Yoksulluk nafakası için en azından eşit kusurlu olma şartını gösteren Yargıtay kararı

Kayınvalideye Sürekli Hakaret Eden Eşin Tam Kusurlu Sayılması Hakkında Yargıtay Kararı

Boşanma davasında eşlerin kusur derecesi, hem boşanma taleplerini hem de yoksulluk nafakasına ilişkin kararı etkileyebilir. Özellikle bir eşin ağır hakaretlerinden sonra diğer eşin gösterdiği davranışın ayrıca kusur sayılıp sayılmayacağı, olayların sırasına ve dosyadaki delillere göre değerlendirilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun incelediği bu dosyada İlk Derece Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, aynı olaylardan farklı kusur sonuçlarına ulaştı. Çoğunluğun kabul ettiği kusur belirlemesi, kadının açtığı boşanma davası ile yoksulluk nafakası talebine ilişkin bozma gerekçesini belirledi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli, E. 2023/1141, K. 2025/395 sayılı kararına konu olayda kadın, kayınvalidesine tekrarlanan ağır hakaretlerden sonra gece otobüsle ailesinin yanına gönderildi. Kurul çoğunluğu erkeğin bu davranışını hakaretlere karşı tepki olarak değerlendirip kadını tam kusurlu buldu; eşit kusur kabulüne dayanan direnme kararını bozdu. Karşı oy kullanan üye ise erkeğin de kusurlu olduğu ve kadının açtığı boşanma davasının kabulü gerektiği görüşündeydi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/1141, K. 2025/395, 25.06.2025

Belge hazirlaniyor…

Eşler Hangi Olaylar Üzerine Boşanma Davası Açtı?

17.10.2019 tarihinde evlenen ve Samsun’da yaşamaya başlayan eşlerin ortak çocuğu bulunmuyordu. Erkek, kadının kendi annesine ağır hakaretler ettiğini ileri sürerek boşanma davası açtı. Kadın bu iddiaları reddetti ve erkeğin kendisini tehdit ederek istemediği hâlde baba evine gönderdiğini belirtti. Kadın, ilk davayla birleştirilen kendi davasında boşanmanın yanı sıra 3.000 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000 TL manevi tazminat talep etti. Erkek, kadının açtığı boşanma davası ile bu davadaki diğer taleplerin reddini talep etti.

Erkeğin annesi, ablası ve eniştesi, kadının kayınvalidesine evliliğin başlarında ve Haziran 2020’de ağır sözler söylediğini bizzat duyduklarını anlattı. Tanıkların Samsun’daki ortak yaşam sırasında yaşananlara ilişkin doğrudan bilgileri bulunmuyordu. Haziran ayındaki tartışmadan sonra birlikte Samsun’a dönen eşler, 11.07.2020’de ayrıldı. Erkek kadına otobüs bileti alarak onu Kahramanmaraş’taki ailesinin yanına gönderdi. Kadın, gece yolculuğunda yakınlarını arayıp yiyecek ve su alacak parası olmadığını söyledi. Yakınları otobüs çalışanlarıyla görüştükten sonra kadının yolculuk sırasındaki ihtiyaçları karşılandı; eşler bu ayrılıktan sonra yeniden bir araya gelmedi.

İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi Kusuru Nasıl Belirledi?

İlk Derece Mahkemesi, kadını kayınvalidesine yönelttiği hakaretler nedeniyle ağır kusurlu buldu. Erkeğin, eşinin ortak evden ayrılmasını isterken ona gerekli maddi imkânı sağlamadığını kabul ederek erkeği az kusurlu saydı. Bu kusur belirlemesiyle her iki eşin boşanma davasını kabul etti. Kadın lehine yargılama süresi için tedbir nafakasına hükmederken yoksulluk nafakası ve manevi tazminat taleplerini reddetti.

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, aynı olaylara dayanmasına rağmen eşlerin boşanmada eşit kusurlu olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle kadının yoksulluk nafakası talebinin reddini hatalı buldu ve kadın lehine 15.000 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmetti. Eşit kusur belirlemesi ile toptan nafaka hükmü Bölge Adliye Mahkemesine aittir. Hukuk Genel Kurulu, aşağıda açıklandığı üzere bu belirlemeyi kabul etmedi.

Hukuk Genel Kurulu Erkeğin Davranışını Neden Kusur Saymadı?

Tarafların temyiz başvurularını inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının kayınvalidesine süregelen ağır hakaretler ettiğinin kanıtlandığını belirtti. Daire, erkeğin eşini ailesinin yanına göndermesini bu hakaretlere karşı tepki olarak değerlendirdiği için ona kusur yüklemedi. Bu değerlendirmeyle kadını tam kusurlu buldu ve kadının açtığı birleşen boşanma davasının kabul edilmesini bozma sebebi saydı.

Bölge Adliye Mahkemesi, kadının otobüse bindirilip baba evine gönderilmesinin şiddet içerdiği gerekçesiyle bozma kararına karşı direndi. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, tanıkların doğrudan anlattığı hakaretleri ve ayrılık olayını birlikte ele aldı. Erkeğin davranışını somut olayda hakaretlere karşı tepki saydığı için ona kusur yüklemedi. Bu nedenle kadını tam kusurlu buldu ve birleşen davanın reddi gerektiğini belirten Özel Daire bozmasını benimsedi. Kurulun bu değerlendirmesi, benzer biçimde yolculuğa gönderilen bir eşin her durumda kusurlu veya kusursuz sayılacağı yönünde genel bir kural oluşturmaz.

Karşı Oy Neden Kadının Açtığı Davanın Kabulünü Savundu?

Karşı oy kullanan üye, kadının kayınvalidesine ettiği ağır hakaretlerin kanıtlandığını ve bu nedenle kadının ağır kusurlu olduğunu belirtti. Ancak eşlerin bu tartışmadan sonra birlikte Samsun’a döndüğünü, erkeğin ise kadını daha sonra gece vakti ve temel ihtiyaçlarını karşılayacak para vermeden otobüse bindirdiğini vurguladı. Üye, erkeğin bu davranışının ekonomik ve psikolojik şiddet oluşturduğu görüşündeydi. Aradan geçen süre ve eşlerin birlikte yaşamayı sürdürmesi nedeniyle gönderme eyleminin kusursuz bir tepki sayılamayacağını ifade etti.

Karşı oy kullanan üyeye göre kadın ağır, erkek ise az kusurluydu. Üye, erkeğin de kusurlu olması nedeniyle kadının açtığı birleşen boşanma davasının Türk Medenî Kanunu’nun 166/2. maddesi uyarınca kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu erkeğe kusur yüklemediği için bu görüşü benimsemedi. Karşı oy kullanan üye de kadını erkekten daha ağır kusurlu saydığından yoksulluk nafakasının reddi gerektiği konusunda çoğunlukla aynı sonuca ulaştı.

Kadının Yoksulluk Nafakası Talebi Neden Reddedilmeliydi?

Bölge Adliye Mahkemesinin 15.000 TL toptan yoksulluk nafakası hükmü, eşlerin eşit kusurlu olduğu kabulüne dayanıyordu. Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu kadını tam kusurlu bulduğu için bu hükmün dayanağını doğru görmedi. Eşit kusurlu eşin yoksulluk nafakası talebi, diğer şartların da bulunması hâlinde kabul edilebilir. Bu dosyada ise kadının kusuru daha ağır olduğu için Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesindeki kusur şartı gerçekleşmedi. Kanun, nafaka ödeyecek eşin kusurlu olmasını ayrıca aramıyor.

Kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi ihtimali, kusur şartının bulunmamasını bu dosyada gidermezdi. İlk Derece Mahkemesinin yargılama sırasında tedbir nafakasına hükmetmesi de boşanma sonrası yoksulluk nafakası için aranan koşulların gerçekleştiği anlamına gelmez. Karşı oy kullanan üye de kadını erkekten daha ağır kusurlu bulduğu için yoksulluk nafakası talebinin reddi gerektiğini belirtti. Çoğunluk ile karşı oy arasındaki temel ayrılık, erkeğe kusur yüklenip yüklenemeyeceği ve buna bağlı olarak kadının açtığı boşanma davasının kabul edilip edilmeyeceğiydi.

Direnme Kararının Bozulması Hangi Sonucu Doğurdu?

Hukuk Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla bozarak dosyayı Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderdi. Bozma gerekçesinde kadının açtığı birleşen boşanma davasının ve yoksulluk nafakası talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtti. Kurul, dosya hakkında Bölge Adliye Mahkemesinin yerine geçerek bütün talepleri sonuçlandıran yeni bir hüküm kurmadı.

Bozmanın kapsamı, İlk Derece Mahkemesinin tedbir nafakası kararıyla veya manevi tazminat talebine ilişkin hükmüyle karıştırılmamalıdır. Hukuk Genel Kurulu bu kararında tedbir nafakasının kaldırılmasına ya da manevi tazminat için belirli bir miktara hükmedilmesine karar vermedi. Boşanmada tazminatın kusur şartı, nafaka ve boşanma taleplerinden ayrı değerlendirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kayınvalideye yöneltilen hakaret, içeriği ve delillerle kanıtlanması hâlinde boşanma davasında kusur sayılabilir. Bu dosyada tanıkların doğrudan duyduğu tekrarlı ağır hakaretler kadına kusur olarak yüklendi.

Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, kadının ağır hakaretlerini sabit bulurken erkeğin eşini ailesine göndermesini bu hakaretlere karşı tepki olarak değerlendirdi. Erkeğe kusur yüklemediği için kadının tam kusurlu olduğu sonucuna vardı.

Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, somut dosyada bu davranışı önceki hakaretlere karşı tepki saydı ve erkeğe kusur yüklemedi. Karşı oy kullanan üye ise gece yolculuğunun ve kadına para verilmemesinin ekonomik ve psikolojik şiddet oluşturduğu görüşündeydi.

Karşı oy kullanan üye, kadının kayınvalidesine ağır hakaretler ettiğini ve bu nedenle ağır kusurlu olduğunu kabul etti. Çoğunluktan ayrıldığı nokta, erkeğin davranışının da kusur sayılması gerektiği yönündeki değerlendirmesiydi.

Ağır kusurlu eş dava açabilir; ancak bu kararda açıklandığı üzere, genel boşanma sebebine dayanan davasının kabulü için diğer eşin de en azından bir kusurunun bulunması gerekir. Karşı oy kullanan üye, erkeğin davranışı nedeniyle bu koşulun gerçekleştiğini belirtti.

Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesine göre nafaka isteyen eşin kusuru diğer eşinkinden daha ağır olmamalıdır. İncelenen dosyada hem çoğunluk hem de karşı oy, kadının bu koşulu karşılamadığı sonucuna ulaştı.

Eşit kusur, yoksulluk nafakası talebini kusur bakımından engellemez; boşanma yüzünden yoksulluğa düşme ve diğer eşin mali gücü de incelenir. Bölge Adliye Mahkemesi bu dosyada eşit kusur kabulüyle nafakaya hükmetti, ancak Hukuk Genel Kurulu bu kusur belirlemesini doğru bulmadı.

Tedbir nafakası yargılama sürecindeki, yoksulluk nafakası ise boşanma sonrasındaki ihtiyaç bakımından değerlendirilir. İlk Derece Mahkemesinin tedbir nafakasına hükmetmiş olması, kadının yoksulluk nafakasına hak kazandığı anlamına gelmez.

Hukuk Genel Kurulu birleşen davayı doğrudan reddeden yeni bir hüküm kurmadı. Direnme kararını bozarak dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine gönderdi ve gerekçesinde kadının açtığı davanın reddi gerektiğini belirtti.

Karşı oy kullanan üye, kadının erkekten daha ağır kusurlu olduğunu kabul ettiği için yoksulluk nafakasının reddi gerektiğini belirtti. Çoğunluktan ayrıldığı konu, kadının açtığı boşanma davasının kabul edilip edilmeyeceğiydi.

Avukat Görüşü

Kayınvalideye hakaret iddiası dava dilekçesinde yalnızca “aileye saygısızlık” şeklinde anlatılmamalıdır. Hakaret olarak gösterilen sözlerin kim tarafından, kime ve hangi ortamda söylendiği somutlaştırılmalıdır. Tanıkların hangi olayı bizzat duyduğu da belirtilmelidir. Bu dosyada tanıklar Samsun’daki ortak yaşama tanıklık etmemiş olsalar da ailelerin bir araya geldiği sırada duydukları hakaretleri anlattı.

Eşin ayrılmaya zorlandığı ileri sürülüyorsa, otobüs biletinin tarihi, yolculuğun saati, eşin yanında para bulunup bulunmadığı ve yakınlarıyla yaptığı görüşmeler ayrı delillerle gösterilmelidir. Gönderme eyleminin önceki hakaretlere karşı tepki olduğu ileri sürüldüğünde olayların sırası özellikle tartışılmalıdır. Karşı oy kullanan üye, hakaretlerden sonra eşlerin Samsun’a dönüp bir süre birlikte yaşamasına dayanarak daha sonra gerçekleşen gönderme eylemini kusursuz bir tepki olarak görmedi.

İstinaf veya temyiz dilekçesinde, her mahkemenin hangi vakıayı sabit gördüğü ve eşlerin kusurunu nasıl belirlediği ayrı ayrı gösterilmelidir. İlk Derece Mahkemesi kadını ağır, erkeği az kusurlu buldu; Bölge Adliye Mahkemesi eşit kusur kabul etti; Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu ise kadını tam kusurlu saydı. Bölge Adliye Mahkemesinin eşit kusur kabulü Hukuk Genel Kuruluna atfedilirse nafaka hükmünün neden bozulduğu yanlış anlatılmış olur.

Boşanma, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin her biri dilekçede ayrı gerekçeyle kurulmalıdır. Kanun yolu başvurusunda, kusur tespitine yöneltilen itirazın hangi talebin sonucunu neden değiştireceği açıklanmalıdır. Direnme kararı bozulduktan sonra Bölge Adliye Mahkemesinin yeniden kuracağı hükümde hangi talebin nasıl karşılandığı da ayrıca kontrol edilmelidir.

Bilgilendirme Notu

Bu inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli, E. 2023/1141, K. 2025/395 sayılı kararına dayalı genel bir hukuki bilgilendirmedir ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Çoğunluk ve karşı oy ayrı aktarılmıştır; somut olayın delilleri ile yargılamanın aşaması sonucu etkileyebilir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.

Son Güncelleme 23.09.2026

Av. Arb. M. Fatih Yavaş

Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.

Baro Bursa Barosu
Yukarı Çık