Evlilik devam ederken bir aracın bedelini eşlerden birinin ödemesi, aracın ise diğer eş adına tescil edilmesi sık rastlanan bir durumdur. Boşanmadan sonra mal rejimi tasfiye edilirken bu işlem iki ayrı şekilde açıklanabilir. Bedeli ödeyen eş, aracı diğer eşe karşılıksız kazandırmak istemiş olabilir; ödemeyi ortak yaşamı ve ailenin geleceğini güvence altına alma düşüncesiyle de yapmış olabilir. Bu iki ihtimalin hukuki sonucu aynı değildir.
İçindekiler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.02.2026 tarihli, E. 2025/2123, K. 2026/1903 sayılı kararı, araç kaydındaki isim ile bağış iradesini birbirinden ayırmıştır. Aracın bedelinin davacı erkek tarafından ödendiği ve aracın davalı kadın adına tescil edildiği dosyada, yalnız tescil işleminden hareketle bağış sonucuna varılamayacağı kabul edilmiştir. Daire, eşler arasındaki dayanışma ve güven ilişkisi bağışlama iradesiyle özdeşleştirilmeden önce tarafların beyan ve davranışlarının incelenmesini istemektedir.
Yukarıdaki PDF’de kararın tam metni yer almaktadır. Metinde ilk derece mahkemesinin adı, bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yer ve tarafların kimlikleri gizlenmiştir.
Araç Kimin Parasıyla Alındı, Kimin Adına Tescil Edildi?
Eşler 19 Ekim 2004 tarihinde evlenmiş, boşanma davası 11 Nisan 2019 tarihinde açılmış ve boşanma hükmü 29 Nisan 2021 tarihinde kesinleşmiştir. Mal rejimi, Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesinin ikinci fıkrası gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Dava konusu araç 3 Ocak 2013 tarihinde, edinilmiş mallara katılma rejimi devam ederken kadın adına satış yoluyla tescil edilmiştir. Aracın bedelini ise erkek ödemiştir.
Yasal mal rejiminde bir aracın yalnız bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden doğabilecek alacağını tek başına ortadan kaldırmaz. Tescil kaydı, aracın dış ilişkide kime ait göründüğünü ortaya koyar. Mal rejiminin tasfiyesi ise aracın edinilme tarihine, bedelin kaynağına, tarafların iddia ve savunmalarına ve tasfiye hükümlerine göre yürütülen ayrı bir hesaptır.
Mal rejiminin tasfiyesinde aracın, borçların ve ödeme kaynaklarının birlikte incelenmesi gerekir. Yalnızca ruhsat kaydına veya bedeli kimin ödediğine bakılırsa kişisel mal katkısı, edinilmiş mal karinesi, denkleştirme ve değer artış payı gibi birbirinden farklı meseleler gözden kaçabilir.
Bir İşlemin Bağış Sayılması İçin Ne Aranıyor?
Türk Borçlar Kanunu’nun 285. maddesi bağışlama sözleşmesini, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Karşılıksız kazandırma iradesi açık bir beyanla açıklanabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir. Bununla birlikte bir işlemin bağışa benzemesi, o işlemin bağış amacıyla yapıldığını kanıtlamaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 222. maddesi, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu ileri süren kişiye ispat yükü yükler ve bir eşin bütün mallarını, aksi kanıtlanıncaya kadar edinilmiş mal sayar. Bu karine ise bedeli ödeyen eşin hangi alacak türünü hangi delille ispatlayacağı sorusunu kendiliğinden çözmez. Mahkemenin aracın edinme kaynağını ve tarafların ileri sürdüğü hukuki sebepleri ayrıca incelemesi gerekir.
Kişisel mal veya karşılıksız kazandırma iddiasının nasıl ispatlanacağı, soyut bir “ben ödedim” ya da “ona hediye ettim” açıklamasıyla çözülmez. Satış sözleşmesi, banka hesap hareketleri, kredi belgeleri, tescil tarihi, ödeme açıklamaları ve tarafların işlem öncesindeki ve sonrasındaki beyanları aynı zaman çizelgesi içinde değerlendirilmelidir.
Yargıtay Neden Tescili Tek Başına Yeterli Görmedi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesine göre, bir eşin bedelini ödediği aracın diğer eş adına tescil edilmiş olması tek başına bağışın varlığını kanıtlamaz. Bağış sonucuna ulaşılabilmesi için bedeli ödeyen eşin karşılıksız kazandırma iradesini, tereddüde yer bırakmayacak söz veya davranışlarla ortaya koymuş olması gerekir. Dava ve cevap dilekçelerindeki anlatımlar böyle bir iradeyi göstermiyorsa mahkeme, yalnız araç tesciline dayanarak mal rejiminin tasfiyesi talebini reddedemez.
Evlilik birliğinde eşler, ortak yaşamın süreceğine inanarak aile ihtiyaçları için yatırım yapabilir ve malvarlığı edinirken birbirlerine güvenebilir. Bedeli bir eşin karşılayıp aracı diğer eş adına tescil ettirmesi de bu güven ilişkisi içinde gerçekleşmiş olabilir. Daire, evlilikten doğan dayanışmayı geri alınmayacak bir bağış iradesiyle aynı anlamda kabul etmemiştir.
Yine de bağış, ancak açık bir sözle yapılabilen bir işlem değildir. Bedeli ödeyen eşin aracı diğer eşe karşılıksız kazandırdığını açıkça gösteren yazışmalar, anlaşmalar, tutarlı beyanlar veya işlem sırasındaki davranışlar varsa farklı bir sonuca ulaşılabilir. İncelenen dosyada ise Daire, dava ve cevap dilekçelerindeki beyanların bağış iradesini ortaya koymadığını belirtmiştir.
Karar metninde, araç tescilinin bağış sayılması için belirli bir belge türünün zorunlu olduğu söylenmemiştir. Daire, bağış amacı taşıyan irade ve davranışların duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta bulunmasını aramıştır. Delilin türü kadar, delilin karşılıksız kazandırma amacını gerçekten gösterip göstermediği de belirleyicidir.
Bozma, Erkeğin Mal Rejimi Alacağının Kabul Edildiği Anlamına Gelmez
Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin davayı reddeden kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırmış ve ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozmanın nedeni, ilk derece mahkemesinin araç bedelinin erkek tarafından ödenmesini ve aracın kadın adına tescil edilmesini tek başına bağış saymasıdır.
Bozma kararı, aracın kendiliğinden erkeğin kişisel malı sayılacağı ya da erkeğin belirli bir alacak miktarına hak kazandığı anlamına gelmez. Dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde mahkeme, tarafların taleplerini, savunmalarını ve delillerini mal rejimi hükümleri çerçevesinde yeniden inceleyecektir. Daire, aracın tasfiyeye hangi değerle ve hangi hesap yöntemiyle gireceğini, erkeğin dayandığı alacak türü bakımından koşulların oluşup oluşmadığını ve varsa borçların ya da kişisel mal katkısının hesaba etkisini belirlememiştir.
Boşanmada mal paylaşımı, her malın doğrudan yarı yarıya bölünmesi anlamına gelmez. Tasfiye sonunda ortaya çıkabilecek hak çoğu kez para alacağıdır; araç kaydının kendiliğinden değişmesi söz konusu değildir.
Karar, yasal mal rejimini düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine, aynı Kanun’un 222 ve 225. maddelerine ve bağışlamayı tanımlayan Türk Borçlar Kanunu’nun 285. maddesine dayanmaktadır. Kararın künyesi ve tam metni Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden de doğrulanabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır, yalnız bu iki olgu bağışın varlığını kanıtlamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karşılıksız kazandırma iradesini açıkça gösteren söz veya davranış bulunmadıkça araç bedelinin bir eş tarafından ödenmesi ve aracın diğer eş adına tescil edilmesinin tek başına bağış sayılmayacağını kabul etmiştir.
Tek başına engellemez. Trafik tescil kaydı, aracın dış ilişkide kime ait göründüğünü ortaya koyar; mal rejiminin tasfiyesinde ise aracın edinme tarihi, ödeme kaynağı, eşlerin talepleri ve tasfiye hükümleri ayrıca incelenir. Talebin kabul edilip edilmeyeceği bu incelemenin sonucuna bağlıdır.
Yazışmalar, taraflar arasındaki anlaşmalar, banka transferlerinin açıklamaları, işlem sırasında verilen açık beyanlar ve birbiriyle uyumlu davranışlar bağış iradesinin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Karar, tek bir zorunlu delil türü belirlememiş; iradenin tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta olmasını aramıştır.
Hayır. Ödemenin kanıtlanması bağış nitelendirmesi açısından önemlidir; ancak hangi mal rejimi alacağının doğduğu, paranın kişisel maldan mı edinilmiş maldan mı geldiği, araçla ilgili borçlar ve tarafların talepleri ayrıca değerlendirilir. İncelenen karar, davacı erkeğin belirli bir alacak miktarına hak kazandığına hükmetmemiştir.
Evet. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, incelenen dosyada dava ve cevap dilekçelerindeki beyanların bağış iradesini göstermediğini özellikle belirtmiştir. Günlük dilde kullanılan kısa ifadeler farklı anlamlara gelebileceğinden, aracın kimin için ve hangi amaçla alındığı dilekçelerde somut olaylarla açıklanmalıdır.
Her durumda değil. Türk Medeni Kanunu uyarınca bir eşin malları aksi kanıtlanıncaya kadar edinilmiş mal sayılır; fakat miras, bağış, evlilik öncesi birikim veya kişisel malın yerine geçen değer gibi kaynaklar kişisel mal iddiasına dayanak olabilir. Satın alma tarihi ve ödeme zinciri birlikte incelenir.
Çünkü edinilmiş mallara katılma rejimi, boşanma hâlinde kural olarak boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Aracın bu tarihten önce mi sonra mı edinildiği, kredi taksitlerinin hangi dönemde ödendiği ve aracın sona erme tarihinde mevcut olup olmadığı hesabı etkileyebilir.
Hayır. Bozma, araç tescilinin tek başına bağış sayılmasına dayanılarak davanın reddedilmesini hatalı bulmuştur. İlk derece mahkemesi, dosya geri geldiğinde tarafların iddia, savunma ve delillerini mal rejimi hükümlerine göre yeniden inceleyecektir.
Trafik tescil kaydı, satış sözleşmesi, banka dekontları, kredi sözleşmesi ve ödeme planı, varsa önceki aracın satış belgeleri ile tarafların işlem dönemindeki yazışmaları toplanmalıdır. Belgeler, aracın edinildiği ve mal rejiminin sona erdiği tarihleri gösteren dava kayıtlarıyla birlikte kronolojik biçimde incelenmelidir.
Hayır. Karar, yalnız tescil ve ödeme olgularının bağış için yeterli olmadığını belirtir. Başka bir dosyada açık bir bağış beyanı, farklı bir mal rejimi sözleşmesi, kişisel mal kaynağı, ortak kredi veya başka deliller bulunabilir; hukuki sonuç dosyanın gerçeklerine göre değişir.
Avukat Görüşü
Araçla ilgili mal rejimi talebi hazırlanırken ilk adım, yalnız trafik tescil kaydını almak değildir. Satın alma sözleşmesi, ödeme dekontları, kredi kullanılmışsa kredi sözleşmesi ve taksit hareketleri, aracın edinildiği tarihte eşlerin gelirleri, varsa önceki aracın satış bedeli ve araç tescil işlemiyle aynı döneme ait yazışmalar birlikte toplanmalıdır. Böylece “bedeli kim ödedi?” sorusu, paranın hangi mal grubundan geldiği ve ödeme yapılırken tarafların ne amaçladığı sorularıyla tamamlanabilir.
Bağış iddiasına dayanan taraf, karşılıksız kazandırma iradesini hangi somut söz veya davranışın gösterdiğini açıkça belirtmelidir. Buna karşı çıkan taraf da yalnız aracın bedelini ödediğini söylemekle yetinmemeli; ödemenin kaynağını, aracın neden diğer eş adına tescil edildiğini ve talep ettiği alacağın hukuki türünü dilekçesinde birbirinden ayırmalıdır. Katılma alacağı, değer artış payı ve denkleştirme aynı kavramlar değildir; yanlış hukuki adlandırma, delillerin hangi amaca hizmet ettiğini belirsizleştirebilir.
Karar özellikle dava ve cevap dilekçelerindeki beyanlara önem verdiği için, yargılamanın başında kullanılan ifadeler sonradan kurulacak bağış veya mal rejimi savunmasıyla çelişmemelidir. “Eşime aldım”, “onun üzerine yaptım” ya da “aile için aldık” gibi günlük ifadeler kendi başına kesin bir sonuç doğurmayabilir. Bu sözlerin söylendiği bağlamın, ödeme belgeleri ve tarafların işlem sırasındaki davranışlarıyla birlikte açıklanması gerekir.
Bilgilendirme Notu
Bu yazı, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.02.2026 tarihli, E. 2025/2123, K. 2026/1903 sayılı kararı hakkında genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel hukuki danışmanlık yerine geçmez. Eş adına tescil edilen aracın mal rejimi tasfiyesindeki durumu edinme ve ödeme tarihine, paranın kaynağına, tarafların taleplerine ve bağış iradesini gösteren delillere göre değişebilir. Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir.
Av. Arb. M. Fatih Yavaş, Bursa Maya Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatıdır. Bursa'da başta aile hukuku ve boşanma davaları olmak üzere velayet, nafaka, mal paylaşımı, soybağı, miras, icra, gayrimenkul, ceza ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet göstermektedir. Gerçek ve tüzel kişilere dava ve icra takipleri, hukuki danışmanlık ve uyuşmazlıkların çözümüne yönelik avukatlık hizmeti sunmaktadır. Her dosyayı kendi hukuki ve fiili özellikleri çerçevesinde değerlendirerek, müvekkillerine sürecin her aşamasında özenli, şeffaf ve etkin hukuki destek sunmaktadır.
