeli kararın her tarafa tebliğiyle o taraf için işlemeye başlar (HMK 345). Süresinde başvurulmazsa ret kararı kesinleşir.
Usulden retten sonra eksiklik giderilerek yeniden dava açılabilir; esastan ret kesinleştikten sonra ise yeni dava aynı olaylara dayanamaz. Boşanma talebini esastan reddeden kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçtiği hâlde ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir (TMK 166/4). Yeni davanın hangi olaylara dayanabileceği ikinci boşanma davası yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.
Davadan tamamen vazgeçmek davanın reddiyle aynı sonucu doğurur mu?
Aynı olaylarla yeniden dava açılamaması bakımından evet. Davacının boşanma talebinden tamamen vazgeçmesine feragat denir ve feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (HMK 311). Feragat ile davanın geri alınması arasındaki fark boşanma davasından vazgeçme ve feragat yazısında anlatılmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Ortak hayat kişiliğinizi, ekonomik güvenliğinizi veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürüyorsa zorunda değilsiniz; Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi bu durum sürdükçe eşe ayrı yaşama hakkı tanır. Ortak hayata ara verme haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkı ile konut ve ev eşyasının kullanımına ilişkin önlemler alır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 127. maddesine göre dava dilekçesinin size tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesi verebilirsiniz. Bu dilekçede iddia edilen olayları kabul etmediğinizi bildirir ve kendi delillerinizi gösterirsiniz.
Ret kararında velayet hakkında düzenleme yapılmaz ve evlilik sürdüğü için velayeti anne ile baba birlikte kullanmaya devam eder. Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesine göre ayrı yaşama döneminde ergin olmayan çocuklar için gerekli önlemleri hâkim alır; 336. maddeye göre de ortak hayata son verilmişse hâkim velayeti eşlerden birine verebilir. Bunun için aile mahkemesinden ayrıca talepte bulunabilirsiniz.
Girebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejimi, mahkeme boşanmaya karar verdiğinde boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer; dava reddedildiğinde bu sonuç doğmaz ve mal rejimi devam eder. Bu nedenle ileride boşanmaya karar verilirse sona erme tarihi o kararın verildiği yeni davanın açıldığı tarih olur ve aradaki dönemde edinilen mallar tasfiyeye girebilir.
Kural olarak sunamazsınız; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 357. maddesine göre bölge adliye mahkemesinde yeni delillere dayanılamaz. Ancak ilk derece mahkemesinde usulüne uygun gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen deliller ile mücbir bir sebeple, yani elinizde olmayan bir engel yüzünden gösterilemeyen deliller istinaf incelemesinde dikkate alınabilir.
Avukat Görüşü
Ret kararı geldiğinde önce gerekçeli karar okunur ve kararın usulden mi esastan mı verildiği not edilir. Esastan retse mahkemenin hangi olayı ispatlanmış saymadığı ve hangi delili dikkate almadığı ayrıca yazılır. İstinaf süresi gerekçeli kararın tebliğinden işlediği için tebliğ tarihi tebliğ belgesinden veya UYAP kaydından kontrol edilir.
Dava açılırken her olay ayrı bir sıra numarası altında, tarihi, yeri ve tanığıyla birlikte yazılmalıdır. Gider avansı için mahkemenin ara kararlarında verdiği kesin süreler takvime işlenmelidir. Anlaşmalı boşanmada eşin duruşmada vazgeçme ihtimali varsa, dava çekişmeli olarak sürdüğünde dayanılacak olaylar ve tanıklar önceden belirlenmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 15.10.2026 tarihli hâliyle anlatılmıştır; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
