Velayet davasında sosyal inceleme raporu, mahkeme bünyesinde görevli uzmanların çocuğu, anne ve babayı ve çocuğun yaşadığı ortamı inceleyerek hazırladığı ve hâkimin velayeti düzenlerken yararlandığı rapordur. Rapor bir hüküm değildir, hâkimi de bağlamaz. Buna karşılık dosyadaki en ayrıntılı gözlem kaynağı çoğu zaman bu rapordur; mahkemeler velayeti düzenlerken raporun bulgularına ağırlık verir ve rapordan ayrılan mahkemelerden bunun sebebini göstermesi beklenir.
İçindekiler
Velayet davasında sosyal inceleme raporu nedir?
Sosyal inceleme raporu, çocuğun içinde yaşadığı gerçek koşulları mahkemeye taşıyan bir inceleme belgesidir. Dava dosyasındaki dilekçeler, tanık anlatımları ve belgeler tarafların kendi anlatımına dayanır. Uzman incelemesinde ise çocuk doğrudan görülür, ev ortamı yerinde gözlemlenir, anne ve baba ayrı ayrı görüşmeye alınır.
Raporun kanuni dayanağı, aile mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin 4787 sayılı Kanun’un 5. maddesidir. Bu maddeye göre her aile mahkemesine birer psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanır. Uzmanlar, davanın esasına girilmeden önce veya yargılama sırasında, mahkemece istenen konular hakkında taraflar arasındaki uyuşmazlık nedenlerine ilişkin araştırma ve inceleme yapar ve sonucunu bildirir. Aynı Kanun’un 6. maddesi uyarınca mahkemenin aldığı koruyucu ve eğitici önlemlerin takibinde de bu uzmanlar görevlendirilebilir.
Rapor yalnızca boşanma davasının velayet bölümünde gündeme gelmez. Velayetin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması istemiyle açılan davalarda, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin taleplerde ve çocuğun korunmasına yönelik tedbirlerde de uzman incelemesi yaptırılabilir.
Sosyal inceleme raporunu kim hazırlar?
Raporu, aile mahkemesi bünyesinde görevli uzmanlar hazırlar. Uygulamada bu görev çoğunlukla sosyal çalışmacı (sosyal hizmet uzmanı) tarafından yürütülür; çocuğun gelişimi ve psikolojik durumu ağırlıklı bir inceleme gerekiyorsa pedagog veya psikolog görevlendirilir. Mahkeme, uzmanların birlikte inceleme yapmasına da karar verebilir.
Sıkça karşılaşılan bir yanlış bilgi, “pedagog raporu” ile “sosyal inceleme raporu”nun birbirinden ayrı iki rapor türü olduğudur. Kanunda böyle bir ayrım yoktur. 4787 sayılı Kanun tek bir uzman kadrosu öngörür; hangi uzmanın görevlendirileceğini incelemenin konusu belirler. Halk arasında pedagog raporu denilen belge, pedagog tarafından hazırlanmış bir uzman raporudur.
Aile mahkemesi uzmanları, Hukuk Muhakemeleri Kanunu anlamında dışarıdan atanan klasik bilirkişi değildir; mahkeme teşkilatının parçasıdır. Bununla birlikte rapor, hâkimin serbestçe değerlendirdiği bir delil niteliği taşır ve rapora karşı ileri sürülecek itirazlar bilirkişi raporuna ilişkin usul kuralları çerçevesinde ele alınır.
Her velayet davasında sosyal inceleme raporu alınır mı?
Kanunda “her velayet davasında rapor alınır” biçiminde açık bir hüküm yoktur. Ancak Yargıtay uygulamasında velayet düzenlenirken uzman incelemesi yaptırılması aranır ve bu inceleme yapılmadan kurulan hükümler eksik inceleme sebebiyle bozulur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2021/10606 E., 2022/1746 K. sayılı kararında, velayet düzenlenirken psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinden inceleme yaptırılması, çocuğun fiilen bulunduğu yerin barınma ve yaşama koşullarını da değerlendiren bir sosyal inceleme raporu alınması ve idrak çağındaki çocuğun beyanının da alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Tarafların velayet konusunda anlaşmış olması incelemeyi kendiliğinden gereksiz kılmaz. Çocuğa ilişkin düzenlemelerde hâkim, tarafların anlaşmasıyla bağlı değildir ve çocuğun yararını ayrıca değerlendirir. Buna karşılık anlaşmalı boşanmada, çocuğun durumu dosyadan yeterince anlaşılıyorsa mahkemenin ayrıca uzman incelemesi yaptırmadan hüküm kurduğu da görülür.
Velayet uyuşmazlığında mahkeme kendiliğinden araştırma yapar mı?
Yapar. Velayet kamu düzenine ilişkindir ve hâkim, tarafların ileri sürdüğü vakıa ve delillerle sınırlı kalmaksızın çocuğun yararını kendiliğinden araştırır. Uzman incelemesinin taraflardan biri talep etmese de yaptırılabilmesinin sebebi budur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.06.2017 tarihli, 2017/2-1887 E., 2017/1196 K. sayılı kararında, velayetin kamu düzeniyle ilgili olması ve çocuğun üstün yararı dikkate alındığında değişen şartlara göre her zaman yeniden değerlendirme yapılmasının ve yargılamanın her aşamasında ileri sürülen hususların nazara alınmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.
Bu ilke, velayet uyuşmazlıklarını klasik bir hukuk davasından ayırır. Delil bildirme süresinin geçmiş olması, çocuğun durumuna ilişkin sonradan ortaya çıkan bir olgunun dosyaya girmesine engel oluşturmaz. Uzman incelemesinin yargılamanın ileri aşamasında yenilenmesi de aynı gerekçeye dayanır.
Uzman incelemesinde hangi konular değerlendirilir?
İncelemenin kapsamını mahkemenin uzmana yönelttiği sorular belirler. Velayet dosyalarında rapor genellikle şu başlıklarda bilgi toplar.
- Çocuğun yaşadığı evin fiziki koşulları, çocuğa ayrılmış alan, barınma ve uyku düzeni yerinde görülür.
- Çocuğun yaşı, sağlık durumu, okul devamlılığı ve akademik gidişatı incelenir.
- Anne ve babanın çalışma düzeni, çocuğa ayırabildiği zaman ve çocuğun bakımını fiilen kimin üstlendiği araştırılır.
- Çocuğun her iki ebeveyniyle kurduğu duygusal bağ ve görüşme düzeninin nasıl işlediği değerlendirilir.
- Çocuğun kardeşleriyle, büyükanne ve büyükbabasıyla ilişkisi ile yaşadığı çevredeki sosyal bağları dikkate alınır.
- Anne ve babanın birbirine karşı tutumunun çocuğa yansıyıp yansımadığı gözlemlenir.
- İdrak çağındaysa çocuğun kendi görüşü, gerekçeleriyle birlikte kayda geçirilir.
Çocuğun mevcut düzeninin korunması da raporun ilgilendiği konulardan biridir. Çocuğun okulunu, arkadaş çevresini ve alıştığı yaşam biçimini sürdürebilmesi, yerleşmiş yaşam düzeni başlığı altında değerlendirilir ve velayetin kimde kalacağı tartışmasında ağırlık taşıyan bir ölçüttür.
Uzman eve gelir mi, görüşmeler nasıl yapılır?
Evet. İnceleme çoğunlukla ev ziyaretini de kapsar, çünkü çocuğun barınma koşulları yalnızca dosya üzerinden değerlendirilemez. Uzman, mahkemenin verdiği görev çerçevesinde anne ve babanın evini ayrı ayrı görebilir, çocukla evinde veya adliyedeki görüşme odasında konuşabilir.
Ziyaretin önceden haber verilmesi zorunlu değildir; uygulamada randevu verilerek gidildiği gibi, habersiz gidildiği de olur. Görüşmelerde anne ve baba genellikle ayrı ayrı dinlenir. Çocukla yapılan görüşmede ebeveynin yanda bulunması, beyanın özgünlüğünü tartışmalı hâle getirdiği için tercih edilmez.
Raporun yalnızca bir tarafın anlatımına dayanması ciddi bir eksikliktir. Kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta, tek taraflı sosyal inceleme raporu üzerine kurulan hükmün denetimi bu yönüyle tartışılmıştır. İnceleme, iddiaları ileri süren tarafla birlikte diğer tarafı ve çocuğu da kapsamalıdır.
Raporda üçüncü kişilerin anlatımları nasıl değerlendirilir?
Uzman, incelemesi sırasında komşu, öğretmen, bakıcı veya akraba gibi kişilerle görüşebilir. Bu görüşmelerden elde edilen bilgiler raporun gözlem bölümünü besler. Ancak üçüncü kişinin anlatımı, dosyaya usulüne uygun biçimde giren bir tanık beyanı değildir.
Uzmanın kendi gözlemi incelemenin doğrudan ürünüyken, üçüncü kişiden aktarılan bilgi ancak dosyadaki diğer delillerle desteklendiği ölçüde hükme dayanak yapılabilir. Bir vakıanın yalnızca rapora yansımış üçüncü kişi anlatımına dayandırılması, o vakıanın ispatlandığı anlamına gelmez; taraf, aynı hususu tanık deliliyle veya belgeyle ayrıca ortaya koymalıdır.
Çocuğun görüşü bu inceleme kapsamında nasıl alınır?
Ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşünü ifade edebilmesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddelerine dayanır. Yargıtay uygulamasında sekiz yaşını doldurmuş çocuk kural olarak idrak çağında kabul edilir. Bu bir yaş sınırı değil, somut olayda çocuğun idrak gücünün değerlendirilmesinde kullanılan bir ölçüttür; çocuğun gelişim düzeyine göre daha küçük yaşta da görüş alınabilir.
Çocuğun görüşünün mutlaka duruşma salonunda, hâkim huzurunda alınması gerekmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.02.2019 tarihli, 2018/2-1072 E., 2019/185 K. sayılı kararında, çocuğun doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenebileceği, uzman pedagog tarafından çocuğa uygun koşullarda alınan ve kayda geçirilen beyanın yeterli olduğu, bu hâlde çocuğun yeniden mahkeme huzurunda dinlenmesine gerek bulunmadığı belirtilmiştir.
Çocuğun söyledikleri mahkemeyi bağlamaz. Uzman, beyanın çocuğun kendi iradesini mi yansıttığını yoksa yönlendirmenin ürünü mü olduğunu değerlendirir. Çocuğun tercihi kendi yararına aykırıysa hâkim aksi yönde karar verebilir; ancak kararında bunun sebebini göstermesi gerekir. Konunun ayrıntısı için çocuğun görüşü alınmadan verilen velayet kararı hakkındaki Yargıtay kararı incelemesine bakılabilir.
Sosyal inceleme raporu hâkimi bağlar mı?
Hayır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Uzman raporu da bu çerçevede takdiri bir delildir. Rapor lehe geldi diye velayet kendiliğinden o tarafa verilmez, aleyhe geldi diye de dava kaybedilmiş sayılmaz.
Buna karşılık serbest değerlendirme, gerekçesiz değerlendirme anlamına gelmez. Mahkeme, dosyadaki teknik incelemenin sonucundan ayrılıyorsa bunu hükmün gerekçesinde açıklamak zorundadır. Rapora hiç değinmeden ya da “dosya kapsamına göre” denilerek geçiştirilen kararlar, denetime elverişli gerekçe taşımadığı için kanun yolu incelemesinde bozulma riski taşır.
Raporun ağırlığı içeriğiyle doğru orantılıdır. Gözleme dayanan, çocuğu ve her iki ebeveyni gören, bulgularını somut olaylarla açıklayan bir rapor mahkemeyi güçlü biçimde etkiler. Genel ifadelerle yazılmış, tek tarafın anlatımını tekrar eden bir rapor ise hükme esas alınmaya elverişli sayılmaz. Bu konudaki güncel içtihat, Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden takip edilebilir.
Sosyal inceleme raporu aleyhe geldiğinde ne yapılabilir?
Rapora itiraz edilebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesi uyarınca taraflar, raporun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde raporda eksik gördükleri hususların tamamlattırılmasını, belirsiz gördükleri hususlarda açıklama yapılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden isteyebilir. Talebin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektiriyorsa, süresi içinde başvuran tarafa bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.
Mahkeme, eksikliğin giderilmesi için uzmandan ek rapor alabileceği gibi duruşmada sözlü açıklama yapılmasını da kendiliğinden isteyebilir. Gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği uzman aracılığıyla incelemeyi yeniden yaptırabilir.
İtirazın sonuç vermesi, raporun beğenilmediğini söylemekle değil, hangi bulgunun hangi delille çeliştiğini göstermekle mümkün olur. Rapordaki bir tespitin dosyadaki okul kaydı, sağlık raporu, tanık anlatımı veya görüşme kayıtlarıyla bağdaşmadığı somut olarak ortaya konulmalıdır. İncelemenin yalnızca bir tarafın evinde yapılmış olması, çocukla hiç görüşülmemiş olması veya idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmamış olması da itiraz sebebi oluşturur.
Çocuğun diğer ebeveyne yabancılaştırılması raporda nasıl değerlendirilir?
Türk hukukunda “ebeveyn yabancılaştırması” adını taşıyan bağımsız bir hukuki kurum yoktur. Mesele, anne ve babanın çocuğa karşı yükümlülükleri üzerinden ele alınır. Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesi ile yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.
Bu yükümlülüğe aykırılığın sonuçları da aynı maddede düzenlenmiştir. İkinci fıkraya göre kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer, ana ve baba bu haklarını birinci fıkradaki yükümlülüklerine aykırı kullanır, çocukla ciddi olarak ilgilenmez veya başka önemli sebepler bulunursa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir ya da kendilerinden alınabilir. 7343 sayılı Kanun’la eklenen üçüncü fıkra ise velayet kendisine bırakılan tarafın kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini öngörür ve bu hususun kararda taraflara ihtar edileceğini belirtir. Aynı ihtar yükümlülüğü, boşanma kararıyla birlikte Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesinin ikinci fıkrasında da yer alır.
Uzman, çocuğun anlatımında yaşına uymayan ifadeler, somut bir yaşantıya dayanmayan öfke veya görüşme sırasındaki belirgin çekingenlik gibi işaretleri değerlendirmeye alır. Bu işaretlerin tespiti tek başına velayetin el değiştirmesi sonucunu doğurmaz. Mahkeme, çocuğun diğer ebeveynle ilişkisinin fiilen engellenip engellenmediğini, engelleme varsa bunun süreklilik taşıyıp taşımadığını ve çocuk üzerindeki etkisini birlikte değerlendirir.
Aile içi şiddet iddiası varsa inceleme nasıl yürütülür?
Şiddet iddiasının bulunduğu dosyalarda incelemenin sırası değişir. Çocuğun ve şiddete maruz kaldığını ileri süren tarafın korunması, velayet düzenlemesinden önce gelir; koruyucu ve önleyici tedbirler ayrı bir usulle ve ivedilikle alınır. Bu tedbirlerin şartları ve süresi uzaklaştırma kararı başlığı altında açıklanmıştır.
Uzman incelemesi bakımından ise iki hususa dikkat edilir. Görüşmeler, tarafları karşı karşıya getirmeyecek biçimde düzenlenir. Çocuğun şiddet ortamına tanık olup olmadığı da ayrıca değerlendirilir; çocuğa doğrudan yönelmemiş olsa bile evde süregelen şiddetin çocuğun gelişimine etkisi velayet değerlendirmesine girer.
Velayetin değiştirilmesi davasında rapor nasıl kullanılır?
Velayetin değiştirilmesinde ölçüt, mevcut düzenlemeden sonra ortaya çıkan yeni olgulardır. Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağını düzenler.
Uzman incelemesinin buradaki işlevi, iddia edilen değişikliğin çocuğun günlük yaşamına gerçekten yansıyıp yansımadığını göstermektir. Ebeveynin taşınması, yeniden evlenmesi veya çalışma düzeninin değişmesi tek başına velayeti değiştirmez; bu olguların çocuğun bakımını, eğitimini veya güvenliğini olumsuz etkilediğinin ortaya konulması gerekir. Rapor, bu bağı kuran veya kurulamadığını gösteren belgedir. Velayetin değiştirilmesi davası hakkındaki ayrıntılar ayrı bir başlık altında ele alınmıştır.
Velayetin kaldırılması davasında raporun yeri nedir?
Velayetin kaldırılması, velayetin değiştirilmesinden çok daha ağır sonuçlar doğuran bir tedbirdir ve şartları Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesinde sayılmıştır. Maddeye göre çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa hâkim, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi hâlinde veya ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ya da ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâlinde velayetin kaldırılmasına karar verir.
Maddedeki “diğer önlemlerden sonuç alınamaması” şartı, uzman incelemesini bu dava bakımından daha da belirleyici kılar. Mahkemenin önce daha hafif bir önlemin yeterli olup olmayacağını değerlendirmesi gerekir ve bu değerlendirme çoğunlukla uzman raporundaki bulgulara dayanır. Velayetin kaldırılması istemiyle açılan davalarda raporun kapsamı, çocuğun mevcut durumunun yanında ebeveynin bu durumu düzeltme kapasitesini de içerir.
Ortak velayet talebinde uzman incelemesi yapılır mı?
Yapılır. Ortak velayet talebinde incelemenin ağırlık noktası, anne ve babanın çocuğa ilişkin kararları birlikte alabilecek bir iletişim düzeyini koruyup korumadığıdır. Uzman, tarafların oturdukları yerlerin birbirine uzaklığını, çocuğun okul düzeninin iki ev arasında sürdürülebilirliğini ve ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğa yansıyıp yansımadığını değerlendirir.
Kişisel ilişki ve çocuk teslimi işlemlerinde uzman incelemesi nasıl işler?
Kişisel ilişkinin kapsamı belirlenirken de uzman görüşüne başvurulur; incelemenin konusu, çocuğun yaşına ve alışkanlıklarına uygun bir görüşme düzeninin kurulmasıdır. Çocukla kişisel ilişki kurulması talebinin şartları ve süreci ayrı bir yazıda açıklanmıştır.
Kararların yerine getirilmesi ise 2021 yılında yapılan bir değişiklikle icra hukuku kapsamından çıkarılmıştır. 7343 sayılı Kanun’la, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41/A ile 41/İ maddeleri arasında düzenlenmiş, bu işlemler Adalet Bakanlığı bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine verilmiştir. Müdürlük bulunmayan yerlerde görevi hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri yürütür. Avukatlık ücreti dışındaki giderler Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Teslim kararına uyulmamasının yaptırımı ise çocuk teslimine muhalefet başlığı altında incelenmiştir.
Kanun yolu aşamasında yeni bir inceleme yaptırılabilir mi?
İstinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi, gerekli gördüğü hâlde yeniden uzman incelemesi yaptırabilir; velayette kendiliğinden araştırma ilkesi bu aşamada da geçerlidir. Temyiz incelemesi ise hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır ve Yargıtay kural olarak yeniden delil toplamaz.
Buna karşılık çocuğun durumuna ilişkin sonradan ortaya çıkan olguların kanun yolu aşamasında ileri sürülmesi tartışma konusu olmuştur. Temyizde sunulan mesaj kayıtlarının velayet incelemesine etkisi bu tartışmanın somutlaştığı bir örnektir. Velayet düzenlemesi kesin hüküm oluşturmadığı için, sonradan ortaya çıkan olgular yeni bir dava yoluyla da mahkemeye taşınabilir.
Sosyal inceleme raporu ne kadar sürede hazırlanır?
Kanunda uzman raporunun hangi sürede hazırlanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmaz. Süreyi mahkeme belirler; uygulamada rapor, ev ziyaretinin ve görüşmelerin tamamlanmasının ardından bir sonraki duruşmaya yetiştirilecek şekilde sunulur. Tarafların farklı şehirlerde oturması hâlinde inceleme istinabe yoluyla yapılabildiği için süreç uzayabilir.
İnceleme süresi, davanın toplam süresini doğrudan etkiler. Boşanma davasının süresi hakkındaki değerlendirmeler ayrı bir yazıda toplanmıştır. Rapor beklenirken çocuğun velayeti ve kişisel ilişki konusunda geçici önlem alınabildiği için, inceleme süresi çocuğun fiilî durumunu belirsiz bırakmaz.
Rapor öncesinde ve sırasında ebeveynlerin dikkat etmesi gerekenler nelerdir?
Uzman görüşmesi bir sınav değildir; incelemenin amacı çocuğun gerçek yaşam koşullarını görmektir. Yine de süreçte sık yapılan ve rapora olumsuz yansıyan davranışlar bellidir.
- Çocuğa ne söyleyeceğini öğretmek, uzman görüşmesinde en kolay fark edilen ve en çok zarar veren davranıştır.
- Diğer ebeveyni çocuğun yanında kötülemek, kişisel ilişkiyi zedelememe yükümlülüğüne aykırılık olarak değerlendirilir.
- Görüşme için evi olağan hâlinden farklı göstermeye çalışmak, çocuğun günlük düzenine ilişkin sorularla kolayca ortaya çıkar.
- Uzmanla görüşmeye gitmemek veya ev ziyaretini sürüncemede bırakmak, incelemenin tek taraflı kalmasına ve aleyhe sonuç doğmasına yol açar.
- Çocuğun okul, sağlık ve bakım kayıtlarını uzmana sunmamak, fiilen bakımı üstlenen tarafın bunu ispatlamasını zorlaştırır.
Babanın velayet talebinde bulunduğu dosyalarda inceleme genellikle çocuğun bakımının fiilen nasıl yürütüleceği üzerinde yoğunlaşır. Velayetin babaya verilmesi bakımından aranan ölçütler ayrı bir yazıda ele alınmıştır. Velayet uyuşmazlığının genel çerçevesi ve dava türleri için velayet davası sayfasına bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kanunda her velayet davasında rapor alınmasını emreden açık bir hüküm yoktur. Ancak Yargıtay uygulamasında velayet düzenlenirken uzman incelemesi yaptırılması aranır; bu inceleme yapılmadan kurulan hükümler eksik inceleme sebebiyle bozulmaktadır.
4787 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca aile mahkemesine atanan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı hazırlar. Hangi uzmanın görevlendirileceğini incelemenin konusu belirler; mahkeme uzmanların birlikte inceleme yapmasına da karar verebilir.
Kanunda böyle bir ayrım yoktur. Halk arasında pedagog raporu denilen belge, pedagog tarafından hazırlanmış bir uzman raporudur. Her ikisi de aynı kanuni dayanağa tabidir.
Gelebilir. Ziyaretin önceden haber verilmesi zorunlu değildir. Uygulamada randevu verilerek gidildiği gibi habersiz gidildiği de olur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesi uyarınca raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Talebin bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa ya da özel yahut teknik bir çalışma gerektiriyorsa, süresi içinde başvuran tarafa bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.
Hayır. Rapor takdiri bir delildir ve hâkimi bağlamaz. Mahkeme raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir; rapordan ayrılıyorsa bunun sebebini gerekçesinde açıklar.
Yargıtay uygulamasında sekiz yaşını doldurmuş çocuk kural olarak idrak çağında kabul edilir. Bu katı bir yaş sınırı değildir; çocuğun gelişim düzeyine göre daha küçük yaşta da görüş alınabilir.
Şart değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.02.2019 tarihli, 2018/2-1072 E., 2019/185 K. sayılı kararına göre çocuğun görüşü uygun bir makam veya temsilci aracılığıyla da alınabilir; uzman pedagog tarafından uygun koşullarda alınıp kayda geçirilen beyan varsa yeniden dinlemeye gerek yoktur.
Tarafların anlaşmış olması hâkimi bağlamaz; çocuğa ilişkin düzenlemede çocuğun yararı ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık çocuğun durumu dosyadan yeterince anlaşılıyorsa mahkemenin ayrıca uzman incelemesi yaptırmadan hüküm kurduğu da görülür.
Avukat Görüşü
Velayet dosyalarında tarafların en çok yanıldığı nokta, uzman incelemesini bir tür sınav gibi görmeleridir. Oysa inceleme, çocuğun gerçek yaşam koşullarını mahkemeye taşımak için yapılır. Görüşmeye hazırlanmış cümlelerle gelmek, evi olağan hâlinden farklı göstermeye çalışmak veya çocuğa ne söyleyeceğini öğretmek, uzmanların en kolay fark ettiği davranışlardır ve dosyaya olumsuz yansır. Fiilen çocuğun bakımını üstlenen tarafın yapması gereken, bu bakımı belgelendirmek ve uzmanın çocukla serbestçe görüşmesine imkân tanımaktır.
Rapor aleyhe geldiğinde en sık karşılaşılan hata ise itirazın genel ifadelerle yapılmasıdır. Raporun yanlı olduğunu ileri sürmek tek başına sonuç vermez. İtirazın, hangi bulgunun hangi delille çeliştiğini göstermesi gerekir. Okul kayıtları, sağlık raporları, görüşme düzeninin fiilen nasıl işlediğine ilişkin kayıtlar ve tanık anlatımları bu karşılaştırmayı yapmaya elverişli delillerdir. İncelemenin tek taraflı yapıldığı, çocukla hiç görüşülmediği veya idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmadığı hâllerde ise itiraz doğrudan incelemenin eksikliğine yönelir.
Kişisel ilişkinin engellenmesi konusunda da dikkatli olmak gerekir. Çocuğu diğer ebeveynle görüştürmemek, kısa vadede bir üstünlük gibi görünse de hem Türk Medeni Kanunu’nun 324. maddesindeki yükümlülüğe aykırılık oluşturur hem de velayetin değiştirilmesi sonucunu doğurabilir. Mahkemeler, çocuğun her iki ebeveyniyle bağını sürdürmesine engel olan tarafı velayet bakımından avantajlı görmez.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Velayet uyuşmazlıkları, çocuğun yaşı, tarafların yaşam koşulları ve dosyadaki deliller bakımından birbirinden ayrılır. Somut bir uyuşmazlıkta karar vermeden önce dosyanın kendi özellikleri değerlendirilmelidir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
