Boşanma davasında velayetin babaya verilmesi ve çocuğun üstün yararı

Velayet Babaya Hangi Durumlarda Verilir?

Velayetin babaya verilmesi mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 336. maddesi, ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkimin velayeti “eşlerden birine” verebileceğini söyler; madde anne ile baba arasında bir öncelik sırası kurmaz. Boşanmada velayet, çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa aittir ve Yargıtay’a göre velayet düzenlenirken gözetilecek temel ilke çocuğun üstün yararıdır.

Kanaatimizce boşanma davasında ya da sonradan açılan velayet davasında babanın talebi de bu ölçüye göre incelenir. Yargıtay’ın babanın lehine bozma kararları, çocuğun babanın yanında kurduğu düzenin, uzman değerlendirmesinin ve dava sırasında ortaya çıkan gelişmelerin bu incelemede nasıl kullanıldığını gösterir.

Mahkeme velayeti babaya verirken neye bakar?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çocuğun üstün yararı belirlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetileceğini kabul eder. Anne ve babanın kendi durumları için ise 17.04.2025 tarihli, E. 2024/4661, K. 2025/3817 sayılı kararında da yer alan şu ölçütü kullanır: “Ana ve babanın yararları; boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları, çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur.”

Kanaatimizce bu ölçüt, babanın velayet talebini annenin evlilikteki kusuruna dayandırmasının yetmeyeceğini gösterir. Baba, ileri sürdüğü davranışın çocuğun bakımına, güvenliğine veya gelişimine nasıl yansıdığını ve çocuğun kendi yanında nasıl bir düzende yaşayacağını ortaya koymalıdır.

Yargıtay babanın yanında kurulan düzeni nasıl değerlendirdi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.03.2025 tarihli, E. 2025/556, K. 2025/2305 sayılı kararında, 29.11.2022’den beri babalarıyla yaşayan ve eğitimlerine babalarının yanında devam eden çocukların bu yaşam düzenini dosyadaki uzman görüşme tutanağıyla birlikte değerlendirmiştir. Daire, velayetin babaya verilmesi gerekirken velayeti anneye veren bölge adliye mahkemesi kararını, yani istinaf incelemesini yapan mahkemenin kararını velayet yönünden bozmuş, başka bir deyişle hukuka aykırı bularak ortadan kaldırmıştır.

Daire 14.03.2024 tarihli, E. 2023/4109, K. 2024/1805 sayılı kararında ise doğumundan hemen sonra babaya teslim edilen, o zamandan beri baba ve babaanne yanında kalan ve annesini hiç görmeyen çocuğun velayetini, yaşı ve anne şefkatine ihtiyacı gerekçesiyle anneye veren bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Yargıtay, yapılan tahkikata, toplanan delillere ve özellikle mahkemece alınan sosyal inceleme raporuna göre çocuğun baba ve babaanneyle güvenli bağ kurduğunu, baba yanında kalmasının gelişimine engel olacağına dair delil bulunmadığını ve velayetin ebeveyn sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeyen anneye verilmesinin çocuğun huzur ve gelişimini tehlikeye sokacağını belirtmiştir. Kanaatimizce annesini tanımayan çocuğun velayeti hakkındaki bu karar, çocuğun küçük yaşta olmasının velayeti kendiliğinden anneye bırakmadığını gösterir.

Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olduğu için mahkeme dava sırasında ortaya çıkan gelişmeleri de dikkate alır. Daire 17.04.2025 tarihli kararında, dava sürerken çocuğun babasıyla yaşadığı, eğitimine babasının yanında devam ettiği ve annenin de velayetin babaya verilmesini istediği bir dosyada, çocuğun görüşü alınmadan ve yeniden değerlendirme yapılmadan kurulan hükmü babanın yararına bozmuştur.

“…Çocuğun beyanı ile sosyal inceleme raporu birbiriyle çelişmektedir. Bu nedenle Mahkemece idrak çağındaki çocuğun görüşü net bir şekilde alınmalı, velâyet ile ilgili tercihi sorulmalı, olası sonuçlarından bilgilendirilmeli, üç kişilik uzman heyetinden yeniden sosyal inceleme raporu alınmalı, çocuğun görüşünün aksine velayetin diğer ebeveyne verilmesi gerektiğinin gerekçeleri uzmanlarca somut bir şekilde ortaya konulmalıdır.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2026/1871, K. 2026/4287, T. 16.04.2026

“…Velâyet ve kişisel ilişki kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında meydana gelen olayların dikkate alınması gerekir. Boşanmanın ileriye yönelik etkilerini hafifletmekte ve çocuğun boşanmadan sonraki hayata alışmasındaki en önemli faktör, çocuğun hayatında istikrarın ve sürekliliğin sağlanmasıdır.…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4661, K. 2025/3817, T. 17.04.2025

Babaya velayet verilen hangi dosyalarda yeniden inceleme istendi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.06.2026 tarihli, E. 2025/9730, K. 2026/5995 sayılı kararında, üç çocuğun velayetini annelerinin yanında kalmak istemedikleri yönündeki beyanlarına ve bir soruşturma dosyasına dayanarak babaya veren bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur. Babanın yurt dışında yaşadığı ve çocukların fiilen babanın anne ve babasıyla yaşadığı bu dosyada, dedenin başka bir ortak çocuğu istismar ettiği soruşturmada ileri sürülmüştü. Yargıtay, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle, velayet babaya verilirse çocuklarla fiilen birlikte olacağı anlaşılan dede yönünden soruşturma dosyasının getirtilmesini, dosyanın yeniden bilirkişi heyetine gönderilmesini ve çocukların uzman aracılığıyla yeniden dinlenmesini istemiştir.

Kanaatimizce bu karar, velayet babaya verildiğinde çocuğun fiilen birlikte yaşayacağı aile büyükleri hakkında ciddi iddialar varsa bu iddiaların da araştırılması gerektiğini gösterir.

Daire 16.04.2026 tarihli, E. 2026/1871, K. 2026/4287 sayılı kararında, sosyal inceleme raporu velayetin babaya verilmesinin uygun olacağını bildirdiği hâlde çocuğun görüşünü net olarak ifade etmediği bir dosyada, çocuğun görüşünün net biçimde alınmasını ve üç kişilik uzman heyetinden yeniden rapor alınmasını istemiştir.

Çocuğun babayla kalmak istemesi velayeti belirler mi?

Yargıtay’a göre Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri “idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir” (idrak çağı, çocuğun kendisini ilgilendiren konuyu kavrayabilecek olgunluğa ulaşmasıdır). Daire bunun hemen ardından şunu belirtir: “Çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür.”

Yurt dışında yaşayan babaya ilişkin 2026 tarihli kararda da Yargıtay, çocukların annelerinin yanında kalmak istemedikleri yönündeki beyanlarına dayanılarak kurulan hükmü, velayet babaya verilirse fiilen birlikte yaşayacakları dede hakkındaki iddialar araştırılmadığı için eksik inceleme saymıştır. Velayette çocuğun görüşü, çocuğun yaşayacağı ortama ilişkin olgularla birlikte değerlendirilir.

Velayet dava sürerken veya boşanmadan sonra yeniden düzenlenebilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.” Dava sürerken çocuğun babasıyla yaşamaya başlaması gibi gelişmeler de Yargıtay’a göre velayet hükmü kurulurken dikkate alınır.

Boşanmadan sonraki değişiklik için kanunun 183. maddesi uygulanır: “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”

Anne kişisel ilişkiyi engelliyorsa velayet babaya geçer mi?

Türk Medeni Kanunu bu durumda velayetin kendiliğinden değişeceğini öngörmez. Kanunun 182. maddesine 7343 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkraya göre mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin, yani velayeti kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasındaki görüşme düzeninin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.

Kanaatimizce bu ihtar, çocukla kişisel ilişki kararına uyulmamasını velayetin değiştirilmesi talebinde ileri sürülebilecek bir olgu hâline getirir. Anayasa’nın 41. maddesi de her çocuğun, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğunu söyler. Değişiklik kararı yine çocuğun menfaatine bağlıdır; baba, görüşmenin hangi tarihlerde ve nasıl engellendiğini somut kayıtlarla göstermelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kural olarak görüşebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre boşanmaya karar veren mahkeme, anne ve babanın çocukla kişisel ilişkilerini düzenler; velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla kişisel ilişkisi düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Anayasa’nın 41. maddesine göre de her çocuk, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma hakkına sahiptir.

Öder. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine göre velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Velayet babadaysa bu yükümlülük anneye düşer.

Avukat Görüşü

Velayet talebinde bulunacak babanın dosyası, çocuğun bugüne kadar kimin yanında ve hangi düzende yaşadığını tarih sırasıyla gösterecek biçimde kurulmalıdır. Çocuğun hangi tarihten beri babayla kaldığı, okul kaydının ve devam durumunun nerede tutulduğu, sağlık kontrollerine kimin götürdüğü ve günlük bakımı kimin üstlendiği belgeyle desteklenmelidir. Çocuğun günlük bakımını babanın anne ve babası gibi başka aile bireyleri üstlenecekse bu kişilerin kim olduğu ve çocukla ilişkisi de açıkça anlatılmalıdır. Boşanmadan sonra velayetin değiştirilmesi davası açılacaksa aynı kronoloji boşanma kararından sonraki dönem için ayrıca kurulmalıdır. Kişisel ilişki engellenmişse her engellenen görüşme gününün tarihi, mesajlar ve başvuru kayıtları ayrı ayrı saklanmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Kullanılan kanun hükümleri yazının güncellendiği tarihte resmî metinden kontrol edilmiştir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Yukarı Çık