Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve onun ya da başkasının zararına olarak failin kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi suçun temel şekli için bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörür. Cezayı ağırlaştıran ve 158. maddede sayılan nitelikli hâllerde hapis cezası üç yıldan on yıla kadardır; bu hâllerin bir kısmında alt sınır dört yıldır.
İçindekiler
Dolandırıcılığı sıradan bir alacak uyuşmazlığından ayıran şey, mağdurun parasını veya malını vermeden önce kurulan ve onu yanıltan hiledir. Ödenmeyen bir borç, teslim edilmeyen bir ürün veya tutulmayan bir söz kendi başına suç anlamına gelmez. Suçtan söz edebilmek için mağdurun ödeme kararını hileli bir davranışın etkisiyle verdiği delillerle gösterilmelidir.
Dolandırıcılık suçu hangi şartlarda oluşur?
Suçun oluşması için dört unsurun aynı olayda ve sırayla bulunması gerekir. Fail önce hileli bir davranışta bulunur, bu davranış mağduru aldatır, mağdur aldanmanın etkisiyle kendisinin veya başkasının zararına bir işlem yapar ve bu işlem sonucunda fail ya da başka biri yarar elde eder. Unsurlardan biri eksikse, örneğin mağdur parayı aldatılmadan, gerçeği bilerek göndermişse, dolandırıcılık oluşmaz.
Hile; sahte belge, gerçekte bulunmayan bir ürün veya iş ilanı, başkasının kimliğine bürünme ya da gerçeğe aykırı bir hikâyeyle mağdurun iradesini yönlendirme biçiminde ortaya çıkabilir. Mahkeme, hilenin mağduru yanıltmaya elverişli olup olmadığını ve mağdurun ödeme kararını bu hilenin etkisiyle verip vermediğini somut delillerden belirler. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, internetteki bir iş ilanı nedeniyle para gönderilen olayda, mağdurun kısa bir internet araştırmasıyla fark edebileceği basit yalan bulunduğu gerekçesiyle soruşturma tamamlanmadan verilen takipsizlik kararını hatalı gerekçeye ve eksik soruşturmaya dayalı bulmuştur.
Dolandırıcılık yalnız kasten işlenebilir. Failin, davranışının aldatıcı olduğunu ve bu yolla mağdurun veya başkasının zararına olarak kendisine ya da başkasına yarar sağlanacağını bilmesi ve istemesi gerekir. Satıştan sonra ortaya çıkan bir ödeme güçlüğü, failin ödeme alırken hile yaptığını tek başına göstermez; hilenin ödemeden önce var olduğu ayrıca ispatlanmalıdır.
Para tehdit edilerek alınmışsa olay dolandırıcılık değil, tehdidin içeriğine göre yağma veya şantaj suçu bakımından değerlendirilir. Başkasına ait mal, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere kişiye teslim edilmiş, kişi de kendisinin veya başkasının yararına olarak mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunmuş veya teslimi inkâr etmişse olay Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesindeki güveni kötüye kullanma suçuna girer. Güveni kötüye kullanma suçu, temel şeklinde şikâyete bağlıdır.
Çek, senet veya sözleşme bulunması suçu ortadan kaldırır mı?
Tek başına kaldırmaz. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme, çek veya senet bulunması, ödeme alınırken hile yapılmadığını kendiliğinden göstermez. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, katılanın beyanına göre önceden de ticari alışverişi olan taraflar arasındaki bir demir satışında ödemenin bir kısmının çekle yapılacağının baştan kararlaştırıldığı bir dosyayı incelemiştir. Bu dosyada sanıkların, verdikleri çekteki keşideci imzasının ilgili kişiye ait olmadığı gerekçesiyle borçlu olmadıklarına dair mahkeme kararı aldıkları iddia edilmişti. Daire, çekin önceki bir borçtan kaynaklanan ödeme sayılamayacağını belirterek eylemin nitelikli dolandırıcılık oluşturduğu görüşüyle beraat hükümlerini bozmuştur. Daire bu sonuca, katılanın beyanına göre çekin satış sırasında yapılan ödeme anlaşmasının parçası olarak verilmesini esas alarak ulaşmıştır.
Dolandırıcılığın cezası nedir?
Dolandırıcılığın cezası suçun hangi şekilde işlendiğine göre değişir. Tablodaki aralıklar, artırım ve indirimler uygulanmadan önceki kanuni cezalardır.
| Suçun şekli | Hapis cezası | Adli para cezası |
|---|---|---|
| Temel şekle 157. madde uygulanır. | Bir yıldan beş yıla kadardır. | Beş bin güne kadardır. |
| Nitelikli şekle 158. maddenin genel cezası uygulanır. | Üç yıldan on yıla kadardır. | Beş bin güne kadardır. |
| Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işleme, bilişim sistemlerini veya bankaları araç olarak kullanma, tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama, sigorta bedelini alma ve kendini kamu görevlisi ya da banka çalışanı gibi tanıtma hâllerinde özel alt sınır vardır. | Alt sınır dört yıldır, üst sınır on yıldır. | Miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. |
| Hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılığa 159. madde uygulanır. | Altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilebilir. | Hapis cezası yerine yalnız adli para cezası da verilebilir. |
Adli para cezası mağdura değil, Devlet Hazinesine ödenir. Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesine göre hâkim önce gün sayısını belirler, ardından kişinin ekonomik ve şahsi durumuna göre bir gün için yüz ile beş yüz Türk lirası arasında bir tutar takdir eder ve ikisini çarpar. Bu yüzden failin adli para cezasına mahkûm edilmesi, mağdurun zararının ödendiği anlamına gelmez.
Temel veya nitelikli dolandırıcılık üç ya da daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse ceza yarı oranında, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse bir kat artırılır. Fail dolandırıcılığı elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamış ancak elinde olmayan sebeplerle tamamlayamamışsa teşebbüs hükümleri uygulanır ve ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir.
Dolandırıcılık hangi hâllerde nitelikli sayılır?
Nitelikli hâller kanunda tek tek sayılmıştır ve bu liste genişletilemez. Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi, kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durumdan veya zor şartlardan yararlanılması ve kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanılması bu listededir. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması ile kamu kurum ve kuruluşlarının zararına işlenen dolandırıcılık da nitelikli hâldir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması ve basın yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması da cezayı ağırlaştırır. Tacirlerin, şirket yöneticilerinin veya şirket adına hareket edenlerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin de kooperatifin faaliyeti kapsamında işlediği dolandırıcılık bu gruptadır. Serbest meslek sahibinin mesleğinden dolayı kendisine duyulan güveni kötüye kullanması, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak ya da sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık yapılması da nitelikli sayılır.
Fail, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtarak ya da bu kurumlarla ilişkili olduğunu söyleyerek mağduru aldatmış ve yarar sağlamışsa da nitelikli dolandırıcılık oluşur; bu hâlde hapis cezasının alt sınırı dört yıldır. Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu veya onlar nezdinde sözünün geçtiğini söyleyip belli bir işi gördüreceği vaadiyle aldatarak başkasından menfaat temin eden kişi de aynı ağır cezayla cezalandırılır.
Kanun, 158. maddenin birinci fıkrasının (f) bendindeki nitelikli hâl için bilişim sisteminin, bankanın veya kredi kurumunun dolandırıcılıkta araç olarak kullanılmasını arar. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 21.05.2026 tarihli ve E. 2021/39082, K. 2026/5762 sayılı kararında mağduru telefonla arayıp kart ve banka hesap bilgilerini hileli hareketlerle elde eden ve bu bilgilerle internet bankacılığı üzerinden mağdurun hesabından para aktaran sanığın eylemini oy çokluğuyla bir bütün olarak bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık saymıştır. Kararın karşı oy yazısı ise hilenin bilişim sistemi veya banka aracılığıyla yöneltilip yöneltilmediğini ölçüt olarak almış ve bu olayda kredi kartından yapılan aktarımın banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu, hesaptan yapılan aktarımın ise bilişim sistemi kullanılarak hırsızlık suçunu oluşturduğunu savunmuştur. Karşı oya göre eylem dolandırıcılık sayılsa bile banka yalnız ödeme aracı olarak kullanıldığından basit dolandırıcılık söz konusu olur.
Hesabını veya kartını başkasına veren kişi ceza alır mı?
Hesap sahibi, hesabının dolandırıcılıkta kullanıldığı her durumda cezalandırılmaz. Cezalandırılabilmesi için suça bilerek ve isteyerek katıldığının, yani iştirak koşullarının gerçekleştiğinin ispatlanması gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesine göre suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır; kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Hesabı haberi olmadan ele geçirilen veya hesabının dolandırıcılıkta kullanılabileceğini öngörmeyen kişi bu yüzden suça kasten katılmış sayılmaz. Kişi hesabının dolandırıcılıkta kullanılabileceğini öngörmesine rağmen hesabını kullandırmışsa aynı maddenin ikinci fıkrasındaki olası kast tartışılır; olası kast kabul edilirse temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.
7589 sayılı Kanun’la Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen ve 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren dördüncü fıkra, suça belirli bir biçimde katılan kişi için ceza indirimi getirmiştir. Kişinin katkısı, haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka ya da kredi kartı gibi ödeme araçlarını veya banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlıysa ceza yarı oranında indirilir. Suça bu fiilin ötesinde katkısı bulunan kişi bu indirimden yararlanamaz.
Bu hüküm hesabını kullandıran kişi için cezasızlık getirmez; suça katıldığı kanıtlanan ve katkısı bu fiille sınırlı kalan kişinin cezasını yarı oranında indirir. Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesine göre suçun işlendiği zamanki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Olay tarihi değişiklikten önce olan dosyalarda da dördüncü fıkra bu kural gereğince gündeme gelir; hüküm verilmiş dosyalar için 7589 sayılı Kanun ayrıca geçiş hükmü öngörmüştür.
7589 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi, değişiklikten önce hüküm verilmiş dosyalar için ayrı bir yol açar. Dosyası istinaf incelemesi için bölge adliye mahkemesinde bulunan ve 158. maddenin dördüncü fıkrası uygulanacak sanıklar hakkında bozma kararı verilir ve dosya davaya ilk bakan mahkemeye gönderilir. Bozma kararı, hükmü kaldırıp dosyayı geri gönderen karardır. Bu sanıkların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyaları da gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine gönderilir.
Geçici 1. madde, cezası infaz edilmekte olan hükümlüler için de bir imkân tanır. Hakkında daha önce etkin pişmanlık hükmü uygulanmamış ve 158. maddenin dördüncü fıkrası uygulanacak hükümlü, mağdurun zararını mahkemenin ihtarından itibaren altı ay içinde aynen geri vererek veya tazmin ederek tamamen giderirse, kovuşturma evresinde gösterilen etkin pişmanlık için öngörülen yarıya kadar indirimden yararlanabilir. Bu altı aylık süre içinde zarar tamamen giderilene kadar, bu hüküm gerekçesiyle infaz ertelenmez veya durdurulmaz. Geçici 1. maddenin bu fıkrası, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte verilmiş olup kanun yoluna başvurulmadığı için sonradan kesinleşen hükümleri de kapsar.
Dolandırıcılıkta hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkün müdür?
Mümkündür, ancak bu imkânlar kanundaki cezaya değil, mahkemenin sonunda hükmettiği cezaya bağlıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kısaca HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasıdır; bu kararla sanık beş yıllık denetim süresine tabi tutulur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine göre HAGB için hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması gerekir. Hapis cezasının ertelenmesi de Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesine göre kural olarak iki yıl veya daha az süreli hapis cezası için mümkündür. Bu sınır, fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişiler için üç yıldır.
Dolandırıcılıkta HAGB kararı için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi de aranır. Sanık zararı hemen ödeyemiyorsa denetim süresi içinde aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da HAGB kararı verilebilir. Erteleme kararı da zararın tamamen giderilmesi koşuluna bağlanabilir; bu durumda koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir.
Nitelikli dolandırıcılıkta hapis cezasının alt sınırı genel olarak üç yıl, bazı hâllerde dört yıldır. Bu nedenle ceza teşebbüs, etkin pişmanlık veya 158. maddenin dördüncü fıkrasındaki indirim gibi sebeplerle iki yıl veya daha aza inmedikçe HAGB uygulanamaz; erteleme için de yaşa bağlı istisna dışında aynı sınır geçerlidir. Bir yıl veya daha az süreli kısa süreli hapis cezası ise koşulları varsa hapis yerine uygulanan seçenek yaptırımlardan biri olarak adli para cezasına veya mağdurun zararının tamamen giderilmesine çevrilebilir.
Dolandırıcılık şikâyete ve uzlaştırmaya tabi midir?
Temel ve nitelikli dolandırıcılık şikâyete bağlı değildir. Savcılık suç şüphesini öğrendiğinde kendiliğinden soruşturma yürütür; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi dosyayı kapatmaz. Hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılık ise şikâyete bağlıdır; failin hukuki bir ilişkiden doğan alacağını tahsil etmek için borçlusunu aldatması bu hâle girer.
Uzlaştırma, savcılığın görevlendirdiği uzlaştırmacı aracılığıyla şüpheli ile mağdurun anlaşmaya çalışmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi temel dolandırıcılığı uzlaştırma kapsamına almıştır; şikâyete bağlı olduğu için hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılık da bu kapsamdadır. Nitelikli dolandırıcılık ise uzlaştırma kapsamında değildir. Uzlaştırma için mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olması gerekir; suçtan birden fazla kişi zarar görmüşse hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi aranır. Uzlaştırma kapsamındaki dolandırıcılık, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri kural olarak uygulanmaz. Birlikte işlenen diğer suç, belirli bir paranın ödenmesiyle kamu davasının açılmadığı önödeme kapsamındaysa dolandırıcılık bakımından uzlaşma hükümleri yine uygulanır.
Savcının yeterli şüpheye rağmen davayı beş yıl süreyle açmaması anlamına gelen ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi temel dolandırıcılıkta uygulanmaz, çünkü kanun uzlaştırma kapsamındaki suçları bu kurumun dışında tutar. Nitelikli dolandırıcılıkta ise bu kurum için aranan üç yıllık üst sınır aşılır. Uzlaştırmacının teklifine yedi gün içinde cevap vermeyen taraf teklifi reddetmiş sayılır ve uzlaştırma sonuçsuz kalırsa aynı dosyada yeniden uzlaştırma yoluna gidilemez.
Dolandırıcılıkta şikâyet süresi ve zamanaşımı ne kadardır?
Temel ve nitelikli dolandırıcılık şikâyete bağlı olmadığından altı aylık şikâyet süresi bu suçlarda uygulanmaz. Altı aylık süre, hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen dolandırıcılıkta ve Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan akrabalar arasındaki dolandırıcılıkta geçerlidir. Bu hâllerde şikâyetten vazgeçme kural olarak davayı düşürür. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımını geçemez.
Dava zamanaşımı, kanundaki süre geçtiğinde kamu davasının düşmesidir. Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesine göre yetişkin fail bakımından temel dolandırıcılıkta bu süre sekiz yıl, nitelikli dolandırıcılıkta on beş yıldır. Süre, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden işlemeye başlar. Süre belirlenirken dosyadaki delillere göre suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de hesaba katılır. Fiili işlediği sırada on iki ile on beş yaş arasındaki fail için bu sürelerin yarısı, on beş ile on sekiz yaş arasındaki fail için üçte ikisi uygulanır. İlk uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarihe, en geç de uzlaştırmacının raporunu uzlaştırma bürosuna verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı işlemez.
Dava zamanaşımı bazı işlemlerle kesilir. Türk Ceza Kanunu’nun 67. maddesine göre şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı verilmesi zamanaşımını keser. Kesilme hâlinde süre yeniden işlemeye başlar, ancak toplamda kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzar.
Para geri verilirse ceza ortadan kalkar mı?
Kural olarak kalkmaz; ancak cezanın indirilmesini sağlayabilir ve uzlaştırma kapsamındaki temel dolandırıcılıkta dosyanın kapanmasına yol açabilir. Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesine göre suç tamamlandıktan sonra fail, suçu işlemeye azmettiren veya yardım eden kişi bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.
Zarar bu şekilde, iddianamenin mahkemece kabulüyle başlayan kovuşturma evresinden önce tamamen giderilirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce gösterilirse indirim yarıya kadardır. Paranın yalnız bir kısmı geri verilmişse etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için mağdurun rızası da gerekir.
Uzlaştırma kapsamındaki temel dolandırıcılıkta soruşturma evresinde uzlaşma sağlanır ve şüpheli üstlendiği edimi tek seferde yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Uzlaşmada üstlenilen edimin yerine getirilmesi ileri bir tarihe bırakılmış, taksite bağlanmış veya süreklilik gösteriyorsa uzlaşma hükümleri gereğince kamu davasının açılması ertelenir; uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse kamu davası açılır.
Dolandırılan kişi nereye başvurmalı ve hangi kayıtları saklamalıdır?
Şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına veya polis ve jandarma gibi kolluk makamlarına yazılı olarak ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. Failin adının bilinmesi gerekmez; mağdur, elindeki hesap numarası, telefon numarası, kullanıcı adı ve işlem kayıtlarıyla başvurabilir.
Başvuruda ilanın internet adresi ve ilan numarası, yazışmaların tamamı, arama kayıtları, ödeme dekontları, kargo ve teslim kayıtları ile varsa sözleşme sunulabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesine göre suç hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir; dekontun bulunmaması tek başına şikâyeti engellemez. Dekont paranın gönderildiğini gösterir, fakat aldatmanın nasıl gerçekleştiğini ve hesap sahibinin olaydaki rolünü tek başına açıklamaz. Ekran görüntülerinde tarih, saat ve hesap bilgileri kesilmemeli, yazışmanın özgün hâli de saklanmalıdır.
7571 sayılı Kanun’un Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklediği hükme göre dolandırıcılıkta kullanıldığı tespit edilen mobil hattın bağlantısı da soruşturma kapsamında hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle işletmeci tarafından kesilir. Dosya kayıtlarına erişim, dosyadaki sıfata ve kısıtlama kararlarına göre UYAP Vatandaş Portal üzerinden takip edilebilir.
Gönderilen para banka hesabında durdurulabilir mi?
Bazı durumlarda durdurulabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 7571 sayılı Kanun’la eklenen 128/A maddesi, bilişim sistemlerinin veya bankaların araç olarak kullanıldığı dolandırıcılık ile kendini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtarak ya da bu kurumlarla ilişkili olduğunu söyleyerek işlenen dolandırıcılıkta makul şüphe bulunması hâlinde bankaya, ödeme hizmeti sağlayıcısına veya kripto varlık hizmet sağlayıcısına suçta kullanılan hesabı kırk sekiz saate kadar askıya alma yetkisi verir. Askıya alma kararını veren kuruluş, işlemi hesap hareketleri ve bütün bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirir.
Askıya alınan hesaptaki suça konu menfaate askıya alma süresi içinde hâkim kararıyla, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle el konulabilir, yani bu paranın kullanılması engellenerek muhafaza altına alınabilir. El konulan menfaatin suçtan zarar gören mağdura ait olduğu anlaşılırsa soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir. Bu imkân her para transferinin geri çevrileceği anlamına gelmez; para kısa sürede başka hesaplara aktarılmışsa sonuç alınamayabilir.
Dolandırılan para için ayrıca tazminat davası açılabilir mi?
Açılabilir. Ceza davası paranın kendiliğinden tahsil edilmesini sağlamaz; mağdurun alacağı ayrıca hukuk mahkemesinde veya icra yoluyla istenebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi, başkasına kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille zarar veren kişiyi bu zararı gidermekle yükümlü tutar.
Tazminat istemi kural olarak zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yılda ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yılda zamanaşımına uğrar. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesine göre zarar, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir suçtan doğmuşsa o daha uzun süre uygulanır.
Uzlaştırmada sağlanan anlaşma tazminat hakkını etkiler. Uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında belirlenemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar dışında aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava varsa bu davadan feragat edilmiş sayılır. Bu nedenle uzlaşmada kararlaştırılan tutar, zararın tamamı hesaplanarak belirlenmelidir.
Takipsizlik kararına nasıl itiraz edilir?
Savcılık, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil bulamazsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir; bu karar günlük dilde takipsizlik olarak bilinir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesine göre suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilir. Dolandırıcılık dosyalarında toplanmayan hesap hareketleri, kimliği belirlenmeyen hesap ve hat sahipleri veya incelenmeyen yazışmalar somut olarak belirtilmelidir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, internetteki bir iş ilanıyla para gönderen mağdurun şikâyetinde savcılığın hesap sahiplerini ve hat sahiplerini belirleyip ifadelerini almadan, hesap kayıtlarını getirtmeden takipsizlik vermesi üzerine sulh ceza hâkimliğinin soruşturmanın genişletilmesini istemeden itirazı reddetmesini kanuna aykırı bulmuş ve bu kararı Adalet Bakanlığının istemiyle başvurulan kanun yararına bozma yoluyla bozmuştur.
Dolandırıcılık davasına hangi mahkeme bakar?
7571 sayılı Kanun, ağır ceza mahkemesinin görevini düzenleyen 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki suç listesinden nitelikli dolandırıcılığı çıkarmıştır ve değişiklik 25 Aralık 2025’te yürürlüğe girmiştir. Temel ve nitelikli dolandırıcılık davalarına bu tarihten sonra kural olarak 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereğince asliye ceza mahkemesi bakar. Ancak 12. madde on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları ağır ceza mahkemesinin görevinde tutmaya devam eder. Nitelikli dolandırıcılık üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse yarı oranındaki artırımla üst sınır on beş yıla, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse bir kat artırımla yirmi yıla ulaşır; bu artırımın görev belirlenirken nasıl hesaba katılacağı kanun metninde ayrıca düzenlenmemiştir. 25 Aralık 2025’te ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan veya istinaf ya da temyiz incelemesinde bulunan nitelikli dolandırıcılık dosyalarına, geçiş hükmü gereğince kesin hükme kadar eski görev kurallarına göre bakılmaya devam edilir.
Eşler ve yakın akrabalar arasında dolandırıcılıkta ceza değişir mi?
Değişir. Türk Ceza Kanunu’nun 167. maddesine göre dolandırıcılık, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da bu derecedeki kayın hısımlarından birinin, evlat edinenin veya evlatlığın ya da aynı konutta yaşayan kardeşin zararına işlenirse dolandırıcılığı yapan akrabaya ceza verilmez. Üstsoy anne, baba ve daha üst kuşakları; altsoy çocuk, torun ve devam eden kuşakları ifade eder. Türk Medeni Kanunu’na göre bir eş ile diğer eşin kan hısımları arasında aynı tür ve dereceden kayın hısımlığı vardır.
Suç, haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta yaşamayan kardeşin veya aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen ya da ikinci derecede kayın hısımlarının zararına işlenmişse dolandırıcılığı yapan akraba hakkında şikâyet üzerine ceza verilir ve bu ceza yarı oranında indirilir. Kanun, eşler bakımından mahkemece ayrılık kararı verilip verilmediğine bakar. Ceza verilmemesi, eşin uğradığı zararın hukuk yoluyla istenmesini engellemez.
Eşin üçüncü kişilere karşı işlediği dolandırıcılık küçük düşürücü bir suç niteliğindeyse ve diğer eşten birlikte yaşaması beklenemiyorsa suç işleme sebebiyle boşanma davası gündeme gelebilir.
Dolandırıcılık suçuna ilişkin Yargıtay kararları
“…Katılanın alınan beyanlarında, sanıkların şirketi ile önceden de ticari alışverişlerinin olduğunu söz konusu demir alışverişinde ödemenin bir kısmının nakit kalan kısmının çek ile olacağına dair başlangıçta bir anlaşma olduğunun belirtilmesi karşısında bu anlaşmaya binaen daha sonrasında verilen çekin önceden … borçtan kaynaklı ödeme olarak değerlendirilmeyeceği anlaşılmakla, katılan beyanı, sanıkların savunması ile dosya kapsamından sanıkların eylemine uyan 158/1-h,f maddesi gereğince mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatlerine hüküm kurulması…”
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/32602, K. 2026/4736, T. 29.04.2026
“…Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, suç tarihinde Instagram isimli sosyal medya platformunda gördüğü evde sabun paketleme iş ilanı için şüphelilerle iletişime geçtiğinin, kayıt açtırma, kapora, kargo…vb ücretler adı altında farklı zamanlarda şüphelilerin hesap numaralarına toplamda 288.517,86 TL para gönderdiğinin, bir süre sonra dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şikâyetçi tarafından para gönderilen hesap sahiplerinin tamamı ile şikâyetçinin görüşme yaptığı GSM hat sahiplerinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi suretiyle şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, suç tarihine ait hesap ekstrelerinin dosyaya celp edilmesi…”
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/5311, K. 2026/2739, T. 09.03.2026
Sıkça Sorulan Sorular
Katılabilirsiniz. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesine göre mağdur ve suçtan zarar gören, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir. Kanun yolu aşamasında ise kural olarak davaya katılma isteğinde bulunulamaz.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesine göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan sonra yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve sulh ceza hâkimliği bu konuda karar vermedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. Bu kural itiraz edilip edilmemesinden bağımsızdır; kamu davası açılabilmesi için hem yeni delil bulunması hem de sulh ceza hâkimliğinin bu konuda karar vermesi gerekir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128/A maddesine göre askıya alma işlemi hesap sahibine bildirilir ve hesap sahibi askıya almanın kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı bu başvuru hakkında yirmi dört saat içinde karar verir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128/A maddesine göre askıya alma tamamlanmadan suça konu menfaatin başka bir malî kuruma transfer edildiği tespit edilirse, bunu tespit eden banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı durumu ilgili malî kuruma gecikmeksizin bildirir. Kanun bu bildirimi, paranın aktarıldığı kuruluşta da askıya alma yapılabilmesi için öngörür.
Şikâyet edebilirsiniz, ancak ürünün bozuk çıkması tek başına dolandırıcılık değildir. Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesine göre satıcının hileli davranışla sizi aldatıp ödemeyi bu yüzden yaptırdığı gösterilmelidir; aksi hâlde konu satış sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlık olarak kalır.
Avukat Görüşü
Şikâyet dilekçesi hazırlanırken her ödeme, ondan hemen önce söylenen söz veya gönderilen belgeyle eşleştirilmelidir. İlk temasın, ödeme talebinin, para transferinin ve gerçeğin anlaşıldığı günün tarih sırasıyla gösterilmesi, savcılığın aldatmanın ödemeden önce var olup olmadığını değerlendirmesini kolaylaştırır. Bu sıralama, sonradan yerine getirilmeyen bir vaadi ödeme kararını etkileyen hileden ayırmak için gereklidir.
Para gönderilen her hesabın sahibi, görüşülen her telefon numarası ve kullanılan ilan ya da kullanıcı adı ayrı ayrı yazılmalıdır. Zararın tutarı da gönderilen paralar, transfer masrafları ve varsa bu ödeme için kullanılan kredinin faizi ayrı ayrı gösterilerek hesaplanmalıdır; uzlaşma teklifine verilecek cevap bu hesaba göre belirlenir. Hesabı suçta kullanılan kişi açısından ise hesabın nasıl açıldığı, kartın ve şifrelerin kimde bulunduğu ve hesap hareketlerinden ne zaman haberdar olunduğu belgelerle ortaya konulmalıdır.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri 29.10.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.