Nüfusta baba olarak görünen kişinin çocuğun biyolojik babası olmadığı ileri sürüldüğünde, açılacak dava kendiliğinden soybağının reddi davası olmaz. Önce baba kaydının hangi hukuki sebeple oluştuğu belirlenmelidir. Kayıt, evlilik içindeki doğuma bağlı babalık karinesi nedeniyle hukuken geçerli biçimde kurulmuşsa soybağının reddine ilişkin özel hükümler gündeme gelir. Bir kişi baştan itibaren gerçeğe aykırı bir beyanla başka bir erkeğin çocuğu olarak kaydedilmişse uyuşmazlık farklı bir hukuki yola ve farklı bir görevli mahkemeye bağlanabilir.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.06.2026 tarihli, E. 2026/3630, K. 2026/6201 sayılı kararı bu ayrımı somut bir olay üzerinden kurmuştur. Davacılara göre bir kişi, annesinin evlenmesinden on gün önce doğmuş ve daha sonra annesinin evlendiği erkeğin nüfusuna kaydedilmiştir. Daire, kaydın evlilikten doğan babalık karinesine veya sonradan evlenme yoluyla kurulan soybağına dayanmadığını kabul etmiştir. Daireye göre kayıt, başlangıçtan itibaren gerçeğe aykırı bir beyanla oluşturulmuştur. Bu nitelendirme, davanın görüleceği mahkemeyi ve hak düşürücü süre değerlendirmesini değiştirmiştir.
Yukarıdaki PDF’de kararın tam metni yer almaktadır. Kararda isimler ve bazı kayıt ayrıntıları gizlendiğinden tarafların kimliği ve kaydın hangi idari işlemle yapıldığı bilinmemektedir. Biyolojik bağın hangi delille kanıtlanacağı ise görevli mahkemenin incelemesine bırakılmıştır.
Beykoz 1. Aile Mahkemesi Neden Süre Yönünden Ret Kararı Verdi?
Davacılar, 6 Ekim 1978 doğumlu davalının gerçekte nüfus kaydında görünen babanın değil, başka bir erkek ile davalı annenin çocuğu olduğunu ileri sürmüştür. Davacıların babası ile davalı anne 16 Ekim 1978 tarihinde evlenmiştir. İddiaya göre çocuk, bu evlilikten sonra davacıların babasının nüfusuna gerçeğe aykırı biçimde kaydedilmiştir. Davacılar, mevcut kaydın düzeltilmesini ve davalının gerçek anne ve babası olarak gösterdikleri kişilerin kaydına bağlanmasını istemiştir.
Beykoz 1. Aile Mahkemesi uyuşmazlığı soybağı davası olarak ele almış ve davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Davacıların istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını usul ve kanuna uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacılar vekili bu kararı temyiz etmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de önce davanın hukuki niteliğini incelemiştir.
Soybağına ilişkin davalarda doğru dava türü, yalnız dilekçede kullanılan başlığa bakılarak seçilemez. Mevcut kaydın evlilik karinesinden, tanıma işleminden, mahkeme hükmünden veya gerçeğe aykırı tescilden hangisine dayandığı araştırılmadan süre, taraf sıfatı ve görevli mahkeme hakkında sağlıklı sonuca ulaşılamaz.
Dava Soybağının Reddi Değil, Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Sayıldı
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davacıların ileri sürdüğü olayların aile hukukuna özgü soybağının reddi veya sonradan evlenme yoluyla kurulan soybağına itiraz davası oluşturmadığına karar vermiştir. Dava, nüfus kaydının baştan gerçeğe aykırı bir beyanla oluşturulduğu iddiasına dayandığı için nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Bu dava aile mahkemesinde değil, asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir.
Beykoz 1. Aile Mahkemesi görevli olmadığı hâlde uyuşmazlığın esasına girmiş ve davayı süre yönünden reddetmiştir. Hüküm bu nedenle bozulmuştur. Aile mahkemesinin ret gerekçesi olan hak düşürücü süre de bu davada uygulanmaz; nüfus kaydının düzeltilmesi davası böyle bir süreye bağlanmamıştır.
Davanın Niteliğini Kaydın Nasıl Oluştuğu Belirler
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi, hâkimin Türk hukukunu kendiliğinden uygulayacağını düzenler. Bu kural uyarınca taraflar maddi olayları anlatır; mahkeme ise anlatılan olayların hangi dava türüne ve hangi kanun hükümlerine karşılık geldiğini belirler. Davacıların talebe “soybağının düzeltilmesi” adını vermeleri de mahkemeyi bağlamaz.
Kararda belirleyici olan, doğum ile evlenme arasındaki on günlük fark değil, davacıların kaydın nasıl oluştuğuna ilişkin iddiasıdır. Davacılara göre nüfus kaydında baba olarak görünen kişi, çocuğu gerçeğe aykırı bir beyanla kendi nüfusuna kaydettirmiştir. Daireye göre kayıt, ne sonradan evlenme yoluyla ne de evlilik devam ederken doğan çocuk hakkındaki babalık karinesiyle oluşmuştur. Bu durumda ortada geçerli biçimde kurulmuş ve kaldırılması istenen bir soybağı yoktur; ilk günden beri gerçeği yansıtmadığı ileri sürülen bir nüfus kaydı vardır.
Türk Medeni Kanunu'nun 282. maddesi, çocuk ile anne arasındaki soybağının doğumla; baba ile çocuk arasındaki soybağının ise anneyle evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulacağını belirtir. Daire bu yolları tek tek incelemiştir. Davacıların anlattığı kayıt biçimi bunlardan hiçbirine dayanmamaktadır. Bu yüzden özel soybağı davası hükümleri yerine nüfus sicilinin gerçeğe uygun hâle getirilmesine ilişkin kuralların uygulanması gerekir.
Soybağının Reddi ile Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Hangi Noktada Ayrılır?
Soybağının reddi davasında baba ile çocuk arasındaki bağ, evlilik içindeki doğuma bağlı babalık karinesiyle hukuken geçerli biçimde kurulmuştur. Dava, bu bağın biyolojik gerçeği yansıtmadığı ileri sürülerek kaldırılmasına yöneliktir. Dava hakkı, taraflar, hak düşürücü süre ve ispat düzeni Türk Medeni Kanunu'ndaki özel hükümlere tabidir.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise sicile yazılan bilgi daha ilk tescil anında gerçeği yansıtmaz. Amaç, başlangıçtan beri yanlış olan kaydı gerçek duruma uygun hâle getirmektir. İki dava, görevli mahkeme ve süre bakımından da ayrılır. Soybağının reddi davası aile mahkemesinde görülür. İncelenen karardaki gibi baştan gerçeğe aykırı bir kaydın düzeltilmesi ise asliye hukuk mahkemesinde istenir ve hak düşürücü süreye bağlı değildir.
Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davaların usulü düzenlenmiştir. Bununla birlikte bir davanın bu hüküm kapsamında olup olmadığı, yalnız nüfus kaydında değişiklik istenmesine bakılarak belirlenemez. Talep gerçekte babalık karinesiyle kurulmuş bir bağı kaldırmaya yönelikse soybağının reddi davası gündeme gelir. Tanıma yoluyla kurulan bağ ise ayrı bir özel davaya tabidir.
Örneğin baba kaydı resmî bir tanıma beyanıyla oluşmuşsa tanımanın iptali davasının şartları incelenir. Bir çocuk ile biyolojik baba olduğu ileri sürülen kişi arasında daha önce hukuki soybağı kurulmamışsa babalık davası gündeme gelebilir. İncelenen karar, bu dava türlerinin birbirinin yerine kullanılabileceğini söylemez. Her dosyada kaydın nasıl doğduğu ayrıca incelenmelidir.
Bozma Kararı Kaydın Gerçeğe Aykırı Olduğunu Kanıtlamaz
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını kaldırmış ve Beykoz 1. Aile Mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma gerekçesi, aile mahkemesinin görevli olmamasına rağmen uyuşmazlığın esasını inceleyerek hak düşürücü süre nedeniyle ret kararı vermesidir. Beykoz 1. Aile Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi ve dosyayı görevli asliye hukuk mahkemesine göndermesi gerekirdi.
Kararda, hükmün “münhasıran bu nedenle” bozulduğu açıkça belirtilmiştir. Dosya görevli asliye hukuk mahkemesine gönderildiğinde, davacıların iddiası ile gösterilen deliller bu mahkeme tarafından incelenecektir. Daire, davalının nüfusta baba olarak görünen kişinin çocuğu olup olmadığını, diğer davalının biyolojik baba olup olmadığını, kaydın hangi beyanla oluşturulduğunu ve istenen düzeltmenin nüfus siciline nasıl işleneceğini kesin olarak belirlememiştir.
Bu karardan, her biyolojik bağ iddiasında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucu çıkarılamaz. Daire, yalnızca davacıların anlattığı olayları doğru kabul ederek hukuki nitelendirme yapmış ve kaydın evlilik karinesine ya da başka bir geçerli soybağı kurma yoluna dayanmadığı sonucuna varmıştır. Başka bir dosyada nüfus kaydının dayanağı farklıysa görevli mahkeme ve süre kuralları da farklı olabilir.
Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla, kararın görev ve hukuki nitelendirmeye ilişkin sonucunu değiştiren bir kanun değişikliği bulunmamaktadır. Aynı ayrımı farklı biçimde sonuçlandıran daha yeni bir Yargıtay veya Hukuk Genel Kurulu kararı da tespit edilmemiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır. Önce baba kaydının nasıl oluştuğu belirlenir. Kayıt evlilik nedeniyle doğan babalık karinesine dayanıyorsa soybağının reddi davası gündeme gelebilir. Kayıt baştan gerçeğe aykırı bir beyanla oluşturulmuşsa uyuşmazlık nüfus kaydının düzeltilmesi davası niteliğinde olabilir.
Soybağının reddi davasında hukuki bağ, kayıt tarihinde geçerli bir hukuki sebebe dayanarak kurulmuştur ve özel dava yoluyla kaldırılmak istenir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise sicile geçirilen bilginin başlangıçtan beri gerçeği yansıtmadığı ileri sürülür.
İncelenen Yargıtay kararındaki gibi kayıt başlangıçtan itibaren gerçeğe aykırı beyanla oluşturulmuşsa dava, asliye hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Ancak mevcut kayıt babalık karinesi veya başka bir özel soybağı kurma yoluna dayanıyorsa görevli mahkeme farklı olabilir.
Nüfus kaydının düzeltilmesi davası hak düşürücü süreye bağlı değildir. Buna karşılık soybağının reddi veya tanımanın iptali gibi özel davalarda kanunda düzenlenen süreler bulunabilir. Süre değerlendirmesi yapılmadan önce davanın doğru hukuki niteliği belirlenmelidir.
Hayır. Taraflar maddi olayları anlatır; hâkim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Mahkeme, olayların doğru dava türüne ve görev kuralına göre incelenmesini sağlamalıdır.
Hayır. Görev kamu düzenine ilişkindir ve mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilir. Aile mahkemesi, davanın asliye hukuk mahkemesinin görev alanında kaldığını belirlerse davanın esası hakkında ret veya kabul kararı vermek yerine görevsizlik kararı vermelidir.
Hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararı yalnız davanın hukuki niteliği ve görevli mahkeme yönünden bozmuştur. Davacıların gerçeğe aykırı kayıt iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığını görevli asliye hukuk mahkemesi delilleri inceleyerek belirleyecektir.
Tam tekmil vukuatlı nüfus kayıt örnekleri, doğum kayıtları, anne ile nüfusta baba görünen kişinin evlenme tarihi ve baba kaydının dayanağını gösteren belgeler öncelikle incelenmelidir. Dosyanın özelliğine göre doğum belgesi, tanıma senedi, önceki mahkeme kararı veya nüfus müdürlüğü dayanak belgeleri de gerekebilir.
Tanıma işlemi geçerli biçimde kurulmuşsa, yalnız sicildeki kaydın yanlış olduğu söylenerek özel dava şartları atlanamaz. Bu durumda tanımanın iptali davasının kimler tarafından, hangi sebeple ve hangi sürede açılabileceği ayrıca incelenir.
Her durumda kendiliğinden yazılmaz. Mevcut kaydın kaldırılması ile yeni bir soybağının kurulması farklı hukuki işlemler olabilir. Olayın niteliğine göre tanıma işlemi, babalık davası veya başka bir kayıt düzeltme talebi gerekebilir.
Avukat Görüşü
Nüfus kaydına ilişkin dava hazırlanmadan önce yalnız tam tekmil vukuatlı nüfus kayıt örneğine bakmak yeterli olmayabilir. Önce çocuğun doğum tarihi, annenin evlenme tarihi ve kaydın hangi aile kütüğüne ne zaman işlendiği belgelerle tespit edilmelidir. Ardından baba kaydının evlilik karinesine mi, tanımaya mı, mahkeme hükmüne mi yoksa doğrudan bir bildirime mi dayandığı belirlenmelidir. Dava türü bu kronoloji tamamlandıktan sonra seçilmelidir.
Dava dilekçesinde “nüfus kaydının düzeltilmesi” veya “soybağının düzeltilmesi” denilmesi tek başına yeterli değildir. Mevcut kaydın hangi sebeple baştan yanlış olduğu, kaldırılması veya kurulması istenen bağın kimler arasında bulunduğu ve talep edilen yeni kayıt açıkça yazılmalıdır. Böylece mahkeme, davanın hukuki niteliğini, taraf teşkilini ve görev kurallarını somut olay üzerinden denetleyebilir.
Görev itirazı ileri sürülürken yalnız “aile mahkemesi görevli değildir” demek yerine, nüfus kaydının bilinen soybağı kurma yollarından hiçbirine dayanmadığı ve kaydın neden başlangıçtan itibaren gerçeğe aykırı olduğu açıklanmalıdır. Buna karşılık kayıt babalık karinesi, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuşsa özel soybağı davasının şartları atlanmamalıdır. Yanlış dava türü, güçlü bir biyolojik iddianın dahi görev ve süre tartışması içinde sonuçsuz kalmasına yol açabilir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.06.2026 tarihli, E. 2026/3630, K. 2026/6201 sayılı kararı üzerine genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Nüfus kaydının düzeltilmesi ile soybağı davaları arasındaki ayrım, kaydın oluşma sebebine ve dosyadaki belgelere göre belirlenir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
