Araç değişimini temsil eden iki sade metal anahtar ve arka planda otomobiller

Mal Ayrılığında Alınan Araç İçin Eski Araçların Satış Parasının Kullanıldığı İddiasının Araştırılması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı

Mal ayrılığı döneminde alınan araç, kural olarak onu alan eşin kendi malvarlığına girer; mal ayrılığı rejiminde her eş, yasal sınırlar içinde kendi mallarını yönetir, kullanır ve bunlar üzerinde tasarruf eder (Türk Medeni Kanunu, TMK m.242). Eşler evliliğin bir döneminde edinilmiş mallara katılma rejimine, daha sonra sözleşmeyle mal ayrılığına tabi olmuşsa durum değişebilir. Sonradan alınan bir aracın parası, önceki dönemde edinilmiş bir maldan gelmiş olabilir. Bu yüzden aracın hangi tarihte alındığı ile hangi parayla alındığı iki ayrı sorudur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.12.2025 tarihli, E. 2024/10455, K. 2025/12022 sayılı kararında aracın hangi parayla alındığı sorusunu mahkemenin araştırması gereken bir mesele olarak ele aldı. Kadın, mal ayrılığı döneminde erkek adına kaydedilen araçların eski araçların satış parasıyla alındığını ileri sürmüştü. Yargıtay, bu iddia araştırılmadan verilen ret kararını eksik incelemeye dayandığı için bozdu, yani hukuka aykırı bulup yeniden yargılama için geri gönderdi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10455, K. 2025/12022, 25.12.2025

Belge hazirlaniyor…

Eşlerin mal rejimi evlilik boyunca nasıl değişti?

Eşler 04.04.1999 tarihinde evlendi. 04.05.2012 tarihinde yaptıkları mal rejimi sözleşmesiyle mal ayrılığı rejimini seçtiler. Boşanma davası 31.01.2013 tarihinde açıldı ve boşanma hükmü 02.05.2014 tarihinde kesinleşti.

Yargıtay bu tarihlere göre üç dönem ayırdı. Evlilik tarihinden Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002’ye kadar, eski Medeni Kanun döneminin yasal rejimi olan mal ayrılığı geçerliydi (743 sayılı Kanun m.170). 01.01.2002’den sözleşme tarihine kadar yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi, sözleşme tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar da eşlerin seçtiği mal ayrılığı rejimi uygulandı. Kararda, edinilmiş mallara katılma rejiminin başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erdiği belirtilir (TMK m.225/1).

Rejim sona erince eşlerin malvarlığı arasındaki hesaplaşma yapılır; buna mal rejiminin tasfiyesi denir. Yargıtay, tasfiyede eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtti (TMK m.179). Bu dosyada araçların hangi döneme ait olduğu sorusu bu nedenle sonucu doğrudan etkiliyordu.

Kadın karşı davada neyi ileri sürdü?

Dosyada erkeğin açtığı asıl dava ile kadının erkeğe karşı açtığı dava birlikte görüldü. Davalının aynı dosyada davacıya karşı açtığı bu davaya karşı dava denir. Karşı davaya konu araçlar, eşlerin sözleşmeyle seçtiği mal ayrılığı döneminde satış yoluyla erkek adına trafik siciline kaydedilmişti.

Kadın, bu araçların edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen başka araçların satışından elde edilen parayla alındığını ileri sürdü. Kadına göre yeni araçlar, edinilmiş malın yerine geçen değerdi. Edinilmiş mal, bir eşin bu rejim sürerken karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir (TMK m.219/1).

İlk Derece Mahkemesi, yani davaya ilk bakan aile mahkemesi, karşı davayı bu araçlar yönünden reddetti. Bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu, yani üst mahkemeye itirazı inceleyen bölge adliye mahkemesi de başvuruyu esastan reddederek İlk Derece Mahkemesi kararını yerinde buldu. Kadın tarafın vekili kararı hem asıl dava hem karşı dava yönünden temyiz ederek Yargıtay’ın incelemesine taşıdı. Karar metninde İlk Derece Mahkemesinin ret gerekçesi aktarılmamıştır.

Yargıtay neden ret kararını bozdu?

Yargıtay, İlk Derece Mahkemesinin karşı davadaki araçlar yönünden yaptığı araştırma ve incelemeyi yeterli görmedi. Kararda, eski araçların satış parasıyla karşı davadaki araçların alınıp alınmadığına yönelik bir araştırma ve inceleme yapılmadığının anlaşıldığı belirtildi. Bu eski araçlar, bu davada paylaşımı istenmeyen ama satış parası tartışılan, kararda “dava dışı” diye anılan araçlardır.

Yargıtay’a göre İlk Derece Mahkemesi, eski araçların edinme ve devir tarihlerini gösteren trafik kayıtlarını getirtmeli ve bütün delilleri birlikte değerlendirmelidir. Ardından eski araçların satış parasıyla karşı davadaki araçların alınıp alınmadığını belirleyip sonucuna göre karar vermelidir. Bu yapılmadan eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozma sebebi sayıldı.

Karar, yerine geçen değer kavramı için madde numarası göstermemiştir. Bu kavram TMK’nin 219. maddesinin ikinci fıkrasında yer alır. Fıkra, edinilmiş malları sayarken beşinci bentte “edinilmiş malların yerine geçen değerler”i de bunlar arasında gösterir. Örneğin edinilmiş bir araç satılıp parasıyla başka bir araç alınmışsa, yeni araç bu bent kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay mal ayrılığı döneminde alınan araçları edinilmiş mal saymadı; yalnız eski araçların satış parasının bu araçların alımında kullanıldığı iddiasının araştırılmasını istedi. Kanaatimizce karar, aracın kayıt tarihinin bu tür bir iddia karşısında tek başına sonucu belirlemediğini gösteriyor.

Asıl davadaki temyiz neden incelenmedi?

Asıl davada kadın aleyhine tespit edilen alacak 230.000 TL, hükmedilen alacak 52.000 TL, temyize konu edilen alacak da 230.000 TL idi. Yargıtay, bu tutarın bölge adliye mahkemesinin karar tarihi itibarıyla 378.290 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığını belirtti. Kesinlik sınırı, miktar veya değeri bu sınırı geçmeyen davalarda verilen nihai kararların temyiz edilemediği parasal sınırdır (Hukuk Muhakemeleri Kanunu, HMK m.362).

Bu nedenle kadın tarafın vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesi, HMK’nin 366. maddesinin yollamasıyla uygulanan 352. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca miktardan, yani tutar nedeniyle esasa girilmeden reddedildi. Bu ret, Yargıtay’ın asıl davadaki hükmü doğru bulduğu anlamına gelmez; Yargıtay asıl davanın esasına hiç girmedi.

Yargıtay kararı kadının talebinin kabul edildiği anlamına gelir mi?

Hayır. Yargıtay, karşı davaya konu araçların tasfiyede hesaba katılıp katılmayacağına ve kadının talebinin sonucuna karar vermedi. Karşı dava yönünden bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırdı, İlk Derece Mahkemesi kararını bozdu ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Karar oy birliğiyle verildi.

Yeniden yargılamada İlk Derece Mahkemesi, trafik kayıtları ve diğer delillerle eski araçların satış parasının karşı davadaki araçların alımında kullanılıp kullanılmadığını belirleyecek ve sonucuna göre karar verecektir. Kanaatimizce karar, sonucun hangi yönde olacağını değil, bu soru cevaplanmadan hüküm kurulamayacağını gösterir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Sözleşme, edinilmiş mallara katılma rejimini sözleşmenin yapıldığı tarihte sona erdirir (TMK m.225/1). Bu rejimin sürdüğü dönem için tasfiyede edinilmiş mallara katılma rejiminin hükümleri uygulanır (TMK m.179).

Edinilmiş mallara katılma rejiminde kural olarak girmez. Mal rejiminin başlangıcında bir eşe ait olan mallar kişisel maldır (TMK m.220/2) ve kişisel malların yerine geçen değerler de kişisel mal sayılır (TMK m.220/4). Ancak bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edildiğinden, yeni aracın eski aracın satış parasıyla alındığını o eşin ispat etmesi gerekir (TMK m.222/3).

Avukat Görüşü

Mal rejimi evlilik içinde sözleşmeyle değişmişse dosyada önce bir tarih çizelgesi kurulmalıdır. Çizelgede evlilik tarihi, mal rejimi sözleşmesinin tarihi, boşanma davasının açıldığı tarih ve her aracın edinme ve devir tarihleri yer almalıdır. Trafik kayıtları her aracın hangi dönemde alınıp satıldığını gösterir; satış parasının yeni alımda kullanıldığı ise satış ve alış belgeleri ile ödeme kayıtları gibi delillerle ayrıca desteklenmelidir.

Yerine geçen değer iddiası dilekçede açıkça yazılmalıdır. Hangi eski aracın satış parasının hangi yeni araçta kullanıldığı tek tek gösterilmeli ve bu bağlantıyı kanıtlayacak kayıtların getirtilmesi istenmelidir. Asıl dava ile karşı dava aynı dosyada görülse de kanun yoluna başvurmadan önce her davanın temyize konu tutarı kesinlik sınırı bakımından ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, E. 2024/10455, K. 2025/12022 sayılı kararı hakkında genel bilgi verir; kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Yazıda anılan kanun hükümleri 12.10.2026 tarihi itibarıyla kontrol edilmiştir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 13.10.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık