Katılma yoluyla istinaf süresinin kaçırılması mal rejimi alacağı incelemesini sınırlayabilir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararında, değer artış payı ve katılma alacağı davasında katılma yoluyla istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı sorununu değerlendirmiştir. Kararda, davacı kadın vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun süreden reddedilmesine ilişkin ek kararın ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu yönüyle karar, mal rejiminin tasfiyesi davalarında yalnızca alacak hesabının değil, kanun yolu sürelerinin de dava sonucunu doğrudan etkileyebileceğini göstermektedir.
İçindekiler
Özellikle katılma alacağı ve değer artış payı taleplerinde tarafların istinaf dilekçelerine karşı verecekleri cevaplarda, katılma yoluyla istinaf iradesini süresi içinde açıkça ortaya koymaları gerekir. Karar, boşanmada mal paylaşımı uyuşmazlıklarında maddi hakkın ispatı kadar usul kurallarının da hak kaybı doğurabileceğini hatırlatmaktadır. Aynı zamanda çekişmeli boşanma davası sonrasında açılan mal rejimi davalarında, elektronik tebligat ve kanun yolu süresi takibinin dosya stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir.
Bu karardan çıkarılacak temel sonuç
Katılma yoluyla istinaf başvurusu, karşı tarafın istinaf dilekçesinin tebliğinden sonra kanuni süre içinde yapılmalıdır. Süre geçirildikten sonra yapılan katılma yoluyla istinaf başvurusu, dosyanın esası yönünden incelenmeden reddedilebilir.
Bu karar, mal rejimi alacaklarında yalnızca alacağın hesabına değil, kanun yolu süresinin doğru takip edilmesine de özel önem verilmesi gerektiğini göstermektedir.
Kararın uygulamadaki önemi
Bu kararın uygulamadaki en önemli sonucu, mal rejimi davalarında istinaf ve katılma yoluyla istinaf sürelerinin maddi hak kadar belirleyici olabilmesidir. Davacı taraf araç değeri, katkı payı oranı, kişisel mal iddiaları ve banka hesabındaki para yönünden istinaf sebepleri ileri sürmek istemiş; ancak başvurunun süresinde olmadığı kabul edilmiştir.
Karar, avukatlar bakımından özellikle elektronik tebligat, istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliği ve katılma yoluyla istinaf süresinin başlangıcı konularında dikkatli süre takibi yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Mal rejimi davalarında bilirkişi raporu, araç değeri, emekli ikramiyesi, miras yoluyla edinilen mal ve banka hesabı gibi maddi tartışmalar önemli olsa da, usul süresi kaçırıldığında bu itirazların üst derece mahkemesinde incelenmesi mümkün olmayabilir.
Karşı oyda elektronik tebligatta “beşinci günün sonunda” ibaresinin farklı yorumlanması gerektiği savunulmuştur. Bu nedenle karar, e-tebligat süre hesabının uygulamada tartışmalı sonuçlar doğurabileceğini ve her dosyada tebliğ tarihi, okunmuş sayılma tarihi ve kanun yolu süresinin ayrı ayrı kontrol edilmesi gerektiğini göstermektedir.
Elektronik tebligatta katılma yoluyla istinaf süresi nasıl hesaplanır?
Bu kararda çoğunluk, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunu süresinden sonra yaptığı sonucuna ulaşmıştır. Buna karşılık karşı oyda, elektronik tebligatta “beşinci günün sonunda” ibaresinin altıncı günün başlangıcı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu tartışma, e-tebligatla yapılan kanun yolu bildirimlerinde sürenin yalnızca tebliğ evrakındaki tarihe bakılarak değil, elektronik adrese ulaşma tarihi ve tebligatın yapılmış sayılma zamanı birlikte değerlendirilerek hesaplanması gerektiğini göstermektedir. Özellikle katılma yoluyla istinaf gibi kısa süreli kanun yollarında bir günlük fark, başvurunun esastan incelenip incelenmemesini belirleyebilir.
Bu karar hangi durumlarda tek başına yeterli olmayabilir?
Bu karar, her katılma yoluyla istinaf başvurusunun mutlaka süreden reddedileceği anlamına gelmez. Somut dosyada tebligatın hangi tarihte yapıldığı, istinaf dilekçesinin ne zaman tebliğ edildiği, başvurunun hangi tarihte verildiği ve elektronik tebligat hükümlerinin nasıl uygulandığı belirleyicidir.
Ayrıca kararın çoğunluk görüşü ile verilmiş olması ve karşı oyda farklı süre hesabının savunulması, benzer dosyalarda aynı sonuca otomatik olarak ulaşılmaması gerektiğini göstermektedir. Bu nedenle süre hesabı yapılırken yalnızca karar sonucu değil, dosyadaki tebliğ evrakı, UYAP kayıtları ve kanuni süre hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
İlgili Yargıtay kararının tam metni
Aşağıda yer alan karar, katılma yoluyla istinaf süresi ve mal rejiminin tasfiyesi alacakları bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/316 E., 2024/3358 K., 13.05.2024
Bu karar, değer artış payı ve katılma alacağı davasında katılma yoluyla istinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı yönünden önem taşımaktadır. Yargıtay çoğunluğu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğunu kabul ederek onama kararı vermiş; karşı oyda ise elektronik tebligatın yapılmış sayılma tarihine göre başvurunun süresinde olduğu görüşü savunulmuştur.
Kararın tam metni aşağıda yer almaktadır.
Taraflar arasındaki değer artış payı ve katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı erkek vekili ve katılma yoluyla davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince 24.02.2021 tarihli ek karar ile, davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiş, işbu ek kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine de, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; evlilik birliği içinde edinilen tüm malların davalı adına tescil edildiğini, müvekkiline anne ve babasından kalan miras paralarının da konut ve aracın alınmasında kullanıldığını, davalı adına bir adet konut, araç ve yazlık ile banka hesabında mevduat bulunduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak davalı adına kayıtlı konut, yazlık ve araç ile banka hesabındaki mevduatları ve tespit edilecek diğer sair tüm malvarlıklarından dolayı müvekkilinin alacaklarının hesaplanarak yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; konutun kooperatif yoluyla edinildiğini, ödemelerin 2002 yılından önce bittiğini, yazlığın müvekkiline miras kaldığını, aracın bedelinin bir kısmının emekli ikramiyesi ile karşılandığını, bir kısmının da kredi ile karşılandığını, banka hesabındaki paranın da müvekkiline ailesinden kalan taşınmazın satışından elde edilen para olduğunu, davacının malların edinilmesine katkısının olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının ev hanımı, davalının ise TRT’den emekli olduğu; 15280 ada 2 parsel 14 nolu bağımsız bölümün davalı adına 12.01.2004 tarihinde tahsis yolu ile tescil edildiği, davalının 01.01.2002 tarihinden sonra kooperatife bir ödemesi bulunmadığı, davacının katkısı olduğunun kanıtlanamadığı; 229 ada 2 parsel sayılı taşınmazı davalının miras yoluyla edindiği, kişisel mal olduğu, aksinin kanıtlanamadığı; … plakalı aracın davalı tarafından 14.05.2009 tarihinde faturalı olarak 19.073,89 TL’ye satın alındığı, araç için 5.210,00 TL kredi kullanıldığı, davalıya emeklilik nedeniyle 04.09.2008 tarihinde emekli ikramiyesi ödendiği, araç bedelinin bir kısmının (14.073,89 TL) emekli ikramiyesi ile ödendiğinin taraflar arasında çekişmesiz olduğu, emekli ikramiyesinin kişisel ve edinilmiş mal oranı belirlenerek ve aracın en son 16.11.2020 tarihi itibariyle değeri olan 58.000,00 TL dikkate alınarak davacının katılma alacağının 10.441,16 TL olduğu, davacının araç yönünden talebinin 1.100,00 TL olup taleple bağlı kalınarak karar verildiği; 5889 ada 12 parsel 12 nolu bağımsız bölümün miras yolu ile davalıya intikal ettiği, davalı tarafından bu yerin 22.06.2011 tarihinde 70.000,00 TL bedelle satıldığı, bedel hususunun taraflar arasında çekişmesiz olduğu, banka hesabının 19.07.2011 tarihinde 45.000,00 TL yatırılarak açıldığı, hesabın 26.606,66 TL olarak 15.05.2014 tarihinde kapatıldığı, bu paranın aradaki kısa süre dikkate alındığında satılan taşınmaz bedeli ve kişisel mal olduğu, kişisel malın gelirinin edinilmiş mal olduğu, bilirkişi tarafından faiz gelirinin 606,66 TL olarak hesaplandığı bu miktarın yarısı olan 303,33 TL davacının katılma alacağı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, araç yönünden 1.100,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren faizi ile tahsiline, fazlaya dair hakkın saklı tutulmasına, banka hesabı yönünden 303,33 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili ve katılma yoluyla davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
- İlk Derece Mahkemesince 24.02.2021 tarihli ek karar ile, gerekçeli kararın taraf vekillerine 01.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve süresi içerisinde davalı vekilince 29.01.2021 tarihinde istinaf başvurusunda bulunulduğu, istinaf dilekçesinin de davacı vekiline 03.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 18.02.2021 tarihli dilekçesi ile istinaf dilekçesine cevap ile katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduğu, davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf süresinin 17.02.2021 tarihinde bittiği, süresi geçtikten sonra katılma yoluyla istinaf başvurusu yapıldığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiş, işbu ek karara karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
- Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
- Davacı kadın vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesinde; istinaf başvurusu için son günün 18.02.2021 tarihi olduğunu, ek kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, aracın değerinin düşük belirlendiğini, müvekkilinin katkı payı oranın belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin ev işlerine ve evliliğin tüm unsurlarına yapmış olduğu fiili katkıları nedeniyle katkısının olduğunu, yazlık yönünden de katkı payı alacağı taleplerinin devam ettiğini, aracın alınmasında davalının emekli ikramiyesinin kullanılmadığını, banka hesabından çekilen paraların faiz getirisinden değil, ana paradan düşülmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin davalı vekilinin istinaf dilekçesinin tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süreden sonra istinaf isteğinde bulunduğu, Mahkemece ek kararla istinaf talebinin reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu; davacı lehine belirlenen katılma alacağının doğru olduğu gerekçesiyle; başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; katılma yoluyla istinaf başvurusunun süresinde olduğu, müvekkilinin katkısının yok sayıldığını, aracın değerinin düşük belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, katılma yoluyla istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. - İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 33 üncü maddesi, 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 203 üncü maddesi, 204 üncü maddesi, 205 inci maddesi, 218 ve devamı maddeleri, 256 ve devamı maddeleri, 716 ncı maddesi; 4722 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, T.C. Anayasası 48 nci maddesi; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1953 tarih ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı kararı. - Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m. 7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği m. 9/6).
Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24:00’den (12:00 veya 00:00 olarak da adlandırılır) ertesi gece 24:00’e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00:00’dan (12 saatlik zaman dilimine göre ise gece 12:00’den) başlayıp ertesi gece 24:00’e kadardır. Ertesi gece saat 24:00’de (yani saat 00:00’da) diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada “beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” ibaresinde yer alan “sonunda” sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, “muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün” hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün “başında”, “ortasında”, “sonunda” yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması (tebellüğ etmiş sayılması) için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresinin yerine “izleyen beşinci günde” tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla “beşinci günün sonunda” şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.
Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre davalı vekilinin istinaf dilekçesinin, davacı vekilinin elektronik adresine 29.01.2021 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davacı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (29.01.2021 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 03.02.2021 gününün bittiği (sona erdiği) ve 04.02.2021 gününün başladığı gece saat 00:00’da yapılmış sayılacaktır. 04.02.2021 tarihi Perşembe gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davacı tarafın iki haftalık katılma yoluyla istinaf süresi, 18.02.2021 Perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (HMK m. 92/2, 348, 366). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (HMK m. 445/4).
Davacı vekili 18.02.2024 Perşembe günü (son gün) katılma yoluyla kararı istinaf ettiğine göre, davalının istinafı süresinde olup istinaf istemi esas yönüyle incelenmelidir. Hâl böyleyken, Mahkemece davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf isteminin süre yönünden reddedilmesine ilişkin ek karar hukuka aykırıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin ek kararı kaldırılarak davacı tarafın katılma yoluyla istinaf isteminin de incelenmesi gerekirken, sadece davalı tarafın istinaf isteminin incelenip davalı tarafın katılma yoluyla istinaf isteminin reddine karar verilmesi doğru olmayıp temyiz edilen hükmün sırf bu nedenle bozulması gerekir.
Bu sebeple, temyiz edilen kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden, değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
Bu karar hangi durumlarda emsal olabilir?
- Karşı tarafın istinaf dilekçesine cevap verilirken katılma yoluyla istinaf başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı tartışılıyorsa.
- Mal rejiminin tasfiyesi davasında ilk derece kararına karşı taraflardan biri istinaf etmiş, diğer taraf ise katılma yoluyla istinaf yoluna başvurmuşsa.
- Katılma yoluyla istinaf başvurusunun süre yönünden reddedilmesine ilişkin ek karar temyiz incelemesine konu edilmişse.
- Elektronik tebligatın yapılmış sayılma tarihi ile kanun yolu süresinin başlangıcı arasında uyuşmazlık bulunuyorsa.
- Değer artış payı ve katılma alacağı davasında süre aşımı nedeniyle maddi itirazların incelenip incelenemeyeceği tartışılıyorsa.
Sıkça sorulan sorular
Katılma yoluyla istinaf, taraflardan birinin istinaf başvurusu üzerine diğer tarafın da kendi itirazlarını istinaf incelemesine taşımasıdır. Bu yol, karşı tarafın istinaf dilekçesine cevap süresi içinde kullanılmalıdır. Sürenin geçirilmesi halinde başvuru esas yönünden incelenmeyebilir.
Katılma yoluyla istinaf süresi kaçırılırsa mahkeme başvurunun süre yönünden reddine karar verebilir. Bu durumda tarafın araç değeri, katılma alacağı hesabı veya katkı iddiası gibi maddi itirazları üst derece mahkemesinde incelenmeyebilir. Ancak her dosyada tebliğ tarihi ve süre hesabı ayrıca değerlendirilmelidir.
Elektronik tebligatta süre hesabı, tebligatın elektronik adrese ulaştığı tarih ve yapılmış sayılma tarihi dikkate alınarak belirlenir. Bu kararda çoğunluk, başvurunun süresinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karşı oy ise “beşinci günün sonunda” ibaresinin altıncı günden itibaren süre başlatacak şekilde yorumlanması gerektiğini savunmuştur.
Mal rejimi davalarında istinaf süresi, alacağın miktarı ve hesaplama yöntemine ilişkin itirazların incelenebilmesi bakımından önemlidir. Süre kaçırıldığında bilirkişi raporu, araç değeri, kişisel mal savunması veya banka hesabı yönünden ileri sürülen itirazlar esastan değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle süre takibi dava stratejisinin temel unsurlarından biridir.
Katılma alacağı davasında kişisel mal iddiası, malın edinilme kaynağına ve dosyadaki delillere göre değerlendirilir. Bu kararda miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve kişisel maldan gelen para ayrıca ele alınmıştır. Ancak her dosyada banka kayıtları, satış belgeleri, kredi ödemeleri ve bilirkişi raporu birlikte incelenmelidir.
Karşı oy, kararın oy çokluğu ile verildiğini ve hukuki konuda farklı bir yorum bulunduğunu gösterir. Ancak hüküm bakımından bağlayıcı olan çoğunluk görüşüdür. Benzer dosyalarda karşı oyda yer alan gerekçe ileri sürülebilir; fakat sonucun dosyanın somut tebligat ve süre kayıtlarına göre değişebileceği unutulmamalıdır.
Elektronik tebligatta “beşinci günün sonunda” ibaresi, tebligatın elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına ilişkindir. Bu kararda çoğunluk başvurunun süresinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karşı oy ise bu ibarenin, sürenin altıncı günden itibaren başlaması gerektiği şeklinde yorumlanabileceğini savunmuştur.
Katılma yoluyla istinafta son gün, karşı tarafın istinaf dilekçesinin tebliğ tarihi ve ilgili kanuni süre dikkate alınarak belirlenir. Elektronik tebligat varsa, tebligatın elektronik adrese ulaştığı tarih ile yapılmış sayılma tarihi ayrıca kontrol edilmelidir. Bu nedenle süre hesabı her dosyada UYAP ve tebligat kayıtlarına göre ayrıca yapılmalıdır.
Bilgilendirme notu
Bu yazı, Maya Hukuk tarafından Yargıtay kararının kamuya açık içtihat metni esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerikte yer alan açıklamalar, somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki danışmanlık veya avukatlık hizmeti niteliği taşımaz.
Her dava; tarafların iddiaları, deliller, tebligat kayıtları, usul işlemleri ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle yazıda yer alan değerlendirmelerden hareketle kesin hukuki sonuç çıkarılmamalı, hak kaybı yaşanmaması için profesyonel hukuki destek alınmalıdır.
Karara ilişkin esas ve karar numarası üzerinden resmi sorgulama yapmak isteyen okuyucular, Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden arama yapabilir.
Son Güncelleme 03.06.2026
