kişisel mal ispatı katılma alacağı Yargıtay kararı

Soyut tanık beyanı traktörün kişisel mal olduğunu ispatlamaya yetmez

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararında, evlilik birliği içinde edinildiği anlaşılan traktör yönünden kişisel mal savunmasının yalnızca soyut tanık beyanlarıyla ispatlanamayacağını kabul etmiştir. Karar, özellikle katılma alacağı davalarında kayıt, ödeme kaynağı, edinme tarihi ve somut belge zincirinin önemini göstermektedir. Evlilik içinde alınan malvarlığı değerleri bakımından edinilmiş mallara katılma rejimi uyarınca edinilmiş mal karinesi esas alınır; bunun aksini ileri süren tarafın iddiasını inandırıcı delillerle ortaya koyması gerekir. Bu nedenle boşanmada mal paylaşımı dosyalarında yalnızca “mal aile tarafından alındı” veya “bedeli başkası tarafından ödendi” şeklindeki genel anlatımlar tek başına yeterli görülmeyebilir. Karar, aileden gelen para kişisel mal savunmasının da ancak ödeme, tarih, kaynak ve mal edinimi arasındaki bağlantı somut biçimde kurulursa sonuç doğurabileceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Bu karar, kişisel mal ispatı bakımından soyut tanık beyanlarının tek başına yeterli olmadığını göstermektedir.

Bu karardan çıkarılacak temel sonuç

Evlilik içinde edinilen bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eş, bu iddiasını somut ve inandırıcı delillerle ispatlamalıdır. Soyut tanık beyanları, tek başına edinilmiş mal karinesini çürütmeye ve katılma alacağını ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

Kararın uygulamadaki önemi

Bu karar, mal rejiminin tasfiyesi davalarında ispat yükünün nasıl uygulanacağı bakımından pratik öneme sahiptir. Yargıtay, traktörün edinme tarihi itibarıyla edinilmiş mal olduğunu, bunun aksini yani kişisel mal niteliğini ispat yükünün davalıda bulunduğunu vurgulamıştır.

Uygulamada eşlerden biri, dava konusu aracın, taşınmazın veya başka bir malvarlığı değerinin aslında ailesi tarafından alındığını, kendisine bağışlandığını ya da kişisel mal kaynağıyla edinildiğini savunabilmektedir. Ancak bu savunmanın kabul edilebilmesi için banka kayıtları, satış belgeleri, ödeme dekontları, kredi hareketleri, noter işlemleri ve edinme tarihiyle uyumlu somut deliller aranır.

Karar, özellikle üçüncü kişiye devir, yakın akraba adına kayıt, boşanma öncesi satış ve mal kaçırma iddiası içeren dosyalarda dava stratejisinin yalnızca tanık anlatımı üzerine kurulmaması gerektiğini göstermektedir. Malın edinildiği tarih, kaynağı, resmi kayıtları ve ödeme belgeleri birlikte değerlendirilmeden kişisel mal savunmasının kabul edilmesi bozma sebebi olabilmektedir.

Bu karar hangi durumlarda tek başına yeterli olmayabilir?

Bu karar her mal rejimi dosyasına otomatik olarak uygulanamaz. Her dosyada malın edinme tarihi, ödeme kaynağı, tarafların gelir durumu, resmi kayıtlar, banka hareketleri ve üçüncü kişi işlemleri ayrıca incelenmelidir.

Kararda bozma nedeni, dosya kapsamındaki deliller karşısında yalnızca soyut tanık beyanlarına dayanılarak traktörün kişisel mal kabul edilmesidir. Buna karşılık başka bir dosyada kişisel mal iddiası banka dekontu, miras belgesi, bağış kaydı, satış bedeli bağlantısı veya kredi belgeleriyle desteklenmişse farklı değerlendirme yapılabilir.


İlgili Yargıtay kararının tam metni

Aşağıda yer alan karar, mal rejiminin tasfiyesinde kişisel mal savunmasının ispatı ve katılma alacağı bakımından önemli ilkeler içermektedir. Kararın tam metni aşağıda sunulmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2023/7543 E., 2024/2917 K., 25.04.2024

Bu karar, evlilik içinde edinildiği kabul edilen bir traktör yönünden kişisel mal savunmasının hangi delillerle ispatlanması gerektiği ve soyut tanık beyanlarının katılma alacağı hesabını ortadan kaldırmaya yeterli olup olmadığı konusunda önem taşımaktadır.

Taraflar arasındaki katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi karar davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki boşanma davasının derdest olduğunu, davalı erkeğin, davacının hak sahibi olmasını, edinilmiş mallara katılma alacağını ve boşanma neticesindeki haklarını engellemek için, adına kayıtlı dava konusu … plakalı traktörü 13.02.2017 tarihinde kendi annesi olan diğer davalı…… plakalı traktörde katılma alacağının tespitine ve tahsiline, yapılan satışın iptali ile traktörün davalı eş adına trafiğe tesciline, dava süresince traktörün kaydına tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı kadın vekili 27.11.2018 tarihli dilekçesiyle; talep miktarını 25.10.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda 35.000,00 TL’ye yükseltmiş, muvazaalı şekilde devri yapılan dava konusu traktörün, öncelikle trafik kaydının iptal ve tesciline, akabinde ise değeri 35.000,00 TL olarak belirlenen edinilen malın taraflar arasında tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hem katılma alacağını, hem satışın iptalini, hem de davalı adına tescilini talep ettiğini, iki farklı davanın aynı dosyada açılmasının usulen yanlış olduğunu, traktörün karşılıksız bir kazanımla davalı …’in üzerine geçtiğini, edinilmiş mal olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hem katılma alacağını hem satışın iptalini hem de davalı adına tescilini talep ettiğini, iki farklı davanın aynı dosyada açılmasının usulen yanlış olduğunu, edinilmiş mallar ile ilgili bir ilgisi olmadığını, ticari geçmişinin olduğunu, söz konusu traktörün kendisinin olduğunu, tarım ve hayvancılıkla uğraştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 09.01.2019 tarih ve 2017/164 E., 2019/4 K. sayılı kararı ile; tarafların 30.04.2008 tarihinde evlendikleri, aralarında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu ve boşanma davasının açıldığı tarih olan 30.11.2017 tarihi itibarıyla mal rejiminin sona erdiği, … plakalı traktörün 21.11.2016 tarihinde davacı … adına tescil edildiği ve sonrasında noter satışı yapılmak suretiyle 13.02.2017 tarihinde … adına tescil edildiği, davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında dava konusu traktörün tarla işlerinde kullanıldığı, davalı …’ in tarla işleriyle ilgilenmediği ve imamlık yaptığı, tanık beyanlarına göre traktör her ne kadar 21.11.2016 – 13.02.2017 tarihleri arasında … adına kayıtlı olsa da traktörün alım aşamasında parasının davalı … tarafından verilmediği ve traktörün … tarafından alınıp köye getirildiği, dava konusu traktörün zilyetliğinin … ve eşi …’de olduğu ve bu haliyle dava konusu traktörün edinilmiş mal olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, her iki davalının muvazaalı işlem yaptıklarını, iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 21.03.2016 tarihinde, dava konusu aracın satın alınmasından aylar önce çekildiği iddia edilen 55.800,00 TL tutarındaki kredinin davalılardan Ahmet’in hesabına yatırılmasının dava konusu traktör ile hiçbir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
  1. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2021 tarih ve 2019/994 E., 2021/889 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından, dava konusu … plakalı traktörün, davalı eş tarafından annesi diğer davalı …’ ye boşanma davasından kısa süre önce noter satışı ile devredildiği bildirilerek satışın iptali ile davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesinin talep edildiği, katılma alacağı dışında satışın iptalinin de talep edilmesi sebebiyle, davacının iki ayrı talebinin bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacının satışın iptali talebine yönelik nisbi harç eksikliğinin Harçlar Kanunu uyarınca tamamlanmadan ve harç eksikliği giderilir ise görev hususu da tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken, kısa karar ve gerekçede bu iki ayrı talep ayrı ayrı değerlendirilmeden ve karar kısmında ayrı ayrı karar verilmeden sadece davanın reddine karar verilerek Anayasanın 141 inci ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci ve 27 nci maddelerine aykırı davranıldığı, katılma alacağının ispatlanamadığı kanaatine varılmasına ve davacı yemin deliline dayanmasına rağmen yemin deliline başvurup başvurmayacağı davacıya hatırlatılmadan karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, Mahkemece davacıya, satışın iptali talebine ilişkin dava değerini göstermesi ve eksik nispi harcı yatırması için kesin süre verilerek, harç yatırılması halinde görev hususu değerlendirilerek, davacının katılma alacağı ve satışın iptaline yönelik talepleri gerekçede ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre yeniden karar verilmek üzere ile dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu ve boşanma davasının açıldığı tarih olan 30.11.2017 tarihi itibarıyla mal rejiminin sona erdiği, … plakalı traktörün 21.11.2016 tarihinde davalı … adına tescil edildiği ve sonrasında noter satışı yapılmak suretiyle 13.02.2017 tarihinde … adına tescil edildiği, tüm tanık beyanları birarada değerlendirildiğinde; dava konusu traktörün tarla işlerinde kullanıldığı, davalı …’in tarla işleriyle ilgilenmediği ve imamlık yaptığı, traktör her ne kadar 21.11.2016 -13.02.2017 tarihleri arasında … adına kayıtlı olsa da traktörün alım aşamasında parasının davalı … tarafından verilmediği ve traktörün … tarafından alınıp köye getirildiği, davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 229 uncu maddesi kapsamında iddiasını ispatlayamadığı, ancak davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı, davacıya yemin metnini sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, aksi halde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edildiği, davacı tarafça kesin süreye rağmen yemin metninin sunulmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın davalı … yönünden esastan reddine, diğer davalı … yönünden ise, bu davada taraf sıfatı bulunmadığından pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

  1. İlk Derece Mahkemesi 16.03.2022 tarihli ara kararla; davacı kadının, muvazaalı satış nedeniyle araç satışının iptali ve davalı eş adına tescili talebi yönünden görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, bu talep yönünden dosyanın tefrikine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, her iki davalının muvazaalı işlem yaptıklarını, iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 21.03.2016 tarihinde, dava konusu aracın satın alınmasından aylar önce çekildiği iddia edilen 55.800,00 TL tutarındaki kredinin davalılardan Ahmet’in hesabına yatırılmasının dava konusu traktör ile hiçbir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek; davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece öncelikle tefrik kararı verilen satışın iptali talebi yönünden karar verilip, bu kararın edinilen malların tasfiyesi talebine ilişkin dava yönünden bekletici mesele yapılması gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı erkeğin gerek karşılıksız kazandırma gerekse kişisel mal iddialarını ispatlayamadığını, tanık beyanlarının tek başına hükme esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu traktörün devir tarihinin 13.02.2017 olduğunu, devrin yapıldığı kişi olan diğer davalı …’nin davalı eşin annesi olduğunu ve 55.800,00 TL olarak çekilen kredinin diğer davalı ile müvekkil davacıya olan borçların ödenmesinde kullanıldığını, davalının annesinin üzerine traktör alacak maddi imkânının olmadığını, dava konusu traktörün devrinin müvekkilin ailesi çağrılarak müşterek haneden gönderilmesi ile hemen hemen aynı zamanda yapılmış olduğunu ve devamında boşanma davasının devirden yalnızca iki ay gibi kısa bir süre sonra açılmış olduğu hususları dikkate alındığında davalı eşin, dava konusu devir işlemini kötü niyetle ve boşanma halinde müvekkil davacının katılma alacağını azaltmak ve boşanma neticesinde lehine hükmedilebilecek tazminat ve nafaka alacaklarını tahsil etmesini engellemek için yaptığını ileri sürerek; davanın reddi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının katılma alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
  2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 226 ncı maddesi, 227 nci maddesi, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesi.
  3. Değerlendirme
  4. 4721 sayılı Kanun’un 219 uncu maddesinde edinilmiş mallar, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 220 nci maddesinde de kişisel mallar sayılmış olup düzenlemeye göre, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, manevi tazminat alacakları ve kişisel mallar yerine geçen değerler kişisel maldır.
  5. 4721 sayılı Kanun’un 222 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. 4721 sayılı Kanun’un 222 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da, bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş maldır.
  6. Ayrıca, ispat yükü 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ve 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesinde de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
  7. Yukarıda açıklanan kanuni düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; somut olayda; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamındaki delil durumuna göre karar hatalı olmuştur. Şöyle ki, traktörün edinme tarihi itibarıyla edinilmiş mal olduğu, aksinin ispat yükü davalıda olduğu, kişisel mal savunmasına yönelik dosya kapsamında soyut tanık beyanları dışında, başkaca somut ve inandırıcı delil bulunmadığı, Mahkemece sadece soyut tanık beyanlarına göre traktörün davalının kişisel malı olduğu kabul edilerek karar verildiği anlaşılmakla; Mahkemece, sadece soyut tanık beyanlarına göre traktörün davalının kişisel malı kabul edilmesi hatalı olmuştur. O halde, Mahkemece, mevcut delil itibarıyla davalının kişisel mal savunmasını ispatlayamadığı kabul edilerek, traktör yönünden davacının artık değere katılma alacağının hesaplanması gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Bu karar hangi durumlarda emsal olabilir?

  • Evlilik içinde edinilen aracın kişisel mal olduğu savunuluyor ancak bu savunma yalnızca tanık beyanına dayanıyorsa.
  • Boşanma öncesinde eş adına kayıtlı malın yakın akrabaya devredildiği mal rejimi uyuşmazlıklarında.
  • Katılma alacağı davasında edinilmiş mal karinesinin aksinin ispatı tartışılıyorsa.
  • Araç, traktör veya benzeri kayıtlı malvarlığı değerlerinin tasfiye hesabına dahil edilip edilmeyeceği inceleniyorsa.
  • Kişisel mal savunması yönünden banka kaydı, ödeme belgesi, bağış veya miras bağlantısı bulunmayan dosyalarda.
  • Mahkeme kararının yalnızca soyut tanık anlatımına dayanılarak kurulup kurulmadığı temyiz incelemesinde tartışılıyorsa.

Sıkça sorulan sorular

Bilgilendirme notu

Bu içerik, Bursa Maya Hukuk tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer alan açıklamalar, Yargıtay kararının genel hukuki değerlendirmesine ilişkindir; somut bir dosya bakımından hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz.

Her uyuşmazlık kendi olayları, delilleri ve usuli durumu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşamamak için somut dosyanızla ilgili olarak bir avukattan profesyonel hukuki destek almanız önerilir.

Yargıtay kararlarına erişim için ayrıca resmî Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numarasıyla sorgulama yapılabilir.

Son Güncelleme 01.06.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Scroll to Top