Karşılıklı boşanma davalarında kusur derecesi yalnız boşanma kararını değil, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerini de doğrudan etkiler. Ancak bu üç talebin kusur bakımından aradığı şartlar aynı değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.06.2026 tarihli, E. 2025/10598, K. 2026/6005 sayılı kararına konu dosyada bölge adliye mahkemesi, kadını ağır kusurlu saydığı için yoksulluk nafakası talebini reddetmişti. Yargıtay ise tarafların eşit kusurlu olduğunu ve kadının sürekli, düzenli bir gelirinin bulunmadığını tespit ederek bu reddi bozmuştur.
İçindekiler
Nafaka talebinin sonucunu, kusur derecesindeki değişiklik belirlemiştir. İlk derece mahkemesi erkeği ağır kusurlu bulmuş, bölge adliye mahkemesi ise kusur dengesini kadın aleyhine çevirmiştir. Yargıtay da eşit kusur tespitiyle bu dengeyi yeniden kurmuştur.
Kararda taraflara yüklenen kusurlu davranışların ayrıntısı yazılmamıştır. Daire, mahkemelerce belirlenen davranışları karşılaştırdığını belirtmekle yetinmiştir. Karar daha çok, kusur derecesinin boşanmanın fer’î sonuçlarını nasıl etkilediğini göstermesi bakımından yol göstericidir.
Kusur Belirlemesi Kanun Yolu Aşamalarında Nasıl Değişti?
Seydişehir 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinde karşılıklı boşanma davaları görülmüştür. İlk derece mahkemesi erkeği ağır kusurlu saymış, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan boşanma davalarını kabul etmiş ve boşanmanın fer’î sonuçları hakkında hüküm kurmuştur.
Taraf vekillerinin istinaf başvuruları üzerine dosyayı inceleyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kusura ilişkin gerekçeyi değiştirmiştir. Bölge adliye mahkemesi kadını ağır, erkeği az kusurlu saymış; bu kusur kabulünün sonucu olarak kadının tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebini reddetmiştir. Kadın taraf vekili, bölge adliye mahkemesinin kusur belirlemesini, tazminat taleplerinin reddini ve yoksulluk nafakasının reddini temyiz etmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin belirlediği ağır kusur derecesini dosyada gerçekleştiği kabul edilen davranışlarla uyumlu bulmamıştır. Daire, karar metninde bu davranışları tek tek yeniden sıralamadan, mahkemelerce belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışların karşılaştırılması sonucunda eşlerin eşit kusurlu sayılması gerektiğini belirtmiştir. Bozma, yoksulluk nafakasından önce kusur derecesinin düzeltilmesine dayanır.
Eşit Kusurlu Eş, Diğer Şartlar da Varsa Yoksulluk Nafakası Alabilir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, yoksulluk nafakası isteyen eşin kusursuz veya daha az kusurlu olmasını değil, diğer eşten daha ağır kusurlu olmamasını arar. Dolayısıyla eşit kusurlu eşin nafaka talebi, kusur yönünden reddedilemez.
Kararda kadının sürekli ve düzenli bir işinin ve gelirinin bulunmadığı ayrıca tespit edilmiştir. Daire, kadının diğer eşten daha ağır kusurlu olmadığı belirlemesiyle bu ekonomik olguyu birlikte değerlendirerek yoksulluk nafakası koşullarının oluştuğu sonucuna varmıştır.
Yoksulluk Nafakasında Kusur Eşiği Nasıl Uygulanır?
Nafaka isteyen eşin diğer eşten daha ağır kusurlu sayılması, diğer koşullar oluşsa bile talebin reddine yol açar. Eşit kusur ise böyle bir sonuç doğurmaz. İncelenen dosyada bölge adliye mahkemesinin kadını ağır kusurlu sayması nafaka talebinin reddine dayanak olmuş; Yargıtay bu kusur derecesini eşit kusur olarak düzeltince nafakanın önündeki hukuki engel de ortadan kalkmıştır.
Nafaka isteyen eşin her kusurlu davranışı talebi sona erdirmez. Belirleyici olan, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olup olmamasıdır. Nafaka verilemeyecek hâller başlığı altındaki açıklamalar da bu ölçütü ayrıntılı biçimde ele alır.
Kusur eşiğinin aşılması tek başına yetmez. Nafaka isteyen eşin boşanma sonrasında yoksulluğa düşüp düşmeyeceği ve geçimini sağlayacak sürekli bir gelirinin bulunup bulunmadığı da incelenir. Bu dosyada Daire, ekonomik koşul yönünden ek bir engel görmemiş ve uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Eşit Kusur, Nafaka ve Tazminat Taleplerinde Aynı Sonucu Doğurmaz
Yoksulluk nafakasında eşit kusur talebe engel değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre maddi tazminat isteyen tarafın ise kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir; eşit kusurlu taraf bu koşulu karşılamaz. Yargıtay uygulamasında manevi tazminat için de talep edenin daha az kusurlu olması ve diğer eşin kusurlu davranışının kişilik hakkına saldırı oluşturması aranır. Eşit kusurlu taraf lehine manevi tazminata kural olarak hükmedilmez.
İncelenen dosyadaki sonuç da bu farka göre şekillenmiştir. Daire, kadının tazminat taleplerinin reddine yönelik temyiz itirazlarını kabul etmemiş; bozmayı kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası ile sınırlı tutmuştur.
Karşılıklı boşanma davasında “eşit kusur” tespitini her talep için aynı sonucu doğuran bir etiket gibi kullanmak doğru değildir. Mahkeme her fer’î talebi kendi kanuni koşulları üzerinden ayrı ayrı değerlendirmelidir. Kusur belirlemesinin fer’î talepler üzerindeki etkisi, çekişmeli boşanma davası hakkındaki açıklamalarda ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Bozma, Talep Edilen Miktarın Aynen Verileceği Anlamına Gelmez
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının yoksulluk nafakası talebinin koşullarının oluştuğunu kabul etmiş, ancak hangi miktarda nafaka bağlanacağını kendisi belirlememiştir. Karar, Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak “uygun miktarda” yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğini söyler.
Uygun miktarın belirlenmesinde tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumları, nafaka isteyen eşin zorunlu giderleri, nafaka yükümlüsünün ödeme gücü ve dosyadaki diğer ekonomik veriler önemlidir. Karar metninde bu kalemlerin ayrıntısı bulunmadığından, belirli bir miktarın Yargıtay tarafından benimsendiği sonucu çıkarılamaz.
Aynı şekilde “düzenli işi yoksa mutlaka nafaka verilir” biçiminde bir sonuç da kurulamaz. Yoksulluk koşulu, kusur eşiği ve karşı tarafın mali gücü somut olayda birlikte değerlendirilir. Tam kusurlu eşe nafaka verilmemesine ilişkin karar incelemesi ise kusur eşiğinin diğer ucunu göstermektedir.
Karar Günümüzde de Geçerli mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “kusuru daha ağır olmamak” ölçütü yürürlüktedir. Yargıtay uygulaması da eşit kusurun tazminat taleplerini engelleyebildiğini, buna karşılık yoksulluk nafakasının farklı bir kusur eşiğine tabi olduğunu kabul etmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden, kararın künyesine ise Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.
3 Haziran 2026 tarihli karar, eşit kusurlu eşin yoksulluk nafakası talebinin sırf kusur derecesi nedeniyle reddedilemeyeceği yönünden güncelliğini korumaktadır. Bununla birlikte nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşüp düşmeyeceği, gelir ve malvarlığı durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü her dosyada ayrıca araştırılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Alabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi nafaka isteyen eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmamasını arar. Eşit kusur bu şartı ihlal etmez; ancak yoksulluğa düşme ve diğer eşin mali gücü ayrıca değerlendirilir.
Kural olarak hayır. Nafaka isteyen eş diğer eşten daha ağır kusurluysa Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki kusur koşulu gerçekleşmez.
Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesindeki maddi tazminat için talepte bulunan tarafın kusursuz veya diğer eşten daha az kusurlu olması gerekir. Eşit kusur bu şartı karşılamaz.
Eşit kusurlu taraf lehine manevi tazminata hükmedilmesi kural olarak mümkün değildir. Manevi tazminatta ayrıca diğer eşin kusurlu davranışının kişilik hakkına saldırı oluşturması gerekir.
Hayır. Düzenli iş veya gelir bulunmaması önemli bir ekonomik olgudur; fakat tek başına yeterli değildir. Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme, kusur derecesi ve nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilir.
Evet. İstinaf incelemesinde ileri sürülen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlar çerçevesinde delil değerlendirmesi ve hukuki nitelendirme incelenebilir. Somut kararda bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin kusur gerekçesini değiştirmiştir.
Etkilenebilir. Nafakanın reddi ağır kusur kabulüne dayanıyorsa ve Yargıtay tarafları eşit kusurlu sayarsa, nafaka yönünden kurulan hükmün hukuki dayanağı değişir.
Hayır. Yargıtay, kadın lehine uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş; miktarın Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilerek belirlenmesini istemiştir.
Hayır. Kararda bozma kusur belirlemesi ve reddedilen yoksulluk nafakası talebi yönündendir. Kadın taraf vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmiş, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümler onanmıştır.
Hayır. Karar yalnız kusur eşiğinin nasıl uygulanacağını gösterir. Nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi ve diğer eşin ödeme gücünün bulunması gibi koşullar somut dosyada ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/10598, K. 2026/6005, 03.06.2026.
Avukat Görüşü
Karşılıklı boşanma davasında istinaf veya temyiz dilekçesi hazırlanırken kusur belirlemesi ile buna bağlı fer’î talepler ayrı başlıklar altında kurulmalıdır. Kusur derecesine itiraz edilirken yalnız “eşit kusur vardır” demek yerine, bu değişikliğin yoksulluk nafakası, maddi tazminat ve manevi tazminatın her biri üzerindeki farklı sonucu açıkça gösterilmelidir. Böylece kanun yolu incelemesinde hangi hüküm bölümünün neden değişmesi istendiği tereddütsüz anlaşılır.
Yoksulluk nafakası isteyen taraf yönünden ekonomik durum delilleri de kusur tartışmasından bağımsız hazırlanmalıdır. Sürekli ve düzenli iş bulunup bulunmadığı, ücret veya serbest meslek geliri, kira ve diğer malvarlığı gelirleri, zorunlu yaşam giderleri ve varsa sosyal yardımlar güncel belgelerle ortaya konulmalıdır. Kusur eşiği aşılmış olsa bile yoksulluk koşulu ispatlanamazsa nafaka talebi yine reddedilebilir.
Karşı taraf açısından ise savunmanın yalnız “nafaka isteyen eş kusurludur” cümlesine dayanması yeterli değildir. Kusurun neden daha ağır olduğu somut vakıalar ve hukuka uygun delillerle gösterilmeli; ayrıca nafaka isteyen eşin yoksulluğa düşmeyeceği ileri sürülüyorsa bunun hangi gelir veya malvarlığı unsuruna dayandığı açıklanmalıdır. İncelenen karar, kusur derecesindeki tek bir değişikliğin dahi nafaka hükmünü tersine çevirebildiğini gösterdiği için kusura ve ekonomik duruma ilişkin delillerin dosyanın başından itibaren ayrı ayrı hazırlanması gerekir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.06.2026 tarihli, E. 2025/10598, K. 2026/6005 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yoksulluk nafakası ve boşanmanın mali sonuçları, tarafların kusuru ile güncel ekonomik ve sosyal durumlarına göre değişebilir. Somut uyuşmazlıkta kişisel hukuki danışmanlık alınması gerekir; mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
