Boşanma davası aç sözü ve kusur değerlendirmesine ilişkin Yargıtay kararı

“Boşanma Davası Aç” Sözünün Kusur Sayılmaması Hakkında Yargıtay Kararı

Boşanma davalarında eşlerin tartışma sırasında söylediği sözler sık sık kusur iddiasına dönüşür. Öfkeyle söylenen “boşanma davası aç” cümlesi de bunlardan biridir. Mahkemenin bu sözü kusur sayıp saymaması, kimin açtığı boşanma davasının kabul edileceğini ve nafaka gibi talepleri doğrudan etkileyebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, E. 2024/2642, K. 2024/9545 sayılı kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi, kadının tartışmalar sırasında erkeğe “boşanma davası aç” demesini kusur saymış ve erkeğin boşanma davasını bu gerekçeyle kabul etmişti. Yargıtay ise bu sözün kusur olmadığını, üstelik başka bir kadınla birlikte olan erkeğin davranışlarına verilmiş bir tepki olduğunu belirtti. Erkeği tam kusurlu buldu ve erkeğin açtığı boşanma davasını kabul eden hükmü bozdu.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/2642, K. 2024/9545, 05.12.2024

Belge hazirlaniyor…

Dosyada Mahkemeler Hangi Kararları Vermişti?

Erkek, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrasına dayanan bir boşanma davası açtı. Kadın da karşı dava açtı. Ancak Yargıtay kararına göre kadın bu davada boşanma istemedi, yalnız boşanmaya bağlı taleplerde bulundu.

İlk derece mahkemesi erkeğin davasını reddetti. Kadının davasını ise kabul ederek tarafların boşanmasına ve boşanmaya bağlı taleplere hükmetti. İki tarafın da istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi başka bir sonuca ulaştı. Kadının tartışmalar sırasında erkeğe “boşanma davası aç” demesini ona kusur olarak yükledi ve erkeğin davasını kabul ederek tarafları boşadı. Kadının karşı davasında boşanma talebi bulunmadığından, o dava yönünden boşanma hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Kadın taraf vekili bu kararı üç yönden temyiz etti: erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası talebinin reddi.

Yargıtay Sözü Neden Kusur Saymadı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının “boşanma davası aç” demesini iki ayrı gerekçeyle kusur saymadı. İlk olarak bu söz, tek başına evlilik birliğini sarsan kusurlu bir davranış değildi. Daire ayrıca kadının bu sözü, erkeğin sadakatsizliğine karşılık söylediğini kabul etti. Kararın kendi ifadesiyle söz, erkeğin davranışlarına karşı “ancak tepki niteliğinde”ydi.

Yargıtay uygulamasında, diğer eşin kusurlu davranışına verilen tepki kural olarak ayrıca kusur sayılmaz. Bu dosyada tepkiye yol açan davranış da açıktı. Yargıtay, erkeğin başka bir kadınla birlikte olarak sadakatsiz davrandığını belirledi. Kadının evlilik birliğini sarsan başka bir davranışı ise ispatlanamamıştı. Daire bu tablo karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeği tam kusurlu kabul etti.

Yargıtaya göre bölge adliye mahkemesi delillerin takdirinde hataya düşmüş ve yetersiz gerekçeyle boşanmaya karar vermişti. Hukuk Genel Kurulu da kadının tırnakla yaralama eylemini erkeğin fiziksel şiddetine tepki saydığı kararında aynı ilkeyi uygulamıştır. Bir davranışın kusur sayılıp sayılmayacağı, öncesindeki ve sonrasındaki olaylarla birlikte değerlendirilir; boşanmada kusur sayılan davranışlar hakkındaki rehber bu konuyu ayrıntılı olarak ele alır.

Tam Kusurlu Eşin Açtığı Boşanma Davası Neden Reddedilir?

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi, evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her birine boşanma davası açma imkânı tanır. Yargıtay bu hükmü, evliliği tek başına kendi davranışlarıyla sarsan eşin, hiçbir kusuru bulunmayan diğer eşi boşanmaya zorlayabileceği biçimde yorumlamaz. Genel boşanma sebebine dayanan davanın kabulü için davalı eşin az da olsa kusurlu olması gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 04.12.2015 tarihli, E. 2014/2-594, K. 2015/2795 sayılı kararında bu ilkeye değindi ve kimsenin tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceğini belirtti. İncelenen dosyada erkek tam kusurlu, kadın ise kusursuz kabul edildiği için erkeğin davasının reddedilmesi gerekiyordu.

Bozma Erkeğin Davasıyla Sınırlı Kaldı

Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararını yalnız erkeğin boşanma davasının kabulü yönünden bozdu ve dosyayı kararı veren daireye gönderdi. Bozma sebebine göre, yoksulluk nafakasının reddine yönelik itiraz da dâhil olmak üzere diğer temyiz itirazlarını incelemedi. Bu nedenle karardan, kadının yoksulluk nafakasına hak kazandığı ya da nafaka talebinin Yargıtayca reddedildiği sonucu çıkmaz.

Erkeğin davası reddedilirse ve kadının karşı davasında boşanma talebi bulunmazsa, taraflar arasında boşanmaya hükmedilmesine dayanak olacak bir talep kalmayabilir. Nafaka gibi boşanmaya bağlı taleplerin akıbeti de bölge adliye mahkemesinin bozmadan sonra kuracağı hükümle belli olacaktır.

Her “Boşanma Davası Aç” Sözü Kusur Dışında Kalır mı?

Kararı, eşine “boşanma davası aç” diyen kişinin hiçbir durumda kusurlu sayılamayacağı biçiminde genellemek doğru olmaz. Yargıtay bu dosyada sözün kendisini, erkeğin sadakatsizliğini ve kadının başka bir kusurunun ispatlanamamasını birlikte değerlendirdi. Söz hakaret veya tehdit içeriyorsa, sürekli tekrarlanıyorsa ya da evi terk etme gibi başka kusurlu davranışlara eşlik ediyorsa mahkeme farklı bir sonuca ulaşabilir.

Sadakatsizlik ise çoğu dosyada kusur değerlendirmesini belirleyen ağır bir olgudur. Aldatma sebebiyle boşanma davası hakkındaki açıklamalar, bu tür dosyalarda hangi delillerin önem taşıdığını ayrıntılı olarak gösterir. Kararın tam künyesiyle araştırma yapmak isteyenler Yargıtay Karar Arama sistemini kullanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İncelenen kararda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu sözü kusur saymadı. Söz tek başına evlilik birliğini sarsan bir davranış olarak görülmedi. Daire ayrıca sözün, erkeğin davranışlarına verilmiş bir tepki olduğunu kabul etti. Başka dosyalarda sözün bağlamı ve tarafların diğer davranışları ayrıca incelenir.

Kararda erkeğin başka bir kadınla birlikte olarak sadakatsiz davrandığı belirtildi. Kadının evlilik birliğini sarsan kusurlu bir davranışı ise ispatlanamadı. Bu nedenle boşanmaya yol açan olaylarda kusurun tamamı erkeğe ait kabul edildi.

Yargıtay uygulamasına göre Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin birinci fıkrasına dayanan davada boşanmaya karar verilebilmesi için davalı eşin az da olsa kusurlu olması gerekir. Davalı eşe hiçbir kusur yüklenemiyorsa tam kusurlu eşin açtığı dava reddedilir.

Hayır. Kadın karşı davada yalnız boşanmaya bağlı taleplerde bulunmuştu. Bölge adliye mahkemesi bu nedenle karşı dava yönünden boşanma hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Hayır. Bozma yalnız erkeğin boşanma davasının kabulüne ilişkindir. Kadın taraf vekilinin yoksulluk nafakasına yönelik itirazı, bozma sebebi karşısında incelenmedi.

Dosya, kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesine gönderildi. Yeni hüküm bu dairede kurulacaktır.

Hayır. Yargıtay sözü, erkeğin sadakatsizliği ve kadının başka bir kusurunun ispatlanmaması ile birlikte değerlendirdi. Söz hakaret, tehdit veya evi terk gibi davranışlarla birlikte ya da sürekli biçimde söylenmişse mahkeme farklı bir sonuca varabilir.

Kadının sözünü kusur sayarak erkeğin boşanma davasının kabulüne karar vermişti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu değerlendirmeyi delillerin takdirinde hata ve yetersiz gerekçe olarak görmüştür.

Daire, erkeğin başka bir kadınla birlikte olarak sadakatsiz davrandığını kabul etmiştir. Bu nedenle boşanmaya sebep olan olaylarda erkeği tam kusurlu saymış, kadının sözünü ise bu davranışa karşı tepki olarak değerlendirmiştir.

İncelenen dosyada kadının karşı davasında boşanma talebi bulunmadığı için bölge adliye mahkemesi o dava yönünden boşanma hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Boşanmak isteyen taraf bu talebi karşı davasında açıkça yazmalıdır.

Avukat Görüşü

Kusur iddiası tek bir söze dayandırılacaksa, sözün ne zaman, kime ve hangi olaydan sonra söylendiği dilekçede açıkça anlatılmalı ve tanıkla desteklenmelidir. Sözün diğer eşin davranışına verilmiş bir tepki olduğunu savunan eş de tepkiye yol açan olayı ve tarihini somut biçimde ortaya koymalıdır. Bu dosyada sonucu belirleyen, erkeğin sadakatsizliğinin ispatlanmış olması ve kadının sözünün buna verilmiş bir tepki sayılmasıdır.

Karardan çıkan ikinci ders talep sonucuyla ilgilidir. Kadın karşı davasında boşanma istemediği için, erkeğin davası reddedildiğinde boşanmaya dayanak olacak bir talep kalmama ihtimali doğdu. Kusurunun daha az olduğunu düşünen eş boşanmak istiyorsa, karşı davada boşanma talebini açıkça yazmalı ve nafaka ile tazminat taleplerini bu talebe bağlamalıdır.

Tepki savunması, yalnız sözün söylendiği an anlatılarak kurulamaz. Tepkiye yol açan davranışın tarihi, biçimi ve bu davranışın ne şekilde öğrenildiği delilleriyle gösterilmelidir. İncelenen dosyada sonucu belirleyen, erkeğin sadakatsizliğinin sabit görülmesi ve kadının sözünün bu davranışa karşı söylendiğinin kabul edilmesidir. Sadakatsizlik iddiası soyut bırakılırsa, söz tek başına kusur olarak yüklenebilir.

Kanun yolu dilekçesinde kusur belirlemesine yönelik itiraz, hangi delilin yanlış değerlendirildiğini ayrıca göstermelidir. Daire, bölge adliye mahkemesinin delillerin takdirinde hataya düştüğünü ve gerekçenin yetersiz kaldığını bu dosyada açıkça belirtmiştir. Bu nedenle itirazda hem kusur yüklemesinin dayanağı hem de eksik kalan delil ayrı ayrı yazılmalıdır.

Bilgilendirme Notu

Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, E. 2024/2642, K. 2024/9545 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tarafların talepleri, ileri sürülen olaylar ve deliller her dosyada ayrıca incelenir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 23.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık