Katkı Payı Alacağı Davası

Katkı payı alacağı davası, 1 Ocak 2002’den önce evlenen eşlerden birinin, o tarihe kadar diğer eş adına edinilen bir mala yaptığı parasal katkının karşılığını istemek için açtığı davadır. Bu dönemde eşler arasında eski Medeni Kanun’un yasal rejimi olan mal ayrılığı geçerlidir. Diğer eş, malın edinilmesine para veya parayla ölçülebilen bir değerle katkı yaptığını ispat ederse katkısı oranında alacak isteyebilir.

Katkı payı alacağını aynı dönemin diğer taleplerinden ayıran şey, eşin kendiliğinden bir pay sahibi olmamasıdır. Katkı kanıtlanamazsa, evlilik ne kadar uzun sürmüş olursa olsun 2002 öncesinde diğer eş adına edinilen mal için alacak doğmaz.

Katkı payı alacağı hangi mallar için istenir?

Katkı payı alacağı, mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde diğer eş adına edinilen mallar için istenir. Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmiştir. 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10. maddesine göre bu tarihten önce evlenmiş eşler arasında o tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar.

Yargıtay kararlarında bu kural şöyle uygulanır. Sözleşmeyle başka bir rejim seçilmemişse evlenme tarihinden 01.01.2002’ye kadar 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesindeki mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.05.2024, E. 2023/2201, K. 2024/4058). Tasfiyede de her dönem için o dönemin rejimine ilişkin hükümler uygulanır (TMK m.179).

Malın hangi döneme girdiği, malın edinildiği tarihe göre belirlenir ve bu tarihin başlıca delili tapu kaydıdır. Kooperatif yoluyla edinilen konutta ise tapu tarihine değil, kooperatife yapılan ödemelerin hangi döneme isabet ettiğine bakılır. Yargıtay, kooperatif ödemeleri 01.01.2002’den önce tamamlanmışsa katkı payı alacağının, bu tarihten sonra tamamlanmışsa değer artış payı ve katılma alacağının doğabileceğini açıklamıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.09.2025, E. 2024/7961, K. 2025/7721).

2002’den sonra edinilen mallarda başka iki talep gündeme gelir. Katılma alacağı, diğer eşin evlilikte karşılığını vererek edindiği malların borçlar düşüldükten sonra kalan değerinin yarısıdır ve katkı ispatı gerektirmez. Değer artış payı ise diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunan eşin o maldaki değer artışından katkısı oranında aldığı paydır (TMK m.227). Üç talep aynı mal paylaşımı davası içinde, her mal ve her dönem için ayrı ayrı hesaplanarak istenebilir.

Katkı payı alacağı için hangi şartlar aranır?

Katkı payı alacağının doğması için dört şartın birlikte bulunması gerekir:

  • Mal, mal ayrılığı döneminde diğer eş adına edinilmiş olmalıdır.
  • Davacı eş, malın edinilmesine para veya parayla ölçülebilen bir değerle katkıda bulunmuş olmalıdır.
  • Katkı bağışlama amacıyla yapılmamış olmalıdır.
  • Mal rejimi sona ermiş olmalıdır; boşanma veya iptal kararı, ölüm ya da başka bir rejime geçilmesi rejimi sona erdirir.

Bağış şartı en çok tapunun diğer eş adına yapıldığı dosyalarda tartışılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kocanın emekli ikramiyesiyle alınan dairenin kadın adına tescil edilmesini bağış saymamıştır. Kurul, eşlerin evlilik içinde diğer eşin edinimlerine yaptığı katkının birliktelikten doğan dayanışma kapsamında yapıldığını ve bağış amacı gütmeyen bu katkının mal rejimi sona erince istenebileceğini kabul etmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26.03.2014, E. 2013/640, K. 2014/386). Malın bağışlandığını ileri süren eşin bu savunmayı süresinde ileri sürmesi ve ispat etmesi gerekir.

Katkının karşılığı mal rejimi sona erdikten sonra istenir. Boşanmada mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225/2).

Malın mal rejiminin sona erdiği tarihte hâlâ mevcut olması da gerekir. Yargıtay, mal rejiminin ölümle sona ermesinden altı yıldan fazla önce satılmış taşınmazlar için katkı payı alacağı hesaplanmasını hatalı bulmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 29.11.2023, E. 2023/2422, K. 2023/5741).

Ev hanımı olan eş katkı payı alacağı isteyebilir mi?

Yargıtay’ın onadığı bir kararda yalnız ev işleri ve çocuk bakımı katkı payı alacağı için yeterli görülmemiştir. O dosyada bölge adliye mahkemesi, mal ayrılığı döneminde edinilen mallara mutlaka para ya da parayla ölçülebilen maddi bir katkı bulunması gerektiğini, kadının eve ve çocuklara bakmasının eski Kanun’un 153. maddesi uyarınca kadının ödevi olduğunu belirterek davayı reddetmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.07.2023, E. 2023/4692, K. 2023/3547). 2002 sonrasında edinilen mallar için istenen katılma alacağında ise ev işlerini üstlenen ve geliri olmayan eş de diğer eşin edindiği mallardan pay ister.

Kayıtlı bir işi olmayan eşin ev dışındaki fiilî çalışması ise katkı sayılabilir. Yargıtay, eşlerin 2000 yılına kadar köyde tarla ekerek geçimini sağladığı ve kadının tarla işlerinde kocasıyla birlikte çalıştığı bir dosyada, kadının evin yapımına katkısının kabulü gerektiğini belirterek ret kararını bozmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.03.2023, E. 2022/1992, K. 2023/962). Tarım, hayvancılık, aile işletmesinde ücretsiz çalışma veya dikiş gibi gelir getiren işler bu nedenle ayrıntılı tanık anlatımları ve kayıtlarla ortaya konmalıdır.

Kadına evlilikte takılan ziynetlerin bozdurulup evin alımında kullanıldığı da parasal katkı olarak ileri sürülebilir. Ancak bu iddia somut delille kanıtlanmalıdır. Yargıtay’ın 04.07.2023 tarihli onama kararına konu dosyada, ziynetlerin taşınmaz alımında kullanıldığına ilişkin tanık anlatımları soyut ve duyuma dayalı bulunmuş, davacının kendi beyanı da ziynetlerin başka bir evin alımında kullanıldığını gösterdiği için katkı ispatlanmış sayılmamıştır.

Katkı hangi delillerle ispat edilir?

İspat yükü katkı payı isteyen eştedir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m.6). Davacı eş, malın edinildiği tarihte geliri olduğunu ve bu gelirin ya da ziynet, miras veya ikramiye gibi başka bir paranın malın edinilmesinde kullanıldığını göstermelidir.

Bu davalarda kullanılan başlıca deliller şunlardır:

  • Tapu kayıtları, kooperatif üyelik ve ödeme belgeleri, satış senetleri.
  • Sosyal güvenlik kurumundan getirtilen hizmet dökümleri, maaş ve emekli aylığı kayıtları, kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödemeleri.
  • Banka hesap hareketleri ve kredi ödemeleri.
  • Eşlerin çalışmasını ve paranın kullanıldığı yeri bilen tanıkların ayrıntılı anlatımları.

Ödemenin tarihi ile malın edinme tarihi arasındaki yakınlık ispatta belirleyici olabilir. Hukuk Genel Kurulunun 2014 tarihli kararına konu dosyada Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, emekli ikramiyesinin alınması ile dairenin satın alınması arasında 42 gün bulunmasını ve ikramiyenin tapudaki bedelden yüksek olmasını, dairenin ikramiyeyle alındığı kabulünü güçlendiren olgular olarak görmüştür. Hukuk Genel Kurulu da ikramiyenin dairenin alımında kullanıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığını belirtmiştir.

Katkı payı oranı nasıl hesaplanır?

Yargıtay’ın incelediği dosyalarda katkı oranı, eşlerin malın edinildiği dönemdeki gelirleri karşılaştırılarak belirlenmiştir. Her eşin gelirinden kişisel harcamaları düşülmüş ve tasarruf edebileceği miktar bulunmuştur. Bir dosyada ilk derece mahkemesi eşlerin gelirlerini eşit kabul etmiş, tarafların kişisel harcamalarını ve erkeğin evi geçindirme (iaşe) yükümlülüğünü de gözeterek oranı belirlemiştir. Yargıtay gelirlerin eşit kabul edilmesini yerinde bulmuş, ancak kadının ilk evliliğinden olan ve onunla yaşayan çocukları gözetilmeden kadının kişisel harcama oranının düşük belirlenmesini bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 29.11.2023, E. 2023/2422, K. 2023/5741).

Karşılaştırmada iki eşin geliri aynı ölçüyle ele alınır. Yargıtay’ın bir kararında katkı payı oranı belirlenirken bir eşin brüt, diğerinin net gelirinin karşılaştırılması bozma sebebi sayılmıştır.

Eşlerin o yıllardaki gelirleri belgelerle belirlenemiyorsa hâkim oranı hakkaniyete göre takdir eder. Yargıtay bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesine dayanılmasını istemiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 09.03.2023, E. 2022/1992, K. 2023/962). Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” Bir dosyada ilk derece mahkemesi, eşlerin gelirlerini net olarak belirleyemediği için evlilik süresini, eşlerin sosyal ve ekonomik durumunu ve tanıklarca doğrulanan katkıyı gözeterek kadının katkı oranını yüzde 30 olarak takdir etmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiş, Yargıtay da kararı onamıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.07.2024, E. 2023/8008, K. 2024/5371).

Malın değeri hangi tarihe göre belirlenir?

Katkı payı alacağı, malın dava tarihindeki sürüm (piyasa) değeri ile katkı oranının çarpılmasıyla hesaplanır. Yargıtay, mal ayrılığı döneminde edinilen bir taşınmaz için güncel değer kullanılarak yapılan hesabı bozmuş ve dava tarihindeki değerin esas alınmasını istemiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 27.02.2025, E. 2024/2761, K. 2025/2070). Katılma alacağı ve değer artış payında ise malın tasfiye anındaki değeri esas alınır (TMK m.227 ve m.235). Yargıtay bu alacaklarda tasfiye tarihini karar tarihi olarak kabul eder (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.03.2026, E. 2025/10024, K. 2026/2577). Aynı dosyada iki dönem birlikte tasfiye ediliyorsa her talep için ayrı değer tarihi kullanılmalıdır.

Dava tarihindeki değer, yerinde inceleme yapan uzman bilirkişi tarafından belirlenmelidir. Yargıtay, keşif tarihindeki değerin enflasyon verileriyle geriye doğru hesaplanması yoluyla bulunan dava tarihi değerini yeterli görmemiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 29.11.2023, E. 2023/2422, K. 2023/5741).

Katkı payı alacağına hangi tarihten faiz işler?

Yargıtay’ın 27.02.2025 tarihli kararında katkı payı alacağının tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesi istenmiştir. O dosyada dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ve sonradan yapılan talep artırımı ıslah sayılmamıştır. Katılma alacağı ve değer artış payında ise faiz tasfiyenin sona ermesinden başlar (TMK m.239/3).

Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK’nın 107. maddesi, 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’un geçiş hükmüne göre madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda uygulanmaya devam eder. Bu tarihten önce belirsiz alacak davası olarak açılmış bir dosya bu nedenle eski hükme göre yürür. Alacağın tamamı dava açılırken belirlenemiyorsa bir kısmı istenebilir. HMK’nın 109. maddesinin dördüncü fıkrasına göre bu durumda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Malın parası hem 2002 öncesinde hem sonrasında ödendiyse hesap nasıl yapılır?

Kooperatif ödemeleri iki döneme yayılmışsa hesap iki aşamada yapılır. Önce 01.01.2002’ye kadar yapılan ödemelere her eşin katkı oranı, katkı payı alacağı yöntemiyle bulunur. Bu oran, yeni rejime her eşin kişisel malı olarak geçer. Ardından 2002’den sonraki ödemeler için edinilmiş mallara katılma rejiminin kurallarıyla değer artış payı ve katılma alacağı hesaplanır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.05.2024, E. 2023/2201, K. 2024/4058).

Satış parası başka bir malın alımında kullanıldığında da aynı ayrım yapılır. Yargıtay, kooperatif ödemelerinin bir kısmı 2002 öncesinde yapılan bir dairenin satış parasıyla yeni bir daire alındığı dosyada, eski ödemelere erkeğin çalışarak katkı yaptığı iddiası ispatlandığı hâlde bu katkının hesaba katılmamasını bozma sebebi saymıştır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.09.2025, E. 2024/7961, K. 2025/7721). Eşlerin sonradan sözleşmeyle mal ayrılığına geçtiği dosyalarda da paranın hangi dönemden geldiği sorusu doğar. Mal ayrılığı döneminde alınan araç için Yargıtay, eski araçların satış parasının kullanıldığı iddiasının araştırılmasını istemiştir.

Bu nedenle 2002 öncesinde evlenen eşlerin dosyasında her malın edinme ve ödeme tarihleri tek tek çıkarılır. Hangi malın hangi talebe konu olduğu bu tarihlere göre belirlenir. Dönem ayrımının günlük örneklerle anlatımı boşanmada mal paylaşımı sayfasında da yer alır.

Katkı payı alacağı davası hangi mahkemede ve ne zaman açılır?

Davaya aile mahkemesi bakar. 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre aile mahkemeleri, Türk Medeni Kanunu’nun Üçüncü Kısım hariç İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’na göre aile hukukundan doğan dava ve işleri görür. Hukuk Genel Kurulu da 2014 tarihli kararında katkı payı alacağı davasında görevli mahkemenin aile mahkemesi olduğunu oy çokluğuyla kabul etmiştir.

Dava boşanma davasıyla birlikte veya ondan hemen sonra da açılabilir. Hukuk Genel Kurulu, katılma alacağı davasına ilişkin kararında, Yargıtay’ın tasfiye davalarında boşanma davasının sonucunun beklenmesini kabul ettiğini, boşanma davası reddedilirse tasfiye davasının da reddedileceğini açıklamıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026, E. 2025/401, K. 2026/364). Aynı kararda, evlilik devam ederken yapılan feragatin doğmamış haktan feragat niteliğinde olduğu ve sonradan açılan yeni davayı etkilemeyeceği kabul edilmiştir.

Mal rejimi eşlerden birinin ölümüyle de sona erer (TMK m.225/1). Bu durumda dava ölen eşin mirasçılarına karşı görülür ve alacak terekenin borcu sayılır. Mirasçılar bu borçtan miras payları oranında sorumludur. Davacı eş de ölen eşin mirasçısıysa kendi miras payı oranındaki kısım alacaktan düşülür. Yargıtay, karar düzeltme isteminin reddedildiği kararda anlatılan önceki onama kararında bu hesabı yerinde bulmuştur (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.11.2024, E. 2024/8369, K. 2024/8916).

Zamanaşımı için Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uygulanır: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” Yargıtay’ın 20.11.2024 tarihli kararına konu dosyada ilk derece mahkemesi on yıllık süreyi eşin ölüm tarihinden başlatmış ve süre dolduktan sonra yapılan talep artırımını reddetmiştir; bu kabul Yargıtay incelemelerinde bozulmamış, karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. O dosyada davalılar vekili zamanaşımı savunmasını usulüne uygun biçimde ileri sürmüştü.

Katkı payı alacağına ilişkin Yargıtay kararları

“…O halde, İlk Derece Mahkemesince, katkı payı alacağının taşınmazın dava tarihi itibariyle (24.07.2018) belirlenen sürüm (rayiç) değeri ile belirlenen katkı payı oranının çarpılmak suretiyle hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde taşınmazın güncel sürüm (rayiç) değerinin dikkate alınarak katkı payı alacağının hesaplanması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2761, K. 2025/2070, T. 27.02.2025

“…O halde, davacının ve davalının o dönemdeki gelirlerinin belirlenmesi mümkün olmadığından Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü ve 6098 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca katkı payı oranının hakkaniyet ilkesi gözetilerek takdiri ile gerçekleşecek sonucuna göre davacının katkı payı alacağı yönünde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/1992, K. 2023/962, T. 09.03.2023

“…Kooperatif ödemelerinin bir kısmının mal ayrılığı bir kısmının da edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemlerde yapılmasında; mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranı, daha sonra geçerli olacak edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7961, K. 2025/7721, T. 23.09.2025

Sıkça Sorulan Sorular

Ev mal ayrılığı döneminde edinildiği için katılma alacağı değil katkı payı alacağı istenir. Ödediğiniz paranın evin alımında kullanıldığını banka kayıtları, ödeme belgeleri veya tanıklarla ispat ederseniz alacak, evin katkı payı davasının açıldığı tarihteki değeri ile katkı oranınız çarpılarak hesaplanır.

Tapunun diğer eş adına yapılması tek başına bağış sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emekli ikramiyesiyle alınıp eş adına tescil edilen dairede katkının bağışlama amacıyla değil evlilikteki dayanışma kapsamında yapıldığını kabul etmiş ve katkı oranlarının belirlenmesini istemiştir.

Mal rejimi ölümle sona erdiği için dava ölen eşin mirasçılarına karşı açılır. Alacak terekenin borcu sayılır ve mirasçılar miras payları oranında sorumlu olur; siz de mirasçıysanız kendi payınıza düşen kısım alacaktan düşülür.

Ziynetlerin evin alımında kullanıldığı parasal katkı olarak ileri sürülebilir ve katkı payı alacağına konu olabilir. Ancak altınların hangi tarihte bozdurulduğunu ve paranın o evin alımına harcandığını somut delillerle göstermeniz gerekir; Yargıtay’ın onadığı bir kararda yalnız duyuma dayanan tanık anlatımları yeterli görülmemiştir.

2002’ye kadar yapılan kooperatif ödemeleri için katkı payı oranı belirlenir ve bu oran yeni rejime eşlerin kişisel malı olarak geçer. 2002’den sonraki ödemeler için ise edinilmiş mallara katılma rejimine göre değer artış payı veya katılma alacağı hesaplanır.

Avukat Görüşü

Katkı payı dosyası hazırlanırken önce her malın tapu edinme tarihi, kooperatif üyeliği varsa ödeme tarihleri ve kredi geri ödeme dönemleri bir tabloya çıkarılmalıdır. 01.01.2002 öncesine ve sonrasına düşen ödemeler ayrı sütunlarda gösterilirse hangi kalem için katkı payı, hangisi için değer artış payı veya katılma alacağı istendiği dilekçede açıkça yazılabilir.

Eski yıllara ait gelir belgelerine ulaşmak zordur. Sosyal güvenlik hizmet dökümü, işveren yazıları, emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatı ödeme tarihleri dava açılırken delil listesine yazılmalı, kurumlardan getirtilmesi istenmelidir. Kayıtlı geliri olmayan eşin tarla, hayvancılık veya aile işletmesindeki çalışması için tanıkların ne zaman, nerede ve hangi işi gördüklerini anlatabilecek kişiler arasından seçilmesi gerekir.

Bilirkişi raporu geldiğinde malın değerinin dava tarihine göre mi yoksa güncel tarihe göre mi belirlendiği, iki eşin gelirinin aynı ölçüyle karşılaştırılıp karşılaştırılmadığı ve eşlerin kişisel harcama oranlarının nasıl belirlendiği ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Bu üç noktadaki hata, bu sayfada anılan Yargıtay kararlarında bozma sebebi olmuştur.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri 29.10.2026 tarihinde resmî metinden kontrol edilmiştir; 743 sayılı eski Kanun’un hükümleri Yargıtay kararlarındaki atıflarla anlatılmıştır. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Yukarı Çık